Türkiye'nin HES Gerçeği

Genel & Güncel Konular

Türkiye'nin HES Gerçeği

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzr Nis 25, 2010 21:08

Türkiye'nin HES Gerçeği

Doğu Karadeniz başta olmak üzere Türkiye'nin neresinde bir akarsu yatağı, kaynağı bulunuyorsa, burada uygun olsun olmasın HES projeleri için çalışmalar yürütülüyor.

Devlet Su İşleri, Enerji Bakanlığı ve Enerji Piyasası Denetleme Kurulu verilerine göre ülkemizde şimdiye kadar 2000 civarında HES (Hidroelektrik Santral) projesi geliştirildi ve bunlardan 400’e yakını için çalışma başlatılmış durumda. Doğu Karadeniz başta olmak üzere Türkiye’nin neresinde bir akarsu yatağı, kaynağı bulunuyorsa, burada uygun olsun olmasın HES projeleri için çalışmalar yürütülüyor. Ülkemizdeki mevcut su potansiyeli, ilk bakışta Devlet Su İşleri’nin gerçekleştirmeyi planladığı 2000’e yakın hidroelektrik santralı için bulunmaz bir fırsat gibi gözüküyor. Çünkü gelişmekte olan her ülke gibi, ülkemizde de üretim sürecinin kesintisiz bir şekilde devam edebilmesi, dolayısıyla halkımızın yaşam standartlarının yükseltilebilmesi elbette enerjiye bağlıdır. Bu enerjinin yenilenebilir enerji tipi olan hidroelektrik santrallardan karşılanması da en doğrusudur. Ancak ortada yalın bir gerçek var ki, HES projeleri, gerekli bilimsel altyapı oluşturulmadan uygunluk ve yeterlilik kriterlerine bakılmadan, tek yanlı anlayışla, elektrik enerjisi ihtiyacının arkasına sığınılarak hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Türkiye genelinde yapılması planlanan 2000’e yakın nehir tipi “HES”ler alternatif bir enerji kaynağı olsa da bu projelerin inşaatı ve işletmesi sırasında uyulması gereken kurallar, yasal düzenlemeler vardır. Bu kuralların, projelerden etkilenecek yerel halkın ve STK’lerin görüşlerine başvurulmadan belirlenmiş olması, telafisi güç maddi manevi sorun ve sıkıntılara, zaman kaybına yol açmaktadır. Ayrıca HES projelerinin hayata geçirildiği bölgelerdeki halkın, flora ve faunanın proje nedeniyle ortaya çıkan su mağduriyetleri de net olarak değerlendirilememekte, göz ardı edilmektedir.

Küresel ısınma sebebiyle buzulların erimesi, yanardağların patlaması gibi yaşanan doğal felaketlere karşı tüm dünyanın ortak çaba ve kaygısına rağmen, Türkiye’de elde kalan doğal hayatın eşsiz güzellikleri sorumsuzca tahrip edilmektedir. Bu kıyıma göz yummak, seyirci kalmak yalnızca yetkililerin değil bu projelere ses çıkartmayan herkesin ortak sorumluluğudur. Gelişmiş ülkeler, doğayı daha fazla tahrip etmemek, ekolojiyi korumak için alternatif, yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji üretmeye çalışırken aynı zamanda çevrenin korunması ve bu bilincin yerleşmesine büyük önem veriyor. Bizde ise durum farklı işliyor. Ülkemizde planlanan projelerde amaç, vadi ve akarsular üzerine “HES”ler kurup onları uluslararası ve yerli dev şirketlere satarak su kullanım hakkının bölge halkının elinden alınmasıdır. Yani amaç “Nasıl daha çok kâr ederiz”dir. Başta Divriği Sincan Çayı üzerinde kurulmak istenen “HES” projesi olmak üzere diğer 16 adet “HES” projesinde gözlemlediğimiz gibi halkın su kullanım hakkı elinden alınmak istenmektedir. Elektrik üretmek için 49 yıllığına özel şirketlere verilen bu “HES”leri alan firmalar, sadece sudan elde edilen enerji kullanım hakkını değil, bulundukları bölgelerdeki madencilik, tarım ve suyun tüm kullanım haklarını da ellerine almak istiyorlar. Muğla’nın Köyceğiz ilçesi yakınlarındaki Yuvarlakçay’da da durum aynıdır. Yuvarlakçay’a santral yapanlar da hem doğal yaşamı mahvedecek hem de tüm canlıların ihtiyacı olan suyu para kazanmak için bir araç olarak kullanacaklardır.

Kurulacak HES’lerle birlikte bu bölgelerdeki tüm endemik bitki türleri ve yaban hayat da bu projelerden olumsuz etkilenecek. Tüm bu hidroelektrik santralları kurmak için yapılacak çalışmalardan sonra yüz binlerce bitki türü yok olacak, Doğu Karadeniz halkının tek geçim kaynağı olan kısıtlı tarım arazileri büyük zararlar görecek, oluşacak fiziki durum tarım yapmaya da olanak sağlamayacaktır. Öngörülen şudur ki, milyarlarca yılda oluşan bölgedeki doğal hayat dev şirketlerin daha fazla kâr etme hırsı yüzünden kısa zamanda yok olacaktır.

Sıvas Divriği, Muğla Yuvarlakçay ve daha pek çok yerdeki gibi Senoz Vadisi’nin de etkilendiği çalışmalar için TEMA Vakfı, Senoz Vadisi’nin Karadeniz’in diğer vadileri gibi ciddi ekolojik tehlikeler altında olduğunu vurgulayarak bizleri uyarıyor. Başta Doğu Karadeniz’in el değmemiş vadileri olmak üzere ülkemizin tüm vadileri ve akarsuları doğayı katletme pahasına işgal tehdidi altındadır. HES projeleriyle yapılmak istenen, sularımızın kullanım hakkının satılmasıdır. Lütfen bu kıyıma daha fazla seyirci kalmayalım. Ülkemizin gelişmesi için elbette enerjiye ihtiyaç var ama bu enerji arayışı her köşesi ayrı bir cennet olan ülkemizi ve insanlarımızı sıkıntıya sokarak, yasalar çiğnenerek, şahıs, şirket menfaatları gözetilerek, doğa katledilerek yapılmamalıdır. HES projelerinin başarıyla uygulanabilmesi için bu projeler, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri ve sektörel temsilcilerin görüş ve onayı alınarak oluşturulmalıdır.

sadik.celik@keyveni.com.tr

Sadık ÇELİK

Cumhuriyet, 24 Nisan 2010
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Türkiye'nin HES Gerçeği

İletigönderen Mustafa Recep » Pzr Nis 25, 2010 23:04

İlyas Yılmazer hoca senelerdir anlata anlata dilinde tüy bitti, bu barajlar tehlikeli diye!
AMERİKANCI GENERALLER DEĞİL KEMALİST PAŞALAR İSTİYORUZ!
Kullanıcı küçük betizi
Mustafa Recep
Üye
Üye
 
İletiler: 417
Kayıt: Çrş Tem 09, 2008 13:11
Konum: sakarya

Re: Türkiye'nin HES Gerçeği

İletigönderen Mustafa Recep » Pzt Nis 26, 2010 21:26

Her yerde HES var!
Yusuf Yavuz

İki haftada üç inşaatın yürütmesini durduran yargı kararlarına rağmen HES'ler hız kesmiyor. Sularını kaybetmek istemeyen köylülerin son çığlığı da Korkuteli'nden yükseldi. Korkuteli'nin Sülekler köyünde yapılacak HES'e karşı köylülerle bir araya gelen Antalya Isparta Burdur Dereleri Gönlünce Aksın Platformu üyeleri ortak mücadele kararı aldılar.

1700 nüfuslu Sülekler köyündeyapılmak istenen HES (Hidroelektrik Santral) öncesi köylülerle biraraya gelerek bölgeyi inceleyen grup üyeleri, Sülekler Köyü Muhtarı Kerim Doğan'dan bilgi aldılar.Köyün tek su kaynağına kurulmak istenen HES için suların vadiden alınarak köyün 200-300 metre yukarısına çıkarılacağı bilgisini öğrendiklerini anlatan Doğan, "ekmek kapımızı bizden almak istiyorlar ama ne ben, ne de köylüm bu suyu asla vermeyeceğiz" diye konuştu.

Sülekler Çayınının 3500 dönümlük meyve bahçelerini suladığını vurgulayan Doğan, Küçükköy, Büyükköy, Yazır, Bayatköy, Datköy, Köseler, Esenyurt, Garkın gibi tarımla uğraşan yöredeki diğer köylerin de HES'ten etkileneceğini öne sürerek, "çayın suları iki köyü geçtikten sonra Korkuteli barajında toplanıyor. Korkuteli Barajı Antalya’nın ve Türkiye’nin en yoğun meyve bahçelerinin bulunduğu Korkuteli ovasında bulunan tüm köylerin bahçelerini suluyor. Toplam nüfusun 40 bine yaklaştığı Korkuteli ve köylerinde binlerce dönüm meyve bahçesi ve tarım alanları bulunuyor" dedi. Geçtiğimiz hafta yüklenici firma yetkililerinin inceleme yapmak için köylerine geldiğini anlatan Doğan, “Köyün muhtarı olarak ne bana, ne de köylülere hiçbir bilgi vermeden köyümün sularını almak istemeleri bize haksızlıktır” dedi.

HERKES HESLERE KARŞI AYAKTA!

Toplantıda konuşan Türkiye Su Meclisi Yürütme Kurulu Üyesi ve TTKD (Türkiye Tabiatını Koruma Derneği) Antalya Şube Başkanı Hediye Gündüz ise Türkiye’de yaklaşık 1700 HES planlandığını ancak hangi dereye kurulursa kurulsun buna köylülerin muhalefet ettiklerini dile getirdi. HES'lerin amacının sanıldığı gibi enerji retmek olmadığını savunan Gündüz, dünyada artık enerjinin alternatif kaynaklardan elde edilmeye başlandığını, buradaki asıl amacın suların satılması olduğu görüşünü yineledi. Önümüzdeki yıllarda küresel ısınma sonucu en kıymetli şeyin su olacağını dile getiren Gündüz, köylülerin vereceği müsadelede yanlarında olacaklarını belirterek, "uluslararası karteller yaptırdıkları bilimsel araştırmalar sonucu bu bilgilere ulaştı ve sudan para kazanmak için suları şimdiden ele geçirmek istiyorlar. Türkiye ve Antalya haritasını önüne koyan hükümet de bu istekleri yerine getirmek için ne kadar dere varsa hepsini planlamış, ancak bu uygulama Türkiye’nin sonunu getirecek bir uygulamadır. Şu anda Rize’de, Muğla Yuvarlakçay’da, Erzurum Tortum’da, Gümüşhane Torul’da, Kumluca Alakır’da, Loç Vadisinde, yöre insanları tıpkı sizler gibi ayakta ve herkes HES’lere karşı mücadele veriyor" şeklinde konuştu.

PARASIZ SU KULLANIMI HAKKI

Yurtsever Cephe Antalya örgütü adına konuşan platform üyesi Dr. Levent Tunçel de, ülkenin bütün kaynaklarının uluslararası şirketlere satıldığını, şimdi sıranın sulara geldiği söyledi. Suya ulaşmanın ve kullanmanın bir hak olduğunu ve de parasız kullanılması gerektiğini anlatan Levent Tunçel, Dikili belediyesinin bir uygulaması sonucu 10 tona kadar suyun parasız kullanımının mahkemelerce de karar altına alındığını örnek olarak anlattı. Platform katılımcısı Antalya ORKOOP Bölge Birliği Tem. Hikmet Yılmaz da "Hes’ler birer doğa tahripçi ve hak gaspçısıdır. Bu amaçla sizin mücadelenize sonuna kadar destek olacağız, yanınızdayız" dedi. Toplantı, önümüzdeki günlerde imza kampanyası ve miting yapılması ve dava açmak üzere hukuki çalışmalara başlanması kararıyla sona erdi.
AMERİKANCI GENERALLER DEĞİL KEMALİST PAŞALAR İSTİYORUZ!
Kullanıcı küçük betizi
Mustafa Recep
Üye
Üye
 
İletiler: 417
Kayıt: Çrş Tem 09, 2008 13:11
Konum: sakarya

Re: Türkiye'nin HES Gerçeği

İletigönderen Mustafa Recep » Cum May 07, 2010 16:57

ENERJİDE BÜYÜK ÖZELLEŞTİRME

Enerji Bakanlığı’nın stratejik planı

18/05/2009 tarih ve 2009/11 sayılı Yüksek Planlama Kurulu Kararı ile kabul edilen “Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi”nde de öngörüldüğü şekilde, elektrik enerjisi piyasasında tüketim tarafında piyasa açıklık oranının artırılabilmesi amacıyla, serbest tüketici limiti düzenli olarak indirilmeye devam edilecek ve 2011 yılı sonuna kadar meskenler hariç tüm tüketicilerin, 2015 yılına kadar ise tüm tüketicilerin serbest tüketici olmaları sağlanacaktır.


İhalesi 21 Mayıs’a Kadar Tamamlanacak Olan Akarsu Santralleri:

49 Yıllığına İşletme Hakkı ile Devredilecek Olan EÜAŞ - Elektrik Üretim A.Ş.’Ye Ait HES Santralleri
Elektrik Üretim A.Ş.’ye ait 19 gruba ayrılan 52 adet akarsu santrallerinin “işletme hakkı devri” yöntemiyle özelleştirilmesi amacıyla 2 Aralık 2009 tarihinden itibaren verilen ilanlarla ihale açılmıştır. İhalede son teklif verme tarihi olan 19 Şubat 2010 itibariyle;
olmak üzere toplam 613 teklif alınmıştır.

Adıyaman: Besni
Antalya: Turunçova (Finike)
Artvin: Esendal
Bartın: Kayadibi
Bayburt: Bayburt
Bilecik: Bozüyük
Bitlis: Adilcevaz, Ahlat
Bursa: Dereköy(İznik), Cerrah(İnegöl), M. Kemalpaşa(Suçtu)
Erzincan: Girlevik
Hakkari: Otluca
Hatay; Kuzuculu
Iğdır: Kiti
Isparta: Kovada 1, Kovada 11
Karaman: Ermenek
Kars: Telek (Arpaçay)
Kayseri: Bünyan, Pınarbaşı, Sızır
Konya: Bozkır, Göksu, Dere, İvriz
Kütahya: Karaköy
Malatya: Derme, Erkenek, Kernek
Mardin: Çağ
Mersin: Anamur, Bozyazı, Derinçay (Mut), Silifke, Zeyne
Muş: Malazgirt, Sönmez (Varto)
Niğde: Çamardı
Osmaniye: Değirmendere, Karaçay
Sakarya: Haraklı(Hendek), Pazarköy(Akyazı)
Samsun: Büyükkızoğlu(lLadik)
Sivas: Koyulhisar
Şırnak: Uludere
Trabzon: Visera (Işıklar)
Tunceli: Çemişgezek
Van: Endil, Hoşap, Erciş, Koçköprü



Satış hazırlıkları Yapılan Santraller
Muğla: Kemerköy, Yatağan, Yeniköy Termik Santralleri
Sakarya: Gökçekaya, Sarıyar, Yenice
Bursa: Ovaakça, Orhaneli
Zonguldak: Çatalağzı
Kütahya: Tunçbilek
Sivas: Kangal
İzmir: Aliağa
İstanbul: Ambarlı
Kahramanmaraş: Afşin-Elbistan A ve B
Adana: Çatalan, Aslantaş, Menzelet, Kısık,
Gaziantep: Karkamış
Gümüşhane: Doğankent, Kürtün, Tortum, Özlüce, Kılıçkaya, Çamlıgöze
Ankara: Hirfanlı, Kesikköprü
Yeşilırmak üzerindeki HES’ler: Hasan Uğurlu, Suat Uğurlu, Almuş, Köklüce
Kızılırmak üzerindeki HES’ler: Altınkaya, Derbent, Kapulukaya
Büyük Menderes üzerindeki HES’ler; Adıgüzel, Kemer
Gediz üzerindeki HES; Demirköprü
Aksu üzerindeki HES: Karacaören-1
Göksu, Ermenek üzerindeki HES; Gezende

EÜAŞ’a ait satılması planlananlar;

Söz konusu santraller sermayesinin tamamı ÖİB'ye ait Ankara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş. bünyesinde faaliyet göstermektedir.

Van: Engil Gaz Türbünleri: Edremit
Denizli: Denizli Jeotermal Santrali: Sarayköy
Tokat: Ataköy HES: Almus
Eskişehir: Beyköy HES: Sarıcakaya
Kars: Çıldır HES: Arpaçay
Rize: İkizdere Hidroelektrik Santrali: İkizdere
Erzurum: Kuzgun Hidroelektrik Santrali: Ilıca
Tunceli: Mercan Hidroelektrik Santrali: Ovacık
Erzincan: Tercan Hidroelektrik Santrali: Tercan


TEDAŞ :

İhaleye çıkarılanlar;
1- Edirne, Kırklareli, Tekirdağ illerini kapsayan Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. Blok satış. Son teklif verme tarihi 22 Temmuz 2010 dur.

2- İzmir ve Manisa illerini kapsayan Gediz Elektrik Dağıtım A.Ş. Blok satış. Son teklif verme tarihi 22 Temmuz 2010 dur.

3- Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt, Şırnak illerini kapsayan Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. Blok satış. Son teklif verme tarihi 22 Temmuz 2010 dur.

4- İstanbul ili Rumeli Yakası Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. Blok Satış. Son teklif verme tarihi 22 Temmuz 2010 dur.


İhalesi yapılıp teslim edilmemişler;
20 dağıtım bölgesinin özelleştirilmeleri hakkında yürütmeyi durdurma talebi ile mahkemelere başvuru vardır ve mahkemeler sürmektedir.
Bunlardan Aras Elektrik Dağıtımın Özelleştirmesine Yürütmeyi Durdurma Kararı çıkmıştır.
Danıştay 13. Dairesi, Aras Elektrik Dağıtım A.Ş’in özelleştirilmesinde yürütmeyi durdurma kararı verdi. Tes-İş Sendikası’nın 25 Eylül 2008 tarihli ihale ve İhale Komisyonu kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açtığı davada, Kiler Alış Veriş Hizmetleri Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş’ye Aras Elektrik Dağıtım A.Ş’nin satışında “öngörülen pazarlık usul koşullarının gerçekleşmediği ve yeterli rekabet sağlanamadığı” saptandı. Bu nedenle de kamu yararına ve yasaya uyarlık görülmediğine hükmeden Danıştay, oy çokluğuyla ihale ve İhale Komisyonu kararının yürütmesini durdurdu.
Danıştay kararında yürütmeyi durdurmanın gerekçesi şöyle ortaya konuldu:
“Bilindiği gibi özelleştirme amacıyla yapılacak ihalelerin, yukarıda anılan 4046 sayılı kanun hükümleri ile belirlenen yetki ve ihale usulü çerçevesinde özelleştirilecek kuruluşun en yüksek bedel ile satışını sağlamak amacıyla kamu yararı ve ülke çıkarlarını gözeterek gerçekleştirilmesinin gerektiği kuşkusuzdur. Ancak, 25.09.2008 tarihli uyuşmazlığa konu pazarlık usulüyle yapılan ihalede, Aras Elektrik Dağıtım A.Ş‘deki yüzde 100 oranındaki hissenin üzerine ihale edilen teklif sahibi dışındaki şirketin, ihalesi yapılan şirketin hisse değerinin çok altında teklif vermesi, elemesiz turda ve açık artırmada bu teklifini değiştirmemesi karşısında kanunda öngörülen pazarlık usulü koşulları gerçekleşmemiş ve yeterli rekabet sağlanmamıştır. Dolayısıyla anılan ihalede ve bu ihaleyi sonuçlandıran ihale komisyonu kararında kamu yararına ve kanuna uyarlık görülmemiştir.”

Bitlis, Hakkari, Muş ve Van illerini kapsayan Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş.
Aksa Elektrik Perakende Satış A.Ş. Özelleştirme Yüksek Kurulu gündemine sunulacaktır.

Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Yalova illerini kapsayan Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş.
Limak İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. Özelleştirme Yüksek Kurulu gündemine sunulacaktır.

Elazığ, Bingöl, Malatya, Tunceli illerini kapsayan Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş.
Aksa Elektrik Perakende Satış A.Ş. Özelleştirme Yüksek Kurulu gündemine sunulacaktır.

Sivas, Tokat ve Yozgat illerini kapsayan Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş.
Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. Özelleştirme Yüksek Kurulu gündemine sunulacaktır.

Samsun, Amasya, Çorum, Ordu, Sinop illerini kapsayan Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş.
Çalık Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş. Özelleştirme Yüksek Kurulu gündemine sunulacaktır.

Trabzon, Artvin, Giresun, Gümüşhane, Rize illerini kapsayan Çoruh Elektrik Dağıtım A.Ş.
Aksa Elektrik Perakende Satış A.Ş. Özelleştirme Yüksek Kurulu gündemine sunulacaktır.

Eskişehir, Afyon, Bilecik, Kütahya, Uşak illerini kapsayan Osmangazi Elektrik Dağıtım A.Ş.
Eti Gümüş A.Ş. Özelleştirme Yüksek Kurulu gündemine sunulacaktır.

Erzurum, Ağrı, Ardahan, Bayburt, Erzincan, Iğdır, Kars illerini kapsayan Aras Elektrik Dağıtım A.Ş.
Kiler Alışveriş Hizmetleri Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. Özelleştirme Yüksek Kurulu gündemine sunulacaktır.


Ankara'nın Doğal Gazı da Satılıyor.

BAŞKENT DOĞALGAZ DAĞITIM A.Ş.

KAPSAMA ALINMA TARİHİ Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 02.07.2009 tarih ve 2009/43 sayılı Kararı ile Şirketin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na ait %80 hissesi kapsam ve programa alınmıştır

SERMAYE DAĞILIMI %80 Özelleştirme İdaresi Başkanlığı - %20 Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı.

MEHMET AKKAYA
AMERİKANCI GENERALLER DEĞİL KEMALİST PAŞALAR İSTİYORUZ!
Kullanıcı küçük betizi
Mustafa Recep
Üye
Üye
 
İletiler: 417
Kayıt: Çrş Tem 09, 2008 13:11
Konum: sakarya

Re: Türkiye'nin HES Gerçeği

İletigönderen Oğuz Kağan » Cmt Kas 06, 2010 15:02

HES: Enerji için mi RANT için mi?

Hükümet enerjide dışa bağımlığı bitirecek dediği ve olmazsa olmaz diyerek direttiği HES'leri STK'lar bir rant projesi olarak tanımlıyor. İddialar oldukça çarpıcı. Amaç Türkiye'nin enerji bağımlılığını bitirmek değil özel şirketlere rant sağlamak.

[img]http://www.gazeteport.com.tr/stellent/groups/public/documents/site_studio_images/gp_795491.jpg[/img]

Son olarak İkizdere'nin SİT alanı ilan edilmesi ile birlikte HES projelerinin tehlikeye girdiğini gören hükümet jet hızlıyla Meclis'e sunduğu yasa teklifi ile SİT alanı ilan etme yetkisini Çevre ve Orman Bakanlığı'na vermeye hazırlanıyor.

Yasa Meclis'ten geçtikten sonra daha önce SİT alanı ilan edilen yerler Bakanlık tarafından yeniden değerlendirilecek.

Bakanlık kurulu mevcut doğal sit alanlarından koruma özelliği taşımadığına karar verdiklerinin statülerini sona erdirebilecek. Böylece Kurul bir süre önce doğal sit ilan edilen ve Başbakan’ın büyük tepkisi çeken İkizdere Vadisi için de yeniden karar verme yetkisine sahip olacak. Kurulun, İkizdere’nin doğal sit alanı ilan kararının yanlış olduğuna karar vermesi halinde bölgede 22 HES barajının yapılmasının yolu yeniden açılacak.

Hükümet ve EPDK, HES'lerin Türkiye için bir ihtiyaç olduğu görüşünde ısrar ederken sivil toplum kuruluşları ve bilim insanları HES'leri doğa katliamına neden olarak gösteriyor ve yöre halkları ile birlikte mücadele yürütüyor.

EPDK'nın bugüne kadar verdiği bin 600 lisansla birlikte sayıları toplam 2000 bini bulacak HES barajının kurulduğu bölgenin insan yaşamına ve doğaya ciddi zarar vereceğini savunan STK'lar hükümetin yeni kararı ile birlikte doğanın acımasızca katledileceği uyarısında bulunuyor.

Doğa Derneği'nin hazırladığı haritada kırmızı alanlar Türkiye'nin korumada öncelikli önemli doğa alanları ve bu alanlar yapılması planlanan barajlar ve HES'ler işaretlenmiş.

Haritadan da anlaşılacağı üzere ÖDA'nın (Önemli Doğal Alanları) tamamında HES ve baraj yapılacak.

ENERJİ İÇİN DEĞİL "RANT İÇİN HES"

Yıldız Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Beyza Üstün, HES projesinin bir enerji projesi olmadığını tam tersine su kaynaklarının şirketlere satılarak yeni rant alanları yaratılması olduğunu söylüyor.

Üstün, planlanan hidroelektrik santrallerin derelerin kurumasına sebep olacağını belirterek HES gereçeğine şu sözlerle dikkat çekiyor:"Türkiye'de bulunan ve enerji üretimi yapılabilecek seviyedeki tüm su kaynaklarına sermaye çevreleri adeta parsel parsel sahip oluyorlar. Türkiye her ne kadar su kaynakları açısından çok zengin görünse de son yıllarda başlayan HES'lerle büyük tahribat görmektedir. Doğayı korumak istiyoruz ama bir yandan kalkınmalıyız, deniyor. Kapitalist düzen o kadar acımasız ki, tersanede kum torbaları yerine insanları oturtarak ölümlerine neden olabiliyorlar. Su havzalarının paraya dönüştürülebilir olmasına karar verildiğinde katliam da başlamış oldu. Yeşilırmak Havzası'nda 101 tane HES kuruluyor. Bunlardan bir kısmı hayata geçti, bir kısmı halkın yatışmasını beklemekte. HES'lerin hayata geçtiği yerlerde dereler kuruma noktasına geldi. Can suyu veriliyor. Bizim bildiğimiz can suyu insanlara ölüm döşeğinde verilir. Bu da derelerin ne duruma düştüğünü açıkça ortaya koymakta" ifadelerini kullandı.

KAYNAKLAR META OLARAK KİRALANIYOR

Uzun zamandır süren su ve su havzalarının metalaştırılması sürecinde sona gelindiğini ve tüm derelerin üstinde buluna tarihi ve doğal, yapı ile asırlardır etrafında yaşayan insanların ve kültürlerin yok sayılarak en küçük akarsu parçasının 49 yıllığına devredilmiş yada devredilmekte olduğunu vurgulayan Beyza Üstün, şöyle konuştu:"Su kullanım hakkı devredilen havzanın irtifak hakkı da kamulaştırma ve yetki devri ile şirketlere geçmektedir. Tüm akarsular sermaye birikimine doğrudan ürün, meta olarak 49 yıllığına aktarılmaktadır. Üzerine HES lisansı olmayan derelerin de yatakları değiştirilerek lisans alınmış şirketlerin kullanımına verilmektedir. HES için su kullanım hakkına sahip şirketler sahip oldukları araziden yeraltısuyunu da istedikleri gibi çekip kullanabileceklerdir. HES lerin uygulanması sonucunda doğa, tüm canlı yaşam ve geçmiş yok olacaktır. Sürecin sonunda göç, yoksullaşma gibi olası sosyolojik sonuçlar açıkça görülmektedir"

DSİ'DE TAHRİBATI DOĞRULADI

Doğa Derneği'nden Yeşim Erbaşol ise değişikliğin yasalaşması halinde Çevre ve Orman Bakanlığı'nın anasayasının verdiği çevre ve doğanın korunması görevini ihlal edeceğini ve bir yatırımcı gibi hareket edeceğini kaydederek önümüzdeki günlerde daha şiddetli bir doğa katliamı yaşanağını vurguladı.

Pek çok vadide yürütmeyi durdurma kararı olmasına rağmen çalışmaların devam ettiğini ifade eden Erbaşol, "Senoz Vadisi'nde tam üç kez yürütmeyi durdurma kararı alındı. İkizdere Vadisi SİT alanı ilan edildikten sonra dahi çalışmaların durmadığına dair haberler var. DSİ yetkilileri Rize'deki vadileri inceleyerek hazırladıkları raporda HES'lerin doğaya büyük tahribat veriyor"dedi.

HER DEREYE BİRDEN FAZLA HES

Erbaşol, her dereye en az bir bir HES bazılarında ise çok sayıda HES planlandığını da değinerek şunları söyledi: " SİT alanı ilan edilen İkizdere'de 22 HES planlanıyordu, ki iki tanesi tamamlanmıştı. Trabzon'daki Solaklı vadisinde ise 2 HES'in yanına tam 32 HES daha planlanıyor. HES'lerin henüz küçük bir kısmı yapım aşamasındayken yaşanan sorunların kat ve kat fazlası önümüzde bizi bekliyor. Bir vadiye 34 HES demek, suyun kaynağından denize kadar borular içerisinde akması demek. Damarlarınızda akan kanın %90'ını çekip alırsanız ne olursa bir benzeri de vadilerde yaşanır, yaşanmaya başladı.

KÖYLÜLER NÖBET TUTUYOR!

Yeşim Erbaşol, HES'lere karşı açılan dava sayısının 83'e ulaştığını ve sonuçlanan 41 davadan 39'unda ise yürütmeyi durdurma yahut iptal kararı çıktığını dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Eğer planlanan yaklaşık 2000 HES için de aynı oranda karar çıkarsa, bu 1900 HES'in yürütmesinin durdurulması yahut iptali anlamına gelir. Mücadele bir yandan da kanunların uygulanmasının sağlanması noktasında veriliyor. Küre Dağları Milli Parkı sınırında yer alan Loç vadisinde köylüler üç aydır 24 saat nöbet tutuyor. Şirket geliyor, çadırlarını yıkıyor. Köylüler, şirket çalışanlarının fiziksel saldırısına uğruyor. Ama yine de oradalar. Yuvarlakçay’da yatırımcının projeden çekilmesini deresinin başında aylarca nöbet tutan köylü sağladı" .

HES'LER TÜRKİYE'NİN ENERJİ İHTİYACINI KARŞILAYACAK MI?

Türkiye'nin enerji açlığının büyük olduğunu ve bu açlığı karşılamak için doğa ve kültürlerin yokedildiğine de dikkat çeken Erbaşol, 2023 yılında hidroelektrik potansiyelinin tümünün kullanılması halinde bile HES'lerin ancak ihtiyaç duyulan enerjinin küçük bir yüzdesini karşılayacağını ve kalıcı önlemler alınmadığı sürece Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığının devam edeceğini iddia etti.

HES'lerin zaten kötü olan tarım, hayvancılık ve turizmi tamamen öldüreceğinde dikkat çeken Erbaşoğlu, " Bu ülkede tarım bitti, hayvancılık bitti, en temel ihtiyaç için bile Dışa yahut içe bağımlılık fark etmez; her şeyi yok edecek şekilde enerji kullanıyoruz. Büyük bir enerji açlığımız var. Doğamız ve kültürlerimiz yok ediliyor. Bu yok etme işlemi tamamlandığında, 2023 yılında sözde hidroelektrik potansiyelin tamamını kullandığımızda HES'ler enerji açlığımızın küçük bir yüzdesini doyuracak ve biz daha kalıcı önlemler almadığımız için çok daha büyük bir dışa bağımlılıkla karşılaşacağız. Yanan bir ev, üzerine benzin dökülerek sönmez.Bu ülkede hayvancılık bitirildi, tarım bitirildi. En temel ihtiyaçlarımız noktasında neredeyse dışa bağımlı hale geldik.HES'lerin zaten kötü durumda olan tarım ve hayvancılığa, turizme olan götürülerini de hesaba katmak gerekir.

ORMANLAR ACIMASIZCA TRAŞLANIYOR

Yeşil Artvin Derneği Başkanı Neşe Karahan ise Artvin'de yaşanakları ise tam bir felaket olduğunu kaydederek, "Burada inanılmaz bir tahribat yaşanıyor. HES'lerde üretilen elektriği taşımak için şimdide ormanları traşlıyorlar. Ormanların içinde 60 metre genişliğinde çift şeritli yollar açıyorlar. Tüm mücadelemize rağmen olağanüstü bir hızla ilerliyorlar. İktidar yanlıları rant için herşeye göz yumuyor" şeklinde konuştu.

" Bunun adı cansuyu değil can çekişme suyu" diyerek barajların sucul sistemi de yok ettiğinin altını çizen Karahan, " Doğal hayat kayboluyor. Baraj yapmından önce en az bir yıl doğal hayatın izlenmesi ve kararın bundan sonra verilmesi gerektiğini söyledi.

Karahan, pek çok kişinin HES'lere odaklanmışken dağlarda sessiz sedasız yüksek gerilim hatlarını için traşlamalar yapıldığını belirterek şunları söyledi." Kesilen ağaçlar için DSİ'ye bir bedel ödendiğini duyduk. Şirketler sadece santralin işletme hakkını almıyor adeta o bölgenin yeraltı suyuna, dağına ağacına herşeyine sahip oluyor. Tepkilerimizi bundan sonra daha şiddetli duyurmaya devam edeceğiz. Ancak,aramızda rant için şirketleri bölgeye davet edenlerde var. Mücadelemiz süremiz sürecek"

TAVŞANA KAÇ TAZIYA TUT TAKTİĞİ

Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu ise Ekim ayında Karadeniz'de yaptığı inceleme gezisi sonrası yaptığı açıklamada enerji ihtiyacının kaçınılmaz olduğunu ve EMO'nun HES'lere karşı olmadığını ancak ülke kaynaklarının özel sektöre peşkeş çekilmesine karşı olduklarını dile getirmişti.

Açıklamada, kamuya üretim yatırımları yasaklanırken özel sektöre kapıların sonuna kadar açıldığını ve "Tavşana kaç tazıya tut politikası uygulandığına yer verilerek enerji kaosunun yaratıldığını ve sürüklendiği enerji yada çevre ikileminin dayatıldığı vurgulandı.

Açıklamada şu görüişlere de yer verildi:"Ancak ortada yalın bir gerçek var ki, HES projeleri, gerekli bilimsel altyapı oluşturulmadan uygunluk ve yeterlilik kriterlerine bakılmadan, tek yanlı anlayışla, elektrik enerjisi ihtiyacının arkasına sığınılarak hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Türkiye genelinde yapılması planlanan 2000’e yakın nehir tipi “HES”ler alternatif bir enerji kaynağı olsa da bu projelerin inşaatı ve işletmesi sırasında uyulması gereken kurallar, yasal düzenlemeler vardır. Bu kuralların, projelerden etkilenecek yerel halkın ve STK’lerin görüşlerine başvurulmadan belirlenmiş olması, telafisi güç maddi manevi sorun ve sıkıntılara, zaman kaybına yol açmaktadır. Ayrıca HES projelerinin hayata geçirildiği bölgelerdeki halkın, flora ve faunanın proje nedeniyle ortaya çıkan su mağduriyetleri de net olarak değerlendirilememekte, göz ardı edilmektedir. Ülkemizde planlanan projelerde amaç, vadi ve akarsular üzerine “HES”ler kurup onları uluslararası ve yerli dev şirketlere satarak su kullanım hakkının bölge halkının elinden alınmasıdır. Yani amaç “Nasıl daha çok kâr ederiz”dir. Başta Divriği Sincan Çayı üzerinde kurulmak istenen “HES” projesi olmak üzere diğer 16 adet “HES” projesinde gözlemlediğimiz gibi halkın su kullanım hakkı elinden alınmak istenmektedir."

DSİ 15 ŞİRKETE CEZA YAZMIŞTI

Çevre örgütelerinin uyarıları ve halkın yoğun protestolarına rağmen Rize'de devam eden HES inşaatlarının ormanlarda büyük tahribata neden olduğu gerekçesi ile geçtiğimzi aylarda Çevre ve Orman Bakanlığı ile DSİ raporlarına girmiş ve 15 şirkete 513 bin lira para cezası kesilmişti.

Raporda, " Mevcut HES inşaatları nedeniyle açılan su iletim tünelleri ve cebri boruların geçtiği alanlardaki hafriyatların gelişigüzel eğimli arazilere bırakılmasıyla orman alanlarında büyük tahribatlar oluştu. Dere yatakları doldurularak, su akım rejimi ve kalitesi olumsuz etkilenmektedir. Yapılan çalışmalarda gerekli tedbirler alınmadığı için çevre kirliliği oluştu, işletmeye geçmiş tesislerde dere yatağına bırakılacak ihtiyaç suyunun yetersiz, balık geçitlerinin de hiç yapılmamış ya da uygun inşa edilmediği görüldü.” denerek çevrecilerin bugüne kadar ısrarla öne sürdüğü iddialar da doğrulanmış oldu"

Bakanlığın bu raporu sonrası daha önce alınması gereken önlemleri devreye sokmuş ancak inşaatı süren HES'lerin kontrol ve denetimden uzak olduğu gerçeği bir kez daha ispatlanmış oldu.


GAZETEPORT, 6 Kasım 2010
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Türkiye'nin HES Gerçeği

İletigönderen Oğuz Kağan » Prş Ağu 25, 2011 12:28

10 bin HES daha geliyor

EMO uyardı: 'Çin malı teknoloji sayesinde Türkiye HES çöplüğüne dönecek!'

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu, düzenledikleri basın toplantısı ile 'Doğu Karadeniz Bölgesi HES Teknik Gezisi Raporu'nu açıkladı. Çin malı teknolojinin kullanıldığı HES furyasında Türkiye'nin orta vadede HES çöplüğüne döneceği uyarısı yapılırken, yeni yayımlanan 'lisanssız elektrik üretimi'ne ilişkin yönetmeliğin ardından 10 bin HES'in daha planlanacağı belirtildi.


EMO Genel Merkezi'nde yapılan basın toplantısına, TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Yeşil, EMO Yönetim Kurulu Yazmanı Erdal Apaçık, EMO Yönetim Kurulu üyeleri Mehmet Turgut ve Mehmet Bozkırlıoğlu ile Doğu Karadeniz HES Teknik Gezisi Komisyonu üyeleri Elektrik Mühendisi Hamza Koç ve Meteoroloji Mühendisi İsmail Küçük katıldı. Raporun sunumunu yapan EMO Yönetim Kurulu Yazmanı Erdal Apaçık, bölgedeki hidroelektrik santrali (HES) projelerinde kamu denetiminin olmamasını eleştirirken, can suyundan, balık geçitlerine, inşaat hafriyatından, dağıtım ve iletim bağlantı sorunlarına, şirketlerin azami kar amacıyla kuralsız çalışmalarına, işyerlerinde taşeronlaşmaya varıncaya kadar uzanan tespitleri ortaya koydu.

10 BİN HES DAHA YAPILACAK

Toplantıda konuşan Meteoroloji Mühendisi İsmail Küçük, planlanan 1215 santralin tamamının 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu sonrasında özel sektör tarafından geliştirildiğini, bunların kurulu güçlerinin 5 bin 300 megavat olacağını belirterek, "Bu tesisler havadan konar gibi geldi. Paraşütle işgal ordusu gibi atlamış oldukları için hepsine yetişmek zor oldu. Yeni yayımlanan lisanssız elektrik üretimine ilişkin yönetmelikle birlikte en az 10 bin HES daha planlanacak ve hiçbiri üretime de katkı vermeyecektir" diye konuştu.

HES'LER ENERJİ İHTİYACININ YÜZDE 10'U KARŞILIYOR

TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Yeşil ise planlanan HES'lerin Türkiye'nin elektrik ihtiyacının karşılanmasında yüzde 10'luk bile pay sahibi olamayacak küçük küçük bir sürü proje olduğuna dikkat çekerek, yöre halkının isteği ya da isteği olmamasının ötesinde enerji arz-talep dengesi açısından da sorgulanması gerektiğini anlattı. Yeşil, enerji verimliliğine yönelik önlemlerin tamamen alınması durumunda elektrik tüketiminin yüzde 20'si düzeyinde bir tasarruf sağlanabileceğini, yani aynı üretim ve yaşam standardı için yüzde 20 daha az enerji tüketileceğine dikkat çekerek, sorunun tek başına yöre halkının konumuyla değil, bu gerçekler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini anlattı. EMO'nun ısrarla HES yapılmasını istediğini, ancak gelinen noktada su kullanım hakkını alan ve satan bir yapı kurulduğunu kaydeden Yeşil, bunun hidrolik potansiyelin değerlendirilmesi değil, suyun ticarileşmesi anlamına geldiğini, "İster santral yapılsın, ister yapılmasın, bu suyun kullanım hakkının satışıyla, onu köylüye satacaklardır" sözleriyle ortaya koydu.

HES'LER HER TÜRLÜ DENETİMDEN UZAK

EMO Yönetim Kurulu Yazmanı Erdal Apaçık, EMO‘nun HES'lerle ilgili artan tepkiler ve HES yapım süreçlerindeki olumsuzlukları yerinde görmek üzere Doğu Karadeniz yöresine teknik gezi gerçekleştirdiğini belirterek; Trabzon, Rize ve Artvin illerindeki inşaat aşamasında veya yapımı tamamlanmış HES'lere ilişkin hazırlanan raporun sunumunu yaptı. EMO'nun yıllardır hidrolik potansiyelimizin değerlendirilmesinin önemini vurguladığını kaydeden Apaçık, "Ancak, hidrolik potansiyelimizin değerlendirilmesinde toplum yararı gözetilmeksizin, derelerimiz piyasacı bir anlayışla özel sektöre devredilmiştir. Hidroelektrik santraller bilimsel ölçütlerle, havza planlaması temelinde, yerel halkın onayı alınarak projelendirilmek yerine; ciddi çevre tahribatları yaratılarak, her türlü denetimden uzak, tamamen şirket kârlılığı temelinde yapılmaktadır" dedi.

PROJELER KARADENİZ'DE YOĞUNLAŞTI

Türkiye'nin dört bir yanında HES faaliyetlerinin sürdüğünü kaydeden Apaçık, 2000'e yaklaşan sayıda HES projesi bulunduğuna işaret ederek, bu projelerin topoğrafik yapının dik ve su potansiyelinin fazla olduğu Doğu Karadeniz'de yoğunlaştığını dile getirdi. Teknik geziyi yaptıkları tarihlerde, su kullanım hakkı anlaşması çerçevesinde, Trabzon'da 135, Rize'de 84, Artvin'de ise 24 adet HES yapımının planlanmış olduğunu kaydeden Apaçık, üretime geçen HES'lerle ilgili gözlemlerini aktardı.

MÜHENDİSLİK KURALLARI YOK SAYILARAK YAPILIYOR

Söz konusu tesislerin üretime geçmelerine rağmen etraflarında kısmi imalatların devam ettiğini belirten Apaçık, bazı tesislerin özellikle doğal doku ile uyumlu olmayan yapılar imal ettiklerini belirterek şunları söyledi: "Özellikle ‘balık geçitlerinin' sadece yasak savma amacıyla yapıldığı, Can suyu kontrolü için yapılan ölçüm tesislerini yeterli olmadığı, bunların işletmelerinde sorunlar yaşanacağı, Bazı tesislerin bırakması gereken can suyunu hiç bırakmadıkları ya da belirlenen değerin altında bıraktıkları, İmalatların yapılması sırasında özellikle malzemelerin dökülmesinde bir kural gözetilmediği, dökümlerin rastgele yapıldığı, Bazı firmaların daha fazla düşü sağlama adına üretim tesislerini taşkın yatağının içerisine yerleştirdikleri, Yapıların yakın çevresinde yapılan düzenlemelerde özellikle geçiş yolları sağlanması amacıyla dere yataklarının tamamen ya da kısmen kapatıldığı, Bazı tesislerin ek düzenlemelerinin, mühendislik kuralları yok sayılarak yapıldığı, Özellikle dere yatakları için yapılan müdahalelerin taşkın oluşmasına neden olabileceği, Kurulu güçlerin çok altında üretimin gerçekleştirilmekte olduğu, gözlenmiştir."

İŞÇİ GÜVENLİĞİ ÖNLEMLERİ YETERSİZ

İnşaat halindeki HES'lere de değinen Apaçık, bazı inşaatların mahkeme kararları ya da diğer nedenlerle durduğunu belirtti. Apaçık, imalatta açığa çıkan hafriyatların hiçbir kural gözetilmeden gelişi güzel döküldüğünü belirttiği değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

"İmalatlarda çıkan hafriyatların arazi yapısına göre rastgele bırakılması sonrasında hiç zarar görmeyecek alanların, bitki örtüsünün ve özellikle ağaçların çok büyük oranda zarar gördüğü, Bazı tesislerin imalatı sırasında jeolojik yapının uygun olmaması ya da jeolojik yapıya uygun imalat yapılmamasından dolayı tesis binalarının heyelan altında kaldığı, İşçi güvenliğine ilişkin önlemlerin yetersiz olduğu, Çevre köylerin ulaşım yollarının güvenliği için hiçbir kurala uyulmadığı, görülmüştür."

LİSANSLAR PLANLAMA KAPSAMINDA DEĞİL

Üretim tesisleri için hazırlanan fizibilite raporlarının yöre koşulları yeterince incelenmeden hazırlandığına değinen Apaçık, şu saptamalarda bulundu: "aynı bölgede birden fazla başvuru olması, havza içinde yer alan üretim tesislerinin lisansların bir planlama kapsamında olmaması, yatırımların da benzer şekilde farklı zamanlarda yapılması, mevcut dağıtım tesislerinin bu üretimin ancak bir kısmını aktarabilecek kapasitede olması, Santrallerin en yakın 154/34,5 kV TM'ye olan uzaklıkların belirlenememesi,
Bölgede enerji tüketimi sınırlıdır ve mevsimsel farklılıklar fazla değildir. Kısa ve orta vadede yatırım olarak yoğun enerji tüketen tesisler öngörülmemektedir. Dolayısıyla tüketim artışı ülkenin genel tüketim artışı/ azalışına paralellik göstermektedir."

DAĞITIM HATLARI YETERSİZ

Bölgede planlanan üretim tesislerinin ise ihtiyacın çok çok üzerinde olduğunu savunan Apaçık, mevsimsel üretim değerlerinin incelendiğinde çok büyük farklılıklar görülmekte olduğunu kaydederek dağıtım şebekeleri açısından ortaya çıkan durumu şöyle aktardı:

"Bölgede dağıtım hatları yetersizdir. Tüketim amaçlı planlanmış ve tesis edilmiştir. Üretilen enerjinin mevcut dağıtım hatları üzerinden şebekeye aktarılmasında sorunlar yaşanmasına neden olmuştur. Ayrıca hatların çok uzun olması hat kayıplarının artmasını da beraberinde getirmektedir ki bu durum HES‘lerin verimliliğini daha da düşürmektedir."

İLETİM ŞEBEKESİ İÇİN ORMAN ARAZİLERİ TAHRİP EDİLİYOR

Dağıtım şebekeleri açısından belirtilen tüm olumsuzlukların iletim şebekeleri açısından da geçerli olduğunu kaydeden Apaçık, bölgede enerji nakil hatları dışında trafo merkezlerinin de yetersiz olduğunu belirterek "gene bölge arazi yapısından dolayı çok fazla TM yapılabilecek alan bulunmamaktadır. TM yapılabilmesi için ya bölge halkının kullandığı sınırlı miktarda olan araziler kamulaştırılmakta ya da orman arazisi tahrip edilmektedir" diye konuştu.

FİRMALAR ÇİN MALI TÜRBİN KULLANIYOR

Dünyada türbin ve jeneratör grubuyla, bunların diğer donanımlarının imalatını yapan teknolojiyi elinde bulunduran çok sayıda ülke bulunmasına rağmen ülkemizdeki yatırımcıların gerek ucuz olması, gerek de temin sürelerinin kısa olması ve ödeme koşullarının daha uygun olması sebebiyle daha çok Çin ve eski Doğu Avrupa ülkelerinin ürünlerini tercih ettiğini vurgulayan Apaçık, Batı Avrupa, Amerika, Kanada, Brezilya, Japonya ve Hindistan gibi ülkelerin ürünlerinin çok sınırlı bir kullanıma sahip olduğunu söyledi.

TÜRKİYE HES ÇÖPLÜĞÜNE DÖNECEK

Genelde kullanılan ürünlerin kalitesi belirsiz, tamamen ucuzluk ve kısa temin süresi nedeniyle tercih edilmiş ürünler olduğuna değinen Apaçık, ürün kalitesi ve uygunluğunu kontrol eden herhangi bir mekanizma kurulmadığından bu konuda tek belirleyicinin yatırımcı olduğunu dile getirdi. Apaçık, bu durumda orta vadede ülkemizin bir HES çöplüğü olmasının kaçınılmaz olduğunun altını çizdi.

YAPIMDA VE İŞLETMEDE TAŞERONLAŞMA

HES yatırımcılarının artan yatırım maliyetlerini düşürebilmek ve geri alabilmek için farklı koşullarla yatırım ve işletme yapmaya çalıştıklarının altını çizen Apaçık, bunun sonucu olarak da kalite, iş ve işletme güvenliğini ortadan kaldıran bir anlayışın ortaya çıktığını kaydederek, "Ayrıca, gerek yatırım gerekse işletme sırasında uyması gereken asgari koşullara uymamakta ve maksimum fayda sağlayıp, yatırımın bir an önce geri dönüşünü sağlamaya çalışmaktadırlar. Bu alan da denetimsiz olup gerekli kurallar dahi henüz konulmamıştır. Yapım aşamasında olduğu gibi işletme aşamasında da taşeronlaşma başlamıştır. Yatırımcı firmalar işletmeleri taşeronlaştırarak birçok sorumluluktan kurtulmakta, taşeron (işletmeci) az sayıda elemanla birkaç tane santral çalıştırarak işletme maliyetini minimize etmektedir. Teknik gereklilikler ve işçi hakları 'maksimum fayda'ya feda edilmektedir. Şöyle ki; normalde 3 vardiya en fazla 8 saat çalışması gereken teknik eleman çoğu zaman 12-24 saat aralığında çalıştırılmakta; fazla mesai, hafta sonu izni vb. hakları verilmemektedir" dedi.

KÖYLÜLER HES'LERE KARŞI ÖRGÜTLENİYOR

Elektrik enerjisinin doğal bir tekel olduğunu kaydeden Apaçık, bölgede üretim, iletim, dağıtım ve tüketimin birlikte ele alınarak kamusal çıkarları gözeten merkezi bir planlama yapılması gerektiğini ve bu planlamaya yöre halkının katılımı ve katkısının sağlanması gerektiğinin altını çizdi. Apaçık, gazetecilerin soruları üzerine yöre halkının köy derneklerinden başlayıp çeşitli platformlar oluşturarak örgütlenmelerinin söz konusu olduğunu da sözlerine ekledi.


gazetevatanemek.com, 24 Ağustos 2011
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Türkiye'nin HES Gerçeği

İletigönderen Oğuz Kağan » Cum Haz 01, 2012 19:44

Türkiye Kürtajı Tartışırken Vadilere Jandarma Zoruyla Kürtaj Yapılıyor…

Trabzon’nun Çaykara İlçesindeki Solaklı Vadisi’nde yapılmak istenen HES’e karşı direnen köylüler, sabaha karşı 700 polis ve jandarma eşliğinde iş makinelerinin vadiye girmesiyle şoke oldu.

Haber: Yusuf YAVUZ

Karaçam Beldesi Derebaşı mevkiinde hakkında dava açılan HES inşatı için mahkeme kararını beklemeden Valilik emriyle güvenlik gücü eşliğinde iş makinelerinin vadiye sokulması büyük tepki çekerken, sularını korumak isteyen köylüler teker teker evlerinden gözaltına alındı.

DEKAP Sözcüsü Ömer Şan, “Başbakan kürtaja karşı çıkıyor ama vadilere kürtaj yapıyorlar” dedi.

İŞ MAKİNELERİNİ SABAHA KARŞI 700 GÜVENLİK GÜCÜ EŞLİĞİNDE VADİYE SOKTULAR

Resim

Olağanüstü hal görüntülerini andıran olay önceki sabah saat 04:30 civarında başladı. 700 güvenlik gücü eşliğinde vadiye sokulan iş makinelerini gören köylüler, mahkeme kararı çıkmadan HES inşatının devam etmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek girişi engellemek istediler ancak güvenlik güçlerinin sert müdahalesine maruz kaldılar. HES şirketinin güvenlik güçleri eşliğinde iş makinelerini vadiye sokmasına öfkelenen köylüler durumu protesto etmeye başlayınca üç köylü gözaltına alındı. Yüz civarında köylünün karşısına 700 civarında güvenlik gücü çıkartılarak zorla vadiye iş makinelerinin dikilmesi tepki çekti.

'BU KADARINI BEKLEMİYORDUK'

Yaşanan tartışmaların ardından burada bir basın açıklaması yapan Karaçam köyünden Murat Sarı, araçların vadiye gireceği haberini akşamdan aldıklarını belirterek demokratik tepkilerini ortaya koymak için araçların önüne çıktıklarını söyledi.

Bu kadar kalabalık bir ekip beklemediklerini kaydeden Sarı, “sabah saatlerinde gördüğümüz manzara karşısında büyük bir hayal kırıklığı yaşadık. Jandarma ekipleri arasında, HES inşaatını bölgemize kurmak isteyen insanlara tepki koymanın ne derece doğru olacağını düşündük.

Çünkü sanki bizim Jandarma ekiplerimize ve devletimize karşı bir sorunumuz olduğu anlaşılır diye fazla bir tepki koymadık. Hukukun üstünlüğüne güveniyoruz. En azından hukukun vereceği kararı beklemeleri ve saygılı olmaları gerekirdi” diye konuştu.

HALK GÖZALTILARLA YILDIRILMAYA ÇALIŞILIYOR

Karaçam ve Köknar köylüleri adına İstanbul’da yapılan açıklamada ise köylülerin teker teker evlerinden gözaltına alınmasına tepki gösterildi. Önceki gece yarısı vadiye giren HES şirketinin, bugün de yaşlılar ve kadınların da aralarında bulunduğu birçok kişiyi evlerini basarak gözaltılarla yıldırmaya çalıştığı öne sürülen açıklamada, jandarmanın yolları keserek bölgeyi çevrelediği ve sivil araçların geçişine bile izin vermediği belirtildi.

HES ORTAĞI ŞEKERBANK ÖNÜNDE EYLEM YAPACAKLAR

Resim

Bölgedeki HES inşaatını finanse ettiği ve yüzde 39 payı olduğu öne sürülen Şekerbank’ın İstanbul Gümüşsuyu’ndaki genel merkezi önünde yarın saat 13′de bir protesto ve basın açıklamasının yapılacağı duyurulan açıklamada, “deresine, suyuna, yaşam alanlarına sahip çıkan Karaçam ve Köknar köylülerine yapılan kanun dışı uygulamaları protesto etmek, Solaklı Vadisi halkının yalnız olmadığını haykırmak için buluşuyoruz” denildi.

TAŞERON FİRMANIN SAHİBİ ESKİ BAKAN İLE ESKİ EMNİYET MÜDÜRÜ İDDİASI

Resim

36 HES projesinin bulunduğu Solaklıl Vadisi’nde daha önce de iki kez iş makinaları bölgeye sokulmak istenmiş, ancak köylülerin direnişi nedeniyle geri döndürülmüştü. Derelerin Kardeşliği Platformu’ca (DEKAP) bir süre önce yapılan açıklamada, vadide inşaasına başlanan ancak köylülerin açtığı dava sonucu mahkeme kararı beklenen ve Derebaşı Enerji A.Ş’ye ait olduğu öğrenilen HES inşatının taşeronluğunun, Eski Enerji Bakanı Fahrettin Kurt ve Eski Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral’a ait olduğu belirtilen Bugato firması tarafından yürütüldüğü öne sürülmüştü.

'BAŞBAKAN KÜRTAJI YASAKLIYOR AMA VADİLERE ZORLA KÜRTAJ YAPIYORLAR'

Resim

DEKAP Sözcüsü Ömer Şan ise yaşam alanlarına sahip çıkan halkın üzerine bu kadar güvenlik gücü gönderilmesini vadiye zorla girilmesini eleştirerek, “Başbakan kürtajı yasaklıyor ama vadilere zorla kürtaj yapıyorlar” dedi. Solaklı dün yaşanan gerginlik ve gözaltıların ardından bugün de iki köylünün gözaltına alındığını sözlerine ekledi.

Resim

TürkCelil, 1 Haziran 2012
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Türkiye'nin HES Gerçeği

İletigönderen Başkomutan » Pzt Haz 02, 2014 9:47

Cenneti çöle çevirdiler!

Erzurum’un Olur İlçesi’ne bağlı Oltu Çayı üzerinde yapımı devam eden Ayvalı Barajı HES inşaatı nedeniyle önceleri cennet gibi doğaya sahip Çukurbağlar Mahallesi, çöle döndü.

Deniz seviyesinden 600 metre yükseklikte Karadeniz iklimi özellikleri taşıyan ve narenciye ile pamuk dışında tüm meyve sebzenin organik olarak yetiştirildiği Ormanağzı, Çataksu ile Taşlı köyleri arazilerin çok düşük fiyatla kamulaştırılmasına yöre sakinleri tepki gösterdi.

Sözleşme bedeli 201 milyon TL olan ve bu yılın sonuna kadar tamamlanacak Ayvalı Barajı ve HES’in, çevrenin doğal yapısının bozulduğunu belirten çevreciler bu durumu eleştirdi.

150 KİLOMETRE UZAKTA

Erzurum’a 150 kilometre uzaklıktaki Olur İlçesi’ne bağlı Taşlıköy, Ormanağzı ve Çataksu köyünde yapılan Ayvalı Barajı, köylüleri sıkıntıya düşürdü. Kamulaştırma, baraj ve yol inşaat çalışmalarında sorunla karşılaşan köylüler, hak edilen kamulaştırma bedelinin ödenmemesine tepki gösterdi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından ’Kafkas Arı Irkının Gen Koruma Alanı’ ilan edildiği, UNESCO tarafından belirlenen ülkemizin ilk ve tek ’Biyosfer Rezerv Alanı’nın Çoruh Vadisi’nde olduğunu vurgulayanlar, şunları söyledi:

3000 DÖNÜM ARAZİ KAMULAŞTIRILACAK

"Bizler şimdiye kadar hep hukukun üstünlüğüne inandık. Ayvalı Barajı yapımı nedeniyle vatandaşlara ait yaklaşık 3000 dönüm arazi kamulaştırılacak. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), 3 Mart 2010 günü bizleri Ayvalı Köyünde topladı, kamulaştırma bedeli olarak da arazinin metrekaresine 5 lira gibi komik rakam teklif etti. İstimlaklardan umduğumuzu bulamadık. İstimlak edilen bir bahçeye önce 1 milyon 600 bin lira değer biçtiler. Bahçede çalışma yapıldı, tahrip edildi. Daha sonra fiyat 800 bin liraya düştü. Atalarımız dedelerimiz burada kan dökmüş. Burada doğduk ve burada ölmek istiyoruz. Köyümüzden çıkmak istemiyoruz."

Biçilen değerleri çok yetersiz bulan köylülerin dava açmaya başlaması döneminde Olur Adliyesi’nin kapatıldığını, davaların Oltu Adliyesi’nde görülmeye başlandığını anımsatan köylüler, bu süreçte, baraj inşaatı ve yol yapım çalışmalarının hızlı başladığını ve davalar sonuçlanmadan cennet gibi arazinin çöle dönüştürüldüğünü bildirdi. 30-40 kilometre uzaklıktaki benzer arazi, coğrafi ve iklim özelliklerini taşıyan Artvin’in Yusufeli İlçesi’nde yıllar önce yapılan kamulaştırmalarda metrekareye 50-60 lira değer verildiğini anlatan köylüler, "Ornagik sebze ve meyveciliğin yapıldığı yeşil Ayvalı yöresini 3 yıl içinde tanınmaz hale getirildi. Çevre katliamı yapılan yörede mağduriyetimizin acilen giderilmesini bekliyoruz. Bütün umudumuz, üst mahkemelere kaldı" diye konuştu.

haber61.net, 1 Haziran 2014


Bu habere bir yurttaşın yorumu
İNSANLIĞA İSLAMA AYKIRI BU YAPILANLAR

Doğa,ağaç,akarsularla ilgili ayetler var Kuranda...Hz.Muhammed diyor ki -Kıyamet kopsa da elinizdeki fidanı dikiniz...Gazi Fatih Sultan -Ormanlardan bir dal kesenin, başını keserim demiştir..Atatürk yaptırdığı köşk için çınar ağacının kesileceğini öğrenince köşkü yerinden oynatmış bir insandı.Bir çınar için bu yapılır mı diye soranlara Ağaç çınardır Çınar ise devlet cevabını vermiştir...İsmet Paşaya Erzurumda çorak toprakları göstererek İbadeti yalnız ağaç dikmek olan bir din olsa demiştir...Çankaya meclis önünde selam verdiği iğde ağacının kesildiğini öğrenince ağlayan bir devlet adamıydı...Şimdi AVMler HESler yüzünden ağaç katliamı yaşanıyor yazık çok yazık...


HES Gasp Projesi / Zahide UÇAR
Sis Dağı'nın başında 5 HES! / Yusuf YAVUZ
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24


Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x