Gülen: İmkân olsa mezardakilere bile "evet" oyu verdirmeli

Genel & Güncel Konular

Gülen: İmkân olsa mezardakilere bile "evet" oyu verdirmeli

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzt Ağu 02, 2010 21:33

Gülen ölülerden oy istedi

Fethullah Gülen, 12 Eylüldeki referandumda 'evet' denilmesi için çağrıda bulundu.

Zaman gazetesinde yer alan habere göre, Fethullah Gülen referandumda 'evet' oyu kullanılması gerektiğini bildirdi.

İşte Zaman'da yayınlanan o haber:

"Fethullah Gülen Hocaefendi, 12 Eylül'de yapılacak tarihî referandumla ilgili çarpıcı tespitlerde bulundu. Herkul.org sitesinde konuya ilişkin sorulara cevap veren Gülen, neden 'evet' denilmesi gerektiğini anlattı.

Pakette milletin istikbali adına çok önemli düzenlemeler bulunduğunu belirten Gülen, siyasî hesapların bir kenara bırakılmasını istedi. "İmkân olsa mezardakileri bile kaldırarak 'evet' oyu kullandırmak lazım." diyen Gülen, referandum desteğinin "her partiye aynı mesafede olma" çizgisiyle çelişmediğini vurguladı. Gülen Hocaefendi, referandumun 12 Eylül'ün kirlerini temizlemeye ve darbecilerle hesaplaşmaya vesile gibi gösterilmesini ise doğru bulmadı. Gülen'in açıklamaları özetle şöyle:

12 Eylül, 12 Mart ve daha önceki 27 Mayıs darbeleri, hiçbir mantığa dayanmayan ve millet adına hiçbir yarar vaatetmeyen bir çeşit sindirme ve herkese haddini bildirme, sonra da iktidarı ele geçirme ve şahsî saltanatları devam ettirme hareketleriydi. Bazı kimseler, gemilerini yüzdürmek için kan seylaplarına ihtiyaç duymuş; bu milletin evladını sağcı ve solcu olarak cephelere ayırmış ve vuruşturmuş; nihayet akıttıkları kan, irin ve gözyaşından istifade ederek kendi otağlarını kurmuşlardı.

Kuvvetin genetiğinde adaletsizlik ve dengesizlik vardır. Kuvvet, hakkın elinde, mantık ve muhakeme rehberliğinde bir kısım problemleri çözebilecek potansiyel bir güç sayılsa da, his yörüngeli kaba düşüncenin elinde her zaman bir tahrip aleti olagelmiştir. Gerçi kuvvetin de bir hikmet-i vücudunun bulunduğu muhakkaktır; ama ona dayanılarak çözülmeye çalışılan problemlerde aklın, mantığın, muhakemenin hattâ dehanın değerlendirilemediği de bir gerçektir. Ne acıdır ki, 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül gibi darbe dönemlerinde ülkemizde hak, mantık ve muhakeme, kuvvetin çılgınlığı karşısında yenilgiye uğramış ve âdeta bir esaret yaşamıştır.

Kuvvetin genetiğindeki bozukluk, hemen hemen bütün kuvvet temsilcilerine başka insanların tepelerine binme, onları ezme, sindirme ve seslerini kesme hislerini pompalar. Dolayısıyla da, kuvvetin taşkınlığı ve çılgınlığıyla insanları ezip sindirme sadece belli bir kesimin işi değildir. Bazen, siyasî iktidarı güçlenenler de artık kimseyi kâle almamaya başlar ve dediğim dedik düşüncesiyle hareket ederler. Dahası, idarecilerin etrafı danışmanlar, özel kalemler, yakın çevrelerce kuşatılır ve halkın sesinin asıl merciye ulaşmasının önü kesilir. Böylece daha dün herkesin elini öpen kimseler, biraz güçlenince gayrı kimseyi dinlemez olur, bildikleri gibi davranır ve her iyi işin de kendilerine mâl edilmesini isterler.

AÇ KURDA TAHABBUB İŞTAHINI AÇAR, DİŞİNİN KİRASINI DA İSTER

27 Mayıs'ta on binlerce insan zulme uğradı; devletin en zirvesindekinden milletvekillerine ve partinin taşra teşkilatındaki temsilcilere kadar yüzlerce, binlerce insan bir anda tutuklandı. Tutuklananlar da çok uysal davrandılar, tabiri caizse, kuzu kuzu gittiler. Bilmiyorum o kadar kuzu kuzu olma ve aç kurda karşı tahabbub gösterme doğru muydu, değil miydi?!. Fakat bazı kimselerin bir nezaket ahlakı vardır, namusları gibidir; fedada bulunamazlar. Nitekim, zirvedeki zat, o zalimlerin mahkemelerinde "Reis beyefendi, savcı beyefendi" demede kusur etmedi, centilmence davrandı. Bu, onun efendiliğinin gereğiydi; fakat aç kurda karşı tahabbub göstermek onun iştahını açar, sonra döner dişinin kirasını ister. Herhalde bütün bütün dünyaya kilitlenmiş, yüksek bir mefkuresi olmayan ve elindeki imkânları kaybetmekten korkan kimselere karşı biraz dik durulsaydı, -başkası olsa şöyle derdi- o zibidilerin hepsi def olur giderlerdi.

Bütün darbeler gibi 12 Mart da öyle zavallı bir zihniyetin işiydi ki, kitap okumak için bir evde toplanmış bulunan insanlar bile tutuklanıp aylarca hapislerde süründürülmüşlerdi. Hatta, sadece Cenâb-ı Hakk'ın Kuddûs isminin tecellilerini anlatan bir risaleyi okumuş olduklarından dolayı senelerce hapis cezası almakla karşı karşıya bırakılmışlardı.

TEMİZ VATAN EVLATLARI BÖLÜKLERE AYRILARAK VURUŞTURULDU

O gün o kanlı darbeleri yapan ve vatan evladını kamplara bölüp kanlarını dökenlerle bugün PKK'yı besleyip destekleyen, silah ve uyuşturucu ticareti adına kullanan ve kendilerinin bir kısım isteklerini gerçekleştirmek için onu orada sürekli kanayan bir yara ve bitmeyen bir problem olarak canlı tutan kimseler aynı insanlardır ve mantık aynı mantıktır.

12 Mart döneminde hapiste kaldığım süre içerisinde hem ülkücüler arasından hem de sol kesimden çiçeği burnunda tığ gibi delikanlı arkadaşlarım oldu. Oturup konuştuğum zaman hepsinin görüşülüp konuşulabilecek insanlar olduklarını gördüm. Aynı silah ve kurşunla birbirini öldüren her iki taraftan, (hem ülkücüler hem de solcular arasından) bu insanların çoğunu o kadar samimi, o kadar saf ve duru buldum ki, kalblerine bir Allah'la irtibatı ve Efendimiz'e bağlılığı koysanız sahabe gibi samimi insanlardı. Gönül verdikleri davada başka beklentileri yoktu. Fakat, bu temiz vatan evladı bölüklere ayrılarak senelerce vuruşturulmuştu. Orada gördüğüm öyle manzaralar oldu ki... Nedim isminde sol kesimden biri vardı. Öyle dövmüş ve öyle işkence yapmışlardı ki, ayağının altından kemik çıkarmışlardı. O tığ gibi delikanlı, o haliyle yürürken benim içimden bir şey kopuyor ve kalbime kan damlıyordu.

MİLLET DOĞRULMAYA ÇALIŞIRKEN 12 EYLÜL BALYOZU İNDİ

27 Mayıs darbesi sadece bir iktidarı yerle bir etmedi; balyoz aynı zamanda Türkiye'deki bütün olumlulukların tepesine de indi. Askerinden üniversite hocasına kadar çok iyi yetişmiş, temiz ve namuslu bir sürü insan emekli edildi. Böylece âdeta ülke çadırını ayakta tutabilecek bütün kazıklar koparılıp atıldı, orta direk kırıldı ve ülke bir çöküntü yaşadı. Millet biraz belini doğrultacak gibi olunca bu defa 12 Mart darbesi bir kâbus gibi çöktü memleketin üstüne. Vefalı ve samimi millet, "olsun" deyip bir kere daha doğrulmaya çalışırken bu defa da bir balyoz gibi 12 Eylül indi başlarına. Sonra bir de 28 Şubat... Bunlar suyun yüzüne vuran hadiselerdi. Arkada Talat Aydemir vakıası gibi fiyaskoyla neticelenen teşebbüslerin de hadd ü hesabı yok. Bu açıdan, dünden bugüne mesele sadece bir iktidarın devrilmesinden ibaret değildir; hadise, kuvvetin çılgınlığına kendini kaptırmış bazı kimselerin bir ülkeyi bütün bütün batırma pahasına sadece kendi saltanatlarını devam ettirme mücadelesidir.

İMKÂN OLSA, MEZARDAKİLERİ BİLE KALDIRARAK REFERANDUMA 'EVET' OYU KULLANDIRMAK LAZIM

Maalesef, Avrupa Birliği'ne namzet olan ve Ortadoğu'da yeni açılımlar gerçekleştiren ülkemizin ihtiyaç duyduğu şekilde bir anayasa değişikliği yapılamadı. Fakat yapılması gerekenlerin yapılamaması açısından "maalesef" desek de, bir kısım cellatlıkların ve farklı vesayetlerin önünü almaya matuf bir iki maddenin değişikliği bile çok önemlidir. Değil sadece kadını erkeğiyle, çoluğu çocuğuyla ve dünyanın dört bir yanına dağılmışıyla hayatta olan insanları, imkân olsa mezardakileri bile kaldırarak o referandumda "EVET" oyu kullandırmak lazım. Mezardakiler bile kalksın. Ben zannediyorum kalkarlar da.. ben zannediyorum ruhları koşar da. Çünkü demokrasi adına çok önemli bir adımdır.

REFERANDUM 12 EYLÜL'ÜN HESAPLAŞMASI DEĞİL, MÜ'MİNler İNTİKAM PEŞİNDE OLAMAZLAR

Bazı siyasîler referandumu kendi hesaplarına değerlendirmeyi düşünüyor olabilirler. Fakat ben o meselenin millete yararlı olup olmamasına bakarım. Bu açıdan, referandumu siyasî olarak görmemek ve ona millete kazandıracakları zaviyesinden yaklaşmak lazımdır. Referandumun sadece 12 Eylül'ün kirlerini temizlemeye ve darbecilerle hesaplaşmaya vesile gibi gösterilmesi de doğru değildir. Bu sayede darbecilerden intikam alınacağını düşünmek yanlıştır; mü'minler intikam peşinde olamazlar. O paketin içinde milletimizin istikbali için çok önemli maddeler var; bu itibarla da değişiklik paketi bu yönüyle desteklenmeli ve "evet" oyları böyle bir niyetle verilmelidir.

HİÇ KİMSEYE 'FALAN PARTİYE GİRİN' DEMEDİK

Biz hâlâ her partiye karşı aynı mesafede duruyoruz. Hiç kimseye "Falan partiye girin; mitinglerinde boy gösterin; çarşıda pazarda alkışçısı olun!" demedik. Mesafeli durmak, milletimizin kaderi adına isabetli bulduğumuz bir kısım meselelerde bazı kimselere oy vermemize mani değildir. Güzel şeyler sergileyen ve iyi işler yapan kim olursa olsun, bu millet onu desteklemiştir; desteklenen aslında şahıs ya da parti değil, icraattır. "Şeytandan sığındığım gibi siyasetten de Allah'a sığınırım." diyecek kadar politikaya mesafeli ve dünyaya uzak duran Hazreti Bediüzzaman, vakti gelince oyunu kullanmış ve hem de "falan yere kullandım" demiştir. Evet, biz bütün partilere karşı mesafeli duruyoruz; ne var ki, mesafeli durmak başka, oyumuzu Türkiye'nin geleceği adına isabetli işler yapacağına inandığımız bir yere postalamak daha başka bir meseledir.

ÜLKEMİZE HİZMET EDEN HERKESİ HAYIRLA ANARIM

Güzellik, hayır ve iyilik adına, ister harekete, ister size, ister Müslümanlığa ve isterse de ülkemizin istikbal ve ikbaline hizmet etmiş herkesi (kim olursa olsun) takdir eder ve hayırla anarım. Merhum Turgut Özal'ın iyiliklerini görmezlikten gelemem. Bülent Ecevit Bey'e "makamı Cennet olsun" diyorum; sözden anlayanlar bunun ne demek olduğunu bilirler. Hazreti Üstad diyor ki; "Her mü'minin her sıfatı mü'min olmadığı gibi; her kâfirin her sıfatı da kâfir değildir." (Yanlış anlaşılmasın) Ben kimseye kâfir demiyorum. 12 Eylül bir kötülüktür; fakat o darbeyi gerçekleştiren ve kötülük yapan bir insanın da iyi yanları olabilir; ben güzel bulduğum bir davranışı takdir ettim.

Kenan Evren mekteplerde seçmeli olan din ve ahlak derslerini mecburi hale getirdiğinden dolayı, bir röportajda dedim ki; "Eğer bunu gönlünden gelerek samimiyetle yaptıysa, Allah bu yüzden onu affeder." Bugün de şu ya da bu partiden birileri yine ülkemizin istikbali ve ikbali adına olumlu şeyler söyler ve yaparlarsa, ben onlar için de Firdevsî gibi bir destan yazarım. Bu, Hakk'ın hatırınadır; Hakk'ın hatırı ise âlidir."


Gerçek Gündem, 1 Ağustos 2010
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Gülen: İmkân olsa mezardakilere bile "evet" oyu verdirmeli

İletigönderen Oğuz Kağan » Sal Ağu 03, 2010 10:15

FETHULLAH GÜLEN HİLE Mİ YAPIN DİYOR?

Fethullah Gülen herkul.org sitesine konuşmuş, referandumdan “Evet” oyu çıkmasının zorunlu olduğunu anlatmış, mümkünse ölülerin bile oy kullanmasını istemiş. Gülen’in mesajı cemaatin denetimindeki gazetelerde, televizyon kanallarında ve internet sitelerinde geniş bir biçimde yer aldı.

Bakın Fethullah Gülen ne diyor?

“Değil sadece kadını erkeğiyle, çoluğu çocuğuyla ve dünyanın dört bir yanına dağılmışıyla hayatta olan insanları, imkan olsa mezardakileri bile kaldırarak o referandumda 'Evet' oyu kullandırmak lazım. Mezardakiler bile kalksın. Ben zannediyorum kalkarlar da, ben zannediyorum ruhları koşar da. Çünkü demokrasi adına çok önemli bir adımdır.”


Gülen’in anayasa değişiklik paketini desteklemesinden daha doğal bir şey olamaz, hiç kimse de ondan başka türlü bir tavır beklemiyor zaten. Ancak, “İmkan olsa mezardakileri bile kaldırarak o referandumda 'Evet' oyu kullandırmak lazım” sözleri bir temenni değil, milyarlarca dolarlık sermayeyi yönlendiren cemaatine, TC kurumları içine sızmış militanlarına çok açık bir talimattır.

Şu ifadeye herkes dikkat etsin.

Fethullah Gülen, “ölü diri, herkes ‘Evet’ oyu kullansın” demiyor, “ölü diri, herkese ‘Evet’ oyu kullandırılsın” diyor. Yazıdaki edebi bir metin yaratma özenine baktığımızda, bunun bir dil sürçmesi olmadığını hemen anlarız.

Gülen’in talimatı şudur:

Referandum cemaatimiz için bir ölüm kalım meselesidir. Paketin geçmesini halkın kararına bırakamayız. Anayasa değişiklik paketinin geçmesi için, ölüler ve diriler adına oy kullanmak da dahil, her türlü hileye başvurmamız caizdir.


Geçmişte Gülen cemaatinin bildiğimiz bir özelliği vardı. Uzun vadeli düşünür, hiçbir partiye açık destek vermez, iktidara gelme ihtimali olan hiçbir partiye açıktan muhalefet yapmaz, onlarla da iyi ilişkiler kurmaya çalışırdı. TSK’ya karşı bile tavır almaz, laiklik karşıtı söylemlerde bulunmaz, hatta komutanları memnun etmek için kızların üniversiteye başı açık gitmesinin dinen hiçbir mahsuru olmadığı şeklinde fetvalar verirdi.

Çünkü cemaat ister darbeyle olsun, ister demokratik yoldan olsun, iktidar değiştiğinde elde ettikleri kazanımları kaybetmek istemezdi.

Ancak bu tavırları AKP iktidara geldikten, özellikle AKP son genel seçimleri % 47 gibi yüksek bir oyla kazanıp Cumhur Başkanlığı koltuğunu da ele geçirdikten sonra tamamen değişmiş, cemaat AKP’ye açık destek vermekte bir sakınca görmemiştir.

Bu değişimin nedeni bellidir. Gülen hareketi ABD ve AB’nin de destek verdiği Ergenekon davasıyla tüm AKP muhaliflerinin susturulacağı, TSK içindekiler de dahil tüm Kemalistlerin tasfiye edileceği, rejimin, sonsuza dek öyle kalmak üzere ılımlı İslam rejimine dönüşeceği düşüncesine kendilerini fena halde kaptırmıştır.

Cemaat için muhalefet partileriyle ve TSK ile iyi geçinmenin önemi kalmamıştır. Nasıl olsa, son muhalefet kırıntıları da yüksek yargının AKP’nin ele geçmesiyle yok olacaktır.

Ancak son dönemdeki gelişmeler cemaatin büyük bir yanılgı içine düştüğünü göstermiş, kendileri de bu yanılgının farkına varmıştır.

Terör olaylarının artışına, Kürt açılımına, PKK’nın muhatap alınmasını savunan yandaş liberallere, yolsuzluklara ve yoksulluğa duyulan tepkiler, ABD ve AB desteğine rağmen AKP’nin halk desteğini eritmeye başlamıştır.

CHP’nin Kılıçdaroğlu ile atağa geçmesi, MHP tabanının referandumda firesiz “hayır” oyu vereceğinin görülmesi Gülen cemaati için kabusa dönüşmüştür. Çünkü AKP ile omuz omuza görüntü veren, muhalefete saldıran, TSK’ya olmadık iftiralar atan Gülen cemaatinin oya işler gibi büyük bir sabırla kurduğu sermaye imparatorluğunun yıkılma, TC kurumları içindeki örgütlerinin dağılma olasılığı ortaya çıkmıştır.

Fethullah Gülen’e, “İmkan olsa mezardakileri bile kaldırarak o referandumda 'Evet' oyu kullandırmak lazım” dedirten işte bu ölümcül olasılıktır.

Kabuslar görmeye başlayan Fethullah Gülen, cemaatine ve yandaşlara, AKP’yi iktidarda tutacak her yolun mubah olduğunu bildiren bir fetva yayınlamıştır.

Köşeye sıkışmış kedinin ne yapacağı belli olmaz derler, ama bu kedi ne yapacağını kendisi söylüyor.


Başta muhalefet partileri olmak üzere, demokrasiye inanan herkes Fethullah Gülen’in yayınladığı fetvayı çok iyi anlamalı, sandığa militanca sahip çıkmalıdır.

A. Metin AKPINAR

Odatv.com, 2 Ağustos 2010
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Gülen: İmkân olsa mezardakilere bile "evet" oyu verdirmeli

İletigönderen İrfan Tuna » Sal Ağu 03, 2010 10:55

Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu seçimlerde binlerce SHP oyu çöplerden çıkmıştı ve Tayyip Erdoğan, az bir farkla seçimi kazanmıştı.

Sandıkta hile nasıl yapılır, oylar nasıl değiştirilir, bilgisayar oyunlarıyla oylar nasıl kaydırılır, ölülere oy nasıl kullandırılır... Bu işin ustası bu çevrelerdir... Hele şimdi bir de Pensilvanya'da nefesi kuvvetli bir hocaları var ki... Bir okuyup üfledi mi herşey tersine döner...

''HAYIR''lara vesile olur inşallah...
Uyanacağız, uyandıracağız... Bilinçleneceğiz, bilinçlendireceğiz... Ne ülkemizin , ne de bölgemizin zenginliklerini küresel haramilere ve onların uşaklarına yağmalatmayacağız, soydurtmayacağız... ENİNDE SONUNDA ALİ KEMALLER DEĞİL, MUSTAFA KEMALLER KAZANACAK...
Kullanıcı küçük betizi
İrfan Tuna
Üye
Üye
 
İletiler: 1059
Kayıt: Pzt Nis 06, 2009 12:23

Re: Gülen: İmkân olsa mezardakilere bile "evet" oyu verdirmeli

İletigönderen TÜRKK » Sal Ağu 03, 2010 22:23

Referandumun Ölüleri!..

Bir cemaat lideri, “İmkân olsa mezardakileri bile kaldırarak referandumda evet oyu kullandırmak lazım” demiş!..

Güçsüzlüğü de ifade eden bu açıklamayı kim yapmış?.. Devletin damarlarına çaktırmadan sızma talimatı veren tarikat lideri... Peki aynı şahıs “Ergenekon” adı verilen operasyonları “Gatakulli” diye desteklemedi mi?.. Destekledi...

Gelelim ikinci soruya; askerin kozmik merkezlerine girilirken, devlet sırları internete düşerken, toplum külliyen baskı altında tutulurken ve de Türkiye korku imparatorluğuna dönüştürülürken ülkeyi kim yönetiyor?

Tabii ki AKP...

Anlayacağınız, Milli Görüş talebeleri ile Nur şakirtleri tek parti faşizminin anayasalaşması için işbirliği yapıyor!..

Yani Cumhuriyet kurumlarının birer birer alaşağı edilmeye çalışıldığı bir süreçte, bireyi mürit gören zihniyet “Evet” propagandası için elbirliğiyle çırpınıyor!..

Askerlerin şehit edildiği, her ay onlarca Kürt gencinin hiç yerine öldüğü bir coğrafyada referanduma karşı boykot kampanyasını yürütenleri de hesap ederseniz, Türkiye’nin aydınlık insanlarının işi çok zor!..

Oysa Atatürk Cumhuriyeti dinsel gericilikle etnik bölücülük arasında sıkıştırılsa da, AKP ve işbirlikçilerinin işi daha da vahim!..

Çünkü AKP, yoksullaştır-köleleştir zihniyetiyle oy deposuna dönüştürdüğü çaresiz kitleleri ikna etmekte bile artık çok zorlanıyor...

İktidar bu yüzden ramazan ayı da yaklaşırken mezarlıklara odaklanmış hocaların fetvalarından medet umuyor!

Moral olsun diye yazmıyorum; terörün azdığı, ekonominin çöktüğü, toplumsal barışın uçuruma yaklaştığı bir süreçte AKP ile hocanın işleri ahirete kaldıysa vay hallerine...

Bizler, Akıncılarla Nurcuların umutlarını mevtalara bağladığı bu dönemde üzerimizdeki ölü toprağını bir an önce atabilirsek bu dünyayı kurtarabileceğiz!..

O yüzden 12 Eylül’deki referandumun Türkiye’nin geleceği açısından bir dönüm noktası olduğunu yanı başınızdaki herkese; yani fiziken değil yüreğiyle, beyniyle yaşayan duyarlı her bireye ısrarla anlatınız...

Deyiniz ki; Aydınlık bir Türkiye’de yaşamak istiyorsan “Hayır”sızlık yapma... Bu vatan için canını verenlerin, AKP’nin çöktüğünü göremeden mezara gidenlerin kemiklerini sızlatma!..


MEHMET FARAÇ, Cumhuriyet, 3 Ağustos 2010
http://www.ilk-kursun.com/2010/08/mehme ... n-oluleri/
Kullanıcı küçük betizi
TÜRKK
Üye
Üye
 
İletiler: 152
Kayıt: Sal Mar 09, 2010 20:44

Re: Gülen: İmkân olsa mezardakilere bile "evet" oyu verdirmeli

İletigönderen Türk-Kan » Çrş Ağu 04, 2010 8:38

Resim
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56


Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

x