AKP ile PKK'nın İT DALAŞI, Sonuç, 14 ŞEHİT… / Erdal SARIZEYBEK

Emekli Jandarma Albay - Yazar

AKP ile PKK'nın İT DALAŞI, Sonuç, 14 ŞEHİT… / Erdal SARIZEYBEK

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzr Tem 17, 2011 17:54

AKP ile PKK'nın İT DALAŞI, Sonuç, 14 ŞEHİT…

13 Askerimiz Silvan’da, bir polisimiz ise Siirt’te şehit oldu, biliyorsunuz… Herkes soruyor “bizi kim şehit etti” diye ve herkes cevap veriyor “bir gurup PKK’lı terörist” diye… Doğru değil, bizi şehit edenler bir gurup PKK’lı değil…

Çatışma çıkınca, biz şehit verince zaten mütareke medyası zil takıp göbek atıyor ve başlıyor ardından askerimizi suçlamaya: “Bir gurup terörist nasıl oluyor da koskoca Türk askerini hatta komando timlerini şehit edebiliyor” diye… Yalan bunlar yalan, bizi şehit eden bir gurup terörist değil! Peki kim?

PKK deyince aklınıza ne geliyor, dağdaki terörist mi?
Doğru değil eğer böyle düşünüyorsanız… PKK demek dağdaki terörist demek değildir… PKK bir örgüttür, bir şirkettir, bir mafyadır, bir fabrikadır… Nasıl ki bir fabrikanın başı varsa PKK’nın da var, İmralı’da yatıyor… Nasıl ki bir mafyanın lider kadrosu var, PKK’nın da var… Ve nasıl ki bir şirketin para kasası var, kayıtları, defterleri var ise, PKK’nın da var… Nasıl ki bir şirketin, bir fabrikanın, bir mafyanın siyasileri var, reklamı var, basını var, bürokratı var ise, hepsinde PKK’nın da var… Ve nasıl ki stajyerler için kamplar varsa, bunlarda da var…

Öyleyse bir askerimiz şehit düştüğünde aklınıza dağdaki yaratık olan terörist gelmemeli, aklınıza hemen bir şirket, bir mafya, bir fabrika gelmeli, bu bir küresel yapıdır ve bizi şehit eden dağdaki yaratık değil, PKK denilen küresel örgüttür…

Öyleyse biz dağdaki yaratıkla değil, bir örgütle mücadele ediyoruz, bir gurup yaratıkla değil, bunu iyi görmeli ve iyi anlamalı…

İşin garibi ise şudur:
Bu örgütün başı İmralı’da örgütünü saray yavrusu gibi bir yerden idare ediyor… Bu şirketin lider kadrosu Avrupa ve Irak’ta özgürce hayatını yaşıyor… Bu mafyanın kasası AB ülkelerinde aklanıp silah oluyor ve terörist oluyor… Bu fabrikanın siyasi kanadı her gün televizyonlarda fink atıyor ve bu ülkenin televizyonları her gün örgüt için reklam yapıyor… Bu yapının eğitim ve moral kampları Irak’ta, Barzani’de, Şemdinli’nin hemen yanı başında, özgürce çalışıyor… Böylesi bir yapıda ve reklamda çikolata olsa bu örgüt, satardı, örgüt de satıyor zaten, eleman kazanıyor, terörist yetiştiriyor ve öldürüyor…

Öyleyse bizi kim şehit ediyor?
İşte bu örgüt, bu mafya, bu fabrika, bu yapı şehit ediyor…

Peki ya dış destekleri? ABD-AB-İSRAİL-RUSYA, dış destek olarak bu örgütün hemen ardındadır, her yol önce Kürdistan’a, ardından Bizans’a çıkıyor… Şehitlerimizin katlinde asıl bunların parmağı var, gözden kaçırmamak gerek…

Peki ya hükümet? Hükümet mi, o da kol kola ama Mehmetçikle değil, Mehmetçiği şehit edenlerle…

Peki efendim, “tam da barış yapılır ve ülkeye huzur gelirken”, neden çıktı bu olay?

“İT DALAŞI” bu!

“İT DALAŞI”
nedir?

Yüce Meclis tatile girdi ama İmralı hapiste… Barzani Kürt devleti kurdu ama İmralı hapiste…

AKP-PKK ittifakı Erdoğan’ı Başbakan yaptı ve bu Başbakan tatilde ama İmralı hapiste…

”İT DALAŞI” işte budur!

Peki, yine argo ağızla bu “İT DALAŞI” neden çıktı?

Yağmadan mal kaçırmak gibi bir şey bu… Ya da eşkıyanın talan ettiklerini paylaşmak için aralarında çıkan kavga gibi bir şey bu… Anlatalım…

Seçimden zaferle çıkan Erdoğan’ı zor günler bekliyordu; İmralı’ya af, teröristlere af, Doğu’ya özerklik, millet içinde ikinci bir millet yaratmak, kolay işler değildi bunlar… Tüm bunları yapabilmek ve halkın öfkesini dindirmek için desteğe ihtiyacı vardı… Hazır Yüce Meclis tatile çıkıyordu, boşta kalan iki buçuk aylık sürede mutlaka bir şeyler yapılmalıydı… Kamuoyunun bu ihanet siyasetine alıştırılması ve hazırlanması gerekiyordu… İşte bu noktada İmralı haini imdadına yetişti; 14 ŞEHİT!

Bu çerçevede “14 ŞEHİDİN ANLAMI” şudur”


Kamuoyu terörün acılarından bıktırılacak ve “akan kanlar dursun” demek için yeni bir ortam hazırlanacak,

Askeri operasyonların sonuçsuz kaldığı bu eylemle gösterilecek ve böylece halkın askerine olan güveni sarsmak için örnek olay yaratılacak,

Yer yer iç çatışma ortamı yaratmak için bu eylem neden gösterilecek,

Ekim Ayı’nda Yüce Meclis açıldığında, “hadi gelin şu işi bitirelim”, “analar artık ağlamasın” diyerek İmralı’nın gün yüzü görebilmesi için kamuoyu hazırlanmış olacak…

AKP’nin isteği bu, PKK’nın da isteği bu olduğuna göre, bizim askerimizi, polisimizi sizce kim şehit etmiştir?

Bizi tanırsınız, yıllarımız teröristlerle mücadele ile geçti…
Biz iyi tanırız bu hainleri ve de siyasi uzantılarını. Ülkemizde dokuz yıldır hüküm süren AKP iktidarını ve iktidarın başı olan Başbakan Erdoğan’ı da, terörle mücadele çerçevesinde aldığı kararlar ve yaptığı uygulamalardan iyi tanırız… Çünkü adım adım izliyoruz PKK’yı, ona destek veren ABD-AB-İsrail’i ve de bizim siyaseti. Neden derseniz; biz acı çektik, çocuklarımız çekmesin için, bizim çektiklerimizden ders alınsın için, yapılan hatalar tekrar edilmesin için, nihayetinde bu terör artık bitsin için…

Bu yüzden diyoruz; okuyun önce “İhaneti Gördüm”ü, ardından “Kurt Kapanı”nı ve “Çarçella”yı mutlaka okuyun, kendiniz için değil çocuklarımız için okuyun ve okuduklarınızı çocuklarımıza anlatın, anlatın da nasıl bir ihanete düştüğümüzü ve bu ihanetten nasıl çıkış yolu bulacağımızı bilsinler ve görsünler, yoksa boşa geçer bu ömür…

Peki, bu normal mi, yani İmralı ile pazarlık etmek?

HAYIR.
Bir Başbakan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yöneten bir Başbakan, PKK gibi hain ve alçak bir örgüte güvenerek yola çıkmaz, çıkamaz ve Türkiye’ye ve de Türk Milleti’ne bu çerçevede yol haritası çizmez, çizemez… Buna hakkı da yok, yetkisi de, bu süreçte AKP siyasetinin bize yaşattığı her acı, her trajedi başlı başına bir suçtur…

Sonuçta gördüğümüz odur ki bu gidişat, iyi bir gidişat değildir!

Çünkü ülkeyi yöneten siyaset PKK ile ittifak kurmuştur, aynı yolda yürümektedir. Gittikleri yol önce Kürdistan, ardından Bizans’tır…

Bir iç isyana kadar gidecek demektir bu iş…
Ardından uluslararası siyasetin dikkatleri Türkiye’ye çekilecek…vs… Çünkü çatışmadan ayrılık olmaz, zaten bu yüzden İmralı Türkiye’yi bir iç çatışmaya çekmek istiyor… Aynı zamanda iç çatışma tehlikesi yaratıp Türk milletini endişeye düşürmek, korkutmak, sindirmek, böylece Erdoğan’ın da işlerini kolaylaştırmak istiyor…

“İT DALAŞI” işte budur, başka bir şey değil!

Peki, neden illa ve önce Kürdistan?

Bütün mesele;
Asya’dan Anadolu’ya, oradan Trakya ve Balkanlara, güneyde Ortadoğu’ya, oradan da Kuzey Afrika’ya uzanmış Türk uygarlığı, kültürü ve hâkimiyetinin Asya ile bağını kesmektir… Bu işin içinde Rusya da var, bugünün Rusya’sı, Anadolu’daki biz Türklerin, “Asya ve İran’daki Türk varlığı ile birleşip kendine karşı küresel bir güç olması” korkusu ile yaşıyor… Roma-Bizans’ın devamı olan AB ile biz, zaten bin yıldan beri savaşıyoruz, son savaş Kıbrıs’ta oldu, öncesi ise 1919 Kurtuluş savaşımız… Bugünün AB’si de aynı korku içinde, ABD’si de, İsrail’i de…

Bütün korkuları bu; Asya’dan Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’ya uzanmış bir Türk hâkimiyetini engellemek…

Şimdi ne olacak?

Yaptığımız analiz ve değerlendirmeler doğru ise eğer, Erdoğan ABD’nin tuzağına düşmüştür, önce bu tuzak aydınlatılmalı ve Erdoğan bu tuzağı görmelidir, ne de olsa Başbakan’dır, maaşını biz veriyoruz…
Erdoğan bu tuzağı görürse, Türkiye mutlaka bir çıkış yolu bulacaktır, çünkü tuzaktan kurtulmak isteyen bir siyaset hemen milli güçlerine sarılacaktır, milli güçlerini harekete geçirecektir, aksine onunla savaşmayacaktır… Türk milleti kendi gücü ile tüm düşmanlarını yener, bir korkumuz ve endişemiz yok bu konuda…

Eğer Erdoğan da bu işin içindeyse, bu siyaset ihanete düşmüş demektir, derhal delilleri bulunarak “vatana ihanet” suçundan yargılanmalıdır…

İhanete düşen bu siyaseti yargılayacak bir yargı yok ise eğer,
yani yargı da ihanete düştü ise eğer, Türk Milleti Anayasamızın başlangıç hükümlerinden güç ve vazife alarak, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bölünmez bütünlüğünü savunmak için” derhal duruma el koymalıdır.

Aksi halde Türkiye, ya hızla bir iç çatışmaya doğru sürüklenecek ya da iç çatışma görüntüsü altında Anayasa değiştirilerek Kürdistan’ın ve ardından Bizans’ın temeli atılacak ve sonrasında ise temel üstü duvarlar örülmeye başlanacaktır…

Bu bir ateştir ve bu ateş herkesi yakacaktır…

Ama şurası unutulmasın ki her iki halde de kazanan daima, bugün için de, yarın için de, Türk bayrağı altında toplananlar olacaktır…



Erdal SARIZEYBEK, 17 Temmuz 2011
erdalsarizeybek@gmail.com
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12113
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Şu dizine dön: Erdal SARIZEYBEK

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x