
Çok pahalı olan terminatör tohumların Sakarya"da bazı çiftçilere bedava verildiği yazıldı. Konunun uzmanları; "GDO ekilen bir toprak artık GDO"ya mahkumdur, artık başka tohum yetişmez" diyor.
28 Ekim"de resmi gazetede yayınlanan ölüm tohumları yasasında faşist bir madde daha var. “GDO"suz ürünlerin etiketinde ürünün GDO"suz olduğuna dair ifadeler bulunamaz.” Bu yasanın açık ifadesi: “ben ne veriyorsam onu yiyeceksin” demektir! Bu bir zulümdür. Demek ki yeni dunya düzeninde "katil cinayetini” yasaları kullanarak işliyor. Bu durumda katilin yardımcısı kim oluyor?
AKP'lilere Soruyorum?SORU:1Sizler, Sayın AKP’li vekil ve bakanlar, pek Sayın Başbakan, sizlere soruyorum:
Sizler ülke menfaatine bir yasa, yönetmelik çıkarmamak için yemin mi ettiniz? GDO(genetiği değiştirilmiş organizma), diğer adıyla “Ölüm Tohumları” yönetmeliğini hangi küresel tohum şirketleri adına çıkardınız?
Bu ülkenin ekmeğini yediniz, suyunu içtiniz, “istemesek de” bizim ödediğimiz maaşlarla o koltuklarda oturuyorsunuz. Türk Milleti’nin sadece bu gününe değil, yarınına da ihanet ediyor, ekmeğimize kan doğruyorsunuz.
Geldiniz geleli çıkardığınız yasa, yönetmelik ve açılımlar sadece “Yeni Dünya Düzeni” efendilerinin(Lucifer’in çocukları) çıkarlarına hizmet veriyor. Bütün uyarı ve eleştirilere kör ve sağırsınız.
GDO’yu serbest bırakarak millete yaptığınız ihanet, Damat Ferit’i bile daha masum kıldı?
Ne demişti Henry Kissinger (1970):
“Petrolun kontrolü ile bütün bölge ve kıtaları, gıdanın kontrolüyle bütün insanları kontrol edebilirsiniz "
Başlattığınız açılımlar Türk Devleti’ni parçalamanın yolunu açmıştı. GDO girişinin serbest kalmasıyla da, Hitler’in Yahudilere uyguladığı soy kırımın çok daha sinsi bir şekli Türk Halkına uygulanabilir.
BU BİR İNSANLIK SUÇUDUR!!GDO yasası, hedef sebze, tahıl ve meyveleri birer silah haline getiriyor.
Rockefeller Vakfı 1946`da adı yeşil olan `Yeşil Devrim`i başlattı. Dünyadaki bütün tohumların örneklerini toplayıp kendilerine “tohum bankası” kuran baronlar, tohumlara el koyarak istemediği ırkları dönüştürüp kontrol etmek veya yok etmek istiyor. Onlar kendi çıkarını düşünüp ister, peki sizler kimlerin çıkarını düşünerek bu yönetmeliği çıkardınız?
Gerçekte beyinleriniz çoktan ele geçirildi de, sadece küresel eşkıyanın istek ve emirlerini yerine getirmeye koşullanmış birer “MEMUR” musunuz?
Bu yönetmeliğe onay vermenizin başka bir izahı yoktur!!
Türkiye, Yerkürede mevcut olan sekiz önemli Gen Merkezi’nden iki tanesini içine almaktadır. Avrupa kıtasının tümünde bulunan bitki türlerinin sayısı yaklaşık 12.000 iken, sadece Türkiye’ de saptanmış bitki türü sayısı 9.000’dir. Bunun yaklaşık % 33’ü yani 3.000 civarındaki kısmı ülkemize özgü endemik türlerdir. GDO girdiği yerlerde endemik dokuyu yok ediyor. GDO’yu onaylayan sadece ülkesine değil, bütün evrene ihanet etmiş olur. Evreni yaratan Kudret’e, nizama isyan etmiş olur.
Terminatör denilen kısır tohumları eken her çiftçi sadece tohuma çalışır. Hindistan’da GDO eken çiftçilerin başına gelenler ortada iken, 160 Hintli çiftçi çareyi intihar etmekte bulmuşken, bu yönetmeliği çıkarmaya hiç utanmadınız mı? Hangi kırılası elleriniz o GDO yönetmeliğini imzaladı?
“Silahsız işgal ve imha”ya izin veren GDO yönetmeliği… Artık orduya da ihtiyacımız yok(!).. Başbakanınızın her seferinde farklı rakam vererek telaffuz ettiği farklı etnik kökenden olan vatandaşların da artık önemi yok. GDO etnisiteye falan bakmıyor, hepsini yok ediyor. Adı üzerinde, terminatör, katil tohumlar. Farelerde iç organları iflas ettirmiş. “Sadece erkekleri kısırlaştıran mısır üretildi” diye bir haber yapılmıştı. Bir doktorumuz televizyonda “evlenir evlenmez çocuk yapın, artık 23 yaşında menapoza giren hanımlar var, hormonlu domateslerden midir nedir” diye açıklama yapmıştı. Üstelik sadece kaçak giren GDO dan… Yani henüz ülkeyi teslim almadan…
GDO’nun kontrolsüz bir biçimde ülkeye girdiği söyleniyordu. Bu girişleri kontrol edecek bir kurum yok. Biyo Güvenlik Yasası düzenlenip çıkartılmadı. Sanki sınırları olan bir ülke değil, yol geçen hanı. İsrailli bir yolcunun çantasında GDO’lu tohum yakalanmıştı. Çok pahalı olan terminatör tohumların Sakarya’da bazı çiftçilere bedava verildiği yazıldı. Konunun uzmanları; GDO ekilen bir toprak artık GDO’ya mahkumdur, başka tohum yetişmez diyor.
28 Ekim’de resmi gazetede yayınlanan yönetmelikte diktatör anlayışta bir madde var. “GDO’suz ürünlerin etiketinde ürünün GDO’suz olduğuna dair ifadeler bulunamaz.” Bu maddenin açılımı: “ben ne diyorsam onu yiyeceksin” demektir! Bu bir zulümdür. Demekki yeni dünya düzeni yönetmenleri “bazı cinayetlerini yasaları kullanarak işliyor." Bu durumda katile kim yardım ve yataklık etmiş oluyor?
GDO’yu onaylayan AKP’liler, bu millete düşmanlığınız nedir? Müslüman’ım diye gelip şeytana pabucu ters giydirdiniz? İbrahim Saraçoğlu Kuran’da genetiği değiştirilmiş tohumları kullananları “lanetleyen” bir ayet okuduğunu söylemişti. Bu ayeti isterseniz öğrenin diyeceğim de, haçlı işgalcilerin ortağı olduğunu her çıkardığı yasayla ispatlayan sizler için ne fark eder ki?
Zaten ağlak Fetullah’ın yurtlarında “kelime-i şahadet” kaldırılmıştı. Sadece “La İlahe İllallah” (Allah’tan başka tapacak yoktur) demeniz yeterlidir diyerek dini açılım yapılmıştı. Nasıl olsa dört kitap da “Allah’tan başka tapacak yoktur” diyor. Hatta batıl dediğimiz dinlerde de… Oysa “Kelime-i Şahadet” Müslüman olmanın ilk koşuludur.
Ne yazık ki, sizlere Müslüman diyerek yoldaşlık eden her reşit birey de, uygulamalarınıza karşı tepki vermediği için günahlarınıza ORTAK oluyor.
Eskiden eleştirdiğimiz partilerin içinden; yanlış, ülke zararına olan yasalara itiraz eden vekil, bakan çıkardı. “Böyle özelleştirme olmaz” diyen Yüksel Yalova bakanlıktan istifa etmişti. Enis Öksüz hem bakanlıktan, hem partisinden istifa etti. AKP içinden “vatanım kişisel çıkarımın üzerindedir” diyecek tek bir bakan, vekil çıkmayacak mı?
Kime söylüyorum ki ben? Onlar senelerdir RTE’nin hakaretlerini bile içlerine sindirdiler. Kendi adına dik duramayan, başka hangi değer adına dik durabilir ki..!?
SORU:2Domuz gribi için bir Bakanınız kıyamet kopardı. Hatta “Azrail kendisine rakam vermiş gibi“ şu kadar kişi domuz gribinden ölecek diyerek halka korku saldı. Gören de Türkiye’nin Sağlık Bakanı değil de, aşı üreten firmanın reprezantı(ilaç tanıtımı elemanı) zanneder… Tabii; başka ülkelerin birim fiyatınıa 2.2 dolar ödediği aşıyı, 3.1 dolardan almayı başarmak her yiğidin harcı değildir(!) Bu başarı da ayrı bir heyecan yaratıyor olmalı(!)..
Baktılar Türk Halkı aşıya bir türlü inanmıyor, her ölen neredeyse “domuz gribinden öldü” oldu(!)..Hele basın, halka korku salmak için elinden geleni yapıyor. “Bozacının şahidi şıracı” misali…
Sahi, geçen kış turistler ile ülkemize tek-tük uğrayan domuz gribi bu yıl birden niye atak yaptı? Tam da aşı üzerinde tartışmalar sürerken, doktorlar bile aşıya şüphe ile yaklaşırken… Nasıl oldu da tam bu tartışmaların ortasında domuz gribi domuzluğunu yaptı? Ve domuz gribinin bütün domuzluğuna rağmen, halk niye Sağlık Bakanı’na hala tam anlamıyla güvenemiyor?
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, eski Sağlık Bakanı Durmuş’a ne demişti? Aşı olmadığı için domuz gribinden ölen olursa sizi dava ederiz demişti değil mi? Tayyip Bey’de “aşı olmayacağım” dedi. Bu durumda Başbakanınızı da dava edecek misiniz?
Yaratılan sanal dünya, algı savaşları, algı kirliliği…
Bilinç altımız kurgulanıyor. Kim algıyı yönetirse, zihinleri de o esir ediyor. Bu yepyeni bir savaş. Toptan, tüfekten daha tehlikeli bir savaş. Algımız yabancılaştırılıyor. Algımız yabancılaşırken elimizdeki her şey dış dünyanın kontrolüne giriyor, özgürlüğümüz her anlamda elimizden alınıyor.
Bu psikolojik savaş yöntemi AKP’nin tek başına becerebileceği bir yöntem değildir. AKP “yeni dünya düzeni” SAVAŞ yöntemlerinin ülkemizde uygulanmasını kolaylaştırıyor, önünü açıyor. Toplumsal travmalar yaratarak zihinleri bölüyor, algılarımızı değiştiriyor.
Medya kullanılarak sanal bir dünya yaratıldı. Algı kirliliği yaratılmaya devam ediyor. Bütün değerlerimizin birdenbire tartışmaya açılması bu savaşın bir başka ayağıdır.
Böyle bir savaşa Türk Halkı hazır değildi, korumasız yakalandı. Aslında ortaya çıkan şu ki; hiçbir kurum hazır değilmiş.
“Domuz gribinden yeni ölümler” diye sürekli yapılan haberleri de, bilinç altımızın kurgulanması olarak yorumluyorum.
İşte AKP iktidarının ülkemizde yaptığı asıl görev budur! Türk Halkının bilinç altının kurgulanması.
Ekmek haline gelen bir ülkeyi; “su, maya, un” diye ayrıştırıp ekmek olmaktan çıkarmak kimin işine yarar? AKP etnik ayrıştırma ile ekmeğimizi ayrıştırdı, şimdi içine kan doğruyor.
MUHALEFETE…Şayet AKP’nin oluşturduğu “suni-yaygaracı-örtücü” gündemlere bilerek ortak olmuyorsanız, GDO konusunda halkı bilinçlendirin. Anadolu’nun en ücra köşesine gidecek, konferanslar verecek bir ekip oluşturun. RTE’nin “okyanus ötesinden alınan” suni gündem yaratma taktiklerine yem olmayın! AKP GDO yönetmeliğini “ıslak imza” yaygarası koparılırken çıkardı, unutmayın!
Hedefe giderken her biriniz bir engellemeye takılacaksanız, bu işleri bırakın. Halkı siyaset üstü bir yaklaşımla aydınlatmalısınız. Aksi takdirde bu yıkımın hesabını sadece iktidar değil, sizler de verirsiniz. Hatta veremezsiniz.
Z_eucar@yahoo.com.tr Zahide Uçar - InternetAjans