Deniz Feneri Savcıları Yargılanıyor

Genel & Güncel Konular

Deniz Feneri Savcıları Yargılanıyor

İletigönderen Oğuz Kağan » Cum Ağu 26, 2011 13:55

Deniz Feneri Savcıları Çekilmenin Eşiğinde

Deniz Feneri e.V.nin Türkiye ayağını yürüten savcılar için kritik bir dönem başladı. Önemli isimlere ulaşan savcılar hakkında soruşturma başlatıldı…

Almanya’daki Deniz Feneri e.V. soruşturmasının Türkiye ayağını yaklaşık 3 yıldır yürüten, soruşturmaya polisi karıştırmayan, ellerindeki belgeleri ve aldıkları ifadeleri bir türlü sızmayan Ankara Cumhuriyet Savcıları Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz‘ün bağlı oldukları Cumhuriyet Başsavcı vekilleri geçen hafta değişti. Basın suçlarına bakan Başsavcı vekili Nuri Yiğit‘in yerine HSYK yedek üyesi Harun Kodalak, Deniz Feneri soruşturmasını koordine edecek. Bu değişiklik bir hafta önce gerçekleşmesine rağmen, bu sürede önceki uygulamalardan farklı bir gelişme yaşanmadı. Soruşturmayı yürüten üç Cumhuriyet Savcısı bir yandan soruşturmaları devam ederken, bir yandan da soruşturma klasörlerindeki belgeleri inceleyen HSYK’nın iki müfettişinin takıldığı konularda bilgi veriyorlar.

‘HSYK bir anda hızlandı’

Savcı ve hâkimler hakkında da şikâyetlerde bulunulabilir. Ama şikâyet edilen Deniz Feneri Savcıları olunca, görevlendirmenin de bu güne kadar alışık olmadık bir biçimde hızlı yapılması, acaba “HSYK mı hızlandı, yoksa daha önce müfettiş görevlendirmeleri yapan Adalet Bakanlığı’nın bürokrasisi mi hantaldı?” sorularını akla getiriyor. RTÜK eski Başkanı Zahid Akman ile Kanal 7 Televizyonu’nun Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’ın avukatı şikâyet dilekçesinin üzerinden 6 gün sonra iki müfettiş Ankara Adliyesi’ne gelip Deniz Feneri e.V. soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcıları hakkında inceleme-soruşturma başlatmıştı. Şu anda klasörler üzerinde inceleme devam ediyor.

Sıra kritik isimlerdeydi

Başından beri, soruşturma gerçekten “büyük bir gizlilik içinde” sürdürülüyor. İfadesine başvurulan kişiler, Cumhuriyet Savcıları’nın elinde hangi belgeler ve bilgiler olduğunu bilmediği için hiç beklemedikleri konularda sorgulandılar. İşte, o sorgu sırasında kamuoyunun tanıdığı, bildiği önemli bazı isimler de geçti. Giderek, tepe isimlere ve belki bir siyasi partiyi çok yakından ilgilendirecek isimler de gündeme gelebilir. Hatta o siyasi partinin ilçe başkanlığı görevinde bulunan bir kişinin “kurye”lik yaptığı ve bu yüzden o partinin de kapatılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na önemli belgeler gönderilirse buna da şaşırmamak gerekiyor.

Soruşturma yara alır

Bu soruşturma öyle bir noktaya sürükleniyor ki, soruşturmayı yürüten Savılar Nadi Türkaslan, Adulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz kritik bir kararda verebilirler. Soruşturmayı yürüten HSYK müfettişlerinin önerisi doğrultusunda, HSYK kararıyla savcıların tamamı ya da bazıları soruşturmadan el çektirilebilir. Soruşturma kaldığı yerden yeni bir Savcı heyetiyle yürütülebilir. Cumhuriyet Savcıları’nın elinden bu soruşturma alınırsa, yeni gelen heyet ne kadar iyi niyetli olursa olsun, bu soruşturma büyük yara alır.

İşte, Deniz Feneri e.V.‘de gelinen nokta bu. Ya alınacaklar, ya soruşturmadan çekilecekler. Gecikmiş olmanın dışında hiçbir eleştiri olmayan ve örnek gösterilen soruşturma, hızla bir yerlere çekilmek isteniyor…

Bekleyelim görelim…


Saygı ÖZTÜRK - 25 Ağustos 2011, SÖZCÜ
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Deniz Feneri Savcıları Çekilmenin Eşiğinde

İletigönderen Oğuz Kağan » Cum Ağu 26, 2011 21:56

Deniz Feneri soruşturmasında 3 savcı görevden alındı

Deniz Feneri e.V soruşturmasını yürüten 3 savcı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kararı ile görevden alındı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, haklarında HSYK tarafından yapılmakta olan incelemeyi gerekçe göstererek Deniz Feneri e.V soruşturmasını yürüren Ankara Cumhuriyet Savcıları Nadi Türkarslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz'ü görevden aldı. Görevden alınan savcılar yerine 2 yeni savcının görevlendirildiği belirtildi.

HSYK, soruşturmayı yürüten üç savcı hakkında 'usulsüz soruşturma yürüttükleri' iddiasıyla inceleme başlatmıştı.

Hazırlık soruşturması devam ederken Ankara Adliyesi’ne gelen müfettişler gizli soruşturma evraklarını incelemişti.

2 gün önce yapılan bir başka değişiklikle de soruşturmadan sorumlu Başsavcıvekili Nuri Yiğit görevden alınmış, yerine HSYK yedek üyesi Harun Kodalak getirilmişti. Harun Kodalak'ın memur suçları savcılığı yaptığı dönemde Almanya'nın, Türkiye'deki zanlıların ifadesini almak için soruşturma savcılarını Ankara’ya gönderme talebini Harun Kodalak'ın reddettiği biliniyor. Bu nedenle Harun Kodalak'ın soruşturmanın başına geçirilmesi, HSYK'nın bütün üyelerinin AKP'ye yakın isimlerden seçildiği bilindiği için, soruşturmaya yargı darbesi yapıldığı yorumları yapılmıştı.

Soruşturma hazırlığı 2,5 yıl sürdü

Deniz Feneri e.V soruşturması, Almanya'daki yargılama sırasında kamuoyuna da yansıyan ciddi iddialara rağmen uzun süre başlatılamamış, iddianamenin Almanca'dan Türkçe'ye çevrilmesinin bile aylar sürmesi tepkilere neden olmuştu.

2011 Temmuz başında, 2,5 yıllık hazırlık tamamlanmış ve düğmeye basılmıştı. 4 ayrı dalgada 20'ye yakın kişi gözaltına alınmıştı. Bunlardan 9'u çıkarıldıkları mahkemelerce tutuklanmıştı. Tutuklanan kişiler arasında eski RTÜK Başkanı Zahit Akman ve Kanal 7 televizyonunun ortakları bulunuyor.

Soruşturmanın çıkış noktasını, Almanya'da Deniz Feneri E.V. Derneği'nce toplanan milyonlarca Euro’nun usülsüz bir şekilde kuryeler aracılığıyla Türkiye'ye sokulduğu iddiası oluşturuyor.

Geçtiğimiz günlerde savcılar, soruşturmanın Türkiye'deki Deniz Feneri Derneği'ne de uzanması kararı alınmıştı.


SOL Haber, 26 Ağustos 2011
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Deniz Feneri Savcıları Çekilmenin Eşiğinde

İletigönderen Sabırlı_Vatandaş » Cmt Ağu 27, 2011 9:38

Çok yakında da "Ergenekon ile bağlantılı imiş bunlaaar" şeklinde bir linç kampanyası da başlatacaktır bademcikler. Yani "Bak Ergenekon hala can çekişiyor bir de bizim hayır kurumlarımızla uğraşıyor, aa cık cık cık!" diyecekler..Ya göz göre göre ya, göz göre göre oluyor herşey..Ya gel de sapıtma şimdi.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Kullanıcı küçük betizi
Sabırlı_Vatandaş
Salık Takımı
Salık Takımı
 
İletiler: 101
Kayıt: Cmt Tem 31, 2010 9:42

Re: Deniz Feneri Savcıları Çekilmenin Eşiğinde

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzr Ağu 28, 2011 15:42

Savcı Mehmet Tamöz: 'Yaranacağıma limon satarım'

Deniz Feneri e.V. soruşturmasını yürütürken, sanıkların şikâyeti üzerine haklarında soruşturma başlatılan ve görevlerinden alınan savcılar Adalet Bakanlığı müfettişlerine yazılı savunma verdi.

Savcılar, şikâyet konusu dilekçenin mahkemede işlem görmüş gibi kullanıldığını, mahkemede olmayan bir dilekçeyi, varmış gibi gösterip şikâyette bulunulduğunu beyan etti. Savcı Mehmet Tamöz, “Mesleğini kimseye yaranmak için yapmadığını, yaranmak yerine limon satmayı tercih edeceğini” söyledi. Tamöz 19 sayfalık savunmasında şunları söyledi:

Vatan sevgim kaybolmaz

“HSYK’ya dilekçe veren avukatın, dilekçenin bilgi ve gereği için Cumhurbaşkanlığı makamına, TBMM Başkanlık makamına, HSYK Başkanlığı’na, Adalet Bakanlığı’na ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiğini not şeklinde belirttiği görülmektedir. Bu türlü dağıtımlı dilekçelerin ne amaçla verildiği bilinmektedir. Ankara Başsavcılığı’nın 2010’daki olağan denetimi esnasında, bu soruşturma dosyası da denetime tabi tutulmuştur. Acaba sayın adalet başmüfettişlerinin, denetim sırasındaki hukuki görüşleri mi değişti? Savcıların hukuki bilgileri yanında kendilerinde vatan, millet, bayrak sevgisinin varolması gerektiği inancındayım. Yargı mensupları arasında ‘yaranma’ duygusu ile yargı görevi yapılması, adaletin bittiği yer olduğu inancındayım ve bu inançla hareket etmekteyim. Tarafımda var olan vatan, millet ve bayrak sevgisinin hiç bir zaman kaybolmayacağı bir gerçektir. Ancak cesaretimin kırılması veya kırdırılması, yüreğimin yaralanması mümkündür. Kırılma veya yaralanmanın iyileşmemesi halinde meslekte kalmayacağım gerçektir. Bu durumda geldiğim yere döneceğim ve baba mesleği olan limon satma ve tarımla uğraşacağım da bir gerçektir.”


Hürriyet, 28 Ağustos 2011
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Deniz Feneri Savcıları Çekilmenin Eşiğinde

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzr Eyl 04, 2011 18:02

Deniz Feneri'nde ilginç bağlantılar

Bakan Atalay, Fener'in "köstebeği" olarak adı geçen AKP'li başkan ve diğer zanlılarla şirket kurmuş.

Deniz Feneri e.V. bağlantılı soruşturmanın Türkiye ayağındaki "köstebek" olayında çarpıcı bir gelişme yaşandı. Kanal 7'ye yapılacak baskından önce yönetici Mustafa Çelik'i uyaran Kırıkkale Belediye Başkanı Veli Korkmaz'm, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'la iş ortaklığı olduğu iddia edildi.

Taraf gazetesinde yer alan habere göre, 5 ortaklı şirketin diğer isimleri de hayli tanıdık. Bakan Atalay, Metris Cezaevi'nde bulunan Kanal 7'nin patronu Zekeriya Karaman ve Zahid Akman'la 1998 yılında İstanbul'da bir şirket kurmuş. Şirketin bir diğer ortağı ise YİMPAŞ'm sahibi Dursun Uyar.

Bu durum, Beşir Atalay ve Veli Korkmaz'm soruşturma kapsamında hapiste olan isimlerle aralarındaki eski ticari ilişkileri sorgulatıyor.

Atalay yalanladı

Atalay'ın ise Karaman ve Akman'la kurucuları arasında olduğu şirketin diğer ortağı Atlas-Nehir İletişim AŞ ile de ticari ilişkisi bulunuyordu. AKP için kamuoyu araştırmaları yapan bu şirkette Atalay hem yöneticiydi hem de pay sahibiydi. Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay "köstebek" iddialarına yanıt verdi. İddiaları "siyasi karalama" diye niteleyen Atalay, Kılıçdaroğlu'nu suçladı.


Muhalifgazete, 4 Eylül 2011
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Deniz Feneri Savcıları Çekilmenin Eşiğinde

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzt Eyl 05, 2011 20:51

AKP'nin köstebeği ile Deniz Feneri arasında 483 bin Avro’luk anlaşma

Deniz Feneri’nde kayıtlara ödeme olarak geçen birçok paranın faturasının olmadığı belirlendi.

Kanal 7’deki aramayı önceden şüphelilere sızdırdığı öne sürülen Kırıkkale Belediye Başkanı Korkmaz’ın, Aytaç Et’in başındayken Deniz Feneri e.V. ile 483 bin Avro’luk anlaşma yaptığı ortaya çıktı. Soruşturma dosyasındaki raporda konuyla ilgili olarak “En az 237 faturada ve fatura üzerinde irsaliye yahut bir sevk tarihi bulunmaması nedeni ile bunun ötesinde faturalanan sevkıyatların ne zaman yerine getirildiği açık değildir” ifdeleri yer aldı.

Deniz Feneri e.V. soruşturmasında şüphelilere Kanal 7’nin aranacağı bilgisini önceden söylediği belirtilen AKP’li Kırıkkale Belediye Başkanı Veli Korkmaz’ın adı Almanya’daki davanın bilirkişi raporlarında çıktı. Türkiye’deki soruşturma dosyasında da yer alan rapora göre Korkmaz; Aytaç Et ve Sanayi ve Ticaret AŞ’nin başındayken, Deniz Feneri e.V. ile 4 bin 836 kurbanlık kesilmesine yönelik 483 bin 600 Avro’luk sözleşme imzaladı.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın yanı sıra şüpheliler Zekeriya Karaman ve Zahid Akman ile Nehir Medya şirketini kuran Kırıkkale Belediye Başkanı Veli Korkmaz’ın Kırıkkale Belediyesi’ndeki özgeçmişinde 2000-2003 tarihleri arasında da Aytaç Grup Başkanı olarak görev yaptığı belirtildi. Bu bilgi de gözleri Almanya’daki dava dosyasını çevirdi. Almanya’daki soruşturma kapsamında hazırlanan geçici bilirkişi raporunda, Deniz Feneri e.V. ile Aytaç şirketi arasındaki alışveriş de irdeleniyor.

483 bin Avro’luk anlaşma

Rapora göre, 11 Şubat 2003 tarihi itibarıyla Mehmet Gürhan tarafından temsil edilen Deniz Feneri e.V. ile Genel Müdür Veli Korkmaz tarafından temsil edilen Aytaç Et ve Sanayi ve Ticaret AŞ arasındaki sözleşmeyle Aytaç’ın 11-13 Şubat 2003 yılında 4 bin 836 kurbanlık kesmesi kararlaştırıldı. Bir kurban hissesi 100 Avro tutacaktı. 483 bin 600 Avro tutarındaki toplam sözleşme bedelinin 15 Mart 2003 tarihine kadar Aytaç hesabına havale edilmesi planlandı. Aytaç şirketinin, sözleşme ekinde ifade edilen ve detaylı tanımlanan et ürünlerini ve diğer gıda maddelerini 31 Aralık 2003’e kadar Deniz Feneri’nin istediği adrese sevkini yapacağı belirtilen raporda, buna karşın “Bu alıcı adreslerinin görüldüğü belgeler mevcut değildir” ifadesi dikkat çekti. Raporda, “31 Aralık 2003 tarihli fatura fazlasından da görüldüğü gibi 11 Şubat 2003 tarihli sözleşmeye Aytaç tarafından uyulmamıştır, çünkü 2003 yılı için önceden sözleşme ile belirlendiğinden daha fazla fatura kesilmiştir” denildi.

1 Ekim 2002’den 19 Ekim 2002’ye kadar düzenlenen 16 faturada, fatura adresi olarak sadece İstanbul’daki adresi ile Türk Deniz Feneri Derneği’nin belirtilmiş olmasının dikkat çekici olduğu belirtilen raporun sonuç kısmında, şu ifadeler yer aldı:

“Özet olarak 2002 yılından 2007 yılına kadar olan araştırma döneminde mevcut bulunan 386 faturadan yahut fatura irsaliyesinden yukarıda bahsedilen 7 Şubat 2005 tarihli fatura haricinde, faturalanan sevkıyatların gerçekten yapıldığını şeklen belgeleyecek belge bulunmamaktadır. En az 237 faturada fatura üzerinde irsaliye yahut bir sevk ve tarihi bulunmaması nedeni ile bunun ötesinde faturalanan sevkıyatların ne zaman yerine getirildiği açık değildir. Bu durum mevcut faturaların yaklaşık yüzde 60’ında söz konusudur.”

Raporda, avans ödemeleri ile karşılaştırıldığında yapılan peşin ödemeler ile ilgili olarak 1.648.598, 13 Avro tutarında faturanın eksik olduğu belirtildi. Buna ilişkin e.V’nin muhasebecisi Firdevsi Ermiş’in ifadesine yer verilen raporda, Ermiş’in eksik faturaları Şubat 2007’deki bir Türkiye ziyaretinde Kanal 7 Mali İşler Başkanı Harun Kapıyoldaş’a ilettiğini, “bana bunu neden daha önce söylemedin” yanıtını aldığını, kendisinin de “Aytaç’takiler bizim onlara ne kadar ödeme yaptığımızı biliyorlar. Neden biz onlardan fatura talep etmek zorunda kalıyoruz. Onlara bunu durmadan hatırlatmak benim görevim değil” diye karşılık verdiğini söyledi.


Muhalifgazete, 5 Eylül 2011
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Deniz Feneri Savcıları Çekilmenin Eşiğinde

İletigönderen Oğuz Kağan » Sal Eyl 06, 2011 23:55

'Savcıların görevden alınması yargıya müdahale'

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Vedat Ahsen Coşar, Deniz Feneri e.V. Derneği'ne yönelik soruşturmayı yürüten savcıların görevden alınmasının yargıya siyasi müdahale olduğunu söyledi. Coşar, "Bu tasarrufun makul bir açıklaması yoksa yapılan yargıya siyasi bir müdahaledir ve kabul edilebilir tarafı yoktur" dedi.

Ankara Ticaret Odası'nın Kongre Merkezi'nde düzenlenen 2011-2012 Adli Yıl Açılış Töreni'nde konuşan TBB Başkanı Coşar, Deniz Feneri soruşturmasını yürüten savcıların görevden alınmasını değerlendirerek, "Bu tasarrufun makul bir açıklaması yoksa yapılan yargıya siyasi bir müdahaledir ve kabul edilebilir tarafı yoktur" dedi.

Coşar, "Kamuoyunda Deniz Feneri olarak bilinen soruşturmayı yürüten savcıların görevden alınma nedeni olarak belirtilen hususun gereksiz bilgilerin kapatılmasından ibaret ise bu uygulama Ergenekon ve Balyoz olarak bilinen diğer davalarda da sıkça yapılan rutin bir uygulamadır" değerlendirmesinde bulundu.

"Üzerimize düşeni yaparız"

Türkiye'de iyi şeylerin olduğunu ancak iyi olmayan hatta vahim olan olaylarında bulunduğunu belirterek, "Bunların en başında terör geliyor. Güvenlik hakkını yaşama hakkını hukukun bireylere verdiği hakları ortadan kaldırmak için teröristler ilkel şiddette başvururlar. Bunlarla mücadele etmek devletin asli görevidir. Hukukun çizdiği sınırlar içinde bu mücadelede üzerimize düşen görevi yapmaya hazırız" diye konuştu.

Türkiye Barolar Birliği olarak Türk olsun Kürt olsun aynı ulusun eşit vatandaşları olarak kardeşçe yaşamak isteyen herkesi sağduyulu olarak teröre karşı tavır almaya davet ettiğini kaydeden Coşar, "Terörle mücadele ederken Benjamin Franklin'in, 'Güvenliğimiz için özgürlüğümüzden vazgeçmeye başlarsan sonunda hem güvenliğimizden hem de özgürlüğümüzden oluruz' sözünü hatırlatmak isterim" dedi. Terörün amacının hukuksuz bir toplum kurmak olduğunu belirten Coşar, şöyle konuştu:

"Meşru dil ve yöntemleri kullanmak yerine şiddete başvuranlara, başta yaşama hakkı olmak üzere diğer bütün hak ve özgürlükleri yok sayanlara karşı mücadele etmek sadece devletin, devletin güvenlik güçlerinin görevi ve yükümlülüğü olmayıp, hepimizin ortak görevi ve yükümlülüğüdür. Kürt sorununun çözümü konusunda bizi çok daha emin ve güvenilir biçimde sonuca götürecek olan meşruiyet zemininin zarar görmemesi, demokratik kanalların kapanmaması, hem beklentimiz hem de dileğimizdir."

"Hukuki konulara çözüm, halkın oyuyla değil, yargı organlarının kararıyla gerçekleşir"

Devletin niteliğinde ve evriminde zaman içerisinde oluşan bu dönüşüme ve değişime bağlı olarak, devleti kimin yönetmesi gerektiği konusunun zamanla birlikte değiştiğini ifade eden Coşar, "Devletin gerçekleşmesi yönünde çaba sarf etmesi gereken şeylerin en başında 'adalet' gelir. Hukuk devletinin temelini de adalet ilkesi oluşturur. Bu ilkenin yaşama geçirilmesi ise sadece ve sadece etkili, üretken, işlevsel ve hızlı işleyen bir adalet sisteminin kurulması ile mümkündür. Bu nitelikte bir adalet sisteminin kurulması ve işleyebilmesi ise her şeyden önce yargının 'bağımsız' ve 'tarafsız' olmasını gerektirir" dedi.

Bağımsızlığın yargıya sunulmuş bir ayrıcalık değil, yargıç tarafsızlığını sağlamanın yegane aracı olduğunu kaydeden Coşar, "Yargılama faaliyeti kapsamında olan hukuki konuların çözümü ise halkın oyuyla değil, yargı organlarının kararlarıyla gerçekleşir" değerlendirmesinde bulundu.

"'Tutuklama ayıbından bir an önce kurtulmalıyız"

Türkiye'nin bir an önce "tutuklama ayıbından" bir an önce kurtarılması gerektiğini anlatan Coşar tutukluluk sürelerinin uzunluğu konusunda ise sözlerine şöyle devam etti:

"Hepimizin bildiği üzere, hukuk yoluyla veya yargı eliyle insan özgürlüğünü kısıtlamanın en etkili, en caydırıcı ve evrensel aracı hapis cezası kararıdır. Hapis cezası kararı dışında kişi hak ve özgürlüklerine yönelik en ağır yargı kararı, niteliği itibariyle geçici olan tutuklamadır. Tutuklama kararı, temel bir hakka, yani özgürlük hakkına hukuk yoluyla da olsa müdahale niteliği taşıdığı, adil yargılanma hakkı ile doğrudan ilişkili bulunduğu ve yine ceza değil bir önlem, kural değil bir istisna olduğu için son derece dikkatli biçimde verilmesi gereken yargı kararlarındandır. Hal böyle iken, yargılamanın gerektiğinde alternatif koruma tedbirleri uygulanmak suretiyle tutuksuz olarak yapılması, Türkiye'de uygulaması çok nadir görülen bir durumdur. Türkiye Barolar Birliği olarak, hakimlerin tutuklama konusunda son derece duyarlı davranmaları, bu konudaki ulusal ve uluslararası mevzuata uymaları, Türkiye'de iyi gitmeyen işlerden olan, Türkiye olarak hiç de hak etmediğimiz "tutuklama ayıbından" ülkemizi bir an önce kurtarmalarıdır. Türkiye'de iyi olmayan, iyi gitmeyen işlerden birisi de adaletin geç tecelli etmesi, daha doğrusu adaletin adaletsizlik olarak tecelli etmesidir. Oysaki hem Anayasa'da hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde düzenlenen adil yargılanma hakkı bağlamında davaların makul süre içinde görülüp karara bağlanmaları gerekir."

Özel yetkili mahkemelerin demokratik düzenlerin normal zamanlarının ve demokratik hukuk devletinin mahkemeleri olmadığını kaydeden Coşar, "Cumhuriyet savcılarının, ceza soruşturmalarını kolluk güçlerine bırakmadan bizzat yürütmeleri, kolluk güçlerini telefon dinleme dışında delil toplamaya zorlamaları, soruşturmanın gizliliği ilkesine uyulmasının sağlanması için gerekli her türlü önlemi almaları, iddianameleri mümkün olduğu kadar çabuk ve kısa yazmaları, soruşturmaların uzamasına ve davaların geç açılmasına neden olan olgunlaşmadan operasyon yapma ve yine hak kayıplarına, mağduriyetlere ve kuşkuya neden olan kişiden delile ulaşma alışkanlıklarından vazgeçmeleri gerekir" dedi.

"KHK yetkisi yeni Anayasada olmamalı"

Kanun Hükmünde Kararname'nin demokratik olmadığı gibi kuvvetler ayrılığı ilkesine de uygun olmadığını belirten Coşar, "Yeni yapılacak anayasada Kanun Hükmünde Kararname konusuna hiç yer verilmemesi, aksi düşünüldüğü takdirde son derece istisnai durumlarla sınırlı olarak yer verilmesi gerekir" dedi.

Ağustos ayı içerisinde KHK yetkisi ile yargıda yapılan düzenlemelere dikkat çeken Coşar, sözlerine şöyle devam etti:

"Değişiklikler her ne kadar siyasi iradenin tercihi ise de, değişiklikler arasında yer alan hakimlik stajının iki yıldan bir yıla, yüksek mahkeme başkanlıklarına aday olma süresinin ise yarı oranda indirilmesini kurumsal yönden yararlı görmediğimizi ve hatta bu değişikliklerin kurumların zararına olduğunu düşündüğümüzü özellikle belirtmek isteriz. Yine Danıştay'ın ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı verdiği Tam Gün Yasası ile ilgili olarak düzenleme yapılmış olması hukuk devleti ilkesine uygun olmadığı gibi, Anayasa hükmü gereğince kanunla yapılması gereken düzenlemelerden olan yüksek mahkemeler ile ilgili düzenlemelerin, kanun hükmünde kararnameler ile yapılmış olması da Anayasa aykırıdır."

'UYAP paralı olmasın'

Adliyelerin sadece hakimlerin ve savcıların değil, avukatlarında mesleklerini icra ettikleri yerler olduğunun altını çizen Coşar, "Adliye yönetimi adıyla ve şimdilerde seçilen kimi pilot adliyelerde yürütülmekte olan proje kapsamında ve adliye sarayları içerisinde, avukatların kartla giriş yaptıkları, halkın ise hiç giremediği veya merasimle girdiği alanlar yaratılmaktadır. Yargılama yetkisini halktan alan yargı gücünün, kendisini, halktan, halkın vekili olan avukatlardan, bu şekilde izole etmesi son derece incitici ve hatta onur kırıcı bir uygulamadır" dedi.

UYAP tarafından şimdiye kadar avukatlara ücretsiz olarak verilen hizmetlerin ücretli yapılmak istendiğini ifade eden Coşar, "Dünyanın en büyük servis sağlayıcılarından birisi olan Google'ın ücretsiz hizmet verdiği, avukatların, hakim ve savcılarla birlikte yargı sisteminin üç ayağından birisini oluşturduğu, avukatlık hizmetinin serbest meslek olmakla birlikte bir kamu hizmeti olduğu dikkate alındığında, UYAP hizmetlerinin avukatlara ücretli olarak verilmesini kabul etmek mümkün değildir" diye konuştu.

YENİ ANAYASA DÜNYA KOŞULLARINA KOLAYLIKLA UYARLANABİLMELİ-

Anayasa tartışmalarına da dikkat çeken Coşar, yeni Anayasa'nın, hukuki ilişkileri belirlemeyen ve değiştiren kurallardan oluşmayan, maddi hukuk kurallarına yer vermeyen, sadece iktidar sürecinin işleyişiyle ilgili usuli kuralları düzenleyen ve dolayısıyla değişen ülke ve dünya koşullarına kolaylıkla uyarlanabilen ve kısa bir anayasa olması gerektiğini ifade etti. Yeni yapılacak anayasada, yargının bağımsızlığının ve tarafsızlığının tam olarak tesis edebilmek ve yargının devletten bağımsız kılınması için gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirten Coşar, "Kapalı bir kast sistemi üzerine kurulu olan yapıdan kurtulan ve çoğulcu bir yapıya kavuşan Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu'ndan, Adalet Bakanı ile müsteşarının çıkarılması ve bu suretle yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığının iyiden tahkim edilmesi gerekir. Yargılama faaliyetinde sav, savunma ve yargı bir bütündür ve hep birlikte yargının kurucu unsurudur. Dünyanın demokratik her ülkesinde kabul gören ve genel geçer evrensel bir kural olan bu durum göz önüne alınarak, barolara ve savunma makamına yeni anayasanın yargı ile ilgili bölümünde yer verilmesi gerekir" dedi.


Cumhuriyet, 6 Eylül 2011
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Deniz Feneri Savcıları Çekilmenin Eşiğinde

İletigönderen Oğuz Kağan » Çrş Eyl 07, 2011 15:23

Almanya Deniz Feneri ile Türkiye Deniz Feneri arasındaki ilişki belgelendi

Almanya Deniz Feneri'nin faturası Türkiye Deniz Feneri'ne kesilmiş...

Deniz Feneri e.V. soruşturmasında şüpheli Mustafa Çelik'e Kanal 7'nin aranacağı bilgisini ilettiği belirtilen Kırıkkale Belediye Başkanı Korkmaz'ın yönetiminde görev aldığı Aytaç şirketi ile Deniz Feneri e.V'nin ticari ilişkilerindeki usulsüzlükler bilirkişi raporunda yer aldı. Aytaç firması tonlarca gıda maddesi için Deniz Feneri e.V'ye kestiği faturalara İstanbul'daki derneğin adresini yazdı. Korkmaz'ın, arama yapılacağı bilgisini Ankara'daki evinden verdiği belirlendi.


Deniz Feneri e.V soruşturmasında savcıların görevden alınması süreciyle ilgili çarpıcı bilgiler ortaya çıkıyor. Buna göre Ankara Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Ethem Kuriş’in üç savcıyı görevden almadan önce, birçok kez “dosyayı bırak” telkininde bulunduğu, savcıların bunu kabul etmemesi üzerine, görevden alma işleminin gerçekleştiği iddia edildi. Bu arada savcıların eline ulaşan “Aytaç raporu”nda, Aytaç firmasının tonlarca gıda maddesi için Deniz Feneri e.V’ye kestiği faturalarda, Türkiye’deki Deniz Feneri Derneği’nin İstanbul adresinin yazıldığı belirtildi. Rapora göre, Türk Fener’in depolarında saklanan mallar, yine bu dernek tarafından dağıtılmış.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in görevden alınan savcılara karşı taraf olduğu Deniz Feneri soruşturmasındaki ilginç bilgiler gün yüzüne çıkıyor. Buna göre, Deniz Feneri soruşturmasında şüpheli Mustafa Çelik’e Kanal 7’nin aranacağı bilgisini ilettiği belirtilen Kırıkkale Belediye Başkanı Veli Korkmaz’ın 14 Ekim 2009’da saat 22.22’deki telefon görüşmesini Ankara/Keçiören Acıbadem Sokak 24/18 adresindeki bir evden yaptığı ortaya çıktı. 18 numaralı dairenin kapı zilinde, “Veli Korkmaz” yazıyor. Cumhuriyet’in zilini çaldığı dubleks dairede kapıyı açan olmadı.

Tartışma yaratan bu görüşmede; Korkmaz, Çelik’ten ev telefonu numarasını istiyor. Bunun üzerine görüşme, Çelik’in ev telefonu üzerinden yaklaşık 4 dakika sürüyor. Görüşmenin bitiminden saniyeler sonra Mustafa Çelik, diğer şüpheli İsmail Karahan’ı arayarak, “Önemli bir gelişme var, görüşmemiz lazım” diyor. Karahan ise bunu telefonda söylemesi yönünde ısrar ederken Çelik, yüz yüze görüşmeleri gerektiğini belirtiyor. Bu görüşmenin ardından Çelik, Karahan ve Zekeriya Karaman’ın bir yerde buluşarak toplantı yaptığı, daha sonra bilgisayarlardaki verilerin silindiği belirtildi. 16 Ekim’de Kanal 7’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda yere baskın yapılmıştı.

Veli Korkmaz’ın Almanya’daki soruşturmada şüpheli olduğu ve sonrasında hakkında takipsizlik kararı verildiği öğrenildi.

Atlas’ta da muhasebe çıktı

16 Ekim tarihinde aranan yerler arasında şüphelilerin sahibi olduğu Atlas Pazarlama şirketi de bulunuyordu. Atlas’ın server’larında yapılan aramada gayri resmi muhasebenin bazı bölümleri de çıktı. Söz konusu muhasebe dokümanlarında, “Deniz Feneri”ne gelen binlerce Avro’nun kayıtları görülüyor.

Bu arada savcılar görevden alınmasaydı Aytaç şirketi ile Deniz Feneri e.V’nin ilişkilerine yönelik soruşturmayı derinleştirecekleri ifade edildi. Bu süreçte savcılara bilirkişilerin hazırladığı “Aytaç raporu” ulaştı. Deniz Feneri e.V ile Aytaç şirketinin ticari ilişkilerindeki usulsüzlüklerin anlatıldığı raporda, Almanya’daki dernek ile Deniz Feneri Derneği arasındaki ilişkiyi ortaya çıkaran önemli bulgular sıralandı. Rapora göre, Aytaç firması; tonlarca gıda maddesi için e.V’ye kestiği faturaların adresi olarak Türkiye’deki derneğin İstanbul’daki adresini yazdı. Bu bilgi de savcıları, malların Deniz Feneri Derneği’nin depolarında saklandığı sonucuna götürdü. Malların yoksullara dağıtımının da yine Türk dernek tarafından yapıldığı tanık ifadeleriyle ortaya çıktı. Aytaç Grup’un başkanlığını 2001-2003 yılları arası şu an Kırıkkale Belediye Başkanı olan Veli Korkmaz yapıyordu.

Zahid Akman’ın şikâyetinden üç gün sonra başlatılan HSYK incelemesi sürerken, Ankara Başsavcısı Kuriş’in savcılara dosyayı bırakmaları yönünde birçok kez telkinde bulunduğu kaydedildi. Savcılar ise bu durumu reddetti ve soruşturmaya devam etti. Bunun üzerine Başsavcı Kuriş, bizzat dosyayı kendisi savcılardan alarak, yeni görevlendirme yaptı. Diğer yandan HSYK, üç savcıyla beraber şike soruşturmasını yürüten savcı Mehmet Berk hakkında da inceleme başlatmıştı. Ancak bu süreçte, Deniz Feneri savcılarının jet bir hızla görevden alınmasına karşın Mehmet Berk’le ilgili hiçbir işlem yapılmaması dikkat çekti.


Cumhuriyet, 7 Eylül 2011
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Deniz Feneri Savcıları Çekilmenin Eşiğinde

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzr Eyl 11, 2011 20:08

Kavasoğlu: 'Erişimi ben sağladım'

Deniz Feneri e.V. soruşturmasında gözaltına alınan ve sorgusunun ardından serbest bırakılan Kanal 7 Bilgi İşlem Sorumlusu Cüneyt Kavasoğlu'nun, ifadesinde, derneğin 'gayriresmi' muhasebesinin tutulduğu Kanal 7 ile Almanya arasındaki uzak masaüstü bağlantısını kendisinin kurduğunu itiraf ettiği öğrenildi.

Cüneyt Kavasoğlu, basında daha önce kendisine atfen bu yönde yapılan haberleri Kanal 7 ana haber bültenine çıkarak yalanlamıştı. Ancak Cumhuriyet’in ulaştığı ifadeye göre, Kavasoğlu, 15 Temmuz’daki sorgusunda önemli bilgiler verdi. Kavasoğlu, Almanya’dan Türkiye’ye muhasebe kayıtlarına erişim sağlamak için uzak masaüstü bağlantısı oluşturulduğuna ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:

“2004 yılında (Deniz Feneri e.V’nin muhasebecisi) Firdevsi Ermiş İstanbul’a geldiğinde yöneticilere Kanal 7’nin bulunduğu binadaki server’larda tutulan Uyum yazılımına erişim sağlamak istemiş, yöneticiler benden bunu sağlamamı istediler. Bunun üzerine Ermiş’in laptop’una link kurduk. Bağlantıyı sağlayabilmesi için genellikle sistemin otomatik olarak verdiği elektronik posta adresi şifre olarak verilir ve yine de bu kişinin erişebileceği kısma ilişkin yetkisi verir. Ermiş’e de bu şekilde uzak masa bağlantısı kurup şifresi verildi. Bu yetkinin içeriği finans, insan kaynakları gibi birimlerin kendisi tarafından belirlenip oluşturuluyordu. Bu şekilde Firdevsi’nin Uyum ortamındaki muhasebe kaydına erişimi sağladıktan sonra Firdevsi’nin bu alandaki yetkisinin ne olduğunu ben bilmem ve görmem. Bu sınırı finans bölümü belirlemiştir. Firdevsi’nin bu yolla Uyum ortamındaki ulaştığı muhasebe bilgilerinin hangi şirketlere ait olduğunu bilmiyorum. Teknik olarak aynı yöntemle Türkiye’deki kişilerin eğer varsa Almanya’daki muhasebe kayıtlarına erişmeleri de mümkündür.”

Kavasoğlu, bir başka soru üzerine ise Firdevsi Ermiş’e kurulan uzak masaüstü bağlantısının sadece Kanal 7’nin server’ına erişim imkânı verdiğini, başka şirketlere erişim imkânı vermediğini öne sürdü. Bunun üzerine savcılar şu dikkat çeken soruyu yöneltti: “16 Ekim 2009’da yapılan aramada Atlas Pazarlama Yayıncılık Limited Şirketi’nin server’larında bulunan Weiss, ASS Palan, OFWG isimli kooperatif, Yeni Şafak Avrupa, Europan Food isimli şirketlerin dövizli mizan kayıtları (Hesap dökümü) örneklerine ne diyeceksiniz?”

Başta ifadesinde uzaktan erişimin sadece Kanal 7’ye sağlandığını söyleyen Kavasoğlu, bu soru karşısında “Bu muhasebe kaydının serverlarda nasıl bulunduğunu bilmiyorum. Bundan bilgim yoktur” demekle yetindi. Kavasoğlu, kendisine Kanal 7’nin server’larındaki muhasebe kaydına erişim yetkisi veren programını Kanal 7 Planlama ve Teknik Daire Başkanı Muzaffer Şafak’ın verdiğini söyledi. Edinilen bilgiye göre, Atlas Pazarlama’da gayriresmi muhasebe kayıtları bulunan şirketlerin Deniz Feneri e.V’den para transferi yapılanlar olduğu belirtildi. Bunlar arasında yer alan “Yeni Şafak Avrupa” şirketi ile Yenişafak gazetesi arasında bir ilişki olup olmadığının yanıtı savcılarda...


Cumhuriyet, 8 Eylül 2011





Fener'de müfettiş skandalı

Deniz Feneri e.V. Derneği’ne yönelik soruşturmayı yürüten savcıları soruşturmakla görevlendirilen müfettişlerin söz konusu dosyayı mahkeme kararı olmadan aldıkları ortaya çıktı.

Ankara Cumhuriyet Savcıları Nadi Türkaslan, Aldulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz tarafından yürütülen soruşturmada Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na (HSYK) sanık Zekeriya Karaman’ın avukatı Hakan Yıldız’ın şikayet dilekçesi vermesi üzerine müfettiş görevlendirildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “yıpratıldıkları” gerekçesiyle görevden alınan savcıları incelemekle görevlendirilen müfettişlerin üzerinde kısıtlılık kararı olan dosyayı mahkeme kararı olmadan savcılardan istedikleri öğrenildi.

Deniz Feneri e.V davasının tutuklu şüphelilerinden RTÜK eski Başkanı Aykut Zahid Akman ile Kanal 7 televizyonunun hissedarlarından Zekeriya Karaman’ın avukatı Hakan Yıldız, soruşturmayı yürüten 3 savcı hakkında “usulsüzlük yaptıkları” iddiasıyla HSYK’ya 27 Temmuz günü şikayet dilekçesi sundu. 3 Ağustos tarihinde inceleme için görevlendirilen savcılar 4 Ağustos tarihinde Ankara Adliyesi’ne gelerek çalışmalarına başladı.

-DOSYA ÖNCE SÖZLÜ ARDINDAN YAZILI İSTENDİ-

Avukatın şikayet dilekçesinde Deniz Feneri e.V soruşturmasını yürüten savcılar Türkaslan, Tamöz ve Yaren’e yönelik 6 ayrı iddiada bulunuldu. Şikâyet dilekçesinde soruşturma savcılarına yönelik en önemli şikayeti “bir mahkeme kararının tahrif edilmesi” oluşturdu. Ancak söz konusu mahkeme kararı 2009 yılına ait. Avukatın yaklaşık 2 yıl boyunca savcılar hakkında bir şikayette bulunmayıp tutuklamalar gerçekleştikten sonra HSYK’ya başvurması dikkat çekerken, görevlendirilen müfettişlerin de 3 savcıdan üzerinde kısıtlama kararı bulunan dosyayı mahkeme kararı bulunmadan önce sözlü istedikleri öğrenildi. Edinilen bilgiye göre, savcıların sözlü istemle dosyayı veremeyeceklerini belirtmelerinin ardından müfettişler, yazılı olarak soruşturma dosyalarını istediler. Bunun üzerine savcılar da dosyaları müfettişlere teslim etti. Müfettişlerin kısıtlama kararı bulunan bir dosyada inceleme yapmak için önce mahkemeye başvurmaları ve kısıtlılık kararının kaldırılması gerektiği belirtildi. Bu nedenle savcılara yönelik yürütülen soruşturmada hukukun çiğnendiği ifade edildi.

-TÜM DOSYA İSTENDİ-

HSYK tarafından savcıları soruşturmakla görevlendirilen müfettişlerin sadece Avukat Yıldız’ın şikayete konu olan belgeleri değil, tüm dosyaları istedikleri öğrenildi. Müfettişlerin 15 günlük bir incelemenin ardından savcılardan olayla ilgili savunma istedikleri ve bunun içinde 7 günlük süre verdiği kaydedildi. Savcıların iş yoğunluğu ve davayla ilgili inceleme ve ifade alma işlemleri devam ettiği için ek süre taleplerinin ise müfettişler tarafından geri çevrildiği ifade edildi. Savcılar, müfettişlerin savunma için verdiği sürenin son gününde mesai saati bitmeden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevden alındılar. Savcıların savunmalarını görevden alındıktan bir saat sonra tamamladıkları kaydedildi.


Habercem, 8 Eylül 2011
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Deniz Feneri Savcıları Çekilmenin Eşiğinde

İletigönderen Oğuz Kağan » Sal Eki 11, 2011 22:28

‘Deniz Feneri köstebeği Beşir Atalay’dır’

CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Deniz Feneri e.V bağlantılı soruşturmada köstebek Beşir Atalay’dır. Aslında herkes biliyor ama birisinin çıkıp açıkça söylemesi lazım” dedi. Atalay yanıt verdi: Külliyen yalan ve iftira. Dava açma hakkını saklı tutuyoruz.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, günlerdir beklenen “köstebek” açıklamasını dün yaptı. Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada köstebeğin ismini açıklayınca CHP Grup salonunda “yuh” sesleri yükseldi.

Kılıçdaroğlu’nun konuşması özetle şöyle:

HERKES BİLİYOR:
“Köstebeği açıklayacağım” dedim ama herkes biliyor aslında. Ama birisinin çıkıp açıkça söylemesi lazım. Deniz Feneri kamu yararına çalışan dernek değildi. Yasa değişti Bakanlar Kurulu kararıyla kamu yararına çalışan dernek oldu. İzin almadan bağış toplama yetkisi verildi. 25 Nisan 2007 Almanya’da Deniz Feneri ile ilgili ilk operasyon başladı. Alman polisi baskın düzenledi. 1 yılda soruşturma tamamlandı. Mehmet Gürhan, Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik ve Zahid Akman’ın isimleri Almanya’da kararlara geçti. Alman yargıç “Asıl failler Türkiye’dedir” dedi. 41 milyonun (Euro) 17 milyonunun Türkiye’ye gönderildiğini, bunun 8 milyonunun Türkiye’deki Deniz Feneri’ne aktarıldığının geri kalanının ise tespit edilemediğini söylediler. RTÜK üyelerinin dokunulmazlığı yoktu, soruşturma başlayınca RTÜK başkanı için savcıya ifade verebilmesi için Başbakanlık izni şartı getirildi. 2008’de Mehmet Gürhan’ın Zekeriya Karaman’a verdiği vekaletnameyi açıkladım. Gürhan, Almanya’da hapiste ama Türkiye’ye geldi imza verdi diyor noter. Kabul edildi ama soruşturma açılmadı, arkasında Başbakan var.

GÖREVDEN ALINDI: Bizde 19 Eylül 2008’de soruşturma açılıyor. Hala sonuç yok. Savcılar görevden alındı. Gerekçede belli bölümler kapatıldı diye. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne ait bir karar bölümü kapatılmış ve öyle gitmiş. Biz bunu açıkladık, müfettiş gitti. Savcılar görevden alınmadı. Erzurum’da bir şey olmuyor, Ankara’da 3 savcı görevden alınıyor. 2008’de soru önergesi verdim. Beşir Atalay’ın Zekeriya Karaman ve Zahid Akman ile film şirketi ortaklığını kurduğuna ilişkin. Film işini iyi yapıyorlar ama... Başbakan’a demişim ki; “Soruşturma var Akman hakkında. Akman İçişleri Bakanı ile Nehir Yayıncılık’ta ortak. Sakıncalı değil mi?” 3 yıldır yanıt yok.

TAPELERİ AÇIKLADI: Dosyadaki bilgileri özet olarak size sunacağım. 14 Ekim 2009, saat 22:19:33. İçişleri Bakanlığı’nın özel kaleminden Bakan’ın Koruma Müdürü Kırıkkale Belediye Başkanı Veli Korkmaz’ı arıyor. Korkmaz, Almanya’da İslami holdingler vardı ya milleti dolandıran. Bu görüşme 134 saniye sürüyor. Aynı akşam, saat 22:22:35, yani 3 saniye sonra, Kırıkkale Belediye Başkanı hemen Mustafa Çelik’i arıyor. Asıl fail dedikleri Türkiye’de Çelik. Kanal 7 yöneticilerinin de ortak olduğu Hayat Görsel Yayıncılık Anonim Şirketi’nden Çelik’i arıyor. Görüşme 44 saniye sürüyor. Görüşmede, Korkmaz, Çelik’e “Üstadım” diye hitap ediyor, ilişkileri çok iyi, tabii üstadı olacak. Korkmaz diyor ki “Acele bana sabit telefonu ver, evde misin” diyor. “Evdeyim”. “Ev telefonun 216’lıydı, bana ev telefonunu ver”. Sabit telefondan, yine aynı gece, 14.10.2009 ’da saat 22:23:23’te Çelik’i arıyor. Bu görüşme 113 saniye sürüyor. Çelik, Deniz Feneri operasyonu dolayısıyla öğrendiği arama kararını İsmail Karahan’a bildiriyor.

KARAHAN’IN İTİRAFI: Savcılıktan soruyorlar Karahan’a; “16.10.2009 tarihinde ortağı ve yöneticisi olduğunuz işyerlerinde yapılan aramadan önceden haberdar olduğunuz anlaşılmıştır. Bu bilgiyi kimden aldınız? Mustafa Çelik’in sizi yüz yüze görüşmeye davet ettiği ve görüşmenizin gerçekleştiği anlaşılmakla, aranızdaki konuşmanın içeriği nedir?” Karahan’ın yanıtı şöyle: “İstanbul’daki işyerimizde yapılan aramadan hemen birkaç gün önce Mustafa Çelik beni telefonla arayarak yüz yüze görüşmemiz gerektiğini söyledi. Bir araya geldiğimizde bana iş yerlerinde arama yapılacağını duyduğunu, bu nedenle izne ayrılma, belki de iş yerinde bazı bilgilere ihtiyaç duyabileceğini, bunları kendilerinin cevaplayamayabileceğini söyledi. Ben de bazı personelimizin işten ayrılmamasını istedim. Amacım, arama sırasında bilgilerine ihtiyaç olabileceği içindi. Zekeriya Bey’e de aynı bilgiyi vermiş. Zira, ertesi gün üçümüz bir araya gelerek konuştuk.”

BİLGİ Mİ SIZDIRDILAR: İçişleri Bakanı’nın Koruma Müdürü, gecenin o saatinde İçişleri Bakanı’nın özel bürosundan başlayıp İstanbul’da sonlanan saniyelerle, dakikalarla, saatlerle, tarihlerle açıkladığım telefon trafiği ve o telefon trafiği sonucunda elde edilen bir ifade. ‘Tapeler önümüze geliyor’ diyordu ya Başbakan. Savcıları düşünün, bir Başbakan düşünün, Deniz Feneri’nin bütün adamlarını koruyor; Zahid Akman için özel kılıf getiriyor, özel yasa çıkarıyor. Adalet Bakanlığı düşünün, 3 savcıyı derhal görevden alıyor. Niye görevden alıyorsun? Bu savcılar bilgi mi sızdırdı? Ergenekon’da olduğu gibi milletin özel hayatını mı çarçaf çarşaf gazetelere servis etti? Hayır. Köstebek Beşir Atalay’dır.

150 sayfalık lacivert klasör

Konuşma yaptığı kürsüde elindeki yaklaşık 150 sayfalık belgeden oluşan lacivert klasörü gösteren Kılıçdaroğlu, “İşte bu Köstebek’in dosyası” dedi. Dosyada, soru önergeleri, Deniz Feneri soruşturmasındaki tapeler, ifade tutanakları, Alman makamlarından Türkiye’ye yazılan yazılar ile bazı raporların yer aldığı öğrenildi.Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını TRT Haber ilk 30 saniyesini ve son 12 saniyesini verdi. Kanal CHP lideri yerine Tony Blair’in konuşmasını yayınladı. Halk TV’nin konuşmanın ilk 12 dakikasında arıza yapması nedeniyle birçok kanal da konuşmayı veremedi.


VATAN, 11 Ekim 2011
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Deniz Feneri Savcıları Çekilmenin Eşiğinde

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzt Eki 17, 2011 14:36

Deniz Feneri soruşturmasında deprem yaratacak talep: Suç vasfı değiştirilsin

Almanya'daki Deniz Feneri e.V. davasıyla ilgili soruşturmayı yürüten 3 savcının, görevden alınmaları ve haklarında 'evrakta tahrifat' iddiasıyla soruşturma başlatılmasının ardından önemli bir gelişme de halen tutuklu bulunan Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman'ın avukatlarından geldi. Savcılığa başvuran avukatlar, 'çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve nitelikli dolandırıcılık' iddiasıyla yürütülen soruşturmada suç vasfının, 'Dernekler Kanunu'na muhalefet' ve 'güveni kötüye kullanma' olarak değiştirilmesi talebinde bulundular.

7 YIL YA DA TAHLİYE

Bu talep, savcılık makamı veya savcının mütalaası üzerine mahkeme tarafından kabul edilirse, Karaman'ın tahliyesi de gündeme gelebilecek. Karaman'ın tutuklanmasına neden olan, 'çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve nitelikli dolandırıcılık' suçlaması 32 yıla kadar hapis cezasını öngörüyor. Avukatlarının 'suç vasfının değiştirilmesi' talebinde yer alan, 'Dernekler Kanunu'na muhalefet' ve 'güveni kötüye kullanma' eylemlerinin cezai yaptırımı ise toplam 7 yıl. Savcılık Karaman'ın suç vasfını değiştirirse, yeni suçlamaya ilişkin maksimum hapis cezasını da dikkate alarak tahliye kararı verebilecek. Olası karar davanın diğer sanıkları açısından da emsal teşkil edebilecek.

FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI ÖNERİYORUZ

Avukatlarından Ersan Şen, Zekeriya Karaman hakkındaki suçlamanın yeniden değerlendirilmesi durumunda yeni durumun diğer sanıklar hakkındaki suçlamalara da yansıyabileceğini, savcılığın suçlamalarla ilgili olarak TCK'nın ilgili hükümleri gereği Almanya'daki Dernekler mevzuatını da incelemesi gerektiğini savundu. Şen 'Dilekçemizde sebeplerini ortaya koyarak savcılardan olaya farklı bir açıdan bakmasını istedik' dedi.


Muhalifgazete, 17 Ekim 2011
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Deniz Feneri Savcıları Çekilmenin Eşiğinde

İletigönderen Oğuz Kağan » Çrş Eki 19, 2011 23:25

Deniz Feneri zanlılarının malvarlığı üzerindeki tedbir kaldırıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, ''Deniz Feneri e.V.'' soruşturmasının şüphelilerinin, Deniz Feneri e.V. Derneğinin kuruluş tarihinden önce edindikleri mallar üzerindeki tedbirin kaldırılmasına ilişkin kararını, uygulanması istemiyle Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne gönderdi.

Başsavcıvekili Harun Kodalak'ın koordinesinde soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcıları Veli Dalgalı ve Hakan Pektaş, Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, şüphelilerin, Deniz Feneri e.V. Derneğinin kuruluş tarihinden önce edindikleri malları üzerindeki tedbirin kaldırılması yönündeki kararı üzerine harekete geçti.

Savcılar, bu kararın uygulanması istemiyle Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tasarruf İşlemleri Daire Başkanlığına yazı yazdı. Yazıda, soruşturma kapsamındaki tüm şüphelilerin, Deniz Feneri e.V. Derneğinin kuruluş tarihi olan 27 Şubat 1999'dan önce edindiği mallar üzerindeki tedbirin kaldırılması istendi.

Dalgalı ve Pektaş ayrıca, ''tahrifat'' iddialarına neden olan Ankara 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin kararının tam metnini de Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne göndererek, şüphelilerin ortağı oldukları şirketlerin sahip olduğu taşınmazlar üzerindeki tedbirlerin kaldırılmasını talep etti.


Cumhuriyet, 19 Ekim 2011
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Deniz Feneri Savcıları Çekilmenin Eşiğinde

İletigönderen Oğuz Kağan » Cum Eki 21, 2011 23:41

Deniz Feneri'nde 6 kişi serbest!

Deniz Feneri'nde 3 aydır tutuklu bulunan Zahit Akman dahil 6 kişi serbest bırakıldı.

Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi, ''Deniz Feneri e.V.'' soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Zahid Akman, Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik, İzzet Kurum ve Ali Solak'ın tahliyesine karar verdi.

Zahid Akman, Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik, İzzet Kurum ve Ali Solak'ın avukatları, önce Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesi'ne tahliye talebiyle başvuruda bulunması üzerine soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcıları Veli Dalgalı ve Hakan Pektaş'ın, tahliye taleplerinin reddi yönündeki mütalaalarını dikkate alan mahkeme, tahliye istemlerini reddetmişti.

Bunun üzerine, şüphelilerin avukatları, mahkemenin kararına, bir üst mahkeme olan Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nde itirazda bulundu. Mahkeme, itirazı yerinde görerek, şüpheliler Zahid Akman, Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik, İzzet Kurum ve Ali Solak'ın tahliyesini kararlaştırdı.

Mahkemenin kararı kesin nitelik taşıyor.


İnternetajans.com, 21 Ekim 2011
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Deniz Feneri Savcıları Çekilmenin Eşiğinde

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzt Kas 21, 2011 13:13

12 milyon Avro uçtu gitti

Deniz Feneri savcıları görevden alınmasaydı para transferi aydınlanacaktı.

Davanın Türkiye ayağını yürütürken görevden el çektirilen savcılar, Deniz Feneri e.V’de resmi muhasebe ile gayri resmi muhasebe arasındaki fark olan 12 milyon Avro’nun Türkiye’deki hangi şirketlere aktarıldığının peşindeydi.


Deniz Feneri e.V. bağlantılı soruşturmanın Türkiye ayağını yürütürken görevden el çektirilen savcılar, Deniz Feneri e.V’de resmi muhasebe ile gayri resmi muhasebe arasındaki fark olan 12 milyon Avro’nun Türkiye’deki hangi şirketlere aktarıldığının peşindeydi. Hem Euro 7’nin hem Deniz Feneri e.V’nin muhasebecisi olan Firdevsi Ermiş, Türkiye’de tutulan UYUM programıyla ilgili önemli bilgileri ve Türkiye’ye yapılan para transferlerini itiraf etmişti. İstanbul’daki Kanal 7 binasında tutulduğu Almanya’da itiraf edilen UYUM programını Türkiye’deki soruşturmaya dahil eden savcılar görevden alınmasalardı paranın izini sürerek soruşturmayı şirketler bazında derinleştirecekti. Türkiye’de de ifadesi alınan isimlerden olan Ermiş’in verdiği bilgiler doğrultusunda Deniz Feneri e.V’nin resmi muhasebesiyle gayri resmi muhasebesi karşılaştırıldığında aradaki fark 12 milyon Avro çıkıyor. Soruşturmanın Türkiye ayağında da önemli yer tutan UYUM programında Türkiye’deki bilgisayara ulaşan isimlerden Firdevsi Ermiş’in -daha sonra Türk savcılara bilirkişi raporuyla da iletildi- Alman makamlarına verdiği çarpıcı bilgiler ve Alman makamlarının tespitleri özetle şöyleydi:

- Ermiş ilk başta gayri resmi muhasebe için de LEXWARE muhasebe programı kullanmış. Daha sonraları, hakkında ayrıca soruşturma yapılan ve Türkiye’de finans işlerinden sorumlu İsmail Karahan (Türkiye’deki soruşturma kapsamında tutuklanan ve 3 ay sonra serbest kalan isim) tarafından, muhasebe için UYUM denilen bir Türk programı (Kanal 7 Bilgi İşlem Sorumlusu’nun Türkiye’deki ifadesinde geçen program) kullanması ve güvenlik açısından bilgileri (Daten), Türkiye’deki server’da kaydetmesi için sıkıştırılmış. Program, Yeni Dünya’da çalışan Kara (Türkiye’deki operasyon kapsamında sorgulanan ve görevden alınan savcılar tarafından tutuklanması istemiyle savcılığa sevk edilen Kanal 7 yöneticisi Erdoğan Kara) isminde olan birisi tarafından bilgisayara yüklenmiş. Bazı gerçek harcamalar hem resmi ve hem de gayri resmi muhasebede de görülüyor.

- 2006 yılından itibaren Türkiye’de “Transfer” adı altında bir dosya (Ordner) açılmış, Ermiş UYUM-Export’larını Exel tablosu olarak bu dosyaya kaydetmek zorundaydı. Bu Export tabloları da, Kapuyoldaş (Türkiye’deki soruşturma kapsamında tutuklanan ve daha sonra serbest bırakılan Kanal 7 yöneticisi Harun Kapuyoldaş) adındaki şahıs tarafından, İstanbul’daki Yeni Dünya Yönetim Kurulu’na gönderiliyormuş.

- Gayri resmi muhasebenin kayıtları, Almanya Deniz Feneri’nin bilgisayarında yokmuş, 2005 sonlarından bu yana Türkiye’de Kanal 7’de bulunan bir server’da kaydedilmiş ve ancak online yoluyla ulaşılabiliyormuş. Böylece dernekte yapılacak bir polis kontrolünde bir şey bulmak mümkün değildi Resmi muhasebede, para, “ana sermaye” olarak deklare edilmiş; gayri resmi muhasebede ise borç olarak geçmişti. Ama borçlar ödenmemiş.

- Kurulan şirketlerin (Atlas Media, Weiss Handelsgesellschaft, Euro 7, Yeni Şafak ve European Consulting) hesaplarına, Türkiye’deki şirket hissedarlarının da (aralarında Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman ve eski RTÜK Başkanı Zahid Akman da yer alıyor) güya peşin para yatırdıkları olmuş. Sanki Türkiye’den para getirilip şirketlerin hesaplarına yatırılıyordu. Aslında bu paralar, daha önce Gürhan tarafından Deniz Feneri’nin hesaplarından peşin çekilmiş ve onlara verilmişti. Böylece hissedarlar, kendi adlarına şirketlerin hesaplarına para yatırmış oluyorlardı. (AYKUT KÜÇÜKKAYA/Cumhuriyet)


İnternetajans.com, 21 Kasım 2011
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Deniz Feneri Savcıları Yargılanıyor

İletigönderen Türk-Kan » Cmt Mar 10, 2012 11:44

Hırsızları bıraktılar savcılar yargılanıyor

Deniz Feneri savcısı isyan etti!

Deniz Feneri e.V davasıyla bağlantılı soruşturmayı sürdürürken görevden alınan ve diğer 2 savcı arkadaşıyla birlikte hakkında dava açılan savcı Abdülvahap Yaren, gelinen noktaya isyan etti: Hırsızlar yargılanmadan, savcılar yargılanıyor. Takdiri kamuoyuna bırakmak istiyorum!

“Hırsızlar yargılanmadan savcılar yargılanıyor!..”


Deniz Feneri e.V davasının eski savcılarından Abdulvahap Yaren gelişmelere bu sözlerle tepki gösterdi.

Haber: Fatih ERBOZ

Haklarında iki arkadaşı ile birlikte dava açılan Deniz Feneri e.V davasının eski savcısı Abdulvahap Yaren’den acı bir çığlık yükseldi. YENİÇAĞa konuşan Abdulvahap Yaren, haklarında açılan dava ile ilgili dosyanın nerede olduğunu bilmediklerini söyledi. “Yargıtay başsavcılığında da olabilir, 11. Ağır Ceza Dairesi’nde de olabilir” diyen Yaren, sözlerini şöyle sürdürdü: “Nadi bey hakkında evrakta sahtecilik, benim hakkımda görevi kötüye kullanma iddiaları var. İki dosya birleştirilip ilgili daireye gidecektir. Öyle tahmin ediyorum. Bunda sonra da bize tebligat gönderilir. Deniz Feneri e.V. davasının yerine bizim için açılan soruşturma ve sonucundaki dava dosyası konuşuluyor. Sizinde belirttiğiniz gibi bizim davamız esas davanın önüne geçmiş durumda. Kamuoyu bizim dava ile ilgileniyor. Hırsızlar yargılanmadan, savcılar yargılanıyor. Takdiri kamuoyuna bırakmak istiyorum.”

Gidişat bekleniyor

Aynı davadan yargılanan Savcı Nadi Türkaslan, davanın en az iki ay sonra açılabileceğini söyledi. Nadi Türkaslan, davanın bir ayağının Almanya’da olduğunu anımsatarak konu ile ilgili şöyle konuştu: “Yeni gelen savcı arkadaşların bu dosyaya hakim olmaları asgari iki ay alacaktır. Şu anda dava adeta askıda. Gidişat bekleniyor. Bir ayağı da Almanya’da. Peki bizim görevden alınmamız üzerinden neredeyse altı ay geçti. Bunu Almanya da mı görmüyor?”

YENİÇAĞ, 10 Mart 2012
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

Sonraki

Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x