OdaTV Yöneticileri Soner Yalçın, Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu Tutuklandı

Genel & Güncel Konular

OdaTV Yöneticileri Soner Yalçın, Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu Tutuklandı

İletigönderen Türk-Kan » Pzt Şub 14, 2011 9:05

Bu haberin ardından mekanizma harekte geçti: Ergenekon Tertibi kapsamında 3 OdaTV yöneticisi ve Soner Yalçın'ın evinde arama yapılıyor...

İşte Amerikalılar'ın Ergenekon Polislerine Verdiği Eğitimin Belgesi!
Bu görüntüler Ergenekon Davası’nın kaderini değiştirecek


http://www.guncelmeydan.com/pano/iste-amerikalilar-in-ergenekon-polislerine-verdigi-egitimin-belgesi-t27500.html#p143797


Resim

ODATV YÖNETİCİLERİNİN EVLERİNDE ARAMA

Bu sabah erken saatlerinden itibaren Odatv yönetiminden Soner Yalçın, Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ve Haber Müdürü Barış Terkoğlu’nun evinde arama yapılıyor. Polisler Odatv binasında aramalar yapıyor.

Odatv.com
http://www.odatv.com/n.php?n=odatv-yoneticilerinin-evlerinde-arama-1402111200



Ayrıntılar geliyor...
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

Re: 2 OdaTV Yöneticisi ve Soner Yalçın'ın evinde arama yapılıyor...

İletigönderen GEZGİN » Pzt Şub 14, 2011 15:35

Haberlerınde ne kadar iğretı edecek ne dedi ne yaptı gıbı magazinsel başlıklar kullansada ve benı çileden cıkarsada bellı bır muhalefet yaptıgı kesındı .

İşim en ilginci Soner Yalçın ın yenı bır Tv kurma projesı oncesıne denk gelmesı . Ne dıyelım umarım tez zamanda salıverılırler ..
Kullanıcı küçük betizi
GEZGİN
Üye
Üye
 
İletiler: 114
Kayıt: Çrş Kas 10, 2010 23:17

Soner Yalçın Gözaltında!!!

İletigönderen ugursurmeli » Pzt Şub 14, 2011 18:57

"Sebep: TV Kanalı kurma çalışmalarım"

Odatv’de ve site çalışanlarının evlerinde eş zamanlı yapılan aramalarla ilgili gelen bilgilere göre, Odatv imtiyaz sahibi Soner Yalçın’ın evinde yapılan arama sona erdi. Evdeki birçok dokuman ve cd’ye el konulurken Soner Yalçın’ın da gözaltına alındığı bildirildi. Soner Yalçın’ın avukatı Feza Yalçın Odatv’ye yaptığı açıklamada, sağlık kontrolünden geçirildikten sonra emniyete götürülmek üzere gözaltına alındığını belirtti. Feza Yalçın şu açıklamalarda bulundu:

“Soner Bey kendisinin tv kanalı kurma çalışmaları sebebiyle gözaltına alınmış olabileceği kanısında. Evde kitap yazarken tuttuğu notları, birçok kitabı, cd’yi ve şu an içerde bulunan Ergenekon sanıklarının kendisine imzalayarak hediye ettikleri kitaplara el koydular .”


Odatv.com
Bu memleket dünyanın beklemediği, asla umut etmediği ayrıcalıklı bir varoluşa sahne oldu. Bu sahne en az 7 bin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik doğanın rüzgarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk doğanın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk doğanın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu sonra onlara alıştı; Onların oğlu oldu. Bir gün o doğa çocuğu, Doğa oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu... Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir. Mustafa Kemal ATATÜRK
Kullanıcı küçük betizi
ugursurmeli
Üye
Üye
 
İletiler: 80
Kayıt: Cum Eki 22, 2010 16:30
Konum: Bursa

Re: 3 OdaTV Yöneticisi ve Soner Yalçın'ın evinde arama yapılıyor...

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzt Şub 14, 2011 22:02

"İleri Demokrasi"nin Son Hedefi: OdaTV

"İleri Demokrasi"nin hedef tahtasına bu sefer OdaTV'nin konulduğu anlaşılıyor.

Gelen haberler OdaTV'nin yöneticileri ve mekanında polis araması yapıldığı yönünde. OdaTV'nin sayfalarına erişimde zorlanıyor, kesintiler yaşanıyor.

Bu kesintilerin siteye trafik yoğunluğundan mı, yoksa "ileri demokrasi"nin teknik bir engellemesinden mi kaynaklandığı belli değil.

OdaTV'nin son haberi Zir Vadisi davasında, arama yapan polislerin görüntüleri ile ilgili. OdaTV haberinde bu görüntülerin "Ergenekon" davasının seyrini değiştireceği ve polislerin ABD'den aldığı eğitimi kanıtladığını iddia ediyor.

Polislerin ABD'den aldığı eğitim sır değil. FBI'ın Emniyet teşkilatına nasıl nüfuz ettiği de.

"Ergenekon" süreci zaten FBI'ın ABD'de inşa ettiği "önleyici dava" doktrininin Türkiye'ye uyarlanmış hali. Bu konuda zamanında yazdığımız, "FBI ile Önleyici Dava Kardeşliğinden Vesayete" başlıklı yazımızı tekrar hatırlatıyoruz.

OdaTV'ye geçmiş olsun diliyor, bu "ileri demokrasi" dalgasını en kısa zamanda atlatmalarını temin ediyoruz.


Açık İstihbarat, 14 Şubat 2011


FBI ile "Önleyici Dava" Kardeşliğinden Vesayete11 Eylül süreci ile birlikte ABD merkezli olarak "önleyici savaş" kavramı ortaya atıldı. Bu kavramın alt başlığı olarak FBI, "önleyici dava" kavramını geliştirdi.

Bu kavram; suç işlememiş ama işlemesi olası olduğu düşünülen insanların, aralarına sokulacak ajanlar vasıtası ile birbirleri ile "tanıştırılıp" (Bkz: Tanıdığının tanıdığı üzerinde örgüt üyesi olunan Ergenekon davası), biraraya gelecekleri "ortak dava" ortamları yaratılmasını ve bu ilişkiler ağı olgunlaştığı noktada bu insanların "örgüt suçlaması" ile toplanmasını öngörüyordu.

ABD bu davayı kendi ülkesinde; bir ABD üssüne pizza dağıtan Türk ve arkadaş çevresi üzerinden denedi. Almanya'da Türkiye'de istihbaratla bağlantısı olduğu iddia edilen bir Türk ve arkadaş çevresi üzerinden bir "bombacı ekip" yaratarak bunu denedi (Bkz: Kadir T ve Sauerland çetesi) . FBI'ın "önleyici dava" kavramını mükemmelleştirip uyguladığı son noktayı ise tahmin edebilirsiniz.

Devletimiz içinde birilerinin ABD Devleti ile önleyici dava pratiği yaptığına artık eminiz.

Siz emin değilsiniz; Arslan Bulut'un son günlerde yayınladığı aşağıdaki yazıları ard arda okuyun. Türk yargısı üzerindeki ABD vesayetinin geldiği nokta konusunda şüpheniz kalmayacaktır.

Adalet Bakanlığı'nda ABD'li Bir Savcı - 26 Haziran 2010

Abant Platformu’nun bu yılki “Vesayet ve Demokrasi” konulu toplantısında konuşan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Anayasa Mahkemesi’nin geçmişteki parti kapatma kararlarını hatırlatarak Türkiye’de demokrasinin vesayet altında olduğunu son 30 yıl içindeki diğer örnekleriyle anlattı.
Ergin,

“Anayasa değişikliğinin en önemli amacı, vesayet rejimini sona erdirmek, demokrasiye vurulan zincirleri kırmak, cunta zihniyetini tarihin karanlık sayfalarına gömmek ve tam demokrasiyi tesis etmektir” dedi.

* * *

Şimdi Adalet Bakanı’na bir bilgi sunacağım.

Gazeteci Yılmaz Polat’ın son kitabı “CIA Pençesinde Açılım”, Ulus Dağı Yayınları arasında çıktı.

Kitabın 163 ve 164’üncü sayfalarında aynen şu bilgiler yer alıyor:

“Abdullah Gül, 8 Ocak 2008’de Bush’a konuk oldu. Görüşmede, Kürt sorunu üzerinde durularak siyasi çözüm tartışıldı. Görüşmeden sonra Abdullah Gül, Bush’un bu konuyla ilgili bir isteğinin olmadığını açıkladı. Beyaz Saray ise Türk tarafını yalanlarcasına, görüşmede PKK ve siyasi çözüm yöntemlerinin ele alındığını bildirdi.

Siyasi çözümün şifresi, Erdoğan’ın 5 Kasım’da Bush ile baş başa görüşmesinde saklıydı. Gül-Bush görüşmesi, Erdoğan-Bush görüşmesinin devamı niteliğindeydi.
Abdullah Gül, Ankara’ya döndükten bir ay sonra ABD Adalet Bakanı, Türkiye Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile görüştü. ABD ve Türk Adalet Bakanlıkları, uzun süredir işbirliği içindeydiler.

2006’da kamuoyuna yansımayan bir anlaşma da yapılmıştı ve o tarihten beri Kaliforniya Eyaleti Sacramento bölgesinden atanan bir Amerikalı savcı, Türk Adalet Bakanlığı’nda danışman olarak çalışıyordu.

ABD Adalet Bakanlığı bünyesinde 1991 yılında oluşturulan OPDAT’a, (Office of Prosecutorial Development Assistance and Training-Denizaşırı Adli Takibatı Geliştirme Yardımı ve Eğitim Dairesi’ne) bağlı savcılar bir yıllığına atanır; 14 ve 15’inci dereceden yılda 102-153 bin dolar arasında ücret alırlar. ABD’nin, Türkiye’nin yanı sıra Pakistan, Endonezya, Kenya, Bangladeş, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerde de danışman savcıları vardı.

Amerikalı danışman savcıların görevleri arasında terörizm suçlarının soruşturulması ve yargılama imkanlarının güçlendirilmesi; gerekli teknik yardımın sağlanması bulunuyordu. Ayrıca yabancı ülkelerde terörist izleme, insan haklarını koruma ve kara para aklama gibi konular da görevleri arasındaydı.

Amerikalı danışman savcı, Türk adaletini biçimlendirirken, Ankara Büyükelçiliği bünyesindeki FBI ve istihbarat birimleriyle de yakın işbirliği içinde çalışıyor.”

* * *

Sadullah Ergin, Yılmaz Polat’ın verdiği bu bilgiler hakkında bir açıklama yapar mı acaba? Bu bilgiler doğruysa, vesayet altında çalışan kim oluyor?

Mehmet Ali Şahin, Danıştay baskını sırasında Devlet Bakanı idi ve TBMM’de yaptığı konuşmada, olayın sebebi ile ilgili olarak, “sürprizlere hazır olun” demişti. Hangi savcıdan bilgi almıştı acaba?

Başbakan Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin ve Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, bu tür olayların tamamından milliyetçileri veya ulusalcıları sorumlu tuttular, sonra da terörle mücadele bir kenara bırakılıp teröristle mücadele edenler hakkında soruşturmalar başlatıldı!

İçişleri Bakanlığı’nda da ulusalcılığı suç olarak gösteren bir rapor hazırlandı!

Amerikalı savcı böyle mi tavsiye etmişti?

“Vesayet ve demokrasi” ye bundan daha açık örnek var mıdır?

Şimdi Cemil Bayık, “demokratik özerklik” ilan edeceğini söylüyor.

Bu politikalar sayesinde değil mi? Daha taşeron aramaya gerek var mı?


Amerikalı Savcı Türk Savcıları ve Polisi İle Birlikte Çalışıyor - 30 Haziran 2010

Adalet Bakanlığı, “Adalet Bakanlığı’nda Amerikalı danışman savcı” başlıklı yazımı kesin bir dille yalanlamıştı.

Ancak, bu bilgiyi aldığım Yılmaz Polat’ın “CIA Pençesinde Açılım” adlı kitabının yayıncısı Mustafa Yıldırım, kısa bir açıklama ile birlikte konunun yer aldığı Amerikan Adalet Bakanlığı ve Ankara Büyükelçiliği İnternet sitelerinin adreslerini ve ilgili sayfaları gönderdi.

* * *

Amerikan Büyükelçiliği’nin İnternet sitesine girdiğimiz zaman,

“ABD Adalet Dairesi Yurtdışı Savcılık Geliştirme, Yardımlaşma ve Eğitim kurumuna bağlı olarak bir hukuk müşaviri, 2006 yılında ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nde konuşlanmıştır.

Özellikle terör ve terörizmin finansmanı ile ilgili olarak ABD ve Türkiye hükümetleri arasında işbirliğini sağlamak için görev yapıyor.

Bu müşavir, yerel savcı ve diğer kolluk personeli ile çalışıyor ve eğitim programları ile ABD ve Türkiye’nin ortak çabalarını geliştirmeye gayret ediyor. Şimdiki eğitim programları kara para aklama, siber suçlar, suçluların iadesi ve ceza davalarında duruşma öncesi meselenin aydınlatılmasına odaklanmıştır” açıklamasına rastlıyoruz.

Amerikan Adalet Bakanlığı’nın İnternet sitesinde ise kısaca OPDAT adı verilen kuruluşun Türkiye’de Dışişleri Bakanlığı ile yakın işbirliği içinde çalıştığı, ABD Büyükelçiliği’nin, Türk Hükümetinin PKK ve diğer terör örgütlerinin işlediği cinayetlere karşı mücadelesine destek verdiği, terörle mücadele mevzuatını geliştirmek ve ceza davalarında, mali dolandırıcılık ve kamu yolsuzluklarında yardımcı olduğu belirtiliyor.

OPDAT sayfalarında,

“Kapsamlı cezai adalet yardım programları çerçevesinde deneyimli ABD’li savcılar, yerleşik tüzel danışmanlar olarak Benin, Irak, Kenya, Liberya, Türkiye, Uganda, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen, Zambiya Cibuti, Gana, Ürdün, Kuveyt, Mozambik, Nijerya, Katar, Güney Afrika ve Tanzanya dahil olmak üzere bu ülkelerde programlar yapar” bilgisi veriliyor.

OPDAT’ın dünya çapında faaliyetlerinin anlatıldığı yazının Balkan ülkeleri ile ilgili paragrafında ise “Programlar Dışişleri Bakanlığı tarafından finanse edilerek bu ülkelerde cezai adalet sistemi geliştiriliyor.

Özel soruşturma tekniklerinin kullanılması, sanıkların videoya konuşmaları ve diğer basit gizli faaliyet rutin olarak Amerikan savcılar ve ajanlar tarafından kullanılmaktadır.

OPDAT özel soruşturma teknikleri kullanılabilmesi için ilgili ülkelerde yasal reformlar için tavsiyelerde bulunulmuştur. OPDAT, organize suçlar dahil olmak üzere suçla mücadelede, bölge ülkelerinde özel görev güçleri geliştirmeye yardımcı oldu”deniliyor.

* * *

Mustafa Yıldırım, “Adalet Bakanlığı ‘1980’den beri ABD ile anlaşma yok’diyor.

Bu durumda; ABD Büyükelçiliği’nde bulunan (RLA -Yerleşik Yasal Danışman) Amerikalı Savcı, Türkiye’nin savcılarıyla ve emniyetiyle devletlerarası protokol, anlaşma ya da sözleşme olmadan, yalnızca kişisel dostluk ilişkileri mi kurmuş oluyor?

Bu ilişkilerden Adalet Bakanlığı’nın bilgisi yoksa hangi bakanlığın bilgisi var?” diyor.

* * *

İşte bir demokrasi ve yargı sistemi böyle vesayet altına alınıyor.

Şimdi açıklama yapma sırası kimde acaba?

Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı ve Başbakan, bu rezaleti nasıl izah edecek?

Tayyip Bey, demokratikleşmeyi Amerikalı savcıların tavsiyeleriyle mi sağlayacak?


İstanbul'da 8 Savcıyla Toplantı Yapan Amerikalı - 01 Temmuz 2010

Yılmaz Polat’ın “CIA Pençesinde Açılım” adlı kitabındaki bilgileri esas alarak yazdığım, “Adalet Bakanlığı’nda Amerikalı bir savcı!” başlıklı yazıyı, Adalet Bakanlığı’nın kesin bir dille yalanlamasından sonra dün yeni bilgilere ulaşmış ve Amerikan Adalet Bakanlığı ve Türkiye’deki Amerikan Büyükelçiliği’nin İnternet sitelerinden alıntılar yaparak, doğru bilgi verdiğimi ispatlamıştım.

odatv.com yazarı Barış Terkoğlu da aynı kaynaklardan konuyu araştırdı ve “Adalet Bakanı Amerikalı danışman yok dedi. Bakın Amerika ne söylüyor?” başlığı altında bizimle hemen hemen aynı bilgileri içeren bir haber yaptı.

Yazıyı 29 Haziran günü saat 17.00’de yazıişlerine teslim etmiştim. Bir saat sonra arkadaşların, “oda.tv’ye bir bak” uyarısı üzerine bu sitenin manşetinde 16.50’de girilmiş Barış Terkoğlu imzalı haberi okudum.

Barış Terkoğlu ile birbirimizden habersiz olarak, aynı saatlerde hemen hemen aynı bilgileri ele almıştık. Terkoğlu’nun haberinde dünkü yazımda olmayan çok önemli bir bilgi daha vardı ki onu da bu sütunda kayda geçirmem gerekir.

Barış Terkoğlu, “İstanbul’da savcılarla toplantı” ara başlıklı bölümde şöyle yazdı:

“Yine ABD Dışişleri Bakanlığı sitesinde şöyle bir bilgi veriliyor: ’Türkiye’de PKK ile Savaşmanın Yasal Araçları Üzerine Program: 25-26 Ocak 2007’de, OPDAT Türkiye Genel Hukuk Danışmanı İstanbul’da, PKK ile mücadelede yasal araçlar üzerine bir program düzenledi.

Program katılımcıları terör suçları ve organize suçlarla ilgilenen mahkemeleri bulunan sekiz Türk kentinden cumhuriyet başsavcı vekilleri ile dört yargı temsilcisinden oluştu. Program Türk yetkilileri ile Hollandalı ve İngiliz meslektaşlarını bir araya getirdi. Amaç, programa katılan tüm tarafların, PKK ile mücadelede kendi ülkelerinde kullanabilecekleri mevcut yasal araçları tartışmalarını sağlamaktı.’

(http://www.dojafijobs.us/news.html)

ABD Dışişleri Bakanlığı, resmi yayın organında Genel Hukuk Danışmanı’nın İstanbul’da PKK ile mücadele kapsamında cumhuriyet savcıları ve yargı temsilcilerine yönelik bir program düzenlendiğini haber veriyordu. Oysa Adalet Bakanlığı kimseden danışmanlık hizmeti almadıklarını söylemiyor muydu?

Bakanlık, OPDAT programı dahilinde seminerlerin yanısıra iki yönlü teknik yardımın da gerçekleştiğini haber veriyor. Türkiye’de Adalet Bakanlığı’nın kesinlikle yalanladığı ilişki, ABD Adalet Bakanlığı arşivlerinde yapılan faaliyetler ile beraber net olarak görülebiliyor.

Tüm bunlardan sonra Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in, Türkiye’de gazeteciler yerine ABD Adalet Bakanlığı’nı yalanlaması gerekmez mi? Ya da Adalet Bakanlığı İstanbul’da düzenlenen OPDAT toplantılarından haberdar değil mi?”

* * *

Amerikan Adalet Bakanlığı sitesinde belirtilen OPDAT Türkiye Genel Hukuk Danışmanı, yani Amerikalı savcı, terör suçları ve organize suçlarla ilgilenen mahkemeleri bulunan sekiz Türk kentinden cumhuriyet başsavcı vekilleri ve dört yargı temsilcisi ile görüştüğüne göre Adalet Bakanı’nın, bu konudan haberdar olmaması mümkün değildir.

Bu bilgiler gizli değildir. Amerikan Adalet Bakanlığı İnternet sitesinde halen yayındadır.
Durum böyle olduğu halde, Adalet Bakanı kendisi açıklama yapmayıp, bu konulardan belki de hiç haberi olmayan “Basın Müşaviri” imzasıyla bize yalanlama geçti.
Amerikalı savcının danışmanlığında, Türkiye, terörle mücadele edecek öyle mi?
İşte Türkiye böyle yönetiliyor ey vatandaş!

Seçmene Uyarı: Yargı Reformunu UNDP Hazırladı! - 13 Temmuz 2010

Amerikalı bir savcının Adalet Bakanlığı’na danışmanlık yaptığını yazdığımda bakanlık bu haberi yalanlamıştı.

Sonra Aydınlık dergisinde, Susanne Hayden adlı bu savcının, resmi olarak Amerikan Büyükelçiliği bünyesinde çalışmakla birlikte, 25-26 Ocak 2007’de İstanbul’daki hakim evinde, sekiz ilin özel yetkili Başsavcı vekili ve Adalet Bakanlığı’ndan üç yetkili ile çalıştay düzenlediği ve terörle mücadele yöntemlerini anlattığı ortaya çıkarıldı.

Adalet Bakanlığı, bu haberler üzerine herhangi bir açıklama yapamadı.

* * *

Şimdi en az bu skandal kadar büyük bir skandalı yine açık kaynaklardan elde ettiğim bilgilerle bilginize sunuyorum...

Anayasa reformu denilen ve Türk yargı sistemini altüst eden çalışmalar, uzun süreden beri Adalet Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından sürdürülüyor.

Danıştay 2. Dairesi Tetkik Hakimi Fetih Sayın, Danıştay Başkanlığı tarafından görevlendirilerek 16-17 Nisan 2009 tarihlerinde Ankara Sheraton Oteli’nde yapılan semineri takip etti ve bir rapor hazırladı.

Fetih Sayın öncelikle UNDP’nin İnternet sitesini inceledi ve “Kurumsal Yönetim Perspektifinde Yargı Reformunun Desteklenmesi” projesinin 112 bin Amerikan Doları bütçesi olduğunu ve Ocak-Ağustos 2008 tarihlerini kapsadığını tespit etti.

UNDP sitesinde aynen şöyle deniliyor:

“UNDP, ulusal hükümet nezdinde güvenilir bir ortaktır, yargıda iyi yönetişimi sağlamada ulusal hükümete katkı verecek pozisyondadır.

Proje adalet reformunda Türkiye’ye yol haritası hazırlamak için hazırlanmıştır ve Adalet Bakanlığı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Yargıtay ve Danıştay gibi yüksek mahkemelerin yapıları ve kendi aralarındaki etkileşimlerine yönelik genel bir değerlendirme sağlayacaktır.”

* * *

UNDP’nin “Türk Yargı Reformuna Destek” başlıklı raporunda da şu bilgiler veriliyor:

* “Yargı Reformunun Desteklenmesi Projesi kapsamında 13-14 Mart 2008 tarihinde Ankara’da bir çalıştay gerçekleştirildi. Geniş bir katılımcı topluluğunca gerçekleşen bu iki günlük çalıştayda Türkiye’nin yargı reformuna ilişkin çabaları ve özellikle de Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Yargıtay ve Danıştay gibi yüksek mahkemelerin yapısı hakim ve savcılar gibi adalet aktörlerince tartışıldı.

* Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısındaki olası değişikliklere odaklanıldı.

* Katılımcılar ayrıca, Personel İşleri Dairesi Genel Müdür Yardımcısı’nca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısı, üyelerinin seçim prosedürleri, atama ve terfilere ilişkin görev ve sorumlulukları hakkında bilgilendirildi. Çalıştayın ikinci günü, Yargıtay ve Danıştay başta olmak üzere yüksek mahkemelerin yapısına ilişkin tartışma ve görüş alışverişini mümkün kılan platformlara ayrıldı.

* Çalıştaya UNDP Bratislava Bölgesel Merkez Ofisi temsilcileri ve uluslararası danışman Larry Taman da katılarak Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ve Yüksek Mahkemelerin yapılarıyla ilgili uluslararası düzenlemeler ve uygulamalar başta olmak üzere, küresel bağlamda yargı reformu ile ilgili deneyimlerini aktardılar”.

* * *

Fetih Sayın diyor ki,

“Görüldüğü gibi bütün çalışmalar Adalet Bakanlığı’nın, bir başka anlatımla yürütme erkinin yönlendirmesi doğrultusunda sürdürülmüş, yargı erki kendisiyle ilgili olarak yapılacak önemli düzenlemelerin hazırlığında dışarıda tutulmuştur.”

Konuya devam edeceğiz...


Yargıda Şimdi de Kanadalı Gölgesi - 14 Temmuz 2010

Anayasa değişikliklerinde özellikle “Yargı Reformu” denilen ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısını değiştiren hazırlıkların, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından verilen yol haritası çerçevesinde yapıldığını dün açıklamıştım.

Konuyla ilgili Danıştay Başkanlığı tarafından görevlendirilen Danıştay 2. Dairesi Tetkik Hakimi Fetih Sayın’ın raporundan bazı alıntılar yapıyorum:

* “16-17 Nisan 2009 tarihinde UNDP ile birlikte yapılan çalışmada, UNDP proje sorumlusu Seher Alacacı, yargı reformu ile ilgili hazırlık toplantısının 31 Ocak-1 Şubat tarihlerinde Bratislava’da yaptıklarını, anlattı. Türkiye ile ilgili bir çalışmanın hazırlık toplantısı Türkiye’de değil de neden Bratislava da yapılıyor maalesef anlayamadım.

* UNDP Bratislava Bölgesel Merkez Ofisi temsilcileri ve Kanadalı uluslararası danışman Larry Taman, Türk yargı sistemini çok iyi tanıdıklarını söylediler ve UYAP sistemini övdüler.

Taman, Türkiye’nin bütün mahkemelerinde hangi davaya hangi mahkeme ve hakimin bakacağının Adalet Bakanlığı’nın kontrolündeki o çok övdüğü e-adalet sistemi kapsamındaki UYAP sisteminin merkezinden belirlendiğini, bu sistemin her türlü müdahaleye açık olduğunu, nitekim ilk kuruluş aşamasında bir dosyanın HAVELSAN’da görevli bir personel tarafından Ankara Mahkemeleri arasında, avukatınca düşürülmek istendiği mahkemeye düşürüldüğünü, bu personelin görevine son verildiğini, şu anda UYAP’ın görevde kalmaları tamamen Bakanın arzusuna bağlı görevlilerce yönetildiğini, UYAP’ın ağırlıkla yargıçlardan oluşan tamamen özerk ve bağımsız bir kurulun yönetim ve denetiminde olması gerektiği yolunda açılmış dava ve taleplerin hiç dikkate alınmadığını, Danıştay’ın da yasa zoruyla UYAP kapsamına alınmak istendiğini, Bakanlığın bu olağanüstü gücü asla ve asla yargıya terk etmek istemediğini de biliyor muydu?

* * *

* Larry Taman, konuşması sırasında ‘Çok kısa süre sonra Türkiye Anayasasında çok ciddi değişiklikler olacak. Yargı sistemi de sanırım kapsamında olacak. Bazı önemli reformlar yolda’ dedi.

Bu kadar kesin ifade ile nasıl söyleyebiliyor, acaba o değişikliklerin hazırlık çalışmasında da bulundu mu? Yoksa bir kâhin mi? Bilemiyorum.

* Ayrıca şu noktaya da takıldım; Larry Taman, tüm seminer programının her aşamasında kürsüde yer aldı ve ilginçtir, konuşmasının bir yerinde Kanadalı olduğunu ve bir ara Kanada’da Adalet Bakanlığı müsteşarlığı görevinde de bulunduğunu söylemişse de titrinin ne olduğunu halen öğrenebilmiş değilim. Seminer programında hep şu şekilde yer aldı ‘Larry Taman - Uluslararası Uzman.’

Neyin uzmanı benim için halen meçhul...

* * *

* Konuşmacılar arasında Prof. Dr. Levent Köker ve Yavuz Atar da vardı.

Diğer taraftan hazırlanan ve yargı mensuplarının yüzde 90’ı tarafından cevaplandırılmayan anket formundaki sorulara baktığımda bunun bir önceki dönem gündeme getirilerek geri çekilmiş olan Anayasa ile son derece uyumlu olduğu ve hiçbir yargı mensubuna danışılmadan hazırlanan ve tepkiler sonucu geri çekilen o taslakta mevcut düzenlemelerin bu kez yargı mensuplarınca talep edildiği havası yaratmak amaçlı olduğu izlenimine kapıldım.

Prof. Dr. Ergun Özbudun başkanlığında hazırlanan o anayasa taslağının hazırlayıcıları arasında ne garip bir tesadüftür ki Prof. Dr. Levent Köker ve Yavuz Atar da yer almaktaydı...

Bu sebeple böylesi bir figüranlığa hizmet etmemek için anketi doldurmadım.”

Açık İstihbarat, 13 Temmuz 2010





Hukuk Yok, Faşizm Var!

Ergenekon tertibinin en başından beri değişmeyen tek bir hedefi var: ABD’nin bölgesel planlarına direnecek kuvvetleri tasfiye etmek! AKP ve Cemaat de, tertibin sahibi değil, ABD adına uygulayıcılarıdır!

Odatv yöneticileri, “Ergenekon Terör Örgütü” üyesi olmakla suçlanıyorlar! Çünkü Odatv büyüdü, önemli bir kuvvet oldu!

Tertibin uygulayıcılarından, “hukukçuluk” oynayan doğal müttefiklerine kadar tüm kesimlere sesleniyoruz buradan: Soner Yalçın, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Ayhan Bozkurt, yeni mi üye oldu bu örgüte? Bu isimler, üç yıldır soruşturması süren bir örgüte, sonradan üye olacak kadar akılsızlar mı sizce? Hayır şimdi değil, en başından beri üyeyseler eğer, buysa iddianız, şimdiye kadar neden beklediniz evlerini basmak ve gözaltına almak için?

Kimse kendini kandırmasın. En basit mantık bile, ortada bir örgüt olmadığını, tam tersine, Türkiye’nin ABD karşıtı olan, sağdan sola tüm kesimlerine tertip uygulandığını çırılçıplak göstermektedir! Dahası yaşananlar artık faşizmdir!

Bugüne kadar, “suçları yoksa zaten serbest kalırlar”, “hukuk her şeyi çözer”, “hukuka güvenmek zorundayız” diyerek kendini kandıran (!) ama bu tavırlarıyla tertibe “doğal müttefik” olanlara sesleniyoruz özellikle: Böyle giderseniz, bir gün sıra size de gelecek!

Tarihten de mi ders çıkarmıyorsunuz hiç? Alman Rahip Martin Nemoer’i de mi duymadınız hiç?

“Almanya’da önce komünistleri yok etmek için geldiler. Ses çıkarmadım çünkü komünist değildim. Sonra Yahudileri yok etmeye geldiler. Ve yine ses çıkarmadım. Çünkü Yahudi değildim. Adından sendikacıları yok etmeye geldiler. Ve ses çıkarmadım, çünkü sendikacı değildim. Sonra Katolikleri yok etmeye geldiler. Ve yine ses çıkarmadım. Çünkü ben bir Protestan’dım. Sonra beni yok etmeye geldiler. Ve o an geldiğinde… geriye sesimi duyacak kimse kalmamıştı…” diyen Alman Rahip hiç mi bir şey ifade etmiyor sizin için?

Sizce yaşadığımız şu günler, 1933 Almanya’sına hiç mi benzemiyor?

Sıra ona, şuna, buna, son olarak da sana gelmeden, açmayacak mısın gözlerini?

Cevap ver…

Vicdanına, yarınına, geleceğine hesap ver!

Mehmet Ali GÜLLER

Odatv.com, 14 Şubat 2011





Oda Tv Neden Basıldı

Bu sabah saat 06.00’da Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün emriyle Oda Tv’ye, İmtiyaz Sahibi Soner Yalçın ile Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Haber Müdürü Barış Terkoğlu ve Oda Tv Editörü Ayhan Bozkurt’un evlerine baskın yapıldı. “Ergenekon terör örgütü üyeliği” ve “halkı kin ve düşmanlığı tahrik etmek” suçlamalarıyla yapılan aramalar saatlerdir devam ediyor. Oda Tv yöneticileri, aramalar bittikten ve sağlık kontrolleri yapıldıktan sonra, Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne sorgulanmak üzere götürülecekler.

Oda Tv’ye yapılan bu baskın ve yöneticilerinin gözaltına alınması kararı tek başına değerlendirilemez. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Yargıtay ve Danıştay’ın yapısıyla ilgili değişiklikleri onaylamasıyla birlikte yüksek yargıyı zapt etme mücadelesinde yeni bir mevzi kazanan AKP hükümetinin seçimlere doğru baskıyı arttıracağını hemen herkes söylüyordu.

Ergenekon ve Balyoz davalarında kullanılan delillerin gerçek olmadığına ilişkin haberlerin giderek çoğalması, bu davaların kamuoyu nezdindeki inandırıcılığına büyük darbe vurmuştu. Tutuklu Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin telefonuna “sehven” yapılan yüklemeler, emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın Balyoz Davası’nda kullanılan delillerin çürük olduğuna dair açıklamaları gündemde büyük yer işgal etmişti.

Oda Tv, başta Gölcük Donanması’ndaki aramalar olmak üzere, son dönemde bu davalarda cemaatin ve polisin “delil ürettiğine” dair birçok haber yapmış ve bu davaların hukuki anlamda meşruiyetinin kalmadığına işaret etmişti. Balyoz Davası’nda 163 askere yönelik tutuklama kararının çıkması ve bu davalarda süre giden hukuksuzlukları açığa çıkaran Oda Tv’nin basılıp yöneticilerinin gözaltına alınması, hukuki anlamda mantığı çökmüş bu davaların devam ettirilmesini isteyenlerin cevabıdır.

Elbette bu denli büyük bir tutuklama ve gözaltı dalgasını tek bir faktörle açıklamak doğru değildir. Arap dünyasında başlayan ve otuz yıllık diktatörleri alaşağı eden toplumsal uyanışın bu büyük dalgada payı büyüktür. Özellikle Mısır’daki halk isyanının ordunun yönetimi devralmasıyla sonuçlanması, AKP iktidarında toplumsal muhalefeti boğmak konusunda yeni bir istek uyandırdığı açıktır.

Bu bağlamda, Mısır olayları boyunca Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Barack Obama ile bir haftada üç defa telefonla görüşmesini de önemli saymak gerekiyor. Bu görüşmelerin hemen arkasından bu kadar büyük bir dalganın gelmesini manidar bulmak gerekiyor.

Sait ÇAKIR

Odatv.com, 14 Şubat 2011
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: 3 OdaTV Yöneticisi ve Soner Yalçın'ın evinde arama yapılıyor...

İletigönderen Başkomutan » Cum Şub 18, 2011 3:31


Soner Yalçın ve iki arkadaşı tutuklandı VATAN

Odatv'ye yapılan operasyonla gözaltına alınan Soner Yalçın, Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu tutuklandı. Ayhan Bozkurt ise serbest bırakıldı.

Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan Odatv'nin imtiyaz sahibi Soner Yalçın, Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ve Haber Müdürü Barış Terkoğlu ile Editör Ayhan Bozkurt’un savcılıktaki işlemleri tamamlandı.

Ergenekon savcısı Zekeriya Öz tarafından yürütülen soruşturmada Odatv'nin imtiyaz sahibi Soner Yalçın, Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ve Haber Müdürü Barış Terkoğlu tutuklanması istemiyle sevk edildikleri mahkemece ttutuklandı. Editör Ayhan Bozkurt ise savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı.

BOZKURT 30 SAYFA İFADE VERDİ

Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirilen şüphelilerden ilk olarak Oda Tv’nin editörlerinden Ayhan Bozkurt sorgulandı. Ergenekon savcısı Zekeriya Öz tarafından ifadesi alınan Bozkurt yaklaşık 30 sayfa ifade verdi. İfade işlemi yaklaşık 1 buçuk saat sürdü.

PEHLİVAN 40 SAYFA İFADE VERDİ

Bozkurt’un ardından Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan’ın ifadesi alındı. Pehlivan, 3.5 saatte yaklaşık 40 sayfa ifade verdi.

ODA TV’DE EL KONULAN DİJİTAL DÖKÜMANLAR

Oda Tv’nin Haber Müdürü Barış Terkoğlu’nun ifadesi ise savcı Süleyman Pehlivan tarafından alındı. Yaklaşık 3 sayfalık ifadesinde Terkoğlu’na, Oda Tv’deki aramalarda ele geçirildiği iddia edilen dijital dökümanlar soruldu.

MEDYANIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA İLİŞKİN BELGE SORULDU

Terkoğlu’na dijital dökümanlar arasında yer aldığı iddia edilen ‘hangi örgütün hangi gazeteciyi kullanılacağına ve medyanın yeniden yapılandırılmasına’ dair bilgiler olduğu öğrenilen "Ulusal Medya 2010" adlı dökümana ilişkin sorular yöneltildiği öğrenildi.

NEDİM ŞENER’İN GÜLEN İLE İLGİLİ KİTABI SORULDU

Gazeteci Nedim Şener’in ‘Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen ve Cemaat’ isimli kitabı da sorguda Terkoğlu’na sorulduğu belirtildi. Terkoğlu’na "Söz konusu bu kitabın tamamı sizin bilgisayarlarınızda doküman olarak yer aldığı görüldü. Bu kitap neden bilgisayarınızda yer alıyor?" sorusunun sorulduğu öğrenildi.

NİHAT GENÇ SORUSU

Terkoğlu’na gazeteci-yazar Nihat Genç ile Oda TV arasında ilişkinin sorulduğu ve Terkoğlu’nun bu soruya ‘Genç Oda TV’nin yazarlarından biridir’ diye yanıt verdiği belirtildi.

HAKİM VE SAVCILARIN HABERİNİ NEDEN YAPTINIZ

Terkoğlu ayrıca internet sitesinde yayınlanan, "Hakim ve savcıların iftar yemeği", "Mısır ayaklanması Türkiye’ye sıçrar mı?" şeklindeki haberlerin de neden yapıldığının sorulduğu öğrenildi.

YALÇIN KÜÇÜK İLE YAPILAN TELEFON GÖRÜŞMELERİ SORULDU

Ayrıca şüphelilere Ergenekon sanığı Yalçın Küçük ile Oda Tv çalışanları arasında dinlemeye takılan telefon görüşmelerinin içeriğine ilişkin sorular sorulduğu da öğrenildi.
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: OdaTV Yöneticileri Soner Yalçın, Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu Tutuklandı

İletigönderen yigitler » Cum Şub 18, 2011 21:05

Bu fasizmden baska birsey degil!
Kullanıcı küçük betizi
yigitler
Üye
Üye
 
İletiler: 600
Kayıt: Pzr Ara 07, 2008 21:41

Re: OdaTV Yöneticileri Soner Yalçın, Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu Tutuklandı

İletigönderen Oğuz Kağan » Cum Nis 08, 2011 23:13

Boğaziçi Üniversitesi'nin Bilirkişi Raporu OdaTV'yi Haklı Çıkardı

Günlerdir Silivri’de bulunan arkadaşlarımızın tutuklanmasına neden olan “belgeler”in virüs ile yüklendiğini haykırıp durduk. Çünkü yapılan incelemede belgelerin aynı dakikada yüklenip silindiği anlaşılmıştı. Fakat hakim “bunlar teknik konular, beni aşar” demişti ve tutuklama kararı almıştı.

Soner Yalçın’ın avukatı Feza Yalçın’ın başvurusu ile Boğaziçi Üniversitesi tarafından bilirkişi raporu hazırlandı.

Hazırlanan rapor, günlerdir Odatv’yi karalamaya çalışanlara tokat gibi bir cevap verdi. Raporda şu ifadelere yer verildi:

Bilgisayar dosyalarının/belgelerinin hemen aynı anda yaratılmış ve silinmiş olması normal bir durum değildir.

ST3120827AS_4MS1TF89 seri numaralı hard disk imajından alınan belgelerin aynı tarih ve zamanda yaratılıp silindiği görülmektedir. Bu tabloda dikkat çeken nokta, dosyaların aynı tarih ve zamanda bir dakikalık bir zaman içinde silindiğidir. Diğer dosyalara bakıldığında bunların en azından yaratılış ve siliniş tarihleri arasında dakikalar ve bazen de saatler düzeyinde farklar vardır. Normal olarak bir dosya yaratıldıktan sonra, üzerinde belli işlemler yapılıp ya başkasına gönderilecek ve silinecek ya da işlemlerin boşuna yapıldığı anlaşıldığı için çöpe atılacak fakat her halükarda bu işlemler arasında dakikalar geçecektir. Dosyaların aynı zamanda, bir dakikalık bir zaman dilimi içinde yaratılıp silinmesi normal bir bilgisayar kullanımına işaret etmemektedir. Böyle bir durumda dosyaların virüs ya da Truva atı aracılığı ile yaratılıp silinmiş olması ihtimali büyüktür.”


Görüldüğü gibi arkadaşlarımızın ilk günden beri verdikleri ifadeler bir kez daha doğrulanmıştır. Türkiye’nin en prestijli üniversitelerinden biri olan Boğaziçi Üniversitesinin verdiği resmi bilirkişi raporu durumu tüm çıplaklığı ile ortaya koymaktadır.

Avukatlarımız bu resmi raporu mahkemeye bugün sundular ve arkadaşlarımızın tahliyesini talep ettiler.

İşte Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi tarafından hazırlanan Bilirkişi raporunun tamamı:

Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim
Resim


İşte belgelerin bilgisayara yüklenme ve silinme zamanlarını gösteren programın ekran görüntüsü:

Resim
Resim
Resim


Odatv.com, 8 Nisan 2011
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: OdaTV Yöneticileri Soner Yalçın, Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu Tutuklandı

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzt Eki 24, 2011 23:21

Oda Tv Davası'nda şok eden rapor: "Oda Tv bilgisayarına o dosyalar virüsle yüklendi"

Oda Tv Davası'nın tutuklu sanıklarından Gazeteci Müyesser Yıldız'ın bilgisayarında elde edilen ve suça konu olan dosyaların uzman raporlarına göre Yıldız'ın bilgisi dışında yüklendiği ortaya çıktı.

Avukat Nebi Doğan, müvekkili Müyesser Yıldız'ın evindeki bilgisayarda ele geçirilen ve iddianamenin delil klasöründe yer alan "Ulusal Medya 2010.doc" , "SY.doc" , "Hanefi.doc" , "Yalçın Hoca.doc" isimli dosyalar için uzman görüşü aldı. ODTÜ Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Göktürk Üçoluk ve Araştırma Görevlisi Gökdeniz Karadağ tarafından hazırlanan rapora ulaşıldı. Mahkemeye sunulacak raporda uzmanlar, "Yakalama ev arama ve el koyla tutanağında" 72. maddede belirtilen MD5 değeri olan diske ait olduğu belirtilen disk imajını Accessdata firması tarafından üretilen ve Adalet Bakanlığı'nca da adli bilişim incelemesinde kullanılması için önerilen FTK Imager yazılımıyla incelemesini gerçekleştirdi.

Hard diskteki dosyaların kriptolama yapılarak koruma altına alınmadığının belirtildiği raporda, "İmaj alan cihazın yazılımında veya donanımında yapılan değişiklikler sayesinde imaj alınmasında kullanılan cihazın imaj alma işlemi öncesi veya sırasında, almakta olduğu imaja dosya eklemesi yapması mümkündür. Böylece imajın MD5 değeri alındığında imaja aslında çoktan dosya eklenmiş olması sağlanabilir. Bunun yanında, imaj alınırken orijinal kaynağın da uygun biçimde değiştirilmesi mümkündür" denildi.

Dosyalar uzman kişiler tarafından değiştirilmiş

İmaj alma cihazının herhangi bir sertifikasyon sürecinden geçtiğine dair bir bilginin, ürünün web sayfasında bulunmadığına dikkat çekilen raporda, uzmanlar delil klasöründe yer alan dosyaların tarihlerine ilişkin ilginç değerlendirmelerde bulunuldu: "Dosya sisteminde bulunan oluşturulma, değiştirilme ve erişim tarihleri, çeşitli araçlar kullanılarak değiştirilebilecek, güvenilir olmayan tarihlerdir. Ancak bu tarihlerde veya dosyada bir değişiklik yapıldığında, dosya sisteminin kullanıcıya sunulmayan kendi iç kayıtlarındaki bir tabloda dosyayla ilgili kayıtlar güncellenir. Bilgisayarın ilgili dizinindeki yüzlerde dosya arasından sadece bu 4 dosyada, normal dosyalarda olmayan ve dosyalara sadece ortalama bilgisayar kullanıcıların bilemeyeceği yöntemlerle erişildiğinde 'veya dosyada değişiklik yapıldığında' oluşabilecek tarih verileri bulunmaktadır. Aynı dosya sisteme sahip bir diskte bir dosya yaratılmış, yaratılan dosyanın bahsedilen tarih kayıtlarına sahip olmadığı görülmüştür."

Kullanıcının bilgisi ve haberi olmadan dosyalar yüklendi


Raporda yer alan bilgiye göre, "Ulusal Medya 2010.doc" isimli dosyanın görünürde oluşturulma tarihi 04 Ekim 2010. İnceleme yapan uzmanlar ise sözkonusu dosyanın MFT kayıt tarihinin (değiştirilme tarihi) OdaTv'ye baskının yapıldığı 14 Şubat 2011 olduğuna dikkat çekti. Raporda yer alan bilgiye göre, "SY.doc" dosyasının görünürde oluşturulma tarihi ise 01 Ağustos 2010. Bu dosya üzerinde yapılan incelemede kaydının yine baskının yapıldığı gün ve saatlerde değiştirildiği ortaya çıktı. "Hanefi.doc" ve "Yalçın Hoca.doc" isimli dosyaların kayıtlarının değiştirilme tarihleri ise yeni OdaTv'ye polis tarafından baskının yapıldığı gün.

Raporda, bu değişimin kullanıcının bilgisi dışında ve bilgisayar konusunda özel bilgiye sahip olan uzmanlar tarafından yapılabileceğine dikkat çekilerek şu değerlendirmeye yer verildi: "Bu dosyaların hepsinin tarihinin değiştirilmiş olması, 'Ulusal Medya 2010.doc' dışındakilerin tarih değişikliğinden önceki tarihlerin saniyeler mertebesinde yakın olması, 'SY.doc' dışındakilerin tarihlerinin değiştirildiği zamanın dakikalar mertebesinde birbirine yakın olması, bu dosyaların normal bilgisayar kullanımı dışında (kullanıcının bilgisi ve haberi olmadan) kalan bir süreç aracılığıyla imajı incelenen diske yerleştirildiğini ve tarihlerinin sonradan değiştirildiğini göstermektedir. Diğer taraftan normal bir bilgisayar kullanıcı bu tür değişiklikleri yapacak bilgisel donanıma sahip olamaz. Bu tip değişiklikleri yapabilmek için uzman seviyesinde bilgisayar ve işletme sistemi bilgisine sahip olmak gerekir."

CHP adı kullanılarak gönderilen mailler virüs çıktı


Dijital belgelerin kimin tarafından oluşturulduğunun kesin olarak tespit etmenin mümkün olmadığına dikkat çekilen raporda, "Bilgisayar 'uzaktan yardım bağlantıların ve uzaktan denetime' izin verilecek şekilde ayarlanmıştır. Dışarıdan bilgisayara erişebilen kişi ya da kişiler kullanıcı hesabının şifreli olmamasından ötürü bilgisayara uzaktan erişim sağlayabilir ve bilgisayar uzaktan kontrol edebilir" denildi.

Uzmanlardan Yıldız'ın mail adreslerinin de incelenmesi istendi. Yıldız'ın mail adresine "CHP TBMM chptbmm@gmail.com" adresinden gelen '3.Kayseri Dosyası' isimli maili inceleyen uzmanlar, 'Normalde gmail.com uzantılı bir adresten gelen e-postaların, hizmeti sağlayan Google şirketine ait sunucular üzerinden gelmesi beklenir. Ancak bu madde incelenen e-posta (jangomail.com) sunucularından gelmiştir. Bu da e-postanın gmail.com üzerinden gönderilmesi halde gmail.com uzantılı bir adresten geliyormuş gibi gösterilmeye çalışıldığına işaret eder" değerlendirmesinde bulundu.

Yine aynı adresten gelen Kayseri2 isimli dosyanın ise virüs olduğu tespitine yer verilen raporda, "chptbmm@gmail.com" adresinden gelen diğer maillerin de incelendiği, bunların Google firması tarafından gönderildiğinin belirlendiği belirtildi. Virüslü dosyaların başında "CHP TBMM" isminin büyük harflerle yazıldığı, partiden gönderilen maillerde de küçük harflerin kullanıldığı kaydedildi.

Raporda, uzman olmayan bilgisayar kullanıcılarının çoğunun internetten dosya indirmesi işlemini web tarayıcılarla yaptığı, bunları kullanılarak dosya indirildiğinde tarayıcıların, dosyalardaki "Alternate Data Stream" adlı alana dosyanın internetten geldiğini gösteren bilgiler bulunduğunu ancak ilgili dosyalarda, yaygın bir web tarayıcısı kullanarak indirildiklerine ilişkin bir bilgi bulunmadığı belirtildi. Raporda, Yıldız'a gönderilen dosyanın ya internetten indirilmediği ya internetten indirilip sonra ilgili bilginin silindiğini ya da bilinen web tarayıcıları dışında bir yöntemle indirildiği vurgulandı.

4 dosya bilgisayara virüs tarafından aktarıldı, zamanları değiştirildi

Raporun son kısmında ise şu değerlendirme yapıldı: "Anılan disk imajındaki dosyaların bilgisayarda oluşturulup oluşturulmadığını ya da hangi yollarla (e-posta, USB, DİSK, CD, DVD) o bilgisayara aktarıldığına ilişkin iddianamedeki gibi kesin bir yargıya ulaşmak olanaksızdır. Bundan öte dosyalardaki zaman izlerine ilişkin teknik verilen ışığında oluşan uzman kanaati, dört dosyanın bilgisayara virüs tarafından aktarıldığı ve zamanlarının değiştirildiği yönündedir."

Avukat Nebi Doğan ise Yıldız'ın soruşturmanın tüm safhasında iddianamede delil klasörü içinde bulunan "word dosyalarının" kendi bilgisayarına nasıl girdiği konusunda hiçbir fikri olmadığını, bu dosyaları ilk defa bu soruşturma sebebiyle öğrendiğini, bu dosyaların bilgisayarına kendi bilgisi dışında başkaları tarafından yüklenmiş olabileceğini beyan ettiğini anımsatarak, raporda yer alan bilgiler nedeniyle müvekkilinin tahliyesini isteyeceklerini belirtti.


Cumhuriyet, 24 Ekim 2011
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!


Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x