Birlikte yaşamak zorunda mıyız????

Genel & Güncel Konular

Birlikte yaşamak zorunda mıyız????

İletigönderen antalyalim » Sal Tem 06, 2010 21:12

Arkadaslar herkesten özür dileyerek bu yaziyi paylasmak istiyorum.
Istedim ki; bizler vatansavunmasi yaparken, vatanhainlerinin bitmek bilmeyen ihanetlerine devam ettiklerini unutmayalim...
Antalyalim


Örümcege ulasmak icin

BU yazıyı yazıp yazmamakta çok tereddüt ettim.

Mayınlı bir araziye girip oramı buramı paramparça etmekten çekindim.

Korktum, ama düşündüm ki; korkunun ecele faydası yok.
Cesaret lazım, bu ülkeye cüretkâr insanlar lazım, kafa göz yarmaktan korkmayacak insanlar lazım.
Böyle düşündüm ve yazmaya başladım.
Lütfen siz de bu duygularla okuyun.
Kendi kafanızı gözünüzü, özellikle de önyargılarınızı kırma pahasına.
Bir ezberi, 80 yıllık bir ezberi, bozma; ne bozması, berhava etme pahasına.
Öyle okuyun.
* * *
Bundan 3 hafta önce Paris’te Maillol Müzesi’nde bir sergiyi gezdim.
Onunla ilgili bir de yazı yazdım.
O sergide beni en çok etkileyen üç eserden biri, bir tabloydu.
Size o tabloyu aynen tasvir ediyorum.
Ortada çarmıha gerilmiş bir İsa duruyor.
Başı hafif yana eğilmiş, ayakları ve ellerinden çarmıha çivilenmiş.
Yani, çarmıhın üzerinde ölü bir insan duruyor.
Ama henüz etten ve kemikten oluşan bir varlık.
Yaşıyor gibi...
Çarmıhın dibinde ise, onu izleyen insanlar var.
Mecdelli Meryem, İsa’nın havarilerinden bazıları, Romalı askerler, seyirciler...
Yüzlerce insan çarmıhtaki ölü İsa’ya bakıyor.
Ama dikkat.
Aşağıdakilerin hepsi birer iskelet.
Yani çarmıhtaki ölü insan etten ve kemikten.
Aşağıda yaşayan insanların ise hepsi birer iskelet.
* * *
Tablo diyor ki:
İsa, 2000 yıldır yaşıyor.
Ötekilerin ise hepsi, o daha çarmıhtayken ölüydü.
Tabloya baktım ve düşündüm.
“Paradigma kırmak işte budur.”
Yani ezberi bozmak.
Yaşayanı ölü, ölüyü ise yaşayan farz etmek.
O gün, yani İsa’nın çarmıha gerildiği gün için, absürd bir şey.
İsa’yı çarmıhta gösteren binlerce tablo var. Hepsi tam aksini çizmiş.
Ama, İsa’nın çarmıha gerildiği o tepeye bugün bakarsanız ne görürsünüz?
İsa hâlâ yaşıyor, ötekilerin ise hepsi ölü.
Öyleyse, bozulan ezber, yıkılan tabu, kırılan put bize neyi anlatıyor:
Hakikatin ta kendisini değil mi...
* * *
Türkiye, tarihinde ilk defa Kürt meselesini en çarpıcı ve en gerçekçi biçimde tartışıyor.
Diyorum ki, artık zamanı gelmiştir.
Şarkı söylemenin zamanı da gelmiştir, farklı söylemenin zamanı da...
Kaderin cilvesine bakın ki, farklı şeyi söyleme cesaretini bugün, Türkiye’de üniter devletin en muhkem kalelerinden biri olan “Cumhuriyet” Gazetesi’nin bir yazarı buldu:
Orhan Bursalı bakın ne diyor:
“Türk tarafının elinde tek koz var: Kürtlerin çoğunun ayrılmayı isteyip istemediği. Çünkü doğal veya anormal, tüm ayrılıkların, herkese bir faturası olacaktır. Bu nedenle, bu kozun güçlendirilmesi gerekir.”
Cumhuriyet Gazetesi’nin yazarı açık açık, “Ayrılma kozunu, Türklerin ve Kürtlerin önüne koyalım” diyor.
“Cumhuriyet” Gazetesi’nin bir yazarı bunu söyleyebiliyorsa, bütün Türkiye söyleyebilir.
Haydi gelin ağzımızı alıştırmak için hep birlikte soralım:
“Türklerle Kürtler birlikte yaşamak zorunda mıdır?”
Eğer bu ortak iradeyi gösterip yaşayabileceksek, tabii ki yaşayalım.
Tabii ki hem Türkler, hem Kürtler için en iyisi budur.
Ama yaşayamayacaksak?
Yaşayamayacaksak, artık adını koyalım.
Bakın Özal 20 yıl önce “Federasyon dahil her şeyi konuşmalıyız” dediğinde yer yerinden oynamıştı.
Şimdi bu soruyu soruyoruz, yer yerinden oynamıyor, yaprak bile kımıldamıyor.
Demek ki, 20 yılda mesafe kat etmişiz.
* * *
Anayasamız üniter devleti vazgeçilmez şart olarak önümüze koyuyor.
Türkiye’nin bugünkü tablosunu çizersek, “Yaşayan nizam”, “Yaşatılması gereken nizam” budur.
Ama ilerde bir gün bu ülkenin tablosunu çizmeye kalktığımızda ne göreceğiz?
Yaşayan nedir, daha o gün, o tepeye çarmıhın dikildiği gün yaşayan hangi nizamdır, çarmıh yere inmeden ölmüş olan hangisi.
Bunu görmek için, ille de 2000 yıl sonra açılacak bir “Ölüm sergisini” mi beklemek zorundayız...

[mod="UYARI"]İçeriği, 15. kurala uygun olarak düzenleyiniz.[/mod]
"Mustafa Kemal'in Askerleriyiz" :turkiye:
Kullanıcı küçük betizi
antalyalim
Çeviri Takımı
Çeviri Takımı
 
İletiler: 522
Kayıt: Sal Ara 16, 2008 21:39
Konum: Evden

Re: Birlikte yaşamak zorunda mıyız????

İletigönderen BabaHoroz » Çrş Tem 07, 2010 11:27

Referandum yapılmalı.Herkes tek tek açıkca evet ya da hayır olarak oyunu kullanıp altına imzasını atmalı.Ayrılalım diyenlerin sayısına göre hareket edilir.
Sadece ve Sadece DENİZLİSPOR lu,Her konuda Objektif, Dobra, AntiEmperyalist ve Tam Bir TÜRK
Kullanıcı küçük betizi
BabaHoroz
Üye
Üye
 
İletiler: 104
Kayıt: Cum Mar 07, 2008 13:21

Re: Birlikte yaşamak zorunda mıyız????

İletigönderen Deli Haydar » Çrş Tem 07, 2010 16:00

BabaHoroz yazdı:Referandum yapılmalı. Herkes tek tek açıkca evet ya da hayır olarak oyunu kullanıp altına imzasını atmalı. Ayrılalım diyenlerin sayısına göre hareket edilir.
Bence "referandum yapılmalı" diyenlerin sayısına göre hareket edilse, çok daha sağlıklı olur...
Feragat-ı nefs.
İstihkar-ı hayat.
Kullanıcı küçük betizi
Deli Haydar
Meydan Delisi
Meydan Delisi
 
İletiler: 714
Kayıt: Çrş Eki 14, 2009 11:21

Re: Birlikte yaşamak zorunda mıyız????

İletigönderen eskopatj2 » Çrş Tem 07, 2010 16:59

Antalyalim
Fuzuli'nin bir lafı var, ''Söylesem Tesiri Yok Sussam Gönül Razı Değil'' diye şimdi ben ertuğrul özkök küfür etsem yalandan sinirlenmiş olucam.
O yüzden böyle insanlar (Havlamaktan başka birşey bilmezler) O yüzden ben bu adamın yazdıklarını sallamıyorum. Bazıları'da dahil olmak üzere..... ''Psikolojik harekatın en acımasız şekilde yürütenlerden birisidir. ''Zat-ı Muhterem''

Atalarımız 1000 yıldan beri kürtler ile nasıl koyun koyuna yaşadılarsa bizler aynı şekilde yaşamaya devam edicez.Herşeyiyle Kürtler Konusu gelince beyler zorbalık altında yaşayan bir kimlik var. (Yönlendirilen)

O yüzden ben bazı kişilerin tüm kürt kardeşlerimi kandırıp devlet üzerine kışkırtmasına gelip geçiçi bakıyorum.

Yani beyler İt ürür kervan yürür. Bu adamların dedikleri inanın sallamıyor. Dikkat alınmaması gerek diye düşünüyor... ;)

Vatan bir bütündür Bölünemez Parçalanamaz.......
Kullanıcı küçük betizi
eskopatj2
Üye
Üye
 
İletiler: 66
Kayıt: Çrş Mar 31, 2010 9:55

Re: Birlikte yaşamak zorunda mıyız????

İletigönderen Deli Haydar » Çrş Tem 07, 2010 17:38

Atalarımız 1000 yıldan beri kürtler ile nasıl koyun koyuna yaşadılarsa bizler aynı şekilde yaşamaya devam edicez.

"En aşağı yedi binyıllık Türk beşiğidir" mi dediniz!

Kırk bin kez söyledik de, dilimizde artık tüy bitti... Ancak gördük ki, hala bir etkisi yok.
Gel gör ki kırk bin 1'inci kez söylemezsen de gönül razı değil...
Feragat-ı nefs.
İstihkar-ı hayat.
Kullanıcı küçük betizi
Deli Haydar
Meydan Delisi
Meydan Delisi
 
İletiler: 714
Kayıt: Çrş Eki 14, 2009 11:21

Re: Birlikte yaşamak zorunda mıyız????

İletigönderen maydonos » Çrş Tem 07, 2010 18:44

Gecenlerde bir konusma sirasinda konusulanlardan sunu anladim. Kurtler Barzani'ye sempati duyuyorlar hatta kahraman olarak goruyorlar. Asil amac ayrilmak degil, Turkiyeyi tumu ile yonetmek.

Devlet agalari koruyor. Oradaki halki bu rezil orgutun kucagina 12 eylul ve onun ardindaki zihniyet itmistir.

Bu sorun oyle bilindigi gibi 80 sonrasi sorunu degildir. Ne zaman Turkler Kemalist devrimi tamamlamak icin bir olusum kurmaya kalkmislarsa bu guruh engellemistir, ajanlarini sizdirmislardir.

Batidaki ve dogudaki agalari yok etmeden bu feodalite sonlandirilmadan baris beklemeyin. Ecevit'in neden iktidarinin yurumediginin gercek nedeni koy-kent projeleri yuzunden iktidarina son verildigini ve asagi cekildigini anlayin.

Su anda Kuzey Irak'a yatirim yapan is adamlari vatan hainidir. Bunu destekleyenler vatan hainleridir. Barzaniye yapilan her yatirim bizim sirtimizdan yapiliyor.

Artik ayrilalim diyenlere yaziklar olsun. Dogudaki fakir koylu oraya ucuz isci olarak surulecek. Cok yazik yani agaliga devam diyor bu sistem.

Bu sekilde yine goc olacak; peki o koylulerin topraklari kimlere verilecek.

Bizse neleri dusunuyoruz.

Ayrica kendilerini Kurt sanan bu topluluk gercekten Kurt mu? Yoksa bizden daha cok mu Turk kani tasiyorlar. Arastirma yapmayan politika uretemeyen devlet,hukumetler yuzunden ne hallere dustuk.
Resim


Ne MuTLu TüRkÜm DiYeNe
Kullanıcı küçük betizi
maydonos
Üye
Üye
 
İletiler: 1651
Kayıt: Çrş Haz 04, 2008 1:53

Re: Birlikte yaşamak zorunda mıyız????

İletigönderen antalyalim » Prş Tem 08, 2010 10:04

Bizim politikacilarimizin ic ve dis siyasetimizdeki vasatligi ortadadir ancak eylemler ve sözler cok tehlikeli yerlere gitmektedir. "it ürür kervan yürür"e katiliyorum, "bu dalkavuklari kim takar"a da katiliyorum ancak zamaninda "3-5 capulcu" denilenler nasil büyüdülerse bu ürüyen itlerin de kendi kervanlarina katacak cok capulcusu olacaktir diye düsünüyorum.

Dogumuz simdiye kadar hic görmedigimiz görüntülerle sokaklari savas alanina ceviriyor. Cok gec kalinmis olmasina ragmen PKKnin bos kamplari bombalaniyor daha bizim ucaklar geri dönmeden kislalarimiz basiliyor.
Yillardir israil'in taseronlugunu yapan PKK cok daha egitimli bir sekilde saldirmaya devam ediyor ve basbakan Nato gelsin beni kurtarsin diyor.
Irak ve Afganistan örneklerinde nasil bir barisin geldigini hepimiz biliyoruz, Türkiye'yi bu duruma sokmaya calisan basbakana karsi iradeli bir karsi durus göremedim ben. Bu ülkenin Parlamentosu ne yapiyor bir türlü anlayamiyorum. Aslinda AKP ve BDP ayni yolun yolcusu da MHP ve CHP neden ayni yolun yolcusu olamiyorlar? Meclis disinda kalan diger partilerle yapilacak bir koalisyon ülkeyi bu durumundan kurtarmaya yetecektir diye düsünüyorum...
"Mustafa Kemal'in Askerleriyiz" :turkiye:
Kullanıcı küçük betizi
antalyalim
Çeviri Takımı
Çeviri Takımı
 
İletiler: 522
Kayıt: Sal Ara 16, 2008 21:39
Konum: Evden

Re: Birlikte yaşamak zorunda mıyız????

İletigönderen eskopatj2 » Prş Tem 08, 2010 12:09

Antalyalim
Seni gayet iyi anlıyorum. Ama Chp ve Mhp den tam teşkilatlı birşeyler yapmasını bekliyorken, Ama onlar daha çok izlemeyi ve basma kalıp konuşmalar yapmaya daha uygun görüyorlar galiba herneyse....

Şimdi Oraya Nato istemesinin sebebi başbakanımızın gayet net ve açıktır. Türk silahlı kuvvetler kendi bölgesindeki yere müdahele edemeyecek, Daha çok Nato'nun oraya gelmesinin isteyerek Uluslar arası Arena'ya konuyu taşıyarak Bir tampon bölge yaratmaya çalışıyor. Benim bu konudan anlamış olduğum bu zamanla orayı kürtlere bırakılacaklar diye düşünüyorum Oranın Yönetimi Sonra Ya özerklik verirler Ya da Muhtarlık;):D

Antalyalim
Şimdi bu dediğime gülebilirsin, Ama benim küçüklüğümden bu yana inanmak istediğim bir konu var.(Teşkilat ve Tapınak)
Chp'deki lider değişimi ben şahsen Tapınağın elemanları olarak görüyorum. Ülke için önemli olan Teşkilat yapmış olduğu hamlelerdir. Önemli olan onu görebilmemizdir diye düşünüyorum.
Benim son 3 ay içinde edinmiş olduğum kanım Akp %20 bile göremeyecek..... Akp ya da BDP bunların bırıs meclıs'e veda edecek. Diye düşünüyorum.
Kullanıcı küçük betizi
eskopatj2
Üye
Üye
 
İletiler: 66
Kayıt: Çrş Mar 31, 2010 9:55

Re: Birlikte yaşamak zorunda mıyız????

İletigönderen redd » Prş Tem 08, 2010 17:05

Bence tek çözüm TEHCİR! Türkmenleri alalım ve karşılığında kürtleri verelim.Kürtler barzani ile kürdistanlarında kürtçe konuşarak anadilde eğitim yaparak mutlu mesut yaşasınlar, bizde Türkistan'ımızda güzelce yaşayalım.

İşin aslı budur ve kürtlerin gizli gündemini yani Türkiye'yi ele geçirmelerini başka türlü engelleyemeyiz.
Kullanıcı küçük betizi
redd
Üye
Üye
 
İletiler: 2
Kayıt: Prş Tem 08, 2010 16:51

Re: Birlikte yaşamak zorunda mıyız????

İletigönderen nefer » Prş Tem 08, 2010 20:13

Buraya yazan arkadaşlar,lütfen aklınızı başınızı alın.Bu topraklar üzerinde yaşanması güç topraklar.Bu millet bunun bedelini yüzyıllar boyunca ödemiştir.Şimdi de ödemeye devam ediyor.Milletimiz üzerine yapılan psikolojik harekat anlaşılan sizlere kadar sirayet etmiş.Önce ayağınızı sağlam basın yere.Bu ülke Türkiye Cumhuriyeti DEVLETİ VE MİLLETİ İLE BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜNDÜR. Burada noktayı koyacağız ve bir adım geriye atmayacağız.Şehitlerimizin kemiklerini sızlatmayacağız.Onlar boşuna mı şehit oldular.Lütfen kimsenin kafanızı bulandırmasına,içinize şüphe düşürmesine izin vermeyin.Burada bu konuyu tartışıyor olmak bile onların işine geliyor.Birlik ve beraberliğimizi koruyacak ve hep birlikte bu güzel topraklarımızda yüzyıllardır olduğu gibi yaşayacağız.Bir başka önerim ise ,(yaşadıklarımdan öğrendiğim) kim nerede yazıyor,nerede konuşuyordan ziyade -ne söylüyor- ona bakmak lazım.Elimizde bir terazi ,o teraziye vuracağız söylenen ya da yazılanı.Ülkeye ,birliğimize ,bütünlüğümüze faydasımı var zararı mı var diye.Eğer bizler uyanık olmazsak,işte asıl o zaman şehitlerimizin kanı yerde kalacak.İçeride ve dışarda birileri sevinecek.
Kullanıcı küçük betizi
nefer
Üye
Üye
 
İletiler: 28
Kayıt: Çrş Oca 21, 2009 2:27

Re: Birlikte yaşamak zorunda mıyız????

İletigönderen TÜRKK » Prş Tem 08, 2010 23:21

Birlikte Yaşamak Zorundayız

Hiç kıvırtmama adına, herkes, her şeyi, kimileri biraz da karnından atarak konuşuyor ya... “Birlikte yaşamak zorunda mıyız?” sorusu üzerinden bir tartışma da açıldı ya... İşte bu soruya içinden ya da açık olarak her kim ki olumsuz yanıt vermeyi aklının ucundan dahi geçiriyorsa... Bu olumsuz düşünce sahiplerini “insan hakları, düşünce özgürlüğü adına, aslında bal gibi de ırkçılık, ayrımcılık yaparak, ister Türkçülük, isterse Kürtçülük yapıyor olsun, benim için hiç fark etmiyor, kendi savunduğu ırktan halkın haklarına da bilerek ya da bilmeyerek ihanet içindedir...” yargısı ile suçlamak isterim.

Dünyanın en gelişmiş çokkültürlü toplum modelini uygulamaya çalışmış Tito Yugoslavya’sında doğmuş, Avrupa’nın göbeğindeki anavatanında çokkültürlülüğü yaşayabilmiş, ama iç ve dış odaklı ırk ve din eksenli ayırmcılıklar nedeniyle birbirlerine kırdırılmış, kanları akıtılmış ülkenin halklarının dramına, travmasına, bugününe yakından tanıklık eden biri olarak, ayrımcılık ekseninden soru sorulması, düşünce üretilmesine bile isyan ediyorum.

Aşk evliliklerini başlatmak hep çok güzel, büyülüdür ama insanca boşanabilmeyi becermek, kırıp dökmemek, hele ortada sevgileri, yükümlülükleri paylaşılacak çocuklar, mal mülk de varsa, araya kıskançlıklar, kimlik sorunları girmişse çok zordur. İkili ilişkide çok zor olan insan gibi, insanca ayrılma işinin içine milyonlarca insan, paylaşılacak topraklar, çıkarlar girmişse, dışardan daha da büyük emperyal çıkarlar parmak sokmuşsa, çok can yakılmış, çok kan dökülmüş, çok hak yenmişse.. çok daha zordur...

***

Geçen yıl Balkan Felsefecileri Kongresi’ne katılan Yunanlı profesör, günümüzün vebası olarak nitelendirilebilecek kavram kargaşası, değerler erozyonu, gerçek insan hakları standartlarının çiğnenmesi sonucu; ırkçı, dinci ayrımcılıklarla insan haklarında yaşamakta olduğumuz travmanın boyutlarından duyduğu kaygıyı paylaşırken; “AB üyesi, demokrasinin geçerli olduğu Yunanistan’da biz öylesine bir çarpık noktaya geldik ki... Her an Yunan Arnavut-Makedon ya da Ortadoks-İslamcı olarak birbirimizi kesip biçebilecek bir gerilimin, cepheleşmenin tuzağındayız...” diyordu. Söz benim doğduğum, şimdi sözde bağımsız devletçik olan Kosova’ya gelince, göbeğinde, Priştine’nin merkezinde yükselen dünyanın en büyük ABD üssü için “Uzaydan Çin Seddi’nden sonra gözüken en büyük yapılaşma” tanımını yapıyordu.

Çokkültürlü toplum modeli olarak AB’nin içinde yer alacakken ortalama 2 milyoncuk devletçikler olarak 9 parçaya bölünmüş eski Yugoslavya topraklarında şimdilerde hepsi de çok yoksul, yoksunluk içindeler. Dökülen kanlar, beslenmiş düşmanlıklardan sonra, çağlar gerisine sürüklenmiş yaşamlarında, hani çok pompalanmış özgürdevletlerin eseri yok. Farklı ırklar, dinler üzerinden birbirlerini kesip biçmiş insanların birlikte, uygarlık içinde yaşayacak halleri olacak değil ya... Hangisi, hangi ırk ve din ekseninden kurdurulmuş özgür devletçik sayılıyorsa, orada ırkçı ve dinci ilkel, bağnazlık, düşmanlık diz boyu... Ötekiler için yaşam hakkı olmadığı gibi, yaşam hakkı olanlar için de insanca yaşam koşulları yok...

Ben, en çok içinden geldiğim Kosova’yı, Kuzey Irak’ta kurdurulan Kürdistan devletçiğinin bir küçük modeli olarak görüyorum. Bir zamanlar her ırk ve dinden çocukların birlikte aynı okullarda özgürce kendi dilleri, inançları ile okudukları, aynı bahçeyi paylaşarak oynadıkları okullarda ötekilerin çocukları yok. Sırplar Kosova’yı nerede ise toptan terk etmek zorunda kaldılar. Aynı dinden azınlıkta kalan Müslüman Türkler hızla Arnavutların asimilasyonunda yok oluyorlar. ABD’nin dev üssü dışında, ekonomisi tüketilmiş, bağımsız var olamayacak kadar küçücük ülkede; mafya, pazar düzeninde savaşta yurtdışına kaçmışların gönderdikleri paralar, mafya gelirleri, kirli pazar ekseninde bir yaşam söz konusu...

Katliamlarda baş sorumlu tutulan Sırbistan halkı en çok, göreceli AB’nin korumasında zengin Hırvatistan, Slovenya’da bile halklar iç geçirerek Tito dönemini, barış içinde yaşam koşullarını özlemle anımsıyorlar. Aslında gizliden gizliye mafya ekonomisi ekseninde ticari ilişkiler sürüyor. Çünkü ayrı ayrı yaşayabilme ölçeğinde bile ayakta durulamıyor... Ancak o kadar ağır, acı, taze düşmanlıklar, yaşanmışlıklar var ki... Tarihin hesaplaşması içinde birbirlerine kırdırılmış, ırk-din ayrımcılığı vebasında çatıştırılmış insanları asla devlet olamayacak, ayakta duramayacak devletçiklere ayırdıktan, parçaladıktan sonra;
yeniden aynı köyleri, kentleri, bölgeleri paylaşarak sahte devletçiklerden kurtularak gerçek devlete doğru yöneltecek değerleri, gücü bulmak gerçekten çok zor...

Neyse ki çağın vebası tuzakların gücüne karşın, bu ülkenin çoğunluğunun birlikte yaşama iradesi çok güçlü. Anadolu aydınlanmasının üzerine Cumhuriyet devrimleri ile eklemlenmiş çimentosu çok sağlam. İnsanca yaşamın sihirli anahtarının birlikte yaşama zorunluluğu ile olan ilişkisi bilinçlere kazılı, çakılı duruyor...

ŞÜKRAN SONER, Cumhuriyet, 8.07.2010


[mod="UYARI"]İletiniz bir kezliğine düzenlenmiştir. Lütfen 15. kuralı inceleyiniz.[/mod]

[mod="UYARI"]Kaynağın ilişimini (url, bağlantı adresi, link) ekleyiniz. Lütfen 15. kuralı inceleyiniz.[/mod]
Kullanıcı küçük betizi
TÜRKK
Üye
Üye
 
İletiler: 152
Kayıt: Sal Mar 09, 2010 20:44

Re: Birlikte yaşamak zorunda mıyız????

İletigönderen Mustafa Recep » Prş Tem 08, 2010 23:51

Efendim referandum yapılabilir ancak şu aşamada o bölgede sandıklara cemaatler ver pkk hakimken bu olmaz, oraya devletin gitmesi lazımdır, devletin olduğu yerde demokrasi vardır aksi halde sonuçtan şimdiki Anayasa Mahkemesi'nin kararı gibi kimse memnun olmayacaktır.

Açıkçası benim düşünceme göre kürtlerin yüzde 70'inden fazlası ayrılık isteMEyecektir. Bunun sosyal ve ekonomik nedenleri vardır en basitinden ben İstanbul'a gittiğimde Şehremini'nde kalırım Taksim'e çıkarken'de çoğunlukla sarı dolmuşlar vardır ÇAPA'nın önünden kalkan onlara binerim bu dolmuşların şoförleri kürttür şimdi bu adam ekmeğini bırakıp da İstanbul'dan ayrılır mı yada güneydoğu'daki akrabalarının tıpkı Suriye'de olduğu gibi başka bir ülkede olmasını ister mi? Sizce siz ister miydiniz ben kürt arkadaşlarımın başka bir ülkenin (hele hele emperyalimin oyunlarıyla kurulmuş bir ülkenin) vatandaşı olmalarını hem istemem ki onlarda böyle birşeyi istemez. Siyasi konumum gereği farklı siyasi görüşlerden çokça insanla tanışma ve tartışma olanağım oldu en son DTP'li (DTP'nin kapatılmasına bir iki hafta varken) üç genç arkadaşla -bunlardan biri stajyer avukattı- pkk üzerine tartışıyorduk ben onlarla yaptığım konuşmalardan hiçde ayrı bir devlet istedikleri gibi bir anlam çıkarmadım kaldı ki ayrılık sözünü bile ağızlarına almadılar. Pkk sempatizanıydılar evet devlete kinleri vardı orduya kızıyorlardı ama ben bir sıra bana bir tabur versinler o hainlerin hepsini temizlerim dediğimde ve pkk'nın abd'nin taşeronu olduğunu iddia ettiğimde dahi beni kovmadılar, sizce bunlar sandıkta ayrılık isteyecek kadar akılsızlar mıdır? O BDP'lilerin söylediklerinin kıymeti harbiyesi yoktur milli bir hükümet geldiğinde hepsi kuyruklarını k.larına sıkıştırıp susarlar....
AMERİKANCI GENERALLER DEĞİL KEMALİST PAŞALAR İSTİYORUZ!
Kullanıcı küçük betizi
Mustafa Recep
Üye
Üye
 
İletiler: 417
Kayıt: Çrş Tem 09, 2008 13:11
Konum: sakarya

Re: Birlikte yaşamak zorunda mıyız????

İletigönderen Ram » Cum Tem 09, 2010 0:12

Çok "demokratik" kimselermiş. Câni sevicisiymişler ama ayrılık-mayrılık istemiyorlarmış, kovucu da değillermiş üstelik.

Alman Yahudileri Almanya'dan ayrılmak istiyor muydu ki¿?

Özerklik verilmeyegörsün, istemem diyenler yırtına yırtına ister, en başta da câni sevicilikleriyle güven verenler ister!

Ne diyorlardı câni sevicileri: "İşgâlci TC Defol!"

İş mi¿? E devleti kuranlar yatırımsız mı bırakacaktı oraları¿? Irak'ın kuzeyinde iş çok, oraya şu sıralar "Güney Kürdistan" diyorlar.

Ne diyordu bir izlencede Şii önderlerinden birini oynayan: "Gülünç şeyler olur, ama sürdükleri hiç görülmemiştir"
Mevzuubahs olan; millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız¿? meselesi değildir. Mesele, zaten emrivâki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, behemehâl, olacaktır. Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usûlü dairesinde ifade olunacaktır.

Fakat ihtimâl, bazı kafalar kesilecektir!
Kullanıcı küçük betizi
Ram
Zûlme Karşı İsyan!
 
İletiler: 8167
Kayıt: Sal Şub 20, 2007 1:06
Konum: Aç haritaya bak!

Re: Birlikte yaşamak zorunda mıyız????

İletigönderen Mustafa Recep » Cum Tem 09, 2010 0:51

Ram yazdı:Çok "demokratik" kimselermiş. Câni sevicisiymişler ama ayrılık-mayrılık istemiyorlarmış, kovucu da değillermiş üstelik.

Alman Yahudileri Almanya'dan ayrılmak istiyor muydu ki¿?

Özerklik verilmeyegörsün, istemem diyenler yırtına yırtına ister, en başta da câni sevicilikleriyle güven verenler ister!

Ne diyorlardı câni sevicileri: "İşgâlci TC Defol!"

İş mi¿? E devleti kuranlar yatırımsız mı bırakacaktı oraları¿? Irak'ın kuzeyinde iş çok, oraya şu sıralar "Güney Kürdistan" diyorlar.

Ne diyordu bir izlencede Şii önderlerinden birini oynayan: "Gülünç şeyler olur, ama sürdükleri hiç görülmemiştir"



Sevgili Ram,

Alman Yahudileriyle kürtleri nasıl bir tutarsınız,
kandırılmış aldatılmış gençleri bizler silkeleyip uyandırmağa çalışmayacaksak bu ülkenin topraklarının yarısını içine alan bir ikinci israil elbette kurulur. Kütlerden devleti gören kaç kişi var, sandıkta mı? Ya tarikat ya pkk yada ağa! Yine koy sandığı ayrılık çıkmayacaktır adım gibi de eminim, biz bu topraklara güveniriz, o 'cani sevicileri' - ki sevicilikleri o canilerin esasında neye hizmet ettiklerini bilmediklerindendir- nihayetinde bizim çocuklarımızdır dağa çıkanlar mı? Hayır, israil askerlerinin eğittiği, abd'nin beslediği domuzlar elbette köklerini kurutmuştur, onlar şimdi 2. israil'de yeşermek için debelenirler. İzin mi vereceksin Ram, yoksa karşılarına mı dikileceksin. Bence ikinci şık.
Peki ne olacak bu çocuklar, peki KCK operasyonları neden inatla sürüyor ve ergenekonla paralel yürüyor. KCK daki çatlak sesler temizleniyor olmasın! Apo neden bir öyle bir böyle konuşuyor, avukatlarının çokluğundan olmasın, malum kancığın kocası çok olur! (http://haber.sol.org.tr/yazarlar/merdan ... ekon-30397)

Neyse, severiz sevmeyiz onlar merak etmeyin ayrılıktan yana oy vermeyeceklerdir, akp iktidarken bile yapmazlar bu ihaneti, zurnanın zırt dediği yerdir çünkü orası vuvuzela gibi öter kulaklarına uyarı sesleri, bölünmekten korkarlar çünkü bölünmenin sonu sonu yoktur, atomu bile parçaladılar, infilak etti...

Peki, nedir çözüm; ne diyordu Dersim'i kuşattığında kumandan 'teslim olun ve içinizdeki bozguncuları teslim edin, devletin merhametine sığının'...
Neden Dersim çünkü Dersim ortaçağ!
Neden güneydoğu neden kürtler çünkü uygarlığımızın en geri noktası ortaçağ kalıntıları var orada!
Buradan vurmakta emperyalizm, kanayan yaramıza ısrarla...
AMERİKANCI GENERALLER DEĞİL KEMALİST PAŞALAR İSTİYORUZ!
Kullanıcı küçük betizi
Mustafa Recep
Üye
Üye
 
İletiler: 417
Kayıt: Çrş Tem 09, 2008 13:11
Konum: sakarya

Re: Birlikte yaşamak zorunda mıyız????

İletigönderen Ram » Cum Tem 09, 2010 2:43

"Satjyer avukat" olmuş ama neye hizmet ettiklerini bilmiyormuş, bu yüzden cânileri seviyormuş. Câni cânidir. Bir şeye hizmet etse ne olur, etmese ne olur. Bu mantığı dahi kuramayan sana ne demeli¿?

Kâtili savunanların söylemlerine güvenecek ve vicdanları olduğuna inanacak kadar saf olan Mustafa Recep, pek anlaşılmayan yanıtına, anlaşıldığı kadar yanıt vereyim:

1) Ayrı ayrı kimseleri bir tutmuyorum

2) İsrail'e göçmek istemeyen Alman Yahudileri, Siyonist işbirlikçisi Naziler tarafından katledilerek korkutulup kaçırtılmıştır; bu örnek bunun içindir; baştaki dinci-bölücü-ırkçı Nazi benzerlerini, bunların toplumu kışkırtan söylemlerini ve eylemlerini görmüyorsan o başka...

3) Halk oylamasına evet çıkmasını câni örgütü de istemektedir; dolayısıyla câni sevicileri de, sevdiklerine uyacaktır.

4) Halk oylaması bir devlet kurdurtmaz, özerkliğe giden yolda önemli engelleri kaldırır; özerklik elde edilir, sonrasında devlet kurulur.

5) Bu gibi durumlarda Türk Ulusu sessiz kalmayacaktır; bundan ayrıca, bunu kötüye kullanacaklar da boş durmayacaklardır, çatışma yaratacaktır.

6) Dağa çıkanlar senin çocukların olabilir.

7) Halk oylamasına evet denilirse ne tür sonuçlar çıkabileceğini birçok kimse bilmemektedir; bunu saptamak için budun ayrımına gerek yoktur; dolayısıyla neye oy verdiğini bilmeyen herhangi bir bilinçsizin parçalanmaya katkısı olabilir. Ancak câni sevicileri için bu geçerli değildir; onlar sevdiklerinin güdümünden çıkamazlar.

Yine pek anlaşılmayan yanıtına baktığımızda şöyle diyorsun: "Peki ne olacak bu çocuklar, peki KCK operasyonları neden inatla sürüyor ve ergenekonla paralel yürüyor. KCK daki çatlak sesler temizleniyor olmasın! Apo neden bir öyle bir böyle konuşuyor, avukatlarının çokluğundan olmasın, malum kancığın kocası çok olur!"

"Çocuklardan", KCK yapılanmasına, oradan "Ergenekon"a, oradan da câni başının söylemlerinin tutarsızlığına geçiyorsun.

Buradan anlaşıldığı kadarıyla şu soruları soralım:

  • Câni örgütü PKK/KCK içinde -onların "demokratik özerklik" dediği- parçalanmaya karşı çıkanlar olduğunu mu öne sürüyorsun¿?
  • Bu "karşı çıkıcıların" veya "çatlak seslerin" "Ergenekon" tutukluların güdümünde olmakla suçlanıp yok edilmek istendiğini mi savlıyorsun¿?


Burada neyin ne olduğu gün gibi açıktır: seytannamazligasi-vatanin-aci-durumuna-bir-bakis-t25754.html#p138837

Verdiğin ilişimin içeriği ile dediklerin arasında bir bağ kurmak oldukça zor. Ancak son tümcelikle beraber şöyle bir bağ kurabilir miyiz¿?

    Merdan Yanardağ:

    "Kürt sorununda gerçek anlamda bir çözümün sol'suz olamayacağı başta Kürtler olmak üzere bütün ülkeye anlatılmalıdır. Diğer taraftan tarihsel, kültürel ve etnik bir oyluma sahip olsa da Kürt sorunun gerçek anlamda bir çözümünün sınıfsal taleplerden geçtiği unutulmamalıdır. Çünkü "demokratik" ve "özek" de olsa, sınıflı bir toplum ve düzende Kürt yoksulları, işçileri, emekçileri pekala ezilmeye ve sömrülmeye devam edecektir. Bu gerçeği güçlü bir şekilde topluma anlatmak bugün çok büyük bir önem taşımaktadır. Ancak, öncelikle entellektüel ortamdaki liberal kirlenmeyi temizlemek gereklidir."

Benim bundan anladıklarım:

1) Kürt bir sorundur

2) Çözüm soldadır ve bu hem Kürtlere hem bütün ülkeye anlatılmalıdır (bütün ülke ayrı Kürtler ayrı oluyor; o ayrı olarak tanımlanmamış yer de olsa olsa Güneydoğu Anadolu'dur, böylece Güneydoğu=Kürt olmuş oluyor.)

3) Kürt denen sorunu ancak sınıfsal istekler çözer

4) Bunun dışındaki çözümler, demokratik ve özerk de olsa (parçalanmadan söz ediyor) çözüm getirmez. Dolayısıyla sınıfsal istekli çözüm en iyisidir. Üstelik bu sınıfsallıkta budun ismi öne çıkarılabilir, ulus devlet olmasak da olur yani: Kürt işçi, Kürt emekçi, Kürt yoksulu gibi...

Yazar ABD-Barzani tasarılarına uyup bölmeyin diyor, çözüm sınıfsal isteklerle sağlanabilir ve sağlanmalıdır demeye getiriyor. Üstelik yazının önceki bölümlerinde -Rus ve Çin'e yaklaşımları savunan kimi askerlerin- "Ergenekon"dan tutuklandığını ve -câni başının söylemeleriyle- bunların câni başıyla bir çözüm arayışına girdiğini öne sürüyor:

    Öcalan'ın, kendisiyle görüştükten sonra Ergenekon davasından tutuklandığını açıkladığı askerlerin aynı zamanda Türkiye'nin NATO'dan çkmasını savunduğunu, dahası Çin ve Rusya ile ittifak oluşturarak Batı'yı bu yolla dengeleme tezini ortaya atıklarını da hatırladığımızda, büyük fotoğraf daha net şekilde ortaya çıkıyor.

İyice "kötü niyetli" olup şunu savlayabilir miyiz¿?

"ABD-Barzani tasarısı olmasın da, Rus-Çin tasarısı olsun, sınıfsal olsun"

Bu nereden mi çıktı¿?

    "Çünkü Öcalan'ın bu açıklaması, Kürt sorununun "Amerikancı ve Barzanici olmayan bir çözümü için" kendisiyle görüşen ekibin tasfiye edildiği, Ergenekon soruşturması kapsamında yargılanan ya da haklarında işlem yapılanların büyük bölümünün ileri sürüldüğü gibi derin devlet ya da kontrgerilla yapılanması ile bir ilişkilerinin olmadığı, tam tersine Ergenekon davasının doğrudan bir NATO, dolayısıyla Kontrgerilla operasyonu olduğunu ortaya koyuyor.

    Öcalan'ın son derece çarpıcı olan, fakat sol'un belli bir kesiminin ve Öcalan dışındaki Kürt liderlerinin gerekli önemi vermediği ya da değerini kavrayamadığı -ki kavrayamama ihtimali daha yüksek- açıklamanın ilgili bölümü şöyle:

    "Hem (Albay) Atilla Uğur hem (MİT Müsteşarı) Emre Taner bana şöyle dediler: 'Biz bu sorunu KDP, YNK ve Amerika ile değil sizinle çözelim.' Bana konuşmaları olumlu geldi. Ama onların durumu şimdi ortada. Benim sorguma katılan paşa cezaevinde yatıyor ve neden tutuklandığını bilmiyor." (Görüşme Notları, Akt. Hürriyet, 11 Ekim 2008)"

Oysa asıl çelişki, açılımın yerli mimarlarından küreselleşmeci Emre Taner'in karşı-Amerikancı çözüm istemesi savından ve yazarın bunu ciddiye almasından ve aynı savda adı geçen Albay Atilla Uğur'un "Ergenekoncu" denilerek tutuklanmasından kaynaklanmıyor mu¿?

Yukarıda "kötü niyetli" olarak belirttiğim savı es geçersek, câni başının o söylemlerinin bir karaçalma olabileceğini ve "Ergenekon" denen balonu şişirmek için bunların söyletildiğini, aslında câninin çözüme açık olduğu ve kadepe-yeneka-amerika-vesaire ile ilgisinin kalmadığı safsatasının güçlenerek yayılması ve bu sayede açılacak olan açılımın güvenliğini sağlayacağı için bu söylemlerin yandaş ve yaygın ortamda (medya) o dönemde sürekli öne çıkarıldığını iletsek, hatta tüm bunların arkasında doğrudan Emre Taner'in parmağının olabileceğini düşünsek, yazar buna ne derdi¿?

Daha anlaşılır yorumlar, daha sağlıklı ve kısa yanıtlar getirecektir.
Mevzuubahs olan; millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız¿? meselesi değildir. Mesele, zaten emrivâki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, behemehâl, olacaktır. Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usûlü dairesinde ifade olunacaktır.

Fakat ihtimâl, bazı kafalar kesilecektir!
Kullanıcı küçük betizi
Ram
Zûlme Karşı İsyan!
 
İletiler: 8167
Kayıt: Sal Şub 20, 2007 1:06
Konum: Aç haritaya bak!

Sonraki

Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

cron

x