Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

Genel & Güncel Konular

Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

İletigönderen Türk-Kan » Prş Mar 03, 2011 12:04

Ergenekon'da büyük operasyon

Polis, Ergenekon soruşturması kapsamında İstanbul ve Ankara'da gazeteci Nedim Şener ve Ahmet Şık, yazar Prof. Dr. Yalçın Küçük, eski MİT'çi Kaşif Kozinoğlu ve aralarında çok sayıda gazetecinin olduğu adreslerde arama yapıyor. Ev ve ofislerinde arama yapılan isimler hakkında ''Ergenekon terör örgütü üyeliği'' suçlamasıyla gözaltı kararı da bulunuyor.

Geçtiğimiz günlerde gazeteci Soner Yalçın ile birlikte 2 Odatv çalışanının da gözaltına alınmasıyla başlayan soruşturma kapsamında İstanbul ve Ankara’da eş zamanlı olarak aralarında gazetecilerin de bulunduğu çok sayıda kişinin evine baskın yapıldı.

OPERASYON 07.00'DE BAŞLADI

Polis ekipleri, saat 07:00’de eş zamanlı olarak başlatığı aramalarda ilk önce gazeteci Ahmet Şık’ın Kabataş’taki evine geldi. Bilgi Üniversitesinde Medya ve İletişim Sistemleri üzerine ders veren Ahmet Şık’ın evine gelen polis ekipleri, aynı anda üniversitedeki odasında da arama yapmaya başladı. Odatv baskınında yapılan aramada Ahmet Şık’a ait cemaatle ilgili ve basımı henüz yapılmayan kitabının taslaklarının bulunduğu iddia edilmişti.

YALÇIN KÜÇÜK'ÜN OFİSİNE ÇİLİNGİR ÇAĞIRILDI

Prof. Dr. Yalçın Küçük'e Ankara'daki Yüzüncü Yıl'daki Öncü Sitesi'nde bulunan evinde ve ofisinde sabahın erken saatlerinde aramalar başlatılmıştı.

Yalçın Küçük'ün ofisine alarm sistemi nedeniyle giremeyen güvenlik güçlerinin çilingir yardımıyla alarm sistemini etkisiz hale getirdiği ve kapıyı açtığı, aramalara bu şekilde başlayabildiği öğrenildi.

Ofiste “Ergenekon” soruşturması kapsamında çeşitli belgelerin arandığı ve incelendiği bildirildi.

Kendisi İstanbul'da olan Küçük'ün evindeki ve ofisindeki aramalar devam ediyor.

GAZETECİ SAİT ÇAKIR GÖZALTINA ALINDI

Eren Sait Çakır'ın Üsküdar'daki evindeki arama sona erdi. Polisler ilk olarak evden evraklar ile çıktı. Daha sonra Çakır da evden çıkarılarak polis aracına bindirildi.

NEDİM ŞENER'İN EVİNİN ARANMASINA TEPKİ

Polislerin, Nedim Şener'in Bakırköy Kartaltepe Mahallesi Akın Yolu Sokak Oğuzhan Sitesi'ndeki evinde arama yapmaya başlamasının ardından bazı komşularının pencerelerine ve balkonlarına Türk bayrağı astığı görüldü

ARAMALARIN GEREKÇESİ 'ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİ'

Aramalar, ''Ergenekon terör örgütü üyeliği'' ve ''halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek'' gerekçeleriyle yapılıyor.

HAKLARINDA GÖZALTI KARARI VAR

“Ergenekon” soruşturmasını yürüten savcılardan Zekeriya Öz'ün talebi üzerine, İstanbul nöbetçi 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, Prof. Dr. Yalçın Küçük, gazeteciler Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın da aralarında bulunduğu 11 kişiye ilişkin olarak arama ve gözaltı kararı verdiği belirtildi.

KAŞİF KOZİNOĞLU YURTDIŞINDA

Yalçın Küçük'ün İstanbul'da, Kaşif Kozinoğlu'nun yurtdışında olduğu belirtilirken, diğer kişilerin ise aramalar esnasında adreslerinde bulunduğu kaydedildi.

Görüntüler:

YALÇIN KÜÇÜK'ÜN EVİNDE ARAMA: http://webtv.hurriyet.com.tr/2/14329/0/ ... randi.aspx

GAZETECİ AHMET ŞIK'IN EVİ ARANDI: http://webtv.hurriyet.com.tr/2/14330/0/ ... arama.aspx

SAİT ÇAKIR BÖYLE GÖZALTINA ALINDI: http://webtv.hurriyet.com.tr/2/14339/0/ ... lindi.aspx

NEDİM ŞENER'İN EVİNDE ARAMA: http://webtv.hurriyet.com.tr/2/14334/0/ ... arama.aspx


http://www.hurriyet.com.tr/gundem/17170213.asp?gid=373
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

Re: Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

İletigönderen bezgin » Prş Mar 03, 2011 12:26

ÖLÜMÜNE KADAR BURDAYIZ



Bu sabah Yalçın Küçük, Nedim Şener, Doğan Yurdakul başta olmak üzere aralarında Odatv çalışanlarının ve yazarlarının da bulunduğu çok sayıda gazetecinin evinde Ergenekon operasyonu kapsamında aramalar başladı. Bazı gazeteciler gözaltına alındı. Bazı yerlerde ise aramalar devam ediyor. Nihat Genç ikinci Odatv baskınını yorumladı. Tarihin en zor gazetecilik dönemini yaşadığımızı söyleyen genç gözaltına alınan Odatv çalışanlarını anlattı.

Konuşacak hal kalmadığını belirten Nihat Genç sözlerini şöyle noktaladı: "Gücümüz yettiği kadar ayakta kalacağız. Ölümüne kadar burdayız."

Oda TV, 03.03.2011, 12:10




"KİM ERGENEKON YALANINI İFŞA EDERSE ONUN YERİ SİLİVRİ"

Bugün Ergenekon kapsamında yapılan polis baskınları sonrasında Nihat Genç, Facebook sayfasına kısa bir yazı kaleme aldı.


"ARKADAŞLAR,

Oda TV’ye baskın yapılıp Soner ve Barışlar alındıktan sonra bugün de Oda TV’den ağbimiz Doğan Yurdakul ve Ankara’dan hem ağbimiz hem ODA TV temsilcisi Mümtaz İdil ve muhabir İklim Bayraktar’ın evleri aranmakta ve ayrıca gazeteci Nedim Şener..

Olan şudur, kim Ergenekon sürecinde Ergenekon yalanlarını ifşa eden belgelerle ortaya çıkan haber yaparsa, işte onun sonu belli Silivri..

Ergenekon iddianamesini hazırlayanlar iddialarını doğrulayacak belgeler bulamadılar ve dava ilerledikçe dava tel tel döküldü, döken de işte içeri alınan ve alınmakta olan gazeteciler.

Yani Türkiye, Ergenekon yalanlarıyla ilgili asla haber yapmayacaksın, sonun bu..

Bilindiği gibi ODA TV’de yazıyordum, bugün itibariyle ODA TV’deki diğer arkadaşlarımız da alınanca bu sütundan başka yazacak yer kalmadı.. Ayrıca Avrasya TV’de para bulamayınca geçici bir süre uydudan dahi yayın yapamıyor, ne diyeyim..

Söylenecek çok bir şey de kalmadı, Ergenekon yalanı bir Amerikan planıydı ve bu plan işgal şartlarında ilerliyor..

Gücüm oldukça buradan konuşmayı sürdüreceğim,

İYİ SABAHLAR…"

Nihat Genç 03.03.2011, 09:01

Odatv.com
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

İletigönderen bezgin » Prş Mar 03, 2011 13:43

Sasirmadim. Sorunlar öylece ortada dururken:

Issizlik, yoksulluk, yolsuzluk, hirsizlik, siddet, bölünme

VE CiNAYET.

flv File format : flv
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

İletigönderen Çetin Taş » Prş Mar 03, 2011 14:06

Faşizmin sonu her zaman aydınlık olmuştur. Bundan badem bıyıklı faşistler de nasiplerini er ya da geç alacaklardır.
Şu an için çevremizdekileri bu hain tezgah ile ilgili bilgilendirmeye devam edelim arkadaşlar.

Bir şekilde tepkilerimizi göstermemiz gerektiğini düşünen arkadaşlarıma da benim yaptığım gibi Türk bayraklarını camlarına asmalarını öneriyorum. Başka önerisi olan arkadaşlar da paylaşsınlar.

Sağlam durun arkadaşlar. Milyonlarca cumhuriyet ve Atatürk aşığıyız. Umutsuzluğa kapılmayın, ümidinizi yitirmeyin.
Kemalistim.Vatanımı her şeyden çok seviyorum.
Kullanıcı küçük betizi
Çetin Taş
Üye
Üye
 
İletiler: 2354
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 22:02

Re: Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

İletigönderen Başkomutan » Cum Mar 04, 2011 0:17


Gazeteci avı!

Türkiye’de uzun süredir devam eden soruşturmalar, aramalar, gözaltılar, ucu açık tutuklamalar, basın özgürlüğünü yok etmiştir. Çünkü, devlet erkini kullanan güçlerin hukuk dışı uygulamalarını yazmak, tutuklanmayı göze almak demektir. Gazetecilere açılan binlerce dava, zaten otosansüre sebep olmuştur. Bir gazeteci, yazı yazdığı için yargılandığı bir konuda nasıl tekrar yazabilir?

Yargı gücünün, devlet içinde bir grup tarafından basın üzerinde susturucu olarak kullanılmasına rağmen, Hrant Dink cinayetinin perde arkasını araştırmak ve bu operasyonda kullanılan devlet görevlilerinin suçlarını deşifre etmek gibi gazetecilik olaylarına imza atmak, “Silivri’de tecrit hücrelerine kapatılmayı göze almak” anlamına geliyor.

İşte Nedim Şener’in başına gelenler..

***

Başından beri iddia ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesini bütün boyutları ile ortaya çıkarırsa Türk Milleti’ne karşı ters operasyon yapan bir çeteyi deşifre etmiş olur ve benzer olaylardaki bütün gerçekler ortaya çıkar!

Hrant Dink, Rahip Santoro ve Malatya’daki misyonerlerin öldürülmesi, birbirini takip eden, “Türkiye’nin 11 Eylül’ü” diye nitelendirebileceğimiz olaylardır.
Amerikan ve dünya kamuoyu, ikiz kulelere yönelik saldırılardan sonra nasıl Afganistan ve Irak işgallerine onay vermişse, bu cinayetlerden sonra da Türk kamuoyunda en azından bir tereddüt meydana getirilmiş ve olayların faturası ulusalcılara kesilmiştir.

Oysa 11 Eylül olayını yaptığı iddia edilen El Kaide örgütü, CIA’nın kurduğu ve halen kullandığı bir örgüttür. Gerçekte ortada bir örgüt de yoktur. CIA’nın istediği zaman kullandığı sözde İslâmi gruplar vardır.

Nedim Şener ortaya çıkardı ki Türkiye’deki cinayetleri, devlet içinde bir çete işletiyor!

Yani faturayı ulusalcılara kesmeye karar verenlere, bir bahane gerekiyordu. Hrant Dink cinayeti ile bu iklimi oluşturmaya başladılar. Ardından diğer cinayetler de gelince, psikolojik operasyonda görev alan basın, bu olaylarda sorumluluğu bulunan devlet görevlilerini bir kenara bırakıp, hiç ilgisi olmayan insanlara yönelik bir iftira kampanyası başlattı.

Mahir Kaynak’ın dikkat çektiği gibi: “Son darbe iddialarının bir özelliği var. Bununla ilgili deliller devletin bir kurumu, yani polis veya istihbarat tarafından mahkemeye sunulmuyor. Bilinmeyen bir odak son derece yaygın ve etkili bir biçimde bilgileri toplayıp önce basına sızdırıyor, sonra bunlar delile dönüşüyor. Bu, iddiaların geçersiz olduğu anlamına gelmez ama devletin dışında bir gücün ülkeyi yönlendirdiği sonucu çıkabilir.”

Yargı organları, soruşturmayı bu yönde de sürdürmeliydi. Oysa bugüne kadar yapılanlar, yargının da Amerika’daki gibi basın yoluyla yönlendirilebildiğini göstermektedir.

***
Gazeteci Müyesser Yıldız’ın, mahkeme kararı olmadan telefonunu dinlettiği iddiasıyla Ergenekon savcısı Zekeriya Öz’ün yargılanmasını sağlayan bir kişi olduğu da biliniyor. Nitekim CHP’li Yılmaz Ateş, “Normalde Basın Kanunu’na göre bir suç varsa dava açılması lazımdı. 4 aydır hiçbir şey yazmayan bu hanımefendinin halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği ifade ediliyor. Ortada bir suç yok. Delil yok. Orta Doğu’da diktatörlükler yıkılıyor ama Türkiye’de hızla diktatörlüğe doğru gidiliyor” dedi.

Artık operasyonlar, cadı avına benzer şekilde, gazeteci avına dönüşmüştür. Gazetecilik mesleğinin gerektirdiği telefon görüşmeleri bile örgüt üyeliğinden tutuklanmak için delil olarak kullanılıyor. Gazeteciler artık telefonla görüşmeye korkuyor. Böyle bir ülke, hukuk devleti olabilir mi?..


Arslan BULUT 4 Mart 2011
YENİÇAĞ
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

İletigönderen Oğuz Kağan » Cum Mar 04, 2011 1:26

TÜSİAD Ciyaklarken

TÜSİAD için, sıranın kendilerine geldiğini görene kadar herşey güllük gülistanlıktı ama...

ASKERHABER ANALİZ

Sayın TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, öyle Diyarbakır'a gidip Kürtçe şarkılarla hayal çekmek, ardından AKP'nin Kürt açılımına destek vermek hatta, "Oğlumu Doğu'ya askere göndermeyeceğim" demek işe yaramıyormuş.

Şahsınız artık, insanların bahanesiz, bir armut gibi toplandığını görmüş durumda gibisiniz.

Son olarak şöyle bir açıklama buyurmuşsunuz: "Demokrasi, şeffaflık ve adaletin yerine gelmesi için daha ne kadar bekleyeceğiz? 'Bakalım arkasından ne çıkacak' sorusunun son kullanma tarihi nedir?”

Çok anlamlı ama geç kalmış bir soru bu Sayın Boyner.

Neden derseniz?

Saflar çoktan belli oldu ve siz de yapıştığınız kesimi net olarak belli ettiniz.

Size şimdiden geçmiş olsun.


Her iki durumda da çok yakında zamanda sizin TÜSİAD olarak ekonomi ve siyaset sahnesinden silineceğinize dair ciddi emareler var.

Tabi görmesini bilene.

Bunları o zamanlar söylemeliydiniz. Şimdi değil.


Askerhaber.com, 3 Mart 2011
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

İletigönderen Türk-Kan » Cum Mar 04, 2011 8:44



Bugün meydanlardayız!
Bunun Sonu Yok! Her gece evimize biri gelebilir, alıp götürebilir, hücreye atabilir.
Bütün sorumluluk sahipleri, bütün durumu görenler bu korkunç gidişe karşı bir araya gelmeliyiz,
sesimizi yükseltmeliyiz!
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

Re: Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

İletigönderen bezgin » Cum Mar 04, 2011 11:42

Tertibin bir ayagi da dün gece "Itler Vadisi" isimli dizide yapilmis. Egemenler, bir yandan muhalif gazetecileri toplarken bir yandan da gündemi pislikle doldurma pesinde.
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

İletigönderen bezgin » Cum Mar 04, 2011 12:23

GODOT’YU DEĞİL ADALET BEKLİYORUZ / Nihat GENC


İlk gençlik yıllarımızın en sıra dışı oyunu Samuel Beckett’in Godot’yu Beklerken adlı oyunu.. Sıkıcı mı sıkıcı.. Hiçbir şey anlatmayan bir oyun nasıl dünya çapında bir üne sahip olup modern ‘klasikler’ arasında yerini aldı ve Godot’yu Beklerken lafı yerküredeki her insanın ağzına diline yerleşti..

Şöyle.. Oyunun iki kahramanı vardır Vladimir, Estragon… Oyun boş ıssız neresi olduğu bilinmeyen bir mekanda geçer.. İki kahraman aralarında konuşur.. Uzun bir süre susarlar.. Sonra yine konuşurlar.. Çok dikkatli izlenirse Godot’yu bekliyorlarmış, Godot kimdir bilinmez.. Sonra oyuncular da neyi beklediğini unutur.. Arada yine uzun suskunluklar..

Bilinmeyen hayali ‘umut’un beklenişi mi bilinmez ama yazar’ın çağımızda ses getiren eleştirisi şudur, neyi beklediğini bilmeyen aptallıklar, neyi konuştuğunu bilmeyen hafıza kayıpları ve unutkanlıklar..

Bu kadar boş tutarsız sıkıcı dünya içinde arada bir Godot lafı geçer ve izleyici oyunun adı Godot’u Beklerken olduğu için, yahu Godot denilen nedir, ne oluyor şimdi, bu aptal iki adam neyi tartışıyor, dedikçe gerilir sıkılır…

Tıpkı şimdi, yahu şu Ergenekon nedir adalet nerde, dediğimiz gibi..

Ve oyunun insanı çıldırtan tarafı oyun içinde oyuncular aralarında hiç konuşma yapmazlar yani ‘uzun boşluklar’ oluşur.. Bu ‘sessizlikler’ izleyiciyi sıkıntıdan deli eder ama oyun yazarı tüm dünyaya burada meydan okur: Sahnedeki kahramanları sıkıcı yapan aptallaştıran ve hafızalarını kaybettiren, işte bu ‘uzun boşluklardır…’..

Oysa tiyatronun edebiyatın tarihi ‘diyalogların’ ‘metinlerin’ tarihidir, Beckett, ‘suskunluk ve boşluklardan’ bir metin inşa ederek hepimize işte bu ‘boşlukları’ okuyunuz, demek ister..

Sıradan insanlar değil ama bizlere düşen ‘boşlukları’ okumaktır, Doğu Perinçek’in alındığı günden beri üç-beş ay aralıklarla bir yığın operasyon yapıldı..

Diyelim Ulusal Kanal’a ya da İşçi Partisi’ne bir faks geliyor, baskına gelen polisler bu ‘faksı’ belge diye ele geçiriyor… Ekrana çıkanlar ‘iddialar var efendim, iddialar’ diye gönderilmiş fakstaki iddiaları dile doluyorlar…

Sonra olup biteni unutuyoruz, uzun bir boşluk.. Hafızamız kayboluyor..

Bu sefer başka bir yerde, eski bir subay ama avukatın bürosunda bir ‘belge’ geçiriliyor.. Suçlanıp içeri tıkılan sanık ‘bu belgeyi bilmiyorum, görmedim’ diye hala iddiasını sürdürüyor..

Ancak akşam olup ekrana çıkanlar tartışmalı uydurulmuş belgeyi ekranlarda bayrak gibi göstererek ‘iddialar var efendim, iddialar var’…

Sonra unutuyoruz, araya üç-beş ay giriyor, hafızamız dağılıyor… İçeri tıkılmış insanlar arada bir avukatları aracılığıyla adalet diyor iftira diyor…

Sonra bir ‘komutan’ın cep telefonu mesajları.. Sonra İlhan Selçuk’un telefonları..

Sabahın dördünde yaka paça almalar ve akşama ekranlara çıkanlar ‘iddialar var efendim, iddialar’ diye yeri göğü inletiyor.. Sonra birkaç ay boşluk…

Sonra yine Türkan Saylan’ın evi basılıyor, PKK’yla irtibatlandırılıyor.. Akşam olup ekrana çıkanlar ‘iddialar var efendim, iddialar var’ diye sabahlara kadar bilmeden anlamadan sallayıp duruyor… Kamuoyu birkaç gün neye uğradığını şaşırıyor.. Sonra yine suskunluk..

Sonra Mustafa Balbay’ın ‘bilgisayarlarında’ sonra başka birinin bilgisayarlarında sonra yerde sonra odasında sonra havada sonra bürosunda sonra Gölbaşı’nda sonra evin çatısında..

‘İddialar var efendim, iddialar..’

Sonra araya uzun boşluklar giriyor…

Buradan çıkartacağımız sonuç şu, dünkü baskınlardan sonra ‘birkaç aylık boşluk’ bekliyoruz… Herkes işine gücüne dönebilir bu oyunun bir önemli özelliği ‘aradaki boşluklar’.. Biz aptal kurbanların seyrederken içine düştüğümüz şey ‘hafıza kaybıdır’, bu hafızanın birkaç ay içinde bir çok şeyi ‘unutması’ için sessizliğe ihtiyacımız var..

Buradan çıkartacağımız ikinci netice şu, Ergenekon Soruşturması ‘hep bir yerlerde, cep telefonu, bilgisayarda, büro, oda, yerin altında’ saklanmış şeylerle yürütülüyor..

Ve şu anda yüzlerce avukat ve idealist gazetecilerin içeri alınma nedenleri de burada yatıyor ‘bu belgelerin uydurulmuş sonradan üretilmiş’ olması iddiası.. Ki, ODA TV’nin Zir Vadisi haberi bence son nokta..

Ve ‘sonradan koyma, sonra baskın yapıp bulma’ oyunu sonsuza kadar sürer.. İktidar ya da savcılar bu topraklarda canları istedikçe kimi suçlamak içeri tıkmak istiyorsa, her an herkesin başına bu gelebilir..

Burada benim bu oyunu sonlandırmak için komik bir önerim var, mesela yıllardır ekrana çıkıp ‘iddialar var efendim, iddialar..’ diyen bütün gazetecilere şöyle bir teklifte bulunuyorum, hepimiz kafamızdaki tahmin ettiğimiz Ergenekon Terör Örgütü Üyesi olabilecek gazetecileri, avukatları, yazarları, komutanları, çekinmeden söylesin.. Ve biz ‘gazeteciler’ ya da ‘sivil kurumlar’ olarak ‘polis basmadan’ önce o eve biz gidip o bilgisayarlara biz el koyalım… Ben gönüllüyüm, evim kapım bilgisayarım iç çamaşırlarım telefon kayıtlarım, her şeyimi bu dava uğruna hepinize helal olsun, buyurun gelin…

Ergenekon Soruşturması’nın başından beri ‘Nihat Genç kesin alındı, alınacak, ha alındı, yarın alınacak’ diye üstüne ‘banko’ oynanan bir isim olarak, bu önerim işinize gelmediğiyse başka bir öneride bulunayım..

Eskiden hırsızlığa meraklı ve hatta hırsızlık hastası insanlar varmış, mahalleli bu insanlar hırsızlığa çıkmasın diye gece yatarken yatakta iki kişi arasında yatırırlarmış, hani gece gizlice kaçıp hırsızlığa gitmesin diye.. Bir tedbir..

Bir tedbir de 12 Eylül öncesinden hatırlıyorum, bir çok esnaf oğulları anarşiye karışmasın korkusuyla çocuklarını okuldan alıp dükkanda çalıştırmaya başladılar, ‘okulu batsın, gözümün önünde olsun’ diye…

Mesela bana böyle de yardımcı olabilirsiniz, soruşturmalar sürerken sizinle aynı evde pekala kalabilirim ve beni aranıza alıp birlikte uyuyabiliriz, ya da sizin ‘dükkanda’ çalışmaya başlayabilirim, ‘gözünüzün önünde’ olurum, ben de Ergenekon Terör Örgütü’ne bulaşmamış olurum..

Bu tedbirleri mutlaka almalıyız, çünkü biz yazarız, şu ‘uzun boşluklar’ bizim aklımızı çeliyor, kafamıza şüpheler sokuyor.. Dünkü ‘baskınlardan’ sonra ve özellikle Ahmet Şık gibi bir ismin içeri alınması yüzlerce köşe yazarını tıpkı ‘başından beri bizim içine düştüğümüz derin şüpheler’ içine soktu…

Ahmet Şık ismi kendine liberal diyen çok insanı şoke etti, biz ise ‘günaydın’ diyoruz, biz sizden tecrübeliyiz çünkü ‘şok’lara alıştık…

Bütün kalbimle Allah musibetiyle öğretmesin diyorum, ancak Ahmet Şık sahnedeki ‘yalnızlığımızı’ giderdi..

Şöyle.. Godot’yu Beklerken oyununu bizler ‘tek başına oynuyorduk..’..

Oysa oyunun iki kahramanı vardı, biri Vladimir diğeri Estragon.. Ancak bu iki karakterden biri daha aptalcaydı.. Eleştirmenler bu biraz daha ‘saf’ olan üzerine çokca yazı yazmıştır..

Şimdi sahnede yalnızlığımızı gideren biraz ‘aptalca’ arkadaşlar da rol almaya başladı, işte oyun şimdi başlıyor…

Artık ‘uzun sessiz boşluklara’ birlikte alışacağız..

Nerde kalmıştık eee benim ‘aptal liberallerim’ neyi bekliyorduk, Adalet.. Godot…

Sahneye yeni çıktığınız için oyunun buraya kadar olan kısmından tecrübelerimizi aktarayım, uzun boşluklarda yardımcınız olur…

Önce.. flaş flaş flaş diye manşet atarlar.. Alt yazılarında ‘ulusalcı..’ diye diye bir ‘marka’ oluştururlar.. Sonra Yalçın Küçük… Soner Yalçın… diye diye öyle suçlamalar iftiralar dolaşır ki… Birkaç gün sonra cümleleri şöyle kurmaya başlarlar.. ‘Soner Yalçın’la irtibatlıymış..’

Yahu hepimiz her birimiz konuşmalarıyla kitapları yazılarıyla ‘irtibatlıyız’, ama bu ‘irtibat’ lafı yok mu..

Alışın alışın, önce şu ‘irtibat’a alışın, sonra öğreneceğiniz daha çok şey var..

Ancak içimden kalır söylemeliyim, ben de yeni öğrendim ‘hayvanlar topluca kahkaha’ atamazmış.. Maymunlar mesela güler ama ‘tek başına gülerler’.. Canlılar içinde topluca gülmek topluca kahkaha atmak sadece insanlara özgüymüş..

Bizler uydurma iftiralarla alınırken içinizde ‘tek tek kahkahalar’ atanları çok gördük, şükür, Ergenekon yalanları bizleri büyüttü ve hayatın evrimi gelişti ve artık bu komediye hep birlikte ‘kahkaha’ atarak birlikte gülebiliriz.

Odatv.com, 04.03.2011
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

İletigönderen bezgin » Cum Mar 04, 2011 17:22

İleri Demokrasi Sabah Yine Yollardaydı-Açık İstihbarat

Piyango bu kez gazeteciler Nedim Şener, Ahmet Şık, Doğan Yurdakul, Müyesser Yıldız, Mümtaz İdil, Sait Çakır ve İklim Bayraktar'a vurdu. Gözaltına alınanlar ve evi arananlar arasında kıdemli siyasi sanık Yalçın Küçük ile adı Susurluk sürecinde geçen eski MİT'çi Kaşif Kozinoğlu da var.



Arama ve gözaltı kararlarının "Ergenekon terör örgütü üyeliği"ne dayandırıldığı bildirilirken, Ankara Baro Başkanı Metin Feyzioğlu, "Arama kararı somut bir gerekçeye dayandırılmalıdır, artık yeter!" diyerek isyan etti.

Bugünkü operasyon, Odatv'ye iki hafta önce yapılan baskının bir uzantısı gibi görünmekle beraber, "Ergenekon terör örgütü üyesi" olmakla suçlanarak gözaltına alınanlar arasında "Darbe günlükleri" haberiyle Nokta Dergisi'nin kapanmasını neden olan Ahmet Şık ile Hırant Dink davasının Ergenekon davası ile birleştirilmesi gerektiğini, çünkü bunun bir derin devlet operasyonu olduğunu savunan Nedim Şener'in de bulunması kafaları karıştırdı.

Radikal gazetesi editörü Ertuğrul Mavioğlu, Ahmet Şık'ın "Ergenekon terör örgütüne üye olmak" suçlamasıyla gözaltına alınmasına yönelik şaşkınlığını NTV'de "Ahmet'le '40 Katır mı, 40 satır mı' adlı bir kitap yazdık. Ahmet orada Ergenekon ve Kontrgerilla'yı anlama klavuzu ile Ergenekon'da kim kimdir bölümünü yazdı. Bugün Ergenekon suçlaması ile gözaltına alınıyorsa, bu saldırı herkese yönelecek demektir" sözleriyle ifade etti.

Mavioğlu, Ergenekon soruşturmalarının Ahmet Şık tarafından ortaya çıkarılan ve Nokta dergisinin kapatılmasına neden olan Özden Örnek'e ait olduğu öne sürülen "Darbe günlükleri" ile başladığına da dikkat çekti.

Odatv'ye yapılan baskının ardından operasyonların kendisine uzanacağını tahmin eden Nedim Şener 'in ismi, Odatv bilgisayarında ele geçirildiği öne sürülen "medya 2010" başlıklı metinde geçmiş; ancak Odatv avukatları bu belgenin bilgisayara virüs yoluyla yerleştirildiğini açıklamışlardı. Nedim Şener, savcılık ifadesine metinde "Nedim" olarak geçen ismin Nedim Şener olabileceğini belirten Soner Yalçın hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

Doğan Yurdakul ile Mümtaz İdil, Odatv'nin dışarıda kalan iki yöneticisi, Sait Çakır ve İklim Bayraktar ise bu sitenin yazarlarıydı.

"100 Yılın Hesabı/Türk'ü Tasfiye Projesi" kitabının yazarı gazeteci Müyesser Yıldız, Odatv'deki yazılarına bir süre önce ara vermişti. Yıldız, "Meyyal Uygur" müstear adıyla Açık İstihbarat'ta da yazılar yazıyor.

03.03.2011
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

İletigönderen bezgin » Cum Mar 04, 2011 17:31

O KİTABI ODATV BİLGİSAYARINA CEMAATÇİ POLİSLER Mİ YÜKLEDİ?

Gazeteci Ahmet Şık’ın henüz yayınlanmamış ve Sabri Uzun, Hanefi Avcı, Emin Aslan'ı da içeren kitabı odatv bilgisayarına nasıl girdi? Şık, Nazlı Ilıcak’ı arayarak “avukatların iddiası doğruysa, üzerinde çalıştığım kitaptan haberdar olanlar (Cemaatçi polisler) çalışmamı bir şekilde ele geçirip, o bilgi notuyla Oda TV'nin bilgisayarlarına yüklemişlerdir" dedi.
Nazlı Ilıcak’ın bugünkü yazısının ilgili bölümü şöyle:
…"Sabri Uzun" adlı Word belgesinde ise, Emniyet İstihbarat eski Daire Başkanı, Hanefi Avcı'nın yakın mesai arkadaşı Sabri Uzun'un kitabıyla ilgili ilginç bilgiler bulunuyordu. "Şık- Sabri Kitap" başlıklı belgede, "Sabri'nin kitap konusunda çekincesi var; ikna etmeye çalışalım. Kitap seçimden önce yetişmeli. Nedim, Ahmet Şık konusunda görüşsün. Kitaba çalışırken cesur olun. Nedim'i kutlarım, Ahmet'i çalıştırsın" deniliyordu. Ayrıca, "Oookitap"dosyasında, Ahmet Şık'ın "poliste Fethullahçı yapılanmayı" konu alan kitabı tümüyle yer alıyordu. Bu kitap yayınlanmadığına göre, nasıl Oda TV'nin belgeleri arasına girmişti?

O arada Ahmet Şık beni aramaz mı!
O da, kitabının Oda TV'ye nasıl gittiğini bilmiyordu.
"Kitabı okumak için birisine verdiniz mi?" diye sordum. Sadece, arkadaşı avukat Fikret İlkiz'e, "Hukuki açıdan bir sorun olur mu?" diye göndermişti. Bir nüshası, Bilgi Üniversitesi'ndeki ofisinde, bir diğeri de evindeki bilgisayarındaydı.

Ahmet Şık, "Kitabım çıkmadan beni itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar" dedi. Meselâ, Medyasavar isimli internet sitesi "Vay Ahmet vay, bu hiç şık olmadı" diye manşet atmış. Ahmet Şık'tan "provokatör-gazeteci" olarak söz etmiş. Bu sitede, Şık'ın, Basın Yayın'da okurken, Cumhuriyet'te polis muhabirliği yaptığı, THKPC'li olduğu da yazıyor. Şimdi de sözü Ahmet Şık'a bırakalım: "Nedim, arkadaşım, aynı zamanda meslektaşım. Ne o beni çalıştırır, ne de ben onu. Adı geçen polis müdürlerini, Sabri Uzun'u, Hanefi Avcı'yı, Emin Aslan'ı tanırım. Üçü de yakın zamanda piyasaya çıkacak kitabımda yer alan isimler. Emniyet'teki cemaat örgütlenmesini anlatan kitabımda, komplolarla ayağı kaydırılan polis müdürlerinin başlarına neler geldiğini yazdım. Bitmemiş kitabımın kopyasının Oda TV'de işi ne? Ben de bilmiyorum. İki şık mevcut: Ergenekon güdümünde olduğu ileri sürülen Soner Yalçın'la ortak hareket ediyor olmam. Beni birazcık tanıyan, bu ihtimalin gerçek olmayacağını anlar. Soner Yalçın'ın kendisi mi böyle bir bilgi notu yazdı, onu da bilemem. Ama sorgusunda, bu dosyalardan haberi olmadığını söylüyor. Virüslü elektronik posta ihtimali daha aklıma yatıyor. Eğer avukatların iddiası doğruysa, üzerinde çalıştığım kitaptan haberdar olanlar (Cemaatçi polisler) çalışmamı bir şekilde ele geçirip, o bilgi notuyla Oda TV'nin bilgisayarlarına yüklemişlerdir."
İşte iddialar ve verilen cevaplar. Peki gerçek ne? Bunun için biraz daha beklemek gerekecek.

Odatv.com, 24.02.2011
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

İletigönderen GEZGİN » Cum Mar 04, 2011 22:44

İklim Bayraktar serbest bırakılmış .


Kaynak
Kullanıcı küçük betizi
GEZGİN
Üye
Üye
 
İletiler: 114
Kayıt: Çrş Kas 10, 2010 23:17

Re: Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

İletigönderen Türk-Kan » Cmt Mar 05, 2011 4:12



Zulüm noktasındayız, ama zulümler kalıcı değildir! Hiç kimse bunun ilânihâye, devamlı olacağını düşünmesin!

Yargının içinde Amerikalılar var, basının kontrolü yurt dışında!

Eğer iktisaden özgür değilseniz o zaman zaten demokrasinin adını ağzınıza alamazsınız.
Basın özgürlüğünü isteyen demokrasiyi, demokrasiyi isteyen tam bağımsızlığı istemek zorundadır!
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

Re: Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

İletigönderen GEZGİN » Pzr Mar 06, 2011 21:53

Savcılıktan gözaltı açıklaması

Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz, dün son yapılan operasyonla ilgili olarak yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada 'Kimseyi gazetecilik görevinden dolayı gözaltına almıyoruz.' denildi. Savcı Öz, Ergenekon soruşturmasının başladığı günden beri ilk kez yazılı bir açıklama yapmış oldu.

“Savcılığımızca yürütülen bir soruşturma ile ilgili olarak, bir kısım basın yayın organlarında soruşturmanın içeriği ile bağdaşmayan ve savcılığımızı hedef alan yayınlar yapılması üzerine açıklama yapma zorunluluğu doğmuştur" diye başlayan açıklamada, “Yürütülmekte olan soruşturma, bir kısım basın mensubunun gazetecilik görevleri, yazdıkları/yazacakları yazılar, kitaplar ve ileri sürdükleri görüşleriyle ilgili olmayıp, Ergenekon Terör Örgütü soruşturması kapsamında elde edilen ve soruşturmanın gizliliği nedeniyle bu aşamada açıklanması mümkün bulunmayan bir kısım delillerin değerlendirilmesi sonucu yapılması zorunlu hale gelen hukuksal bir işlemdir" ifadelerini kullandı.

"HERKES KANUN ÖNÜNDE EŞİTTİR"

Öz açıklamasında “Esasen Cumhuriyet Savcılığımızın hukuksal gereklilikler dışında herhangi amaç ve saikle hareket ettiğinin / edeceğinin kabulü ve kamuoyunun bu yönde asılsız değerlendirmelerle yönlendirilmeye çalışılması, büyük bir titizlik ve ciddiyetle yürüttüğümüz soruşturmaya zarar vereceği gibi adı geçen terör örgütünün hedef ve amaçlarına katkı sağlayacağı da açıktır. Bu istikametteki yayınlar tarafımızca özenle izlenmekte, hassasiyetle değerlendirilmektedir" dedi.

"HİÇBİR KİŞİ VEYA ZÜMREYE AYRICALIK TANINAMAZ"

“Suçluluğu sabit oluncaya kadar herkesin masum olduğunu ifade eden 'masumiyet karinesi' şüphesiz tarafımızca da en az bu değerlendirmeleri yapan kişiler kadar bilinmekte ve öncelikle gözetilmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki, herkes kanun önünde eşittir. Hiçbir kişi veya zümreye ayrıcalık tanınamaz. Kimse suç işleme ayrıcalığına sahip olmadığı gibi mesleği veya makamı nedeniyle ayrıcalıklı muameleye de tabi tutulamaz."

"HİÇBİR MAKAM VE MERCİ TARAFIMIZA EMİR VE TALİMAT VEREMEZ"

Öz yazılı açıklamasını şöyle bitirdi: “Yürütülen soruşturma kapsamında elde edilen bilgi ve belgelerin suç isnadı için yeterli olup olmadığı konusunda değerlendirme sorumluluğu görev ve yetkilerini kanunlardan alan savcılığımıza aittir. Soruşturmanın içeriği ve elde edilen deliller hakkında hiçbir bilgisi bulunmayan, bulunması da esasen mümkün olmayan kişilerin daha operasyonun ilk dakikalarından itibaren soruşturma makamlarını suçlayan ve tehdit eden değerlendirmeler içine girmeleri dikkat çekicidir. Bu görevi yerine getirirken hiçbir makam ve merci tarafımıza emir ve talimat veremez, yönlendirme de bulunamaz. Sorumluluk sahibi herkes bu yöndeki davranış ve değerlendirmelerden titizlikle kaçınılmalıdır. Soruşturmanın süratle sonuçlandırılması için gerekli olan çalışmalar büyük bir titizlikle yürütülmektedir."



Kaynak
Kullanıcı küçük betizi
GEZGİN
Üye
Üye
 
İletiler: 114
Kayıt: Çrş Kas 10, 2010 23:17

Re: Ergenekon Tertibi'nin Medya Ayağı'nda İkinci Perde

İletigönderen murat8 » Pzt Mar 07, 2011 0:57

Vay, ABD'nin pilli bebeği açıklama yapmış!

Tam tahmin ettiğim gibi, bu savcılar bu tertibin sadece TAŞERONU!

Yazıdaki (olmayan) zeka, bu senaryoyu yazacak seviyede değil. Senaryolar belli ki okyanus ötesinden gönderiliyor.

Bu kapasitesiz kuklalar ise sadece tetikçi, o yüzden dakika başı çam deviriyorlar.

Bu savcı bozuntuları günün birinde bu davadan uzaklaştırılırlarsa, bunun sebebi patronun(!) memnuniyetsizliği olacak.

Amerikan istihbaratı onyıllarını, yüz milyonlarını harcasın, siz gidin dönem ödevlerinden yaptığınız araklamalarla iddianame hazırlayın..

Biraz ciddiyet ey cemaat tetikçisi savcılar! Işık evlerinde böyle mi öğretti imamlarınız?

Şu yazı baştan sona kendini ele vermektir.

Hele " Soruşturmanın içeriği ve elde edilen deliller hakkında hiçbir bilgisi bulunmayan, bulunması da esasen mümkün olmayan kişilerin daha operasyonun ilk dakikalarından itibaren soruşturma makamlarını suçlayan ve tehdit eden değerlendirmeler içine girmeleri dikkat çekicidir. "
kısmı tam skandal olmuş.

1) Bu kadar emin olduğuna göre deliller hakkında bilgi edinilemeyeceğine dair;
a- ortada delil falan yok
b- bizim yarattığımız(!) sözde delilleri bizden başkası bilemez
c- vallaha bize de FBI'dan geliyor, biz bile bilmiyoruz ne olup olmadığını

...anlamları ve benzerleri çıkar.

2) Ama bu bilinmesi imkansız(!), sözde deliller ne hikmetse 4 senedir Taraf, Zaman gibi gazetelerde çarşaf çarşaf yazılırken, STV ve benzeri cemaat televizyonlarında bangır bangır yayınlanırken, bu ülkenin tertemiz insanları şerefsizce karalanırken, bu ülkenin ordusunun itibarı iki paralık edilirken bu hassasiyetinizi görememiştik bay tetikçi!

Şimdi mi aklınıza geldi medyanın yargı sürecine müdahil olmamasının gereği?!

Cemaat yayın organları, liboşlar, dönmeler ağızlarından salyalar saçarak yıllarca yargısız infaz yaparken hiç istifinizi bozmamıştınız!

Öbür alemde cayır cayır yanacaksınız ama ben bu tarafta da o günleri görmeyi Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum.

Ha bir de Coni ortada delil bırakmayı pek sevmez!
Aklınızda bulunsun...
Kullanıcı küçük betizi
murat8
Üye
Üye
 
İletiler: 36
Kayıt: Cum Mar 19, 2010 23:47

Sonraki

Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

cron

x