
Terörün dip yaptığı ülkeye AB-D, İsrail destekli iktidar olacaksınız. Sonra Diyarbakır’ı BOP’un yıldızı ilan edeceksiniz..(!) Erbakan adına çıkardığınız aftan, Baki Tuğ’un muhalefeti uyarmasıyla Öcalan’ın da faydalandığı ortaya çıkınca “pardon, farkında değiliz” diyeceksiniz..(!)
Açılım-saçılım noktasında, “farkına varılmadı” sözünü yeniden düşünmemiz gerekmez mi? Kaldı ki böyle vahim bir yanlışa “pardon” deme lüksü var mıdır?
ABD Konsolosu Edelman Türkiye’ye geldiğinde “Edelman’ın Türkiye’de ne işi var” diye soran akil insanlar oldu. Edelman’ın görev yaptığı birçok ülke parçalandı. Yugoslavya, Rusya gibi…
Bugün geldiğimiz nokta ne? Türkiye’nin bölünme planı uygulamaya konuyor.
Edelman RTE’nin Siirt seçimlerine girebilmesi için neden o kadar yırtınmıştı? Hadi o yırtınmıştı da, Türkiye’de neden birden herkes mutabık olmuştu (!)?
AKP iktidar olunca PKK yeniden niye azdı? Üstelik AKP içinde onca PKK sever adam varken(!) Türk Devletinden maaşlı belediye başkanları PKK’nın ovada rahat hareket etmesini temin ederken, PKK giderek niye kudurdu?
PKK Kürt sorunu mudur? PKK Kürt sorunu diyen ya PKK ile aynı noktalardan besleniyordur, ya da zır cahildir!
İngiliz, Alman, Fransa, ABD, İsrail, Rusya… Ne kadar emperyal devlet varsa PKK sever konumda. Sonra bana diyeceksin ki; “PKK Kürt sorunudur.” Ben de o zaman hoş geldiniz Damat Feritler, Vahdettinler, Ali Kemaller derim.
Güneydoğu’da Kürt problemi değil, insanlık problemi vardır. 2005’de bunları yazdım. O bölge insanı Şeyh-Şıh-Ağa kılıklı insanların elinde köledir. Halk ile devlet arasında bu adamlar vardır. Yıllar önce Güneydoğu’dan bir ağa arazilerini köylülerle birlikte satışa çıkarmıştı. Utanç verici bu insanlık dramı gazete ilanı ile yapıldı. Ağasının sattığı insanları başkaları kolayca satın alamaz mı?
İşin en kepaze yönü ise, hukuk Güneydoğu’da geleneklere teslim oldu. 2 bakanlık bütçesine sahip diyanet bile geleneklere teslim oldu. Çünkü ülkemde din adına bir Ruhban sınıfı ortaya çıktı. Oysa İslam Peygamber’i “ruhban sınıfını kaldırdım” dedi. 2 bakanlık bütçesine sahip diyanet Güneydoğu’da kan davasının günah olduğunu bile anlatamadı. 10 yaşındaki kız çocuğu ile 50 yaşındaki bilmem kaç karılı adamın dini nikahını kim yaptı?
Mardin’e gitmiştim, bir kurumun müdürü ile konuştuğumda;
“Buralarda devlet inanılmaz şekilde suistimal edilmiş. Birçok sağlık ocağı ihale edilmiş, sağlık ocakları yapıldı gösterilip ödeme yapılmış ama aslında böyle bir sağlık ocağı yok. Halk ile devlet arasında hep ağalar var. Vatandaş her işini bu aracılara rüşvet vererek yaptırmış. Zannediyor ki, devlet her işini para ile yapıyor. O yüzden devlete düşman kesilmiş. Burada bir pratisyen hekimin inanılmaz serveti ortaya çıktı.” diye anlatmıştı.
DTP’nin ağası Ahmet Türk bu durumda “asıl sorun” kendisi olmuyor mu? Bu zat mı Güneydoğu sorununu çözecek? Gene Pervin Buldan, eroin baronunun karısı… Bu antidemokratik yapı, beyinlerinde olmayan demokrasiyi istiyorlar öyle mi? Nasıl olsa yemeye dünden razı bir iktidar var.
O bölge insanı ağalara çalışıyor. Çok çocuk iş demek, aş demek, güç demek. Kadınlar kuluçkaya yatmış tavuklar gibi sürüyle doğuruyor. O çocukların birçoğu nüfusa bile kayıtlı değil. Ölse adı yok, kalsa adı yok. Güneydoğu problemi diyenler bunları çözmeye çalışsaydı bir anlamı olurdu. O zaman çözümün ülke yararına, insanlık adına bir anlamı olurdu. Ama bu konuları kimse konuşmuyor.
Ağanın marabalarının adı var mı? Kimliği var mı? Çalıştıkları sürece sadaka ile geçinecekler. Çalışamadıklarında emeklilik yok, güvence yok. 21. Y.Y. da asıl insanlık dramı budur! Bu durumdan bütün siyasetçiler sorumludur! Yıllarca aynı aşiretin fertleri her partiye girip meclise girdi. Kimse bu yapıyı çözmeyi düşünmedi. Bir adam ile çok insanı yönetmek, oy almak, siyaseten kolaylarına geldi. Yöre halkı ise kendilerine problem olan aşiret ağalarını siyaset olarak da karşılarında buldu. Peki bu durumda dertlerini kime anlatacaklar?
Batıda elektrik çalan devlet memuru olamıyor, memur ise hırsızlıktan atılıyor. Doğuda %80 elektrik kaçak. Bir ülkenin doğusuna farklı, batısına farklı hukuk uygulayan devlet olur mu? Bizde oluyor. Batılı vatandaşın cebinden çalıp doğuyu beleş aydınlatmanın,ısıtmanın adına siyaset diyorlar. Ondan sonra benden bu çapsız siyasete saygı duymam bekleniyor öyle mi(!)? Yuh ki ne yuh...
Şimdi Irak’ta bir Kürt devleti kurma adına benim ülkemi böleceksin öyle mi? Sizlerin mecburiyetleri Türkiye’nin mecburiyeti değildir!
Mafya yanında bulundurduğu adamları zaaf noktalarından kullanır. Kadın, esrar, kumar gibi… İstihbaratlar kullandığı sivilleri derinliğine göre kirli insanlardan seçer ki, itiraz edemesinler, sorgulama keyfiyetleri olmasın. Dünyanın mafya usulu çalışan derin güçleri de aynı yöntemi izler. Hırslı, ilkesiz insanları yönetmek istedikleri ülkelerin yönetimine getirirler ki, istedikleri her şeyi yaptırsın. Artık o kişiler halkına değil kendini iktidar yapan güce hizmet eder.
PKK Kürt sorunu değildir. PKK kukla bir terör örgütüdür. DTP bir parti değil, emperyal güçler tarafından yönlendirilen PKK’nın siyasi koludur.
Açılım-saçılım filminin senaryosu dışarıda yazıldı, sistemli bir şekilde geliştirildi, gösterime sunmaya çalışıyorlar.
Erdal Sarızeybek kim? Bir asker emeklisi. Terörün en yoğun zamanında Güneydoğuda görev yapmış. Sıcak çatışmalar ve kucağında can veren vatan evlatları. Vatan borcunu ödemiş, emekli olmuş… Artık yapması gereken ailesine olan borcunu ödemesidir değil mi? Ama yapamıyor. Ülke sathını gezip konferanslar veriyor. Niye? Çünkü bu ülke aydınlarının çoğu ya ahdalanmış, mankurtlaşmış, ya da kendini satmış, kiralamış. Muhalefet yeterince muhalefet yapmamış. Üniversiteler suskun, sivil örgütlerin çoğu AB fonlarından gelen paralarla gırtlağından bağlanmış.
Osman Pamukoğlu… Emekli olurken siyasete soyunmak istediğini hiç sanmıyorum ama ülkenin halini görünce çareyi parti kurmakta görmüş.
Darbe diye diye sivil darbe yapıp ülkenin bütün değerlerini küresel sermayenin emrine verenler ciddi bir muhalefet ile karşılaşmadı. Bu vahim durumda muhalefet gerçekten bir endişe duysa bütün ülke sathına yayılıp siyaset üstü bir yaklaşımla halkı aydınlatırdı. Peki muhalefet ne yaptı? Yerel seçim öncesi iktidar partisi kadar bile ülkeyi dolaşmadı. Değerli okur, sizce bu durum garip değil mi?
Muhalefet işini gereği gibi yapsaydı, basın görevini yapsaydı gene aynı durumda mı olurduk? Onların yapmadığı görevi yapmaya kalkanlar Silivri korku tünelinde zorunlu darbe filmi seyrediyor.
Milli eğitim F tipine teslim edilirken Bahçeli ülkü ocaklarını kapatmaya kalktı. Baykal’ın gençlik kolları ortada var mı?
Demek ki muhalefet bizler kadar endişeli değil(!)?
Eleştirdiğim zaman da sevenleri bozuluyor. Oysa yanlışa kör olmak sadece ülkeye değil yanlışı yapanlara da kötülüktür. Yanlışa kör olursanız, yanlışı yapanı hepten körleştirirsiniz.
Muhalefet bütün Anadolu’ya yayılmalı, siyaset üstü yaklaşımla insanlara gerçekleri anlatmalıdır!
Z_eucar@yahoo.com.tr
Zahide UÇAR, 10 Ağustos 2009