Hz. İSA GELECEK Mİ?
Hiçbir peygamber geri gelmeyecektir. Peygamberlik, Kuranın açık ifadesiyle bitmiştir. Hz. Muhammed ile noktalanmıştır. Kuranın bu temel kabulünü çeşitli maskeler altında, çeşitli kaypak söylemlerle saf dışı etmek için çeşitli gayretler sergilenmiştir.
Biten nebiliktir, resullük bitmemiştir; resul gelebilir, bizim efendi de resuldür. diyerek yeni peygamberler türeten bedbahtlara rastlamışızdır. Onlarla uzun uzun mücadelelerimiz olmuştur. Anımsatalım ki, biz o mücadeleleri verirken bugünün hızlı İsacıları sessiz, sedasız keyiflerine bakıyorlardı. Bizim sakalsızlığımızı, bıyıksızlığımızı dillerine dolayarak bizi sünnete aykırılıkla suçlayıp sosyete hocası ilan ediyorlardı. Daha birkaç gün önce Ödemişte verdiğim bir konferansa çağrılanların bunlara mensup olanları, tertip heyetine şöyle söylemişlerdir: Biz o sosyete hocasını dinlemeyiz...
Bunlara sormak lazım: Sosyete dediğimiz insanların Allahı başka bir Allah mı? Yoksa sizin Tanrınız mı başka bir Tanrı?
Daha ilginci, bunların tarîkatinden olmayanların konuştukları yer neresi olursa olsun, dinleyenler toptan sosyete oluveriyor. Dinleyenler sosyete, konuşanlar sosyete hocası ... Ödemiş, Hasankale, Biga, Bayburt, Çaykara... fark etmiyor.
Ben, böyle bir zihniyeti tarihin ve halkın önünde nasıl adlandıracağımı bilemiyorum!
Sakal, bıyık yoksa ve hele Beniisrail uydurmalarına karşı iseniz, bunların lügatinde sünnete aykırısınız.
Sünnete aykırılık ha! Şu yaptığınızın neye aykırılık olduğunu da söyler misiniz?
İSLAMA İFTİRADIR
Hz. Muhammedin son peygamber olduğu gerçeğini bulandırmak için bir yalan da Hz. İsa gibi muazzez bir peygamber kullanılarak sergilenmiştir. Hz. İsa geri gelecektir deniliyor.
Biz de yıllardır şunu söylüyoruz:
Hz. İsanın tekrar geri gelceğini söylemeye kalkanlar Kurana ve İslama iftira etmiş olurlar. Kuranda asla böyler bir şey yoktur. Bu iddia Hz. Peygamberden sonraki zamanlarda İslamın içine sokulmuş ve bugün dünyanın her tarafında İslamı, devri tamamlanmış ilkel bir din olarak itham etmenin aracı halinde kullanılmaktadır.
İslama sokulan bu Pavlus hurafesini dillerine dolayan Hıristiyan misyonerler, açık veya örtülü biçimde diyorlar ki:
Sizin inancınızın içinde Hz. İsanın tekrar geleceğine ilişkin kabul var. Siz niye Hz. Muhammed son peygamberdir diye ısrar ediyorsunuz? Hz. Muhammed de büyük ve önemli bir insandı. Geldi, İsa Mesihin gelişine hazırlık olarak bir görev yaptı. Buna saygı duyuyoruz. Fakat bu hazırlama dönemi bitti. Şimdi esas kurtuluşu ve barışı getirecek olan Hz. İsa gelecektir. Bunu sizin dininiz, dini cemaatleriniz de söylüyor. Siz niye buna karşı çıkıyorsunuz? Nitekim dünyanın bugünkü manzarasına bakarsanız bunda şaşılacak bir şey yok. İşte bakın, devri bitmiş İslamiyeti ve Hz. Muhammedi öne çıkarmada ısrar ettiğiniz içindir ki dünyaya İslam adına kan ve şiddet dışında hiçbir şey veremiyorsunuz. Hiçbir ilerlemede imzanız yok, hiçbir üretimde imzanız yok, hiçbir barışta imzanız yok. Olduğunuz her yerde kan huzursuzluk, şiddet ve kavga var.
GAK-GUK EDİYORLAR
Söyle misiniz, misyonerlerin şu günlerde aralıksız tekrarladıkları şu sözlerle, anılan derginin söyledikleri aynı kapıya çıkmıyor mu? Yoksa yine, malum bahane ile kıvırma yoluna mı gidilecek: Yanlış anlaşıldı, biz onu demek istemedik...
Yani gak-guk, gak-guk... Bu gak-guk şarkısını yutacak birileri hâlâ var mı?...
Burada bir şeyi daha irdelemek lazım. Senelerce nur ve tenevvür diye velvele koparanlara bu özel sayı münasebetiyle sormak gerekiyor.
Tenevvür mü, tanassur mu arkadaş?
Açık konuş. Tenevvürse, Hz. Muhammed tenevvüre muktedir değil mi?
Siz yıllarca, Hz. Muhammed için káinat onun hürmetine yaratıldı, o áhir zaman peygamberidir, varlığın efendisidir, insanın en mükemmel şeklini bulması onun sayesinde olacaktır diye konuşmadınız mı? Şimdi ne oldu da, Hz. Muhammed unutuldu, kilisenin tanıttığı İsa figürü son kurtarıcı olarak Müslümanların önüne çıkarılıyor? Anlaşılan o ki, bugün insanımız misyonerlerin çağırdığı tanassura çağrılır bir duruma getirilmiştir.
Anılan dergi kapağı bir tenevvür simgesi değil, bir tanassur simgesidir.
SONRADAN UYDURMA
Bu özel sayıyı esefle karşılıyorum. Kurana ve İslama aykırı olduğunu söylüyorum. Tövbeyi gerektiren bir günah olduğu kanaatini taşıyorum. Ben bunun Anadoluyu Hıristiyanlaştırma gayretlerine tarih içinde verilmiş en büyük desteklerden biri olduğunu düşünüyorum. Kınıyorum, protesto ediyorum. Müslümanların da akıllarını başlarına almalarını diliyorum.
Tam bu noktada şunu da söylemek gerekiyor: Hz. İsanın geri geleceğine ilişkin hadis diye öne çıkarılan sözlerin tümü sonradan uydurulmuştur. Kuran, Hz. İsa konusuna çeşitli bağlamlarda sayfalarca yer vermiştir. Hz. İsanın tekrar geri gelmesi gibi konuda neden sessiz kalsın?
Kuran herhangi bir peygamberin tekrar dünyaya geleceği şeklinde bir fikre asla onay vermez. Hz. Peygamberin de Kuranın onay vermediği bir şeyi söylemesi mümkün değildir. Hz. Peygamber Hz. İsa tekrar geri gelip dünyayı düzeltecektir deseydi kendi anlam ve önemini inkár etmiş olurdu. Nitekim bugün Hz. Muhammedin son peygamber olduğunu kabul etmeyenlerin dayandıkları ve öne çıkardıkları en büyük söylem Hz. İsanın tekrar dünyaya geleceği uydurmasıdır.
Bu söylem Kurana ve Hz. Muhammede açık bir iftira, Müslümanlara açık bir kötülüktür.
Yaşar Nuri Öztürk






