Kuzu-muzu değil, kasap bıçağını yalayan danalar gibisiniz..Ülkemizin gerçek meselesi, bitirilen tarım yok edilen hayvancılık

Türkiye ve dünya gündemindeki gelişmeler hakkındaki fikirleriniz, yayınladığımız izlencelerin bölümleri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabileceğiniz alan.

Mercimekte ekim zamanı ithalat vergisi düşürüldü, çiftçi endişeli

İletigönderen İlteriş Kağan » Pzr Kas 08, 2020 15:52

Mercimekte yapılan vergi indiriminin yanı sıra, Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ayçiçeği tohumu ithalatında yüzde 3 gümrük vergisi ve ton başına 100 Euro Toplu Konut Fonu kesintisi 1 Temmuz 2021 tarihine kadar sıfırlandı.
Resim
Resmi Gazete’de 5 Kasım 2020’de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile mercimek ve ayçiçeğinde ithalat kolaylaştırıldı. Mercimekte gümrük vergisi yüzde 19,3’ten yüzde 9’a düşürüldü. Yağlık ayçiçeği tohumunda ise yüzde 3 gümrük vergisi ve ton başına alınan 100 Euro toplu konut fonu 1 Temmuz 2021 tarihine kadar sıfırlandı.

Her iki üründe de iç piyasada artan fiyatların düşürülmesi, gıda enflasyonunun aşağı çekilmesi amacıyla bu kararın alındığı ifade ediliyor. Ancak, özellikle mercimekte çiftçinin ekim yaptığı bu günlerde ithalat vergisinin düşürülmesi çiftçiyi endişelendirdi. Bir çok üretici artan fiyatları da dikkate alarak daha fazla ekim yapmaya çalışırken, ithalat vergisinin düşürülmesi kafalarda soru işareti yarattı. Üreticiler, ithalatın devam etmesi durumunda 2021 ürününün bundan olumsuz etkileneceğini fiyatların düşeceğini ve gelecek sezon mercimekten zarar edeceklerini düşünüyor.

Hindistan’ın vergi indirimi dünya fiyatını artırdı
Dünyada yıllık ortalama 6.2 ile 6.4 milyon ton kırmızı mercimek üretimi yapılıyor. Bunun da yarısını Kanada gerçekleştiriyor. Bu nedenle dünya kırmızı mercimek ticaretini Kanada yönlendiriyor.

Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Özdemir, kırmızı mercimek fiyatındaki artışın nedenlerini şöyle değerlendirdi: “En büyük alıcı konumundaki Hindistan, geçtiğimiz Ağustos ayında 31 Ekim 2020 tarihine kadar geçerli olmak üzere kırmızı mercimek ithalatında gümrük vergilerini yüzde 33’ten yüzde 11’e düşürdü. Ancak geçtiğimiz günlerde yeni bir kararla bu indirimi 31 Aralık 2020 tarihine kadar uzattı. Bu karar mercimek talebini ve Hindistan’ın ithalatını artırınca fiyatlar yükselmeye başladı. Kanada mercimeğinin kabuklu olarak tonu son iki ayda 400 dolardan, 600-650 dolara kadar çıktı. Kazakistan’da ise kabuklu kırmızı mercimeğin fiyatı ton başına 570-580 dolar.

Türkiye’de Mayıs ayı sonunda kabuklu olarak kırmızı mercimek fiyatı ton başına 4 bin 250 liraydı, bugün 6 bin 700 lira civarında. Bu fiyat artışından dolayı gümrük vergisinin düşürüldüğünü tahmin ediliyor. Ancak, biraz daha sabredilseydi ve üretici ekimi tamamladıktan sonra bu karar alınsa daha iyi olurdu.”

Mercimek üretimi azalıyor ithalat artıyor
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye’nin 2017 yılında kırmızı mercimek üretimi 400 bin ton iken, 2020’de 321 bin tona geriledi. Üreticiler 321 bin tonun iyimser bir rakam olduğunu üretimin 300 bin tonun altında olduğunu iddia ediyor. Üretim azalırken ithalat artıyor. Türkiye, 2019 yılında yaklaşık 240 bin ton mercimek ithalatı gerçekleştirirken, 2020 yılının sadece ilk 8 aylık döneminde 372 bin ton ithalat yaptı. İthalatın yüzde 60’ı Kanada’dan, yüzde 30’u Kazakistan’dan yapılıyor.

Türkiye, aynı zamanda mercimek ihracatı da yapıyor. Kanada’dan, Kazakistan’dan aldığı mercimeği işleyerek bir bölümünü iç piyasada tüketirken bir bölümünü de paketleyerek Irak, Sudan, Mısır gibi ülkelere ihraç ediyor. Yıllık ihracat miktarı ortalama 250 bin ton.

Ayçiçeğinde vergi sıfırlandı
Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ayçiçeği tohumu ithalatında yüzde 3 gümrük vergisi ve ton başına 100 Euro toplu konut fonu kesintisi 1 Temmuz 2021 tarihine kadar sıfırlandı. Geçmiş dönemlerde de olduğu gibi, Türkiye, vergi indirimi yaptığında ihracatçı ülkeler aynı oranda fiyatı artırıyor. Rusya, Bulgaristan, Ukrayna’daki ayçiçeği tohumu satıcıları, Türkiye piyasasını yakından izliyor. Yapılan vergi indirimini anında fiyatlarına yansıtıyorlar. Türkiye vazgeçtiği vergiyi bu ülkelerin çiftçisinin cebine koymuş oluyor. Ayrıca vergi indirimini önceden haber alarak bağlantı yapanlar da bu işten para kazanıyor. Vergi indiriminin Türkiye’deki üreticiye zararı olduğu gibi tüketiciye de yararı değil zararı oluyor. Devletin kasasına girecek vergi yurtdışındaki üreticilerin cebine giriyor. Bu nedenle çözüm vergi indiriminde değil, üretimi artırmaktır.

İpsala Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Girgin, Türkiye’nin ithalata vereceği kaynağın daha az bir bölümü ile sulama yatırımlarını tamamlayarak ayçiçeğinde üretimi, verimi artırarak soruna çözüm bulabileceğini söylüyor.

Fiyat artışı durdurulamıyor
Mercimekte olduğu gibi ayçiçeğinde de dışa bağımlı olan Türkiye, fiyat artışlarını durduramıyor. Üretimin yetersiz olması, dışa bağımlılık, dövizdeki artışa bağlı olarak ayçiçeği tohumu ve ham yağ fiyatları her geçen gün artıyor. Tüketici de daha pahalıya yağ tüketmek zorunda kalıyor. Ayrıca hayvan yeminde kullanılan ayçiçeği küspe fiyatları da hızla artıyor.

Sezon başında tonu 380 dolardan ithal edilen ayçiçeği tohumu bugünlerde 560 dolara kadar çıktı. Vergi indirimi yapıldıktan sonra, Türkiye’ye bu ürünü satanların indirim oranı kadar fiyatı artırmaları ile ayçiçeği tohumunun ton başına 600 doların üzerine çıkması bekleniyor. Yerli üretim ayçiçeği ise, sezon başında tonu 2 bin 800 liradan alınırken daha sonra hızlı artışlarla 4 bin lirayı aştı.

Faturayı tüketici ödüyor
İthalatın ve dışa bağımlılığın faturasını tüketici ödüyor. Artan fiyatlar nedeniyle tüketici her geçen gün daha pahalıya mercimek ve ayçiçek yağı almak zorunda kalıyor. Marketlerde 5 litrelik pet şişede ayçiçek yağı 55-60 liradan, kutu tenekelerde ise 60-70 liradan tüketiciye satılıyor. Kırmızı mercimek fiyatı ise 12-13 liradan tüketiciye satılıyor.

https://www.tarimdunyasi.net/2020/11/06 ... -endiseli/


Pirinç İthal eden TMO (Toprak Mahsülleri Ofisi)
Resim
TMO “Yerlisi yok Uruguay verelim”
Resim
Resim
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır.
Bir hamalın yükü geçicidir; fakat sahtekâr bir politikacının yükü kalıcıdır çünkü onun dolandırıcılıklarının muazzam yükünü her daim akılsız toplumlar taşımaktadır.
Üçkâğıtçı politikacılar tarafından sürekli olarak kandırılan, tekrar tekrar aldatılan bir millet için hangi sıfat kullanılabilir? Şaşkın? Çok hafif! Ahmak? Yeterli değil! Beyinsiz? Evet, işte tam da sıfat budur! Aptal kalabalıklar, sahtekâr politikacıların en büyük servetidir!
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 1649
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

“Üretime dayalı bir ekonomi modelini benimsemedi bu iktidar. Tam tersi; Getirisi olmayan bettona ağırlık verdi.

İletigönderen İlteriş Kağan » Pzt Kas 16, 2020 9:15

Türkiye'nin ne kadar dışa bağımlı hale geldiğini, bu nedenle dövizdeki en küçük oynamanın ülkeyi nasıl bir kargaşaya, nasıl bir zam türbülansına sokabileceğini gösterdi.
Düşünün ki...
Yirmi yıl öncesinin Türkiye'sinde tarım, kendine yetecek kadar ürün verirken, bugün hangi akla hizmet edildi ki!..
Toz bibere kadar dışarıdan ithal eden bir ülke haline geldi.

Samanı Gürcistan'dan, kırmızı eti Sırbistan Brezilya'dan, nohudu, mercimeği Kanada, ABD'den ithal
Bugüne kadar toz biber ithal ettiğimizi hiç duymamıştım.
Hem de nereden Şili'den!
Güney Amerika'dan.
Yani...
Dünyanın her yerinden ithalat yapıyoruz.
Dünyanın her yerinden mal alıyoruz.
Böyle olunca dolardaki en küçük oynama çarşıya pazara yansıyor.
Türkiye bu anlayışı sürdürdüğü sürece, kamu kaynakları devlet içinde fütursuzca harcandığı müddetçe böyle krizleri yaşamaya mahkûm bir ülke!..
Resim
Resim
En son İlteriş Kağan tarafından Sal Ara 01, 2020 4:36 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kez düzenlendi.
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır.
Bir hamalın yükü geçicidir; fakat sahtekâr bir politikacının yükü kalıcıdır çünkü onun dolandırıcılıklarının muazzam yükünü her daim akılsız toplumlar taşımaktadır.
Üçkâğıtçı politikacılar tarafından sürekli olarak kandırılan, tekrar tekrar aldatılan bir millet için hangi sıfat kullanılabilir? Şaşkın? Çok hafif! Ahmak? Yeterli değil! Beyinsiz? Evet, işte tam da sıfat budur! Aptal kalabalıklar, sahtekâr politikacıların en büyük servetidir!
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 1649
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

“Ürün etiketinde yerli üretim logosu bulunmakta ve menşei ülke Ukrayna” ifadeleriyle gelmiştir.

İletigönderen İlteriş Kağan » Çrş Kas 25, 2020 11:49

Ukrayna menşeili ithal ceviz Türkiye’de paketlenerek Yerli Üretim etiketiyle satılıyor. Bu mevzuata açıkça aykırıdır. Tüketici yanıltılıyor.
Resim

Çin menşeli çekirdekle Ukrayna menşeli ceviz içine göz göre göre Yerli Üretim logosuyla satılıyor.
Bir mevzuat çıkıyor, tüketicinin gözü boyanıyor

Resim
Resim
Elle yazılan etiketlerde bilerek tüketici kandırılıyor. Ambalajında Çin'den ithal olduğu belirtilen sarımsak market etiketinde Yerli diye satılıyor.
Resim
Resim
Resim

Kendi köylüsünden mısırı 1.325 liraya alan Türkiye, yurt dışından ithal edilecek mısır için ise 2.032 lira ödeyecek!
Kendi köylüsünden esirgediği para yabancı köylünün cebine gidecek!
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır.
Bir hamalın yükü geçicidir; fakat sahtekâr bir politikacının yükü kalıcıdır çünkü onun dolandırıcılıklarının muazzam yükünü her daim akılsız toplumlar taşımaktadır.
Üçkâğıtçı politikacılar tarafından sürekli olarak kandırılan, tekrar tekrar aldatılan bir millet için hangi sıfat kullanılabilir? Şaşkın? Çok hafif! Ahmak? Yeterli değil! Beyinsiz? Evet, işte tam da sıfat budur! Aptal kalabalıklar, sahtekâr politikacıların en büyük servetidir!
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 1649
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

Re: Kuzu-muzu değil, kasap bıçağını yalayan danalar gibisiniz..

İletigönderen İlteriş Kağan » Cum Ara 04, 2020 1:52

Köylü yumurtayı yoğurdu A101 den alıyor. Köye parke taşı döşediler havyan beslemeyi yasakladılar. Binlerce dönüm değerli tarım arazisini peşkeş çekip beton doldurdular. Yakında ağaç kabuğu yiyeceğiz.

Vaka sayılarının açıklanmadığı bir toplumda ürünlerin menşe ülkelerinin açıklanmaması artık şaşırtıcı gelmiyor. Fakat mevzuatın açığından yararlanan firmalar tüketiciye olan saygılarını göstermiş oluyorlar. Bu cevizler ithal ediliyor fakat hangi ülkeden belli değil?
Resim

%100 yerli malı diye satılan bu ürünler ithal hammaddeler içeriyor. Tüketicinin yerli ürün hassasiyetini bilen bu üretici, ithal ettiği ürünleri gizleyerek bu hassasiyeti resmen istismar ediyor.
Buna göz yumulmamalıdır.

Resim
Resim
Şu ürünün ana bileşeni nedir?
Kabuklu ceviz, kabuklu cevizdir.
Menşei: ABD yazmamak için resmen bin takla atıyorlar. Bu ürünün Menşei: Türkiye yazamaz.
Resim
Mersin limanından tonlarca Çin sarımsağı işte böyle ülkemize giriş yapıyor.
Resim
Resim
Resim
Resim

Aşure yapalım derken dünya turu atıyoruz. Ceviz en acısı. Gülhane Parkı’ndaki ceviz ağaçlarından ABD’ye uzanan hüzünlü bir şarkı gibi.
Ceviz ve badem ABD’den, Dolmalık fıstık Çin’den, karanfil Endonezya’dan... Sizde neler var?
Yıllardır bağımsızlığımız gıdadan başlayacak diyoruz, bu vesileyle tekrar hatırlatalım.
Tam bir rezalet ülkeyi ne hale getirdiler hiçbir şey üretemiyoruz her şeyi dışardan alıyoruz
Resim
Resim
Resim

Menşe ülkeleri Kanada olan kırmızı mercimekler Menşei: Türkiye etiketiyle satılıyor. Ürünlerdeki menşe ülke bilgisini kontrol ederken; market etiketlerine değil, aldığınız ürünün ambalajındaki beyanı dikkate alınız.
Resim
Resim
Hiç ummazsınız ama sırf parlasın diye kırmızı mercimeğe bitkisel yağ karıştırıyorlar. Ürün Kanada’dan ithal
Resim

Çin’den ithal edilen ayçekirdeklerinde menşe ülke beyan edilmemeye devam ediyor. Etiket üzerinde menşe ülke belirtilmeden “İthal ayçekirdeği kullanılarak Türkiye’de üretilmiştir” ifadesi yer alıyor.
Resim

ABD menşeli kavrulmuş kabuklu badem günlerdir göz göre göre Türkiye menşeli gibi satılıyor. etiket verileriyle tüketiciyi alenen kandırıyorlar.
Resim
Resim
Danimarka’dan gelen peynir mayasını Trakya adıyla tescillemişler. Ne yoğurdumuzun ne peynirimizin mayası yerli değil. Bizim dediğimiz geleneksel tatlarımıza bile gerçekten sahip değiliz. İthalata bel bağlamayı bırakıp üretmek zorundayız ve bunu geniş bir yelpazede başarmalıyız.
Resim

Gördüğünüz bu sarımsaklara ithalat izni 21.04.2020 tarihinde verilmiş.
Çin’deki sarımsaklara muhtaç kaldıysak, vay halimize.

Resim
En son İlteriş Kağan tarafından Pzr Nis 04, 2021 22:49 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kez düzenlendi.
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır.
Bir hamalın yükü geçicidir; fakat sahtekâr bir politikacının yükü kalıcıdır çünkü onun dolandırıcılıklarının muazzam yükünü her daim akılsız toplumlar taşımaktadır.
Üçkâğıtçı politikacılar tarafından sürekli olarak kandırılan, tekrar tekrar aldatılan bir millet için hangi sıfat kullanılabilir? Şaşkın? Çok hafif! Ahmak? Yeterli değil! Beyinsiz? Evet, işte tam da sıfat budur! Aptal kalabalıklar, sahtekâr politikacıların en büyük servetidir!
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 1649
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

Re: Kuzu-muzu değil, kasap bıçağını yalayan danalar gibisiniz..

İletigönderen İlteriş Kağan » Sal Ara 08, 2020 4:39

Ulan Hacı Șakir bile yerli ve millî değil.
Aklınıza değil de hislerinize hitap eden ifadeler ile size bir şeyler satılmaya çalışılıyorsa, büyük bir ihtimal kandırılıyorsunuz demektir.
Resim
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır.
Bir hamalın yükü geçicidir; fakat sahtekâr bir politikacının yükü kalıcıdır çünkü onun dolandırıcılıklarının muazzam yükünü her daim akılsız toplumlar taşımaktadır.
Üçkâğıtçı politikacılar tarafından sürekli olarak kandırılan, tekrar tekrar aldatılan bir millet için hangi sıfat kullanılabilir? Şaşkın? Çok hafif! Ahmak? Yeterli değil! Beyinsiz? Evet, işte tam da sıfat budur! Aptal kalabalıklar, sahtekâr politikacıların en büyük servetidir!
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 1649
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

Türk çiftçisine bir kötü haber daha

İletigönderen İlteriş Kağan » Prş Ara 17, 2020 16:54

Türk çiftçisine bir kötü haber daha geldi. Buğday, arpa ve mısır ithalatında gümrük vergisinin sıfırlanması süresi 30 Nisan'a kadar uzatıldı
Buğday, arpa ve mısır ithalatında gümrük vergisinin sıfırlanması yönündeki kararın uygulanma süresi 30 Nisan 2021'e kadar uzatıldı.
yanlış politikaları yanlış yönetmelerindendir dışa bagımlı bir politika izlediler ciftciyi zıraatciyi yok ettiler insanları bol Borç paraya ile yandaşa ranta alıştırıp botona teşvik edip tarım alanlarına yok ettiler sonuçmu işte bu

İthalat Rejimi Kararına Ek Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Resim
Karar uyarınca, yeni tip koronavirüs salgınının devam etmesi nedeniyle, hububat fiyatlarında yaşanan artışın önüne geçilebilmesi, iç piyasa fiyatlarının makul seviyelerde tutulabilmesi ve spekülatif fiyat hareketlerine meydan verilmemesi amacıyla ithalatında son 2 aydır gümrük vergisi sıfırlanan buğday, arpa ve mısır için bu kararın geçerlilik süresi 30 Nisan 2021'e kadar uzatıldı.

[b]Resmi Gazete[/b]
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/ ... 1217-2.pdf
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır.
Bir hamalın yükü geçicidir; fakat sahtekâr bir politikacının yükü kalıcıdır çünkü onun dolandırıcılıklarının muazzam yükünü her daim akılsız toplumlar taşımaktadır.
Üçkâğıtçı politikacılar tarafından sürekli olarak kandırılan, tekrar tekrar aldatılan bir millet için hangi sıfat kullanılabilir? Şaşkın? Çok hafif! Ahmak? Yeterli değil! Beyinsiz? Evet, işte tam da sıfat budur! Aptal kalabalıklar, sahtekâr politikacıların en büyük servetidir!
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 1649
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

soğanı savaş ülkesi suriyeden pirinci yunandan buğdayı moskof'dan vsvs alır hale geldik.

İletigönderen İlteriş Kağan » Pzr Ara 20, 2020 6:50

Çay harareti alır, eşeklik bâki kalır - Nerenizden tutsam elimde kalıyor.
-Nohudu ithal ediyorsun, mercimeği ithal ediyorsun, eti ithal ediyorsun. Samanı ithal ediyorsun..
Hayvanlara yedirmek için samanı bile ithal ediyoruz, iyi mi!..
Tarım da hayvancılık da sizlere ömür!.
Millet başına gelecekleri çoktan hak etti. Türkiye'nin saman ithal etmesi, tarım politikasının iflas ettiğini gösteriyor.“Balık tutan değil, balık yiyen, tüketici bir topluma çevirdiler!”
Toprak Mahsülleri Ofis bile Yunanistan pirinci satar hale gelmiş, bu üstün başarılarından dolayı tebrik etmek lazım.
20 yılda kendi kendine yeten 7 ülke'den soğanı savaş ülkesi suriyeden pirinci yunandan buğdayı moskof'dan vsvs alır hale geldik.
Bu durumun sorumlusu Tmo değil. Merkezi politikalardır. Türkiyede tarım yapılamadığı için bu ürünlerin ithalatı devlet eliyle devlet kurumuna yaptırılıyor.

Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır.
Bir hamalın yükü geçicidir; fakat sahtekâr bir politikacının yükü kalıcıdır çünkü onun dolandırıcılıklarının muazzam yükünü her daim akılsız toplumlar taşımaktadır.
Üçkâğıtçı politikacılar tarafından sürekli olarak kandırılan, tekrar tekrar aldatılan bir millet için hangi sıfat kullanılabilir? Şaşkın? Çok hafif! Ahmak? Yeterli değil! Beyinsiz? Evet, işte tam da sıfat budur! Aptal kalabalıklar, sahtekâr politikacıların en büyük servetidir!
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 1649
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

Kendi toprağında intihar!!!

İletigönderen İlteriş Kağan » Sal Ara 22, 2020 1:57

11 Aralık 2020 günü Danimarka'da çok ilginç bir basın toplantısı vardı...
Resim

O gün Taastrup şehrindeki meyve ve sebze hali Copenhagen Markets yerleşkesi içerisinde kurulan Danimarka'nın en büyük "topraksız dikey tarım" girişimi Nordic Harvest, verdiği hasatların tanıtımını yaptı...

Anders Riemann tarafından kurulan ve yaklaşık 7 yıllık bir çalışmanın ardından marketlerde mahsullerini sergilemeye hazırlanan Nordic Harvest, 7 bin metrekarelik bir alan üzerinde kurulu 14 katlı "dikey tarlalar"da ürünlerini haşere ilacı kullanmadan ve normal tarıma göre yüzde 95 su tasarrufuyla yetiştiriyormuş...

Danimarka'da 14 katlı "dikey tarla" ile yılda 15 kez hasat yapılacakmış...

Ufacık Hollanda nasıl çiçekçilikle ayakta duruyorsa, belli ki ufacık Danimarka'da da tarım "dikey tarlalar"da yükselerek dev bir sanayiye dönüşecek...

42 bin kilometrekarede 17 milyon nüfusuyla Hollanda, 43 bin kilometrekarede 6 milyon nüfusuyla Danimarka ile karşılaştıracağımız ülke ise, 783 bin kilometrekaredeki 82 milyon nüfusuyla, bir dönem dünyayı bile doyurabilecekken, kısıtlı tarım nedeniyle "kendi kendine yeten 7 ülkeden biri" tanımlamasına sıkıştırılan Türkiye...

Nasıl ağlanacak bir haldir bu... Danimarka kısıtlı arazilerde "dikey tarla"lar oluşturulurken, Türkiye'nin verimli tarlalarına devasa "gökdelen"leri yerleştirenlerin utancını da yansıtıyor bu haber!..

Peki; yaklaşık 19 bin kilometrekare içinde, dünyanın en verimli tarım alanlarından Harran Ovası'nı da bünyesinde bulunduran Urfa'nın ancak iki katı yüzölçümleri olan Hollanda ve Danimarka tarımda böylesine devasa yükseliş içindeyken, Türkiye'nin giderek içler acısı hale gelen çöküşü nereye varacak?..

Herşey yabancı artık...
Yalnızca Harran ve Urfa ovaları değil; Karacabey Ovası, Konya Ovası, Hatay'daki Amik Ovası, Adana'daki Çukurova ve Trakya başta olmak üzere, Türkiye'nin dört bir yanında, her yıl 4 ürün alınabilecek kapasitedeki verimli arazileri ile bir dönem "tarım cenneti" olan Türkiye'de, toprakların kaderine terk edilmesi, çiftçilerin göçe zorlanması, üretimin durması ve ülkenin bir süre sonra belki de maydanoz bile yetiştiremeyeceği bir yıkım sürecine girmesi koca memleketi nereye götürecek acaba?..

Türkiye'nin tarım alanında üretimden uzaklaştırılması, ülkenin en küçük gıda maddesinde bile dışa bağımlı hale getirilmesi, sosyal bunalımların yaratacağı yıkımdan ve terörün yol açacağı tahribattan çok daha büyük felaketlere yolaçmaz mı?..

Kimse gaflete düşmesin... Çünkü tarımın çökeceği Türkiye gibi bir ülkede; üretim duracağı için istihdam azalacak, tarıma dayalı sanayi batacak, gıda malzemeleri fahiş fiyatlara yükselecek, bunların yol açacağı ekonomik sarsıntılar büyük sosyal felaketleri getirecek ve bununla birlikte zaten susuzluk ve açlık kıskacında olan dünyadaki yıkım en çok da Türkiye'yi vuracak...

Diyeceksiniz ki vurmamış mı zaten?.. Maalesef tarımdaki çöküşün de yol açtığı sosyo ekonomik yıkımın ayak sesleri yıllardır ağır biçimde duyuluyor...

Bu rezalet gidişatı görmek için terk edilmiş köyleri, boş tarlaları, hurdaya atılan traktörleri ve mahkemelerde çiftçilerin içine düştüğü icra dosyalarını görmeye gerek kalmıyor...

Türkiye'nin dört bir tarafına yayılmış marketlerin raflarına baktığınızda, memleketin tarım alanındaki ahval ve şerâitinin nasıl dışa bağımlı hale geldiği çok net biçimde gözler önüne seriliyor...

Marketlerdeki gıda ürünlerinin çok büyük bölümünün üzerinde artık "Made in Turkey" yazmıyor... Yabancı menşeli gıda maddeleri market raflarını esaret altına almış...

Mercimek Kanada'dan, nohut Meksika'dan, sarımsak Çin'den, ceviz Amerika'dan, barbunya Kanada'dan pirinç Rusya'dan geliyor artık...

Heyhat... İsimlerinde Anadolu'ya ve de şehirlerimizin adlarına dikkat çeken gıda markalarının çoğunun ambalajında bile yabancı menşeli ürünler pazarlanıyor...

Velhasıl, "Yerli malı Türk'ün malı- herkes onu kullanmalı" deyimi bile artık boş ve gülünç bir slogana dönüşüyor...

Kendi ayağına kurşun!..
Evet; Türkiye bir dönem dünyanın sayılı tarım cennetlerinden biriydi...

Ancak o kahredici çöküş durmuyor; 24 milyon hektar tarım alanının yüzde 8,3'ü (2 milyon hektarı) atıl durumda...

Onlarca baraja rağmen Türkiye'de tarım arazilerinin ancak yüzde 25'inde sulu tarım yapılabiliyor...

Danimarka'da apartmana benzeyen "dikey tarla"larda en az suyla ilaçsız tarımı yapılırken, her köşesi tarım alanı olan Türkiye'de çiftçi sayısı son 12 yılda yüzde 48 azalmış...

Ne yazık ki Anadolu'da tarım alanları da son 18 senede yüzde 12,3 azalmış, sebze bahçeleri ise aynı dönemde yüzde 15 küçülmüş...

Ajanslara yansıyan TÜİK verilerine göre; tarım sektöründe istihdam edilen kişi sayısı ise 2002'de 7 milyon 458 bin kişiyken, 2020 Şubat ayı itibariyle 4 milyon 157 bin kişiye gerilemiş...

Son 18 yılda yaklaşık 3.5 milyon insan sektörden çekilirken, tarım sektöründe istihdam edilen kişi sayısı yüzde 44 azalmış...

AKP iktidarının çiftçiye 2018 yılında vermesi gereken 37 milyar 29 milyonluk desteğin 22 milyar 540 milyon lirasını vermediği bir ülkenin kara tablosudur yukarıdaki manzara...

Türkiye'de tarım sektöründeki krize, üreticilerin ve tarıma dayalı sanayinin çöküşüne en çok dikkat çeken gazete olan Yeniçağ'ın son bir haftadaki manşetlerini de anımsatalım ki; memleketin üretimdeki erozyonunun en az terör ve sosya yıkımın tahribatı kadar tehlike çanları çaldığı anlaşılıversin;

"700 bin köylü tarımı bıraktı", "Tüccar hedef alındı, çiftçi vuruldu" ve "Çiftçiye darbe üstüne darbe!.."

Ne dersiniz; Danimarka gibi ülkeler küçücük "dikey tarla"larda devleşirken, bir verimli arazi cenneti olan Türkiye kendi toprağında intihar etmiyor mu?..

Mehmet FARAÇ
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır.
Bir hamalın yükü geçicidir; fakat sahtekâr bir politikacının yükü kalıcıdır çünkü onun dolandırıcılıklarının muazzam yükünü her daim akılsız toplumlar taşımaktadır.
Üçkâğıtçı politikacılar tarafından sürekli olarak kandırılan, tekrar tekrar aldatılan bir millet için hangi sıfat kullanılabilir? Şaşkın? Çok hafif! Ahmak? Yeterli değil! Beyinsiz? Evet, işte tam da sıfat budur! Aptal kalabalıklar, sahtekâr politikacıların en büyük servetidir!
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 1649
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

Ne Yediğinizi Bilin

İletigönderen İlteriş Kağan » Pzr Ara 27, 2020 3:25

Hollanda'dan buğday nişastamız da gelmiş
Resim

Maalesef bu da Hollanda'dan
Resim
Resim
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır.
Bir hamalın yükü geçicidir; fakat sahtekâr bir politikacının yükü kalıcıdır çünkü onun dolandırıcılıklarının muazzam yükünü her daim akılsız toplumlar taşımaktadır.
Üçkâğıtçı politikacılar tarafından sürekli olarak kandırılan, tekrar tekrar aldatılan bir millet için hangi sıfat kullanılabilir? Şaşkın? Çok hafif! Ahmak? Yeterli değil! Beyinsiz? Evet, işte tam da sıfat budur! Aptal kalabalıklar, sahtekâr politikacıların en büyük servetidir!
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 1649
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

İktidara oy verdiğini söyleyen Niğdeli çiftçi isyan etti.

İletigönderen İlteriş Kağan » Cum Oca 08, 2021 16:54

AKP iktidarına oy verdiğini söyleyen Niğdeli bir çiftçi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek; “5 senedir burada bir oy veriyorum, bütün millete rezil oldum. Sayın Cumhurbaşkanım lütfen bizim sesimizi duyun ya. Vallahi battık billahi battık, Allah çarpsın battık ya!' ifadelerini kullandı. Görüntüler sosyal medyada gündem oldu.
Resim
AKP iktidarına oy verdiğini söyleyen Niğdeli bir çiftçinin sözleri sosyal medyada gündem oldu.Tarlasındaki patatesi satamamaktan şikayet eden çiftçi borçlarını ödeyemediğini söyledi.

“5 senedir burada bir oy veriyorum, bütün millete rezil oldum” diyen çiftçi, “Allah çarpsın battık ya. Sayın Cumhurbaşkanım lütfen bizim sesimizi duyun. Vallahi battık billahi battık. İstanbul'daki dükkanımı da batırdım, buradaki dükkanımı da batırdım. Bizim Niğde milletvekillerinin ikisi de oturuyor, makamından çıkmıyor. Bir milletvekili var göbeğini yırtıyor, Allah razı olsun ondan. Bir o sesini çıkarıyor.” sözleriyle yaşadığı sorunları dile getirdi.

'PATATESLERİMİZ ÇÖPE GİTTİ'
Çiftçi, şu sözlerle dert yanmaya devam etti: “Allah rızası için yapmayın. Çiftçi patatesini kaldırırsa; mobilya alır, araba alır, arsa alır, ev alır, altın alır, her şeyi alır. Burada çiftçiyi batırdın mı bir şey yapamazsın. Geçen sene ithal, dışardan mal geldi o malları sattık, bizim patateslerimiz çöpe gitti. Tanzim kuruldu, halde bizi bitirdiler. Artık bizim sesimizi duyun Allah rızası için ya. Ne borç ödeyebildim ne borç ödeyebilirim yani. Ödeyemem ya. Mümkün değil, kimse kusura bakmasın. Para kazanırsam borç öderim, kazanamazsam nasıl ödeyeyim?”

“DİĞER ÜLKELERİN ÇİFTÇİLERİ KALKINDI, BİZ BATTIK”
Bir diğer çiftçi ise elindeki 4 büyük boy patates ve bir küçük boy patatesle, yaşadığı ekonomik sıkıntıları anlattı. İlk önce sırayla elindeki 3 tane büyük boy patatesi gösteren çiftçi, “Şu, elektrik ödemesi. Şu, işçi parası. Şu, ilaç parası. Şu, gübre parası” dedi. Daha sonra elindeki küçük boy patatesi göstererek, “Şu da bize kalıyor, bunu da satamıyoruz, 50 kuruş, 40 kuruş… Ne olacak bu çiftçinin hali? Tarım bakanı ‘çiftçi halinden memnun' diyor. Onlara göre çiftçi halinden memnun. Çiftçiyi batırdılar. Dış ülkelerin çiftçileri kalkındı, biz battık” şeklinde konuştu.

Haberin Videosu http://bc.vc/eUfe5HK
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır.
Bir hamalın yükü geçicidir; fakat sahtekâr bir politikacının yükü kalıcıdır çünkü onun dolandırıcılıklarının muazzam yükünü her daim akılsız toplumlar taşımaktadır.
Üçkâğıtçı politikacılar tarafından sürekli olarak kandırılan, tekrar tekrar aldatılan bir millet için hangi sıfat kullanılabilir? Şaşkın? Çok hafif! Ahmak? Yeterli değil! Beyinsiz? Evet, işte tam da sıfat budur! Aptal kalabalıklar, sahtekâr politikacıların en büyük servetidir!
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 1649
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

Re: Kuzu-muzu değil, kasap bıçağını yalayan danalar gibisiniz..

İletigönderen Gönül Pınar Atacı » Pzt Oca 11, 2021 9:23

Baştan sona dek hepsi de tamamen NESNEL, gerçek YURTSEVER ve derin BİLİMSELbir yöntemle ve yaklaşım uygulanarak ve özel ve tüzel arşivler ve kanıtlar taranarak seçilmiş, alıntılanmış, irdelenmiş, yorumlanmış ve sunulmuş yüzlerce belge, bilgi, veri ve gösterge içeren ve okuyucu rekorları kırmış bulunan MUHTEŞEM ve MÜKEMMEL bir yazılı ve görsel teşhir dizisi. Fenonemal düzeyde yetenekli yazarı sevgili İlteriş KAĞAN’a ve çok değerli yayıncısı sevgili GÜNCEL MEYDAN'a en yürekten tebrikler ve teşekkürler, selamlar ve saygılar, yeni başarılar ve utkular, en iyi dilekler ve özel bir ithaf :

BUNLAR, HİZMETCİLERİ, KÖSTEBEKLERİ VE KOLTUK DEYNEKLERİ.

Bunlar,
BOP’ un en eski ve en yeni adamlarıdır
Ve bunlara bağlı Beşinci Kol ajanlarıdır.
Nihai emelleri ve menzilleri cihadı,şeriyatı ve hilafeti getirmektir
Yani bu yüce yurdu ve kadim ulusu tutsak edip tarihten silmektir.
Bunların bütün bu açık ve en gizli suçları ve günahları sıra dağlar denli çoktur.
Bunlara, bu ulu ve kutsal vatan topraklarının üstünde de altında da yer yoktur.
Bunlar,
Ve tüm açık ve gizli, önlüklü ve önlüksüz hizmetcileri,
Yeraltı ve yerüstü küresel,bölgesel,yerel köstebekleri
Ve de örtülü ve örtüsüz sağ ve ‘sol’ koltuk deynekleri
Er veya geç ama mutlaka teşhir, tel’in ve mahkum edileceklerdir
Ve süpürülüp cehennemin o en derin dibinin içine döküleceklerdir.

Gönül Pınar Atacı, 9.Ocak.2021
Kullanıcı küçük betizi
Gönül Pınar Atacı
Üye
Üye
 
İletiler: 1240
Kayıt: Sal Ara 01, 2015 9:02

Tarımda 2020'de neler oldu? - Ali Ekber YILDIRIM

İletigönderen İlteriş Kağan » Cmt Oca 23, 2021 14:24

Koronavirüs salgını başta olmak üzere, 2020’de yıl boyunca yaşanabilecek birçok olumsuzluk, felaket üst üste yaşandı.

Tarım sektörü açısından bakıldığında hem Türkiye’de hem de dünyada koronavirüsün de etkisi ile tarım ve gıdanın önemi bir kez daha öne çıktı. Kendine yeterlilik, yerelde üretim, yerelde tüketim, çiftçiliğin, tarımsal faaliyetlerin desteklenmesi, korumacılık daha çok önem kazandı. Gıda milliyetçiliği hiç olmadığı kadar yükseldi.
Resim

Tarım ve gıda ürünlerinde salgın sürecindeki kısıtlamalar nedeniyle insanlar, ülkeler ihtiyaçlarının çok üzerinde stok yaptı. Gıda fiyatları yükseldi.

Üretimden hasada kadar, dağıtım ve pazarlama kanallarında önemli sorunlar yaşandı. Bu sorunlara çözüm üretmek için bir dizi önlem alındı. Tarımda ve gıdada yeni bir dönem başladı.

Türkiye açısından bakıldığında 2020’de tarım ve gıdada birçok gelişme yaşandı. Koronavirüsün etkileri daha derinden hissedildi.

Büyüme, destekler ve gıda enflasyonu

Her yılın sonunda yaptığımız gibi bu yıla da damgasını vuran gelişmeleri hatırlatalım:

1- Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, tarım, 2020’nin ilk 9 aylık döneminde yüzde 5.3 büyüdü. Tarımsal Gayri Safi Milli Hasıla 2019 verileri ile 277.5 milyar lira oldu. Dolar bazında 48.5 milyar dolar. 2015’te 59.4 milyar dolardı. Son 4 yılda Türkiye’nin tarımsal gayri safi milli hasılası 10.9 milyar dolar azaldı.

2- Tarım destekleri 5 Kasım’da açıklanabildi. 2020 ürünü desteklerin ödenmesi için 2021 bütçesine 22 milyar lira ödenek konuldu. 2021 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı”na göre, çiftçinin en yaygın yararlandığı mazot, gübre, hayvancılık desteklerinde toplam 787 milyon lira kesinti olacak. Tohum, fidan ve kırsal kalkınma desteğinde artış olacak.

3- Her ay açıklanan enflasyon verilerinde fiyatı en çok artan ürünler listesinde tarım ve gıda ürünleri hep üst sıralarda yer aldı. Kasım sonu itibariyle yıllık enflasyon yüzde 14.03 olurken gıda enflasyonu yüzde 21.08 oldu.

İthalat vergileri, girdiler kredi ve hacizler
4- Yıl boyunca gümrük vergileri düşürülerek ithalat desteklendi. Arpa, buğday, mısır, ayçiçeği, mercimek, çeltik, pirinç, soğan, patates ve benzeri ürünlerde gümrük vergileri düşürüldü. Limon ihracatına kısıtlama getirildi. Alınan her karar çiftçiyi, üreticiyi tarıma küstürdü. Toprak Mahsulleri Ofisi’ne, Suriye’den bile arpa ithalatı için yetki verildi.

5- Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin 2020-2022 döneminde uygulayacağı düşük faizli tarımsal kredilerin limitleri ve kriterleri yeniden belirlendi. Kredi limitlerinde artış sağlanırken, faiz indirim oranları belli kriterlere bağlandı. Kriterleri yerine getirmeyenler daha yüksek faiz ödeyeceği bir sistem getirildi.

6- Çiftçi borçları yapılandırılmadığı gibi, Tarım Kredi Kooperatiflerinin çiftçilerin traktör, üretim araçlarını, hayvanlarını haczetmesi günlerce gündemde kaldı. Tarım Kredi, tepkiler üzerine haciz işlemlerini 3 ay ertelemek zorunda kaldı.

7- Yıl boyunca tarımsal girdi fiyatlarındaki yüksek artış konuşuldu. Dövizdeki artışa bağlı olarak girdi fiyatları hızla artarken, elektrik fiyatı tarımsal üretimi tehdit eder noktaya geldi. Girdi fiyatları artarken ürün fiyatları aynı oranda artmadığı için çiftçi para kazanamamaktan şikâyet etti. Tüketici ise ürünlerin pahalı olmasından yakındı.
Resim
Koronavirüs önlemlerinde çiftçi yok sayıldı
8- Bu yıla damgasını vuran en önemli gelişme elbette koronavirüs oldu. Koronavirüs sürecinde sağlık mensupları gibi tarım ve gıdada çalışanlar bütün sıkıntılara rağmen işlerinin başında, üretime ve üretilen ürünleri tüketiciye ulaştırmak için canla başla çalıştı. Sağlıkta olduğu gibi tarım ve gıdada da onların bu çabasına rağmen ülkeyi yönetenler ne yazık ki gerekli desteği sağlamadılar. Çiftçinin 2019 ürünü için hak ettiği destekleri ödeyerek sanki yeni destek veriliyor gibi sunuldu.

9- Birçok sektöre yönelik destek paketleri açıklanırken, krediler yapılandırılırken tarım sektörü bunun dışında tutuldu. Çiftçilerin sadece Mayıs ve Haziran’da vadesi dolan, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden aldıkları yalnızca düşük faizli krediler 6 ay süreyle ertelendi. Yıl bitmeden, pandemi sona ermeden ertelenen o kredilerin vadesi geldi.

10- Tarıma, çiftçiye destek yerine hep algı oluşturacak adımlar atıldı. Yazlık ekim hububat, bakliyat, yağlı tohumlarda yüzde 75 tohum hibe desteği açıklandı. Türkiye’de 3 milyon ton tohum kullanılırken çiftçiye verilen tohum 5 bin 700 ton oldu. Bunun da yüzde 25’ini çiftçi kendisi karşıladı.

11- “Ekilmedik bir karış toprak bırakmayacağız” denildi. “Hazine arazilerini tarıma açıyoruz” denildi. Yaklaşık 4 milyon hektar tarım arazisi ekilemezken sadece 970 hektar yani 9 bin 700 dekar (dönüm) arazi tarıma açıldığı ifade edildi.

12- Koronavirüs nedeniyle Gürcistan ve Azerbaycan’dan işçilerin gelmesine izin verilmediği için çay hasadında ciddi sorunlar yaşandı. İstanbul’dan Karadeniz’e çay hasadına gitmek isteyenlere özel izin çıkarıldı.

Kuraklık ve iklim değişikliği etkili oldu

13- Tarımda yine birçok felaket yaşandı. En büyük felaket 15-24 Mayıs tarihlerinde oldu. Deyim yerindeyse dört mevsim bir aradayaşandı. Önce 40 dereceleri gören aşırı sıcaklar, sonra -1 dereceye kadar düşen aşırı soğuklar, dolu, don, fırtına bitkisel üretime büyük zarar verdi. Tarım Sigortaları Havuzu(TARSİM) aşırı sıcak, aşırı soğuk zararını sigorta kapsamına aldı.

14- İklime bağlı olarak birçok bölgede kuraklık etkili oldu. Yağış olmaması nedeniyle ürünlerde verim kaybı, kalite sorunu ortaya çıktı. Sadece zeytinde verim kaybı yüzde 20’yi aştı. Zeytinde son 11 yılın en düşük üretimi olacağı tahmin ediliyor. Zeytin ve fındık başta olmak üzere bazı ürünlerde hasat 1 ay gecikti.

Ürün bazında gelişmeler

15- Fındık rekoltesi ve fiyatı yine çok tartışıldı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin fındık rekoltesi açıklamasını eleştiren Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt MHP'den ihraç edildi.

16- Türkiye, ayçiçeği ithalatında dünya liderliğini sürdürdü. İthalat yapılan Romanya ve Rusya ve Kazakistan koronavirüs önlemleri kapsamında belli dönemler ihracatı yasakladı. İçerde üretim azaldı, fiyat yükseldi. Trakyabirlik, Karadenizbirlik ve Pankobirlik açıkladığı fiyatı revize etmek zorunda kaldı. Hem yurtiçinde hem de dışında fiyatların artması ayçiçeği yağı fiyatlarının sürekli artmasına neden oldu. Ayçiçeği tohumunun fiyatı ton başına 700 dolara, ham yağ fiyatı 800 dolardan 1200 dolara ulaştı.

17- TMO tarihinde ilk kez kuru kayısı alımı yaptı.

18- Milas zeytinyağı Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret aldı

19- Salçalık domateste artan üretim ve düşen fiyatlar nedeniyle, alıcıların sözleşmede belirtilen fiyatın altında alım yapması büyük krize neden oldu.

20- Tarımda sözleşmeli üretim modeli çok tartışıldı. Türkşeker, pancar üretiminin dışına çıkarak, hububat, bakliyat, yaş sebzede sözleşmeli üretim yapması çok tartışıldı.

Yasal düzenlemeler ve hobi bahçeleri

21- Çıkarılan “torba yasa” ile tarım arazisine yapılan ve imar barışından yararlanmayan hobi bahçelerinin yıkılması yasalaştı. Aynı yasa tasarısında yer alan gıdada yanıltıcı yayın ile ilgili maddeler ise geri çekildi.

22- Gıda ürünlerinde trans yağ kullanımını yüzde 2 ile sınırlandıran tebliğ 31 Aralık’ta uygulamaya geçiyor. Ayrıca Tarım Bakanlığının “trans yağ” ibaresini etiketten çıkarmasına yönelik hazırladığı tebliğ taslağını gündeme getirmemiz üzerine geri adım atıldı.

23- Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin, düzenlediği Ekonomi Şurası’na tarımın sorunları damgasını vurdu. Sanayici, tüccar, borsa yöneticileri tarımda yaşanan sorunları dile getirdi, sorunlar rapor olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunuldu. TÜSİAD, Prof. Dr. Gökhan Özertan koordinatörlüğünde 5 bölümden oluşan tarım raporu hazırlayıp yayınladı.

24- Avukat Senih Özay’ın açtığı dava sonucunda çevreye ve insanlara zarar veren ve birçok tarım ilacının etken maddesi Glifosat mahkemece yasaklandı.

25- Sayıştay, Tarım ve Orman Bakanlığı 2019 Yılı Denetim Raporu’na göre Bakanlığın doğru yaptığı iş neredeyse yok. Mali tablolardan, muhasebeleştirmeye, tarımsal desteklerden kooperatifçiliğe, meraların ıslahından vergi ve cezalara kadar tespit edilen 45 bulgu ile yanlışlar tek tek dile getirildi.

Ülkeler bazında anlaşmalar ve kararlar

26- Türkiye ile Katar arasında 25 Kasım’da 10 yeni anlaşma imzalandı. “Su Yönetimi Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı” tartışma yarattı.

27- Rusya, 2021 yılı 15 Şubat ile 30 Haziran dönemi yapılacak toplam tahıl ihracatını 17.5 milyon ton ile sınırlandırdı. Türkiye’nin 200 bin ton olan domates ihracat kotasıı 250 bin tona çıkardı. Antalya ve İzmir’den domates ve biber ithalatını yasakladı.

28- Türkiye, Sudan’dan sonra, bir başka Afrika ülkesi Nijer’de 1 milyon hektar alanda tarımsal üretim yapmak üzere çalışma başlattı.

Acı ve sevinç

29- Doğanın, suyun, toprağın, kuşların, çiçeklerin, böceklerin, ağaçların, tarımın, tüm canlıların, doğal yaşamın koruyucusu ve savunucusu Bekir Coşkun yaşama veda etti.

30- Üretme Tüket/ İthalat-Siyaset-Rant Kıskacında Tarım kitabım 10 ayda 10 baskı yaptı.

Özetle, 2020 tarımda çok zor bir yıl oldu. Hayvancılık konusundaki gelişmeleri yarınki yazıda paylaşacağım.

https://www.dunya.com/kose-yazisi/tarim ... 40xCnbGp_E
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır.
Bir hamalın yükü geçicidir; fakat sahtekâr bir politikacının yükü kalıcıdır çünkü onun dolandırıcılıklarının muazzam yükünü her daim akılsız toplumlar taşımaktadır.
Üçkâğıtçı politikacılar tarafından sürekli olarak kandırılan, tekrar tekrar aldatılan bir millet için hangi sıfat kullanılabilir? Şaşkın? Çok hafif! Ahmak? Yeterli değil! Beyinsiz? Evet, işte tam da sıfat budur! Aptal kalabalıklar, sahtekâr politikacıların en büyük servetidir!
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 1649
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

Re: Kuzu-muzu değil, kasap bıçağını yalayan danalar gibisiniz..

İletigönderen Gönül Pınar Atacı » Pzr Oca 24, 2021 10:53

Tekrar tebrikler, selamlar, en iyi dilekler ve yeni başarılar sana sevgili İlteriş
Kullanıcı küçük betizi
Gönül Pınar Atacı
Üye
Üye
 
İletiler: 1240
Kayıt: Sal Ara 01, 2015 9:02

Re: Kuzu-muzu değil, kasap bıçağını yalayan danalar gibisiniz..

İletigönderen İlteriş Kağan » Sal Oca 26, 2021 1:12

İspanya’dan ithal “yerli” dakota çekirdekleri satılmaya devam ediyor. Yayınlarımıza rağmen firma da bakanlık da bu etiket skandalına dur demiyor.
Bu ürünü yerli diye yedirenlere seyirci kalmaya devam edecek misiniz?
Bim-A101-vs. marketlerin hiç denetliyor musunuz?
Yabancı gıda kimyasal fabrikaları zengin olacak diye milleti zehirletiyor, peşinden ilaç firmalarını zengin ediyor?

Resim
Resim
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır.
Bir hamalın yükü geçicidir; fakat sahtekâr bir politikacının yükü kalıcıdır çünkü onun dolandırıcılıklarının muazzam yükünü her daim akılsız toplumlar taşımaktadır.
Üçkâğıtçı politikacılar tarafından sürekli olarak kandırılan, tekrar tekrar aldatılan bir millet için hangi sıfat kullanılabilir? Şaşkın? Çok hafif! Ahmak? Yeterli değil! Beyinsiz? Evet, işte tam da sıfat budur! Aptal kalabalıklar, sahtekâr politikacıların en büyük servetidir!
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 1649
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

Acil Koduyla! Tarım ve Hayvancılık

İletigönderen İlteriş Kağan » Çrş Oca 27, 2021 2:51

Türkiye katma değeri yüksek mal üretemiyor. Ürettiği ara imalat ürünü bile ithalat sayesinde üretiyor. Ya da üretilebiliyordu.

2002 Yılından bu yana, neyimiz var, neyimiz yok satıldı. Hatta utanmadan Türk Vatandaşlığını bile satışa çıkardılar.

Tarımda kendi kendine yeten bir ülke iken, ana vatanı Türkiye olan ürünleri bile ithal eder hale geldik.

Şeker Fabrikaları satıldı. İşçiler işsiz kaldı. Üretici mağdur oldu. Hayvancılık yapanlara darbe vuruldu.
Resim

Gübre fabrikaları satıldı. Soğuk hava depoları satıldı. Yerli tohum yasaklandı. Çiftçi dolar üzerinden alınan ithal tohuma, ithal gübreye mecbur bırakıldı. Çiftçilik yapanlara piyasa fiyatından mazot verilirken, lüks yatlara vergisiz mazot verildi. Girdi fiyatları yükseldi. Çiftçi ürününü maliyetinin altında satmak zorunda kaldı. Bununla da kalmadılar. Çiftçi ürününü hasat edip satacağı zaman aynı ürünün gümrük vergisini sıfırlayarak ithal ettiler.

Sıfır gümrük vergi kıyağı ile hangi yandaş kayrıldı, bilmiyoruz. Bildiğimiz;
Sıfırlanan gümrük vergisi ile sadece çitçimize kazık atılmadı. Örtülü kapitülasyon hortlatılarak, başka ülkelerin çiftçileri kayrıldı.
Resim
2020 yılında 1800 liraya ürettiğimiz buğdayı, TMO 2450 liraya ithal etti(!).. Piyasa tüccara kaldı. Çiftçi buğdayını 1500 liraya kadar indirerek zararına tüccara satmak zorunda kaldı. Türk çiftçisine layık görülmeyen 2450 lira, başka ülkelerin çiftçisine ödenerek destek sağlanmış oldu. Bu uygulamanın adı, çiftçiyi bitirme operasyonudur.
2002 yılında 1 ton buğday ile 22 çeyrek altın alan çiftçi, şimdi 2 altın alabiliyor.
2020 yılında ayçiçeği hasadının başlamasına bir hafta kala çerezlik ayçiçeğinde gümrük oranı %27’den %3’e düşürüldü. Türkçesi; İthalatçı ve komisyoncuya kıyak yapılırken, Türk çiftçisine kazık atıldı.
Nohut ve birçok üründe aynı oyun oynandı.

Atatürk 1925 yılında çıkardığı 682 numaralı kanunla;
Yerli tohum ve fidanın halka bedava dağıtılmasını yasalaştırdı.

AKP 2006 yılında, 5553 numaralı kanunla yerli tohumun satışını yasakladı. Oysa Uluslararası Bitki Genetik Kaynakları Anlaşması’nın 9’uncu maddesinin 3. Fıkrasına göre çiftçilerin tohum veya fidelerini satmaları engellenemez. AKP engelledi.
Resim
Çiftçimiz, dolayısı ile Türk Milleti küresel tohum şirketlerinin insafına terk edildi.
Bu yasakla Anadolu gibi binlerce endemik türe analık yapan Anadolu’nun üretken rahmi sökülüp alınmıştır. Yapılan; açık bir ihanet, hatta cinayettir…

Rahmetli Oktay Sinanoğlu küresel tohum şirketlerini şöyle tarif ediyor: “Önce tohumu sattılar. Bu tohum böcekleri çekti. Böceklerden kurtulmak için ilaç sattılar. İlaç hasta etti. Hasta edince de al aşı ol dediler. Bunları yapan hep aynı şirketti.“

Henry Kissinger henüz 1970 yılında “petrolü kontrol ederseniz ülkeleri, gıdayı kontrol ederseniz insanları yönetirsiniz” sözü ile bu alandaki uzun vadeli planı açık bir şekilde ortaya koymuştu.

Bu durumda AKP politikaları Türk Milletinin kontrolünü küresel şirketlere teslim etmiş olmuyor mu?
Biri yerli ve milli mi demişti(!)?

Bizim bildiğimiz millilik;
“Kendi milletinin çıkarlarını yabancı devletlerin çıkarlarına karşı korumaktır.”
Resim
Öyleyse;
Ülkenin bütün ederlerini yabancıların yağma ve talanına açmanın adı nedir?
Bu sorunun cevabını Türk Milleti vermelidir! Bugün değilse bile bir gün mutlaka bu cevabı vermek zorunda kalacaktır!..

Hayvancılık aynı yöntemlerle eritildi. Sırbistan gibi bir avuç şehir devletinden bile hayvan aldılar ama utanmadılar. Milletçe utanmadık aslında…
Süt fiyatları yıllardır sabit tutularak süt inekleri kesime zorlanıyor.
Dünya iklim değişikliği ve kuraklık tehdidi ile karşı karşıya.
Milli ve yerli bir hükümet bu durumda ne yapar?
Resim
Tarım ve hayvancılığın stratejik bir önem kazandığını görüp;
Acil koduyla, şartlara uygun tarım ve hayvancılık politikası geliştirir. Ziraat Fakültelerinden bilim insanlarını(şayet gerçekleri kaldıysa) toplayıp, gerçekçi politikalar üretir.

Tarım topraklarımızı su kaynakları durumuna göre değerlendirip, neyin ekilip, neyin ekilmeyeceğini belirler. Gübre farikalarından kalan varsa acilen devletleştirir. Yoksa yenilerini açar. Çiftçiyi başka devletlerin sömürüsünden kurtarır. Projesi yapılan araziler için Ziraat Mühendisleri, Ziraat Teknikerleri, Veteriner Hekim ve Teknisyenlerin atamasını yapar. Bu insanlara lojman yapılıp tahsis edilir. Veteriner ve Ziraat Mühendisleri çiftçilere, hayvancılık yapan ve yapacak olanlara eğitim verip, bilinçlendirir. Böylece kara düzen tarım, bilimsel yapılan tarıma evrilir.

Atanan mühendis, veteriner ve teknisyenlere gösterdiği performansa göre her yıl sonunda ek ücret verilir. Başarı ödüllendirilir.

Bu konularda hiçbir adım atılmıyorsa;
Küresel şirketlerin ve başka ülkelerin insafına terk edildiğimiz gibi, bu ihanetten dönmeye niyetleri de yok demektir.

Köylü milletin efendisidir. (Gazi Mustafa Kemal Atatürk)
Ata bu sözü laf olsun diye söylemedi. Cumhuriyet;
Yoksulluk içindeki, okulsuz, yolsuz köylere okul, yol yaptı. Ayağında çarığı bile olmayan, bitlenmiş köy çocuklarını alıp okuttu. O çocuklardan mühendis, doktor, öğretmen, ressam, müzisyen, yazar, şairler yetişti.

Halil Ağa adlı bir köylünün öküzünü vergi memurlarının aldığını öğrenen Atatürk, bir kanun çıkarılmasına karar verdi.
“- Beyler! Ben çiftçinin koşumluk hayvanını ve buğdayını sattıran bir kanun kabul etmiyorum. Tarım aletini, sağımlık hayvanını sattıran bir kanun da istemiyorum. Ankara’ya dönün ve hemen bu işi halledin.” Talimatı vermiştir. Bu olaydan sonra aşağıdaki kanun bir gecede hazırlanıp yasalaşmıştır:

İcra iflas Kanunu Madde 82/4: “Borçlu çiftçi ise, kendisinin ve ailesinin geçimi için zorunlu olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer teferruatı ve tarım aletleri haczedilemez.”

Günümüzde “yerli ve milli(!)” olduğunu iddia edenlerin yönettiği ülkemizde;
Çiftçinin her şeyi haczediliyor. Artık ekip biçeceği bir arazisi de olmayacak.
Zaten küresel şirketler bu arazileri yağmalamak için hazırda bekliyor.

Milletçe;
Atatürk, silah arkadaşları ve şehitlerimize, gazilerimize, geleceğimize, kendimize, yani ülkemize yaptığımız ihanetin bedelini ödüyoruz.
Cüce, yabancı istihbaratların oyuncağı olmuş çirkin insanların Atatürk ve hatta annesi hakkında yaptıkları iftiralara inanan, destekleyenler… Bu aşağılık ihanete susarak ortan olanlar…

İhanetimizin bedelini hep birlikte ödüyoruz. Hatta bu günler bile iyi günlerimiz sayılır…
Topraklarını kaybeden köylü şehirlerin fakir mahallelerine sürülecek. Köylü kültürünü kaybedecek. Şehir kültürünü edinecek geliri hiç olmayacak. Çocukları arabesk kültüre mahkum olarak, kayıp çocuklar kadrosuna dahil olacaklar. Ülkemiz yabancı şirketlerin ucuz işçi cenneti olacak. Sendikasız, sahipsiz köle işçiler…

AB ülkeleri ne demişti? “Türkiye Avrupa’nın Çin’i olacak.” Yani, Türk Milletinin evlatları kapitalizmin karın tokluğuna çalışacak köleleri olacaktır. Çünkü artık ucuza kullanabilecekleri bir Çin vatandaşı kalmadı.

Zahide UÇAR (27.01.2020)
En son İlteriş Kağan tarafından Cmt Haz 26, 2021 17:21 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kez düzenlendi.
Aklı Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi Ve Yönetimi yenileyen Toplumlardır.
Bir hamalın yükü geçicidir; fakat sahtekâr bir politikacının yükü kalıcıdır çünkü onun dolandırıcılıklarının muazzam yükünü her daim akılsız toplumlar taşımaktadır.
Üçkâğıtçı politikacılar tarafından sürekli olarak kandırılan, tekrar tekrar aldatılan bir millet için hangi sıfat kullanılabilir? Şaşkın? Çok hafif! Ahmak? Yeterli değil! Beyinsiz? Evet, işte tam da sıfat budur! Aptal kalabalıklar, sahtekâr politikacıların en büyük servetidir!
Kullanıcı küçük betizi
İlteriş Kağan
Üye
Üye
 
İletiler: 1649
Kayıt: Cmt Şub 08, 2020 18:53

ÖncekiSonraki

Şu dizine dön: Tartışma ve Fikir Meydanı

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x