Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

Genel & Güncel Konular

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Oğuz Kağan » Çrş Ara 25, 2013 18:54

Plan tıkır tıkır işliyor

AKP’nin alt yapısını hazırladığı ve 2010’da ilan ettiği “demokratik özerklik” için bir adım daha atan BDP, bu kez de Kışanak’ı Diyarbakır’a “tayin” etti.

Prensip anlaşması Oslo’da yapılan, alt yapısını iktidarın hazırladığı ve 2010 yılında resmen ilan edilen “demokratik özerklik”i hayata geçirmeye çalışan BDP, en güçlü isimlerini bölgedeki illerde aday göstermeye devam ediyor. “Bölgesel özerklik” planını, yerel seçimlerle birlikte hayata geçiren BDP, Ahmet Türk’ü Mardin, Sırrı Sakık’ı Ağrı, partinin ağır toplarından Gültan Kışanak’ı da Osman Baydemir’in yerine Diyarbakır’dan aday gösterdi. BDP, yerel seçimlerde alınacak “başarılı” sonuçların ardından Doğu ve Güneydoğu’da “özerklik” ilan etmeye hazırlanıyor.

99 başkanlık ellerinde

Üç yıl önce Diyarbakır’da toplanan BDP’li belediye başkanları, belediyelerin merkezi hükümetten bağımsız hale gelmesi için mücadele kararı almış, bu karar, AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na dayandırılmıştı. BDP’nin elinde Diyarbakır, Batman, Hakkari, Tunceli, Iğdır, Siirt, Van ve Şırnak ile birlikte 51 ilçe ve 40 belde olmak üzere toplam 99 belediye başkanlığı bulunuyor. Bu belediyelerin “özerklik” açılımına PKK’lı Cemil Bayık da destek verip, yakın zamanda “demokratik özerklik” ilan edeceklerini açıklamıştı.

Talimat İmralı’dan

Bebek katili Öcalan’ın, 2007’de İmralı’dan avukatları aracılığı ile “tartışma açılması” talimatı verdiği “demokratik özerklik” projesi, Türkiye’nin 25 özerk bölgeye ayrılmasını kapsıyor. Proje, “Yerel ve bölgesel özerk yapıların önünün açılması, resmi dil ve bayrağın Türkiye için geçerli olmakla birlikte her bölgenin kendine ait sembol ve renklerine izin verilmesini” kapsıyor. Başbakan Tayyip Erdoğan da, “valilerin seçimle gelebileceği” düşüncesini ortaya atarak projeye destek vermişti. 3723 Sayılı 12 Nisan 1991 tarihli yasa ile TBMM tarafından onaylanan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı anayasal güvenceye bağlanacak ve ayrılıkçı Kürt hareketinin isteği doğrultusunda Güneydoğu ve Doğu bölgesine “özerklik” verilecek.

Başbakan Erdoğan’ın hayali gerçek oluyor!

Başbakan Tayyip Erdoğan 1991’de RP İstanbul İl Başkanı’yken şimdiki AKP Milletvekili Mehmet Metiner’e Kürt raporu hazırlatmış, PKK’nın çözümü için Osmanlı’daki eyalet sisteminin şart olduğunu ise ilk kez 1993’te dile getirmişti. Erdoğan, başkanlık hayalini açıklarken, “Eyalet sistemi gerekmiyor mu” sorusuna “Elbette, yoksa altı kaval üstü şişhane olur” demişti. 57. hükümetin ABD darbesi ile işbaşına getirilen AKP’ye verilen öncelikli görevlerden biri de üniter yapıyı değiştirip, eyalet sisteminin alt yapısının hazırlanmasıydı. Yıllar önce Süleyman Demirel, Kenan Evren ve Turgut Özal tarafından dillendirilmişti. Evren, “Bavyera’da üç bayrak çekmişler. Biri Türk, öteki Alman bayrağıydı. Bu üçüncüsü ne bayrağı diye sordum. ’Burası Bavyera eyaleti, onun bayrağı’dediler. Birçok ülkede bu var. Bizde niye olmasın” demişti. İşte gelinen sürecin kilometre taşları:

İlk harç Diyarbakır’a

12 Haziran 2006: AKP’nin ABD’ye verdiği eyaletleşme taahhüdünün ilk harcı Diyarbakır’da atıldı ve finansmanını AB’nin sağladığı Bölge İstinaf Mahkemesi’nin yapımına başlandı.

23 Kasım 2006: AB’nin dayattığı federalizm, “Kalkınma Ajansları” yla devreye girdi ve Türkiye bölgelere bölündü.

7 Eylül 2007: AKP, ABD’nin dayatması ve Avrupa’nın parasıyla bölge istinaf mahkemeleri için “9 eyalet” merkezini seçti. İstanbul, Ankara, İzmir, Kayseri, Konya, Samsun, Adana, Erzurum ve Diyarbakır’da kurulması planlanan istinaf mahkemeleri ABD’nin “9 eyalet” merkeziyle örtüşüyordu.

10 Aralık 2010: Adalet Bakanı Sadullah Ergin, müsteşar, genel müdürler ve daire başkanları ile birlikte ABD’ye gitti. ABD’li bir bakanlık yetkilisi, Türk yetkililerin ABD eyalet ve federal sistemini incelediklerini ima etti.

Ocak 2011: İçişleri Bakanlığı Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı bünyesinde, ABD yönetim sistemini yerinde görmek ve uygulamaları incelemek amacıyla Türkiye’den 35 kaymakam ve vali yardımcısı bu ülkeye gitti.

Yargı ayağı da tamam

Şubat 2012: Diyarbakır ve Şanlıurfa’yı kapsayan Karacadağ Kalkınma Ajansı yetkilileri, İspanya’nın özerk bölgesi Katalonya’nın başkenti Barcelona’da incelemelerde bulundu. Ajansın başkanlığını dönüşümlü yürüten Diyarbakır Valisi Mustafa Toprak ve Şanlıurfa Valisi Celalettin Güvenç de heyette yer aldı. Ziyaret internette “Ajans Yönetimi Barcelona örneğini yerinde inceliyor” başlığıyla duyuruldu.

11 Temmuz 2012: Eyalet merkezi olarak da adlandırılan 15 bölge kuruldu, bu bölgelerin 11’inde 13 Bölgesel Ağır Ceza Mahkemesi kurarak yargı ayağını da tamamladı.

YENİÇAĞ, 25 Aralık 2013
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 9515
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzt Oca 13, 2014 11:24

Paralel devlet PKK/KCK Güneydoğu'ya el koydu!

AKP iktidarının Oslo’da başlattığı müzakere süreciyle birlikte hakimiyet alanını genişleten “terör yapılanması”, meşru devlet otoritesini fiilen ortadan kaldırdı...

İktidarın “Aman barış süreci bozulmasın” diyerek askeri kışlaya polisi karakola mahkum etmesi paralel yapıyı kurumsallaştırdı...

Bölücü terör örgütü, “Kürdistan kurulduğunda hepiniz asker, polis olacaksınız” propagandası yaparak dağa çıkışlarda patlama yarattı...

Bir yandan belediyeler eliyle devletleşme süreci geliştirilirken bir yandan da ihaleler ve işçi alımları PKK’nın denetimine girdi.

Güneydoğu’da oy ortalamasını yüzde 80’e çıkarmak ve böylece özerkliği daha güçlü dayatma için ayaklanma çalışması başlatıldı.

Hükümet çekilme tuzağına düştü

Terör örgütüne 8 yıl önce Oslo’da legalleşme imkanı sunan AKP, 2011’de kesilip 2012’de yeniden başlayan süreçte ise “Geri çekileceğim” diyen PKK’nın tuzağına düştü. Öneriyi kabul eden hükümet, yasalara aykırı bir şekilde TSK ve polise “çekilen PKK’lılara müdahale etmeme” emri verdi. Asker ve polis, ‘barışı sabote etmek’le suçlanmamak için hiçbir şey yapamaz oldu.

Psikolojik üstünlük sağladılar...

Böylece PKK milisleri ’asayiş’adı altında halkı terörize ederken, dağdaki unsurları kentlere indirip propagandaya başlatarak psikolojik üstünlüğü ele geçirdi. PKK, kırsal alanda askerin ve polisin girmesini yasakladığı “gerilla alanları” ilan etti! Nitekim bir jandarma konvoyuna bu gerekçeyle ateş açılmış, Genelkurmay ‘meşru müdafaa hakkıyla cevap verdiğini’ açıklamıştır.

Seçimden sonra ayaklanma var!

PKK-KCK, belediyeler eliyle devletleşme sürecini geliştirirken KCK unsurları ile yargı dahil mekanizmalar kurmuştur. Bölgede ihaleler, alım-satımlar, işçi almalar tamamen PKK’nın denetiminde. Örgüt, 4 milyon oy ve 200 belediye hedefiyle girdiği yerel seçimleri referanduma çevirmeye ve özerkliği daha güçlü dayatmak için ‘kent ayaklanması’ çıkarmaya çalışıyor.


Ümit Özdağ'ın yazısı

PKK-KCK "Paralel Devleti"

AKP Hükümeti 11 yıllık süresi içinde bütün güçlü, muktedir görünümüne rağmen aslında 1923’den bu yana hiçbir Cumhuriyet Hükümetinin olmadığı kadar güçsüz bir iktidardır. AKP Hükümeti’nin her ne kadar bir tek parti iktidarı görünümü var ise de aslında AKP iktidarı bünyesi zayıf bir koalisyon hükümetidir. AKP Hükümeti bir tek parti hükümeti değil, bir cemaatler ve tarikatlar koalisyonu ile AKP arasındaki uzlaşmanın oluşturduğu bir koalisyon hükümetidir. 2002’den bu yana AKP iktidarı NATO ve ABD tarafından desteklenen Ergenekon operasyonu ile cemaatin etkin yardımı sayesinde TSK’yı yıpratmış olduğu için “güçlü iktidar” diye algılanmıştır. Ancak 17 Aralık 2013 sonrasında gerçekleşenler bu algının ne kadar yanlış olduğunu ortaya koymuştur.

Mevcut koalisyon hükümetinin en büyük üyesi AKP’dir. Ancak en büyük ikinci üyenin de Hizmet Hareketi olduğu şüphe götürmez. Partiler koalisyonlarda bakanlıkları nasıl koalisyon ortakları arasında bölüşürler ise AKP Hükümeti de Ankara’da bakanlıkları öyle AKP ve cemaatler/tarikatler arasında öyle bölüştürmüştür. AKP koalisyon hükümetinde Hizmet Hareketi İçişleri Bakanlığı’nı ve Adalet Bakanlığı’nı almıştır. AKP Milletvekili Şamil Tayyar’ın “polisi size bağladık” sözü bu durumu açık bir şekilde itiraf etmektedir. Diğer cemaat ve tarikatler koalisyonun sorunsuz ortakları olarak “işlerine bakarken” Hizmet Hareketi (bu makalenin konusu değil) koalisyonun büyük ortağından daha iyi ülkeyi yönetebileceğine hep inanmış, hükümetin doğrularının kendi emeğinin sonucu olduğunu, yanlışların ise AKP’yi yönlendiremediği noktalarda ortaya çıktığını düşünmüştür. Bu yaklaşımın sonucunda Erdoğan’a rağmen kendi politikalarını uygulamış ve nihayet Erdoğan’a rağmen hükümeti kendi çizgisine oturtmayı denemiştir. Bugün Erdoğan’ın paralel devlet, cemaat, çete olmakla suçladığı cemaat, grup, insanlar aslında 2002 sonrasında Erdoğan’ın iktidarının ortaklarıdır. Bu ortaklığın meşruluğu, ölçüleri, eylemleri ayrıca değerlendirilmesi gereken husustur.

AKP Hükümetin diğer ortağı ise koalisyon değil ancak iktidar ortağı olan PKK-KCK’dır. 2006’da Oslo’da PKK ile MİT aracılığı ile başlayan müzakereler neticesinde AKP Hükümeti PKK’nın önüne barış süreci içinde legalleşme imkanı koymuştur. Ancak 2006’da başlayan ilk müzakere süreci 2011’de kesilmiştir. 2012’de başlayan ikinci müzakere sürecini Öcalan’ın yönetimi ile daha akıllıcı değerlendiren PKK, Güneydoğu Anadolu’dan terörist unsurları “geri çekeceğim” diyerek, AKP Hükümetini tuzağa düşürmüştür. PKK’nın bu önerisini kabul eden hükümet TSK ve polis güçlerine yasalara aykırı bir şekilde “çekilen PKK’lılara müdahale etmeme” emri vermiştir.

Böylece PKK meşrulaşmaya doğru en önemli adımını atmıştır. PKK, geri çekilmek yerine “bölgenin geleceği PKK’dır. Şimdi bize katılırsanız Kürdistan’ın kuruluşunda görev alırsınız. Daha sonra jandarma ve polis olursunuz” diyerek katılımların patlamasını sağlamıştır. Asker ve polis AKP Hükümeti tarafından “barışı sabote etmekle” suçlanmamak için sadece PKK’lıların sözde geri çekilmesine değil, hiçbir PKK faaliyetine müdahale edemez olmuşlardır. Böylece PKK kent merkezlerinde milisler “asayiş” adı altında ile yerleşim yerlerinde halkı terörize ederken, dağ unsurları dağlardan inerek, kent merkezlerine yakın yerlerde toplantılar düzenlemeye ve silahlı propaganda yapmışlardır. Böylece PKK, güneydoğu Anadolu’da büyük bir psikolojik üstünlük elde etmiştir. PKK, kırsal alanda askerin ve polisin “girmesini yasakladığı” “gerilla alanları” ilan etmiştir. Nitekim bir süre önce bir jandarma konvoyuna PKK’lılar “gerilla alanına” yaklaştığı gerekçesi ile ateş açmış, bu ateşe Genelkurmay Başkanlığı “meşru müdafaa hakkını kullanarak cevap verdiğini” açıklamıştır.

Askeri ve polis PKK eylemlerine müdahale etmedikçe, PKK’nın meşrulaşması ve psikolojik üstünlüğü artmıştır. “PKK şehitleri” adı altında inşa edilen ve şehir merkezlerine yakın olan, çoğuna 24 saat PKK’lıları silahlı “şeref nöbeti beklediği” mezarlıklar, 1984’den bu yana Türk Ordusu, jandarması ve polisinin canı pahasına vatan savunması için verdiği canların, döktüğü kanların inkarı anlamına gelmektedir. PKK gösterileri sırasında tahrik vesilesi olmaması için askeri lojmandan Türk bayrağı indirilmektedir. Hakkari’de bir gümrük binası birkaç gün PKK’nın kontrolüne girmiştir. Hakkari başta olmak üzere bir çok yerde PKK baskısından dolayı esnaf asker ve polise mal satmak istememektedir.

Adları geçici köy korucusu olmasına rağmen 1984’den bu yana PKK ile savaşan köy korucuları müzakere sürecinde PKK’nın insafına terk edilmişlerdir. Mücadelenin en ön safında yer alan ve PKK’ya korku salan en seçkin, milliyetçi, vatanperver korucular PKK tarafından teslim ve şehit edilmektedir. Erdoğan, “Güneydoğu Anadolu’dan şehit gelmiyor” diyerek, PKK’nın Güneydoğu Anadolu’da inşa ettiği PKK-KCK paralel devletinin inşasını gözlerden kaçırır ve adeta meşrulaştırırken, aslında şehitler verilmeye devam edilmektedir.

Şırnak-Şenoba’da PKK’lılar 12 Şubat 2012’de korucu Sait Onat’ı şehit ettiler. Sait Onat, bölgede PKK’ya verilen mücadelenin fedakar isimlerinden birisi idi. Mehmet Güven Cizre’de PKK’ya karşı verilen mücadelenin önemli isimlerinden birisi idi. 24 Ekim 2012’de Cizre’de Nur Mahallesi Aşut sokakta PKK’lılar tarafından şehit edildi. Mehmet Sait Çoşkun ise 12 Mart 2013’de Şırnak’ta uğradığı saldırıda şehit oldu. Ramazan Erkan 30 Haziran 2013’de Şırnak Silopi’de uğradığı PKK saldırısında şehit edildi. 9 ocak 2014’de Şırnak’ta Hasan Caner şehit edildi. Bu insanların tek suçu Türk bayrağı için savaşmaktı.

Evet, Türkiye’nin batısına şehit gelmemektedir ancak bizatihi vatan coğrafyasının kendisi şehit olmaktadır. Binlerce korucu, en seçkin korucuların şehit edilmesine AKP Hükümetinin kılını kıpırdatmaması üzerine PKK baskılarına daha açık hale gelmişlerdir. 1984’den bu yana terörle mücadelenin en önde gelen korucu isimleri/liderleri son aylarda evlerini Ankara ve İstanbul’a taşımışlardır. Bir çok korucu artık Güneydoğu Anadolu’da halk arasında günlük konuşma konusu olan “Türk askeri buralardan çekilecek” söyleminin de etkisi ile geleceklerini güvence altına almak için PKK ile açık ve kapalı anlaşmalar yapmaya başlamışlardır.

PKK-KCK, belediyeler eli ile devletleşme sürecini geliştirirken, KCK unsurları ile yargı dahil kendi mekanizmalarını kurmuştur. Bölgede ihaleler, alım-satımlar, işçi almalar tamamen PKK’nın denetimindedir. (Bu sürece bazı yerlerde Hizbullah ta ortak olmaktadır.) Türk Milleti, “Güneydoğu’dan şehit gelmiyor” söylemi ile uyutulurken, Güneydoğu Anadolu AKP Hükümeti tarafından PKK’ya terk edilmiştir. Demokratik özerklik hukuken olmamakla birlikte, fiilen yaşama geçmiş durumdadır. Güneydoğu Anadolu’nun güvende olduğunu söyleyen AKP’li yetkililerin Balkan savaşı öncesinde “Kendi adımdan nasıl eminsem o kadar eminim ki, Balkanlarda bir savaş tehlikesi görmüyorum” diyen Osmanlı Dışişleri Bakanı Gabriel Noradunkyan’dan hiçbir farkları yoktur.

Bütün bunlar olurken, Oslo’da yapılan anlaşma gereğince 1990’lı yıllarda PKK’ya karşı savaşan Türk subayları yargılanmaya başlamıştır. Halen 1992-1994 dönemi ile ilgili olarak 200 subay ve emekli subay hakkında dava açılmıştır. Faili meçhul iddiaları ile zihinler körleştirilmeye çalışılır, sözde asit kuyuları reklamları ile halkın beyni kulak memesi kıvamına getirilmeye çalışılmaktadır.

Özetle, Ankara’da bir (eski) koalisyonun (eski) iki ortağı devleti/bürokrasiyi paylaşmışlardır. Vatan topraklarının Güneydoğu Anadolu kısmında ise PKK gerilla savaşında “İkili iktidar” denilen iktidarı aşarak devletleşme süreci içinde girmiştir. AKP, PKK’nın devletleşme sürecine karşı çıkarken, Hizmet Hareketi, KCK davaları başta olmak üzere değişik yöntemler ile bu süreci durdurmayı denemiştir. Ancak girişimleri genel gidişi engellemeye yetmemiştir.

PKK Mart 2014 yerel seçimlerine 4 milyon oy ve 200 belediye hedefi ile girmektedir. Örgüt Güneydoğu Anadolu’da 2011 seçimlerinde % 51 olan oy ortalamasını % 80’e çıkarmayı hedeflemekte ve seçimleri bir demokratik özerklik referandumuna çevirmeye çalışmaktadır. Seçimlerden hemen sonra Büyükşehir Belediye Yasası’nın devreye girmesi ile Diyarbakır, Van ve Mardin de büyükşehir olacak ve belediye başkanları küçük başkancıklara döneceklerdir. Bu ayrı bir gerilim ortamı yaratacaktır. PKK bu aşamada demokratik özerkliği hukuken kabul ettirmek, Öcalan’ın ve Kandil’deki PKK’lıların affını ve Güneydoğu Anadolu’nun yönetimini üstlenmesini sağlayacak koşulları dayatmak amacıyla bir “kent ayaklanması” için çalışmalarını sürdürmektedir.

YENİÇAĞ, 12 Ocak 2014
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 9515
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Oğuz Kağan » Sal Nis 15, 2014 16:14

Kantondan petrole 17 yıllık çözülme süreci

ABD’nin 100 yıllık planı “Büyük Kürdistan” için CIA’nın raporuyla 1997’de yeniden başlatılan oyunTürkiye için ’son’a doğru ilerliyor!

Evren ve Özal sonrası ’cesur lider’ olarak seçilen Erdoğan’ın ve sıcak paraya boğulan iktidarın yürüttüğü açılımla bölünmenin eşiğine geldik.

Yerel seçim sonrası “Harita çizdik” diyen, petrolden pay isteyen, PKK ağzıyla kanton ilan edenler, aslında bu ’başarı’yı AKP iktidarına borçlu .

BDP: Yüzde 20 hisse İstiyoruz

Yerel seçimleri İmralı talimatıyla ‘özerklik referandumu’na çeviren ve terörle müzakereyi seçen AKP’nin hazırladığı iklimde istediğini alan BDP’den gelen çıkışlar, açılımı olgunlaştırma sürecini de yeniden gündeme taşıdı. Ortaya atılan pervasız isteklerin ardında AKP’nin verdiği tavizler yatıyor.

Önce belediye başkanı, sonra vekil!

SÖzde demokratik özerklik için fiilen düğmeye basan, Kışanak’la petrolden pay isteyen BDP, hemen hemen her talebini karşılayan iktidara bu kez de Muş Milletvekili Demir Çelik’le yeni talebini iletti: Sadece petrol yetmez, yeraltı ve yerüstü kaynaklarından yüzde 20 hisse istiyoruz.

İhanet yoluna döşenen taşlar

• “2 DAVİD” RAPORLARI: Açılımın içeriği, NCAFP’den David L. Phillips’in 15 Ekim 2007 tarihli raporunda yer almıştı. Uygulamaya konan öneriler, Prof. Vamık David Volkan tarafından 2010’da Gül’e sunulmuştu.

• KALKINMA AJANSLARI: Demokratik özerklik olarak sunulan eyalet sisteminin altyapısı ekonomik adımların atılmasıyla başladı. Üniter yapı “Bölgesel Kalkınma Ajansları”yla fiilen parçalanmış oldu.

• İSTİNAF MAHKEMELERİ: Ardından fiilen “yerel Yargıtay” olarak görev yapacak Bölge Adliye Mahkemeleri kurulması geldi. Önce 9 ilde kurulan bu mahkemeler daha sonra 6 il daha eklenerek 15’e çıkartıldı.

• BİR AYAR DA EĞİTİME: Eğitim boyutuna da ince bir ayar çekildi. Okul müdürleri, müdür yardımcıları, eğitimle ilgili kurum yöneticilerinin tümünün Ankara yerine bulundukları illerin valilerince atanmasının önü açıldı.

• BİR DİZİ EYALET STAJI: Sistemin ardından sıra idari görevlilere geldi! Adalet ve İçişleri Bakanlığı mensupları, hakimler, vali yardımcıları ve kaymakamlar, gümrükçüler, gruplar halinde ABD’ye ‘eyalet stajı’na gönderildi.

• BÜYÜKŞEHİR YASASI: Büyükşehirlerin sınırı, il sınırı yapıldı. Eyalete dönüşen büyükşehirler için “süper yetkilerle” donatılmış belediye başkanlığı modeli hazırlandı. İmar, itfaiye, ulaşım, zabıta gibi yetkiler başkanda!

Bölünmeye doğru bir adım daha!..

• 30 Mart seçimleri öncesinde demokratik özerkliği ilan edeceğini söyleyen BDP şimdi fiilen demokratik özerkliği uygulamaya başlamıştır. Mülki yetkililer, asker ve polisin BDP/PKK’nın demokratik özerklik doğrultusunda attığı adımları, operasyonları AKP hükümetinden aldıkları emirler doğrultusunda engelleyerek KCK/PKK’nın önünü açacaklardır.

• KCK’lı tutukluların serbest bırakılması sürecin işlediğinin kanıtıdır. Ancak buna rağmen PKK terör eylemlerini tırmandırarak AKP hükümetini cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde yeni tavizlere zorlayacaktır. AKP’nin 2015 seçimlerini kazanması halinde, Öcalan serbest kalacaktır. Türkiye Cumhuriyeti’nin adı değişecek ve federal bir devlet yapısı kurulacaktır.

“Kantondan petrole” 17 yıllık ihanet süreci

ABD’nin CIA raporuyla 1997’de başlattığı oyun Türkiye için ‘son’a doğru ilerliyor. “Cesur lider” seçilen Erdoğan’ın yürüttüğü açılımla bölünmenin eşiğine geldik.

Güneydoğu’daki illerin büyük bölümünde belediyeleri ele geçiren BDP, yıllardır yürüttüğü “özerklik” çalışmalarını bir üst boyuta taşıdı. Yerel seçimi kendi açısından “özerklik referandumu” na dönüştüren PKK, hedefini Sabri Ok’un ağzından ilan etmişti: “Diyarbakır, Van, Urfa ve Mardin, kanton olmalı.” Kanton denilen bölünmüş idari yönetim parçalarında konuşulan dillerin her biri, ülke çapında resmi dil statünde. Yer isimlerine bölge halkı karar veriyor. Aynı modelin tohumları bir süre önce 3 kanton ilan etmek suretiyle Kuzey Suriye’de atılmıştı. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gülten Kışanak, bölgede bulunan petrol gelirlerinden pay istediklerini açıklamak suretiyle “özerklik” ilan etmeye hazırlandıkları, yerel yönetimlerle Ankara arasındaki çizgiyi açıkça çekmişti.

Barzani de işin içinde

Bunlarla eş zamanlı olarak Irak’taki Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı peşmerge reisi Barzani de, bağımsız Kürdistan’ın yolda olduğunu ilan etti. Barzani’nin hedefinde, Öcalan’ın geçen yıl Nevruz mesajında açıkladığı gibi Türkiye, Suriye ve Irak, gelecekte ise İran Kürt bölgeleri arasındaki sınırların kaldırılması var. Türkiye’nin eyaletlere bölünmesinin işaretini 12 Eylül darbesini gerçekleştiren Kenan Evren Cumhurbaşkanlığı döneminde vermiş, onu Turgut Özal takip etmişti. Bu davanın son “bayraktarı” ise Başbakan Tayyip Erdoğan oldu. Ancak, bugün yaşananlar aslında yıllardır uygulanan büyük bir projenin köşe taşları. Projeye göre; Türkiye eyaletlere bölünerek “Özerk Kürdistan Bölgesi” oluşturulacak Bunun ilk işareti ABD eski başkanlarından Woodrow Wilson’un 1918’ de ABD Kongresi’nde açıkladığı 14 maddelik “Wilson İlkeleri”nde verildi ve haritası oluşturuldu.

Başkent Diyarbakır

46 yıl önce ABD, İsrail ve İngiltere tarafından kullanılan Mesud Barzani’nin babası Molla Mustafa Barzani, “İstiklal davamızı bir gün muhakkak kazanacağız. Kürdistan haritasını dünya milletlerine kabul ettireceğiz. Irak’tan sonra ikinci mücadele cephemiz Türkiye olacaktır. Fakat bu mücadele için zaman çok erken” ifadelerini kullanmıştı. Avrupa televizyonları, Wilson prensipleri doğrultusunda oluşturulan haritayı da yayınlamıştı. Bu haberi 26 Eylül 1966 günü yayınlanan nüshasında Yeni İstanbul Gazetesi manşetinden vermişti. Aynı haritanın bir versiyonu “Büyük Orta Doğu Projesi” olarak kamuoyuna sunuldu ve Diyarbakır’ın “başkent” olması tartışmaya açıldı. Irak’ın işgalinden sonra da burada “Özerk Kürdistan” oluşturulup, Suriye’de de tohumları atıldı.

PKK’nın istekleri ile örtüşüyor

Yerel seçimleri “özerklik referandumu” na dönüştüren terör örgütü PKK’nın elebaşılarından Sabri Ok, “BDP seçimlerde Diyarbakır, Van, Urfa ve Mardin’i kazanırsa bu 4 büyükşehir, 4 kanton olabilir” demişti. Kanton, İsviçre’nin idari ya da sınırsal alt birimlerinden her birine verilen isim. İsviçre Konfederasyonu’nu oluşturan 26 kantonun her birinin kendi anayasaları, parlamentoları, hükümetleri ve mahkemeleri var. İçlerinden 3 tanesi, iki yarı kantonun bir araya gelmesi ile bir kantonu meydana getiriyor. Bu coğrafi bölge ya da eyalet olabiliyor. Bu model, PKK’nın istekleriyle bire bir örtüşüyor. Örneğin ülkede konuşulan tüm diller “resmi dil” statüsünde. Yer isimlerine bölge halkı karar veriyor. PKK’nın Suriye kolu PYD’de de kısa bir süre önce fiilen bu modeli (3 kanton) hayata geçirmişti.

Daha çok taviz için hain plan

Terör örgütü PKK’nın silahlı birliklerini Hakkari ve Şırnak merkezli 8-9 ilçe merkezine yönelik olarak konuşlandırdığı öğrenildi. AKP hükümeti ile girdiği açılım sürecinde silahlı eylemlere ara veren PKK’nın bu süre içinde Hakkari ve Şırnak bölgesinde hazırlık yaptığı savunuldu. Hükümete haziran ayına kadar süre veren PKK’nın bu süre sonunda istedikleri yasal düzenlemeler olmadığı takdirde bazı ilçelere yönelik baskın eylemleri gerçekleştirmeyi planladıkları iddia ediliyor. Açılım sürecindeki istedikleri gelişmenin olmayışı ve Cumhurbaşkanlığı seçim sürecini lehine çevirmek isteyen terör örgütünün Eruh, Uludere, Cizre ve Silopi’nin de aralarında bulunduğu ilçelere yönelik olarak Cudi, Gabar, Kato ve Herakol-Besta kamplarına yığınak yaptığı öğrenildi. İstihbarat raporlarında, terör örgütünün açılım sürecinin kilitlenme ihtimalini 9 ilçeye yönelik olarak alan hakimiyeti kazanarak geçmeyi planlıyor.

993’te itiraf etmişti: Kürtler isterse ayrılır

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kürt sorunu konusunda Osmanlı eyalet sistemini savunduğunu 1993 yılında verdiği bir röportajda açıklamıştı. Röportaj, o yıllarda “2. Cumhuriyet Tartışmaları” adlı kitapta yayınlanmış, “Erdoğan, kendisine yöneltilen, ‘Örneğin Kürtler biz ayrı yaşamak istiyoruz diyebilirler’ şeklindeki soruya, ‘Bu durumda belki Osmanlı eyaletler sistemi benzeri bir şey yapılabilir” yanıtını vermişti. CIA’nın Orta Doğu Şefi Graham Fuller ve Türkiye Uzmanı Henri Barkey, daha 1997 yılında Türkiye’de yürütülecek açılım çalışmalarını rapor halinde Pentagon’un önüne koymuşlardı. Bu raporda yazılanlar o günlerden bugünlere kadar yaşanan gelişmelerle bire bir örtüşüyor. Rapordan akıllarda kalan en çarpıcı ayrıntı ise “Asker açılımı destekliyor. Cesur bir siyasetçi bulmamız gerekiyor” açıklaması olmuştu. Böylece 2001 yılında kurulan AKP, 3 Kasım 2002 seçimleriyle tek başına iktidar oldu.

Parti programı CFR’den

AKP, aslında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli bir kuruluş olan CFR projesiydi. Parti programı, 2001 yılının Temmuz ayında bir “memorandum” olarak gizlice ABD’den gönderilmişti. O belgede Tayyip Erdoğan’a “Ankara, yerel yönetimlere otonomi vermek ve milli hükümetin fonksiyonlarını yerel düzeyde merkezi olmaktan çıkarmak zorundadır. Dünya, bütün hükümetlerden bunu istemektedir. Bu memoranduma göstereceğiniz ilgiden dolayı takdirlerimizi sunarız... ” deniliyordu. İşte Erdoğan’ın, “Milli birlik ve kardeşlik projesi” dediği açılım projesi de bu proje idi.

İmralı-Oslo görüşmeleri

AKP iktidarında, 2005 yılında Emre Taner’in MİT Müsteşarlığı döneminde İmralı’daki terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ve Kandil’deki PKK eli kanlı katiller ile görüşmeler başlatıldı. Bu görüşmelerin daha sonra bir “Koordinatör ülke” belirlenerek uluslararası düzeye taşındığı ve 2006 yılından sonra “Oslo görüşmeleri” şeklinde devam ettiği bir ses kaydı ile açığa çıktı.

Evren’den destek

Tam bu arada beklenmedik bir yerden beklenmeyen bir açıklama geldi. 12 Eylül darbesinin mimarı Kenan Evren, 1 Mart 2007’de Hürriyet gazetesine verdiği demeçte eyalet sistemine geçilmesi gerektiğini savundu. Türkiye’nin 8 eyalete bölünebileceğini ifade eden Evren, Cumhurbaşkanı iken ziyaret ettiği Bavyera’da 3 bayrak gördüğünü anlatıp, “Türkiye de mutlaka eyalet sistemine geçecek” demişti.

Üniter yapının tahribinde 2 “David” imzası!

Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın, 2007’de İmralı’dan avukatları aracılığı ile “tartışma açılması” talimatı verdiği “demokratik özerklik” projesi, Türkiye’nin 20-25 özerk bölgeye ayrılmasını kapsıyor. Kamuoyuna açıklandığında büyük tepki toplayan proje, “Türkiye’nin üniter yapısına saygı gösterilmesi koşuluyla yerel ve bölgesel özerk yapıların önünün açılması, resmi dil ve bayrağın bütün Türkiye için geçerli olmakla birlikte her bölgenin kendine ait sembolleri ve renklerine izin verilmesi” ni içeriyor. Dönemin DTP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, 29 Mart 2009 yerel seçimlerinden sonra “Kürdistan” ın sınırlarını belirlediklerini söyledi. Buldan, “29 Mart seçimlerinde Kürdistan sınırlarını belirledik. Yani, Van’ı aldık, Siirt’i aldık, 86 yıllık geleneği bozarak Iğdır’ı da aldık. Hakkari’de yüzde 90’lara varan oy oranına ulaştık” demişti.

Başbakan Tayyip Erdoğan da, sistemin temelini oluşturan “valilerin seçimle gelebileceği” düşüncesini ortaya atarak projeye destek vermişti. 2011 Nisan ayında Kırgızistan gezisinden dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, ABD’deki başkanlık sisteminin çok başlılığı ortadan kaldırdığına vurgu yapıp, “Bizde bir vali ataması üç kez gidip geliyor. Orada seçimle geliyor” ifadesini kullandı. AKP, PKK ve BDP arasındaki görüşmelerin ve Türkiye’nin altını oymaya yönelik olarak varılan uzlaşmaların arka planında ise iki David vardı. İktidar tarafından bugün uygulamaya konan öneriler 19 Aralık 2010’da Ekopolitik Ekonomi ve Sosyal Araştırmalar Derneği adına Prof. Dr. Vamık David Volkan tarafından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e, dosya halinde sunulmuştu. Aynı öneriler David L. Philips tarafından hazırlanan “PKK’nın silahsızlandırılması, terhis edilmesi ve topluma kazandırılması” başlıklı araştırma raporunda da yer almıştı.

Bugünlere nasıl gelindi?

7 askeri öldürüp özerklik ilan ettiler

Teröristbaşı Öcalan’ın, seçimler nedeniyle verdiği talimatla PKK, 15 Temmuz 2011 tarihine kadar ateşkes ilan etmişti. Ancak, 14 Temmuz 2011’de Diyarbakır’ın Silvan kırsalında eli kanlı katiller Mehmetçiğe tuzak kurdu. Atılan bombalardan dolayı ormanlık alanda çıkan yangında13 asker yaşamını yitirdi, 7’si de ağır şekilde yaralandı. Aynı gün Demokratik Toplum Kongresi (DTP) “özerklik” ilan etti. Diyarbakır’da 850 delegeyle olağanüstü kongre düzenleyen Demokratik Toplum Kongresi’nin sonuç bildirgesini açıklayan Aysel Tuğluk, “Kürt halkı artık ulusal varlığını statüsüz bir halk olarak yaşamak istemiyor” dedi. “Demokratik özerklik” olarak ilan edilen eyalet sistemin altyapısı ise AKP iktidarı tarafından atılan adımlarla hazırlandı. Türkiye’nin üniter yapısını parçalamaya yönelik olarak önce bir kaç ili bir araya getirerek “Bölgesel Kalkınma Ajansları” kuruldu.

Washington’da “federal sistem” kursları

Eğitime verilen “özerklik ayarı” ile yerinden yönetilen “Özerk Kürdistan Planı” ile okul müdürleri, yardımcıları, eğitimle ilgili kurum yöneticilerinin Ankara yerine bulundukları illerin valileri tarafından atanmasına karar verildi. Adalet ve İçişleri bakanlığı mensupları, gruplar halinde federal sistemi öğrenmeleri için ABD’ye gönderildi. Washington’da ağırlanan kursiyerler, bu ülkenin idari ve siyasi yapısı konusunda bilgilendirildi. Büyükşehir Yasası ile Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Maraş, Mardin, Muğla, Tekirdağ, Trabzon, Urfa ve Van büyükşehir oldu. Büyükşehir sayısı 29’a çıkartılırken 559 belediye köye dönüştürüldü. Büyükşehirlerin sınırı, il sınırı oldu, “süper yetkilerle” donatılmış belediye başkanlığı modeli hazırlandı, ilçelerdeki imar, itfaiye, ulaşım, zabıta gibi yetkiler “süper” yetkili başkana geçti, İl Özel İdareleri ve İl Genel Meclisleri kapandı.

“Birleşik Büyük Kürdistan”a ilk adımlar

Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı olduğu dönemde, 3723 sayılı yasa ile TBMM tarafından onaylanan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın anayasal güvenceye bağlanıp, ayrılıkçı Kürt hareketinin isteği doğrultusunda Güneydoğu ve Doğu Anadolu’ya “Özerklik” verilmesi gündeme geldi. Türkiye’deki Kürdistan özerk bölgesinin ise Irak, Suriye ve İran’daki özerk bölgelerle birleştirilip, başkenti Diyarbakır olan “Birleşik Büyük Kürdistan Cumhuriyeti” olduğu her platformda dile getirildi, haritaları yayınlandı. Buna göre, Türkiye’de kurulması planlanan “Özerk Kürdistan” eyaleti, BM’ye başvuracak, ikiz sözleşmelere konulan çekince kaldırılacak, Türkiye’den ayrılıp, K. Irak’taki Barzani ile birleşmek üzere “Kendi kaderlerini tayin hakkı” için halk oylaması istenecek, her ülkedeki “Özerk Kürdistan” konfederal başkanlık sistemi ile birleştirilecek.

Petrol yetmez, bölge madenlerini de isteriz

Gültan Kışanak’tan sonra BDP Muş Milletvekili Demir Çelik de haddini aşan açıklamalar yaptı: Yeraltı ve yerüstü kaynakların yüzde 20’si bize verilsin.

AKP’nin alt yapısını hazırladığı ve 2010’da ilan ettiği “demokratik özerklik” için ilk adımlar atılmaya başlandı. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın “Seçimden sonra sadece fuar ya da kültür merkezi inşa etmeyeceğiz. Asıl inşa edilecek şey demokratik özerkliktir. Bu halk artık kendisini yönetme aşamasına geldi. Devleti bekleyemeyiz” çıkışı, Kandil’de yuvalanan PKK’nın elebaşılarından Sabri Ok’un İsviçre’deki “Kanton” sistemini seçimlerin ardından hayata geçireceklerini söylemesi “özerklik sistemi” nin ayak sesleriydi.

Üniter yapıya dinamit

TBMM çatısı altında üniter yapıyı dinamitleyen Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 11 yıllık iktidarı süresince alt yapısını hazırladığı “eyalet” sisteminin ilk adımları önceki gün atılmış, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı BDP’li Gültan Kışanak, petrol başta olmak üzere, bölgede üretilen enerjiden kendilerine de pay verilmesini talep etmişti. Dün de BDP Eşbaşkan Yardımcısı Muş Milletvekili Demir Çelik’ten demokratik özerklik planına göre bölgede başta petrol ve enerji olmak üzere yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarından BDP’li belediyeler için yüzde 20 hisse talebi geldi. Çelik, Hakkâri ve Şırnak’ın özerklik uygulamasında pilot il seçildiğini, bu illerde eğitim, sağlık ve tarım alanlarında çalışma başlatıldığını söyledi. Çelik, “Özerklik uygulamaları özellikle köylerde başarıyla uygulanıyor. Türkiye artık tek merkezden yönetilemez. Bölgesel özerklik değil, 20-25 civarında bölgesel yönetim istiyoruz” dedi.

Söz de bizim karar da

Özerk demokratik yönetimlerden birisinin “Kürdistan bölgesel yönetimi” olduğunu ifade eden Çelik, bölgede petrolün yanı sıra zengin enerji kaynakları bulunduğunu belirtti, bu kaynaklardan yüzde 20 oranında payın bölgeye aktarılmasını istedi. Çelik, şöyle konuştu: “Başta petrol ürünleri, bakır, kalay, krom gibi önemli madenlerin çıkarıldığı, Karakaya, Atatürk ve Keban barajları başta olmak üzere yüzlerce hidroelektrik santralının faaliyet gösterdiği yer burası. Buna rağmen Türkiye’nin en geri kalmış bölgesi. Demokratik özerklik sadece kendini yönetme ile sınırlı kalmayacak, aynı zamanda ekonomik yeraltı ve yerüstü kaynaklarının daha verimli nasıl kullanması gerektiğinde söz ve karar sahibi olmalı. Yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden asgari yüzde 20’lere tekabül eden bir payın bölgeye aktarılması gerekir. Geriye dönüşümü sağlıkta, eğitimde ya da yeraltı ve üstü hizmetlerde kullanıma aktarmalıdır.”

Yıldız’dan başka cevap veren yok

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, “Belediyeler yeraltı kaynaklarından yüzde 20 pay almalı” önerisine tepki gösterdi. Yıldız, “Devlet hakkı içerisinde ayrı bir devlet hakkı söz konusu olmaz. Böyle bir şeye sıcak bakmamız mümkün değil” dedi. Yıldız, şöyle konuştu: “Kışanak’ın açıklamasını izledik. O zaman Antalya’ya da turizm gelirlerinden dolayı ayrı bir uygulama yapmamız lazım. Fındık üretimi için de Karadeniz’e bunu yapmamız lazım. Böyle bir şey söz konusu değil. Türkiye Edirne’den Kars’a Sinop’tan Hatay’a varıncaya kadar bir bütün. Türkiye bütün zenginlikleri ile beraber bir bütündür.” (Salim YAVAŞOĞLU)

YENİÇAĞ, 15 Nisan 2014
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 9515
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Başkomutan » Prş Haz 19, 2014 7:18

Kürtler kendi kaderini tayin etmeli

AKP Genel Başkan Yardımcısı Çelik, Rudaw’a verdiği mülakatta Irak’ın pratikte üç bölgeye bölündüğünü belirterek, Kürtlerin kendi kaderlerini tayin etme hakkına sahip olduğunu kaydetti.

Kuzey Irak'ın gelişen ekonomisiyle istikrarlı bir bölge olduğunu ve Türkiye ile çok iyi ilişkilere sahip olduğunu belirten Çelik,

“Kuzey Irak'ın yani Kürdistan'ın dostları, kardeşleri olarak buradaki sürekli ilerlemeden memnunuz. Irak ile ticaretimizin yüzde 70'i Irak Kürdistanı üzerinden yapılıyor. Irak hükümetinin bundan rahatsızlık duyduğu açık ve bunu engellemeye çalışıyor. Ama biz ilişkimizi geliştirmeye devam edeceğiz” diye konuştu. '


Sünni federal bölge de oluşabilir' Yakın gelecekte Türkiye ve Irak Kürdistanı arasında beş sınır kapısının daha açılacağını ve Irak merkezi hükümetinin bundan da hoşlanmadığına inandığını belirten Çelik, “Irak Kürdistanı federal bir bölge ve bir Sünni federal bölge daha oluşabilir. Ancak Irak'ın toprak bütünlüğünü koruyabilecek bir hükümet Irak-Türkiye ilişkileri açısından önemli” dedi. Çelik, Türkiye'nin müdahale olasılığı ile ilgili soruyu ise Türkiye'nin yayılmacı ve emperyalist hırsları bulunmadığı, komşu Irak'ın sınırlarına saygılı olduğu ve bu sınırların korunmasını destekleyeceği şeklinde yanıtladı.

Çelik, Irak Kürdistanı'nın mevcut koşullar altında bağımsızlık ilan etmesi durumunda Türkiye'nin tepkisinin ne olacağına dair soruyu ise şöyle yanıtladı: 'Kürtler kendi kaderini kendi tayin eder'

“Iraklı Kürtler nerede yaşayacaklarına ve ne sıfat altında yaşamak istediklerine kendileri karar verebilirler. Türkler onlar adına karar vermez. Irak Kürdistanı halkı dostlarımızdır ve onlara her yönden yardımcı olduk. Yardımcı olmaya da devam edeceğiz ve asla rakipleri olmayacağız. Irak iç sorunlarını çözemez ve Irak'ın pratikteki bölünmesi resmi bir ayrılığa dönüşürse burada yaşayan insanların da diğer milletler gibi kendi kaderlerini tayin hakkı vardır. Tabii ki Irak ile ilgili umudumuz, bütünlüğün sürmesidir. Ama aynı zamanda tüm tarafların insan haklarına, demokratik isteklere ve federal birimlerin kazanımlarına saygı duymasını umuyoruz. Türkiye Irak Kürdistanı'nı her zaman destekleyecektir.”

Vatan, 19 Haziran 2014


Bağımsızlık fırsatıymış!


İngiliz Times gazetesi, Kuzey Irak’taki şiddet ve kargaşa ortamının Kürtlere bir anda, tam bağımsızlıklarına kavuşma ve asırlık rüyaları olan Kürdistan devletini kurma fırsatı sunduğunu yazdı.

Kürtlerin hızla, zengin petrol yataklarının bulunduğu ve gelecekteki başkentleri olarak gördüğü Kerkük’ün denetimini ele geçirdiği belirtilen yazıda, “Peşmerge, güneye ilerleyen IŞİD örgütünden gelebilecek bir saldırıyı püskürtmeye hazır” deniyor.

Michael Binyon imzalı analiz şöyle devam ediyor: “Bağdat’ta Şiilerin hakimiyetindeki bocalayan Nuri el Maliki hükümeti, artık hiçbir şekilde Kürtlere otoritesini dayatacak ve açık piyasada petrol satmasını engelleyebilecek durumda değil.

İstikrar unsuru

“Kürtlerin eski, güçlü düşmanı Türkiye, Kürdistan’ı şimdi istikrar tamponu, ekonomik ve siyasi müttefik olarak görüyor.
Erbil’deki bir çok kişi Kürt yönetiminden, IŞİD’in zaferi ve Bağdat’taki panik halinden yararlanarak, İngilizler ve Fransızlar tarafından çizilen sınırları yeniden belirlemesini ve Irak’tan ayrıldıklarını ilan etmesini istiyor.“

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/bagim ... 98644h.htm


Ne Apo ne Barzani Kürdistan’ı Erdoğan kuruyor

Türkiye’nın Iraklı Kürtler ile arasındaki yakınlaşma, “Türkiye’nin Kürtler ile detantı Irak’ın parçalanmasını kolaylaştırdı” gibi yorumlarına yol açtı. Time dergisi, “On yıl önce Irak’ın birliğinin korunması konusunda çok kararlı olan bir komşu, şimdi ülkenin en ateşli ayrılıkçıları olan Kürtler ile müttefiktir, böylece Sünni Müslüman aşırı unsurlarının toprak kazanımlarını kaydederken ülkenin parçalanmasındaki kilit bir engel kalkıyor” diye yazıyor.

Mart 2003’te ABD’nin Irak işgali başladığında Iraklı Kürtlerin bağımsızlık özleminden korkan Türkiye’nin güney sınırında 200 bin asker bulundurduğuna dikkat çeken Time, analizinde 11 yıl sonra Kürtlerin planlarını uygulayarak Kerkük’e güç gönderdiğini belirterek, “Türkiye’nin, Iraklı Kürdistan’ın düşmanından kilit bir müteffike dönüşümü, adeta tamamlandı” diyor. Analizde şöyle devam ediliyor:

“Türk milliyetçiliği artık Irak’ın sınırlarını yerinde kalmasını sağlamaya katkıda bulunmuyor. Bunun yerinde 1924 yılında belki dünyanın en ateşli ulus devletinin ifadesi olarak kurulan bir ülke, egemen ulus kıyafetini giyen ayrılıkçı bir hareketin yanında yer almış durumda, ABD’in işgalinden sonra oluşturulan Kürdistan Bölgesel Hükümetinin kendi bayrağı, başbakanı, ordusu, petrol kuyuları, sınır kontrolleri ve dışişleri bakanı var.”



Time, Irak’ın Kürt bölgesinin “Türkiye’nin Ortadoğu’daki en iyi müttefiki” olduğu görüşünü de aktardığı analizinde Türkiye ile Kürt bölgesi arasında gelişmiş ticaret ve ekonomik ilişkilere dikkat çekiyor.

Analizde Türkiye’nin son yıllarda Kürt bölgesinin “hamisi” haline geldiğini ancak yeni ilişkinin Türkiye’nin güvenliğini de güçlendirdiği savunulduktan sonra Iraklı Kürtlerin “artık bir çeşit tampon bölgesi”ni oluşturdukları belirtilerek “Kürt bölgesi, bir çeşit duvar sağlayarak Türkiye’yi, mülteci akımı dahil, (Irak’taki) çatışmaların en kötü etkilerinden, izole ediyor” denildi.



Bu çerçevede bir uzmanın “Kürtler olmazsa Türkiye, IŞİD’in komşusu olurdu” değerlendirmesinin de yansıtan Time, Türkiye ile Kürtler arasındaki iyileşmiş ilişkinin Türkiye’deki“seçim siyaseti”ni de etkilediğini belirterek PKK ile “barış süreci”ne dikkat çekiyor. Analizde “Sızdırılan belgelere göre, Türkiye’nin en büyük Kürt partisinin Erdoğan’ın daha güçlü bir cumhurbaşkanlığı çabasını desteklemeyi kabul etti” savına yer veriliyor.

Odatv.com, 20 Haziran 2014
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2295
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Başkomutan » Prş Haz 26, 2014 18:36

İsrail'den kritik 'Kürdistan' çıkışı!

Irak'ta IŞİD krizi sürerken İsrail'den ilginç açıklama...

İsrail Kuzey Irak’ta kurulacak bağımsız bir Kürt devletini ilk kendilerinin tanıyacağını açıkladı. Yapılan açıklamaya göre İsrailli uzmanlar bağımsız bir Kürt devletinin kurulacağının kaçınılmaz olduğunu belirtti.

Açıklamada "Bir Yahudi devleti bir Kürt devletini mümkün olan en kısa zamanda kabul edecektir" denildi. Söz konusu açıklama ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin Bağdat ve Kuzey Irak’ta yaptığı ziyaretleri İsrail Dışileri Bakanı Avigdor Lieberman ile değerlendirdiği sırada yapıldı.


1960’lı yıllardan bu yana İsrail'in Kürtleri Arap düşmanlarına karşı bir tampon olarak gördüğü ve o yıllardan bugüne gizli askeri, istihbari ve iş ilişkilerinin yürütüldüğü belirtiliyor.

İm (Kod): Tümünü seç
http://www.gazetevatan.com/israil-den-kritik-kurdistan-cikisi--652142-dunya/

Vatan, 26 Haziran 2014


İsrail’in Kürt raporu

AKP ve PKK eliyle yürütülen ‘açılım’ın İsrail politikalarına uygun olduğu ortaya çıktı. Raporda kurulacak bir Kürt devletine Erdoğan yönetimindeki Türkiye’nin soğuk bakmayacağı belirtildi

İsrail devletinin ulusal güvenlik politikalarının oluşturulmasında kritik rol alan İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü, son dönemde Irak ve Suriye’de bağımsızlık taleplerini yükselten Kürt gruplar ile ilgili çarpıcı bir rapor yayınladı.

Enstitünün “Stratejik Değerlendirme” bülteninde yayınlanan raporda Kürtlerin bağımsızlık talebinin İsrail’in çıkarlarıyla tam bir uyuşma içinde olduğu belirtilerek AKP Hükümeti’nin de bu sürece katılmaya hazır bir konuma geldiği ifade edildi.

Kürtler ABD’ye bağlı

Irak ve Suriye’de merkezi hükümetlerin inisiyatif almaya başladığı süreçte yayınlanan raporda her iki bölgedeki Kürt grupların İsrail açısından kritik önemde olduğu vurgulandı. İsrail Dışişleri’nde üst düzey görevler alan Oded Eran ve Gallia Lindenstrauss imzalı raporda Irak’ın kuzeyinde Barzani Yönetimi’nin bağımsızlık ilanı durumunda İsrail’in olası Kürt devletini resmi olarak tanıyacağının kesin olduğu kaydedildi.

Bu çerçevede İsrail Yönetimi’nin ABD nezdinde girişimlerde bulunması gerektiğinin altının çizildiği raporda Kürtlerin ABD’ye ne kadar bağlı olduklarını kanıtladıkları savunuldu.

‘Kürtlerin bağımsızlık talebi İsrail’in çıkarına’

Raporda bölgedeki Kürt devleti girişimlerinin önündeki en büyük engelin, İran-Suriye-Irak ekseni olarak konulurken Türkiye’nin AKP Hükümeti ile birlikte bu eksenden uzaklaştığı dile getirildi. Raporda ayrıca Irak’ın kuzeyindeki Barzani Yönetimi ile Türk Hükümeti’nin gaz ve petrol anlaşmaları imzalamaya başladığına dikkat çekilerek bu çerçevede İsrail ile Türkiye arasında ortak bir zemin oluşturmanın mümkün hale geldiği belirtildi.

“İsrail, kürtlere verdiği desteğin Türkiye karşıtı bir girişim değil; aksine asıl olarak İran’a yönelik bir hamle olduğunu Türklere anlatmalı” ifadelerinin kullanıldığı raporda AKP’nin PKK ile yürüttüğü açılım sürecinin devam etmesinin bu çerçevede kritik önemde olduğu belirtildi. Suriye’nin kuzeyindeki Kürtler ile ilgili olarak ise “İsrail, Suriye’nin kuzeyindeki Kürtlere ileteceği küresel cihatçı gruplar ile ilgili istihbaratı Türkiye ile de paylaşabilir. Türkiye bugün cihatçı grupların kendi topraklarından Suriye’ye geçişine göz yumsa da ilerleyen süreçte bu grupların Türkiye’deki istikrara da tehdit oluşturduğu anlaşıldığında Türkiye politikasını değiştirecektir” ifadeleri kullanıldı.

Aydınlık, 03 Haziran 2014
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2295
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Başkomutan » Pzr Haz 29, 2014 18:14

Resim
Kürdistan Demokrat Partisine onay çıktı!

Yargıtay Başsavcılığı, Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi'nin isminde ve tüzüğünde yer alan "Kürdistan" isminde Anayasa'ya aykırılık görmedi ve partinin kuruluşuna onay verdi

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, isminde "Kürdistan" olan ilk siyasi partiye onay verdi. Başsavcılık, Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi'nin isminde ve tüzüğünde Anayasa'daki hükümlere aykırılık görmedi.
Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi (T-KDP) kuruluş dilekçesini verdiğinde gözler İçişleri Bakanlığı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na çevrilmişti.

T-KDP, ilk vizeyi İçişleri Bakanlığı'ndan almıştı. Ancak partinin siyasi yaşamını devam ettirebilmesi için Yargıtay Başsavcılığı'nın tavrının ne olacağı önem kazanıyordu.

Yargıtay Başsavcılığı, T-KDP'nin ismi ve tüzüğünü inceledikten sonra Anayasa ve Siyasi Partiler Yasası'na aykırılık bulunmadığını kabul etti ve partinin kuruluşuna onay verdi.



Kurucu Genel Başkanlığını Mehmet Emin Kardaş'ın yaptığı T-KDP, bağımsız Kürdistan'ı hedeflemekle birlikte Mesud Barzani liderliğindeki Irak Kürdistan Demokrat Partisi ile bir ilişkisi bulunmadığını da savunuyor. Ancak partinin önder olarak gördüğü siyasi isimlerin başında Mesud Barzani'nin babası ve Irak Kürdistan Demokrat Partisi'nin kurucusu Mustafa Barzani geliyor. Dersim isyanından sonra idam edilen ve bu isyanın liderlerinden olan Seyid Rıza da önder kabul edilen isimler arasında. Amblem olarak Ağrı Dağı'nın ardından doğan Güneş'i seçen T-KDP, günlük faaliyetlerinde ismini Kürtçe yazarken, afişlerinde sarı, kırmızı ve yeşil renkleri kullanıyor.

Amblem olarak Ağrı Dağı'nı kullanan Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi'nin önder olarak gördüğü isimlerden biri de IKDP 'nin kurucusu Mustafa Barzani.

(SABAH GAZETESİ)

İm (Kod): Tümünü seç
http://www.gazetevatan.com/turkiye-kdp-sine-onay-cikti--652800-gundem/

Vatan, 29 Haziran 2014


PKKlı Sırrı Süreyya ve Hatip Dicle : Öcalan 2015'te aramızda olacak!
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2295
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Başkomutan » Sal Tem 01, 2014 6:27

2. Yahudi Devleti
için açık davet!..


İsrail Başbakanı Netanyahu “Barzan-Yahudyan” da denen K.Irak’ta “Kürt devleti”ne yeşil ışık yaktı. AKP Sözcüsü Çelik benzer açıklamalarını alelacele yalanlarken, sert tepkiler geldi

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in, “Bazı şeyler değişti. K.Irak’ta bağımsız bir Kürt devleti ihtimali rahatsız etmiyor. Onların adı Kürdistan ve bu kabul edilmeli. Eğer Irak bölünürse onlar bizim kardeşimizdir” açıklamasına bir destek de İsrail Başbakanı’ndan geldi.

Netanyahu, “Kürtlerin bağımsızlık arzusunu desteklemeliyiz. Buna layıklar” diyerek İsrail’in bağımsız Kürt devletine desteğini açıkça ifade etti.

Netanyahu’ın açıklamasından önce de Cumhurbaşkanı Şimon Peres, ABD Başkanı Obama’ya yaptığı veda ziyaretinde sarfettiği sözlerle İsrail’in Kürtlere ilişkin politikasının net ipuçlarını vermiş, Kürtlerin “Türkiye tarafından desteklenen fiilen bağımsız bir demokrasi kurduklarını” ifade etmesi dikkat çekmişti.

Bu iş artık bitti!


Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman da, ABD’li mevkidaşı John Kerry’ye “Irak gözlerimizin önünde çöküyor ve bağımsız bir Kürt devletinin tesisi artık bitmiş bir iş” demişti. Bu gelişmeleri yansıtan Haaretz gazetesi, “İsrail’in yıllarca Iraklı Kürtlerle pek göze çarpmayan bir ilişkisi mevcut” yorumunda bulundu. Çelik, dün yaptığı açıklamada, Rudav ve Financial Times’a verdiği mülakatların çarpıtıldığını belirterek, “Kuzey Irak’taki Kürtler bağımsızlık ilan ederse ‘tanırız’ veya ‘tanımayız’ gibi bir ifade asla kullanılmamıştır” dedi.

MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu, yaşanan gelişmelerin bağımsız bir Kürt yapısını ortaya çıkaracağını gösterdiğini belirterek, bunun büyüklüğünün tartışmaya açık olduğunu kaydetti.

Yahudyan bölgesi

“Büyüklüğü ne kadar olacak?” sorusunun büyük önem taşıdığını kaydeden Halaçoğlu, “Irak savaşının temelinde zaten Kürdistan var. Bizim hükümetin kendisi de bunun içerisinde. ‘Olmaz’ diyorlar. Bal gibi oluyor, bu böyle kurulur neden anlamak istemiyorlar? Bununla karşı karşıya kaldığımızda ne olacak? ‘Kurulsun ne olacak’ diyorlar. Kurulduğu zaman ne olacağını görürüz. Türkiye karışı mı, karışmaz mı hep beraber görürüz. Türkiye’de bir ayrılıkçı hareket meydana gelecektir” diye konuştu. İsrail’in burada etkin olmasının normal olduğunu da belirten Yusuf Halaçoğlu, Irak’ın kuzeyinin bir dönem Barzan-Yahudyan bölgesi olarak adlandırıldığını anımsattı. Irak ve Suriye’nin parça parça olacağını ve Mısır’da İsrail yanlısı yönetimin iş başında bulunduğunu söyleyen Halaçoğlu, “Suudi Arabistan IŞİD ile İran taraftarı grupları yok ediyor. ABD sonuçta istediğine ulaşıyor. Bizim yönetimimiz de bunu destekledi. Hazırladıkları terörü bitirme yasasıyla bölücülük yasasını da çıkaracaklar” dedi.

YENİÇAĞ yıllardır yazıyor!

Irak’ın kuzeyinde yıllardır dantel gibi işlenen planla kurulmak istenen Kürt devleti görünümlü “2 Yahudi Devleti”ne YENİÇAĞ, yıllardır sayısız manşetiyle dikkat çekiyordu. AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik, önce Kürt sitesi Rudav, ardından da Financial Times’a yaptığı “Bazı şeyler değişti. K.Irak’ta bağımsız bir Kürt devleti ihtimali rahatsız etmiyor. Onların adı Kürdistan ve bu kabul edilmeli” şeklindeki açıklamalarını ise Netanyahu’nun demeci sonrası aniden ‘yalanlama’ ihtiyacı hissetti!

Barzani’den Kerkük hamlesi

Peşmerge reisi Mesud Barzani, Kerkük ve diğer sorunlu bölgelerde, Irak Anayasası’nın 140. Maddesi çerçevesinde referanduma gideceklerini bildirdi. Irak ordusunun çekilmesinin ardından peşmergenin kontrolü sağladığı bölgelerde referandum yapacaklarını söyleyen Barzani, referandum için BM’ye “müdahil” olması çağrısında bulundu. Irak anayasasına göre statüsü netleştirilmeyen bölgelerde, referandum yapılması gerektiğini hatırlatan Barzani, “Bizimle ittifak kuran Bağdat’taki yöneticiler, anayasanın uygulanmasına karşı durdular. Yaptığımız anlaşmadan geri adım attılar. Maalesef Bağdat’ın yanlış siyaseti ve diğer unsurları dışlaması sonucu sorunlar derinleşerek bugün yaşadığımız krizi ortaya çıkardı. Bu krizin ortaya çıkmasına neden olanlar, siyasetlerinin çöktüğünü kabul ederek yeni bir sürecin önünü açmalıdır. Krizin çözümü, Bağdat’ın siyasetini değiştirmesinden geçiyor. Kerkük, her zaman söylediğimiz gibi Kürdistan toprağıdır” diye konuştu.


İktidar İsrail’i besledi Türkiye’ye kaybettirdi!

Mavi Marmara operasyonu ile gerginleşen Hükümet-İsrail ilişkilerini Irak’ın Kuzeyi’nde bağımsızlık ilan etmek için gün sayan “Bağımsız Kürdistan” devleti düzeltti. Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan, hükümetin Orta Doğu’da izlediği politikalarda kazananların peşmerge reisi Mesut Barzani ve İsrail olduğunu söyledi. Hükümetin Kuzey Irak petrolünü satarak bağımsız devletin ekonomik alt yapısını oluşturduğunu vurgulayan Tantan, “Kürdistan’ı kendi elimizle hayata sokuyoruz. Kürdistan devleti kurulmasının ekonomik alt yapısını petrolünü satarak Türkiye sağlıyor. İktidarın bütün hareketleri İsrail’in bölgede güçlenmesine katkı sağlarken, Türkiye hep kaybediyor” dedi.

Sınırlar değişiyor

Geçmişte emperyalist devletlerin cetvelle çizdikleri sınırların değişmeye başladığına dikkat çeken Tantan, yeni sınırların etnik ve mezhep ayrımına göre yapıldığını, kin ve nefret tohumları ekilerek gerçekleştirildiğini söyledi. Tantan, Türkiye ile İran’ın destekleri olmadan Kürdistan’ın yaşamasının mümkün olmadığını da ifade etti. İsrail’in Araplarla olan Filistin sorunundan dolayı 1950’lerden bu yana Kürdistan projesi ile ilgilendiğini anımsatan Tantan AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in, “Bağımsız Kürdistan” a her zaman sıcak baktığını vurguladı. AKP’nin iktidara geliş felsefesinin son dönemde izlenen politikalarla açığa çıktığını anlatan Tantan, Fas, Libya, Tunus, Mısır, Suriye, Yemen, Irak ve Türkiye’de ayrışma ve çatışmaların bunun kanıtı olduğunu ifade etti. Tantan, “Burada büyük mesafe kat ettiler. İsviçre’deki ’one minute’bir istihbarat operasyonuydu. Orada İsrail’e kafa tutan bir Erdoğan yaratıldı ve kahramanlaştırıldı” diye konuştu.

Tırsak politika

ABD kontörlündeki S. Arabistan ve Katar’ın faaliyetlerini de dikkate almak gerektiğini söyleyen Tantan, Kürdistan devletinin oluşmasındaki en büyük desteğin Başbakan Tayyip Erdoğan’dan geldiğini, iktidarın paradan başka bir şey düşünmediğini kaydetti. Tantan, şöyle konuştu: “Kuzey Irak’taki Kürt devletinin kuruluşuna büyük katkımız oldu. Sadece bu hükümet döneminde değil geçmiş hükümetler döneminde de katkı sağladık. O gün kırmızı çizgilerimiz var diye kendimizi aldattık. Bu projeye karşı Türkiye bir şey yapamadı. Türk siyaseti geçmişte de tırsaktı bugün de tırsak. Bu tırsaklık yüzünden Kuzey Irak’ta Kürdistan kuruluyor.”


AKP politikası “Kürdistan”a ön ayak oldu

Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen, hükümetin bölgedeki gelişmelere Alış Veriş Merkezi yöneticisi mantığıyla yaklaştığını ifade ederek, sadece para kazanılmak istendiğini, ülkenin bekasının düşünülmediğini söyledi. Eslen, “ABD’nin karşı koymasına rağmen petrol dış pazarlara satılıyor. Bu, Kürt yapısının ekonomik gücünün palazlanması demek. Başından beri kendi ayağımıza kurşun sıktık” dedi. Türkiye’nin Türkmenlerle ilgili politikasının olmadığını kaydeden Eslen, “Türkmenler Barzani’ye sığınıyor, Türkiye seyrediyor. Bu da bağımsız yapının Türkiye tarafından onaylandığını gösteriyor. Bir tek ilanı kaldı. Kürt devletini gözümüzün önünde kurdular ve AKP yönetimi bunu destekledi” diye konuştu.

Kırmızı çizgi silindi

Bağımsız Kürt devletinin temellerinin Körfez kriziyle atıldığına dikkat çeken Eslen, Irak’ın işgal edilmesinin amacının ABD ve İsrail ortaklığıyla Irak’ın kuzeyinde bir Kürt devleti kurmak olduğunu vurguladı. Eslen, “36. Paralel ile birlikte uçuşa yasak bölgenin tesisi ile Kürdistan’ın sınırları çizilmişti, biz de yardımcı olduk. Türkiye’nin ciddi bir Kuzey Irak politikası vardı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu birlikte değişti. Türkiye’nin kırmızı çizgileri ilan edilmiş, milli değerleri vardı. Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması ve Kerkük’ün hiçbir zaman Kürt şehri olması kabullenilmeyecek, Türkmenlerin hakları korunacaktı. PKK’nın Kuzey Irak’tan çıkarılması gibi şartlar vardı. Bütün bunlar yok oldu. İzlenen politika Kürt devletinin kurulmasını hızlandırdı” dedi.


Orta Doğu’da Büyük İsrail’in taşları döşeniyor

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik’in, “Irak bölünürse Kürdistan kardeşimizdir” açıklamasına tepki gösterdi. Vural, “Birileri kalkıp, kendi coğrafyamızda, ’devlet kurulmasını meşru görüyoruz’dediği zaman, Hüseyin Çelik ne cevap verecek. Bu zihniyet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti üzerinde bölücü senaryoları da meşrulaştırmayı görev edinmiş bir zihniyettir” dedi. Türkiye’yi yöneten iradenin komşu bir ülkenin parçalanmasından olumlu bahsetmesinin kabul edilemeyeceğini belirten Vural, “Komşu devletin bölünmesini makul gören anlayış, bu devletlerin yıkılma taşeronluğunu da üstlenmiş demektir. Bizim kadim politikalarımız bu medeniyet havzasında huzurdur, birliktir ve bütünlüktür” diye konuştu. Devletlerin etnik kimliklere ve mezheplere göre bölünerek yönetilmesinin BOP’un parçası olduğunu ifade eden Vural, “Çelik, komşu ülkenin bölünmesini meşrulaştıran açıklama yapmıştır. AKP ve kılavuzları, İsrail’in taşeronu olarak Orta Doğu’da büyük İsrail projesinin taşlarını döşemektedirler” dedi.


Etten önce çömleğe saldırdı

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, hükümetin Türkiye’nin geleneksel dış politikasının dışına çıkarak yanlış bir yol izlediğini ifade etti. Başta Irak olmak üzere, Türkiye’nin komşularının toprak bütünlüğünün korunmasının reddedilmesinin ciddi sorunları da beraberinde getirdiğini kaydeden CHP’li Engin Altay, “İktidar partisi AKP ile birlikte ne usul, ne gelenek ne de onurlu dış politika kaldı. Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, etten önce çömleğe atladı. AKP’nin Orta Doğu politikası zaten kamplaşma ve gerilim üzerine kurulu. Ama bu binlerce insanın kanına, ölümüne sebep olan bir politikadır. Orta Doğu’daki bu kirli savaşta, bu kirli senaryoda AKP her fırsatta bir rol çıkarmakta, ölümlere katkı sağlamaktadır” iddiasında bulundu.

YENİÇAĞ, 1 Temmuz 2014


AKP İsrail ile Kürdistan için anlaştı mı?

AKP sözcü Hüseyin Çelik"İn Irak'ın bölünmesiyle Kürdistan'ı tanıyacaklarına yönelik açıklaması İsrail'in Iraklı Kürtlerle ilgili yaptığı açıklamayla paralellik göstermesi dikkat çekti.

İŞTE HÜSEYİN ÇELİK'İN AÇIKLAMASI

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Financial Times Gazetesi'ne son gelişmeler ışığında Kuzey Irak'ta filizlenmeye başlayan bir Kürt devleti oluşumu hakkında açıklamada bulundu.

Kuzey Irak'ta bağımsız bir Kürt devleti kurulması ihtimalinin devlet erkini eskiden olduğu gibi rahatsız etmediğini ve bazı şeylerin değiştiğini söyleyen Çelik, “Eskiden bağımsız bir Kürt devleti mevzuu Türkiye için savaş nedeni sayılıyordu. Hatta Kürdistan kelimesi bile insanları sinirli ve agresif yapmaya yeterliydi. Ama onların adı Kürdistan ve bunun kabul edilmesi gerekli” dedi. Çelik ayrıca “Eğer Irak bölünürse ki bu kaçınılmaz görünüyor; onlar bizim kardeşimizdir” dedi.

‘TANIMA SİNYALI VERDI’

Gazete, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi (IBKY) petrol şirketlerinin hisselerine Türkiye'nin yatırım yaptığını belirterek pek çok alanda işbirlikleri bulunduğunu yazdı. Financial Times, Çelik'in sözlerini aktardığı haberinde “Türkiye bağımsız Kürdistan’ı tanıma sinyali verdi” yorumuna da yer verdi.

Gazete ayrıca Kuzey Irak'ta kurulacak böyle bir devletin IŞİD gibi radikal terör örgütleri ile Türkiye arasında tampon görevi göreceği için Türkiye'nin işine yaracağını kaydetti. Gazete aynı şekilde oluşumun Kürt sorunu meselesinin daha hızlı çözüme kavuşturulmasında bir itici güç olacağını ve PKK'nın bölgede ekmeğine yağ süren faktörleri azaltacağı yorumunu da yaptı.

BU SÖZLERE "ONE MINUTE" GELMEDİ

İsrail Başbakanı Netanyahu: Kürdistan kurulmalı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu , bölgedeki ılımlı güçlerle İsrail arasındaki ittifakın bir parçası olarak bağımsız Kürdistan ’ın kurulması gerektiğini söyledi.


"Kürtler savaşan insanlar" diyen Netanyahu, "Kürtlerin bağımsızlık isteklerine destek vermeliyiz" dedi.

Netanyahu, "Onlar siyasi kararlılıklarını, siyasi itidallerini kanıtladılar, siyasi bağımsızlığı da hak ediyorlar" diye konuştu.

Geçtiğimiz günlerde İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman da Irak'ta yaşanan krizin bağımsız Kürdistan'ın kurulmasıyla sonuçlanacağını söylemişti.

Kürtlerin bağımsızlık ilan etmesi durumunda, İsrail'in ilk tanıyacak ülkeler arasında olacağı belirtiliyor.

Bölgesel Kürt Yönetimi'yle uzun yıllardır askeri, istihbarat ve ticari ilişkilere sahip olan İsrail, Bağdat'ın onayı olmadan satılan Kürt petrolünü satın alan ilk ülke olmuştu.

Resim

İsrail'den flaş Kürdistan çıkışı

İsrail, kurulması halinde Kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt devletini tanıyacağının sinyalini vermişti


ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Paris'te İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman ile görüştü. Görüşme sonrası açıklama yapan Lieberman'ın sözcüsü, İsrailli Bakan'ın, Kerry'ye "Irak gözümüzün önünde parçalanıyor ve bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasının kaçınılmaz bir sonuç olduğu görülüyor" dediğini açıkladı.

Önceki gün de İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı görüşmede "Kürtler defakto olarak devletlerini kurmuş durumda. Türkiye de onlarla petrol ticareti yaparak buna hazır olduğunu gösteriyor" demişti.

Bu açıklamalar İsrail'in Kürt devleti kurulduğu halde tanıyacağı şeklinde yorumlandı.

İsrail, Kürt yönetiminden ilk petrol alımını geçtiğimiz hafta yapmıştı. ABD ise özerk Kürt yönetiminin merkezi hükümetten bağımsız olarak petrol satışı yapmasına karşı olduğunu birçok kez vurgulamıştı.


AKP, İSRAİL İLE AYNI SAFTA

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Paris'te İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman ile görüştü. Görüşme sonrası açıklama yapan Lieberman'ın sözcüsü, İsrailli Bakan'ın, Kerry'ye “Irak gözümüzün önünde parçalanıyor ve bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasının kaçınılmaz bir sonuç olduğu görülüyor” dediğini açıkladı.

İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı görüşmede "Kürtler defakto olarak devletlerini kurmuş durumda. Türkiye de onlarla petrol ticareti yaparak buna hazır olduğunu gösteriyor" demişti.

Bu açıklamalar İsrail'in Kürt devleti kurulduğu halde tanıyacağı şeklinde yorumlandı.

İsrail, Kürt yönetiminden ilk petrol alımını geçtiğimiz hafta yapmıştı. ABD ise özerk Kürt yönetiminin merkezi hükümetten bağımsız olarak petrol satışı yapmasına karşı olduğunu birçok kez vurgulamıştı.

TÜRKİYE STRATEJİK DERİNLİKTE BOĞULUNCA DIŞ POLİTİKA ROK'A EMANET!

Kütahyalı, Mavi Marmara Davası'nda İsrailli generallerin cezalandırılmasına çok sinirlenmiş, AKP ile İsrail'in arasının düzelmesi gerektiğinden bahsetmişti. Kütahyalı köşesinde şunlara yer vermişti:

"Türkiye-İsrail ilişkilerinde normalleşme devam etmelidir. Erdoğan hükümetinin yakın zamanda değişme ihtimali yok. İsrail bunu Erdoğan hükümetiyle ilişkileri tamir etmede bir fırsat olarak görmeli, Erdoğan da İsrail ilişkilerinin 2009 öncesindeki seviyeye yükseltme konusunda hassasiyet göstermelidir"

haberdar.com 30 Haziran 2014
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2295
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Başkomutan » Cum Tem 04, 2014 12:10

Resim
"Devlet buraya ayak basamaz!"

Economist dergisinde yayımlanan bir makalede, Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Yalaza köyünde ‘özgür Kürdistan’ın tohumlarının atıldığı’ aktarıldı. Dergi, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak’ın, “Referandum yapılsa halkın yüzde 80'i bağımsızlık lehinde oy kullanır” sözlerine de yer verdi.

BBCTürkçe’de yer alan habere göre, Economist, bu hafta sayfalarında, Türkiye 'deki Kürtlerle ilgili son siyasi durumu, Türkiye siyasetindeki ve Kuzey Irak'taki gelişmeler ışığında ele alan bir yazıya yer verdi. Yazı, Diyarbakır'ın Lice ilçesinin Yalaza köyü ve civarından izlenimlerle başlıyor. Yalaza'da 'özgür Kürdistan'ın tohumlarının ekildiğini' belirtiyor dergi. Türkiye'de ilk kez Kürtçe dilinde eğitim verecek okulun yakında Yalaza'da açılacağı aktarılıyor. Yalaza'da daha önce hint keneviri ekildiğini, PKK 'nın büyüyen uyuşturucu ticaretini yasakladığını, bu nedenle artık köydeki tarlaların artık tütün ve yasal ürünlerle ekili olduğu belirtiliyor.

Derginin görüştüğü Serdar Çelik isimli bir PKK üyesi, 'Yalaza'nın tüm Kürdistan için bir komün modeli olacağını, devletin buraya ayak basamadığını' söylemiş. Economist, Lice-Diyarbakır karayolu üzerinde bir askeri kontrol noktasından bir kilometreden daha az mesafe uzaklıkta PKK bayrağının dalgalandığını belirtiyor. Lice'deki karakol protestolarına ve geçen ayki olaylarda iki kişinin öldürülmesi sonra 14 aylık ateşkes sürecinin çökme ihtimalinin oluştuğunu yazan Economist bu gerilimde Kürtlerin kazandığını belirtiyor. Dergi, Lice'de karakol inşaatlarının durdurulduğunu, daha fazla PKK bayrağının asıldığını, hükümetin yeni bir reform paketi açıkladığı, hapisteki binlerce Kürt siyasi eylemcinin salıverildiğini, özel okullarda Kürtçe eğitime olanak sağlayan yasaların meclisten geçtiğini belirtiyor. Dergiye göre Türkiye'nin başka yerlerinde ayrımcılıkla karşı karşıya olduklarını söyleyen sıradan Kürtler bu gelişmelerden etkilenmemiş durumda.

KIŞANAK: REFERANDUM YAPILSA...

Economist'e konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak, ağırlıklı olarak Kürtler'in yaşadığı bölgelerde bir referandum yapılması durumunda 'halkın yüzde 80'i bağımsızlık lehine oy kullanacağını' söylüyor.

Economist, Kuzey Irak'la ilgili son dönemli gelişmelerden, yani Kerkük'ün Kürt yönetimince ele geçirilip bağımsızlık yolunda da hızlanılmasından, Türkiye'nin Kürtlerinin heyecanlandığını yazıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'ın Irak'ın Kürt bölgesini yakın bir müttefik olarak gördüğünü ve onu teşvik ettiğini ekliyor dergi. Kışanak ise, Türkiye hükümetinin Türkiye sınırları dışında küçük bir Kürdistan'ın kurulmasına izin vermekle büyük bir Kürdistan'ın kurulmasını engellemeyi düşündüğünü de söylemiş.

Özerklik ihtimaliyle ilgili dergiye konuşan AKP milletvekili Galip Ensarioğlu, en fazla sunabileceklerinin, şiddete karışmamış PKK'lı tutuklular ve savaşçılar için af, mevcut terörle mücadele yasalarının rafa kaldırılması, Kürtçe eğitime devlet okullarında da izin verilmesi olduğunu söylüyor. Yazının sonunda Yalaza'daki PKK'lı Çelik'in, Türkiye Kürtlerinin kendi gelecekleri hakkında kendilerinin karar vereceği yönündeki sözlerine yer veriliyor.


Vatan, 4 Temmuz 2014
İm (Kod): Tümünü seç
http://www.gazetevatan.com/-devlet-buraya-ayak-basamaz--655088-gundem/



4 Temmuz kalleşliğinin üzerinden 11 yıl geçti
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2295
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Başkomutan » Pzr Tem 06, 2014 11:24

Hainler pusuya yattı Hedef: 2015

Bir yandan terör örgütü PKK ile peşmergeler diğer yandan Ermeniler, Türkiye’de 2015’te yapılacak genel seçimlere göre hareket edecek

Türkiye üzerinde kötü emelleri olan hainler gözlerini 2015’te yapılacak genel seçimlere dikti. Bir yandan terör örgütü PKK ile peşmergeler diğer yandan Ermeniler, Türkiye’de 2105’te yapılacak genel seçimlere göre hareket edecek.

AKP iktidarının komisyondan geçirdiği ve önümüzdeki günlerde Meclis’te oylanacak ’PKK paketi’nin uygulamasına gelecek yıl geçilmesi ön görülüyor. Bunun nedeninin ise o tarihte gerçekleştirilecek seçimler olduğu belirtiliyor. Bu çerçevede seçim tarihine kadar daha fazla taviz koparılması planlanıyor. Bu doğrultuda AKP yeniden iktidara gelirse planın uygulanması da daha kolaylaşacağı belirtiliyor.

Yenişafak’ın haberine göre, süreci yasal zemine kavuşturacak yasa tasarısının kanunlaşmasının ardından Kamu Güvenliği Müsteşarlığı bünyesinde yeni bir sekreterya kurulacak.

Geri dönüşler

Hükumet geri dönüşlerin sağlanabilmesi için teknik ve hukuki altyapı çalışmalarına başlayacak. Yıl sonuna kadar çalışmaların tamamlanması halinde ise 2015’in ilk çeyreğinde ilk geri dönüşlerin başlaması bekleniyor. Habere göre, süreci hızlandırmak için kurulacak sekreterya ağırlıklı olarak Erbil’de çalışacak. Sürecin başladığı günden yapılan dolaylı görüşmeleri bu sekreterya sürdürecek. Kandil ile yapılacak görüşmeler tamamen dağdan inişlerin önünü açacak teknik görüşmeler olacak. Bu kapsamda Erbil’de ve Ankara’da birlikte koordineli çalışacak iki sekreterya kurulacak. İki sekreterya arasındaki koordinasyona bağlı olarak Habur Sınır Kapısı’nda da geri dönüşleri kayıt altına alacak ve alan çalışmalarında yer alacak bir ofis kurulacak. Bunun ardından da önce Kuzey Irak’taki PKK’lılar ardından Mahmur ve en son aşamada ise Kandil’deki PKK’lıların dönüşleri sağlanacak. 6 bin 155 PKK’lının bulunduğu tahmin edilen Kandil’den dönüşler ise kademeli olarak sağlanacak.

Peşmerge de aynı

Erbil’de yayınlanan peşmerge gazetesi Rudaw’da yer alan haberde Mesut Barzani’nin Kürt Parlamentosu’ndan bağımsızlık referandumunun en kısa süre içinde yapılabilmesi için gerekli adımlar atılmasını istediği belirtildikten sonra “Referandumun ardından bile Kürt Bölgesel Hükümet liderleri, otomatik olarak bir Kürt devleti ilan etmezler” denildi.

Haberde şöyle devam edildi: “Daha önce bu tür konularda ihtiyatlı olduklarını kanıtlamışlardı ve Ankara’daki hükümetten daha elde tutulur bir destek sağlayabilmek için muhtemelen Türkiye’de 2015 yılında yapılacak seçimleri bekliyorlar.” Bu arada, soykırım yalanını tüm dünyaya kabul ettirmeye çalışan Ermenilerin de, Türkiye’den taviz koparmak ve isteklerini elde etmek için 2015 seçimlerini bekledikleri belirtildi.

YENİÇAĞ, 6 Temmuz 2014




BOP eşbaşkanı açılımcıbaşının açılım yaptıkları 2015'i kendisi 2023 tarihini iple çekiyor

BOP eşbaşkanı : SAMSUN TESADÜF DEĞİL
İlk mitingimizi Samsun’da yapmamız tesadüf değil. Burayı bilinçli seçtik. Samsun ilk çok partili seçim denemesinde 1930'da CHP karşısındaki adaya yüzde 80 üzerinde oy vermişti. Bunu biliyor musunuz? Hem de bağımsız. Samsun her zaman demokrasinin yanında, özgürlüklerin yanında, milli iradenin yanında oldu.

Kısaca emperyalizm unutmaz.
Emperyalizm ve kapitalizmin uşakları 1915 ve 1923'te yenilmişlerdi.
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2295
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Başkomutan » Sal Tem 15, 2014 14:53

David Phillips “Türkiye ve Irak Kürdistanı konfederasyon olacak” demişti
"Türkiye-Kürdistan Konfederasyonu kurulur!"

Iraklı Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'nin Türkiye ziyareti Alman basınında yankılandı

Iraklı Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'nin "Irak'taki siyasi krizin derinleştiği, IŞİD örgütünün yarattığı kaosun büyüdüğü" bir dönemde Ankara'ya yaptığı ziyaret Alman medyasında da yankı buldu.

Deutsche Welle, ziyarete ilişkin haberinde bir uzmanın "Irak'ta öyle bir noktaya gelindi ki, Bağımsız Kürdistan kaçınılmaz. Türkiye de bunun farkında. O yüzden bu ziyaret çok kritik" görüşü aktarılıyor.



Aynı uzmanın "Taraflar artık birbirlerine Bağımsız Kürdistan kurulacak mı, kurulmayacak mı bunu soruyorlar. Kurulacaksa Türkiye-Kürdistan ilişkisi nasıl olacak, bunun ön çalışması yapılıyor" değerlendirmesinin de yansıtıldığı haberde "Çok net bir şey var artık: Ankara, bağımsız Kürdistan'ı destekliyor. Türkiye, tercihini Kürdistan'dan yana yapmıştır. Gelişmeler de Türkiye-Kürdistan Konfederasyonu'nun oluşturulacağını gösteriyor" gibi görüşlerine de yer veriliyor.


ÇIKMAZ SOKAKTA HAKLARINI KORUYORLAR

Deutsche Welle, 28 Haziran'da Kürt Yönetimi'nin Başbakanı Neçirvan Barzani'nin Ankara'ya gerçekleştirdiği ziyaretin üstünden daha bir ay bile geçmeden Mesut Barzani Ankara'nın konuğu olduğuna işaret ediyor.

Türk yetkililerinin "Irak bugün çıkmaz sokak görünümünde. Ve Kürtler ve bu sokakta kendi hak ve hukuklarını korumaya çalışıyor. Türkiye ile de yakın temasta olmaları çok doğal" derken Barzani ziyaretinin daha çok Irak'ın geleceğine odaklanan görüşmeler içerdiği bilgisini verdikleri belirtiliyor.

Haberde "Peki, Mesut Barzani'nin ziyareti neden "çok kritik' olarak görülüyordu?" sorusunun sorulduktan sonra bir uzmanın "Irak'ta öyle bir noktaya gelindi ki, Bağımsız Kürdistan kaçınılmaz. Türkiye de bunun farkında. O yüzden bu ziyaret çok kritik" görüşü aktarılıyor.

İm (Kod): Tümünü seç
http://www.gazetevatan.com/-turkiye-kurdistan-konfederasyonu-kurulur--658593-dunya/

Vatan, 15 Temmuz 2014


Dipçe: PKK Açılımının Mimarı David Phillips
Türkiye ve Kürdistan Konfederasyon Olacak


Türk kamuoyu David Phillips’in adını 2009’da duydu.

Hükümet o yıl Kürt açılımına başladığında, eski CHP lideri Deniz Baykal, bunun Amerikan projesi olduğunu savunmuş ve kanıt olarak Phillips’in 2007 ve 2009’da yazdığı 2 raporu göstermişti. Şimdi New York’taki Columbia Üniversitesi’nde İnsan Hakları Çalışma Enstitüsü’nün Barış Oluşturma ve Haklar Programı Direktörü olan Phillips, “Türkiye ve Irak Kürdistanı konfederasyon olacak” dedi.

DAVID Phillips, New York’taki Columbia Üniversitesi’nde İnsan Hakları Çalışma Enstitüsü’nün Barış Oluşturma ve Haklar Programı Direktörü. Phillips, Türkiye-Ermenistan arasındaki uzlaşma projesinin de mimarları arasındaydı, hatta bunun için kurulan bir komisyona başkanlık etmişti. David Phillips geçmişte Türkiye’de tartışma konusu olan iki makalesinde ise PKK ile müzakere önermiş, PKK’lıların silahsızlandırılması, dağıtılması ve topluma yeniden entegrasyonu için af dahil bir dizi öneri getirmişti. Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nda uzun süre danışmanlık yapan ve açıklamak istemese de Türkiye’deki sürecin halen tam göbeğinde bulunan Phillips ile 8 Mayıs’ta PKK’lıların Türkiye’den çekilme takvimi başladığı gün konuştuk. Ertesi gün de içeriğini açıklamadığı bir program için Türkiye’ye geçti. Bundan 6 yıl önce Amerikan Dış Politikası Ulusal Komitesi için yazdığı raporda, bugün yaşanan süreci aşama aşama anlatan Phillips’in çarpıcı değerlendirmeleri şöyle:

8 Mayıs’ta başlayan çekilme sürecini nasıl görüyorsunuz?

Çok olumlu bir gelişme. Ancak çekilme sadece bir başlangıçtır. Daha kapsamlı bir barış anlaşması için yüz yüze müzakereye başlanması gerek. Barış sürecinin kapsayıcı olması için bu hem PKK’lıların ‘Silahsızlandırma, Dağıtma ve Yeniden Entegrasyonu’nun (SDYE) hem de af düzenlemesinin detaylarını içermeli. Af düzenlemesi hem PKK savaşçılarını, hem de çatışmalara karışan diğerlerini içermek zorunda. Suça karışmış olabilecek köy korucuları ve güvenlik güçleri mensupları dahil.

Ya PKK’nın lider kadrosu?

Affın bir alternatifi de sığınma. Türkiye’nin dışında yaşayan birçok PKK komutanı var. Onların af koşullarını müzakere etmek zor olabilir. O yüzden onlar için bir seçenek, şu anda yaşadıkları ülkelerden sığınma almak. Çoğu şu anda Irak’ta. Cumhurbaşkanı Talabani de üst düzey PKK komutanları için sığınmaya sıcak baktığını söyledi. Ancak lider kadrolara nerede sığınma verildiği çok önemli değil. Önemli olan, bu kadroların sorunlarının ele alınması ve böylece onların da barış sürecine engel olmaması.

Kime af, kime sığınma olacak?

Bu, müzakere gerektiriyor. Hükümetin tek taraflı olarak karar vereceği bir şey olmamalı bu. İhtilafta üstlendikleri sorumluluklarına göre farklı şekilde muamele görmeliler.

FARKLI SINIFLANDIRILMALI

Bu durumda Karayılan sığınma alacak.

Ben örgütün üst düzey liderlerinin köylerine dönüp Türkiye’de normal bir hayata devam edebileceklerini sanmıyorum. Onlar sığınma kısmına girecektir. Farklı sınıflar var: Örgüte yeni girmiş olan, suç faaliyetine katılmayanlar. Saha operasyonlarında bulunmuş rütbeliler. Üst düzey lider kadro. Hepsi farklı ele alınmalı. İlk gruptaki suça karışmamış olanlar için koşulsuz af. Suça bulaşmış olanlar için ise şartlı af. Üst düzey için de şartlı af ve sığınmanın bir tür kombinasyonu. SDYE bir af içermeli çünkü başka türlü işlemez.

Peki ilk grup, örgüte yeni katılanlar için kriter ne olmalı?

2002. Örgüte son 10 yıl içinde katılmış olanlar buna dahil olabilir.

Irak bu sınırla kalamaz

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ve Türkiye yakın bir işbirliği oluşturdu. IKBY, PKK ile görüşmeleri kolaylaştırma konusunda çok yapıcı bir rol üstlendi. Eğer Türkiye ve IKBY bu yönde çalışırsa, ABD sonuç ne olursa olsun destekler. Türkiye ve KBH arasındaki yakınlık istikrâr ve bölgesel refah için olumlu. Bu ABD’nin çıkarına olan bir durum. Ayrıca bu ilişki, Bağdat ile ortaklığı dışlayıcı değil ki. Ben Irak’ın şimdiki sınırlarıyla yaşayacağını hiçbir zaman düşünmedim. Irak Kürdistanı’nın bağımsız olacağına inanıyorum. Bu da, eğer Maliki cepheleşme yaklaşımına devam ederse Irak’ın bir sonraki (2014) parlamento seçimlerinde olur.

Başbakan Maliki, Irak’taki tansiyon ve Kürtlere etnik ayrımın sorumlusudur. Böyle devam ederse, Irak’ın bölünmesinin de sorumlusu olacak. Irak politikası ve Maliki’nin yaklaşımın sonucu büyük ihtimalle Irak Kürdistanı adında uluslararası yasal bir statüye sahip, Türkiye tarafından korunan ve Türkiye ile ekonomi, enerji ve güvenlik alanlarında yakın işbirliği içeren konfedere bir yapı olacak.

Akillerle düzenli temastayım

ABD’nin çözüm sürecindeki rolü ne?


Türkiye egemen bir ülke. Akil insanlar uluslararası deneyimleri inceleyip hükümete öneriler sunabilirler. Columbia Üniversitesi de bu sürece yardım etmeye hazır. Türkiye’nin ihtiyaçlarına uygun bilgileri sağlamak için âkil insanlarla işbirliği içinde çalışıyorum. Bu konuda Türk dostlarımla yıllardır temas halindeyim. 2007’de yazdığım raporda tartışılan maddeler, bugün tartışılıyor. Bu maddeleri Türklerle aktif bir biçimde görüşmeyi yıllardır sürdürüyorum. Şu anda da...

Türk hükümet yetkilileriyle mi?

Kimlerle temasta olduğumu açıklamayacağım. Âkil insanlar dahil Türkiye’deki dostlarla düzenli olarak temastayım.

Hürriyet,
11 Mayıs 2013

İm (Kod): Tümünü seç
http://www.hurriyet.com.tr/planet/23253532.asp



ABD Projesine Göre “Kürt Açılımı”nda Neler Yapıldı, Neleri Beklemeliyiz?
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2295
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzt Oca 04, 2016 16:41

Evren’in Kürt devleti projesi raftan indirildi

Resim

Salim YAVAŞOĞLU

Evren ve Turgut Özal tarafından 12 Eylül’de raftan indirilen 100 yıllık bağımsız Kürt devleti projesi DTK bildirisi olarak Diyarbakır’da ortaya sürüldü.

Birlikte çalıştılar


İngiliz, ABD ve Fransızların, Orta Doğu petrolünü paylaşmak için 100 yıl önce başlattığı, Kurtuluş Savaşı ile rafa kaldırılan Bağımsız Kürdistan projesi, 2 Eylül 1980 darbesi ile ikinci kez devreye sokuldu. Darbeyle cumhurbaşkanı olan Evren ile başbakanlığa getirilen Özal, ülkeyi eyaletlere bölmek için el ele verdi.

Yolunu AKP açtı

14 yıllık iktidarı boyunca AKP’nin altyapısını hazırladığı proje, PKK, HDP tarafından 27 Aralık 2015’teki Demokratik Toplum Kongresi’ndeki (DTK) bildirgesinde “öz yönetim” adıyla ilan edildi. Bu bildiri, Bağımsız Kürdistan peşindeki Pirzade Bekir’in 1921’deki talepleriyle büyük benzerlik taşıyor.

8 eyaletli Türkiye

Pirzade gibi bildiride de otonomi talep ediliyor. Almanya’nın Bavyera eyaletindeki yapıyı örnek alan Kenan Evren, 8 eyalete bölünmüş, Turgut Özal ise Türkiye’nin adını “Anadolu” olarak değiştirdiği Doğu ve Güneydoğu’yu bir eyalet kabul ederek 6’ya bölünmüş bir Türkiye planlıyordu.

Evren’in Kürt devleti projesi raftan indirildi

İngiltere, ABD ile Fransızların, Orta Doğu petrollerini paylaşım projesi için geliştirdiği, Kenan Evren ve dönemin Başbakanı Turgut Özal eliyle “eyalet sistemi” maskesi takılarak raftan indirilen Kürt devleti projesi, 27 Aralık 2015’te Demokratik Toplum Kongresi (DTK) bildirgesi olarak ortaya sürüldü.

İngiliz, Amerikan ve Fransızların 1900’lü yılların başında projelendirdiği bağımsız Kürt devleti projesi Kurtuluş Savaşı ile rafa kaldırıldı. Ancak 12 Eylül 1980 darbesi ile ikinci kez devreye sokuldu. Darbe sonrası cumhurbaşkanı olan Kenan Evren ile başbakanlığa getirilen Turgut Özal, Türkiye’yi eyaletlere bölmek için el ele çalıştılar. Bugün proje PKK, HDP ve diğer bileşenleri tarafından “öz yönetim” adı altında sürdürülüyor. Buna paralel olarak da AKP iktidarı da altyapısı eyaletler olan Başkanlık sistemi için diretiyor.

Muhtıra ve darbe

Kenan Evren’in Genelkurmay Başkanlığı’na geldiği 1978 yılıyla başlayan süreç, Türkiye’de sağ-sol çatışmasının en kanlı halini aldığı dönemdi. Ülkede sonu gelmeyen siyasi cinayetler ve faili meçhuller, bitmek bilmeyen öğrenci olayları genel görüntüyü veriyordu. Siyasi kamplaşmanın yanısıra, Anadolu’da Alevi-Sünni gerilimi de gittikçe tırmandırılıyordu. Evren’e 12 Eylül 1980 darbesinin kapılarını açan da, ülkede akan kanın durdurulamaması ve kaos ortamının düzelmiyor oluşuydu. Şiddetin her geçen gün tırmanması, “askerin yönetime el koyması fikrinin” daha da güçlenmesine yol açtı. Evren ve diğer komutanların elini güçlendiren son kanlı olaylar, 1978 Aralık ayında Kahramanmaraş’ta yaşandı. Yaklaşık 100 Alevinin hayatını kaybettiği olayların ardından, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, Evren’i çağırarak Kahramanmaraş’taki olaylardan dolayı bazı illerde sıkıyönetim ilan etme kararını bildirdi. Sıkıyönetim ilanı, askerin nüfuzunun artması için kaçınılmaz bir fırsattı. Bu gelişmenin ardından Genelkurmay ülkenin içinde bulunduğu durumla ilgili daha fazla söz sahibi oldu. 27 Aralık 1979 tarihinde Evren’in liderliğindeki Türk Silahlı Kuvvetleri, tüm kuvvet komutanlarının imzasıyla dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e, ülkenin gidişatıyla ilgili bir “uyarı mektubu” verdi. Çatışmaların sürmesi sonucunda kaçınılmaz son olarak görülen askeri darbe 12 Eylül 1980 tarihinde gerçekleşti. Türkiye halkı sabah tank sesiyle uyandı, bütün sokaklar askerler tarafından tutulmuştu.

“Bizim çocuklar başardı”

12 Eylül gecesi asker harekete geçmeden dakikalar önce, dönemin ABD Ankara Büyükelçiliği, darbeyi Merkezi Haberalma Ajansı (CIA) Türkiye Masası Şefi Paul Henze’e telgrafla rapor etti. Henze de hemen konser izleyen dönemin Başkanı Jimmy Carter’ın yanına giderek “Our boys did it-Bizim çocuklar başardı” sözüyle duyurdu. Genelkurmay Başkanı Evren, ülke yönetiminin başına geçti. Evren, Milli Güvenlik Konseyi’nin (MGK) başkanı olarak, 1983 genel seçimine kadar ülkeye ilişkin tüm kritik kararları aldı. 24 Ocak Kararları’nı hazırlayan Turgut Özal, darbeden sonra, bu politikaları devam ettirmek amacıyla Bülend Ulusu Hükümeti’nde ekonomiden sorumlu Başbakan yardımcılığı görevine getirildi. 1983 yılındaki seçimlerde, Özal’ın başında bulunduğu Anavatan Partisi ise yüzde 45 oy oranı ve 211 sandalyeyle tek başına iktidara geldi. PKK da bu dönemde örgütlenmesini gerçekleştirdi ve ilk büyük silahlı saldırılarını başlattı.

Darbe ve eyalet

12 Eylül darbesinin mimarı Kenan Evren, eyalet sisteminin savunucularının başında yer alıyor. Evren’in talimatıyla 1983’te ülkenin 8 eyalete bölünmesiyle ilgili bir kararname hazırlanmıştı. 1 Mart 2007’de Hürriyet gazetesine konuşan Evren, eyalet sistemine geçilmesi gerektiğini tekrarlamıştı. Türkiye’nin 8 eyalete bölünebileceğini ifade eden Evren, bu eyaletleri “Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Erzurum, Diyarbakır, Eskişehir, Trabzon” olarak sıralamıştı. Evren, şunları kaydetmişti: “Cumhurbaşkanı iken Bavyera’yı ziyarete gitmiştim. Baktım üç bayrak çekmişler. Bir Türk, öteki Alman bayrağıydı. Bu üçüncüsü ne bayrağı diye sordum. ’Burası Bavyera Eyaleti, onun bayrağı’ dediler. Birçok ülkede bu var. Amerika da böyle yönetiliyor. Pakistan da. Yönetim zorlaşınca ülkeler eyaletlere bölünüyor. Türkiye’de mutlaka eyalet sistemine geçecek.”

ANAP’lı eski bakanlardan İsmail Özdağlar’a ait olduğu belirtilen açıklamalar eski başbakanlardan Yıldırım Akbulut ve Tansu Çiller’e basın danışmanlığı yapan Mehmet Bican’ın “Terörle Sınanmak” adlı kitabında şöyle yer alıyor: “O gün Özal’ın kurmaylarıyla toplantı halindeydik. Bakanlardan Hüsnü Doğan, Ahmet Kurtcebe Alptemoçin, Özal’ın Başdanışmanı Adnan Kahveci. Konumuz Türkiye’nin eyaletlere dönüşmesiydi. Özal kafasındaki düşünceyi sadece aktarmıyor, kabul etmemiz için bastırıyordu. Ona göre, Doğu ve Güneydoğu bir eyalet hâlinde teşkilatlanacaktı. Karadeniz, Anadolu’nun içlerinde, Kuzey’de, Güney’de de 5 eyalet daha olacaktı. Yani Türkiye’yi altıya bölüyordu Özal. Ben Özal’ın bu görüşüne karşı çıktım. Sanki onun yakasına yapışmış, hesap soruyormuşçasına, ’Bunu yapamazsınız!’diye bağırdım galiba. Eyalet düzenine geçmemizin Türkiye’nin bölüneceği anlamına geldiğini, bunu yaparsak bu ülkeyi bize kazandıran başta Atatürk olmak üzere silah arkadaşlarının kemiklerini sızlatacağımızı söyledim.”

Özal, ölene kadar eyalet fikrinden hiç vazgeçmedi

Mehmet Bican’ın kitabında Özal’ın, Türkiye’in eyaletlere bölünmesi fikrinden ölünceye kadar vazgeçmediği ve Cumhurbaşkanlığı döneminde de faaliyetlerini sürdürdüğü şöyle anlatılıyor: “Devlet Bakanı İsmail Özdağlar’ın başının yenildiği gün toplantı masasına konulan ’Türkiye’nin eyaletlere bölünebileceği’ düşüncesi, Turgut Özal’ın iktidarında hem Başbakanlık Konutu’nun hem de Köşk’ün ana gündem maddelerinden biri olup çıkıyor. Yüzlerce askerimizi şehit eden, Kürt köylerini basarak kendi ırkından insanları bebek, kadın, ihtiyar demeden katleden Abdullah Öcalan’ın gemi azıya alıp terörü dağlardan kentlere indirmesi, Turgut Özal’ın görüşlerini hiç etkilemiyor. O terörün, Kürtlerin taleplerinin karşılanmasıyla çözümlenmesinden hiç vazgeçmiyor. ’Türkiye’de eyalet sistemini oluşturursak, sorun çözülecek’ diye bakıyor bu önemli meseleye. Öldüğü tarihe kadar aynı görüşleri taşıyor Özal, ancak Türkiye’yi bölmeye gücü yetmiyor.”

Tezgâh raporlara girdi

Başta İngiltere olmak üzere Avrupa ülkelerinin nasıl bir oyun tezgahladığı o dönem raporlara yansıdı. Dönemin ABD Deniz Kuvvetleri Yüksek Komiseri Tuğamiral Mark L. Bristol, hazırladığı bir raporu 20 Şubat 1922’de ABD Dışişleri Bakanlığı’na sundu. Raporda İngilizlerin desteklediği Pirzade Bekir’in nasıl bir hainlik içinde bulunduğu gözler önüne seriliyor. O raporda şöyle deniliyor: “Bakanlığın bilgisi için Askeri Ateşe tarafından Kürdistan’daki durumla ilgili hazırlanan raporu sunuyorum. Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi Kürt sorunu dikkati çekecek değerdedir. Normal koşullarda bile Kürtler daima komşuları için sorun olmuşlardır. Şimdi, Kürdistan’ın, ünlü petrol yatakları nedeniyle, yabancı entrikalar kuşkusuz başladığı için ciddi sonuçlar çıkabilir. İngilizler herhalde Kürdistan’ı denetim altına almak için Kürtleri Türklere karşı kullanmak isteyeceklerdir, Türkler de Kuzey Mezopotamya’yı ele geçirmek için aynı şeyi yapacaktır, Kürdistan’ı özel etki bölgesi sayan Fransızlar da Türk-İngiliz sürtüşmesinden çıkar sağlamakta bir an duraksamayacaklardır.

Fransız istihbaratı

Fransız Askeri İstihbaratı bu konuda şu bilgileri vermiştir: Dünya savası sırasında başlıca Kürt ailelerinden Bedirhan ailesinin başı Abdürrezak Bedirhan kendini Kürdistan Prensi tanıması koşuluyla Rusya’ya hizmetini ve 25 bin süvari vermeyi önerdi, Çarın egemenliğini kabul etmeye hazır olduğunu bildirdi. Rusya, bu öneriyi tehlikeli olacağı gerekçesiyle reddetmiştir. İstanbul Hükümeti Kürtleri ayaklandırmaya çalıştığı için Bedirhan’ı ölüme mahkum etmiş, o çabalarını sürdürmüş ve İngilizlere dönmüştür ama birdenbire ölmüştür. Paris’te yaşayan zengin ve etkili Kürt Şerif Paşa, bu anlaşmaya Kürt devleti kurulmasını sokturmayı neredeyse başarmış, ancak Londra Konferansı bunu engellemiştir.

Korkut Özal’dan kardeşe eleştiri

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın kardeşi eski bakanlardan Korkut Özal, 2 Kasım 2004’te Habertürk Televizyonu’nda, Gülgün Feyman’a Türk’ten duyduğu rahatsızlığı açıkça ifade etmişti. Özal,

“8. yüzyılda Müslümanlıkla tanışan Türkler, kurdukları devletlerde Türk ya da Müslüman adını kullanmadı. Devlete Türk adı koymak sıkıntı yaratmıştır” demişti. Korkut Özal, 2008 yılında Show TV’deki Siyaset Meydanı’nda da aynı ifadelerini tekrarlamıştı. Turgut Özal’ın kendisine 1986 yılında Türkiye’nin isminin değiştirilebileceğini söylediğini açıklayan Özal, “Rahmetli ağabeyim Türkiye’nin isminin değiştirilebileceğini, Anadolu yapılabileceğini söylemişti” demişti. “Söyledikleriniz önemli, kayıtlara geçiyor” uyarısının ardından Korkut Özal, söylediklerini bir kez daha tekrar etmiş ve Turgut Özal’ın bunu kendisine ikili bir görüşmede, “Keşke Anadolu olsaydı” dediğini yinelemişti.

Öcalan’ın beğendiği lider

Teröristbaşı Abdullah Öcalan da, Turgut Özal’ın federasyon politikasını ortaya koymuştu. Usta gazeteci Hulki Cevizoğlu’nun “Ya Sev Ya Sevr- Bir Gafletin Büyümesi” adlı kitabında bebek katili Abdullah Öcalan şunları söylüyor: “Aslında bizi en iyi anlayan Turgut Özal’dır. Hatta eminim, bize biraz da olsa sempati ile bakıyor. Eğer bizim sorunumuza bir çözüm bulunacaksa Özal bulacaktır. Kürt olduğunu söylüyor. Federasyondan söz ediyor. Konuyu en iyi Özal izliyor.” Emekli general Osman Özbek, 8 Temmuz 2004’te gazetemize yaptığı açıklamada, dönemin Başbakan’ı Turgut Özal’ın PKK’nın büyümesi için TSK’yı 1993 yılına kadar geçen 10 yıl devreye sokmadığını belirtmişti.

Pirzade Bekir bildirisiyle aynı

Kurtuluş Savaşı sırasında fırsatı kaçırmak istemeyen İngiltere’nin organize ettiği sözde Kürt sorunu, Batı’nın dayatmalarıyla bir kez daha “talep açıklama” noktasına getirildi. Türkiye’yi parçalamak veya zayıflatmak için Batı ile iş birliği yapan hainlerin adı değişse de oynanan oyun hiç değişmedi. Kurutuluş Savaşı esnasında İngiltere’nin desteklediği Pirzade Bekir yönetiminde Kürtleri ayaklandırmaya çalışan güçler bugün aynı taleplerle PKK’yı kullanıyor. 1921 yılında Pirzade Bekir’in taleplerinin benzerleri 27 Aralık 2015’te Demokratik Toplum Kongresi (DTK) bildirgesi olarak ortaya sürüldü. Kongrenin 14 maddelik bildirgesinden “özyönetim ilanlarına ve hendekler kazıp kentleri birer savaş alanına çeviren PKK’lı teröristlere açık destek” çıktı. Bildirgede “Halk meclislerinin ilan ettiği özyönetim ilanlarını, halkımızın her alanda yürüttüğü haklı ve meşru direnişi sahipleniyoruz” denildi. Atatürk ve silah arkadaşları, bağımsızlık savaşı verirken, etrafına topladığı bölücü güruhuyla Türk milletini sırtından hançerleyen Pirzade Bekir, Haziran 1921’de Kürt sorununun (!) çözümü için Ankara’dan şu taleplerde bulunmuştu: 1- Kürt vilayetlerini içine alan otonom bir Kürt devletinin tanınması, 2- Bu devletin sınırlarının Kürtler ve müttefiklerince saptanması, 3- Türk memur ve jandarmalarının geri çekilmesi, 4- Otonom Kürdistan’ın kurulmasında Türklerin ellerini uzak tutması, 5- Ankara Hükümeti tarafından toplanan savaş vergilerinin Kürdistan’a geri verilmesi, 6- Türkiye’nin sınırları içinde yaşayan Kürtlere güvenlik tanınması ve askerde olan Kürtlerin hemen terhis edilmesi.

YENİÇAĞ, 4 Ocak 2016
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 9515
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Başkomutan » Pzt Mar 27, 2017 0:29

ABD, Suriye ve Irak'ta

Kürt devleti kurulması için anlaştı mı?


Suriye Kürdistan Demokrat Partisi (PDK-S) Politbüro üyesi ve ENKS yöneticisi Müslim Mıhemed ise, ABD'nin bu konuda bir projesi olduğunu savundu:

"Biz ENKS ve PDK-S olarak şöyle düşünüyoruz; ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi, 'Kürdistan devleti'ni de kapsıyor. ABD'nin Suriye ve Irak'ta Kürt devleti kurması ihtimali vardır. Bunun olması, projenin sahibi olan ABD'ye bağlıdır.


Suriye kaynaklı bir haber sitesi, ABD'nin Irak ve Suriye'de büyük bir Kürt devleti kurulması yönünde çeşitli Kürt gruplarla anlaştığı iddia edildi. Sputnik'in ulaştığı bölgedeki Kürt partileri ise, iddiayla ilgili olarak farklı açıklamalarda bulundu.

Inside Syria Media Center adlı haber portalinde yayımlanan yazıda, ABD'nin Suriye topraklarında özerk bir Kürdistan kurulması konusunda Kürtlerle anlaştığı iddia edildi. Söz konusu anlaşmanın Rakka ve Tabka'nın geri alınmasının hemen ardından yürürlüğe gireceği öne sürüldü.

İddiaya göre, Suriye'nin yanı sıra Amerikalılar, IŞİD'in yenilgiye uğratılması ve Suriye'nin yıkılmasının ardından Suriye ve Irak topraklarında kurulacak yeni büyük Kürdistan devletinin sınırlarını da çizdi. Yazıda, Washington'un Kürtleri, IŞİD'i yenebilecek tek güç olarak gördüğü de belirtildi.

KÜRT PARTİLERİ NE DÜŞÜNÜYOR?

İddiayı Sputnik'e değerlendiren Suriye Kürt İlerici Demokratik Partisi Yöneticisi Mustafa Hanifi, iddianın gerçeği yansıtmadığını savundu. Hanifi, ABD'nin önceliğinin IŞİD'le mücadele olduğunu, Kürtlerle de bu kapsamda ortak hareket ettiğini söyledi.

Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) yöneticisi Müslim Mihemed ise ABD'nin öteden beri Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Kürt devleti kurmayı arzuladığını savundu.

Suriye'nin kuzeyinde faaliyet gösteren ve Türkiye'nin 'PKK'nın uzantısı' olarak nitelendirdiği Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) Kobani Dışı lişkiler Sorumlusu Ewwas Eli ise, iddiayı kesin bir dille yalanladı.

PYD VE ABD ARASINDA İTTİFAK VAR MI?

Suriye Kürt İlerici Demokratik Partisi Yöneticisi Mustefa Hanifi, şunları kaydetti: "Bu konuda resmi bir şey yok. Şimdiye kadar böyle bir şey de duymadık. ABD, her şeyden önce Rakka operasyonuna ağırlık veriyor. Tabka barajı çevresinde çatışmalar yaşanıyor. ABD ile PYD'nin Demokratik Özerklik Yönetimi arasında IŞİD'e karşı bir ittifak var. Eğer diğer konuda da ittifakları varsa bilmiyorum. ABD'nin Suriye'deki varlığı, IŞİD'le mücadeleye odaklı. Kürtlere devlet kurma gibi bir niyetleri konusunda şimdiye kadar herhangi bir şey duymadık. Siyasi bir adım yok."

PYD: SİSTEMİMİZDE KÜRDİSTAN ADI BİLE GEÇMİYOR

Türkiye'nin terör örgütü olarak gördüğü Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) Kobani Dışı lişkiler Sorumlusu Ewwas Eli, Sputnik'e verdiği demecinde, söz konusu haberlerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti. "Böyle bir şey yok. Doğru değil. Biz Suriye'nin kuzeyinde federalizmi kurduk. Bu federal sistemde Kürdistan adı bile geçmiyor. Kurduğumuz sisteme Kuzey Suriye Demokratik Federalizm adını verdik."

ENKS: ABD PROJESİNDE KÜRDİSTAN VAR

Suriye Kürdistan Demokrat Partisi (PDK-S) Politbüro üyesi ve ENKS yöneticisi Müslim Mıhemed ise, ABD'nin bu konuda bir projesi olduğunu savundu: "Biz ENKS ve PDK-S olarak şöyle düşünüyoruz; ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi, 'Kürdistan devleti'ni de kapsıyor. ABD'nin Suriye ve Irak'ta Kürt devleti kurması ihtimali vardır. Bunun olması, projenin sahibi olan ABD'ye bağlıdır. Bize göre ülkede bir proje uygulanacaksa, tüm Kürtlerin hakkı olmalı. Tüm Kürtleri kapsamıyorsa, Kürt devleti olamaz."

ENKS: KÜRTLER, TOPRAKLARINDA ÖZGÜRLÜĞE KAVUŞMALI

"Biz, Kürtlerin haklarına kavuşmasından yanayız. Kürtlerin kendi topraklarında özgürlüğe kavuşması lazım. Hem Suriye'de hem de Irak Kürdistan Özerk Bölgesi'nde (Irak Kürt Bölgesel Yönetimi — IKBY). ABD'nin projesinde Kürtlerin hakkı vardır. ABD'nin Kürtleri sevip sevmemesi meselesi değil, bu onların projesinde bulunan bir konu. Irak Kürdistan Özerk Bölgesi'nde bu yıl içinde referandum olacak ve bağımsızlık ilan edilecektir."

IKBY, KÜRT BÖLGELERİNE DESTEK OLACAK

"Irak Kürdistanı, diğer bölgelerin merkezi olacak, Kürt bölgelerine destek olacaklar. Fakat bugün Suriye'nin kuzeyinde de Kürtlerin haklarına kavuşmasına yönelik zemin mevcut. Bizden istenen şeyse, Kürtler olarak bu projeyi desteklememizdir."

ABD, KÜRTLERE ‘RAKKA'NIN KARŞILIĞINDA FEDERALİZM Mİ VAAT EDİYOR?

PYD'nin de bağlı bulunduğu Demokratik Suriye Meclisi'nin (DSM) yöneticisi Rezan Hiddo ise Sputnik'e yaptığı açıklamada, ABD'nin Kürtlerin Rakka operasyonuna katılması karşılığında Suriye'nin kuzeyinde bir Kürt federe devleti kurulmasına destek olacağı yönündeki iddianın doğru olmadığını savundu. Hiddo, Rakka operasyonunun tek amacının IŞİD'i yok etmek olduğunu söyledi:

"Rakka'nın alınması federalizm ile alakası yok. Biz Rakka'yı IŞİD'in elinden alacağız, operasyonu oradaki insanları terörden ve IŞİD zulmünden kurtarmak için düzenleyeceğiz.Suriyeli Arap kardeşlerimizi IŞİD zulmünden kurtarmak istiyoruz. Hangi kentte terör varsa oradaki insanları kurtarmak bizim görevimizdir. Rakka'dan sonra bizden istenirse Deyr-i Zor'a operasyon yapacağız. IŞİD nerede varsa oraya operasyon yapacağız. Biz federalizm projesini, savaşla ya da zorla değil, müzakereyle hayata geçirmek istiyoruz. Suriye bizim ülkemizdir. Süryani, Arap, Çerkes ve diğer halklarla birlikte, federalizmi müzakere edeceğiz. Federalizmi Suriye sorununa bir çözüm olarak görüyoruz. Suriye krizi federalizmle çözülür."

DEMOKRATİK SURİYE GÜÇLERİ: ABD'YE SORUN

Sputnik’e iddiayla ilgili değerlendirmede bulunan bir diğer isim, omurgasını Türkiye'nin 'terörist' saydığı YPG'nin oluşturduğu Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Komutanı Nasır Hec Mansur da, iddiayı kesin bir dille yalanladı. Mansur, şu açıklamayı yaptı:

"Biz ABD ile bu konuyu hiç konuşmadık. İddiayı ortaya atanlar ABD'ye sorsun. Siz de ABD'ye sorun. Bizim ABD ile böyle bir görüşmemiz olmamıştır. Bu iddiayı ortaya atanlar, bir şeylerin önünü almak istiyor. Eminim bu iddiayı ortaya atanların da konuyla ilgili hiçbir bilgisi yoktur. Federalizm meselesine gelince biz Tabka ve Rakka'dan önce de ‘sadece Kürtler için değil, bütün Suriye için mücadele ediyoruz’ demiştik. Ve tüm Suriye için federalizmi çare olarak görüyoruz. Kim çare değil diyorsa gelsin bizimle tartışsın biz de çaredir diyelim."

Hikmet Durgun, 26 Mart 2017


Suriyeli Kürt hukukçular: Ya bağımsızlık ya konfederasyon

Suriye Anayasası'nı konuşmak üzere Cenevre'ye ulaşan Suriyeli hukuk uzmanları ve muhalefet üyelerinden oluşan komisyonun Kürt üyeleri, ülkedeki Kürt meselesinin çözümü için iki önemli öneri sundu.

Sputnik'e konuşan bir komisyon üyesi, Suriye muhalefeti arasındaki Çoğulcu Toplum Hareketi'nin lideri Randa Kassis'in başkanlığında yürütülen komisyonun, Rusya tarafından taraflara incelemeleri için ocak ayındaki Astana görüşmeleri sırasında sunulan anayasa taslağını değerlendirdiklerini ifade etti.

İLK TEKLİF KÜRT DEVLETİNİN KURULMASI

Komisyon üyesi, konuya ilişkin şunları söyledi: "(Kendi aralarında ayrılan) Kürt temsilcilerden gelen iki öneriyi değerlendiriyoruz. Bunlardan birincisi, Suriyeli Kürtlerin bölgesel olarak ayrılması teklifi. Bu teklif, sınırları belirlenerek, Suriye devletiyle kesin olarak ayrılmış, Irak'taki otonom bölgeyle ya da Türkiye'deki Kürtlerle herhangi bir ilişkisi bulunmayan bir Kürt devletinin kurulmasını öngörüyor."

İKİNCİ TEKLİF, KONFEDERATİF SURİYE

Diğer seçeneğin ise Suriye'nin konfederasyon sistemine geçmesini öngördüğünü söyleyen komisyon üyesi, şu ifadelerde bulundu:

"İkinci teklif, Suriye'nin gücün merkezde olduğu bir konfederasyon sistemine geçmesi. Bu da, Kürtlerin kendi dilini, kültürünü, ifade özgürlüğünü ve yönetim birimlerini kullanabildiği bir otonomi anlamına geliyor."

Komisyon üyesi, ikinci teklifin hukuki açıdan birincisinden daha gerçekçi olduğunu da vurguladı.

Öte yandan, komisyonun başkanı Randa Kassis, Sputnik'e verdiği demeçte, salı günü Cenevre'de Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Gennady Gatilov ile görüşeceklerini bildirdi.

sputniknews.com, 26 Mart 2017
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2295
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Oğuz Kağan » Çrş Nis 05, 2017 14:40

Kerkük'e o paçavrayı astılar!

Kerkük'te Peşmerge yönetiminin aldığı karar ile Irak bayrağı yanına sözde Kürdistan paçavrası asıldı. Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Usame en-Nuceyfi, Kerkük'te sözde Kürdistan paçavrasının asılmasının kentteki ulusal birliği ihlal edeceğini belirtti.

Türkmen ve Arap üyeler ise toplantıyı boykot ederek katılmadığı söz konusu oylamaya Kerkük İl Meclisi'nde alınan kararla Irak bayrağı yanına sözde Kürdistan paçavrası da asıldı.

Kerkük İl Meclisi, 9'u Türkmen, 6'sı Arap 41 üyeden oluşuyor.

Oylamanın ardından meclis içerisine ve Valilik binasında Irak bayrağının yanına sözde Kürdistan paçavrası asıldı.

"ULUSAL BİRLİĞİ İHLAL EDER"

Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Usame en-Nuceyfi, Kerkük'te sözde Kürdistan paçavrası asılmasının kentteki ulusal birliği ihlal edeceğini belirtti.

Kerkük'teki resmi kurum ve kuruluşlarda Irak bayrağının yanında bu paçavranın da asılmasının tek taraflı olarak onaylanmasının ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Nuceyfi yazılı açıklama yayımladı.

Nuceyfi açıklamasında, "Bu adımı, Kerkük'teki ulusal birliğe aykırı buluyoruz ve kentteki bileşenler arasındaki anlaşma ve dayanışma ruhuyla çelişiyor. Tek bir grubun veya partinin iradesinin empoze edilmesi ve diğerlerinin kent yönetimindeki iradesi ve hakkının üstüne çıkılması kabul edilemez" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Nuceyfi, söz konusu kararın tekrar gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.

KERKÜK'ÜN STATÜSÜ

ABD'nin 2003'te Irak'ı işgali sırasında Kürt güçleri, Kerkük'ü fiilen ele geçirmiş, kente yoğun bir Kürt göçü yaşanmıştı. 2005 yılında yazılan Irak Anayasası'nın 140'ıncı Maddesi'ne göre Kerkük’ün statüsü, devrik lider Saddam Hüseyin döneminde Kerkük'ten zorla göç ettirilenlerin geri dönmesi, ardından Kerkük'te nüfus sayımı yapılması ve kentin statüsü hakkında bir referanduma gidilerek nihai durumun belirlenmesi olarak öngörülüyordu. Ancak çeşitli nedenler ve anlaşmazlıklar nedeniyle bu madde henüz uygulanamadı.

Bağdat, Kerkük'ün idari olarak merkezi yönetime bağlı olduğunu belirtirken, Kürtler ve özellikle kentte hakimiyet süren Peşmerge'ye bağlanmasını talep ediyor. Türkmenler ise buna karşı çıkarak, Kerkük'ün özel bir statüye sahip olmasını istiyor. Kent nüfusu, büyük öçüde Türkmen, Kürt ve Araplardan oluşuyor.

YENİÇAĞ, 28 Mart 2017




Irak'tan Kerkük Kararı!

Irak Parlamentosu yapılan oylamada Peşmerge işgalindeki Kerkük'e asılan sözde Kürdistan paçavralarının kaldırılması kararı aldı.

Irak Parlamentos Kerkük için sadece Irak bayrağı asılması yönünde karar aldı.

Irak Temsilciler Meclisi, çoğunluk oyuyla Kerkük'te valilik ve devlet binalarının üzerinde Peşmergenin astığı sözde Kürdistan paçavralarının göndere çekilmesini reddetti.

Meclis ayrıca, Kerkük petrolünün, Irak anayasası 11. maddesine göre tüm Iraklıların milli gelir kaynağı olduğunu ve bunun eşit olarak IKBY ve diğer iller arasında eşit olarak dağılmasına karar verdi.

YENİÇAĞ, 1 Nisan 2017




Kerkük için referandum kararı!

Irak'ta Kerkük İl Meclisi, kentin Peşmerge Yönetimi'ne bağlanması için referanduma gidilmesi kararı aldığı belirtildi.

Kerkük İl Meclisi, hafta sonu Irak meclisinin kabul ettiği Kerkük'teki kamu binalarına sadece Irak bayrağının asılması kararı ile kentin Peşmerge'ye bağlanması için referandum düzenlenmesi konularını görüşmek üzere toplandı.

Türkmen ve Arapların boykot ettiği oturum sonrası üyelerle ortak basın toplantısı düzenleyen Kerkük İl Meclisi Başkanı Rebwar Talabani, "Kerkük'ün tartışmalı bölgeler statüsünden çıkıp, kaderinin tayin edilmesi için il meclisi olarak referandum yapılması kararı aldık. Referandum talebimizi Irak merkezi hükümetine iletiyoruz. Kerkük halkının artık bekleyecek gücü kalmadı." ifadelerini kullandı.

Talabani, Irak meclisince alınan kentteki kurum ve kuruluşlara yalnızca Irak bayrağı asılması kararının da tanınmayacağını bildirdi. İl meclisinin tek taraflı kararına göre, anayasanın 140. maddesi uyarınca tartışmalı bölgeler arasında yer alan Kerkük'ün kaderinin tayin edilmesi için düzenlenecek referandumda kent sakinlerine Irak merkezi hükümetine mi, yoksa Peşmerge'ye mi bağlanmak istedikleri sorusu yönetilecek.

Kerkük İl Meclisi'nde Kürtlerin 26, Türkmenlerin 9, Arapların ise 6 üyesi bulunuyor. İl meclisinde geçen hafta yine Türkmen ve Arapların boykot ettiği oturumda kentteki kamu binalarına Irak bayrağının yanında sözde Kürdistan paçavrası asılması kararı kabul edilmişti. Buna karşılık Irak meclisi ise cumartesi günü Kerkük'teki kamu kurum ve kuruluşlarına yalnızca "Irak bayrağı" asılması yönündeki kararı onaylamıştı.

YENİÇAĞ, 4 Nisan 2017




Salihi: Referandum kararı geçersizdir!

Irak Türkmen Cephesi lideri Erşad Salihi, Kerkük’te büyüyen krizi görüşmek üzere Ankara’da. Salihi, Kerkük İl Meclisi’nde alınan referandum kararının yasaya göre bağlayıcılığı olmadığını söyledi. Salihi’ye göre alınan bu karar geçersiz.

Irak Anayasası'na göre ihtilaflı bölge konumunda olan Kerkük’te Peşmerge Yönetimi (IKBY) paçavrasının da devlet dairelerine asılmasıyla başlayan kriz büyüyor. Son olarak Kerkük İl Meclisi, 9 Türkmen ve 6 Arap üyenin boykot ettiği oturumda IKBY’ye ilhak için Kerkük’te referanduma gitme kararı aldı.

Tüm bu adımlar, Kerkük’te fiili olarak gücü elinde bulunduran KYB tarafından atıldı. Türkmenler ve Araplar rahatsız. Kerkük’ün tarihi bir Türkmen kenti olduğunu söyleyen Türkmenler için bölgenin IKBY’ye katılması kabul edilemez. Kerkük’ün özel bir statüye sahip olmasını istiyorlar. Türkiye için de bölgedeki Türkmenlerin güvenliği ve istikrarı hayati önem taşıyor.

Kriz sürerken Irak Türkmen Cephesi (ITC) Lideri Erşad Salihi, Türkiye’yle birlikte atılacak somut adımları konuşmak üzere Ankara’ya geldi.

Salihi, görüşmelerinin ardından Al Jazeera’den Ece Göksedef'in sorularını yanıtladı.

Tam sizin bayrak krizini görüşmek üzere Ankara’da bulunduğunuz sırada Kerkük’ten bir haber geldi. Kerkük İl Meclisi’nde de vilayetin IKBY’ye ilhakı için referanduma gidilmesi kararı alındı. Ne diyeceksiniz bu kararla ilgili?

Alınan kararlar yasal değil. Kerkük hassas bir bölgedir. Tek taraflı idare edilmesi kesinlikle uygun değil. Karar, vilayet meclisinde Türkmenler ve Araplar boykot ettiği sırada alındığı için de geçersizdir. Hem de Kerkük İl Meclisi, 2010’da çıkarılan İller Yasası 21. maddesine göre kendi başına kanun çıkarma yetkisine sahip değil, Bağdat bu yasalara itiraz edebilir. Bu sebeple kararları bağlayıcı değil. Bu yasaya göre illerin il meclislerinin yetkileri olur. Ancak 2005’te Kerkük’te seçim olmadığı için bu meclis yetkisizdir. Kerkük’ün özel durumundan dolayı kanunda bu belirtilmiştir.

Türkmenlerin atacağı adımlara gelirsek, öncelikle anayasaya aykırı bir hareket olduğu için Federal Anayasa Mahkemesi’ne gitme yolunuz açık. Ancak Bağdat merkezli bu kurumların ne kadar etkili ve bağlayıcı olduğu ortada. Başka bir adımınız olacak mı?

Biz kesinlikle sürekli yasal yolları denedik. Ancak bunlar Kürt partiler tarafından hiçbir şekilde uygulanmadı. Kendileri bir ihtilal şeklinde Kerkük’te bir olay yaratmak istediler. Peşmerge gücüyle, askeri güçleriyle bu ortamı burada arattılar. Demek ki kanuna, hukuka imanları yok. Yanlarında birkaç kişi görünce zannediyorlar ki artık her şey bitti, silah zoruyla gerilim yaratıyorlar.

Biz hep söylüyoruz. Gelecek nesillerin birbirlerinin kanını dökmesine izin vermesinler. İnsan öldürmek bir suçtur. Maalesef Kürt liderleri Kürt toplumunun geleceğini daha çok tehlikeye atıyorlar. Ellerinde olan kazanımlarını da kaybedecekler.

Hukuki yollar var, uluslararası taraflar var. Bunların hepsi istinfaz ettikten [denendikten] sonra, hiçbiri olmazsa zorla bu memleketin aidiyetini bir yere bağlamak çok kötü olur.

Bölgede Türkmen ve Kürt öğrenciler arasında bazı gerginlikler yaşandı. Siz de bunun üzerine ‘silahlar konuşur’ ifadelerini kullandınız. Bölgedeki Türkmenler silahlanıyor mu, silahlı olan gruplar güçlendiriliyor mu?

Türkmenlerin silahlı teşkilatları Peşmerge gibi değil. Kendilerine ait olan bir silahlı güçleri vardır. Türkmen Haşdi Şâbisi de dün tehdit etti Kürt siyasetçileri. ‘Türkmenlerin üzerine giderseniz bizi karşınızda görürsünüz’ dedi.

Haşdi Şâbi’ye gelecektim. Şu an Türkmenlerin işbirliği yapabileceği en etkili güç Haşdi Şâbi grupları...

Şart değil. Onlar hükümete bağlı olan bir güç. Türkmenlerin kendisinin de, Irak Türkmen Cephesi’nin de kendisine ait gücü vardır.

Bu dediğiniz silahlı güçleri büyütme, daha fazla kuvvetlendirme hazırlığınız var mı?

Güçlendirmeye ve hükümet içinde resmileştirmeye çalışıyoruz.

Türkiye bu çalışmaların neresinde?

Yeri geldiği zaman herkesten destek talep ederiz. Ama şu anda Türkmenler kendi bölgelerinde kendi güvenliklerini yasal bir şekilde korumak için her yola başvurmaktadır.

Bayrak krizi sonrası en büyük desteği gördüğünüz Ankara’dasınız. Dün Başbakan Yıldırım’la görüştünüz. Türkiye’den somut anlamda hangi adımları bekliyorsunuz?

Irak’ın toprak bütünlüğü, Türkiye için de önemlidir. Son Başika olaylarının yarattığı Bağdat-Ankara krizi bence geçicidir. Türkiye bazı hususlarda kararlıdır, güvenlik açısından o bölgeye gittiler. Biz Türkiye’nin sadece Türkmenlerin değil herkesin yanında olmasını isteriz. Ama bizim de yanımızda kesinlikle olmasını talep ettik. Çünkü ne olursa olsun Şiilerin İran’ı varsa, Sünnilerin Körfez ülkeleri varsa, Kürtlerin Amerika’sı varsa, Türkmenlerin de Türkiye'si olmasından şüphe etmemek lazım.

Bizim topraklarımızı biz öyle kolaycasına terk etmiş olursak gelen nesillerimiz topraksız kalır. Bir milletin toprağı yoksa gelecekte hiçbir şeyi olmaz. O yüzden Türkiye’de yaşayan Türkmenlere tavsiye ederim, toprağınız bağlıdır, çocuklarınızın geleceğidir. Kendi rahatınız için Türkiye’ye gelmeyin, oralarda mukavemet etmek zamanı gelmiştir.

“Sincar’daki olayların Kerkük’le ilişkisi var”

Ankara’dan Sincar’a yönelik bir operasyon yapılabileceği sinyalleri geliyor. Bunları da son bayrak kriziyle iç içe değerlendirebilir miyiz?


Sincar daha uluslararası bir meseledir. Suriye’yi, PKK’yı, PYD’yi ilgilendiren bir meseledir. Bunların hepsi birbiriyle ilgilidir. Kesinlikle bunu göz ardı etmemek lazım. Sincar’daki olayların mutlaka ama mutlaka Kerkük’le, Tuzhurmatu’yla ilişkisi vardır. O yüzden orada güçlü olmamız gerekmektedir. Silah, ekonomi, insan, kültür alanında Türkmenler kendilerini hazırlamalıdır.

Böyle bir durumda Sincar’da, bayrak krizine rağmen o bölgede PKK ile çatışan KDP ile işbirliği de olabilir mi?

Biz toprağımızı korumak için her şeye hazırız. Kürt bölgelerinde istediklerini yapabilirler ama Türkmen bölgelerinde bizim de söyleyeceklerimiz olur.

“Bayrak krizi, IŞİD’in son hesaplaşması neticesidir”

Kerkük’te IKBY bayrağının dalgalandırılması tam da Barzani’nin referandum ve bağımsızlık açıklamaları sırasında, KYB’nin kendi elini güçlendirmek için yaptığı bir hareket oldu. IŞİD sonrası Irak ordusu oradan çekilmişti, Peşmerge vardı. KYB bölgede zaten fiilen kontrolü elinde bulunduruyordu. Sizce neden şimdi böyle bir adım atıldı?


Biz öyle görüyoruz ki Ortadoğu bölgesinde projeler devam ediyor. Önce Suriye’de bir gerginlik yaşatıldı ve neticesinde Suriye bölünmeye ve terör örgütlerinin barındırılmasına sebep oldu. Suriye bitmeden IŞİD bu sefer Irak’ı hedef aldı.

Şimdi IŞİD’in projesi de hem Suriye hem Irak’ı hem de komşu ülkeleri etkilemek. Artık IŞİD son aşamalarına geliyor. Özellikle Musul operasyonları başladıktan sonra. IŞİD sonrası neler yaşanacak? Bayrak krizi, IŞİD’in son hesaplaşması neticesinde yeni bir krizin yaratılması meselesidir.

Musul operasyonu sona ererken tüm tarafların konumu belli olacak, Kürtler de Kerkük’teki konumlarını ortaya koymak için böyle bir adım attı diyorsunuz.

Kesinlikle böyle. Özellikle Irak ordusu Musul’da savaşırken, Telafer kurtarılmazken bu işlerin olması kesinlikle sıradan bir olay değil. O yüzden Kerkük sorunu gündeme geldi. Kerkük sorunu Ortadoğu’nun hassas nabzıdır. Kimsenin bundan kaçışı olmayacak.

Arap ülkelerinin bu kadar sessiz kalması da yanlış. Kerkük Irak’ın içinde herhangi bir bölünmeye sebep olursa bu kesinlikle Arap ülkelerini de etkiler. Suudi Arabistan, Ürdün gibi ülkeler kendisini uzak tutmamalıdır. Arap Ligi’nin rolü olması önemlidir. Kerkük sadece Türkmenleri ilgilendiren bir mesele değil. Herkes bu hususta tavrını koymalıdır.

Türkmenlerin arasında farklı görüşler var mı? İran’a yakın Türkmen gruplar olduğunu biliyoruz örneğin, onların pozisyonu nedir?

Ben bütün sorumluluğu taşıyarak bunu söylüyorum. Irak’ın içinde en birbirine bağlı olan taraf Türkmenlerdir. Ama birileri sürekli dışarıda Türkmenleri bölünmüş göstermek istiyor. Benim şimdi söylediklerimin aynısını Şii Türkmen milletvekilleri de söyler. Onların da ağzından konuşurum, Türkmen stratejisi birdir.

Evet, bizim içimizde İran’a yakın olan taraflar var, Türkiye’ye yakın olan taraflar var. Ama bu, birbirine hiçbir şekilde tezat olmayan bir durum. Bizim stratejik bir konumumuz var. Kerkük sorunu, Tuzhurmatu’nun, Telafer’in geleceği... İran ile Türkiye de bu konuda hemfikirdir.

“KYB emrivaki yaptı”

Bu durum birbiriyle çatışan farklı Kürt gruplarla daha farklı bazı sorunları olan Türkmen grupları bir araya getiriyor, uzlaşma yoluna götürüyor gibi duruyor... Türkmenleri konuştuk. Kürtler açısından baktığımızda PKK ve KYB bölgede aktif. KDP ile PKK arasında başka bölgelerde, Sincar’da çatışmalar oluyor... Sizce ciddi ayrılıklar yaşayan Kürt gruplar arasında, Kerkük konusundaki bu işbirliği ne kadar yürüyebilir?


Kürtler hayatta birleşmezler. İradeleri başkalarının elinde olduğundan dolayı o iradeye göre hareket ederler. Belki de bir emrivaki siyasetini KYB diğer grupların üzerinde gerçekleştirdi. Gelecekte bu zengin Kerkük’ün petrolü üzerine neler yaparlar, Allah korusun, bölgeyi kan gölüne döndürürler.

Kerkük petrolleri konusuna gelmişken, biliyoruz ki KYB, KDP ve Bağdat arasında Kerkük petrolleriyle ilgili bir anlaşmazlık çıktı. KYB ile Bağdat arasında bir takım anlaşmalar yapıldı, hemen ardından bayrak krizi geldi. Petrol konusunda her tarafı memnun edecek bağlayıcı bir anlaşma yapılırsa sizce geri adım atarlar mı?

Kesinlikle önceden petrol krizini başlattılar, kendilerini orada hâkim göstermek istediler. Bağdat’a meydan okudular. Bağdat’ın da zayıflığı bunlara daha çok fırsat tanımış oldu. Bunlar kuyuları da paylaşmak isterler yoksa.

“İran’ın KDP’ye karşı KYB’yi güçlendirme niyeti olabilir”

Bağdat’ın güçsüzlüğü KYB’nin elinin güçlenmesine sebep oldu dediniz. Bağdat’ın Tahran kontrolünde olduğunu, KYB’nin İran’a yakınlığını da biliyoruz. Tahran’dan yapılan açıklama da sadece bayrak dikilmesinin anayasaya aykırı olduğunu vurguluyor. Tüm bunları göz önünde bulundurarak, KYB’nin attığı bu adımın arkasında İran olabilir mi?


İran öyle bir şey yapmış olursa kendisi de zarar görecek bunu görmesi lâzım. KDP’ye karşı KYB’yi güçlendirme niyeti olabilir. KDP için bir tuzak da olabilir. Özellikle Türkiye ile aralarına bir mesafe koydurup gelecekte KDP’yi zayıf bir konuma getirmek, artık yanında Türkiye’yi de görmeyeceği bir konuma getirmek için olabilir. O zaman belki bazı bölgeler, özellikle Sincar PKK’nın kontrolüne girebilir. Bunun içinde bazı oyunlar da vardır. KDP buna çok dikkat etmeliydi ama bence öyle bir şekilde düşünmediler. Duygusallıkla davrandılar.

Bu durum olumlu bir şekilde seyreden Irak Türkmen Cephesi-KDP ilişkilerini nasıl etkiledi?

Bizim ilişkimiz herkesle eşit mesafedeydi. Sadece Barzani’yle değil KYB ile de iyi ilişki içindeydik. Çünkü bizim bölgelerimiz, Kerkük, Tuzhurmatu, Diyala daha çok KYB kontrolündedir. Biz herkesle de bu ilişkiyi devam ettirmek istedik. Bu sebeple tüm partileri ziyaret ettik, hukuki ve siyasi açıdan bütün iyi niyetimizi gösterdik. Karşı taraftan bunu görmediğimiz takdirde bazı Kürt partilerin niyetlerinin kötü olduğunu ve bu bölgede IŞİD sonrası yeni bir gerilim noktası yaratmak istediğini düşünüyoruz.

KYB’yi mi kastediyorsunuz?

Kesinlikle.

YENİÇAĞ, 4 Nisan 2017
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 9515
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Önceki

Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x