Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

Genel & Güncel Konular

Re: Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

İletigönderen bezgin » Sal Mar 08, 2011 14:08

Gazetecilerden Savcı Öz'e net tavır: "Pabuç bırakmayacağız!"

Gazetecilerin peş peşe tutuklanması nedeniyle gelen eleştiriler üzerine, Savcı Zekeriya Öz'ün yaptığı açıklamaya yazarlar yanıt verdi: Savcı değil, siyasetçi. Papuç bırakmayız.
Son Ergenekon operasyonunda Prof. Dr. Yalçın Küçük, Nedim Şener, Ahmet Şık ve Doğan Yurdakul'un da tutuklandığı Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz'ün, henüz soruşturma tamamlanmadan yaptığı "tehdit" gibi açıklama yazarların tepkisine yol açtı.


Öz'ün açıklamada, "adı geçen terör örgütünün hedef ve amaçlarına katkı sağlayacak istikametteki yayınlar tarafımızca özenle izlenmekte, hassasiyetle değerlendirilmektedir" ifadesini gazeteciler, "basına tehdit" olarak yorumladı.



Yazarlar, açıklamayı Aydınlık'a değerlendirdi:

Cüneyt Ülsever: "Savcı değil, siyasetçi"
Zekeriya Öz'ü artık savcı olarak takip etmekte güçlük çekiyorum.Yaptığı açıklamayla, 'gizli bir delil var'
demeleriyle töhmet altında bırakıyor. Her hangi bir
savcının böyle bir yaklaşım sergileme lüksü yok. Savcılığını da tehditlerini de ciddiye almıyorum. Zaten ya ciddiye alacaksınız ya da tehdit olarak kabul edeceksiniz. Zekeriya Öz'ü savcı olarak değil, siyasetçi olarak görüyorum.


Melih Aşık: "Sınırı olmayan yasa koymuş"
Savcı Zekeriya Öz, bu açıklamayla sınırları belli olmayan bir yasa koymuş oluyor.


Bekir Coşkun: "Tarikat istilası var"
Oyun bitti! Herkes ne olduğunu anladı. Savcı Zekeriya Öz'ün açıklaması artık bıçağın kemiğe dayandığını, zorda kaldıklarını gösteriyor. Kör gözüm parmağına be mübarek! Ama tepkim, aydınlara, demokrat geçinenlere. 8 yıldır aynı şeyleri söylüyorduk, tarikat istilası var diyorduk. Yahu Fransızlar dahi anladılar. Bu tehdit de artık, binanın çatısının çöktüğünü gösterdi.


Rıza Zelyut: "'Haber yapma' diyor."
Basın özgürlüğüne terör örgütlenmesi demek, yerlerde süründüğünü gösterir. Terör, insanlar öldürülürken yapılır, basın yoluyla yapılmaz. Haber yapma demek oluyor, gülünç bir bakış açısı. İleri demokrasiden bahsederler bir de, ayıp be! Umarım akıl galip gelir.


Necati Doğru: "Papuç bırakmayız."
Tehdit, sindirme, korkutma açıklaması. Cumhurbaşkanı da endişelerini belirtti, Cumhurbaşkanı'nı da mı tehdit ediyorsun? Gene de yazmaya devam edeceğiz. Pabuç bırakmamak gerekir.


Doğan Tılıç: "Tavrımız değişmeyecek."
Bir tür aba altından sopa göstermek oldu. Yazdıklarımıza dikkat edelim isteniyor, açıkça bu ifadeyi görüyorum. Başka bir anlama gelmiyor. Her köşe, herkesin vicdanına kalmış. Tavrımız değişmeyecek.


Banu Avar: "Direktif verilmiş"
Basın özgürlüğünün ihlali dışına taşan, ileri demokrasi tanımını alt üst eden açıklamalar. Sözün bittiği yerdeyiz. Susturma politikalarını tüm çevrelere yaymak istiyorlar. Savcıya direktif verilmiş. Söylenenlerin arka planını anlamak gerekiyor. Bir korku dalgasıyla sindirmeye, susturmaya çalışılmasına 'ileri faşizm' diyorum

AYDINLIK, 08.03.2011
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

İletigönderen bezgin » Çrş Mar 09, 2011 15:54

Vatandaş gazetecine sahip çık / Rıza Zelyut


Çağdaş demokrasinin temel ölçüsü nedir?
-Basının özgür olup olmamasıdır.
Sıradan demokrasilerdeki partiler, seçim, hükümetler gayet olağandır.
İlle de basın özgür olacak...
Basının özgür olmasının ölçüsü nedir, biliyor musunuz?
-Hükümeti korkmadan eleştirecek...
İkinci ölçü nedir?
-O ülkenin başbakanı çıkıp da basını tehdit edemeyecek. Gazete patronlarına; 'Maaşını verdiğin yazara sahip çık, yoksa sen bilirsin!' diye ültimatom vermeyecek. Yetmeyince de gazetelere maliye memurlarını salıp milyar dolarlık cezalar kestiremeyecek...
Bu ölçülerle bakın Türkiye'ye...
Manzara berbattır.
- - -
Aslında mağdur edilen vatandaşın kendisidir.
Televizyonda dizi seyrederek kendisini kandırıyor büyük çoğunluk.
Amma elinden demokratik hakları, yaşamının temeli olan ekonomik hakları alınıyor.
Zam terörü ile çocuklarımızın kursağındakiler bile çalınıyor.
Bunu protesto edin desek; Ergenekon savcıları bekliyor:
-Vaaay; demek sen kitleleri kin ve nefrete teşvik ederek hükümeti düşürmeye çalışıyorsun. O zaman terör örgütü üyesisin; gel bakalım Silivri'ye...
- - -
Başbakan; 'Yargıyı rahat bırakın!' diye çağrı yapıyor.
Yani; Ergenekon mahkemelerine saygı istiyor.
Anayasa Mahkemesi'ne ise aynı saygıyı çok görüyor.
Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz'e saygı istiyor.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'na aynı saygıyı çok görüyor.
- - -
Böyle bir ortamda vatandaşa gerçekleri kim aktaracak?
Elbette ki namuslu gazeteciler.
İşte hedeftekiler onlar şimdi:
Bu durumu film seyreder gibi seyrediyor susturulan gazetecilerin okuyucuları.
Modern demokrasi istemek öyle oturup seyretmekle olmaz.
Gazetecine sahip çıkacaksın.
- - -
Ey vatandaş!
Bir Atatürk geldi; sen istemediğin, daha doğrusu farkında bile olmadığın halde sana demokrasiyi getirdi.
Demokrasinin kıymetini bu yüzden bilmiyorsun.
Çağdaş insan olmak; korkup evinde oturmakla olmaz.
Çıkacaksın; gazetecine sahip çıkacaksın.
Eğer bu kadarcık demokratik tepkiden bile çekiniyorsan...
O zaman sen baskıyı, sömürülmeyi; ezilmeyi, horlanmayı hak ediyorsun demektir.
Sen buna razı isen gazetecinin derdi nedir ki...

SAVCI BEY'İN ODASINDA AJAN MI VAR?
İnanılmaz, inanılmaz ama oluyor işte...
Nedim Şener sorgulandı; içeri tıkıldı.
Kimsenin kefili değilim amma...
Görüyorum ki suç dedikleri şey; Nedim'in gazetecilik çalışmaları...
Zaten bu zamanda bomba suç olmaktan çıkartıldı; kitaplar bomba sayılıyor.
Daha ilginci de şu:
Savcı Zekeriya Öz, Nedim Şener'in ifadesini alıyor.
Ama o ifade; bir gün sonra basına sızdırılıyor.
Yandaş Medya'da çarşaf çarşaf bu ifadeler yayımlanıyor.
İşte buna inanılmaz, diyorum.
Amma hep oluyor bu...
- - -
Savcılık makamında gizli kalması gereken bu ifadeleri basına kim sızdırıyor?
Herhalde bunu Sayın Zekeriya Öz yapmıyordur.
Galatasaraylı centilmenliğine de yakışmaz zaten öyle bir şey.
O zaman Sayın Savcı'nın odasına birisi sızıyor.
Ya demir kapıdan...
Ya elektronik kapıdan...
O tutanakları çalıyor; hükümet yanlısı basına servis yapıyor.
Böylece; Nedim Şener gibi gazeteciler, kamu vicdanında suçlu hale getirilmek isteniyor.
Daha en başından bir itibarsızlaştırma kampanyası yürütülüyor.
Hatırlayın tam 3 buçuk yıldır bu rezalet devam ediyor.
- - -
Şimdi siz beni nasıl inandırırsınız bu davanın tarafsız olduğuna?
Biz yargıyı rahat bırakıyoruz da yandaş basın rahat bırakmıyor...
Modern casusluk teknikleri ile savcılık tutanaklarını ele geçiriyorlar.
Peki Başbakan Erdoğan niye bu rezalete bir fırça atmıyor?
Nerede Adalet Bakanı?
Nerede HSYK?
Bu HSYK gizli olması gereken belgelere sahip çıkamayan savcıdan veya hakimden neden hesap sormaz?
Ayıptır sayın hukukçular, çok ayıptır.

Günes, 09.03.2011
e-mail: zelyut@gunes.com
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

İletigönderen bezgin » Çrş Mar 09, 2011 22:08

E-Posta Terörü! / NEVAL KAVCAR



Ümraniye soruşturmasında önemli kırılma noktası, Nedim Şener’in tutuklanması oldu. Hrant Dink’in katledilmesi ile ilgili yazdığı kitabın, davanın seyrini değiştirdiği söyleniyor. Nedir, ne değildire girecek değilim. İşin vahim tarafı, Nedim Şener’le ilgili emniyete gönderilen ihbar e-postası. Şener, örgütün propaganda bölümünde görevli imiş o ihbara göre. İhbarcı kim? Dağa kaçtı. Dağ nerde? Yandı bitti, kül oldu.

MEB’da görev yaparken, milli eğitim müdürlüklerine gönderilen ihbarlarda, kimlik yoksa geçersiz sayılırdı. Bir kişi hakkında ihbar varsa, ihbarı yapan onu ispatla yükümlüdür. Bu yargıda da öyledir, ya da öyleydi.

Haa, ortada örgüt var, kimlik gerekmez deniliyorsa, size garazı olan grupların e-posta kurşunu ile vurulabilirsiniz demektir. Şu ana kadar anlattığımın hukukla, insan hakları ile ilgisini kurabildiniz mi? Ya demokrasi ile? Peki, basın özgürlüğü ile? O e-postaları tesadüf kabul edemeyiz. Örgüt aranıyorsa, o satırları yazanlar bulunmalı. Ve yaptıkları ihbarlar ispat ettirilmeli.

Silivri’ye gönderilenlerin tamamı iktidar muhalifi. Diyorlar ki, darbe yapacaklardı. Ne zaman, 2003 yılında. Bu şekilde zan altında olan askerlerin bir kısmı emekli. Ellerinin altında asker falan yok. Olsun, toplumda kaos yaratacaklardı diyor, Ergenekon müneccimleri.

Son tutuklamadan, Cumhurbaşkanı da rahatsız olmuş. Başbakan’da davalar çabuk bitmeli diyor. İlk tutuklamaların 2007 Haziranında başladığını ve binlerce kişinin katlinden direk sorumlu İmralı canisinin davasının bile aylar içinde bitirildiğini düşünürsek, suçlu olduğu kesinleşmemiş insanların içerde can verdiğini, kanser hastalarının son anlarında evlerinin didik didik arandığını hatırlarsak, yanlış giden bir şey gerçekten var.

Oraya buraya gömülüp, birkaç gün sonra o silahların buldurulduğunu Odatv sitesinde seyrettik. 2008 Ocağında tutuklanan, üç yıldır içerde olan Sevgi Erenerol’ün suçu nedir? Hukuka saygılıyız, yargıya güveniyoruz diyen bu insanlar kaçacakmış gibi davranılıyor. Arananlar, kendiliğinden gelip teslim oluyor. İnsanları domuz bağı ile bağlayıp, betona gömen Hizbullahçılarsa sırlar alemine karıştı. Hele ki elde var olan, kanlı terör örgütü PKK ile yaşananlar.

Velhasıl; Kimlerin yazdığı belirsiz e-postalarla insanların hayatı kararıyor. Devletin kurumları itibarsızlaştırılıyor. Yargıya güven biterse doğmaz mı asıl kaos? Yanlış giden şeyler sebebiyle yandaş yazarlar da, kazan kaldırdı. Bu işin ters tepmesi durumunda, aynı durumla karşılaşmaktan korktular kim bilir.

***

Hergün Kara Perşembe

Kaygı verici gelişmeler sürüyor. Ergenekon adı verilen, mahkemenin bu adı kullanmayın uyarısına rağmen, kamuoyu tarafından böyle tanındığı ve yandaşlar vazgeçmediğinden, eli mahkum kullanıyoruz.

İki ucu açık, suçluyu suçsuzu sanki aynı torbaya atmışlar gibi izlenim var. Yerelde halk iktidara muhalif olanların Silivri’ye gönderildiğini düşünüyor. İş hukuki mi, değil mi kısmı ile ilgili değiller. Baykal kaseti gündeme düştüğünde, bir gazete “gerçekten korktuk” başlığını atmıştı. Bugün korku bariyerinin aşıldığını ve kitlesel eylemlere gazete çalışanlarının katıldığını görüyoruz. Ki iktidar etkilenmiş görünmüyor.

Konumuz, dış basında Türkiye’deki gazeteci göz altıları. Sınır tanımayan gazeteciler örgütü “kara Perşembe” diye başlık atmış ve şöyle demişler. “Gazetecilerin, hükümetle bağdaşmayan gerçekleri haber yaptıkları için, yeniden baskı altında kaldıklarını görmek bizi rahatsız etti.” (Basın – 4 Mart 2011)

O cümle, olup bitenin dışarıda nasıl algılandığını göstermiş. “Falan örgütün üyesi” şeklindeki göz altılara kuşku ile bakılıyor. Hem dışarıda, hem içeride.

***

Taraf’ın Akşam Şubesi Nagehan Alçı


Nagehan Alçı ve Taraf. Bilmeyenler ne ilgisi var diyebilir? Kendisi Taraf’ın Rasim Ozan Kütahya’lısı ile nişanlı efendim. Epeydir Taraf’ı aratmayan satırlarla iştigalde.

Odatv yöneticilerin nefret suçu işlediklerini, kendisine Yavuz Baydar söylemiş. Şu nefret suçunu örnekleseler de, biz de öğrensek. Yazarlığı bırakıp savcılığa soyunuyor. “Ortada ırkçı ve manipülatif bir çete olduğu kesin” diyor. Yazarlık mı yapıyor, hedef mi gösteriyor? Asıl merak edilen, Akşam’ı taraflaştıran satırları ile Taraf’ın şubeliğine mi soyunduğu?

Haberiniz, 09.03.2011
nevalkavcar@yahoo.com
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

İletigönderen bezgin » Prş Mar 10, 2011 12:27

Ya AKPKK ya da Soner Yalcin gerizekali olmali.

Cünkü Kozinoglu'dan sizdirildigi öne sürülen belgelere "Koz.doc" ismini vermek icin gerizekali olmak gerekir.

Bu tertiplere ve carpitmalara inananlarin zekasini artik sorgulayamiyoruz. Yasak.

:arrow: Ergenekon.doc :alkolik:
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

İletigönderen bezgin » Prş Mar 10, 2011 21:58

Beter Olun ki!... - Ali İhsan Gürcihan
Sözüm ona bir zamanlar dost geçinen Uğur Dündar bile sonra arayacağım diyerek bir daha telefona bile çıkamadı.

(Açık İstihbarat : "Cesur" gazeteci Uğur Dündar, ekranda yanında ayırmadığı Nedim Şener'in gözaltına alındığı gün, her gün sunduğu Star Haber'i sun(a)madı. )

Hele Cengiz Çandar denen kişi kendimizi bu kadarcık ifade etmemizi,”Davayı sulandırma” diye yaygara koparacak kadar bizi hafife almaya çalışan küstah birkaç yazı bile yazdı .



Güzel bir başlık değil farkındayım...
Beynim tutarlı olmaya çalışsa da, küskün yanım içten içe böyle haykırıyor..

Beter olun diyorum…

Kimlere mi ?

İşin ucu kendilerine uzanınca hukuka ve iktidara sayıp,sövmeye başlayan sözüm ona liberal geçinen gazeteci ve aydınlara.

Ve iddia ediyorum ki…

Bu kendine Müslüman basın mensupları ve aydınlar, hak ve hukuk ile demokrasiyi sadece kendilerine göre değerlendiren bencil demokratlardır.

Tutuklanan gazetecilerin hepsi için değil sadece bazıları için hak ve hukuk diyen çifte yaklaşımlı bu adamların büyük bir kısmı, özellikle Ergenekon ve Balyoz sanıkları ile ilgili görsel ve yazılı basında yargısız infaz yapanlar değil mi ?

Halen kendilerinin ve yandaşlarının konu ile ilgisi olamayacağını izaha çalışırken bile diğer sanıklar hakkında şüpheli açıklamalara ve yargısız infaza devam etmiyorlar mı ?

Birçoğu ikinci cumhuriyetçi ve tarikat uzantısı bu kişiler bir militan gibi yargısız infaz yaparken,diğer basın mensuplarının ve aydınların büyük kısmı ne yapıyordu peki ?

Azınlık birkaç kişi hariç kendilerine bir şey bulaşmasın ve rahatsız olmayayım mantığında duyarsız koca bir et yığınından farkları yoktu..

Bekle gör ve duruma göre tavır al sessizliği ya da sinsiliği ile nabza göre şerbet veriyorlardı.

Şamil Tayyar’ı,Çengiz Çandar’ı,Hasan Cemal’i,Altan’ları,Ali Bayramoğulları ve benzerlerini hadi bir kenara koyalım.

Ergenekon davası ile ilgili uğradığımız haksızlığı anlatabilmek ve sesimizi duyurabilmek için yazmadığımız aramadığımız kimse kalmadı.

32nci gün proğramında bir söyleşi ve Sayın Melih Aşık dışında cevap veren ve de sesimizi duyuran,bırakın ses duyurmayı nezaketen cevap veren kimse olmadı.

Sözüm ona bir zamanlar dost geçinen Uğur Dündar bile sonra arayacağım diyerek bir daha telefona bile çıkamadı.

(Açık İstihbarat : "Cesur" gazeteci Uğur Dündar, ekranda yanında ayırmadığı Nedim Şener'in gözaltına alındığı gün, her gün sunduğu Star Haber'i sun(a)madı. )

Hele Cengiz Çandar denen kişi kendimizi bu kadarcık ifade etmemizi,”Davayı sulandırma” diye yaygara koparacak kadar bizi hafife almaya çalışan küstah birkaç yazı bile yazdı .

Cumhuriyetle ve Ordu ile hesaplaşma kin ve sevdası ile davanın siyasi olduğunu bilmelerine ve söylemelerine rağmen haksızlıkları göz ardı edip iktidar adına psikolojik savaş yapan sözüm ona liberal aydın ve gazeteciler ile bu haksız uygulamalar karşısında rahatı kaçmasın diye duyarsız kalanların bugün iş kendilerine uzanınca hak,adalet diye seslerini yükseltmesini ciddi ve samimi bulmuyorum.

Demokrat geçinen bu kişiler bilmelidir ki ;

Haksızlığa uğrayan ilk kişi adına gerçekleri anlamaya çalışmıyor ve doğrular adına sesinizi çıkarmıyorsanız,sıra size gelince iş işten geçmiştir ve de işin ucunun nereye varacağı da artık belli değildir.

Kesinlikle bir temenni olarak değil ama sadece kendine demokrat geçinen bencillere ve sıra kendilerine gelince hak,hukuk diye ortaya çıkan bu duyarsız koca beyinlilere BETER OLSUNLAR diyorum.

NEDEN Mİ ?

Beter olsunlar ki,

Sadece kendilerinin değil ünvansız ve çulsuz sade vatandaşların da hak ve hukuku olduğunu çok iyi anlasınlar.

Beter olsunlar ki,

Demokrasi mücadelesi maskesi altında bu ülkede yalan ve yanlış neler yapıldığını kavrasınlar.

Beter olsunlar ki,

Çaresizliğin ne olduğunu ve çaresiz kalınan anda gerçek dostlarının kim olduğunu bilsinler.

Ve beter olsunlar ki,

Gerçekleri öğrenmeden insanlar hakkında yargısız infaz yapmanın ne kadar ahlaksız bir yaklaşım olduğunu öğrensinler.

Bir şekilde küskünlüğümü de yansıtan bu yazıma rağmen son söz olarak diyorum ki ;

Her ne olursa ve kim olursa olsun,haksızlığa uğrayan herkesin en azından ilke olarak yanında olma iradesi ve herkes için hak ve adaletin en kısa sürede gerçekleşmesi dileği ile.

Kalın sağlıcakla.

Açık İstihbarat, 09.03.2011

:arrow: Bu isler sirayla!
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Önceki

Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

cron

x