Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

Genel & Güncel Konular

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzt Nis 29, 2013 10:54

Uluslararası Kriz Grubu: Çözümde şeffaflık şart

Uluslararası Krizi Grubu Türkiye Temsilcisi Hugh Pope, PKK terör örgütünün elebaşlarından Murat Karayılan’ın Türkiye’den çekilmenin 8 Mayıs’tan başlayacağı açıklamasını “Bu çok önemli bir adımdır” diye niteledi. “PKK’nın bunu yapacağından emin değildik” diyen Pope, şüreçte “açıklığın şart olduğunun” altını da çizdi. Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Pope, çekilme için “Bu çok önemli bir adımdır. Abdullah Öcalan bu niyetinden söz etmişti ama PKK’nın bunu yapacağından emin değildik” dedi. Murat Karayılan’ın açıklamasından sonra dağdaki PKK’lıların da aynı yönde açıklama yaptıklarına işaret eden Pope, “Demek ki bu süreç devam edecek. Tabii daha önemlisi ilerde Türkiye’de reformların yapılacağını gösteriyor. Bu da bütün Türkiye için iyi olacak” şeklinde konuştu. Hugh Pope, “Uluslararası Kriz Grubu’nun Türkiye’den beklentisi nedir?” sorusuna de “PKK çekilirken askeri operasyon yapılmaması gerekir” yanıtını verdi. “Hiçbir silahlı çatışmaya girilmemesi çok önemlidir. Sonra da reformların başlaması tabii” diyen Pope, “Bu sadece Kürtler için değil, Türkiye’de daha geniş bir demokrasi için gereklidir” sözlerini de kullandı. Hugh Pope ayrıca “süreçte açıklık şart” dedi ve halkın da bilgilendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. YENİÇAĞ; AKP’nin “PKK açılımı”nı yöneten grubu ve süreci aylık raporlarla yönlendiren gruba iki hafta önceki haberinde dikkat çekmişti. MHP Grup Başkan Vekili Mehmet Şandır, AKP iktidarının sürdürdüğü PKK açılımını, Uluslararası Kriz Grubu’nun yönettiğini belirtmişti. Şandır’a göre; Uluslararası Kriz Grubu’nun hazırladığı raporlardaki öneriler, İmralı’daki bölücübaşı Abdullah Öcalan, Kandil’deki PKK elebaşıları ve BDP’nin talepleri ile bire bir örtüşüyor.

YENİÇAĞ, 28 Nisan 2013



AKP gizliyor, Kandil ve BDP ifşa ediyor!

Eli kanlı örgütün Kandil sorumlusu Karayılan, yeni tavizler peşinde: Sırada Öcalan ve diğer tutukluların özgürlüğü var. Bunlar olmazsa süreç kesinlikle yürümez.

Terör örgütü PKK’nın Kandil’deki elebaşı Murat Karayılan, sürecin üç aşamadan oluştuğunu ifade ederek, “Birinci aşama ateşkes ve güçlerimizin geri çekilmesidir. İkici aşama ise Türk devleti ve hükümetin sorumluluklarını yerine getirmesidir. Üçüncü aşama normalleşme ve özgürleşme sürecidir. Toplumsal barış projeleri oluşturulmalı, eşitlik ve özgürlük oluşmalıdır. Başta Öcalan ve herkes özgür olmalı. Bu çerçevede gerillanın silahsızlanması gündeme gelir. Süreç böyle ilerleyecek” dedi.

Herkes Türk değil

Çözümün diyalogla olabileceğini ifade ederken, geri çekilmenin Kürt sorunun çözümü için olduğuna dikkat çeken Karayılan, “Çünkü Türk devleti Öcalan ile müzakere gerçekleştirdi. Bunun sonucunda süreç ilerliyor. Kürt inkârını kaldıracak, Kürt varlığı ve Kürt halkının özgürlüğünü kabul edecek düzenlemeler yapılıp, farklı kimlik, inanç, mezhepte olanların özgürlüğü garanti altına alınmalıdır” diye konuştu. Yeni Anayasa çalışmalarına da değinen Karayılan, anayasada Türkiye’de yaşayan herkese ’Türk milleti’denmesi durumunda bunun şimdiye kadarki inkarcı ve asimilasyonun inkarı olacağını belirterek, “Bunu kabul etmemiz mümkün değildir” dedi. İşte Karayılan’ın konuşmasından satırbaşları:

“Bu süreç bir direniş üzerinden gerçekleşmiştir. AKP hükümeti bizleri tasfiye etmeye çalıştı. İleri teknoloji kullanarak gerilla üzerinde geniş çaplı operasyonlar yürütüp, Öcalan üzerinde ağır bir tecrit uyguladı. Bunlara rağmen direniş sürdü. Böylece AKP’nin politikaları boşa çıkarıldı. Kürt halkı 90 yıldır direniyor, bugün çözüm aşamasına ulaşmıştır. Avrupa bir adım atmış, raporlarında aktivist demiş. Bu yetmez. terör listesi tamamen ortadan kaldırılmalı, kendi çıkarları için Kürt halkını bir daha harcamamalıdır. Biz bölgede yeni bir süreç başlatmak istiyoruz. Bugün imkânlar oluşmuştur.

Bir Kürt meclisi olsun, liderleri olsun, yönetimleri olsun istiyorduk. Gerilla ve Peşmerge güçleri bir komutanlık altında olsun istiyorduk. Bunu hedeflemiştik ama o dönem zordu. Şimdi bunların imkanları oluştu. Yeni anayasa çoğulcu olmalıdır. Şimdi ki gibi herkes Türk olmaya mecbur olmasın. Anayasa’nın 66’ncı maddesinde ’devlete bağlı herkes Türktür’deniliyor. Çıkacak yasada Türkiye’de yaşayan herkese Türk milleti deseler, bu şimdiye kadarki inkârcı ve asimilasyoncu bir yasa olur. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Güçlerimiz Güney Kürdistan’a çekilecek yalnız halkın arasına gitmeyecek. Güçlerimiz buradaki Medya Savunma Alanları’na çekilirse kimsenin bundan rahatsız olacağını zanetmiyorum. Güçlerimiz burada yerleşecek eğitim çalışmalarını sürdürecek. Gerillayı zayıflatmayız. Bunu herkes iyi bilsin.”

BDP’li Tan, pazarlığın omurgasını itiraf etti!

BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, PKK’nın silahlı güçlerini çekeceğini, ardından Orta Doğu’da Kürt siyasetiyle ilgili silahların sonsuza kadar susacağını belirterek, “Türkiye de yeni bir anayasa yapacak. Kürtlere insani, ahlaki, vicdani hakları tanınacak. Kürtler de rahat edecek. Barış sürecinde olayın özeti bu. Bu süreçte geçici anayasa formülüne bile sıcak bakıyoruz” dedi. Bursa’da düzenlenen “Barış ve Anayasa” konulu panelinde konuşan Tan, İmralı ve Kandil görüşmelerinde yer aldığını hatırlatırken, süreçle ilgili Kürtlerin ne istediği sorularına cevap verdi. Tan, şöyle konuştu:

“Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’nun ifadeleriyle neyin pazarlığı yapılıyor. Olan biten şu: PKK silahlı mücadeleye son verecek. Önce çatışmasızlık sürecek. PKK’nın silahlı güçlerini geri çekmesinin ardından Orta Doğu’da Kürt siyaseti ile ilgili silahlar sonsuza kadar susacak. Günümüzde silahla çözüme ulaşmak artık geride kaldı. Müzakere etmek en geçerli yöntem. Kürtler önlerinde somut bir vaat bulunmasa da süreci destekliyor. PKK silah bırakarak sürece ciddi katkı sağladı. Bundan sonra yeniden örgütlenip silahlı mücadeleye dönmek çok zor. Türkiye yeni bir anayasa yapacak, demokratikleşecek. Kürtlere insani, ahlaki, vicdanı hakları tanınacak, Kürtler de rahat edecek. İşin özeti bu. Bu pazarlığa PKK, BDP, Kürt siyaseti ve Başbakan Erdoğan uyacak mı. PKK ve Kürt siyaseti sözünde duracak. Biz ana dilde eğitimi, belki özerk yapıyı veya diğer hak ve özgürlükleri istemeye devam edeceğiz ama bunlar birden olacak şeyler değil. Bu süreçte ’geçici anayasa’formülüne bile sıcak bakıyoruz. Türkiye’nin batısında ’bölünme’, doğusunda ise ’kandırılıyor muyuz’endişesi var.”

Aynı panelde konuşan Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mithat Sancar da, “PKK’nın çekilmesi ve silah bırakması önemli bir hamle. Barış süreci fay kayması ortaya çıkaracak. Mandela 27 sene hapiste yattı. Barış sürecinde Mandela ile hapisteyken görüşmelere başlandı. 1990’lı yıllarda Mandela serbest kaldı. O zaman gerek siyahların gerek beyazların endişeleri vardı ancak görüşmeler sırasında her iki tarafın da endişeleri giderildi. Kürtler silahla alabileceklerinden çok daha fazlasını bu süreçte elde edecek” dedi.

YENİÇAĞ, 28 Nisan 2013
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Oğuz Kağan » Cmt May 11, 2013 22:06

"Açılım"ın Mimarlarından David L. Phillips:
"Akillerle düzenli temastayım, Türkiye ve Kürdistan konfederasyon olacak!"


Türk kamuoyu David Phillips’in adını 2009’da duydu. Hükümet o yıl Kürt açılımına başladığında, eski CHP lideri Deniz Baykal, bunun Amerikan projesi olduğunu savunmuş ve kanıt olarak Phillips’in 2007 ve 2009’da yazdığı 2 raporu göstermişti. Şimdi New York’taki Columbia Üniversitesi’nde İnsan Hakları Çalışma Enstitüsü’nün Barış Oluşturma ve Haklar Programı Direktörü olan Phillips, “Türkiye ve Irak Kürdistanı konfederasyon olacak” dedi.

David Phillips, New York’taki Columbia Üniversitesi’nde İnsan Hakları Çalışma Enstitüsü’nün Barış Oluşturma ve Haklar Programı Direktörü. Phillips, Türkiye-Ermenistan arasındaki uzlaşma projesinin de mimarları arasındaydı, hatta bunun için kurulan bir komisyona başkanlık etmişti. David Phillips geçmişte Türkiye’de tartışma konusu olan iki makalesinde ise PKK ile müzakere önermiş, PKK’lıların silahsızlandırılması, dağıtılması ve topluma yeniden entegrasyonu için af dahil bir dizi öneri getirmişti. Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nda uzun süre danışmanlık yapan ve açıklamak istemese de Türkiye’deki sürecin halen tam göbeğinde bulunan Phillips ile 8 Mayıs’ta PKK’lıların Türkiye’den çekilme takvimi başladığı gün konuştuk. Ertesi gün de içeriğini açıklamadığı bir program için Türkiye’ye geçti. Bundan 6 yıl önce Amerikan Dış Politikası Ulusal Komitesi için yazdığı raporda, bugün yaşanan süreci aşama aşama anlatan Phillips’in çarpıcı değerlendirmeleri şöyle:

8 Mayıs’ta başlayan çekilme sürecini nasıl görüyorsunuz?

Çok olumlu bir gelişme. Ancak çekilme sadece bir başlangıçtır. Daha kapsamlı bir barış anlaşması için yüz yüze müzakereye başlanması gerek. Barış sürecinin kapsayıcı olması için bu hem PKK’lıların ‘Silahsızlandırma, Dağıtma ve Yeniden Entegrasyonu’nun (SDYE) hem de af düzenlemesinin detaylarını içermeli. Af düzenlemesi hem PKK savaşçılarını, hem de çatışmalara karışan diğerlerini içermek zorunda. Suça karışmış olabilecek köy korucuları ve güvenlik güçleri mensupları dahil.

Ya PKK’nın lider kadrosu?

Affın bir alternatifi de sığınma. Türkiye’nin dışında yaşayan birçok PKK komutanı var. Onların af koşullarını müzakere etmek zor olabilir. O yüzden onlar için bir seçenek, şu anda yaşadıkları ülkelerden sığınma almak. Çoğu şu anda Irak’ta. Cumhurbaşkanı Talabani de üst düzey PKK komutanları için sığınmaya sıcak baktığını söyledi. Ancak lider kadrolara nerede sığınma verildiği çok önemli değil. Önemli olan, bu kadroların sorunlarının ele alınması ve böylece onların da barış sürecine engel olmaması.

Kime af, kime sığınma olacak?

Bu, müzakere gerektiriyor. Hükümetin tek taraflı olarak karar vereceği bir şey olmamalı bu. İhtilafta üstlendikleri sorumluluklarına göre farklı şekilde muamele görmeliler.

FARKLI SINIFLANDIRILMALI

Bu durumda Karayılan sığınma alacak.


Ben örgütün üst düzey liderlerinin köylerine dönüp Türkiye’de normal bir hayata devam edebileceklerini sanmıyorum. Onlar sığınma kısmına girecektir. Farklı sınıflar var: Örgüte yeni girmiş olan, suç faaliyetine katılmayanlar. Saha operasyonlarında bulunmuş rütbeliler. Üst düzey lider kadro. Hepsi farklı ele alınmalı. İlk gruptaki suça karışmamış olanlar için koşulsuz af. Suça bulaşmış olanlar için ise şartlı af. Üst düzey için de şartlı af ve sığınmanın bir tür kombinasyonu. SDYE bir af içermeli çünkü başka türlü işlemez.

Peki ilk grup, örgüte yeni katılanlar için kriter ne olmalı?

2002. Örgüte son 10 yıl içinde katılmış olanlar buna dahil olabilir.

Irak bu sınırla kalamaz

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ve Türkiye yakın bir işbirliği oluşturdu. IKBY, PKK ile görüşmeleri kolaylaştırma konusunda çok yapıcı bir rol üstlendi. Eğer Türkiye ve IKBY bu yönde çalışırsa, ABD sonuç ne olursa olsun destekler. Türkiye ve KBH arasındaki yakınlık istikrâr ve bölgesel refah için olumlu. Bu ABD’nin çıkarına olan bir durum. Ayrıca bu ilişki, Bağdat ile ortaklığı dışlayıcı değil ki. Ben Irak’ın şimdiki sınırlarıyla yaşayacağını hiçbir zaman düşünmedim. Irak Kürdistanı’nın bağımsız olacağına inanıyorum. Bu da, eğer Maliki cepheleşme yaklaşımına devam ederse Irak’ın bir sonraki (2014) parlamento seçimlerinde olur. Başbakan Maliki, Irak’taki tansiyon ve Kürtlere etnik ayrımın sorumlusudur. Böyle devam ederse, Irak’ın bölünmesinin de sorumlusu olacak. Irak politikası ve Maliki’nin yaklaşımın sonucu büyük ihtimalle Irak Kürdistanı adında uluslararası yasal bir statüye sahip, Türkiye tarafından korunan ve Türkiye ile ekonomi, enerji ve güvenlik alanlarında yakın işbirliği içeren konfedere bir yapı olacak.

Akillerle düzenli temastayım

ABD’nin çözüm sürecindeki rolü ne?


Türkiye egemen bir ülke. Akil insanlar uluslararası deneyimleri inceleyip hükümete öneriler sunabilirler. Columbia Üniversitesi de bu sürece yardım etmeye hazır. Türkiye’nin ihtiyaçlarına uygun bilgileri sağlamak için âkil insanlarla işbirliği içinde çalışıyorum. Bu konuda Türk dostlarımla yıllardır temas halindeyim. 2007’de yazdığım raporda tartışılan maddeler, bugün tartışılıyor. Bu maddeleri Türklerle aktif bir biçimde görüşmeyi yıllardır sürdürüyorum. Şu anda da...

Türk hükümet yetkilileriyle mi?

Kimlerle temasta olduğumu açıklamayacağım. Âkil insanlar dahil Türkiye’deki dostlarla düzenli olarak temastayım.

Hürriyet, 11 Mayıs 2013
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Oğuz Kağan » Sal May 21, 2013 12:39

Ahmet Türk'ün 'Süreç' Seferi!

Başbakan Tayyip Erdoğan’dan sonra Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk de ABD’ye gitti. Ahmet Türk, beraberinde BDP Milletvekili Nazmi Gür’le, Washington temaslarına başladı. Ahmet Türk ve BDP Dışilişkiler sorumlusu Van Milletvekili Nazmi Gür, çözüm süreci ve Orta Doğu’daki gelişmelerle ilgili temaslarda bulunmak üzere ABD’nin başkenti Washington’da çeşitli temaslarda bulunacak. Ahmet Türk ve Gür, Washington Havaalanı’nda BDP temsilciliği tarafından güllerle karşılandı.

Daha önce de gitmişti

Karşılamanın ardından kalacakları otele geçen Ahmet Türk ve Nazmi Gür, 3 günlük ziyaretleri kapsamında hükümet çevreleri, senatörler, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, gazeteciler ve ABD’de yaşayan Kürtlerle bir araya gelecek. Ahmet Türk ve Nazmi Gür, programlarına Kuzey Amerika’da yaşayan Kürt toplumunun barış süreci ile ilgili bilgilendirilmesi amacıyla BDP’nin Marriot Hotel’de vereceği resepsiyonla başlayacak. Amerikan Sesi Radyosu’nun özel programına katılacak olan Türk ve Gür, bugünden itibaren başlayacakları yoğun görüşmelerin ardından 24 Mayıs Cuma günü Türkiye’ye dönecekler. Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk ve Nazmi Gür, ABD’de bulunan Fethullah Gülen’le görüşüp görüşmeyecekleri sorusuna, “Öyle bir durum gündeme gelirse değerlendirilir” yanıtını verdiler. Nazmi Gür, “Hükümet çevreleri, senatörler, sivil toplum kuruluşlarının tesmilcileri ve gazetecilerle görüşmeler gerçekleştireceğiz. Başlatılan çözüm süreci ile ilgili görüş alışverişinde bulunacağız. Her yıl BDP ve DTK eş başkanları ile gerçekleştirdiğimiz bir ziyaretti. Ancak, bu yıl diğer eş başkanların programlarının yoğun olması nedeniyle sadece Ahmet Türk’le gidiyoruz” dedi. Ahmet Türk, geçtiğimiz yıl da, Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak ile birlikte ABD’ye gitmişti.

YENİÇAĞ, 20 Mayıs 2013
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Oğuz Kağan » Çrş May 22, 2013 14:20

'Federasyon' İçin ilk Resmi Provalar!

Gündemin büyük bir hızla değiştiği Türkiye’de çok çarpıcı gelişmeler yaşanıyor. Bağımsız vekilden öte hiçbir sıfatı olmayan Ahmet Türk Erdoğan’la birlikte ‘ABD temasları’ başlatırken, çift başlılık görüntüsü çift dil imajlı davetiyeyle pekişti!..

PKK açılımı projesinin sahibi ABD’nin, Başbakan Tayyip Erdoğan’la birlikte bağımsız vekilden başka hiçbir özelliği olmayan Ahmet Türk ve BDP Van Milletvekili Nazmi Gür’ü ağırlaması, “adı konulmamış federasyon” ve adım adım “iki başlı” yönetime gidiş olarak yorumlandı. 2009’da Türkiye’yi ziyaret eden Obama ile Ahmet Türk başbaşa görüşmüş, BDP 2010’da da Washinton’da temsilcilik açmıştı.

Güvence istiyoruz

ABD’de gazetecilere açıklama yapan Türk, yeni anayasada Türklük ifadesinin bulunmasına herhangi bir itirazları olmadığını, ancak farklı kimliklerin de güvence altına alınmasını istediklerini söyledi. ABD Dışişleri Bakanlığı’nda, Müsteşar Yardımcı Vekili Eric Rubin, ABD Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray yetkilileriyle bir araya geldiklerini anlatan Türk, ABD’lilerin Türkiye’deki çözüm sürecini desteklediklerini söyledi. Sorunun çözümü için dışarıdan herhangi bir müdahale istemediklerini vurgulayan Türk, ABD’nin, Türkiye’ye çözüm sürecinde destek vermesini arzuladıklarını söyledi. Ahmet Türk, “Anayasada Türk, Kürt, Laz, Çerkez yazılsın gibi ihtiyaç da duymuyoruz. İşte efendim ‘Türklük gidecek’ deniliyor, isterseniz anayasanın bütün sayfalarına Türklük yazsın, bizim itirazımız yok ama biz, farklı kültürlerin, kimliklerin de güvence altına alınması, inkar edilmemesi, hakkının olduğunun kabulü gerekir diyoruz. Yoksa bizim Türklükle, Türk halkıyla sorunumuz yoktur” diye konuştu.

Başbakan’a mesaj!

Ahmet Türk’ün ABD’ye yaptığı ziyaret yorumlayan emekli Büyükelçi İnal Batu, ziyarette alışılmış kuralların dışında bir durum olduğunu belirterek, “Bir başbakan var en üst düzeyde görüşmeler yapıyor. Aynı anda bağımsız bir milletvekili geliyor kendi görüşlerini anlatıyor. Bu hatanın sorumlusu ABD’dir. ‘Başbakan ayrılsın sen sonra gel’demeleri gerekirdi. Ahmet Türk’e üst düzey ilgi gösterdikleri belli. Bu Başbakan’a mesajdır. ‘Sen buradayken ben başka bir kaynaktan da bilgi alıyorum’ mesajını vermiş olmaları herhalde Başbakan için hoş bir durum değil. Türk’ü Amerika çağırmış olamaz. Eğer böyleyse daha vahim. Başbakan Amerikaka’yken üst düzey muhataplar bulmuştur. Demek ki Amerika barış sürecinde BDP-AKP cephesine yakın durmuştur” dedi.

Resim
Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk, 2009’da Türkiye’yi ziyaret eden Obama ile baş başa görüşüp, Kürt sorununda bugüne kadar savunduğu görüşleri içeren dosya sunmuştu.

BDP Washington’da temsilcilik açmıştı

BDP, 2010’da ABD’nin başkenti Washinton’da temsilcilik açmıştı. BDP temsilciliğinin resmi açılışı, Washington’daki Holiday Inn otelinde, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, BDP Mardin Milletvekili Emine Ayna ve kapatılan DTP’nin Genel Başkanı ve Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk’ün katıldığı bir resepsiyonla yapılmıştı. ABD ve Kanada’daki farklı Kürt gruplarının temsilcilerinin de katıldığı resepsiyonda konuşan Demirtaş, “Bugün burada BDP olarak, siz değerli dostlarımızla birlikte, ülkemizin demokrasisine ve barışına hayırlı olacağına inandığımız bir açılışı gerçekleştiriyoruz” demişti. Parti olarak dünyanın bir çok yerindeki gelişmeleri yakından takip etmek istediklerini ve politikalarını oluştururken, kendi temsilcileri aracılığıyla bütün dünyayı da izlemek istediklerini kaydeden Demirtaş, “Brüksel’den sonra şimdi Washington’da da temsilcilik açarak dünyayı yakından takip etme şansını elde etmiş olduklarını” belirtti.

“Teröristleri muhatap almamızı istiyorlar”

Ahmet Türk’ün ABD ziyaretini yorumlayan emekli Büyükelçi Onur Öymen, “Görünen o ki ABD PKK ile müzakere sürecini, İmralı’da yapılan müzakereleri destekliyor. Esas eleştirilecek nokta burası. Çünkü ABD ’teröristlerle müzakere etmeyiz’diyor ama bize etmemizi öneriyor” dedi. Öymen, şöyle konuştu: “Ahmet Türk muhtemelen ABD’lilere isteklerini söylemek için gitti. PKK ile görüşmeler, Oslo süreci dışarıdan kurgulanmıştır. Anayasa değişikliği de bu sürecin parçasıdır. ABD belli ki BDP’nin sözcüsü dediğimiz insanlarla görüşerek hem onların görüşünü alıyor hem de telkinlerde bulunuyor. Sonra Türkiye ile yaptığı görüşmelerde bunlardan esinlenerek Türkiye’yi etkilemeye çalışıyor. Bu oyunu görmemiz lazım.”

Devlet de Kürtçeyi resmi dil yaptı!

Başbakanlık, Kültür Bakanlığı, Van Valiliği ile Bahçesaray Kaymakamlığı ve belediyesi el ele verip Kürtçeyi “devlet dili” haline getirdiler. 15-16 Haziran tarihlerinde Van’ın Bahçesaray ilçesinde 17. yüzyılda yaşamış şair ve din adamı Faki Teyran adına düzenlenecek Kültür Festivali’nde bir “ilk” yaşanacak. Van Valisi Münir Karaloğlu imzasıyla bastırılan davetiyeye göre festivali, Başbakanlık Tanıtım Fonu, Kültür Bakanlığı, Van Valiliği ile Bahçesaray Kaymakamlığı ve belediyesi ortaklaşa düzenliyor. Ancak, davetiyede Faki Teyran’ın adı “FEQİYÊ TEYRAN” olarak “Q” harfi kullanılmak suretiyle Kürtçe yazılmış. Oysa anayasa ve kanunlara göre devletin resmi evraklarında Türk alfabesinde olmayan harfler kullanılamıyor. MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, AKP ve PKK işbirliği ile Türkiye Cumhuriyeti’nin Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinin üniter yapıdan ayrılarak başka bir siyasi yapı kurulmak istendiğini savundu.

Hapis cezası var

Akçay, “Kürtçeyi resmi dil yapmaya çalışıyorlar. Uygulamalar bu amaca giden yolun yapı taşları. Bunu söylüyoruz ancak iktidar görmüyor, bildiğini de yapmaya devam ediyor. Türkiye’yi yönetenler bunu görmemekte direniyorlar, onlar görmedikçe bu uygulamaların da sonu gelmiyor” dedi. Anayasa’nın 3. maddesine göre, “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe’dir.” “Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun” ise devlet kurumlarının herhangi bir evrakında Türkçe’de olmayan harflerin kullanılmasını yasaklamış. Buna göre, kamu kurumlarında, özel şirket ve kuruluşlarda “Türk harfleriyle yazılmış olan yazıların kabulü ve muameleye konulması mecburidir.” Kanun’un 4. Maddesi, “Türkçe hususi veya resmi levha, tabela, ilan, reklam ve sinema yazıları ile gayrı mevkut gazete, risale ve mecmuaların Türk harfleriyle basılması ve yazılması mecburidir” hükmünü taşıyor. TCK’nın 222. maddesine göre, “Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun’un koyduğu yasaklara veya yükümlülüklere aykırı hareket edenlere 2 aydan 6 aya kadar hapis cezası verilir.”

YENİÇAĞ, 22 Mayıs 2013



Anadolu Ajansı Da 'Kürtlerin Sesi' Oldu!

TRT’den sonra Anadolu Ajansı da Kürtçe yayına başlıyor. Erbil’de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani’yi ziyaret eden AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kemal Öztürk, ajansın Erbil’de ofis açarak Kurmanci ve Sorani lehçesinde yayına başlayacağını söyledi. Öztürk, “Erbil’de büyük bir ofis açıp, Kurmanci ve Sorani lehçesinde yayın yapacağız. Bölgedeki gelişmeleri tarafsız şekilde dünyaya yaymak istiyoruz. Dünyadaki gelişmeleri de yine Kurmanci ve Sorani lehçelerinde bölgeye aktaracağız. Kürtçe haberler personelinin eğitiminin tamamlanmasıyla yakında test yayınına geçeceğiz ve eylül ayında abonelere haberleri sunmaya başlayacağız” dedi. Başbakan Barzani de, AA’nın Kürtçe yayın projesinin kendisini mutlu ettiğini vurgulayarak, “Tüm alanlarda Türkiye ile ilişkilerimiz gelişmiş durumda. Ancak bu proje iki toplum arasındaki ilişkiyi daha da geliştirecek” dedi.

Resmi sitede Kürtçe

İnternet sitesindeki bir duyuruda Kürtçe’ye de yer veren Kamu Denetçiliği Kurumu, yasaklı sayılan “w, x, q” harflerini kullanan ilk anayasal kurum olmuştu. Kurum, resmi internet sitesinde Türkçe anlamı “Devletimiz kendisine güveniyor ve kendisini milletin denetimine sunuyor” olan slogana yer verirken, bu sloganda Türkçe alfabede yer almayan ’w, x, q’gibi harfler kullanıldı. Resmen çalışmaya başlayan kurum, Türkçe, Arapça, İngilizce yanında Kürtçe duyuru da yaparak vatandaşları başvuruya çağırdı. Kurum bu duyuru sırasında BDP’li belediyelerin karşılaştığı Kürtçe park ve sokak isimleri ile ilgili yasak kararlarını da fiili olarak aşmış oldu. Kurum çağrı için Kürtçe olarak hazırlanmış sloganlarda, yasak kararlarına neden olan ’x, w ve q’gibi harflere yer verdi.

YENİÇAĞ, 22 Mayıs 2013
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen NİLGÜN BAŞTUĞ » Sal Haz 18, 2013 9:49

AKP-PKK pazarlığı deşifre oldu

Bebek katili Apo’nun talimatıyla Diyarbakır’da yapılan ve Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı adı verilen ihanet toplantısı, Türk milletinden saklanan gerçekleri ortaya çıkardı.

Bağımsızlığımızı ilan edebiliriz
BAĞIMSIZ Van Milletvekili ve DTK Eş Başkanı Aysel Tuğluk’un okuduğu ve BDP’nin de imza attığı bildirgede şöyle denildi: Kürtler özerklik-federasyon- bağımsızlık gibi siyasal talepleri belirleme hakkına sahiptir. Kürtler kendi kaderini tayin hakkının sadece Kürdistan halkının kararına ve onayına bırakılması Konferansımızda ortaklaşılan bir ilkedir.

Apo bırakılsın, af çıkarılsın
TerörİstbaŞI Abdullah Öcalan’nın tahliye edilmesi ve teröristlerin serbest bırakılması ve PKK’nın terör örgütü listesinden çıkırılması istenen bildirgede, Kürtçenin resmi dil olarak kabul edilmesi ve ana dilde eğitimin anayasal güvenceye alınması kaydedildi. Bildirinin İmralı, Kandil, Ankara, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’ne gönderileceği vurgulandı. GÜNCEL, Sayfa 10


Bölücülerle pazarlığın perde arkası

Bebek katili Apo’nun talimatıyla Diyarbakır’da yapılan ve Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı adı verilen ihanet toplantısı, bölücülerle iktidarın yaptığı ve halktan saklanan gerçekleri ortaya çıkardı. Bağımsız Van Milletvekili ve DTK Eş Başkanı Aysel Tuğluk’un okuduğu ve BDP’nin de imza attığı bildirgede şöyle denildi: “Kürtler özerklik-federasyon- bağımsızlık gibi siyasal talepleri belirleme hakkına sahiptir. Kürtler kendi kaderini tayin hakkının sadece Kürdistan halkının kararına ve onayına bırakılması Konferansımızda ortaklaşılan bir ilkedir.”
Teröristbaşı Abdullah Öcalan’nın tahliye edilmesi ve teröristlerin serbest bırakılması ve PKK’nın terör örgütü listesinden çıkırılması istenen bildirgede, Kürtçenin resmi dil olarak kabul edilmesi ve ana dilde eğitimin anayasal güvenceye alınması kaydedildi. Bildirinin İmralı, Kandil, Ankara, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’ne gönderileceği de vurgulandı.

Konferansın aldığı kararlar özetle şöyle:

* Hükümetin hala kullanmakta olduğu dil ve üslup, yeni karakol yapımları, koruculuğa yeni kadroların açılması ve askeri hareketlilik gibi uygulamalardan kaygı duymaktadır. Bu uygulamalar derhal sonlandırılmalıdır.
* Abdullah Öcalan’ın özgür bırakılmalıdır.
* Kürtler özerklik-federasyon-bağımsızlık gibi siyasal talepleri belirleme hakkına sahiptir. Kürtler kendi kaderini tayin hakkının sadece Kürdistan halkının kararına ve onayına bırakılması Konferansımızda ortaklaşılan bir ilkedir.
* Konferansımız Kürdistanın bir statüsü olmadan Kürt sorununun nihai olarak çözülemeyeceğini karar altına almıştır.
* Anadilde eğitim ve Kürtçenin resmi dil olarak kabulü, anayasal güvence altına alınmalıdır.
* Kamu kaynaklarının pozitif ayrımcılık ilkesi temelinde Kürdistana aktarılmasının sağlanması gerektiğini önemle vurgular.
* Başta hasta ve çocuk tutsaklar olmak üzere cezaevlerindeki tüm siyasi tutsakların serbest bırakılması için yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
* Faili meçhullerin aydınlatılması ve toplu mezarların ortaya çıkarılması için devlet sorumluluklarını yerine getirmelidir.
* Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, Irak Federe Bölgesi Başkanı Mesut Barzani, KCK Başkanlık Konseyi ve tüm diğer Kürdistani güçleri, Ulusal Konferans’ın bir an önce toplanması için girişimde bulunmaya çağırır.
* Konferansımız BM, İKÖ, AB ve dünya halklarını Kürdistan halkının adalet, özgürlük, eşitlik için verdiği mücadelesine karşı sorumlu davranmaya davet eder.
* Konferansımız tüm uluslar arası örgüt ve devletlerden PKK’nin terör listesinden çıkarılmasını talep eder.

YENİÇAĞ, 17 Haziran 2013
Ben yaşayabilmek için, kesin olarak bağımsız bir ulusun evladı kalmalıyım. Bu yüzden ulusal bağımsızlık bence bir hayat sorunudur.
Ya istiklal, ya ölüm!
Kullanıcı küçük betizi
NİLGÜN BAŞTUĞ
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 694
Kayıt: Çrş Eki 26, 2011 12:44

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen mertmarti » Çrş Haz 19, 2013 7:00

Kürdistan kurma hayallerinin arkasındaki güç kim ve nedir tam olarak bilemesekte bildiğimiz tek şey vardır.

PKK 80 li yıllardan beri bastığı köylerde öldürdükleri kimdir ?
Doğunun gelişimine çomak sokma hareketleri olarak iş makinalarını yaktıklarında kimlerin çocukları okul okuyamamıştır.
Terör eylemleri yaparak Yatırımcının gözünü nasıl korkutmuştur.
ASALA neden PKK nın ortaya çıkışıyla birlikte ortadan kaybolmuştur.
Kürt vatandaşlar neden hala KÜRT'üm diye gezebilmektedir
Halbuki bu ülkede herkes TÜRKTÜR
şahsen ben bile yunanistanda mübadeleden kaçırılan yunan kızın torununun oğluyum. Ben bile gururla Türk'üm diyebiliyorum. ben bunu diyebiliyorsam neden kürtler bunu diyemiyor
ve sormak istiyorum SİZCE ABD Kürdistan kurulsa oradaki petrolü kürt halkınamı bırakacaktır yoksa başlarındakini kukla olarak kullanacakmıdır ?
Kürdistan kurulduğunda kimin doktoru kürt halkına sağlık hizmeti verecek kimin öğretmeni kürt çocuklarına ders verecek kimin hakimi kimin polisi hukuk sağlayacaktır. veya devletten aldıkları destekleri kendi devletlerinden alabileceklermidir.
Kimliğinde TC yazan bir vatandaş neden kendine ait bir toprak olsun ister bu topraklar zaten onların değilmidir ?
Dersim Katliamı diye gezenler isyanlarda öldürülenleri neden görmezlerde karşı çıkılınca siz faşistsiniz diye haykırırlar.
Kullanıcı küçük betizi
mertmarti
Üye
Üye
 
İletiler: 8
Kayıt: Çrş Haz 19, 2013 6:52

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Oğuz Kağan » Çrş Haz 19, 2013 12:56

PKK isyanda, AKP sus pus!

Taksim’de Atatürklü Türk bayrağı açan gençleri polis kuvvetiyle ezen iktidar, “Öcalan’ı tahliye edin, KCK’lıları serbest bırakın ve Kürtçe’yi resmi dil kabul edin” diyerek isyan bayrağı açan PKK’ya karşı susuyor...

“Ne olacağına biz karar veririz” diyor, hükümetten çıt çıkmıyor

Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı adı altında yapılan ihanet toplantısı, AKP-PKK müzakerelerini bir kez daha gündemin ilk sırasına taşırken, ’süreç’ adı altında pazarlık yapılan konuları da gün ışığına çıkardı. 2 günlük konferans sonucu ilan edilen ve Kandil’in yanı sıra BM ile AB’ye de gönderileceği açıklanan bildirgede resmen ve alenen isyan bayrağı açarak madde madde isteklerini dayatan PKK’ya karşı iktidar kanadından ise hiçbir tepki yok.

Anayasaya ne gireceğini dikte ettiriyorlar, itiraz bile gelmiyor

İŞte “Kürtler özerklik, federasyon, bağımsızlık gibi siyasal talepleri belirleme hakkına sahiptir. Kendi kaderini tayin hakkı Kürdistan halkına aittir” vurgulu bildirgeyle dayatılan bazı istekler: Kürdistan’ın statüsünü kabul edin, kaynak aktarın. Öcalan’ı tahliye edin. Tutukluları serbest bırakın. PKK’yı terör örgütü listesinden çıkarın. Kürtçeyi resmi dil olarak kabul edin. Ana dilde eğitime anayasal güvence verin. Yeni karakol yapımını durdurun. Koruculuğu kaldırın. GÜNCEL,

PKK isyan bayrağı açtı AKP ne gördü ne duydu

Demokrasi isteyen Türk bayraklı gençleri polis gücüyle ezen iktidar, “Öcalan ve KCK’lıları serbest bırak, Kürtçe’yi resmi dil kabul et” diyen PKK’ya karşı sessizliğini koruyor. Teröristbaşı Öcalan’ın talimatıyla Diyarbakır’da yapılan Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı adlı ihanet toplantısı, AKP-PKK müzakerelerinin “süreç” adı altında pazarlık yapılan konularını gün ışığına çıkardı. Kandil’in yanı sıra BM ile AB’ye de gönderileceği açıklanan toplantının sonuç bildirgesinde resmen ve alenen isyan bayrağı açarak madde madde isteklerini dayatan PKK’ya karşı iktidar kanadından bugüne kadar hiçbir tepki gelmedi.

Öcalan’a özgürlük

Bağımsız Van Milletvekili Aysel Tuğluk’un okuduğu ve BDP’nin de imza attığı bildirgede, “Kürtler özerklik, federasyon ve bağımsızlık gibi siyasal talepleri belirleme hakkına sahiptir. Kürtler kendi kaderini tayin hakkının sadece Kürdistan halkının kararına ve onayına bırakılması ilkemizdir” denildi. Bebek katili Öcalan’nın tahliye edilmesi, teröristlerin serbest bırakılması ve PKK’nın terör örgütü listesinden çıkarılması istenen bildirgede, Kürtçenin resmi dil olarak kabul edilmesi ve ana dilde eğitimin anayasal güvenceye alınması kaydedildi. Bildiri, İmralı, Kandil, Ankara, BM ve AB’ye de gönderilecek. Konferansta alınan bazı kararlar şöyle:“Hükümetin kullanmakta olduğu dil ve üslup, yeni karakol yapımları, yeni koruculuk kadrosu ve askeri hareketlilik gibi uygulamalar derhal sonlandırılsın, Öcalan serbest bırakılsın. Anadilde eğitim ve Kürtçenin resmi dil olarak kabulü, anayasal güvence altına alınsın. Kamu kaynaklarının pozitif ayrımcılık ilkesi temelinde Kürdistan’a aktarılması sağlansın. Başta hasta ve çocuk tutsaklar olmak üzere cezaevlerindeki tüm siyasi tutsakların serbest bırakılması için yasal düzenlemeler yapılsın. Faili meçhullerin aydınlatılması ve toplu mezarların ortaya çıkarılması için devlet sorumluluklarını yerine getirsin. Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, Kürdistan Federe Bölgesi Başkanı Mesut Barzani, KCK Başkanlık Konseyi ve diğer Kürdistani güçleri, Ulusal Konferans’ın bir an önce toplanması için girişimde bulunsun. Konferansımız BM, İKÖ, AB ve dünya halklarını Kürdistan halkının adalet, özgürlük, eşitlik için verdiği mücadelesine karşı sorumlu davranmaya davet eder. Konferansımız tüm uluslararası örgüt ve devletlerden PKK’nin terör listesinden çıkarılmasını talep eder.”

“Öcalan’la görüşüp terörist diyor”

BDP lideri Selahattin Demirtaş, barış süreci konusunda hükümeti sert şekilde eleştirdi. Demirtaş, BDP grubunda yaptığı konuşmada, “Buradan tüm barışseverlere çağrı yapıyorum, hükümet süreci tıkamak üzeredir” dedi. AKP’nin Sincan ve Kazlıçeşme mitinglerine atıfta bulunan Demirtaş, “Senin miting alanına gelen insan kadar insan cezaevine girip çıktı, utanmıyor musun. Madem dış güçler var, faiz lobisi var, o zaman mitingi neden Ankara’da yapıyorsun. Gitsene Washington’a. Orada toplasana milyonu” diye konuştu. Demirtaş, Başbakan’ın mitinglerde kullandığı “Teröristbaşı” ifadesine de değindiği konuşmada, “Sayın Öcalan’la müzakere yapıyorsun sonra TV’lere çıkıp terörist başı diyorsun. Sen nesin o zaman. Kaldır barajı, seçimde görüşelim. Partimiz üzerinde baskı yapıyor, Hazine yardımı alıyorsun. Çocuk mu kandırıyorsun. Sizin adaletiniz, hukukunuz, vicdanınız batsın. 18 aydır sadece cezalandırılan Roboskili ailelerdir. Roboski bizim namus meselemizdir. Hesabını sormadan süreç işlemez, ilerlemez. Siz ceza kesmeye devam edin. Bu anlayış sadece Kürtlere karşı değil sokakları da görüyorsunuz. İstanbul’dan, Gezi Parkı’ndan, Dikmen’den bakınca Roboski daha iyi anlaşılıyor. Tek siyasetçi içeride olduğu sürece kırmızı çizgimizdir. Onlar içerde olduğu sürece süreç işlemez” diye konuştu.

YENİÇAĞ, 19 Haziran 2013
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen mertmarti » Çrş Haz 19, 2013 15:20

Öcalan bile sayın oldu ya başka bir şey demiyorum. nedir bu adamı böyle özel kılan ben anlamadım ki.

onca insanın ölmesi için emir veren gereksiz biri nasıl lider önder olabiliyor azmı görmedik dağda tecavüze uğramış genç kürt kızlarını azmı haberini almadık dağa kaçırılan terörist yapılan beyinleri yıkanan çocukları. artı burada BDP li liderden çok güzel bir falso görüyoruz. Arkadaş demişki "hem terörist başı diyorsunuz hem müzakere yapıyorsunuz" bu ne perhiz bu ne lahana turşusu
Kullanıcı küçük betizi
mertmarti
Üye
Üye
 
İletiler: 8
Kayıt: Çrş Haz 19, 2013 6:52

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Oğuz Kağan » Prş Haz 20, 2013 11:49

Sana 3 hafta mühlet!

Karayılan’dan Erdoğan’a açık tehdit

Sana 3 hafta mühlet!

PKK’nın Kandil’deki elebaşı Başbakan’a “Samimiyetinizi gösterin!” çağrısı yaparak verilen sözlerin tutulmasını istedi: Meclis kapanmadan yasal adımları atın. Çözüm süreci tek ayakla yürümez!

Verdiğiniz sözleri yerine getirin

AKP ile PKK’nın Gezi olayları gölgesinde kalan müzakere masası yeniden kızışıyor. Terör örgütüne yakınlığıyla bilinen bir ajansa konuşan Kandil elebaşı Murat Karayılan, kendileri verdikleri sözleri yerine getirirken, devletin ve hükümetin yaklaşımından kaygı duyduklarını açıkladı. Aynı kaygıları İmralı’nın da paylaştığını öğrendiklerini vurgulayan Karayılan, yerine getirilmesini bekledikleri isteklerini şöyle açıkladı:

Meclis kapanmadan önce yapın!

Önümüzdekİ 2-3 hafta içerisinde, özellikle de TBMM kapanmadan bazı adımların atılmasını bekliyoruz. Madem 6 aydır bir süreç başladı, tek mermi patlamıyor, PKK geri çekiliyor ve birinci aşama bitti; o zaman tutuklu siyasetçilerin de bırakılması gerekiyor. Sorun gerçekten çözülecekse bu İmralı tecrit sisteminin değişmesi gerekiyor. Buyurun siz de samimi adımlar atın, bir görelim sizi... Yoksa süreç böyle yürümez.

Kandil’den hükümete “ sözünde dur” tehdidi

Karayılan Erdoğan’ı uyardı: Biz sözümüzde durduk sıra sende. Meclis tatile girmeden yasaları çıkar, Öcalan’a tecriti kaldır, koruculuğu lağvet, karakolları yık.

PKK’nın Kandil’deki elebaşısı Murat Karayılan, hükümetin verdiği sözleri yerine getirmesini istedi. Terör örgütüne yakınlığı ile bilinen ANF’ye konuşan Karayılan, “Önümüzdeki 2-3 hafta içerisinde, özellikle TBMM kapanmadan bazı adımların atılmasını bekliyoruz. Biz üzerimize düşeni yaptık. Ama böyle tek ayakla gitmez” diyerek hükümeti adeta tehdit etti. Hükümetin sürece yaklaşımının kendilerini kaygılandırdığını söyleyen Karayılan, şöyle konuştu:

Tecrit kaldırılsın

“Biz AKP’nin düşüncesi nedir anlamak istiyoruz. Koruculuğu lağvedecek mi, etmeyecek mi. Bu, savaş nedeniyle oluşturulmuş bir yapıdır. Şimdi savaş sona erdiğine göre bu yapı varlığını sürdürecek mi, sürdürmeyecek mi. Bu konuda açıklama yapılmasını bekliyoruz. Neden biz geri çekilmeyi sürdürürken yeni korucu kadroları alınıyor. Bu, ciddi bir durumdur.Bir ara keşiflerin hafiflediğini belirtebilirim ama şimdi medya savunma alanları dediğimiz güney bölgelerinde daimi bir şekilde keşif var. Bu keşifler neyi amaçlıyor. Askerlikte keşif demek, bir eyleme hazırlanmak demektir. O zaman ben de PKK’nın güçlerine, ’siz de gidin devlet ve güvenlik kuvvetlerini keşfedin, eyleme hazırlanın’diyebilirim. Böyle mi diyelim yani. Böyle süreç gelişir mi. Böyle gelişmezse devlet niye bunu sürdürüyor. AKP, gerçekten barış istiyorsa ortaya çıksın, koruculuğa ilişkin ne yapmak istiyor, bu kadar özel operasyon birliklerini yerleştirmekle neyi hedefliyor, bunları açıklasın. Bütün bunlar olurken biz nasıl rahat olalım.”

Devlet ve hükümetin bu dönemde kendi sorumluluklarını yerine getirmesini isteyen Karayılan, “Önümüzdeki 2-3 hafta içerisinde, özellikle de TBMM kapanmadan bazı adımların atılmasını bekliyoruz. Madem 6 aydır bir süreç başladı, tek mermi patlamıyor, PKK geri çekiliyor ve birinci aşama bitti, o zaman tutuklu siyasetçilerin de bırakılması gerekiyor” diye konuştu. Karayılan, şöyle devam etti:

3 hafta mühlet

“Eğer sorun gerçekten çözülecekse bu İmralı tecrit sisteminin değişmesi gerekiyor. Önderliğin dışarıyla rahat bağ kurması gerekiyor. Bizimle rahat iletişim kurması ve görüşebilmesi gerekiyor. Bu konuda da herhangi bir yenilik yok. Tecrit halen devam ediyor. Lafla söylemek olmaz. Buyurun siz de samimi adımlar atın, bir görelim sizi. İmralı’da tecrit devam edecek, Kürt siyasetçileri tutuklu kalacak, hastalar cezaevlerinde ölecek, güçler de askeri hazırlıklarını sürdürecek, bir de kalkıp samimiyetten bahsedilecek. Bu böyle olmaz. Öcalan, Kürt halkının temsilcisidir ve resmi olarak devlet ve hükümetle bu vasıfla diyalog sürdürmektedir. Çözüm sürecinin gelişmesi için biz görevlerimizin gereğini yaptık. Aynı proje çerçevesinde devletin ve hükümetin de yapması gerekenler var.”

Müzakere masası bu isteklerle dolu!

İmralı canisinin talimatıyla Diyarbakır’da yapılan sözde konferans sonrası yayınlanan ve BM’ye de gönderileceği açıklanan bildirgede pazarlıklar ima edilerek, şu isteklerin yerine getirilmesi istenmişti:

* Kürtler özerklik, federasyon, bağımsızlık gibi siyasal talepleri belirleme hakkına sahiptir. Kendi kaderini tayin hakkı Kürdistan halkına aittir. Kürdistan’ın statüsünü kabul edin, kaynak aktarın.

* İmralı’da tutulan Abdullah Öcalan’ı tahliye edin. Terör gerekçesiyle tutuklananları serbest bırakın. PKK’yı terör örgütleri listesinden çıkarın. Kürtçeyi resmi dil olarak kabul edin.

* Kamu kaynaklarını pozitif ayrımcılık ilkesi temelinde Kürdistan’a aktarın. Ana dilde eğitimi anayasal güvenceye kavuşturun. Yeni karakolların yapımını durdurun. Koruculuğu kaldırın.

“İsyan bildirgesi” ile dayatma

Bebek katili Abdullah Öcalan’ın talimatıyla geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da yapılan Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı adlı ihanet toplantısında, AKP-PKK müzakerelerinin “süreç” adı altında pazarlık yapılan konuları gözler önüne sermişti. Başta Kandil olmak üzere, BM ve AB’ye de gönderileceği açıklanan “ihanet” toplantısının sonuç bildirgesinde, hükümete “Kürtler özerklik, federasyon, bağımsızlık gibi siyasal talepleri belirleme hakkına sahiptir. Kendi kaderini tayin hakkı Kürdistan halkına aittir. Kürdistan’ın statüsünü kabul edin, kaynak aktarın. Öcalan’ı tahliye edin. Tutukluları serbest bırakın. PKK’yı terör örgütü listesinden çıkarın. Kürtçeyi resmi dil olarak kabul edin. Ana dilde eğitime anayasal güvence verin. Yeni karakol yapımını durdurun. Koruculuğu kaldırın” isteklerinin yerine getirilmesi istenmişti.

YENİÇAĞ, 19 Haziran 2013
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Oğuz Kağan » Sal Haz 25, 2013 13:19

Eşkıya Cizre’de hükümran oldu!

Şırnak’ta özerklik fiilen uygulamaya geçti. Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H) adı altında kurulan ‘asayiş birimleri’ askeri disiplinle gerçekleştirilen törenin ardından sertifikalarını aldı ve yoldan geçen araçlarda ‘üniforma’yla kimlik kontrolü yaptı. ‘Güvenlik uygulamaları’ slogan, alkış, zılgıt ve PKK bezleri altında yapıldı...

YDG-H ve Cizre Halk İnisiyatifi bünyesinde onlarca gençten oluşan asayiş birimi, kuruluşunu törenle ilan etti. Kalabalık bir grubun izlediği törenin askeri kurallara göre yapılması dikkat çekerken, asayiş birimi üyelerine sertifika verildi.

Asayiş biriminin yüzleri kapalı üyeleri, üzerlerinde “YDG-H Asayiş” yazısıyla Öcalan’ın resmi bulunan tek tip tişörtler giyerek ve ellerinde telsizlerle göreve çıktı! Yoldan geçen tüm araçları durduran bu kişiler, özenle kimlik kontrolü yaptı.

Öz savunma yapılacakmış!

AKP’nin müzakere ortağı PKK, Şırnak’ın Cizre ilçesinde özerkliği fiilen uygulamaya koydu. Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H) adı altında kurulan asayiş birimleri törenle göreve başladı! Binlerce kişinin katıldığı ilan töreninde yapılan açıklamada “YDG-H olarak Kürdistan halklarının öz savunmasını tarihsel bir sorumluluk olarak üstlendikleri” ifade edildi.

Hedef: Öcalan’a özgürlük...

PKK, KCK ve YDG-H’yı temsil eden bezler, terör örgütü lehine sloganlar, alkış ve zılgıtlar eşliğindeki törende yapılan açıklamada “Kürdistan’da sömürgeci uygulamalardan halkımızı savunmak, yine bütün ezilen halkların özgürlük garantisi olan Önder Apo’yu özgürleştirmek için 23 Haziran 2013 itibari ile YDG-H asayiş birimlerini ilan ettiğimizi duyuruyoruz” denildi.

Cizre’nin asayişi PKK’ya emanet!

Üzerlerine “YDG-H Asayiş” yazan tişörtler giyen yüzlerce militan Cizre’de törenle diploma aldı. İlçeye dağılan teröristler caddelerde kimlik kontrolü yaptı.

İktidarın müzakere ortağı PKK, Şırnak’ın Cizre ilçesinde özerkliği fiilen ilan etti. Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H) adı altında kurulan sözde “asayiş birimleri” askeri disiplinle gerçekleştirilen törenin ardından diploma alıp, yoldan geçen araçlarda üniformalarıyla kimlik kontrolü yaptı. Binlerce kişinin katıldığı ilan töreninde yapılan açıklamada “YDG-H olarak Kürdistan halklarının öz savunmasını tarihsel bir sorumluluk olarak üstlendik. Kürdistan’da sömürgeci uygulamalardan halkımızı savunmak, ezilen halkların özgürlük garantisi olan Apo’yu özgürleştirmek için 23 Haziran 2013 itibari ile YDG-H asayiş birimlerini ilan ettiğimizi duyuruyoruz” denildi.

Askeri tören gibi

Olay yerine gelen polis topluluğa gaz bombalarıyla müdahale etti. Nur Mahallesi’nde ise maskeli gruplar ellerinde telsizler ve üzerlerine giydikleri “YDG-H Asayiş” yazılı tişörtlerle kimlik kontrolü yaptı. Akşam saatlerinde de Botaş Caddesi’nde “askeri tören” düzenlendi. Ses sisteminin de kurulduğu alana Öcalan’ın posteri asıldı, masaların üzerinde PKK, KCK ve YDG-H paçavları serildi. Yaklaşık yüz kişilik grup ellerinde Öcalan’ın fotoğrafı, PKK ve KCK paçavraları ile alana girdi. YDG-H’liler, tören alanında askeri düzende sıralanırken, yapılan açıklamada şöyle denildi:

Yemin ettiler

“Kürt ve Kürdistan’ın varlığının kabul edilmeye başlandığı bu süreçle birlikte temel mücadele alanının yeni özgür yaşamı inşa etme olacağı kesindir. Yeni özgür yaşamı inşa etmenin ilk ve temel ayağı şüphesiz öz savunmadır. Kürdistan gibi tarih boyunca işgalci güçlerin saldırısına maruz kalan bir ülke ve en ağır soykırımlardan geçmiş bir halk olarak Kürtler söz konusu ise öz savunma geliştirmek tarihsel toplumsal bir ihtiyaç olduğu kadar ahlaki bir ilkedir. Bu temelde özgür yaşamı inşa etme sürecinde sömürgecilik eli ile oluşturulan bütün kurumları reddetmek toplumsal değerlerimize bağlı, demokratik konfederal bir yaşam alanı inşa etmek için Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H) olarak öz savunma endeksli asayiş güçlerini oluşturmayı tarihsel bir sorumluluk olarak üstleniyoruz. Bunun gereği olarak halkımızın büyük bedellerle kazandığı değerleri savunmak, Kürdistan’da sömürgeci uygulamalardan halkımızı savunmak, yine bütün ezilen halkların özgürlük garantisi olan Önder Apo’yu özgürleştirmek için 23 Haziran 2013 tarihi itibari ile YDG-H asayiş birimlerini ilan ettiğimizi duyuruyoruz.” Açıklamanın ardından birimler halinde isimleri anons edilen YDG-H’lilere törenle diploma verildi.

Askeri disiplinle diploma töreni

YDG-H ve Cizre Halk İnisiyatifi bünyesindeki genç militanlardan oluşan sözde “asayiş birimi”, kalabalık bir grubun izlediği askeri kurallara göre düzenlenmiş törede yemin edip, doplamalarını aldılar. “Asayiş birimi” nin yüzleri maskeli üyeleri, üzerlerinde “YDG-H Asayiş” yazısı ve Öcalan’ın resmi bulunan tek tip tişörtler giyerek ellerindeki telsizlerle cadde ve sokakları dolaşıp, yoldan geçen araçları durdurarak kimlik kontrolü yaptı.

YENİÇAĞ, 24 Haziran 2013



TÜSİAD sürecin finansörü

Çözümün iktisadi ayağı!

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), çözüm sürecinin iktisadi ayağını ele alan bir zirveyi Cizre’de gerçekleştirme kararı aldı.Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu’nun (TÜRKONFED) işbirliğiyle ve “Doğu ve Güneydoğu Ekonomi ve Kalkınma Zirvesi: Cizre Buluşması” adı altında yapılacak toplantıda bölgenin süratle kalkınması için atılacak adımlar, iş dünyası temsilcileriyle birlikte değerlendirilecek ve çözüm sürecinin ekonomi üzerindeki etkileri ele alınacak.

TÜSİAD sürece dahil oldu

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), Cizre’de çözüm sürecinin iktisadi ayağını ele alan zirve gerçekleştirecek. TÜSİAD, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu’nun (TÜRKONFED) işbirliği ile çözüm sürecinin iktisadi ayağının güçlendirilmesi amacıyla bugün Şırnak’ın Cizre ilçesinde “Doğu ve Güneydoğu Ekonomi ve Kalkınma Zirvesi: Cizre Buluşması” başlıklı toplantı düzenleyecek. Zirvede, bölgenin iktisadi olarak süratle kalkınması yönünde atılabilecek adımlar, iş dünyası temsilcileriyle birlikte değerlendirilecek ve çözüm sürecinin ekonomi üzerinde beklenen etkileri ele alınacak. Toplantının açılış konuşmasını TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz ve TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Onatça yapacak. Panelde, çözüm sürecinin iktisadi kalkınmaya etkileri ve bölgeye yatırım planları ele alınacak.

YENİÇAĞ, 24 Haziran 2013
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Oğuz Kağan » Prş Haz 27, 2013 12:42

Aşağıdaki metnin tamamını okuyunuz! Türkiye Cumhuriyeti'nin ölüm fermanıdır. Türk Milleti iyi okuyup değerlendirmeli, sonra da yırtıp atmalıdır!

Resim

İşte Akillerin Erdoğan'a Sunduğu 'İhanet' Raporu!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde Çalışma Ofisi'nde Akil İnsanlar final toplantısı gerçekleştirildi. Saat 14.00 sıralarında başlayıp 17.30 sıralarında sona eren toplantıda Akil İnsanlar heyetleri Başbakan Erdoğan'a raporlarını sundu.

Akil İnsanlar Heyeti Doğu Anadolu Grubu'nun "Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı" aracılığıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a sunduğu rapor ortaya çıktı. Rapora göre heyet, Malatya, Elazığ, Hakkâri, Van, Tunceli, Erzincan, Bingöl, Bitlis, Muş, Iğdır, Kars, Ardahan, Ağrı, Erzurum ile birlikte 14 il, Yüksekova, Tatvan, Doğubeyazıt, Mutki, Güroymak ile birlikte 5 ilçe ve Altınova, Hasköy, Digor, Dağpınar, Susuz beldeleriyle birlikte toplam 24 yerleşim biriminde çalışmalar yürüttü.

Başkanlığını Can Paker 'in yaptığı ve Sibel Eraslan, Ayhan Ogan, Mahmut Arslan, Abdurrahman Dilipak, İzzettin Doğan, Abdurrahman Kurt, Zübeyde Teker ve Mehmet Uçum'un yer aldığı heyetin 171 ayrı yerde 29 bin 546 kişiyle görüşmeler yaptığı belirtildi. Bu görüşmelerde 2 bin 10 kişi söz alarak, 159 kişi ve kurum hazırlık yaparak yazılı 860 kişi de toplantılar sırasında yazılı görüş bildirdi.

SÜRECE İLİŞKİN ÖNERİLER VE TALEPLER

Raporda sürece ilişkin öneri ve talepler 6 başlık halinde toplandı. Bu talepler şöyle sıralandı:

1- SOSYAL PSİKOLOJİYE İLİŞKİN ÖNERİLER VE TALEPLER

- Batıdakiler ön yargılardan kurtulmalı
- Bölgede çatışmadan kaynaklanan ağır travmaların Türkiye kamuoyunda bilinmemesi, bunun sebebiyet verdiği yanlış algıların düzeltilmesi için gayret gösterilmesi
- İnsani taleplerin Türkiye'nin farklı bölgelerindeki insanlar tarafından "bölünme hassasiyeti" olarak değerlendirilmemesi
- Diyanetin barış sürecinde aktif rol üstlenmesi, veda hutbesi ekseninde kardeşlik hukukunu öne çıkarması
- Sürece zarar veren dilin (terör örgütü, bebek katili vb.) bırakılması
- Psikolojik travmaların izalesi için sosyal projeler geliştirilmesi
- Devlet tarafından haksızlığa uğratılmış tüm kişilerin itibarların iade edilmesi
- Şeyh Said, Said Nursi, Seyyid Rıza vb. isimlerin itibarlarının iadesi
- Kardeş şehir, kardeş aile uygulaması yapılmalı
- Kanaat önderleri devreye sokulmalı
- 1937 ve 1938 Dersim soykırımlarının kınanması
- Etnik ve mezhebi ayrımcılıklara ve asimilasyon politikalarına son verilmesi
- Batı bölgelerinde yaşayanlar için doğuya turizm seferberliği başlatılmalı. Batı doğuyu tanımalı, doğu batıya kendini tanıtmalı.
- Bu ülke artık tek din, tek dil gibi söylemleri kaldırmıyor.
- Tekçilikten vazgeçilmeli. Tek dil, tek millet değil, ortak vatan, ortak devlet denmeli.
- Devlet hem Kürt halkından hem de (yanlış ve eksik bilgilendirdiği için) Türk halkından özür dilemeli.
- Kalıplaşmış deyimlerden vazgeçilmeli: Türk bayrağı, Türk milleti, ne mutlu Türküm diyene, Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur, ürkiye Türklerindir, bir Türk dünyaya bedeldir gibi.
- CHP ve MHP olumsuz tavrını bırakmalı. Siyasiler aralarındaki cedelleşmeyi bırakmalı. Başbakan kıymetli bir iş yapıyor, işine odaklanmalı. Muhalefet de sürecin başarısı için çağırılmalı. Başbakanın davetine gelmezlerse cumhurbaşkanı çağırmalı. Kavl-i leyyin öne çıkmalı. Barış sürecinin sorumluluğu tek başına Ak Parti'nin üzerinde kalmamalı.

2- SİYASİ ÖNERİLER VE TALEPLER

A- HUKUK DÜZLEMİNDE

- Yeni anayasa
- Anadilde eğitim
- Seçim barajının kaldırılması
- Siyasi partiler kanununun değiştirilmesi
- Yerel yönetimlere daha fazla yetki verilmesi
- TMK'nın kaldırılması
- Siyasal genel af
- Öcalan'ın serbest bırakılması (bu talep Öcalan'a yakın siyasi hareketler tarafından örgütlü olarak dile getirilmiştir, ancak diğer bazı Kürt siyasi grupları da (azadi gibi) bu talebe katılmıştır. Bu talep Öcalan'ın koşullarının iyileştirilmesi olarak ifade edilen ve ilgili bölümde yer verilen talepten farklı olarak gündeme getirilmiştir.)
- Gerçek demokrasi olmadan barış olmaz. Süreç karşılıklı konuşabilme, bir masa etrafında buluşabilme anlamında başarılı ama barışın tüm boyutlarıyla olabilmesi için gerçek demokrasi olması lazım.
- Türkiye milletvekilliği, yerel parlamentolar olmalı. Eyalet sistemi olmalı
- Diyanet yeniden yapılandırılmalıdır.
- Sivil temsilciler meclisi.
- Cemevleri ibadethane statüsünde yasal zeminde ifadesini bulmalıdır: 2009'da Demokratik Açılımla birlikte Alevi çalıştayları üzenlendi. Ama Alevilerin beklentilerine cevap verilmedi. Mesela Cemevlerine izin çıkmadı. Alevilerin ödedikleri vergilerle camiler inşa ediliyor ama hiç Cemevi yapılmıyor.
- Tüm mağdur edilenlere tazminat ödenmeli.
- Teorik demokrasiden pratik demokrasiye geçilmeli.

B- YÜRÜTME/İDARE VE GÜVENLİK DÜZLEMİNDE

- Sadece PKK ve silahlı güçler muhatap alınmamalı. Bölge halkı topyekün muhatap alınmalı. Şeyhleriyle, Seydalarıyla ve diğer yapılanmalarıyla birlikte.
- Yol kontrollerinin kaldırılması
- Mayınların temizlenmesi
- Köylere geri dönüş
- Karakol ve kalekol yapımlarının durdurulması
- Koruculuğun kaldırılması
- Koruculuk yapanların sosyal haklarının güvenceye alınması
- Bölgeye atanan yöneticilerin halkla uyumlu olması
- Çatışma dönemlerinde görev yapanların rotasyonu
- Atamalarda “doğu hizmetiö ifadesinin kaldırılması
- Yer isimlerinin iadesi (Dersim, Gever, Çolemerik, Elaziz)
- Cadde, okul, havaalanı gibi yerlerde İnönü, Fevzi Çakmak, Abdullah Alpdoğan, Sabiha Gökçen gibi isimlendirmelerin terk edilmesi
- Sol örgütler: Özellikle Tunceli'de PKK sonrası dönemde TİKKO ve MKP gibi yapılanmalara dikkat edilmeli. PKK'nın ağır silahlarının bu örgütlere bırakılacağı ifade ediliyor. Tunceli halkı bu örgütlere silahlı mücadelenin çıkmaz yol olduğunu anlatmalı.
- Tunceli'de şehri BBG evi gibi gözetleyen kameraların kaldırılması
- Tunceli'de baraj yapımlarının durdurulması
- Seyyid Rıza'nın mezarının gösterilmesi
- Dindarların sorunları da görülmeli. Devlet dinle de barışmalı. Bölgede hala Kur'an öğretenler cezalandırılıyor.
- Başörtüsü sorunu halledilmeli.
- Üniversitelerde ajanlaştırma faaliyetlerine son verilmeli.
- Diyanet İşleri Başkanlığıyla görüşün: ümmet dili kullanılsın. Kavmiyetçi ifadeleri çıkarsınlar. Türk kelimelerini çıkarıp Kürt yazsanız ve aynı hutbeleri Yozgat'ta okusanız ne olur?
- Öcalan serbest bırakılmazsa bile barışı yönetmesi sağlanmalı. Hiç olmazsa şartları iyileştirilmeli.

C- YARGISAL SÜREÇLER BAKIMINDAN

- Ergenekon operasyonlarının Fırat'ın doğusuna da taşınması
- Roboski olayının çözülmesi
- Uludere katliamından dolayı özür dilenmeli ve failleri cezalandırılmalı.
- Toplu mezarların ortaya çıkarılması
- Hasta tutukluların serbest bırakılması ve tedavilerinin yapılması
- Geçmişte yanlış yapan yönetici, asker ve polislerin yargılanması
- Korkmaz Tağma gibi alenen zulmeden ve bilinen askerler yargılanmalı.

3- İKTİSADİ SÜREÇLERE İLİŞKİN ÖNERİLER VE TALEPLER

- Yayla yasaklarının kaldırılması
- Sınır ticaretinin açılması
- Sınırların önemsizleştirilmesi politikası çerçevesinde serbest dolaşım düzenlemelerinin yapılması
- Yargı paketleri yanında ekonomik paketler de olmalı.
- Bölgenin hayvancılık, tarım (özellikle bazı bölgelerde organik tarım), arıcılık potansiyeli harekete geçirilmeli.
- Bölgenin turizm potansiyelini harekete geçirmeye yönelik özel girişimler olmalı.

4- KÜLTÜREL ÖNERİLER VE TALEPLER

- Eğitim sistemi baştan aşağı sıfırdan yenilenmeli. Sıkıntıların temelinde eğitim sistemi var.
- Medyanın kullandığı dili değiştirmesi, süreci destekleyen bir dil kullanılması
- Eğitim programlarının bölgeye göre yeniden yapılandırılması. Tarih ve mantık dersleri üzerine eğilmek gerekiyor.
- Sürece zarar veren dizilerin kaldırılması
- Diyarbakır cezaevinin insan hakları müzesine dönüştürülmesi
- Irkçı, şoven ifadelerin dağlardan ve tabelalardan kaldırılması
- Andımızın kaldırılması
- Demokrasi üniversitelerde de olmalı. Üniversitelerden siyasi baskılar da kaldırılmalı. Özgür bilim ve sanat olmalı. Gerici ve faşist uygulamalara son verilmeli. Öğrencilerin kulüp kurmasına izin verilmiyor. Hocalar ayrımcılık yaparak Kürt öğrencilerin kulüp danışmanlığını kabul etmiyor.
- İslami STK'lar laik ulusalcı yaklaşımlardan uzak durmalı. Hakiki İslam anlayışı uygulanmalı. Medreselerin ihyası ve toplumsal barışa katkısı sağlanmalı. Islah ve irşad hamlesi başlatılmalı. Kur'an ve sünnet ekseninde olmazsa nasıl olacak? Hamas ve El-Fetih arasında arabulucu olanlar burada niçin hamle yapmıyor? İki pınar Şeyh Said ve Said- Nursi. İade-i itibar olmalı.
- Akil insanlar heyeti genişletilmeli ve kalıcı olmalı. Konumunuzu biliyoruz. Karar verici değilsiniz. Ama “hakikat arayıcısıö olduğunuzu görüyoruz. Adalet adına mağdurlardan mazlumlardan yana olmalısınız. “Barış elçileri" ve “umut elçileri" denebilir. “Cemaat-i Hak". Hakkı ortaya çıkarmak için teşkil olunan ve cemaat yapan kimselersiniz. "Bilge kişiler heyeti".
- Devlet anlayışı değişmeli. Bir akil insanlar heyeti de devletin askerini, polisini sürece hazırlamalı. Türk kurtlaşmasının çözümü Kürt kurtlaşması değildir. Devletin mankurtlaştırması da değildir. Ulus devlet ve kutsal devlet algısından sarf-ı nazar edip, kerim, müşfik, hâdim ve munis devlet anlayışına geçilmeli. Cumhuriyet herkese (Sünniye, Aleviye, Kürde vb.) sınır getirdi. Zaman içerisinde herkes kendisi olmaktan çıktı. Barış sürecinin selameti için devlet dinle, Ankara Anadolu'yla barışmalı.
- Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu gibi kurumlar yanında Kürt Dil Kurumu, Kürt Tarih Kurumu gibi kurumlar da olmalı.
- Yaşayan Diller Enstitüsü mezunlarına öğretmenlik hakkı verilmeli.

5- SOSYAL ADALET TALEPLERİ (İstihdam, gelir güvencesi ve teşvikler vb.)

- İşsizlik çözülmeli
- Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalı
- Gelir güvencesi için sosyal politikalar geliştirilmeli
- Bölgeye yönelik teşvikler artırılmalı
- Bölgede görev yapan özellikle polislerle ilgili çalışma koşulları düzeltilmeli ve terfi uygulamalarında eşitlik sağlanmalı (akademi mezunlarıyla yüksekokul mezunları arasındaki eşitsizliğin giderilmesi, yani standart polis olarak mesleğe başlayanlar ile polis akademisi mezunu olarak başlayanlar arasındaki ayrımcılığın ortadan kaldırılması)

6- DOĞAYA İLİŞKİN ÖNERİLER VE TALEPLER

- Toplumsal barış tabiatı da görmeli. Ormanlar, dereler, toprak, su bunlar da yok ediliyor.
- Bölgenin yok edilen, yakılan ormanları yeniden kazandırılmalı. Bölgenin ormanları yok edildi. Köy korucuları ağaç dikmekle vzifelendirilsin
- Bölgede (özellikle Tunceli Munzur ve Pülümür vadilerinde) yapılması düşünülen HES'ler bir kez daha düşünülmeli.

SÜRECE İLİŞKİN ENDİŞELER

Raporda görüşmelerde sürece ilişkin öne sürülen endişeler de paylaşıldı. Endişeler "Güvence" ve "Yöntem" başlığı altında anlatıldı.

1- Güvence çerçevesindeki endişeler

- Yine kandırılacak mıyız?
- 8 defa yaşanan bu süreç 9. defa akamete uğrayacak mı?
- Fail-i meçhul deniyor oysa hepsinin failleri bellidir.
- Hiç kimse boşu boşuna dağa çıkmamıştır.
- Başbakan dün söylediğini bugün nakzedecek açıklamalar yapıyor.
- Hükümet samimi değil.
- Önümüzde seçimler var ve Suriye politikasından dolayı konjonktürel olarak barış istiyorlar.
- Sistemler zaten barışı sağlamak istemezler.
- Birileri bu ülkenin sahibi birileri de misafir değil.
- Operasyonlar durdurulmadı, yeni korucular alınıyor, yeni çete örgütler kuruluyor, karakollar inşa ediliyor.
- Akrabalarımın kanını helal edebilirim ama boşa gitmemeli.
- Türkiye Cumhuriyeti sadece Türklerin mi olacak?
- Kürt halkının önderini 4 duvar arasında tutarak nasıl barışacaksınız?
- Dilinizi değiştirmeden nasıl barışacaksınız?
- Akil insanlar terör ifadesini kullanabiliyor. Bu tarafsızlığı zedeler.
- Lozan'dan günümüze kadar Kürt halkı kandırıldı, kandırılmaya çalışıldı. Artık kandırılmak istemiyoruz.
- Kürtlerden ziyade Türkler ikna edilmeli.
- Bölgede kontrol noktaları, akrepler, namlular çok fazla.
- Türk devlet aklı ve vicdanına güvenemiyoruz. Bize bu konuda nasıl bir garanti verilecek?
- Türkler Kürtlerle eşit olmak istemiyor.
- Doğduğumdan beri hep kardeş olduğumuzu söylediler. Oysa bunu göremedik. Dolayısıyla ben artık kardeşlik değil hukuk zemininde eşitlik istiyorum.
- Türk Kürt kardeşliği de eşitliği doğurmayabilir. Birebir eşitlik olmadan kardeşlik söylemi de doğru olmaz.
- Cemaat dernekleri, vakıflar vb. kurduruluyor. Sanki Hamidiye alaylarının modernizasyonu gibi.
- Barış ama hangi barış? Rencide eden bir barış olmaz. Psikolojik savaşı devam ettirenler var.
- Yeni Şark Islahat Raporları istemiyoruz.
- Türk basını hala aynı kötü dili kullanıyor.
- İttihat ve Terakki'den bu yana Kürt sorunu Kürtleri zabt u rabt altına alma sorunudur. Her seferinde Kürdistan'a yeni fetihler düzenledi. 205'te Başbakan güzel şeyler söyledi ama sonrasında yanlış adımlar atıldı. Her iki liderin de tutumu takdire şayan. Ama kaygılarımız var.
- Kürtlerde şu anlayış gelişti: DEVLETE GÜVEN OLMAZ. Bu süreç umarız bu ifadeyi yalanlar. Bizlere ne verildiği soruluyor: biz kimseden lütuf beklemiyoruz, gasp edilen haklarımızı talep ediyoruz.
- Gerilla anneleri yavrularına kavuşabilecek mi?
- Geri çekilmeler için yasal güvence olacak mı?
- Hakikatleri Araştırma Komisyonu olacak mı?
- Kimlik ve inanç hakları tanınacak mı?

2-Yöntem ve sonuçla ilgili endişeler

- Öcalan'ın ve PKK'nın muhatap alınması doğru mu?
- Bölünme kaygısı. Kürtlere bağımsızlık mı veriliyor?
- Neler verildi?
- Proje yerli mi yoksa hâkim güçlerin dayatması mı?
- AKP, BDP, PKK ekseninde yürütülen bu süreçte kim kiminle?
- Bu heyette bulunmak sizleri vicdanen rahatsız etmekte midir?
- Dağda öldürülenlere şehit denilebilir mi?
- PKK siyasi parti olarak kabul ediliyor sizler bundan rahatsızlık duymuyor musunuz?
- PKK'lılar serbest bırakılacak mı?
- TC ifadesi çıkarılacak mı?
- Özerk bir yönetim kurulacak mı?
- Silahsızlandırma sürecinde karşı tarafa verilen tavizler nelerdir?
- Anayasal süreçle tatmin olunacak mı? Yoksa başka talepler mi var?
- Kürt siyasi hareketi ne istediğini, devlet de ne verdiğini anlatmalıdır?
- Barışa taraftarız ama içinde ne olduğunu bilmiyoruz.
- Diğer ülkelerin dayatmasıyla mı oluyor?
- Kürtlerle oluyor da Alevilerle niçin olmuyor?
- BOP kapsamında mı hareket ediliyor?
- İran, Irak, Suriye hep birlikte düşündüğümüzde acaba mezhep kavgasına mı çekiliyoruz.
- Sınır dışına çıkanlar, Suriye'de Kürt Bölgesi kurulması için mi savaşacak?
- Sınır dışına çıkanlar, daha sonra çok daha güçlü bir biçimde içeri girip tekrar sorun olmayacaklar mı? Bunun güvencesi nedir?
- Öcalan ne olacak? İçeridekiler ne olacak. Af var mı?
- Örgüt her şeyiyle çekilecek mi?
- İlerisinin neler getireceğini hiç kimse bilmiyor. Neticelerden endişe edenler var. Devlet parçalanacak mı? Bu konulara tatmin edici açıklamalar yapılmalı. Daha açık konuşulmalı. Sürecin adımları anlatılmalı. Kitleleri tatmin edici açıklamalar yapılmalı. Süreç seçimlere ve iç siyasete malzeme yapılmamalı.
- Bölünme olacak mı? Öcalan serbest bırakılacak mı?
- Mesela sadece etnisite sorunu değildir. Mesela Hanefilik bize dayatılıyor oysa biz Şafii'yiz.
- Süreç, şehit ailelerine zarar verecek mi? Haklarında gerileme olacak mı? Şehitlere verilen değer azalacak mı?
- Terörle mücadele döneminde görev alan güvenlik güçlerinin itibarsızlaştırılmasından endişe ediyoruz. Yakın zamana kadar kahramanken, şimdi “hain" gözü ile bakılmaktan korkuyoruz. Bizlerin yaşadığı sorunların da dikkate alınması gerekir.

RAPORUN SONUÇ KISMI

Raporun sonuç bölümünde ise değerlendirme ve tespitlere yer verildi. Bu değerlendirmeler şu şekilde dile getirildi:
"Bizler ülkemizde yaşanan problemlerin Türk-Kürt, Alevi-Sünni problemi olduğunu düşünmüyoruz. Problemin temelinde başından beri bu ülkenin insanıyla üstenci bir ilişkiyi sürdürmeye çalışan baskıcı, dışlayıcı ve tasarlayıcı vesayetçi devlet yapısının, sivil ve askeri bürokrasiye dayalı siyasal paradigmanın ve özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yakın geçmişe kadar uygulanan zalim ve insafsız devlet politikalarının yattığını düşünüyoruz. Problem, devleti ve güvenliği esas alan bir yaklaşımdan kaynaklanmaktadır ve ülkemiz insanı artık bu anlayış yerine toplumu ve özgürlükleri esas alan bir yaklaşıma ihtiyaç duymaktadır. Türkiye 21. yüzyılda büyüme ve insan hakları açısından da örnek gösterilen bir ülke olabilme yolunda ilerlerken bu alanda var olan problemlerini çözüme kavuşturmak zorundadır.
Bu sebeple başlatılan çözüm süreci son derece önemli. Çünkü çözüm süreci, bu ülkenin büyümesinin önündeki engelleri kaldırmanın, var olan problemleri çözebilme iradesinin zeminidir. Barış içinde ve birliğimizi muhafaza ederek hem bölgede hem de bütün dünyada Türkiye'nin daha etkin bir ülke konumuna gelmesini sağlayacak bir sürecin başlangıcıdır. Ülkemizde ve bölgemizde istikrarın sağlanabilmesi, ekonomik yatırımların yapılabilmesi ve geleceğe umutla bakabilmemiz açısından öncelikle silahların susması, güvenlik eksenli endişelerin ortadan kaldırılması gerekmektedir.

Bu süreçle birlikte Türkiye'nin büyüyebileceğine, bölgeye huzur ve refah gelebileceğine, bölge insanının şu anda 3000 dolarlarda seyreden yıllık gelir payının onlarca kat artabileceğine inanıyoruz.

1. Çözüm süreci, ayrılma değil, bir arada aydınlık yarınlara umutla bakabilme sürecidir.
2. Çözüm süreci, bir arada, eşit, kardeşçe, dostça yaşayabilme adına, geleceği hep birlikte kurabilme iradesinin cesurca ifade edilmesidir.
3. Türkiye'de yaşayan herkes artık bölünme endişelerini bir kenara bırakmalıdır. Çünkü bölge insanları bölünmeyi değil, dmokratikleşme ekseninde eşit vatandaşlar olarak Türkiye'nin büyümesine katkıda bulunmayı istemektedir.
4. Silahların susması ve çatışma ortamının ortadan kaldırılması yolunda Kürt sorununun çözümüne yönelik adımlar, bölünme değil, barış ve huzur ortamımızın inşası anlamına gelir. Türkiye Toplumu bir bütün olarak kan ve gözyaşı istemiyor. Artık barışın hâkim olması arzu edilmektedir.
5. Çözüm ve barış süreci devam ettirilmelidir. Bu sadece bir bölgenin değil, hepimizin meselesidir. Süreci her kesimin sahiplenmesini ve desteklemesini umuyoruz.
6. Türkiye geldiğimiz bu noktada eş zamanlı olarak hem yirminci yüzyıldan bugüne aktardığımız demokrasi eksiğini gidermek hem de yirmi birinci yüzyılın yeni demokrasi ihtiyacına yanıt vermek şansını yakalamıştır. Siyasal demokrasi açısından çağ atlamanın eşiğindeyiz. Bu şansı ancak demokrasi koalisyonunu güçlendirerek ve demokratik merkezi destekleyerek gerçeğe dönüştürebiliriz"

Milliyet, 26 Haziran 2013
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Oğuz Kağan » Cmt Haz 29, 2013 11:52

Amerikan elçisinden açılım teftişi!

Gezi olaylarına hükümetin yaklaşımını eleştiren ABD Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone’nin, bir süre önce AKP Genel Merkezi’ne yaptığı sürpriz ziyaretin ardından çıktığı Doğu ve Güneydoğu turu farklı yorumlara yol açtı. Batman, Gaziantep, Hakkari, Diyarbakır ve Adana’da ‘teftiş’ havasında gezen ABD elçisi, “çözüm sürecine destek” mesajları verdi.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone’nin eşiyle birlikte çıktığı Güneydoğu turunun zamanlaması, seçtiği yerler ve verdiği ‘süreç’ mesajları manidar bulundu.

“Teftiş” gibi gezi!

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone’ın, bir süre önce AKP Genel Merkezi’ne sürpriz ziyarette bulunup, ardından Doğu ve Güneydoğu’daki bazı merkezleri “teftiş” eder gibi gezmesi manidar bulundu. Batman, Gaziantep, Hakkari, Diyabakır ve Adana’yı ziyaret eden ABD elçisi, “Sadece bölge için değil bütün Türkiye için, Türk demokrasisi için ümitliyim. Güneydoğu bölgesinin önemli bir bölümünü ziyaret ettik. Gittiğimiz her yerde çok sıcak karşılandık. Herkesin ümitli, kararlı ve ileriye bakan bir şekilde olduğunu gördük. Ben de çok ümitliyim. Biz Amerikalılar olarak, dost ve müttefik bir ülke olarak sizin çözüm sürecini desteklediğimizi tekrar ifade ettik” diye konuştu.

Haber: Salim Yavaşoğlu

YENİÇAĞ, 28 Haziran 2013



Eymür: Bölünme endişesi taşıyorum

Eski MİT Daire Başkanı’ndan çarpıcı tespit

Eymür: Bölünme endişesi taşıyorum


Milli İstihbarat Teşkilatı’nda bir dönem önemli görevlerde bulunan Mehmet Eymür kaleme aldığı yazısında “Son günlerde Cizre’den gelen PKK ile ilgili tatsız haberleri gördükçe, ABD elçisinin zamansız Güneydoğu seyahatini de dikkate alıp Türkiye’nin bölünmesi ve istikrarı açısından derin endişeler taşıyorum!” dedi.

Türkiye’ye biçilen rol netleşiyor

Türkİye’nin iyi tanıdığı isimlerden eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür, bir internet sitesinde ilginç ifadelerle ‘bölünme’ uyarısı yaptı. Eymür, “Türkiye’ye biçilen rol” başlıklı yazısında; Gezi olaylarının gölgesinde kalan son gelişmeleri ve endişelerini, ABD eski Başkanı Bill Clinton ve CIA Orta Doğu Dairesi eski Sorumlusu ve Büyük Orta Doğu Projesi’nin baş mimarı Graham Fuller’in ‘kritik’ değerlendirmelerini hatırlatarak ortaya koydu. İşte Eymür’ün profesyonel bakışıyla görünen tablo:

Dönemin mimarları, ılımlı İslam

Herkes tedirginlik içinde, ne olacağını soruyor. Cevap “Batı’nın ülkemize biçtiği rol”ün iyi tahlil edilmesi ile açığa çıkar. Daha önce yazmıştım; Batı, özellikle ABD, Türkiye’nin rolünü 1990’lı yıllarda biçmişti. Fuller, “Din siyasete soyununca gerçekçi bazı tavizler vermesi gerekir” diyor, Türkiye için 3 unsurun “demokrasi, laiklik ve din”in altını çiziyordu.

Kırmızı çizgiyi Clinton çekmişti!

ClInton, 1999’da Türkiye ziyareti öncesi konferansta “Onlara Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış tarzı ve Avrupalı güçlerin bu süreçte aldıkları kararlarla şekillendiğini anlatacağım. Türkiye demokratik, laik bir İslam ülkesi özelliğini korursa ümitli bir geleceğe kavuşuruz” demişti. Unsurlardan biri eksilirse müdahale edileceği kuvvetli bir varsayımdır!

Eski MİT’çi Eymur’den bölünme uyarısı

“ABD Büyükelçisi Ricciardone’nin zamansız Doğu ve Güneydoğu seyahati ve son günlerde Cizre’den gelen PKK ile ilgili tatsız haberleri gördükçe, Türkiye’nin bölüneceği endişesini taşıyorum.”

Eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür, son günlerde terör örgütü PKK içindeki gelişmeler ve ABD Büyükelçisi Francis Ricciardone’nin zamansız Doğu ve Güneydoğu bölgelerine yaptığı ziyaretleri yorumlarken, “Bu olayları birlikte ele aldığımızda, Türkiye’nin bölünmesi ve istikrarı açısından derin endişeler taşıyorum” dedi. MİT Müsteşarlığı’nın “tasviye” edildiğini açıkladığı Kontrterör Dairesi eski Başkanı Eymür, “son.tv” adlı internet sitesindeki köşesinde kaleme aldığı “Türkiye’ye biçilen rol” başlıklı yazısında, Türkiye’nin geleceği konusundaki endişelerini dile getirdi. Eymür, bu endişelerini ABD eski Başkanı Bill Clinton ile CIA Orta Doğu Dairesi eski Sorumlusu ve Büyük Orta Doğu Projesi’nin baş mimarı Graham Fuller’in değerlendirmelerine dayandırdı.

Herkes tedirgin

Mehmet Eymür, bu konuda herkesin tedirginlik içinde olduğunu, yakın dostlarının kendisine, “Acaba Türkiye İran gibi olur mu” sorusunu sorduklarını belirterek, bu sorunun cevabının, “Batı’nın ülkemize biçtiği rolün” iyi tahlil edilmesi ile açığa çıkacağına dikkat çekti. Eymür, daha önce de “Yaşadığımız Günlerin Mimarları Ve Ilımlı İslam” başlıklı bir yazı yazdığını hatırlatarak, “O yazıda daha 1990’lı yıllarda batı dünyasının, özellikle Amerika’nın günümüz Türkiye’sine nasıl bir rol biçtiği belli oluyordu” diyor. Eymür’ün yazısı şöyle devam ediyor:

Laiklikle barışmak

“O yazımda merhum gazeteci Ufuk Güldemir’in sorularını cevaplayan CIA Orta Doğu Dairesi eski Sorumlusu ve Büyük Orta Doğu Projesi’nin baş mimarı Graham Fuller şöyle diyordu: Mısır’daki, diğer Arap ülkelerindeki İslâmî hareket, ’İslâm tariktir’diyor. Yani ’yolumuz odur’diyor. Bunu söyleyebilirler, ama bu kanıtlanmış bir gerçek değildir. Hele siyasi bir program hiç değildir. Siyasi yaşama katılıp, sanat, vergi, sağlık, eğitim ve sanayi politikalarının spesifik hatlarını açıklamak zorunda kaldıklarında, lâiklikle barışmaktan başka çare bulamıyorlar. O zaman İslâm’ın arkasına saklanma imkânları kalmıyor. Somutlaşmak durumunda kalıyorlar. Somutlaşma da uzlaşmayı beraberinde getiriyor.

Din siyasete soyundu

Eğer şiddete başvuran, devleti yıkıp İslâmî dikdatörlük kurmak isteyen bir eğilim varsa ki, bu çok olumsuzdur, o zaman demokratik devlet elbette güvenliğini sağlayacak adımları atar. Zaten İslami harekatın önündeki en büyük görev de inançları çağa uyarlamaktır. Diğer yandan İslam’ın bir de özel yaşamda yeri var ki, o ayrı bir konu ve her zaman teşvik edilmeli. İster İslam, ister Hıristiyanlık olsun, din birey yaşamındaki ahlaki değerleri güçlendiriyor. Ama din siyasete soyununca o zaman gerçekçi bazı ’tavizler’ vermesi gerekiyor. Gördüğünüz gibi Türkiye’ye biçilen rolde istikrarlı bir şekilde yürütülmesi gereken üç ana unsur var. ’Demokrasi, laiklik ve din’. Bu unsurlar olmadığı veya demokrasi ve laiklik gibi unsurlardan biri veya birkaçı eksik olduğu takdirde, sadece iç güçlerin değil, dışarıdaki süper güçlerin de Türkiye’ye belli yöntemlerle müdahale edeceği kuvvetli bir varsayımdır. Nitekim son günlerde benzer müdahaleleri görüyoruz. Bu nedenle ben Türkiye’nin İran tarzı bir İslam devleti olabileceğini düşünmüyorum. Ancak son günlerde Cizre’den gelen PKK ile ilgili tatsız haberleri gördükçe, ABD Büyükelçisi’nin zamansız Doğu ve Güneydoğu seyahatini de dikkate alıp, Türkiye’nin bölünmesi ve istikrarı açısından derin endişeler taşıyorum. Bakalım bu tatsız oyun nereye kadar gidecek.”

YENİÇAĞ, 28 Haziran 2013
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzt Tem 01, 2013 13:26

TSK da müzakere zırhına alındı

“Oslo” sonrası MİT’çileri yasal güvenceye alan iktidar askere yöneltilmesi muhtemel ‘çekilme’ suçlamalarına da özel formül üretti!

Müzakere sürecinde etkin rol alan MİT’çilere yasal takibi ’Başbakanlık izni’ne bağlayarak aşan iktidar, askeri de korumaya alıyor.

Genelkurmay’ın talebi

TSK talebi üzerine, İç Hizmet Yasası’nın 35. maddesindeki değişiklikle ’yurt içi görev suçlamaları’na askeri mahkeme bakacak.

Resim

28 Şubat’ta Başbakan’ın verdiği ‘kanunsuz emir’ konusunu irdeleyen YENİÇAĞ (üstte),
10 Mayıs’ta da sonucu ortaya koymuştu (aşağıda).

Resim

TSK da “müzakere zırhı” kapsamında

Oslo görüşmelerine katıldığı gerekçesiyle MİT Müsteşarı Hakan Fidan hakkında soruşturma izni isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na “Hayır” diyen Başbakan Tayyip Erdoğan, MİT’ten sonra şimdi de askeri korumaya çalışıyor. Hükümet, İç Hizmet Yasası’nın 35’inci maddesinin değiştirilmesiyle gündeme gelen tasarıda, kurumun yurt içindeki görevi sırasındaki suçlamalara sivil mahkemeler yerine askeri mahkemelerin bakmasını öngördü. Böylece, “PKK çekilmesine seyirci kaldın” iddialarına karşı önlem alınmış oldu. Genelkurmay Başkanlığı’nın talebiyle yapılan düzenleme, “askere güvence” olarak yorumlandı. Yapılan değişiklikle, “Olaylarda valinin isteği üzerine askeri birlik komutanlarından kuvvet tahsis edilmesi durumunda iller veya kuvvetler arasında işbirliği, koordinasyon, emir komuta ilişkileri ve diğer hususlar” yeniden düzenlendi. Bu maddeyle asker çağırmada siyasi sorumluluk ve görevlendirme Bakanlar Kurulu’na verildi. Aynı maddeye, “Görevlendirilen birliklerin faaliyetleri, askerlik görevi sayılır” hükmü eklendi. Böylece TSK’ya, yurtiçindeki görevlerde işini yaptığı veya yapmadığı iddiasıyla açılacak davalara, askeri mahkemeler bakacak.

Kanunsuz emir

PKK’nın “Meclis’ten yasa çıksın” talebine Başbakan Erdoğan, “Yeni süreçte TSK yetkiyi bizden alıp, gereken adımları buna göre atacaktır” demişti. Parlamentodan yasa çıkarmak suç teşkil ettiği için Erdoğan, tıkanıklığı “özel talimat” yoluyla aşacağını söylemiş, “Benden Başbakan olarak, illerde valilerden vali olarak, yetkiyi alıp atması gereken adımları buna göre atacaktır” demişti. Ancak PKK’lılara müdahelenin önünü kapatan her türlü emir ve talimat Başbakanlık mührü taşısa da suç teşkil ediyor. Erdoğan’ın bu açıklamasına hukukçu ve siyasilerden büyük tepki gelmişti.

YENİÇAĞ, 30 Haziran 2013
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Oğuz Kağan » Sal Tem 09, 2013 12:33

AKP’den Apo’yu kurtarma yasası!

Adalet Bakanı Ergin, ‘sağlık sorunu yaşayan tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılması’ için çalışma başlattı ve “acil” talimatı verdi. MHP’li Halaçoğlu, “Göreceksiniz, Öcalan yabancı doktor heyeti raporuyla salıverilecek!” dedi.

Müebbet hapis cezasına rağmen kapatıldığı İmralı’dan PKK’yı yönetip, iktidarla pazarlık yapan, açılım zarar görmesin diye savcıların dosyasına dokunamadığı bebek katili Öcalan’ı serbest bırakma operasyonu adım adım hayata geçiriliyor. Kandil’den yapılan açıklamalar ve BDP’nin tavrından sonra finali AKP iktidarı üstlendi. “Sürecin devamı için” kamuoyu terörist başının serbest kalması gerektiği fikrine hazırlandı. Örgütün Kandil’deki elebaşı Murat Karayılan da, batı medyasına “Sürecin sonunda Öcalan dahil herkes serbest kalacak” haberlerini pompaladı. BDP heyeti 19 Haziran ve 2 Temmuz’da Adalet Bakanı Sadullah Ergin’le bir araya gelip “sağlık sorunu yaşayan tutuklu ve hükümlüler için” devreye girdiği ve bürokratlara tutuklu ve hükümlüler için çalışma başlatılması ve bir hafta içinde uygulamaya girmesi talimatı verdiği ortaya çıktı. 4. Yargı Paketi’nde yasal altyapının uygun hale getirilmesi ve yeni düzenlemeyle sağlık sorunları yaşayan tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılmasının yolu açılacak. Bu kapsamda ilk etapta 50 KCK tutuklusu serbest bırakılacak.

“Özel mahkum”

BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ile Grup Başkanvekilleri İdris Baluken ve Pervin Buldan, 19 Haziran’da Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile bir araya gelerek bu konuyu görüşmüştü. Görüşmede, İmralı’da kendisine yapılan müstakil evde sözde “ağırlaştırılmış müebbet hapis” cezasını çeken “Özel Yetkili Mahkum” teröristbaşı Öcalan’ın serbest kalması için neler yapılabileceğinin ele alındığı öğrenildi. Taraflar, bu görüşmenin ardından 2 Temmuz’da yeniden bir araya gelerek konuyu masaya yatırdı. Bakanlığın, hapishanede olan ve sağlık durumu iyi olmayan mahkumlardan sağlık raporu isteyeceği ve raporla hapishane şartlarının tedavisine izin vermediği belgelenen tutukluları serbest bırakacağı ileri sürülüyor. Adalet Bakanlığı’nın yaptığı çalışmalara göre ilk etapta sağlık sorunları yaşayan 50 KCK tutuklusu serbest bırakılacak.

Anlaşma gereği

Bir süre önce İmralı Adası’na giden bebek katili Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan, “Ağabeyimin sağlık sorunları var. Burnunda, boğazında ve ağzında yanmalar devam ediyor. Çoktan beri devam ediyor bu sorun. Bağımsız doktor heyetini istiyor” diye açıklamalarda bulunmuştu. Terörist başı Öcalan’ın da, kardeşinin belirttiği sağlık sorunları nedeniyle Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanacak yeni düzenlemeden yararlanmaya çalıştığı öğrenildi.

Altyapı daha önce hazırlandı

Adalet Bakanlığı, daha önce de PKK ile varılan anlaşmanın önündeki engellerden biri olan hasta tutuklu ve mahpusların tedavisinin cezaevi dışında yapılması için bir dizi düzenleme gerçekleştirmişti. İlk olarak 4. Yargı Paketi’nde, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da yer alan “Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi” başlıklı maddesine ek fıkra ile “Toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen kişi hakkındaki cezanın infazının geri bırakılması nedenleri’nin arasına, maruz kalınan ağır bir hastalık veya sakatlık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettirememe hali” de eklendi. Bu arada, Adli Tıp Kurumu’nun da daha hızlı çalışması için bir dizi önlem alındı. Adli Tıp Kurumu ve Sağlık Bakanlığı arasında internet altyapısı güçlendirilerek, kurumun tam teşekküllü hastanelerin hasta tutuklu ve hükümlülerle ilgili verdiği raporlar ve görüşlere anında ulaşma olanağı sağlandı.

BDP’den sokak eylemleri!

Hükümetle pazarlığa oturan BDP tarafından iktidarın süreci hızlandırması için başlatılan “Hükümet Adım At” eylemleri çerçevesinde Van’da da geniş katılımlı bir oturma eylemi yapıldı. Çevreye terörist başının posterleri ve iktidara yönelik pankartlar asıldı. BDP Van Milletvekili Nazmi Gür, “BDP olarak hükümete 25 maddelik demokratikleşme paketi sunduk. Bu paket çözüm sürecini daha da derinleştirecek, karşılık güven duygularını artıracak ve rahatlatacak bir pakettir. TBMM tatile girecek. Bu yüzden hükümetin ramazan bayramından sonra bu konuyla ilgili Meclis’i toplaması gerekiyor. Silahlar sustu, şimdi siyaset konuşacak. Bu yüzden AKP nasıl Kazlıçeşme’de miting düzenliyorsa, miting ve eylem yapmak bizim de demokratik hakkımız. Biz bu hakkın kullanılması için sokaktayız. Ama siyasetin önüne TOMA’ları, polisi, panzeri koyarsanız bu süreç ilerlemez. Biz BDP olarak bütün darbelere karşıyız. AKP hükümetine karşı olabilecek bir darbeye de karşı çıkarız. İşte bu yüzden hükümete ’adım at’diyoruz. Eylem ve etkinliklerimiz bir ay boyunca sürecek” dedi.

YENİÇAĞ, 8 Temmuz 2013
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Hamdolsun! Kürdistan'ı da kurarız...

İletigönderen Oğuz Kağan » Çrş Tem 10, 2013 22:05

Güneydoğu PKK'nın elinde

Asker ortada yok artık. Ordu kışlalara çekilmiş. PKK’lılar kentte olduğu gibi dağlarda da olağanüstü rahatlar. Herkes PKK’lı olmuş ya da öyle görünmek zorunda. Çünkü devletin bölgede etkinliği örgüte devredeceği inancı yaygın

Zafer sarhoşluğu var

PKK ve destekçileri Türkiye’ye karşı bir zafer kazandıklarını düşünüyorlar. AKP Hükümeti’ni zayıf ve mağlup bir hükümet olarak görüyorlar. PKK’ya göre hükümet açılımı yapmaya mecbur kaldı. Süreci, Abdullah Öcalan hapisten yönetiyor. Ve bir PKK’lı özgürlük dediği zaman aslında bağımsızlık diyor.

İdam cezası veriliyor!

İşte o tablo: “Halen (...) güvenlik amiriyim, çoğunluğu korucu olmak üzere (...) personelim var. Bölge PKK denetimine geçmiş durumda. Hiçbir basın organında yer almıyor ama PKK özellikle kentlerde ve devletle çalışmış yöreden kişilere yönelik infazlar gerçekleştiriyor. Bunlar hiç duyurulmuyor.”

“İkili iktidar” olgusu...

GÖrülüyor kİ, PKK, AKP’nin çözüm sürecini, Türkiye’nin çözülmesi sürecinin bir parçası haline getirmiş, pençelerini her gün biraz daha vatan toprağına geçiriyor. Diğer bir ifadeyle bölgede “ikili iktidar” olgusu var. Ve PKK, diğer iktidara karşı her geçen gün biraz daha tahammülsüz davranıyor.

Ümit Özdağ'ın yazısı

Güneydoğu PKK’nın Elinde


Çok kısa bir süre önce Güneydoğu Anadolu’da bir gezi yaparak PKK’lı çevreler, BDP’liler, devlet yetkilileri ve halka görüşmeler yapan bir gazeteci arkadaşımın izni ile ismini vermeden gözlemlerini not etme ve yazma izni aldım.

Konuşma şu cümle ile başladı: “Bölge PKK’nın elinde.” PKK ve destekçileri Türkiye’ye karşı bir zafer kazandıklarını düşünüyorlar. AKP Hükümetini zayıf ve mağlup bir hükümet olarak görüyorlar. PKK’ya göre Hükümet açılımı yapmaya mecbur kalmıştır. Abdullah Öcalan hapisten süreci yönetmektedir. Suriye’de PKK/PYD’nin özerk bir devlet kurduğunu artık üzerinde konuşulmasının gereksiz olduğu bir gerçek olarak görüyorlar. Ve bir PKK’lı özgürlük dediği zaman aslında bağımsızlık diyor.

İkinci tespit halkla ile ilgili. Herkes PKK’lı olmuş. Ya da öyle görünmek zorunda. Çünkü devletin bölgede etkinliği PKK’ya devredeceği inancı yayılmış. Ankara bölge ile ilgilenmiyor düşüncesi hakim. PKK sosyal bir ağ oluşturmuş. İşlerini mümkün olduğunca devleti işe karıştırmadan PKK’nın oluşturduğu kurumlar üzerinden halletmeye çalışıyorlar. Ancak halk büyük bir travmayı yaşamaya devam ediyor. PKK’nın öz güveni o kadar artmış ki, “Bizim ile görüşürsen devlet yetkilileri ile görüşmene gerek yok” baskısında bulunuyorlar. Tabii yabancılaşma son derece artmış görünüyor. “Biz ve siz” Türkler ve Kürtler ayrımı güçlenmiş. PKK/BDP çizgisi, Türk devleti ile ilgili herşeye nefret ile bakıyor.

PKK’lılar kentte olduğu gibi dağlarda da olağanüstü rahatlar. İlçe ile köy arasında seyahat ederken PKK’lıları görmek mümkün. Asker ise ortada yok artık. Ordu kışlalara çekilmiş. Açılım ile birlikte askere “kesinlikle çatışmadan kaçının” emri verilmiş. Asker de bu emre uyuyor. Görüşmede aldığım notları bilgisayarda temize geçerken, e postalardan birisinde şu cümleleri okudum: “Bugün “PKK ile AKP arasındaki gerilim” yazınızı okudum; halen (....) güvenlik amiriyim çoğunluğu korucu olmak üzere (...) personelim var. Üzülerek söylüyorum bütün bölge (kent ve kırsal) PKK denetimine geçmiş durumda. Hiç bir basın organında yer almıyor ama PKK özellikle kentlerde ve devletle çalışmış yöreden kişilere yönelik infazlar gerçekleştiriyor. Bunlar hiç duyurulmuyor ve bilinmiyor. Ayrıca Hizbullah bölgede etkinliğini arttırmaya çalışıyor bu konuda çalışmaları ve eylemleri arttı. Kısaca sadece üzülmekle yetiniyoruz.”

Bunun üzerine kendisine PKK’nın infaz ettiği kişilerin isimlerini ve olayların nerede olduğunu yazmasını rica ettim. Gelen cevap şöyleydi:

“Yaklaşık 10 gün önce Ramazan Erkan.. Silopi’de öldürüldü.. Eski korucu Ergenekon davasında yargılanan kişilerden biri.. Aynı günlerde Cizre’de yine eski korucu öldürüldü, aynı günlerde Ankara’da bir ölüm var... BDP binasına eskiden ateş edenlerden biri öldürüldü.. Cizre ve Ankara’da öldürülenler konusunda daha net bilgilere ulaşabilirim, yine Silopi’de bir kadın Hizbullah tarafından infaz edildi, infazdan bir gün önce Hizbullah bildiri dağıtıp uyarmıştı.” Kendisinden Ramazan Erkan dışındaki infaz edilen yurttaşların da isimlerini öğrenerek bildirmesini rica ettim. İsimleri bekliyorum. Gerçekten de Ramazan Erkan’ın öldürüldüğü ile ilgili haberler basında yer aldı. Evet, gerçi çatışma çıkmıyor ancak PKK idam cezaları vermeye ve uygulamaya başlamış görünüyor. Suç, Türkiye Cumhuriyeti devletini savunmak.

Görülüyor ki, PKK, AKP’nin çözüm sürecini, Türkiye’nin çözülmesi sürecinin bir parçası haline getirmiş, her geçen gün biraz daha pençelerini vatan toprağına geçiriyor. Her geçen gün Türkiye Cumhuriyeti devletinin egemenliği biraz daha yıpranıyor. Diğer bir ifade ile Güneydoğu Anadolu’da “ikili iktidar” olgusu ortaya çıkıyor. Devlet ve PKK iktidarları yan yana yaşıyorlar. Ve PKK, devlet iktidarına karşı her geçen gün biraz daha tahammülsüz davranıyor.

YENİÇAĞ, 10 Temmuz 2013
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

ÖncekiSonraki

Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 4 konuk

x