Dikkat! Bebeklerinizi de Zehirliyorlar (GDO Tertibi)

Genel & Güncel Konular

Re: GDO ile işgal nedir?

İletigönderen bezgin » Çrş Kas 04, 2009 13:05

Su an Avrasya'da GDO yayini yapiliyor. (TSI: 13.05)





Sözde GDO'lari engellemek icin cikmis yönetmelik. :melek:

Tarim Bakamayani öyle diyor.

http://www.avrasya.tv/s-canliyayin.html
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: GDO ile işgal nedir?

İletigönderen mavi ışık » Çrş Kas 04, 2009 13:48

kaynak için özür dilerim dikkatimden kaçmış, 1. gönderi: ziraat mühendisleri odasının İzmir şubesi'nin İEF daki organik tarım standındaki mini broşürün özeti(2006)
2.gönderi bu konu hakkında çok önemli olduğunu düşündüğüm kitabın içeriği
Kullanıcı küçük betizi
mavi ışık
Üye
Üye
 
İletiler: 34
Kayıt: Cmt Eki 17, 2009 17:14

Re: GDO ile işgal nedir?

İletigönderen Oğuz Kağan » Çrş Kas 04, 2009 16:39

GDO kansere yol açıyor!

Tüm canlılar için zararlı olan GDO'nun ölümcül hastalıklara yol açtığı belirtildi.

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer, Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların (GDO), insanlar ve diğer canlıların sağlığını, güvenliğini, geleceğini ve hürriyetlerini tehdit ettiğini söyledi.

Kemal Özer, ''Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi''nin Fatih'deki çalışma ofisinde düzenlenen basın toplantısında, 26 Ekimde yayımlanan ve GDO'larla ilgili yönetmelik hakkında Danıştaya açtıkları iptal davasını değerlendirdi.

Özer, yönetmeliğin Anayasa'ya, BM Evrensel Tüketici Hakları Beyannamesi ile Avrupa Tüketici Hakları Bildirgesi ilkelerine, Rekabet Kanunu, Tüketici Kanunu, Sağlık Bakanlığının Kuruluş Kanunu, Orman ve Çevre Bakanlığı ile ilgili kanunlara ve etiket mevzuatına aykırı olduğu gerekçesiyle dava açtıklarını belirterek, GDO'nun Türkiye'de meşrulaştırılmasının kabul edilemeyeceğini dile getirdi.

GDO'nun Türkiye dahil tüm dünyada yasaklanması gerektiğini savunan Özer, ''Çünkü GDO, insanlar ve diğer canlıların sağlığını, güvenliğini, geleceğini ve hürriyetlerini tehdit etmektedir. Bilim çevrelerinin söylediği gibi şu bir gerçektir ki GDO ile bitkiler kısırlaştırıldığı gibi hayvanlar ve insanlar da kısırlaştırılmakta, immun sistemi zayıflatılarak her türlü hastalığa açık hale getirilmekte ve farklı canlıların genleri birbirine karıştırıldığı için doğal yapısı bozulmuş insan doğumlarına, alerji ve kanser başta olmak üzere birçok ölümcül hastalıkların artışına neden olmaktadır'' dedi.

Kemal Özer, GDO'nun tümüyle yasaklanması için mücadele ettiklerini ve TBMM'den bu yönde bir karar çıkmasını beklediklerini ifade etti.

-''EN BÜYÜK SORUMLULUK TÜKETİCİYE DÜŞÜYOR''-

Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özer, şunları kaydetti:

''Tüketicinin yapması gereken, arz edilene yönelmek değil, kendi arzını oluşturmasıdır. Üretici, o talebe yönelik bir arza mecbur bırakılmalıdır. Kapitalist sistem bunu gerektirir. En büyük sorumluluk siyasilere değil, tüketicilere düşüyor. Eğer bir ülkede milliyetçilikten bahsedecekseniz şimdi tam vaktidir. Ülkenizi ve insanınızı sevdiğinizi iddia ediyorsanız, milliyetçilik yapıp toprağınızı korumanızın vakti. Bu, sadece toprağın düşmanla çevrili olduğu zaman yapılacak bir şey değil. Şu anda, toprağınız saldırı altında, küresel güçlerin saldırısı altına girmiştir. Bu toprak hem üretim yeteneğini kaybedecektir hem de üretim yeteneğinin içinde küresel güçlerin insafına terk edilmiş olacaktır. Ülke, sadece askeri güçlerle korunmuyor. Bu şekilde de koruma vakti gelmiştir. Burada gıdanın bir silah haline dönüştürüldüğünü görüyoruz. Dünya bundan sonra, enerji ve toprak savaşı yapmayacak. Bundan sonra bütün savaşlar gıda savaşı olacak. Bunun en güzel örneği de 'Irak Savaşı'dır.''

Kemal Özer, bir gazetecinin ''Türkiye GDO çöplüğü haline mi geldi?'' sorusu üzerine ise dünyanın yüzde 50'den fazlasındaki ekimlerin GDO'lu olduğunu ve bunun oranın da hızla arttığını söyledi.

AB ülkelerinin bu konuda hassas olduklarını belirten Özer, Almanya, Fransa, Hollanda gibi ülkelerde GDO'lu ürün ekimlerinin büyük engellerle karşı karşıya bırakıldığını fakat Türkiye'de herhangi bir engel bulunmadığını dile getirdi.

Özer, bir başka soru üzerine de ''Bakanlar Kurulunda ulusal bir güvenlik yasa tasarısı vardı. Biz onun Meclise gelmesini beklerken, gece yarısı operasyonu ile geçtiğimiz hafta bir yönetmelik geldi. 'Çocukları GDO'dan koruyacağız' diyorlar. Bu ne demektir? GDO'nun zararlı olduğunu kabul ediyorlar, demektir. Çocukları nasıl koruyacaksınız? Mamalara katmayarak. Peki çocuklar sadece mama mı yerler? Anne sütü GDO'lu hale gelmişse nasıl koruyacaksınız? Diğer taraftan GDO'lu bir ürün sofraya gelmişse bir çocuğun yemesini nasıl engelleyeceksiniz? Bu bir samimiyet problemidir'' şeklinde konuştu.


http://www.gercekgundem.com/?p=229370
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: GDO ile işgal nedir?

İletigönderen bezgin » Prş Kas 05, 2009 13:45

Çok pahalı olan terminatör tohumların Sakarya"da bazı çiftçilere bedava verildiği yazıldı. Konunun uzmanları; "GDO ekilen bir toprak artık GDO"ya mahkumdur, artık başka tohum yetişmez" diyor.

28 Ekim"de resmi gazetede yayınlanan ölüm tohumları yasasında faşist bir madde daha var. “GDO"suz ürünlerin etiketinde ürünün GDO"suz olduğuna dair ifadeler bulunamaz.” Bu yasanın açık ifadesi: “ben ne veriyorsam onu yiyeceksin” demektir! Bu bir zulümdür. Demek ki yeni dunya düzeninde "katil cinayetini” yasaları kullanarak işliyor. Bu durumda katilin yardımcısı kim oluyor?


AKP'lilere Soruyorum?


SORU:1
Sizler, Sayın AKP’li vekil ve bakanlar, pek Sayın Başbakan, sizlere soruyorum:

Sizler ülke menfaatine bir yasa, yönetmelik çıkarmamak için yemin mi ettiniz? GDO(genetiği değiştirilmiş organizma), diğer adıyla “Ölüm Tohumları” yönetmeliğini hangi küresel tohum şirketleri adına çıkardınız?

Bu ülkenin ekmeğini yediniz, suyunu içtiniz, “istemesek de” bizim ödediğimiz maaşlarla o koltuklarda oturuyorsunuz. Türk Milleti’nin sadece bu gününe değil, yarınına da ihanet ediyor, ekmeğimize kan doğruyorsunuz.

Geldiniz geleli çıkardığınız yasa, yönetmelik ve açılımlar sadece “Yeni Dünya Düzeni” efendilerinin(Lucifer’in çocukları) çıkarlarına hizmet veriyor. Bütün uyarı ve eleştirilere kör ve sağırsınız.

GDO’yu serbest bırakarak millete yaptığınız ihanet, Damat Ferit’i bile daha masum kıldı?

Ne demişti Henry Kissinger (1970):

“Petrolun kontrolü ile bütün bölge ve kıtaları, gıdanın kontrolüyle bütün insanları kontrol edebilirsiniz "

Başlattığınız açılımlar Türk Devleti’ni parçalamanın yolunu açmıştı. GDO girişinin serbest kalmasıyla da, Hitler’in Yahudilere uyguladığı soy kırımın çok daha sinsi bir şekli Türk Halkına uygulanabilir.

BU BİR İNSANLIK SUÇUDUR!!


GDO yasası, hedef sebze, tahıl ve meyveleri birer silah haline getiriyor.

Rockefeller Vakfı 1946`da adı yeşil olan `Yeşil Devrim`i başlattı. Dünyadaki bütün tohumların örneklerini toplayıp kendilerine “tohum bankası” kuran baronlar, tohumlara el koyarak istemediği ırkları dönüştürüp kontrol etmek veya yok etmek istiyor. Onlar kendi çıkarını düşünüp ister, peki sizler kimlerin çıkarını düşünerek bu yönetmeliği çıkardınız?

Gerçekte beyinleriniz çoktan ele geçirildi de, sadece küresel eşkıyanın istek ve emirlerini yerine getirmeye koşullanmış birer “MEMUR” musunuz?

Bu yönetmeliğe onay vermenizin başka bir izahı yoktur!!

Türkiye, Yerkürede mevcut olan sekiz önemli Gen Merkezi’nden iki tanesini içine almaktadır. Avrupa kıtasının tümünde bulunan bitki türlerinin sayısı yaklaşık 12.000 iken, sadece Türkiye’ de saptanmış bitki türü sayısı 9.000’dir. Bunun yaklaşık % 33’ü yani 3.000 civarındaki kısmı ülkemize özgü endemik türlerdir. GDO girdiği yerlerde endemik dokuyu yok ediyor. GDO’yu onaylayan sadece ülkesine değil, bütün evrene ihanet etmiş olur. Evreni yaratan Kudret’e, nizama isyan etmiş olur.

Terminatör denilen kısır tohumları eken her çiftçi sadece tohuma çalışır. Hindistan’da GDO eken çiftçilerin başına gelenler ortada iken, 160 Hintli çiftçi çareyi intihar etmekte bulmuşken, bu yönetmeliği çıkarmaya hiç utanmadınız mı? Hangi kırılası elleriniz o GDO yönetmeliğini imzaladı?

“Silahsız işgal ve imha”ya izin veren GDO yönetmeliği… Artık orduya da ihtiyacımız yok(!).. Başbakanınızın her seferinde farklı rakam vererek telaffuz ettiği farklı etnik kökenden olan vatandaşların da artık önemi yok. GDO etnisiteye falan bakmıyor, hepsini yok ediyor. Adı üzerinde, terminatör, katil tohumlar. Farelerde iç organları iflas ettirmiş. “Sadece erkekleri kısırlaştıran mısır üretildi” diye bir haber yapılmıştı. Bir doktorumuz televizyonda “evlenir evlenmez çocuk yapın, artık 23 yaşında menapoza giren hanımlar var, hormonlu domateslerden midir nedir” diye açıklama yapmıştı. Üstelik sadece kaçak giren GDO dan… Yani henüz ülkeyi teslim almadan…

GDO’nun kontrolsüz bir biçimde ülkeye girdiği söyleniyordu. Bu girişleri kontrol edecek bir kurum yok. Biyo Güvenlik Yasası düzenlenip çıkartılmadı. Sanki sınırları olan bir ülke değil, yol geçen hanı. İsrailli bir yolcunun çantasında GDO’lu tohum yakalanmıştı. Çok pahalı olan terminatör tohumların Sakarya’da bazı çiftçilere bedava verildiği yazıldı. Konunun uzmanları; GDO ekilen bir toprak artık GDO’ya mahkumdur, başka tohum yetişmez diyor.

28 Ekim’de resmi gazetede yayınlanan yönetmelikte diktatör anlayışta bir madde var. “GDO’suz ürünlerin etiketinde ürünün GDO’suz olduğuna dair ifadeler bulunamaz.” Bu maddenin açılımı: “ben ne diyorsam onu yiyeceksin” demektir! Bu bir zulümdür. Demekki yeni dünya düzeni yönetmenleri “bazı cinayetlerini yasaları kullanarak işliyor." Bu durumda katile kim yardım ve yataklık etmiş oluyor?

GDO’yu onaylayan AKP’liler, bu millete düşmanlığınız nedir? Müslüman’ım diye gelip şeytana pabucu ters giydirdiniz? İbrahim Saraçoğlu Kuran’da genetiği değiştirilmiş tohumları kullananları “lanetleyen” bir ayet okuduğunu söylemişti. Bu ayeti isterseniz öğrenin diyeceğim de, haçlı işgalcilerin ortağı olduğunu her çıkardığı yasayla ispatlayan sizler için ne fark eder ki?

Zaten ağlak Fetullah’ın yurtlarında “kelime-i şahadet” kaldırılmıştı. Sadece “La İlahe İllallah” (Allah’tan başka tapacak yoktur) demeniz yeterlidir diyerek dini açılım yapılmıştı. Nasıl olsa dört kitap da “Allah’tan başka tapacak yoktur” diyor. Hatta batıl dediğimiz dinlerde de… Oysa “Kelime-i Şahadet” Müslüman olmanın ilk koşuludur.

Ne yazık ki, sizlere Müslüman diyerek yoldaşlık eden her reşit birey de, uygulamalarınıza karşı tepki vermediği için günahlarınıza ORTAK oluyor.

Eskiden eleştirdiğimiz partilerin içinden; yanlış, ülke zararına olan yasalara itiraz eden vekil, bakan çıkardı. “Böyle özelleştirme olmaz” diyen Yüksel Yalova bakanlıktan istifa etmişti. Enis Öksüz hem bakanlıktan, hem partisinden istifa etti. AKP içinden “vatanım kişisel çıkarımın üzerindedir” diyecek tek bir bakan, vekil çıkmayacak mı?

Kime söylüyorum ki ben? Onlar senelerdir RTE’nin hakaretlerini bile içlerine sindirdiler. Kendi adına dik duramayan, başka hangi değer adına dik durabilir ki..!?

SORU:2

Domuz gribi için bir Bakanınız kıyamet kopardı. Hatta “Azrail kendisine rakam vermiş gibi“ şu kadar kişi domuz gribinden ölecek diyerek halka korku saldı. Gören de Türkiye’nin Sağlık Bakanı değil de, aşı üreten firmanın reprezantı(ilaç tanıtımı elemanı) zanneder… Tabii; başka ülkelerin birim fiyatınıa 2.2 dolar ödediği aşıyı, 3.1 dolardan almayı başarmak her yiğidin harcı değildir(!) Bu başarı da ayrı bir heyecan yaratıyor olmalı(!)..

Baktılar Türk Halkı aşıya bir türlü inanmıyor, her ölen neredeyse “domuz gribinden öldü” oldu(!)..Hele basın, halka korku salmak için elinden geleni yapıyor. “Bozacının şahidi şıracı” misali…

Sahi, geçen kış turistler ile ülkemize tek-tük uğrayan domuz gribi bu yıl birden niye atak yaptı? Tam da aşı üzerinde tartışmalar sürerken, doktorlar bile aşıya şüphe ile yaklaşırken… Nasıl oldu da tam bu tartışmaların ortasında domuz gribi domuzluğunu yaptı? Ve domuz gribinin bütün domuzluğuna rağmen, halk niye Sağlık Bakanı’na hala tam anlamıyla güvenemiyor?

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, eski Sağlık Bakanı Durmuş’a ne demişti? Aşı olmadığı için domuz gribinden ölen olursa sizi dava ederiz demişti değil mi? Tayyip Bey’de “aşı olmayacağım” dedi. Bu durumda Başbakanınızı da dava edecek misiniz?

Yaratılan sanal dünya, algı savaşları, algı kirliliği…

Bilinç altımız kurgulanıyor. Kim algıyı yönetirse, zihinleri de o esir ediyor. Bu yepyeni bir savaş. Toptan, tüfekten daha tehlikeli bir savaş. Algımız yabancılaştırılıyor. Algımız yabancılaşırken elimizdeki her şey dış dünyanın kontrolüne giriyor, özgürlüğümüz her anlamda elimizden alınıyor.

Bu psikolojik savaş yöntemi AKP’nin tek başına becerebileceği bir yöntem değildir. AKP “yeni dünya düzeni” SAVAŞ yöntemlerinin ülkemizde uygulanmasını kolaylaştırıyor, önünü açıyor. Toplumsal travmalar yaratarak zihinleri bölüyor, algılarımızı değiştiriyor.

Medya kullanılarak sanal bir dünya yaratıldı. Algı kirliliği yaratılmaya devam ediyor. Bütün değerlerimizin birdenbire tartışmaya açılması bu savaşın bir başka ayağıdır.

Böyle bir savaşa Türk Halkı hazır değildi, korumasız yakalandı. Aslında ortaya çıkan şu ki; hiçbir kurum hazır değilmiş.

“Domuz gribinden yeni ölümler” diye sürekli yapılan haberleri de, bilinç altımızın kurgulanması olarak yorumluyorum.

İşte AKP iktidarının ülkemizde yaptığı asıl görev budur! Türk Halkının bilinç altının kurgulanması.

Ekmek haline gelen bir ülkeyi; “su, maya, un” diye ayrıştırıp ekmek olmaktan çıkarmak kimin işine yarar? AKP etnik ayrıştırma ile ekmeğimizi ayrıştırdı, şimdi içine kan doğruyor.

MUHALEFETE…

Şayet AKP’nin oluşturduğu “suni-yaygaracı-örtücü” gündemlere bilerek ortak olmuyorsanız, GDO konusunda halkı bilinçlendirin. Anadolu’nun en ücra köşesine gidecek, konferanslar verecek bir ekip oluşturun. RTE’nin “okyanus ötesinden alınan” suni gündem yaratma taktiklerine yem olmayın! AKP GDO yönetmeliğini “ıslak imza” yaygarası koparılırken çıkardı, unutmayın!

Hedefe giderken her biriniz bir engellemeye takılacaksanız, bu işleri bırakın. Halkı siyaset üstü bir yaklaşımla aydınlatmalısınız. Aksi takdirde bu yıkımın hesabını sadece iktidar değil, sizler de verirsiniz. Hatta veremezsiniz.

Z_eucar@yahoo.com.tr
Zahide Uçar - InternetAjans
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: GDO ile işgal nedir?

İletigönderen BabaHoroz » Prş Kas 05, 2009 14:11

Bu GDO denen şey yıllardır var.Neden son 3-4 gündür Türkiyede bir numaralı haber olmaya başladı ?

Her şeyin doğalı en iyisidir.Doğumun bile.Sezeryanla değil,doğal yolla doğum en iyisidir.
Devlet halkına sağlıklı yiyecekler yedirirse,hastane ve ilaç tüketimi azalır ve sonuçta devlet yine karlı çıkar bu işten
Sadece ve Sadece DENİZLİSPOR lu,Her konuda Objektif, Dobra, AntiEmperyalist ve Tam Bir TÜRK
Kullanıcı küçük betizi
BabaHoroz
Üye
Üye
 
İletiler: 104
Kayıt: Cum Mar 07, 2008 13:21

Re: GDO ile işgal nedir?

İletigönderen bezgin » Prş Kas 05, 2009 14:14

BabaHoroz yazdı:
Her şeyin doğalı en iyisidir. Doğumun bile.


Hatta ölümün bile, ama anlasilan hükümet böyle birseyi bize layik görmüyor.




"Yarin, öbür gün birsey cikabilir"


Toplam üc laboratuvarla gen testi yapacaklarmis. Sayin Bakan, bugüne kadar bilim cevrelerince yayinlanmis binlerce yayin var, okuyun, öbür gün ne cikabilirmis, ögrenin. Labarotuvarlar bakanliga mi bagli yoksa, özerk mi? Karar vermeden ölcütleri kim belirliyor?

Halki kandirmayin Sayin Bakan!




İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: GDO ile işgal nedir?

İletigönderen bezgin » Prş Kas 05, 2009 20:51

'Genetik' müdahale mide bulandırdı



Tarım Bakanı, 'ithalatına denetim getiriyoruz' dedi ama yönetmeliğin 5. maddesi öyle demiyor. Bebek maması dışındaki ürünler DNA'sıyla oynandığı halde piyasaya sokulabilecek, ancak sağlığa zararı tespit edilirse toplanacak. Üstelik genetiği değiştirilmeyen ürün etikette yer almayacak

'Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar'ın (GDO) ithaline olanak veren yönetmeliğe tepki yağıyor. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, 26 Ekim 2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren yönetmeliğin yasal düzenleme öncesindeki ilk adım olduğunu, ithalatı denetim altına almayı amaçladıklarını savundu. Ancak ziraat ve gıda örgütleri tam 800 çeşit gıda ürününde bulunan GDO'nun suç dosyasını açıkladı.
Yönetmelikte yer alan GDO'lu ürünlerin piyasaya girmeden denetlenmeyeceği, girdikten sonra sağlığı tehdit eden bir unsuru olursa toplanabileceği büyük tepki topladı. İkinci büyük tepki de GDO'suz ürünlerin bunu etiketlerinde belirtemeyecekleri, yani vatandaşın doğal ürünün hangi olacağını anlayamayacağı.

TARTIŞMALI 5. MADDE
Yönetmeliğin en tartışmalı bölümünü, 5 madde oluşturdu. Yönetmelikte, sadece GDO'lu bebek mamaları kesin bir şekilde yasaklanırken, diğerleri için esneklik sağlandı. Piyasaya sokulan GDO'lu bir ürünün, ancak insan veya hayvan sağlığı açısından olumsuzluğu tespit edildiğinde gerekli önlemlerin alınması hükme bağlandı. Buna göre, gıda ve yem işletmecisi, GDO'lu bir ürünün zararı tespit edildiğinde gerekli sağlık ve çevre önlemlerini alarak, hemen bakanlığı bilgilendirecek, söz konusu gıda veya yemi de piyasadan çekecek. Bu da ürünün piyasaya girmeden değil, girdikten sonra denetlenmesini öngördüğü için tartışma yarattı. Türk insanının kobay olarak kullanıldığını belirten meslek örgütleri, bakanlığı topa tuttu.

MISIR, SOYA VE PAMUK ALDIK
Yönetmelikte, GDO'suz gıda üreten firmaların, bunları sattıkları ürünlerin etiketinde belirtilmesi de yasaklandı. GDO lehine olan bu düzenleme de büyük tartışma yarattı. Yönetmelikte, 'GDO'suz ürünlerin etiketinde ürünün GDO'suz olduğuna dair ifadeler bulunamaz' denildi.
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, GDO'lar kapsamında düşündürücü bir rapor hazırladı. Raporda, 1998 yılından bu yana, hiçbir sınırlamaya tabi olmadan milyarlarca dolarlık GDO'lu ürün Türkiye'ye girdiği vurgulandı. İthalatın büyük kısmının ABD ve Arjantin'den yapıldığı belirtilen raporda, Türkiye'nin mısır, pamuk ve soyalı GDO'lu ürün aldığı belirtildi.

800 ÇEŞİT GIDADA VAR
Türkiye'nin 2008 yılı itibarıyla 382 milyon dolara ulaşan mısır ithalatının yüzde 62.2'sini ABD'den yaptığına dikkat çekilen raporda, soya ithalatının da ABD, Arjantin ve Brezilya'dan gerçekleştiği vurgulandı.
Raporda, GDO'lu mısır, pamuk ve soya ürünlerinin Türkiye'de işlendiği ve 800 çeşitten fazla gıda olarak tüketici sofrasına ulaştığı, bunun da hiçbir etiketleme yapılmadan satışa sunulduğu vurgulandı.

ANTİBİYOTİĞE DİRENCİ VE ALERJİYİ ARTIRIYOR
- Bağımsız araştırmalara göre, GDO'lu tohumlar, antibiyotiklere karşı direnç, ağır alerji, uzun süreli hayvan deneylerinde organ hasarı, organlarda küçülme, kan biyokimyasında bozulma, kısırlık, ölü doğum oranında ciddi artış, gelecek nesillerde boy ve tartı eksikliği gibi olumsuzluklara yol açtığı ortaya çıkarıyor.
- Bitki hücresine yerleştirilen her gen bir protein üretmektedir. Bu proteinler bugüne kadar insanın besin zincirinde yer almayan, her biri alerji yapabilecek potansiyele sahip kimyasal maddelerdir. Nitekim soya fasulyesine karşı alerjisi olmadığı halde 'raundupR' isimli herbiside dirençli soya fasulyesine alerjik olan insanlar vardır. Bu tür alerjilerle ilerde çok daha fazla karşılaşılacaktır.
- Bu yabancı genlerin sindirim sisteminde tümüyle metabolize edildiği iddia edilirdi. Gerek hayvan deneylerinde gerekse de insan çalışmalarında bu yabancı genlerin bazı fragmanlarının veya tümünün bozulmadan kalın bağırsağa kadar ulaşabildiği hatta kalın bağırsaktaki bakterilerin içine girip bakterilerin genetik yapısını değiştirdiği ve genin üretmekle yükümlü olduğu proteinin (toksin ya da herbisit direnci) üretildiği saptanmıştır.

FARELER ARTIK ÜREYEMİYOR
- Her ne kadar GDO'ların insanlar üzerindeki etkileri henüz bilinmese de hayvanlar üzerindeki etkileri belirlendi. İskoçya Rowett Enstitüsü'nden Dr Arpad Pusztai'nin GDO patates ile beslediği farelerin tümünün iç organlarında küçülme, sindirim sistemlerinde bozukluk, bağışıklık sistemlerinde çökme, kan yapılarında bozulma ve mide çeperlerinde kalınlaşma görülmüştür.
- Avusturya Tarım ve Sağlık Bakanlığı'nın finansmanı ile Viyana Üniversitesinin geçen yıl yaptığı bir çalışmada ise GDO gıdalarla beslenen farelerin üç, dört nesil sonra büyük ölçüde üreme yeteneklerini kaybettikleri belirlenmiştir.

TÜRKİYE'NİN PAMUĞU DAHA VERİMLİ
- GDO, tarımda verimi artırmıyor. Türkiye'nin pamuk verimi, Arjantin'den yüzde 65, ABD'den yüzde 30, Monsanto'nun adeta pamuk üssü haline gelen Hindistan'dan ise yüzde 60 daha fazladır. GDO'suz tohumla üretim yapan ülkemizin verimi diğer tüm ülkelerin üzerindedir. Dolayısıyla GDO'nun verimi artırdığı ve dünya açlığına çare olacağı söylemleri kesinlikle doğru değildir.
- GDO ürünlerin yüzde 88'ini Kuzey ve Güney Amerika'daki yalnızca 600 bin çiftçi büyük çaplı endüstriyel çiftliklerde yetiştirmektedir.



Ebru TOKTAR ÇEKİÇ / AKSAM
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: GDO ile işgal nedir?

İletigönderen ilkkurşun » Cum Kas 06, 2009 16:51

Frankeştayn


Kürt açılımı yapılmasını anlarım... Çünkü, karşı çıkanlar olduğu gibi, destekleyenler de var. Ermeni açılımı da böyle...

Sen itiraz edersin belki ama, şahane diyen de var.


*

Peki, “Milletim öyle istiyor, açılım yapıyorum” diyen arkadaşlardan biri, bana izah edebilir mi lütfen, “genetiği değiştirilmiş organizma açılımı”nı niye yapıyoruz?

*

Ortalık toz dumanken... Ahali, PKK'lıların memlekete gelişiyle meşgulken, dikkatler darbe marbe iddialarına yoğunlaşmışken, ana-babalar domuz gribi endişesine kafa yorarken... Kaşla göz arasında, TBMM'yi bypass ederek, şak diye yönetmelik çıkardılar... Ve, “genetiği değiştirilmiş organizma”ların ithalatını
serbest bıraktılar.

*

Hangi millet istiyor bunu?

*

Her numaraya “Milletim öyle istiyor” diyorsunuz da... Mesela, genetiği değiştirilmiş domates istiyorum diyen Kürt var mı Türkiye'de? Genetiği değiştirilmiş çikolata istiyorum diyen Laz? Çocuğuma genetiği değiştirilmiş patates cipsi yedirmek istiyorum diyen Türk var mı aramızda? Kim istiyor bu işi kardeşim? Kim?

*

Genetiği değiştirilmiş organizma, eğer angutsan, entel bi sıfat gibi geliyor kulağa, bilimsel gibi duruyor... Aslında “frankeştayn gıda” onların adı!

*

Çünkü, normal yollardan insan evladı doğurmak varken; birinin kulağını birinin kafasına, birinin burnunu öbürünün suratına
takmak gibi bi şey...

*

Kabaca anlatırsak, dayanıklı olsun diye balık genini domatese, bakteriyi patatese monte ediyorlar... Sonradan tonla para verip ilaçlama yapılacağına, haşere ilacını daha tohumundan mısır genine kakalıyorlar. Sinek yuttuğu için böcek ilacı içen süper zekâ vatandaşımız gibi yani... Sevgili halkımız, adında domuz var diye, domuz gribi aşısı caiz mi diye soruyor ama, belki domuz genini soya fasulyesinde yiyor, haberi yok...

*

Peki, niye yapıyorlar bunu? “Açlığı önlemek için” diyorlar... İnsanoğluna gıda yetişmiyormuş, böylece verimi arttırıyorlarmış...
Raf ömrünü uzatıyorlarmış.

*

İyi de birader...

Buğday mı yetişmiyor bu ülkede? Pancar mı eksik? Pirinç mi yok? Yanlışlıkla elinden düşürsen, fışkırmıyor mu topraktan? Şapşal politikalar yüzünden, fazla geldiği için, para etmediği için, mahsulümüzü yakarken, derelere dökerken, hangi açlık?

*

Allah'ın bu millete lüftu Anadolu'da, şu ürün yetişmiyor, o yüzden genetiği değiştirilmiş organizmaya ihtiyaç var, denebilir mi, utanmadan?

*

Üstelik, sadece sebze-meyve değil hadise... O sebze-meyvelerle yapılan, bin küsur üründe var bu genetiği değiştirilmiş organizma... Çikolatadan cipse, meşrubattan ketçapa... Şeker ayaklarıyla, baklavada bile kullanıyorlar... Bebek mamasında var!

*

Yersen ne oluyor? Avrupa'da resmen kanıtladılar; bağışıklık sistemini çökertiyor, kansere yol açıyor, kan yapısını bozuyor, sindirim sistemini harap ediyor, karaciğeri haşat ediyor, erken doğuma-kısırlığa sebep oluyor... Antibiyotik şırınga ettikleri için, farkında olmadan bağışıklık kazanıyorsun, hastalandığında antibiyotik alıyorsun, havagazı.

*

İsviçre sokmuyor, Yunanistan sokmuyor, o beğenmediğin Sarkozy “Bunları Fransa'ya sokanı oyarım” diye yasa çıkardı...
Burası dingonun ahırı mı?

*

Aman yemeyelim dersen, nasıl yemeyeceksin? Nasıl ayırt edeceksin? Koklasan aynı, ellesen aynı, tatsan aynı, laboratuvara götürüp analiz ettirecek değilsin... Nereden anlayabilirsin? Etiketinden... Etiketin üzerinde “Bu üründe genetiği değiştirilmiş organizma var” yazmalı ki, bakıp anlayabilesin, di mi? Şimdi sıkı durun...

*

Bunların memlekete girişine izin veren yönetmelik diyor ki, “Etiketlere genetiği değiştirilmiş organizma içermez yazılamaz!”

*

Efendim?

Yazılamaz!

*

“İsteyen yemesin, baksın etikete görsün” diyeceklerine... “Etikete baksın, görmesin” diyorlar! İlla yedirecek.

*

Tekrar soruyorum:

Her numaraya “Milletim öyle istiyor” diyorsunuz da, bu açılımı hangi millet istiyor? Türk mü, Kürt mü, Rum mu, Ermeni mi, Laz mı? Bunu bu millete niye yapıyorsunuz?


Yılmaz ÖZDİL-HÜRRİYET yozdil@hurriyet.com.tr
Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır. Kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir." MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Resim
Kullanıcı küçük betizi
ilkkurşun
Üye
Üye
 
İletiler: 99
Kayıt: Cum Eki 23, 2009 15:40

Re: GDO ile işgal nedir?

İletigönderen ilkkurşun » Cum Kas 06, 2009 20:35

Bekir Coşkun
Yerseniz...
06.11.2009 06:01:34
“HELAL gıda” diye tutturduklarından, insanlara bir şey yedireceklerini anlamıştım.
GDO (genetiği değiştirilmiş organizma) geliyor diyorlar...
Nitekim “rakı bardağına benziyor” diye TBMM‘deki su bardaklarını değiştirmelerinden hemen sonraya denk gelir; çocukların likit yumurta, mısır gevreği, hormonlu tavuk yemi işine girip köşeyi dönmeleri...
(.........)
Başbakan’ın “halk sağlığını” düşünüp domuz gribi aşısına kızması ise; grip virüsünün siyasi irade karar vermeden, yönetmelik gerektirmeden, ithalatçı firma olmadan, kendiliğinden izinsiz yurda girmesi...
Oysa insanoğluna milyon kat daha zararlı genetiği değiştirilmiş organizmaların girişi için AKP’li milletvekilleri ABD‘ye gidip ağırlandılar, ABD yönetimi devreye girdi, komisyonlar kuruldu, kulisler, görüşmeler, ikna, mikna...
Ve bir yönetmelikle GDO’ya izin çıktı...
Domuz grip virüsü (DGV) ise sen kalk ön görüşme olmadan, izinsiz-mizinsiz, yönetmeliksiz çık gel...
Ve kızdı “Ben olmam” dedi...
(.........)
Gerçi Başbakan, GDO (genetiği değiştirilmiş besinler) konusundaki “İnsanlara zararlı gıda gelecek” iddialarını yalanlayarak “Öyle bir şey yok” dedi
demesine...
Ben de “öyle bir şeyin olduğunu”, “öyle bir şey yok” demesinden anladım zaten.
GDO yönetmenliğinin adına da bakmıyor:
“Genetiği değiştirilmiş organizmaların ithalatı, işlenmesi, depolanması, ihracatı, kontrol ve denetimine ilişkin yönetmelik...”
Gelmeyecekse şu “işlenmesi” nasıl oluyor?..
Hadi Türk aklının üstün yaratıcılığıdır; gelmeyen bir şey “işlendi” diyelim...
Pekiii...
O “depolanması” nasıl bir şey, gelmeyen şeyin?..
*
Ben hiç böyle iktidar görmedim...
İnsanların sıradan sağlıklarını ilgilendiren meselelerde bile bu kadar mı gizli hesaplı, enteresan, içten pazarlıklı olur iktidarlar...
Grip aşısı...
Ya da GDO...
Her neyse, yerseniz...

bcoskun@htgazete.com.tr
Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır. Kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir." MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Resim
Kullanıcı küçük betizi
ilkkurşun
Üye
Üye
 
İletiler: 99
Kayıt: Cum Eki 23, 2009 15:40

Re: GDO ile işgal nedir?

İletigönderen ilkkurşun » Cum Kas 06, 2009 22:50

Offtopic :
Arkadaşlar şu anda "ceviz kabuğu"'nda bu konu uzmanların görüşleriyle ele alınıyor.Avrasya tv(ART)
Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır. Kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir." MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Resim
Kullanıcı küçük betizi
ilkkurşun
Üye
Üye
 
İletiler: 99
Kayıt: Cum Eki 23, 2009 15:40

Re: GDO ile işgal nedir?

İletigönderen Ram » Cmt Kas 07, 2009 0:02

ilkkurşun yazdı:
Offtopic :
Arkadaşlar şu anda "ceviz kabuğu"'nda bu konu uzmanların görüşleriyle ele alınıyor.Avrasya tv(ART)


Offtopic :
Kaydediliyor.
Mevzuubahs olan; millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız¿? meselesi değildir. Mesele, zaten emrivâki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, behemehâl, olacaktır. Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usûlü dairesinde ifade olunacaktır.

Fakat ihtimâl, bazı kafalar kesilecektir!
Kullanıcı küçük betizi
Ram
Zûlme Karşı İsyan!
 
İletiler: 8167
Kayıt: Sal Şub 20, 2007 1:06
Konum: Aç haritaya bak!

Re: GDO ile işgal nedir?

İletigönderen İL-BARS » Cmt Kas 07, 2009 2:42

Arkadaşlar, bu GDO ürünlerini Türkiye'ye getirecek şirketin Ülker'in ortaklığı olduğu söyleniyor. Bu konuda ayrıntılı bilgi var mı? Paylaşan olursa sevinirim.
Kullanıcı küçük betizi
İL-BARS
Üye
Üye
 
İletiler: 135
Kayıt: Cum Eki 09, 2009 11:21

Re: GDO ile işgal nedir?

İletigönderen bezgin » Cmt Kas 07, 2009 2:58

IL-BARS yazdı:Arkadaşlar, bu GDO ürünlerini Türkiye'ye getirecek şirketin Ülker'in ortaklığı olduğu söyleniyor. Bu konuda ayrıntılı bilgi var mı? Paylaşan olursa sevinirim.


Asagidaki yazi, sorunuza dolayli yoldan cevap olabilir:

%0.9 ILE ILGILI FIKRA GDO YONETMELIGININ EN BUYUK UCKAGITLARINDAN BIRISIDIR


TVlerde birkac gundur goruyoruz ki, GDO savunuculari GDO yonetmeligindeki binde 9 kuralinin kaynaginin Avrupa Birligi oldugunu, bu kuralin aynen AB'den alindigini iddia ediyorlar.
Evet, bu binde 9 kurali AB tarafindan getirilmis. Ancak kotu niyetli degil, iyi niyetli bir sebeple! Bizde ise tamamen kotu niyetle (AB'dekinden) carpitilmis bir kural.

1) Herseyden once: AB'de eger urununuzun icindeki iceriklerden herhangi birinde bilerek/amaclayarak GDOlu bir madde kullanacaksaniz bu urunun otomatikman GDO'lu diye belirtilmesi ve etiketlenmesi gerekiyor. Isterse oran binde 9 degil milyonda 9 olsun... BU noktada en ufak bir esneklik, gri alan, serbestlik yok!

2) Bu sebeple Ayferin de belirttigi gibi AB'de binde 9 orani total urun bazinda degil, tek tek her bir icerik icin gecerli. Yani AB'de uretilen bir gofretin icinde binde 9 oraninda GDOya izin verilmiyor. Gofretin icindeki mesela sekerin binde 9u GDOlu olabilir en fazla. Ya da kullanilan bugday ununun. Ya da, en onemlisi, kullanilan soya lesitininin. Burada kullandiginiz soya lesitin miktarinin gofretin totaline oraninin hic mi hic onemi yok AB'de. Onemli olan kullandigin soya lesitini icerisindeki GDOlu soya oraninin binde 9u gecmemesi...

Burada da 2 kosul cok cok onemli:
a) icerikteki GDOnun kazayla bulasmis veya teknik olarak ayristirilmasinin mumkun olmamasi..
b) o icerikte GDO kullanma niyetinin olmamasi.


Bu kuralin getirilmesinin tek bir sebebi var: GDOsuz uretim yapmaya calisan ciftciyi korumak. (yani bizdeki gibi, 'ucundan accik' GDOlu gida uretmek isteyen sanayici koruyup ona serbesti tanimak icin degil!)

Ozellikle ABD gibi GDOlu uretimin yaygin oldugu yerlerde gen atlamasi nedeniyle siz ne kadar GDOsuz uretim yapsaniz da tarlanizdaki mahsulun %100 GDOsuz olmasi mumkun degil. Cunku yan tarlada GDOlu misir uretiliyor! Yan tarlanin GDOlu misirlari tozlanma yoluyla senin tarlandaki misirin da bir miktarini GDOlu hale donusturdugunde, urununun haksiz yere GDOlu damgasi yiyerek magdur olmaman icin binde 9a kadar tarladaki istemsiz kontaminasyona izin veriliyor. (ya da sen bugdayini ogutmeye gittiginde, senden once degirmende gdo'lu bugday ogutulmusse, elbet bir onceki ogutmeden eser miktarda GDOlu un senin de ununa karisacaktir. Bu durumda magdur olmayasin diye binde 9 esnekligi getirilmis).

3) Bizde ise amac GDO'suz uretim yaparken magdur olan ciftciyi korumak degil, az GDO'lu (ne demekse!) uretim yapmak isteyip de bunu etikettinde belirtmek istemeyen sanayiciye kiyak gecmek. Urun totalinin %1ine ulasmayan miktarda GDOya izin veriyorum diyor yonetmelik.
Yani sen urununun kompozisyonunda %0.9 oraninda yer tutan bir icerigin tamamini, bilerek ve isteyerek
GDOlu hammeddeden uretebilirsin ve bunu etiketinde belirtmeden yirtabilirsin.
AB ne tamamina izin veriyor, ne de bilerek ve isteyerek olmasina...

Zurnanin zirt dedigi yer de burada ortaya cikiyor zaten:
GENEL KURAL: Yasal bir duzenlemeyi ana hatlariyla bir baska yerden kopyaliyorsan, birebir kopyalamadigin tum yerler kasitli yapilmis uckagit alanlaridir!
Eger duzenlemenin %99u birebir ayni ise, butun sahtekarlik geri kalan %1de donecek demektir! Yasanin geri kalanina bakmaya gerek dahi yoktur...
Bazi yerleri aynen kopyalamamis olmanin tek sebebi bu sayede birilerine peskes cekilecek olmasidir!

GDO yonetmeliginde bu peskes alanlarindan bir tanesi urunlerinde soya lesitini kullanan (mesela butun Ulker grubu urunleri!) tum ureticileri GDO kapsaminin disina atmaktir.
Soya lesitini cogunlukla (ama sadece bununla sinirli degil) kakao yaginin ayrismasini engellemek icin cukulatali urunlerde kullanilan bir emulgatordur (emulsifier). Emulgatorler, normalde bir arada durmayan yag ile suyu bir arada tutmaya yarayan araclardir (keklerimize, kurabiyelerimize, coreklerimize yumurta koymamizin yegane sebebi budur mesela!).


Soya lesitini bircok sanayi gida urununde bulunmaktadir. Ve urunun icerisindeki soya lesitini orani genellikle %0.9u gecmez!
Bilmem anlatabildim mi?!!! ;)

AB'de GDO'lu soyadan uretilmis lesitinli urunler istisnasiz GDO'lu urun olarak kabul gorur, ve etiketinde GDOlu oldugu belirtilmek zorundadir.

Bizde GDO'lu soyadan uretilmis lesitinli urunler -birkac istisna haric- GDO'suz urun olarak kabul gorur ve etiketinde GDO'lu oldugu belirtilmez!


Bir baska deyisle yeni yonetmelik yuzlerce -AB kurallarina gore- GDO'lu urunun bizde GDO'suz muamelesi gorerek serbestce piyasada dolasmasini sagliyor!

Hatta bu yonetmelikle, 5/8. madde olmasa bu adamlar bir de piskin piskin bu urunlerin uzerine "GDO'suzdur! " diye yazarlar valla!!!

dostlukla
tarik nejat

http://www.yeni-sentez.net/index.php?op ... Itemid=176
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: GDO ile işgal nedir?

İletigönderen İL-BARS » Pzr Kas 08, 2009 20:24

Bezgin, Paylaşımın ve ilgilendiğin için çok teşekkür ederim.
Kullanıcı küçük betizi
İL-BARS
Üye
Üye
 
İletiler: 135
Kayıt: Cum Eki 09, 2009 11:21

Re: GDO ile işgal nedir?

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzt Kas 09, 2009 0:54

GDO'ya izin Yüce Divan'lık bir suçtur!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bütün ürünlerin Genetiği Değiştirilmiş Organizma olmadığını belirterek, “Türkiye’de üretilen ürünlerin hiç birisinde GDO bulunmamaktadır. Halkımız meyve ve sebzeleri rahatlıkla tüketebilir” dedi.
Acaba öyle mi?

Şemsi Bayraktar, kamuoyuna Türkiye’de tarımda kullanılan ithal tohumların genetiği değiştirilmiş olup olmadığı konusunda neden bilgi vermiyor? Tohumların yüzde 98’inin ithal ve hibrit yani tohum vermeyen tohum olduğu iddiaları televizyonlarda seslendirildi. Bu konuda TZOB’un bir araştırması var mıdır? Varsa, sonuçlarını neden Türk halkı ile paylaşmıyorlar?

Ziraat Odaları Başkanı, Türk kamuoyuna bu konuda bilgi vermek sorumluluğunda değil midir?

Bayraktar; çıkarılan yönetmeliğin, GDO’lu üretim izninin önünü açmak için bir basamak olarak kullanılmaması gerektiğini söylüyor ve önce GDO’lu ürünlerin ithalatının başlaması, arkasından da çıkacak olan kanunla üretiminin yapılmasından korktuklarını da bildirdi.
Evet, tezgâh budur zaten!

* * *

Peki GDO yönetmeliğinin çıkarılması ile şeker fabrikalarının özelleştirilmesi arasında bir bağlantı yok mu?

TZOB Başkanı, şeker pancarı üreticisini korumak için niçin bir kampanya başlatmıyor?
Bakın Prof. Dr. Tayfun Özkaya, odatv.com’da ne yazıyor:

“Bir taraftan şeker fabrikaları özelleştiriliyor, diğer yandan Tarım Bakanlığı bir yönetmelikle GDO’lu ürünlerin ithalatına kapıyı ardına kadar açıyor. Biliyorsunuz artık mısırdan şeker üretilebiliyor. Amerikan şirketleri bunun için Türkiye’ye yerleşti. Mısırın çoğu Amerika’dan ithal ediliyor ve bunlar GDO’lu. Mısır’dan şeker üretmek için, daha doğrusu mısır nişastasını şekere (früktoz şekeri) dönüştürmek için biyoteknoloji ürünü, yani GDO’lu enzimler kullanılmakta. Bunun için dünyada yılda 200 milyon dolarlık enzim satılmakta. Bu nişasta bazlı şekere ’Yüksek Oranlı Früktoz Mısır Şurubu’ denmekte. Kısaltması HFCS.

Amerikan şirketleri bu ürün için ayrılan kotayı yükseltmek, mümkünse kotayı kaldırmak istiyor. Bunun için engel nedir? Engel Türkiye’de şeker pancarına dayalı şeker üretimidir. Mısır şurubu Amerikan şirketlerine çok kâr bırakıyor. Onun için şeker fabrikalarının özelleşmesi gerekli. Bunları kendileri alarak kontrol etmeseler bile bu özelleşme sonunda şeker fabrikalarının çoğunun kapanacağı düşünülüyor. Üretim açığı, tabii ki mısır şurubu ile kapatılacak.

Türkiye, mısır ithali için parayı nereden bulacak? Kapanacak olan (çoğu geri kalmış yörelerimizdeki) şeker fabrikalarındaki işçiler işsiz kalınca nerede iş bulacak? Pancar üretemeyecek olan çiftçiler nasıl geçinecek? Bunlardan onlara ne? Küreselleşme zaten bu demek değil mi?

* * *

Bu arada hem enzimi, hem de mısırı GDO’lu olacak olan bu şeker insan sağlığına zararlı. Ayrıca bu mısırdan üretilen şeker fruktoz olduğu için GDO’suz mısırdan üretilse bile şeker pancarı şekerine göre çok daha zararlı olacak. Çünkü vücutta hızlıca yağa dönüştürülüyor.

ABD’de kullanılan şekerin yarısı bu mısır şurubudur. Amerikalılar, kola, pasta vb. birçok üründen kişi başına yılda 70 kilo şeker almaktadır. Bu yüzden ABD’de bazı eyaletlerde halkın yarısından çoğu obez oldu.
Obez şişman değildir. Aşırı şişmandır.”

Demek ki, GDO’ya izin vermek Türk halkının sağlığı ile oynamaktadır, millete ihanettir ve Yüce Divanlık bir suçtur!


Arslan BULUT, 9 Kasım 2009, YENİÇAĞ
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

ÖncekiSonraki

Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x