
GDO’lu ürün insan ırkını tehdit ediyor!
Türkiye Ziraat Odaları Birliği, tüketicinin gönlüne su serpti: Tüketici boş yere panik yaşamasın, piyasada GDO’lu ürün yok.
İnsan ırkı tehdit altında
Usta gazeteci Hulki Cevizoğlu’nun hazırlayıp sunduğu Ceviz Kabuğu’nda uzmanlar, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı ürünlerin insan sağlığı üzerindeki etkileri hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Haber: Neslihan GÜRSOY
Ceviz Kabuğu programında Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı (GDO) ürün konusu masaya yatırıldı. GDO’ların bilim dünyasında yarattığı tartışma ve bunların ülkemizde üretilmesine izin verecek olan yasa, uzmanları tarafından ayrıntılarıyla ele alındı. Usta Gazeteci Hulki Cevizoğlu’nun hazırlayıp sunduğu ART ekranlarında yayınlanan Ceviz Kabuğu’nun bu haftaki konukları Eski Tarım ve Köyişleri Bakanı Refaiddin Şahin ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Demirkol idi. Şahin ve Prof. Dr. Demirkol, GDO’ların insan sağlığına etkileri hakkında çok önemli açıklamalarda bulundular.
GDO nereden çıktı?
Prof. Dr. Kenan Demirkol dünyadaki ekonomik sistemin insanların hasta olması üzerine kurulduğunu söyledi. “İnsanlar neden şeker hastalığını ortadan kaldırmanın yolunu aramıyor da ona ilaç üretiyor? Çünkü ekonomik sistem bunun üzerine kurulu” diyen Prof. Dr. Demirkol, GDO çalışmalarının nasıl başladığını şöyle anlattı: “1972’deki büyük petrol krizinden sonra, küresel ekonomi büyük bir zarar gördü. ABD, bu durumdan kurtulmak için iki önemli yol tespit etti. Biyoteknoloji ve bilgisayar. GDO sadece bitkilerle alakalı değil. Bitki ile de başlamadı. Bakteri ile başladı. İlk kez insülinde kullanıldı. Amerika’da yıllar önce kişi başına yılda bir kesme şeker düşerdi, bugün bu oran kişi başına 70 kilo. Sistem insanların hasta olması üzerine kurulmuş çünkü ekonomi böyle işliyor. ABD aslında dünyanın en büyük tarım ülkesi. 1918’den sonra elinde kalan tarım ürünlerini satarak kazandığı paranın tadına vardı. 1934’ten beri de tarımda fazlalık veren, ihracat yapan bir ülke oldu.”
Yüksek verim yalanı
Hulki Cevizoğlu, Demirkol’un bu açıklaması üzerine “Madem fazlalığı var, GDO’ya neden ihtiyaç duydu...Bu gıdalar zararlıysa Amerika, kendi halkının zarar görmesini ister mi?” diye sordu. Prof. Dr. Demirkol üretici firmaların yüksek verim yalanını öne sürdüğünü, asıl amacın ise tohumların patenine sahip olmak olduğunu kaydetti. Demirkol, “Üretici şirketler hep yüksek verim yalanını kullanıyorlar. GDO’lar hiçbir şekilde verimi artırmadı. Peki neden?.. Çünkü siz genlerle oynarsanız onun patentine sahip olursunuz. Tanrı’nın tohumu şirketin tohumu olur. Tohuma egemenseniz, egemenliğiniz vardır. Değilse yoktur” dedi.
Zararları tespit edilemedi
Prof. Dr. Demirkol, GDO’ların insan sağlığına tespit edilmiş zararları olmadığı gerekçesiyle serbest bırakılmasını destekleyenlere karşı çıktı. “Bu gıdaların zararları tespit edilemedi, çünkü tespit etmek için 1.5 yıl incelenmesi gerekir” diyen Demirkol şunları söyledi: “ABD’de Baba Bush döneminde ’biz biyoteknolojiden zengin olacağız. Sakın ola ki buna engel olacak bir şey yapmayın’ denerek bir gecede bu ürünlere ruhsat verildi. 90 günlük deneyler yeterli görüldü bu ruhsatlar için. Genetiğiyle oynanmışla oynanmamış gıda bir oldu. 90 günlük deneyde sadece akut zehirlenme yapıp yapmadığı belli olur. Birikimli zararları belirlemek için en az 1.5 seneye gerek var.” Prof. Dr. Kenan Demirkol, GDO’ları kullanmanın yeni hastalıklar türetmeyeceğini ancak mevcut hastalıkların sayısının artacağını savundu. Demrikol, “İnsanlar bu gıdaları yediklerinde GDO hastalığı diye yeni bir tür hastalık beklememeliler. Bilinen kanserlerin sayısının artmasını da buna bağlamak için çok uzun sürecek ve de masraflı araştırmalar yapılmalı. Ancak bu kanserlerin yarısının kesinlikle tükettiğimiz gıdalardan kaynaklandığını biliyoruz” dedi.
Sineği pompalı silahla vurmak
Bu durumu pompalı silahla duvardaki sineği vurmaya benzeten Demirkol, “bu dünya öyle bir dünya ki bir tarım ilacı olan DDT’yi bulan kişiye Nobel Tıp Ödülü verildi. Bu gün bazı topraklarımızda bu ilaç nedeniyle organik tarım yapılamıyor. Gıda egemenliğini kaybetmek egemenliğini kaybetmektir. Bu bakteriler toprağa girdikten sonra 15 yıl çıkmıyor. Siz daha sonra bir şey ekmeye kalkarsanız ona geçiyor, tozlaşma ile böceklerle 30 kilometrekarelik bir çevreye kadar yayılıyor” diye konuştu.
Türkler GDO’lu tohum üretebilir mi?
Hulki Cevizoğlu, Demirkol’un Nobel’le ilgili bu yorumuna “ödülü veren de dinamiti bulmuştu. Kötü kullanılsın diye bulmadılar tabi” diye karşılık verdi ve şöyle devam etti: “Bir otomobilin yedek parçası diğerine uymuyor. Siz görmüyorsunuz ne olduğunu zaten. Her parçayı kullanamıyorsunuz. Buna benzer şekilde, yarın; ’Sen bu tohumu kullanamazsın’diyecekler. Bitkilerin ırkı, soyu değiştiriliyor. Irkçılık yapılıyor. Bitkiler kullanılarak insanların ırkı değiştiriliyor. Ama sizler, magazin izlerken üç beş kişi bilim yapıyor, bilimsel yayın yapıyorsa bu yetmez. Toplum bu konuda okusa, bilgi sahibi olsa yöneticiler faka basamaz. Halk bastırmaz. Peki, bunu bir Türk şirketi yapsa...Tanrı’nın tohumu Amerika’nın değil de Türkiye’nin olsa...”
Bir gen için 5 genle oynanıyor
Prof. Dr. Demirkol bu öneriye şiddetle karşı çıktığını belirtti. Bunu yapmanın insanlığa bir faydası olmadığını dile getiren Demirkol, “Böyle bir şeye şiddetle karşıyım. Biz insanlığın yararına bir şey yapacaksak, bu geleneksel tarımla yapılmalı. Biz bitkilerin özelliklerini besin değerlerini kaybettik. 50 yıl önceki ıspanaktaki besin değerleriyle bugünkü arasında çok fark var. Verimlilik kavramı da yanlış anlaşılıyor. Normal domates tohumunda yüzde bir, hibrit tohumda binde bir likopen varsa, miktar olarak verimlilik önemli değil. Domatesi değil likopeni tart! Bunu böyle düşünmedikleri için hem bizim hem de dünyanın iktisatçılarına şaşarım. Türkiye’de bunu yapmak zor değil ama pahalı. Faydası olmayan bir şeye para ayırmak da bana göre zuldür. Bir geni değiştirmek için 4-5 tane genle oynanıyor ve biz bunu yiyoruz” diye konuştu.
Ulusların geleceği tehlikede
Kenan Demirkol, GDO kullanarak elde edilen tohumların ulusların geleceğini tehlikeye sokacak şekilde de üretilebileceği uyarısında bulundu. Bunların biyolojik silah olarak kullanılabileceğini ifade eden Demirkol, 1974’te yayınlanan bir rapora dayanarak “Gıda Kontrollü Soykırım” yapıldığını dile getirdi. Prof. Dr. Demirkol, rapora göre dünyada nüfusu yüksek 3 ülkeye -bunlardan biri Türkiye- ileride ekonomik olarak da gelişirse Amerika’ya zarar verebilir diye zorunlu doğum kontrolü uygulatıldığını kaydetti.
Anadolu dünyanın gen merkezi
Eski Tarım ve Köyişleri Bakanı Refaiddin Şahin ise gıda konusunda yasalardaki eksikliklere dikkat çekti. Mevcut yasaların günün koşullarında ihtiyacı karşılayamadığını belirten Şahin, şirketlerin de bu boşluklardan yararlandığını söyledi. Amerika’nın dünyada gıda tekeli olmayı hedeflediğini dile getiren Refaiddin Şahin şöyle konuştu:
Yasalarda eksiklik var
“Gerçek biliminsanlarının söyledikleri dikkate alınmıyor. Mesela, Gazi Üniversitesi ve Hıfzısıhha, enerji içeceklerinin zararlı olduğuna dair bir rapor yayınladı. Bunlar bir süre sonra ” biz bu ürünlerdeki zararlıları kaldırdık. Türkiye’ye özel getiriyoruz’ diyip piyasaya sürdüler yeniden. 1993’te Tarım Bakanı olduğumda gıda ile ilgili yasalarda eksiklikler olduğunu gördüm. Yasaların ilk halleriyle kaldığını, bugünün koşullarına çözüm üretmediğini belirledik. Gıda yasası diye bir şey yok mesela. Neden diye baktığımda bana bunun sağlık ve tarım bakanlıkları arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığını söylediler. İki bakanlık bir yasa için karşı karşıya gelmiş...”
Kontrolü kim yapacak?
Refaiddin Şahin konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’de GDO’lu ürünlere ihtiyaç yok. Türkiye’nin bir GAP Projesi var. Bu proje uygulanabilse 60 milyona her çeşitten gıda çıkar. Hangi gizli el buna mani oluyor merak ediyorum.
Şu anda Türkiye’de Genetiği Değiştirilmiş Gıdalar’ın tohumunun bulunmadığını belirten Prof. Dr. Kenan Demirkol, 10 yıl önce bir yasa ile bu ürünlerin Türkiye’ye getirilmesine yasak getirildiğini ancak dışarıdan ithal edilen ürünlerle ilgili bir düzenleme olmadığını söyledi. Bunun üzerine Eski Tarım ve Köyişleri Bakanı Şahin, “yasalarda düzenleme olsa da bu kontrolü kim yapacak. Bunu yapacak adam yok!” dedi.
GDO’lar helal mi haram mı?
GDO’lu ürünler hakkında sağlığa etkileri dışında bir de dini açıdan helal-haram tartışması var. Hulki Cevizoğlu bu konuyu konuklarına sordu. “Helal gıda yönetmeliği çıktı. Gıdaların üzerine ’helal ürün’diye yazılacak. GDO’lar helal mi haram mı?” Refaiddin Şahin bu soruya “İlahiyatçılar helal diyor. Ama bunu gidip yerinde bakacak, inceleyecek. Yasa olsa bile denetim yok ki. Kanun çıksa da bunu uygulayacak olan kim?” yanıtını verdi. Ceviz Kabuğu’nun ikinci bölümünde eski Başbakanlardan Bülent Ecevit anıldı. Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde, ölümünün 3. yıldönümü nedeniyle düzenlenen panelde Bülent Ecevit’i sevenler, onu ve onunla ilgili anılarını paylaştı. Eski KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, Yazar Oktay Ekşi ve Prof. Dr. İlber Ortaylı gibi önemli isimlerin Ecevit’i anlattığı panelin yönetimini Hulki Cevizoğlu yaptı. Cevizoğlu, kendi gözünden Bülent Ecevit’i “anti emperyalist ve halkçı” bir lider olarak gördüğünü söyledi.
Vatandaş aslında yıllardır zehirleniyor
Ceviz Kabuğu’na telefon konuğu olarak katılan Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileir Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Gezerel, yıllar önce Popüler Bilim Dergisi’ne tarım ilaçları hakkında yaptığı açıklamaların altını bir kez daha çizdi. Türkiye’de tarımda kullanan ilaçlarla vatandaşların yıllardır zehirlendiğini söyleyen Prof. Dr. Gezerel, “bugün insanımıza bir virüs açılımı yapılıyor” dedi.
Domuz gribi gençleri vuruyor
Gezerel şöyle konuştu: “Genetik ilmi Mendel Kanunu ile başlar. GDO kullanımı ilk olarak mısır koçanı kurdu ile mücadele etmek için başladı. Bakterinin geni ile oynandı. Bu mısırdan elde edilen gıdaları tüketen insana zarar verir. Mesela alerjik durumlar yaratır. Bağışıklık sistemini çökertir. İnsanımıza bir virüs açılımı yapılıyor. Soyadan da yapılıyor bu. Biz neden kendi zeytinyağımız dururken soya kullanalım. Tarım ve sağlık bakanlıkları bu konuyu çok dikkate almalı. Mısırdan üretilen katkı maddeli gıdalar insanlara zarar veriyor. H1N1’in yaptığı salgının uyarısını Dünya Sağlık Örgütü bir buçuk-iki yıl önce verdi. Bu salgın özellikle gençlerde görülüyor. Neden? Bu durum gençlerin nasıl beslendiğini ortaya koyuyor. Direnç gösteremiyor iyi beslenmediği için. GDO’ları savunanlara hangi araştırmayı yapıp, hangi somut bilgiye ulaştıklarını soruyorum. Bu ilaç ve gıda sektörünün birlikte yürüttükleri bir harptir.”
Domuz gribi paniğini hükümet aşılıyor
Söz domuz gribine gelince Hulki Cevizoğlu da, yurtdışında domuz gribine karşı alınan önlemleri ve gösterilen tepkileri bir vesile ile bizzat gözlemlediğini ve orada biz olduğu gibi bir panik havası olmadığını ifade etti. Cevizoğlu, “Viyana’ya giderken bizim havaalanımızda elinde termal kameralı, maskeli insanlar sizi izliyor. Geri gelirken broşürler dağıtılıyor. Ne oluyor? Savaş mı var diyorsunuz? Ama orada böyle bir şey yok. Tamam, önlem alınsın ama devlet eliyle yaratılan bu paniği eleştiriyoruz biz. Basın ve hükümet bu paniği aşılayıp duruyor” dedi.
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haber ... ?hit=26008








