Nefes, baştan aşağıya iktidardaki hükümetin bir türlü açıklayamadığı demokratik/Kürt açılımı ya da milli birlik diye yutturulmaya çalışılan proje ekseninde piyasaya sürülen bir filmidir. Filmle ilgili zihnimde arta kalan Kürt halkının onurlu savaşımı ve başına çuval geçirilmeyi fazlasıyla haketmiş basiretsiz, çaresiz ve inançsız Türk Silahlı Kuvvetleri'dir. Bu noktadan hareketle film, kasıtlı olarak yapılmış onlarca maddi ve manevi hata ile doludur.
Savaş ile terör kavramlarının ayırdından aciz, ülkesinin bölünmez bütünlüğü düşüncesiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan, emir-komuta zincirinden bihaber zürriyetsiz bir yüzbaşı komutasındaki, tüysüz tosuncuk/çelimsiz 40 aciz komandonun acıklı hikayesidir "Türkiyeli"lere izlettirilen. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünden sonra başlayan ihanet sürecinin son perdesidir perdeye yansıyan. Halkın gazını almaktan başka bir işe yaramayan Genelkurmay Başkanı'nın filmi beğenmesi de yüreğime o anlamda su serpmiştir.
Gazi'nin gençlerle birlikte emanet ettiği ve Cumhuriyet'i korumakla görevli olup aynı zamanda dünyanın en köklü ve güçlü ordusu konumunda olan Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinden yapılan olumsuz propagandanın sinema ayağıdır herkesin yere göğe sığdıramadığı Nefes filmi!
Sonuç olarak gözümde Levent Semerci'nin "Nefes"inin Can Dündar'ın "Mustafa"sından en ufak bir farkı yoktur. Nefes'e "vatan sağolsun" filmidir diyenlere de kaderini ülkesinin kaderine bağlayan bir Türk genci olarak "canın sağolsun" diyemem.





