Bu sabah erken saatlerinden itibaren Odatv yönetiminden Soner Yalçın, Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ve Haber Müdürü Barış Terkoğlu’nun evinde arama yapılıyor. Polisler Odatv binasında aramalar yapıyor.
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.
Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Haberlerınde ne kadar iğretı edecek ne dedi ne yaptı gıbı magazinsel başlıklar kullansada ve benı çileden cıkarsada bellı bır muhalefet yaptıgı kesındı .
İşim en ilginci Soner Yalçın ın yenı bır Tv kurma projesı oncesıne denk gelmesı . Ne dıyelım umarım tez zamanda salıverılırler ..
Odatv’de ve site çalışanlarının evlerinde eş zamanlı yapılan aramalarla ilgili gelen bilgilere göre, Odatv imtiyaz sahibi Soner Yalçın’ın evinde yapılan arama sona erdi. Evdeki birçok dokuman ve cd’ye el konulurken Soner Yalçın’ın da gözaltına alındığı bildirildi. Soner Yalçın’ın avukatı Feza Yalçın Odatv’ye yaptığı açıklamada, sağlık kontrolünden geçirildikten sonra emniyete götürülmek üzere gözaltına alındığını belirtti. Feza Yalçın şu açıklamalarda bulundu:
“Soner Bey kendisinin tv kanalı kurma çalışmaları sebebiyle gözaltına alınmış olabileceği kanısında. Evde kitap yazarken tuttuğu notları, birçok kitabı, cd’yi ve şu an içerde bulunan Ergenekon sanıklarının kendisine imzalayarak hediye ettikleri kitaplara el koydular .”
Bu memleket dünyanın beklemediği, asla umut etmediği ayrıcalıklı bir varoluşa sahne oldu. Bu sahne en az 7 bin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik doğanın rüzgarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk doğanın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk doğanın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu sonra onlara alıştı; Onların oğlu oldu. Bir gün o doğa çocuğu, Doğa oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu... Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir. Mustafa Kemal ATATÜRK
"İleri Demokrasi"nin hedef tahtasına bu sefer OdaTV'nin konulduğu anlaşılıyor.
Gelen haberler OdaTV'nin yöneticileri ve mekanında polis araması yapıldığı yönünde. OdaTV'nin sayfalarına erişimde zorlanıyor, kesintiler yaşanıyor.
Bu kesintilerin siteye trafik yoğunluğundan mı, yoksa "ileri demokrasi"nin teknik bir engellemesinden mi kaynaklandığı belli değil.
OdaTV'nin son haberi Zir Vadisi davasında, arama yapan polislerin görüntüleri ile ilgili. OdaTV haberinde bu görüntülerin "Ergenekon" davasının seyrini değiştireceği ve polislerin ABD'den aldığı eğitimi kanıtladığını iddia ediyor.
Polislerin ABD'den aldığı eğitim sır değil. FBI'ın Emniyet teşkilatına nasıl nüfuz ettiği de.
"Ergenekon" süreci zaten FBI'ın ABD'de inşa ettiği "önleyici dava" doktrininin Türkiye'ye uyarlanmış hali. Bu konuda zamanında yazdığımız, "FBI ile Önleyici Dava Kardeşliğinden Vesayete" başlıklı yazımızı tekrar hatırlatıyoruz.
OdaTV'ye geçmiş olsun diliyor, bu "ileri demokrasi" dalgasını en kısa zamanda atlatmalarını temin ediyoruz.
Ergenekon tertibinin en başından beri değişmeyen tek bir hedefi var: ABD’nin bölgesel planlarına direnecek kuvvetleri tasfiye etmek! AKP ve Cemaat de, tertibin sahibi değil, ABD adına uygulayıcılarıdır!
Odatv yöneticileri, “Ergenekon Terör Örgütü” üyesi olmakla suçlanıyorlar! Çünkü Odatv büyüdü, önemli bir kuvvet oldu!
Tertibin uygulayıcılarından, “hukukçuluk” oynayan doğal müttefiklerine kadar tüm kesimlere sesleniyoruz buradan: Soner Yalçın, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Ayhan Bozkurt, yeni mi üye oldu bu örgüte? Bu isimler, üç yıldır soruşturması süren bir örgüte, sonradan üye olacak kadar akılsızlar mı sizce? Hayır şimdi değil, en başından beri üyeyseler eğer, buysa iddianız, şimdiye kadar neden beklediniz evlerini basmak ve gözaltına almak için?
Kimse kendini kandırmasın. En basit mantık bile, ortada bir örgüt olmadığını, tam tersine, Türkiye’nin ABD karşıtı olan, sağdan sola tüm kesimlerine tertip uygulandığını çırılçıplak göstermektedir! Dahası yaşananlar artık faşizmdir!
Bugüne kadar, “suçları yoksa zaten serbest kalırlar”, “hukuk her şeyi çözer”, “hukuka güvenmek zorundayız” diyerek kendini kandıran (!) ama bu tavırlarıyla tertibe “doğal müttefik” olanlara sesleniyoruz özellikle: Böyle giderseniz, bir gün sıra size de gelecek!
Tarihten de mi ders çıkarmıyorsunuz hiç? Alman Rahip Martin Nemoer’i de mi duymadınız hiç?
“Almanya’da önce komünistleri yok etmek için geldiler. Ses çıkarmadım çünkü komünist değildim. Sonra Yahudileri yok etmeye geldiler. Ve yine ses çıkarmadım. Çünkü Yahudi değildim. Adından sendikacıları yok etmeye geldiler. Ve ses çıkarmadım, çünkü sendikacı değildim. Sonra Katolikleri yok etmeye geldiler. Ve yine ses çıkarmadım. Çünkü ben bir Protestan’dım. Sonra beni yok etmeye geldiler. Ve o an geldiğinde… geriye sesimi duyacak kimse kalmamıştı…” diyen Alman Rahip hiç mi bir şey ifade etmiyor sizin için?
Sizce yaşadığımız şu günler, 1933 Almanya’sına hiç mi benzemiyor?
Sıra ona, şuna, buna, son olarak da sana gelmeden, açmayacak mısın gözlerini?
Bu sabah saat 06.00’da Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün emriyle Oda Tv’ye, İmtiyaz Sahibi Soner Yalçın ile Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Haber Müdürü Barış Terkoğlu ve Oda Tv Editörü Ayhan Bozkurt’un evlerine baskın yapıldı. “Ergenekon terör örgütü üyeliği” ve “halkı kin ve düşmanlığı tahrik etmek” suçlamalarıyla yapılan aramalar saatlerdir devam ediyor. Oda Tv yöneticileri, aramalar bittikten ve sağlık kontrolleri yapıldıktan sonra, Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne sorgulanmak üzere götürülecekler.
Oda Tv’ye yapılan bu baskın ve yöneticilerinin gözaltına alınması kararı tek başına değerlendirilemez. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Yargıtay ve Danıştay’ın yapısıyla ilgili değişiklikleri onaylamasıyla birlikte yüksek yargıyı zapt etme mücadelesinde yeni bir mevzi kazanan AKP hükümetinin seçimlere doğru baskıyı arttıracağını hemen herkes söylüyordu.
Ergenekon ve Balyoz davalarında kullanılan delillerin gerçek olmadığına ilişkin haberlerin giderek çoğalması, bu davaların kamuoyu nezdindeki inandırıcılığına büyük darbe vurmuştu. Tutuklu Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin telefonuna “sehven” yapılan yüklemeler, emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın Balyoz Davası’nda kullanılan delillerin çürük olduğuna dair açıklamaları gündemde büyük yer işgal etmişti.
Oda Tv, başta Gölcük Donanması’ndaki aramalar olmak üzere, son dönemde bu davalarda cemaatin ve polisin “delil ürettiğine” dair birçok haber yapmış ve bu davaların hukuki anlamda meşruiyetinin kalmadığına işaret etmişti. Balyoz Davası’nda 163 askere yönelik tutuklama kararının çıkması ve bu davalarda süre giden hukuksuzlukları açığa çıkaran Oda Tv’nin basılıp yöneticilerinin gözaltına alınması, hukuki anlamda mantığı çökmüş bu davaların devam ettirilmesini isteyenlerin cevabıdır.
Elbette bu denli büyük bir tutuklama ve gözaltı dalgasını tek bir faktörle açıklamak doğru değildir. Arap dünyasında başlayan ve otuz yıllık diktatörleri alaşağı eden toplumsal uyanışın bu büyük dalgada payı büyüktür. Özellikle Mısır’daki halk isyanının ordunun yönetimi devralmasıyla sonuçlanması, AKP iktidarında toplumsal muhalefeti boğmak konusunda yeni bir istek uyandırdığı açıktır.
Bu bağlamda, Mısır olayları boyunca Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Barack Obama ile bir haftada üç defa telefonla görüşmesini de önemli saymak gerekiyor. Bu görüşmelerin hemen arkasından bu kadar büyük bir dalganın gelmesini manidar bulmak gerekiyor.
Odatv'ye yapılan operasyonla gözaltına alınan Soner Yalçın, Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu tutuklandı. Ayhan Bozkurt ise serbest bırakıldı.
Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan Odatv'nin imtiyaz sahibi Soner Yalçın, Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ve Haber Müdürü Barış Terkoğlu ile Editör Ayhan Bozkurt’un savcılıktaki işlemleri tamamlandı.
Ergenekon savcısı Zekeriya Öz tarafından yürütülen soruşturmada Odatv'nin imtiyaz sahibi Soner Yalçın, Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ve Haber Müdürü Barış Terkoğlu tutuklanması istemiyle sevk edildikleri mahkemece ttutuklandı. Editör Ayhan Bozkurt ise savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı.
BOZKURT 30 SAYFA İFADE VERDİ
Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirilen şüphelilerden ilk olarak Oda Tv’nin editörlerinden Ayhan Bozkurt sorgulandı. Ergenekon savcısı Zekeriya Öz tarafından ifadesi alınan Bozkurt yaklaşık 30 sayfa ifade verdi. İfade işlemi yaklaşık 1 buçuk saat sürdü.
PEHLİVAN 40 SAYFA İFADE VERDİ
Bozkurt’un ardından Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan’ın ifadesi alındı. Pehlivan, 3.5 saatte yaklaşık 40 sayfa ifade verdi.
ODA TV’DE EL KONULAN DİJİTAL DÖKÜMANLAR
Oda Tv’nin Haber Müdürü Barış Terkoğlu’nun ifadesi ise savcı Süleyman Pehlivan tarafından alındı. Yaklaşık 3 sayfalık ifadesinde Terkoğlu’na, Oda Tv’deki aramalarda ele geçirildiği iddia edilen dijital dökümanlar soruldu.
Terkoğlu’na dijital dökümanlar arasında yer aldığı iddia edilen ‘hangi örgütün hangi gazeteciyi kullanılacağına ve medyanın yeniden yapılandırılmasına’ dair bilgiler olduğu öğrenilen "Ulusal Medya 2010" adlı dökümana ilişkin sorular yöneltildiği öğrenildi.
NEDİM ŞENER’İN GÜLEN İLE İLGİLİ KİTABI SORULDU
Gazeteci Nedim Şener’in ‘Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen ve Cemaat’ isimli kitabı da sorguda Terkoğlu’na sorulduğu belirtildi. Terkoğlu’na "Söz konusu bu kitabın tamamı sizin bilgisayarlarınızda doküman olarak yer aldığı görüldü. Bu kitap neden bilgisayarınızda yer alıyor?" sorusunun sorulduğu öğrenildi.
NİHAT GENÇ SORUSU
Terkoğlu’na gazeteci-yazar Nihat Genç ile Oda TV arasında ilişkinin sorulduğu ve Terkoğlu’nun bu soruya ‘Genç Oda TV’nin yazarlarından biridir’ diye yanıt verdiği belirtildi.
HAKİM VE SAVCILARIN HABERİNİ NEDEN YAPTINIZ
Terkoğlu ayrıca internet sitesinde yayınlanan, "Hakim ve savcıların iftar yemeği", "Mısır ayaklanması Türkiye’ye sıçrar mı?" şeklindeki haberlerin de neden yapıldığının sorulduğu öğrenildi.
YALÇIN KÜÇÜK İLE YAPILAN TELEFON GÖRÜŞMELERİ SORULDU
Ayrıca şüphelilere Ergenekon sanığı Yalçın Küçük ile Oda Tv çalışanları arasında dinlemeye takılan telefon görüşmelerinin içeriğine ilişkin sorular sorulduğu da öğrenildi.
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!
Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım
Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır
Günlerdir Silivri’de bulunan arkadaşlarımızın tutuklanmasına neden olan “belgeler”in virüs ile yüklendiğini haykırıp durduk. Çünkü yapılan incelemede belgelerin aynı dakikada yüklenip silindiği anlaşılmıştı. Fakat hakim “bunlar teknik konular, beni aşar” demişti ve tutuklama kararı almıştı.
Soner Yalçın’ın avukatı Feza Yalçın’ın başvurusu ile Boğaziçi Üniversitesi tarafından bilirkişi raporu hazırlandı.
Hazırlanan rapor, günlerdir Odatv’yi karalamaya çalışanlara tokat gibi bir cevap verdi. Raporda şu ifadelere yer verildi:
“Bilgisayar dosyalarının/belgelerinin hemen aynı anda yaratılmış ve silinmiş olması normal bir durum değildir.
ST3120827AS_4MS1TF89 seri numaralı hard disk imajından alınan belgelerin aynı tarih ve zamanda yaratılıp silindiği görülmektedir. Bu tabloda dikkat çeken nokta, dosyaların aynı tarih ve zamanda bir dakikalık bir zaman içinde silindiğidir. Diğer dosyalara bakıldığında bunların en azından yaratılış ve siliniş tarihleri arasında dakikalar ve bazen de saatler düzeyinde farklar vardır. Normal olarak bir dosya yaratıldıktan sonra, üzerinde belli işlemler yapılıp ya başkasına gönderilecek ve silinecek ya da işlemlerin boşuna yapıldığı anlaşıldığı için çöpe atılacak fakat her halükarda bu işlemler arasında dakikalar geçecektir. Dosyaların aynı zamanda, bir dakikalık bir zaman dilimi içinde yaratılıp silinmesi normal bir bilgisayar kullanımına işaret etmemektedir. Böyle bir durumda dosyaların virüs ya da Truva atı aracılığı ile yaratılıp silinmiş olması ihtimali büyüktür.”
Görüldüğü gibi arkadaşlarımızın ilk günden beri verdikleri ifadeler bir kez daha doğrulanmıştır. Türkiye’nin en prestijli üniversitelerinden biri olan Boğaziçi Üniversitesinin verdiği resmi bilirkişi raporu durumu tüm çıplaklığı ile ortaya koymaktadır.
Avukatlarımız bu resmi raporu mahkemeye bugün sundular ve arkadaşlarımızın tahliyesini talep ettiler.
İşte Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi tarafından hazırlanan Bilirkişi raporunun tamamı:
İşte belgelerin bilgisayara yüklenme ve silinme zamanlarını gösteren programın ekran görüntüsü:
Oda Tv Davası'nda şok eden rapor: "Oda Tv bilgisayarına o dosyalar virüsle yüklendi"
Oda Tv Davası'nın tutuklu sanıklarından Gazeteci Müyesser Yıldız'ın bilgisayarında elde edilen ve suça konu olan dosyaların uzman raporlarına göre Yıldız'ın bilgisi dışında yüklendiği ortaya çıktı.
Avukat Nebi Doğan, müvekkili Müyesser Yıldız'ın evindeki bilgisayarda ele geçirilen ve iddianamenin delil klasöründe yer alan "Ulusal Medya 2010.doc" , "SY.doc" , "Hanefi.doc" , "Yalçın Hoca.doc" isimli dosyalar için uzman görüşü aldı. ODTÜ Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Göktürk Üçoluk ve Araştırma Görevlisi Gökdeniz Karadağ tarafından hazırlanan rapora ulaşıldı. Mahkemeye sunulacak raporda uzmanlar, "Yakalama ev arama ve el koyla tutanağında" 72. maddede belirtilen MD5 değeri olan diske ait olduğu belirtilen disk imajını Accessdata firması tarafından üretilen ve Adalet Bakanlığı'nca da adli bilişim incelemesinde kullanılması için önerilen FTK Imager yazılımıyla incelemesini gerçekleştirdi.
Hard diskteki dosyaların kriptolama yapılarak koruma altına alınmadığının belirtildiği raporda, "İmaj alan cihazın yazılımında veya donanımında yapılan değişiklikler sayesinde imaj alınmasında kullanılan cihazın imaj alma işlemi öncesi veya sırasında, almakta olduğu imaja dosya eklemesi yapması mümkündür. Böylece imajın MD5 değeri alındığında imaja aslında çoktan dosya eklenmiş olması sağlanabilir. Bunun yanında, imaj alınırken orijinal kaynağın da uygun biçimde değiştirilmesi mümkündür" denildi.
Dosyalar uzman kişiler tarafından değiştirilmiş
İmaj alma cihazının herhangi bir sertifikasyon sürecinden geçtiğine dair bir bilginin, ürünün web sayfasında bulunmadığına dikkat çekilen raporda, uzmanlar delil klasöründe yer alan dosyaların tarihlerine ilişkin ilginç değerlendirmelerde bulunuldu: "Dosya sisteminde bulunan oluşturulma, değiştirilme ve erişim tarihleri, çeşitli araçlar kullanılarak değiştirilebilecek, güvenilir olmayan tarihlerdir. Ancak bu tarihlerde veya dosyada bir değişiklik yapıldığında, dosya sisteminin kullanıcıya sunulmayan kendi iç kayıtlarındaki bir tabloda dosyayla ilgili kayıtlar güncellenir. Bilgisayarın ilgili dizinindeki yüzlerde dosya arasından sadece bu 4 dosyada, normal dosyalarda olmayan ve dosyalara sadece ortalama bilgisayar kullanıcıların bilemeyeceği yöntemlerle erişildiğinde 'veya dosyada değişiklik yapıldığında' oluşabilecek tarih verileri bulunmaktadır. Aynı dosya sisteme sahip bir diskte bir dosya yaratılmış, yaratılan dosyanın bahsedilen tarih kayıtlarına sahip olmadığı görülmüştür."
Kullanıcının bilgisi ve haberi olmadan dosyalar yüklendi
Raporda yer alan bilgiye göre, "Ulusal Medya 2010.doc" isimli dosyanın görünürde oluşturulma tarihi 04 Ekim 2010. İnceleme yapan uzmanlar ise sözkonusu dosyanın MFT kayıt tarihinin (değiştirilme tarihi) OdaTv'ye baskının yapıldığı 14 Şubat 2011 olduğuna dikkat çekti. Raporda yer alan bilgiye göre, "SY.doc" dosyasının görünürde oluşturulma tarihi ise 01 Ağustos 2010. Bu dosya üzerinde yapılan incelemede kaydının yine baskının yapıldığı gün ve saatlerde değiştirildiği ortaya çıktı. "Hanefi.doc" ve "Yalçın Hoca.doc" isimli dosyaların kayıtlarının değiştirilme tarihleri ise yeni OdaTv'ye polis tarafından baskının yapıldığı gün.
Raporda, bu değişimin kullanıcının bilgisi dışında ve bilgisayar konusunda özel bilgiye sahip olan uzmanlar tarafından yapılabileceğine dikkat çekilerek şu değerlendirmeye yer verildi: "Bu dosyaların hepsinin tarihinin değiştirilmiş olması, 'Ulusal Medya 2010.doc' dışındakilerin tarih değişikliğinden önceki tarihlerin saniyeler mertebesinde yakın olması, 'SY.doc' dışındakilerin tarihlerinin değiştirildiği zamanın dakikalar mertebesinde birbirine yakın olması, bu dosyaların normal bilgisayar kullanımı dışında (kullanıcının bilgisi ve haberi olmadan) kalan bir süreç aracılığıyla imajı incelenen diske yerleştirildiğini ve tarihlerinin sonradan değiştirildiğini göstermektedir. Diğer taraftan normal bir bilgisayar kullanıcı bu tür değişiklikleri yapacak bilgisel donanıma sahip olamaz. Bu tip değişiklikleri yapabilmek için uzman seviyesinde bilgisayar ve işletme sistemi bilgisine sahip olmak gerekir."
CHP adı kullanılarak gönderilen mailler virüs çıktı
Dijital belgelerin kimin tarafından oluşturulduğunun kesin olarak tespit etmenin mümkün olmadığına dikkat çekilen raporda, "Bilgisayar 'uzaktan yardım bağlantıların ve uzaktan denetime' izin verilecek şekilde ayarlanmıştır. Dışarıdan bilgisayara erişebilen kişi ya da kişiler kullanıcı hesabının şifreli olmamasından ötürü bilgisayara uzaktan erişim sağlayabilir ve bilgisayar uzaktan kontrol edebilir" denildi.
Uzmanlardan Yıldız'ın mail adreslerinin de incelenmesi istendi. Yıldız'ın mail adresine "CHP TBMM chptbmm@gmail.com" adresinden gelen '3.Kayseri Dosyası' isimli maili inceleyen uzmanlar, 'Normalde gmail.com uzantılı bir adresten gelen e-postaların, hizmeti sağlayan Google şirketine ait sunucular üzerinden gelmesi beklenir. Ancak bu madde incelenen e-posta (jangomail.com) sunucularından gelmiştir. Bu da e-postanın gmail.com üzerinden gönderilmesi halde gmail.com uzantılı bir adresten geliyormuş gibi gösterilmeye çalışıldığına işaret eder" değerlendirmesinde bulundu.
Yine aynı adresten gelen Kayseri2 isimli dosyanın ise virüs olduğu tespitine yer verilen raporda, "chptbmm@gmail.com" adresinden gelen diğer maillerin de incelendiği, bunların Google firması tarafından gönderildiğinin belirlendiği belirtildi. Virüslü dosyaların başında "CHP TBMM" isminin büyük harflerle yazıldığı, partiden gönderilen maillerde de küçük harflerin kullanıldığı kaydedildi.
Raporda, uzman olmayan bilgisayar kullanıcılarının çoğunun internetten dosya indirmesi işlemini web tarayıcılarla yaptığı, bunları kullanılarak dosya indirildiğinde tarayıcıların, dosyalardaki "Alternate Data Stream" adlı alana dosyanın internetten geldiğini gösteren bilgiler bulunduğunu ancak ilgili dosyalarda, yaygın bir web tarayıcısı kullanarak indirildiklerine ilişkin bir bilgi bulunmadığı belirtildi. Raporda, Yıldız'a gönderilen dosyanın ya internetten indirilmediği ya internetten indirilip sonra ilgili bilginin silindiğini ya da bilinen web tarayıcıları dışında bir yöntemle indirildiği vurgulandı.
4 dosya bilgisayara virüs tarafından aktarıldı, zamanları değiştirildi
Raporun son kısmında ise şu değerlendirme yapıldı: "Anılan disk imajındaki dosyaların bilgisayarda oluşturulup oluşturulmadığını ya da hangi yollarla (e-posta, USB, DİSK, CD, DVD) o bilgisayara aktarıldığına ilişkin iddianamedeki gibi kesin bir yargıya ulaşmak olanaksızdır. Bundan öte dosyalardaki zaman izlerine ilişkin teknik verilen ışığında oluşan uzman kanaati, dört dosyanın bilgisayara virüs tarafından aktarıldığı ve zamanlarının değiştirildiği yönündedir."
Avukat Nebi Doğan ise Yıldız'ın soruşturmanın tüm safhasında iddianamede delil klasörü içinde bulunan "word dosyalarının" kendi bilgisayarına nasıl girdiği konusunda hiçbir fikri olmadığını, bu dosyaları ilk defa bu soruşturma sebebiyle öğrendiğini, bu dosyaların bilgisayarına kendi bilgisi dışında başkaları tarafından yüklenmiş olabileceğini beyan ettiğini anımsatarak, raporda yer alan bilgiler nedeniyle müvekkilinin tahliyesini isteyeceklerini belirtti.