Suriyeli sığınmacılar sorunu nasıl çözülür? / Barış DOSTER

Suriyeli sığınmacılar sorunu nasıl çözülür? / Barış DOSTER

İletigönderen Oğuz Kağan » Çrş Tem 31, 2019 12:52

Suriyeli sığınmacılar sorunu nasıl çözülür?

Suriyeli sığınmacılar konusu, bir kez daha ve önceki tartışmalardan daha sert şekilde gündemde öne çıktı. Gerçi hep gündemin ön sıralarındaydı. Ama gelinen aşamada siyasette ve medyada polemikler kızıştı. Bu işin sürdürülemez olduğunu, oy kaybının temel nedenleri arasında bulunduğunu anlayan iktidar da, kendince arayışlarını artırdı. Konuyu, “el âlem ne der” kaygısı yaşamadan tartışmakta; “ırkçı”, “faşist” yaftalamalarını sıklıkla kullanmamakta; sığınmacıların sebep değil sonuç olduğunu unutmamakta yarar var. Sıralayalım...

1) Suriye’nin bu hale gelmesinin en büyük suçlusu, ABD emperyalizmiyle onun Avrupalı ve Ortadoğulu müttefikleridir. Astana Süreci’nden itibaren tercih değiştirse de, Türkiye’nin de hatası çoktur. Suriye’nin bağımsızlığı, bütünlüğü ve egemenliğinin garantörü olduğunu, Rusya ve İran’la birlikte kayıt altına alan Türkiye’nin, sahadaki uygulamaları da bu yönde olmalıdır. Suriye’nin bütünlüğünü, Suriye’yi bölmeye çalışan ABD’yle değil, Suriye devletiyle sağlayacağını kavramalıdır. Bu, sığınmacıların ülkelerine dönmesini sağlayacak ilk ve en büyük adımdır.

2) Sığınmacı, göçmen, mülteci terimleri çoğunlukla yanlış kullanılmaktadır. Suriyeliler göçmen, mülteci değildir. Geçici sığınmacı statüsündedirler. Sığınmacı zorunlu olarak; göçmen hür iradesiyle ülkesinden ayrılan kişidir. Mülteci ise ülkesinden zorunlu sebeplerle ayrılıp başka ülkeye giden, iltica talebi kabul edilen, kendisine mülteci statüsü verilen kimsedir.

3) Bu konular konuşulduğunda ülkeler üçe ayrılır: Göç alan ülke, göç veren ülke, geçiş ülkesi. Türkiye, üç özelliğe de sahiptir. Bunda coğrafya etkilidir. O nedenle Türkiye’nin yükü ağırdır. Başka bir ülkeyle kıyaslanamaz. Misal; Yunanistan’la karşılaştırılamaz. Çünkü Yunanistan’ın kabul ettiği 50 bin Suriyeli sığınmacı için Atina’ya 600 milyon Avro veren Avrupa Birliği’nin (AB), bu hesapla, Türkiye’deki 5 milyon Suriyeli sığınmacı için Ankara’ya 60 milyar Avro vermesi gerekir. Bu olanaksızdır. AB, Türkiye’ye söz verdiği 3 milyar Avro’nun bile yarısını ödemiştir.

Türkiye bu yükü taşıyabilir mi?

4) Türkiye; 5 milyon Suriyeli sığınmacı için 40 milyar dolar harcamıştır. 82 milyon nüfuslu bir ülke için bu kadar sığınmacı; 800 milyar dolarlık bir ekonomi için bu kadar para, büyük yüktür. Sadece Suriye’den değil, Afganistan’dan Özbekistan’a, İran’dan Ermenistan’a, Irak’tan Gürcistan’a kadar geniş bir coğrafyadan insanlara kucak açan Türkiye için bu durum, sürdürülebilir değildir.

5) Sorun çok yönlü, çok boyutludur. Sınır güvenliğine, askeri tedbirlere indirgenemez. Siyasi, mali, hukuki, diplomatik, toplumsal, kültürel, duygusal yönleri vardır. Halkın önemli bölümünün yoksulluk çektiği, açlık sınırında milyonlarca yurttaşın olduğu, dört üniversite mezunundan birinin işsiz gezdiği bir ülkede, ekonomik koşullar bozuldukça, sığınmacılara yönelik öfkenin artması kaçınılmazdır. Mehmetçik Suriye’de şehit düşerken, Suriyeli gençlerin Taksim’de yılbaşı kutladığını, alkol aldığını, nargile içtiğini gören yoksul, emekçi kitlelerin sinirlenmesini, “ırkçılık, faşizm, yabancı düşmanlığı” olarak görmek, cehalettir. Türk milliyetçiliğini ve tarihsel köklerini Avrupa’daki ırkçı, faşist hareketlerle karıştırmak yanlıştır. Türkiye’nin gerçeklerine emperyalist Avrupa solunun gözlüğüyle bakan liberal sol anlayış, sorunludur.

6) Sayısı 5 milyonu bulan sığınmacı, ne Avrupa’nın yeğlediği yöntem olan asimilasyon ne ideal yöntem olan entegrasyon ile Türkiye’yle bütünleştirilebilir. Ne sığınmacıların böyle bir niyeti ne Türkiye’nin buna takati vardır. Sadece demografik yapı değil (misal, Kilis’in yüzde 80’den fazlası sığınmacı), sosyolojik ve politik yapı mutlaka bozulur. Gelecekte Türkiye içinde Türk-Suriyeli Arap gerilimi kaçınılmaz hale gelir. Türkiye’ye gelen sığınmacıların Suriye’de boşalttığı bölgelere, ABD’nin PKK terör örgütünün Suriye uzantısı PYD-YPG unsurlarını yerleştirdiği düşünülürse, sorunun dış politika açısından ne kadar çetin olduğu daha da iyi anlaşılır.

Sözün özü; sorunun çözümü, Suriye devletinin ülkesine egemen olmasından geçer.

Barış DOSTER, 31 Temmuz 2019
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 11951
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Şu dizine dön: Gazete Köşe Yazarları

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x