Yeniden ‘Çözüm Süreci’ ve ‘Sahibinin Sesleri’

Yeniden ‘Çözüm Süreci’ ve ‘Sahibinin Sesleri’

İletigönderen gamze köse » Cum May 13, 2022 12:42

Amerika’nın Sesi’nin (VOA) 8 Mayıs 2022 tarihli “Kürt Sorunu Nereye Gidiyor?” başlıklı haberinde yer verdiği "Kürt Sorununa Toplumsal Bakış" adlı raporda, ‘Yeni Bir Çözüm Süreci’ için hazırlıkların başladığını görüyoruz.

Sözde ‘Kürt’ sorununun çözümü ile ilgili çalışmalar yapan Barış Vakfı, “Kürt Sorununa Toplumsal Bakış” başlıklı raporu yayınladı.

Bu raporu hazırlayanlar arasında, hani şu küresel yapının gerçekleştirdiği çok gizli 2019 Bilderberg toplantısına katılan Özyeğin Üniversitesinden Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Evren Balta da var. Balta, doktorasını Siyaset Bilimi üzerine CUNY- The Graduate Center’den, yüksek lisans derecelerini uluslararası ilişkiler üzerine Columbia Üniversitesinden almıştır. Dr. Balta’nın araştırmaları Fulbright, Mellon Vakfı, Social Science Research Council, American Association for University Women ve TÜBİTAK tarafından desteklenmiştir.

Raporu hazırlayan diğer iki isim ise: Prof. Ayşe Betül Çelik ve Mehmet Gürses’tir.

Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi olan Prof. Ayşe Betül Çelik’in çalışma alanları Kürt sorunu, zorunlu göç, sivil toplum ve barış inşaası, toplumsal mutabakat, toplumsal cinsiyet ve kültürel uyuşmazlık çözümü yöntemleridir. Türkiye’nin etnik unsurlarını kaşıma üzerine kafasını yoran Prof. Ayşe Betül Çelik, doktora tezini de İstanbul’daki hemşehri ve Kürt dernekleri üzerine yazmıştır. İnsan hakları konusunda oldukça ikiyüzlü davranan batı dünyasının yayınları olan; akademik çalışmaları, Human Rights Quarterly, Journal of Refugee Studies, Europe-Asia Studies, New Perspectives on Turkey ve Patterns of Prejudice gibi dergide ve derleme kitapları basılmıştır.

Son olarak, 70 ülkedeki ‘etnik-ayrılıkçı’ hareketleri inceleyen, iç savaşlar üzerine araştırmaları bulunan Mehmet Gürses’in kim olduğuna bakalım: Florida Atlantic Üniversitesinde Siyaset Bilimi profesörüdür. Araştırma alanları arasında etnik ve dini çatışmalar, iç savaş sonrası barış inşaası, iç savaş sonrası demokratikleşme, Kürt siyaseti ve Ortadoğu'da İslamcı partilerin ortaya çıkışı ve evrimi yer almaktadır. Bir röportajında, İngiltere’nin ya da Fransa’nın geçmişinde önemli insan hakları ihlalleri ve zulümler olduğunu söylemesine rağmen, aynı İngiltere’nin Kuzey İrlanda sorununu çok az can kaybıyla ‘demokratik’ bir çerçevede çözebildiğini söylemesi, demokrasinin ülkelere göre nasıl da şekillendiğinin kanıtı niteliğinde adeta.

Türkiye seçime doğru giderken ‘Kürt Meselesi’ nedense yeniden kaşınıyor. 2013-2015 yılları arası PKK ve uzantıları ile başlayan ve rafa kaldırılan çözüm sürecine yönelik hazırlanan rapor, Friedrich Ebert Vakfının (Friedrich Ebert Stiftung) desteğiyle basılmıştır.

Friedrich Ebert Vakfının Türkiye temsilcilerinin çalışmalarının maddi kaynağı Berlin’de bulunan vakıf merkezi tarafından sağlanıyor. Aynı zamanda da Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Bakanlığı (BMZ) tarafından denetleniyor.

Friedrich Ebert Vakfı aynı zamanda Türkiye’deki mülteciler konusunda da çalışmalar yapıyor hatta Göç Araştırmalar Derneğinin projelerine de destek sağlıyor.

Bu projelerden biri de “İşyerinden Mahallelere Suriyeli Emekçiler: Mekânsal Ayar, Sömürü ve Disiplin” başlıklı dersler. Yani mültecilerin -bize göre geçici koruma altındaki sığınmacıların- Türk toplumundaki yerlerinin kalıcı hale getirilmesi için çalışılmasıdır. Bu da demek oluyor ki; demografik yapımızın bozulmasına içeriden ve dışarıdan birileri gönülden destek oluyor.

Türkiye’nin demografik yapısının bozulmasıyla ilgilenenlerin, sözde ‘Kürt’ sorununa kafa yoranların tek bir merkezden birçok aracı kuruluşlarla asıl hedeflenen Türkiye’nin bölünmesi üzerine nasıl da faaliyetler yürüttüklerini açıktan görüyoruz.

Bölünmüş bir Türkiye, Sevr hayalini kuranların ortak damarı. Bu damarın bir ucunda mülteciler diğer ucunda da azınlıklar tutuluyor. Tutuluyorlar ki savaş ve barış zamanlarında hedefe konan ülkelerdeki gibi Türkiye’de de stratejik silah olarak kullanılsın.

Gazeteci-yazar Banu AVAR “Zemberek” adlı kitabında bu konuya şu şekilde yer vermişti:

Harvard Üniversitesinde yapılan 'Bir savaş Silahı olarak tasarlanan göç olgusu' (Strategic Engineered Migration as a Weapon of War) başlıklı araştırmada, 'Mülteciler olgusunun hedef ülkelerde savaş ve barış zamanlarında stratejik bir silah olarak kullanılabileceği ve bunu kontrol eden devlete yararlar sağlayacağı' tespiti yapılıyor.

Sonuç olarak; sivil toplumcu çeteler tarafından hazırlanan bu tarz raporların azınlıkları ve mültecileri kontrol edenlerin işine yarayacağını unutmayarak her an ülkemizde patlayacak kaos planın elemanları olduklarını bilmeli!

Gamze Köse
13 Mayıs 2022
Kullanıcı küçük betizi
gamze köse
Üye
Üye
 
İletiler: 61
Kayıt: Prş Oca 12, 2012 16:30

Şu dizine dön: Sizin Makaleleriniz

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x