[img]http://www.avazturk.com/upload/Image/mart/abd-egitim.jpg[/img]
ABD’nin “Eğittiği” 100 kişi!
Müyesser YILDIZ
AKP’nin Anayasa değişikliği ile gerçekleştirmeye çalıştığı “yargı reformu”yla, ABD’nin Türkiye için öngördüğü “hukuk” anlayışı ilginç bir şekilde örtüştü.
ABD’nin bu amaçla başta milletvekili, hâkim, savcı ve adli yetkili olmak üzere birçok kişiyle temas kurduğu, uzun sürelerle ABD’ye götürdüğü 100’den fazla kişi için de çeşitli programlar düzenlediği ortaya çıktı.
Bu arada ABD’nin özellikle, “Hak ve özgürlüklerin, ülkenin üniter yapısını ihlâl veya dini, etnik ya da sosyal sınıfın egemenliği temelinde bir sistem kurulması amacıyla kullanılmaması hususlarının mahkemelerin kararlarında etkili olmasından” rahatsızlık duyduğu belirlendi.
Bugüne kadar “hukuk-yargı” denince ilk akla gelen, “yargının bağımsızlığı” kavramıydı. Ancak ülkemizde son 1 yılda bunun yanına bir de “Yargının tarafsızlığı” eklendi. Malum, yargı ancak “Anayasa’dan, yasalardan” bir de ülkenin güvenliği, birlik ve bütünlüğü söz konusu ise “Cumhuriyet’in temel ilkelerinden taraf” olabilir. Eğer bugün “yargı reformu” adı altında “tarafsızlıktan” kastedilen, “Hâkim ve Savcıların, Anayasa, yasalarımız ve Cumhuriyetin temel değerleri değil AB, ABD değerleri ve AİHM kararlarına taraf” olmasıysa, buna herhalde “yargı reformu” değil, “yargının teslim alınması” denir.
Bu yargının “tarafsızlığı” ifadesine ilk kez ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Türkiye ile ilgili bir raporunda rastlamıştım.
Anayasa değişikliği kapsamında yargının ana hedef yapılması üzerine o raporu, bugünkü gelişmelerin ışığında bir kez daha okudum ve “yargı reformunun” nasıl ete-kemiğe büründüğünü biraz daha netleştirdim.
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Özgürlük ve Demokrasi İlerleme Raporu Mayıs 2009’da açıklandı. Sözkonusu raporda, yine uzun uzun ABD’nin, “Hükümeti, Türkçe dışında dillerin konuşulmasına uygulanan kısıtlamaları azaltmağa devam etmesi, azınlıkların görüşlerini yansıtanların veya 1915 katliamları gibi tartışmalı konularda fikir bildirenlerin ifade özgürlüğünü artırması, din özgürlüğünü koruması, Ruhban Okulu gibi gayrı-Müslim dini kurumların serbest çalışmalarına izin vermesi, etnik Kürt ve diğer azınlık toplumların meselelerini çözümlemek için somut adımlar atması yolunda teşvik ettiği” anlatılıyor.
Raporda, “Bunlara ilişkin kapsamlı reformlara devam edilmesini teşvik amacıyla düzenli olarak yasama ve yürütme organlarının yanı sıra yargı organlarının üyeleriyle görüşüldüğü” de açıklanıyor.
Türk yargı sistemi üzerinde yapılan çalışmalara gelince; raporda şöyle deniliyor:
“ABD hükümetinin başlıca hedefleri, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne daha fazla değer veren, daha demokratik bir hükümeti teşvik etmek ve daha bağımsız ve tarafsız adliye de dahil demokratik, şeffaf ve sorumlu devlet kurumlarına olanak yaratacak anayasal değişiklikleri içeren yasal reformları desteklemektir… ABD, hukukun üstünlüğünün ve modern, tarafsız bir adliyenin geliştirilmesine yardım amacıyla çok sayıda milletvekili, yerel siyasi lider, yargıç, adli yetkili, basın mensubu, akademisyen ve sivil toplum örgütlerinin yetkilileri ile toplum diplomasisi programları yoluyla temas kurdu ve objektif adliyenin geliştirilmesine yardım edecek eğitimi artırdı. 2008’de çeşitli programlar vasıtasıyla uzun sürelerle ABD’ye gelen 100’den fazla kişi Amerikalı meslektaşları ile tanıştı, ABD’nin politik, yargı ve sosyal sistemlerinin yapı ve fonksiyonlarını daha yakından tanıdı… ABD hükümeti, ülkede hukuk reformlarını ilerletme çabalarını artırmak amacıyla, ceza yargılamasının dava öncesi aşamasındaki çözümler konusunda 45 savcı ve yargıcın katıldığı bir konferansa ev sahipliği yaptı. Konferansta ceza pazarlığı yönteminin kabulü teşvik edildi… ABD hükümeti aynı zamanda terörizm alanındaki yasalar, çocuklarla ilgili konular ve iki tarafı ilgilendiren diğer yasal alanlardaki en iyi uygulamaları gözlemlemeleri amacıyla, savcılar için ABD’de bir inceleme turu düzenledi.”
Yargımızın Büyük Kusuru(!)
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde tüm dünya ülkelerine tanıtan bölümler var. Bu tanıtımları ara ara incelerim, ilk kez Türkiye sayfasında “Yargı” başlıklı bir bölüm açıldığını gördüm.
Bu bölümde neler mi anlatılıyor? Yargının bağımsız olduğu bildirilse de yargı reformunun tartışılmasına ihtiyaç bulunduğu, Anayasa’da düşünce, örgütlenme ve seyahat özgürlüğü dahil insan haklarının uluslararası anlamda tanınıp, güvence altına alındığı, ancak “Bu hakların dar biçimde yorumlandığı ve acil hallerde sınırlandırılabildiği” öne sürülüyor.
Hemen ardından da şu dikkat çekici tespit yapılıyor; “Mahkemelerin kararında, bu hak ve özgürlüklerin Anayasa ve ülkenin üniter yapısını ihlâl veya dini, etnik ya da sosyal sınıfın egemenliği temelinde bir sistem kurulması amacıyla kullanılmaması hususları etkili oluyor.”
Aynı bölümde, AKP ve DTP hakkında açılan kapatma davalarına detaylı bir şekilde yer verildiğini de belirtelim.
AVAZTÜRK, 26 Mart 2010

