Dikkat! Bebeklerinizi de Zehirliyorlar (GDO Tertibi)

Genel & Güncel Konular

Re: GDO ile işgal nedir?

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzt Kas 09, 2009 1:32

Resim
GDO’lu ürün insan ırkını tehdit ediyor!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği, tüketicinin gönlüne su serpti: Tüketici boş yere panik yaşamasın, piyasada GDO’lu ürün yok.


İnsan ırkı tehdit altında
Usta gazeteci Hulki Cevizoğlu’nun hazırlayıp sunduğu Ceviz Kabuğu’nda uzmanlar, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı ürünlerin insan sağlığı üzerindeki etkileri hakkında önemli açıklamalarda bulundu.


Haber: Neslihan GÜRSOY
Ceviz Kabuğu programında Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı (GDO) ürün konusu masaya yatırıldı. GDO’ların bilim dünyasında yarattığı tartışma ve bunların ülkemizde üretilmesine izin verecek olan yasa, uzmanları tarafından ayrıntılarıyla ele alındı. Usta Gazeteci Hulki Cevizoğlu’nun hazırlayıp sunduğu ART ekranlarında yayınlanan Ceviz Kabuğu’nun bu haftaki konukları Eski Tarım ve Köyişleri Bakanı Refaiddin Şahin ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Demirkol idi. Şahin ve Prof. Dr. Demirkol, GDO’ların insan sağlığına etkileri hakkında çok önemli açıklamalarda bulundular.


GDO nereden çıktı?
Prof. Dr. Kenan Demirkol dünyadaki ekonomik sistemin insanların hasta olması üzerine kurulduğunu söyledi. “İnsanlar neden şeker hastalığını ortadan kaldırmanın yolunu aramıyor da ona ilaç üretiyor? Çünkü ekonomik sistem bunun üzerine kurulu” diyen Prof. Dr. Demirkol, GDO çalışmalarının nasıl başladığını şöyle anlattı: “1972’deki büyük petrol krizinden sonra, küresel ekonomi büyük bir zarar gördü. ABD, bu durumdan kurtulmak için iki önemli yol tespit etti. Biyoteknoloji ve bilgisayar. GDO sadece bitkilerle alakalı değil. Bitki ile de başlamadı. Bakteri ile başladı. İlk kez insülinde kullanıldı. Amerika’da yıllar önce kişi başına yılda bir kesme şeker düşerdi, bugün bu oran kişi başına 70 kilo. Sistem insanların hasta olması üzerine kurulmuş çünkü ekonomi böyle işliyor. ABD aslında dünyanın en büyük tarım ülkesi. 1918’den sonra elinde kalan tarım ürünlerini satarak kazandığı paranın tadına vardı. 1934’ten beri de tarımda fazlalık veren, ihracat yapan bir ülke oldu.”


Yüksek verim yalanı
Hulki Cevizoğlu, Demirkol’un bu açıklaması üzerine “Madem fazlalığı var, GDO’ya neden ihtiyaç duydu...Bu gıdalar zararlıysa Amerika, kendi halkının zarar görmesini ister mi?” diye sordu. Prof. Dr. Demirkol üretici firmaların yüksek verim yalanını öne sürdüğünü, asıl amacın ise tohumların patenine sahip olmak olduğunu kaydetti. Demirkol, “Üretici şirketler hep yüksek verim yalanını kullanıyorlar. GDO’lar hiçbir şekilde verimi artırmadı. Peki neden?.. Çünkü siz genlerle oynarsanız onun patentine sahip olursunuz. Tanrı’nın tohumu şirketin tohumu olur. Tohuma egemenseniz, egemenliğiniz vardır. Değilse yoktur” dedi.


Zararları tespit edilemedi
Prof. Dr. Demirkol, GDO’ların insan sağlığına tespit edilmiş zararları olmadığı gerekçesiyle serbest bırakılmasını destekleyenlere karşı çıktı. “Bu gıdaların zararları tespit edilemedi, çünkü tespit etmek için 1.5 yıl incelenmesi gerekir” diyen Demirkol şunları söyledi: “ABD’de Baba Bush döneminde ’biz biyoteknolojiden zengin olacağız. Sakın ola ki buna engel olacak bir şey yapmayın’ denerek bir gecede bu ürünlere ruhsat verildi. 90 günlük deneyler yeterli görüldü bu ruhsatlar için. Genetiğiyle oynanmışla oynanmamış gıda bir oldu. 90 günlük deneyde sadece akut zehirlenme yapıp yapmadığı belli olur. Birikimli zararları belirlemek için en az 1.5 seneye gerek var.” Prof. Dr. Kenan Demirkol, GDO’ları kullanmanın yeni hastalıklar türetmeyeceğini ancak mevcut hastalıkların sayısının artacağını savundu. Demrikol, “İnsanlar bu gıdaları yediklerinde GDO hastalığı diye yeni bir tür hastalık beklememeliler. Bilinen kanserlerin sayısının artmasını da buna bağlamak için çok uzun sürecek ve de masraflı araştırmalar yapılmalı. Ancak bu kanserlerin yarısının kesinlikle tükettiğimiz gıdalardan kaynaklandığını biliyoruz” dedi.


Sineği pompalı silahla vurmak
Bu durumu pompalı silahla duvardaki sineği vurmaya benzeten Demirkol, “bu dünya öyle bir dünya ki bir tarım ilacı olan DDT’yi bulan kişiye Nobel Tıp Ödülü verildi. Bu gün bazı topraklarımızda bu ilaç nedeniyle organik tarım yapılamıyor. Gıda egemenliğini kaybetmek egemenliğini kaybetmektir. Bu bakteriler toprağa girdikten sonra 15 yıl çıkmıyor. Siz daha sonra bir şey ekmeye kalkarsanız ona geçiyor, tozlaşma ile böceklerle 30 kilometrekarelik bir çevreye kadar yayılıyor” diye konuştu.


Türkler GDO’lu tohum üretebilir mi?
Hulki Cevizoğlu, Demirkol’un Nobel’le ilgili bu yorumuna “ödülü veren de dinamiti bulmuştu. Kötü kullanılsın diye bulmadılar tabi” diye karşılık verdi ve şöyle devam etti: “Bir otomobilin yedek parçası diğerine uymuyor. Siz görmüyorsunuz ne olduğunu zaten. Her parçayı kullanamıyorsunuz. Buna benzer şekilde, yarın; ’Sen bu tohumu kullanamazsın’diyecekler. Bitkilerin ırkı, soyu değiştiriliyor. Irkçılık yapılıyor. Bitkiler kullanılarak insanların ırkı değiştiriliyor. Ama sizler, magazin izlerken üç beş kişi bilim yapıyor, bilimsel yayın yapıyorsa bu yetmez. Toplum bu konuda okusa, bilgi sahibi olsa yöneticiler faka basamaz. Halk bastırmaz. Peki, bunu bir Türk şirketi yapsa...Tanrı’nın tohumu Amerika’nın değil de Türkiye’nin olsa...”


Bir gen için 5 genle oynanıyor
Prof. Dr. Demirkol bu öneriye şiddetle karşı çıktığını belirtti. Bunu yapmanın insanlığa bir faydası olmadığını dile getiren Demirkol, “Böyle bir şeye şiddetle karşıyım. Biz insanlığın yararına bir şey yapacaksak, bu geleneksel tarımla yapılmalı. Biz bitkilerin özelliklerini besin değerlerini kaybettik. 50 yıl önceki ıspanaktaki besin değerleriyle bugünkü arasında çok fark var. Verimlilik kavramı da yanlış anlaşılıyor. Normal domates tohumunda yüzde bir, hibrit tohumda binde bir likopen varsa, miktar olarak verimlilik önemli değil. Domatesi değil likopeni tart! Bunu böyle düşünmedikleri için hem bizim hem de dünyanın iktisatçılarına şaşarım. Türkiye’de bunu yapmak zor değil ama pahalı. Faydası olmayan bir şeye para ayırmak da bana göre zuldür. Bir geni değiştirmek için 4-5 tane genle oynanıyor ve biz bunu yiyoruz” diye konuştu.


Ulusların geleceği tehlikede
Kenan Demirkol, GDO kullanarak elde edilen tohumların ulusların geleceğini tehlikeye sokacak şekilde de üretilebileceği uyarısında bulundu. Bunların biyolojik silah olarak kullanılabileceğini ifade eden Demirkol, 1974’te yayınlanan bir rapora dayanarak “Gıda Kontrollü Soykırım” yapıldığını dile getirdi. Prof. Dr. Demirkol, rapora göre dünyada nüfusu yüksek 3 ülkeye -bunlardan biri Türkiye- ileride ekonomik olarak da gelişirse Amerika’ya zarar verebilir diye zorunlu doğum kontrolü uygulatıldığını kaydetti.


Anadolu dünyanın gen merkezi
Eski Tarım ve Köyişleri Bakanı Refaiddin Şahin ise gıda konusunda yasalardaki eksikliklere dikkat çekti. Mevcut yasaların günün koşullarında ihtiyacı karşılayamadığını belirten Şahin, şirketlerin de bu boşluklardan yararlandığını söyledi. Amerika’nın dünyada gıda tekeli olmayı hedeflediğini dile getiren Refaiddin Şahin şöyle konuştu:


Yasalarda eksiklik var
“Gerçek biliminsanlarının söyledikleri dikkate alınmıyor. Mesela, Gazi Üniversitesi ve Hıfzısıhha, enerji içeceklerinin zararlı olduğuna dair bir rapor yayınladı. Bunlar bir süre sonra ” biz bu ürünlerdeki zararlıları kaldırdık. Türkiye’ye özel getiriyoruz’ diyip piyasaya sürdüler yeniden. 1993’te Tarım Bakanı olduğumda gıda ile ilgili yasalarda eksiklikler olduğunu gördüm. Yasaların ilk halleriyle kaldığını, bugünün koşullarına çözüm üretmediğini belirledik. Gıda yasası diye bir şey yok mesela. Neden diye baktığımda bana bunun sağlık ve tarım bakanlıkları arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığını söylediler. İki bakanlık bir yasa için karşı karşıya gelmiş...”


Kontrolü kim yapacak?
Refaiddin Şahin konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’de GDO’lu ürünlere ihtiyaç yok. Türkiye’nin bir GAP Projesi var. Bu proje uygulanabilse 60 milyona her çeşitten gıda çıkar. Hangi gizli el buna mani oluyor merak ediyorum.
Şu anda Türkiye’de Genetiği Değiştirilmiş Gıdalar’ın tohumunun bulunmadığını belirten Prof. Dr. Kenan Demirkol, 10 yıl önce bir yasa ile bu ürünlerin Türkiye’ye getirilmesine yasak getirildiğini ancak dışarıdan ithal edilen ürünlerle ilgili bir düzenleme olmadığını söyledi. Bunun üzerine Eski Tarım ve Köyişleri Bakanı Şahin, “yasalarda düzenleme olsa da bu kontrolü kim yapacak. Bunu yapacak adam yok!” dedi.


GDO’lar helal mi haram mı?
GDO’lu ürünler hakkında sağlığa etkileri dışında bir de dini açıdan helal-haram tartışması var. Hulki Cevizoğlu bu konuyu konuklarına sordu. “Helal gıda yönetmeliği çıktı. Gıdaların üzerine ’helal ürün’diye yazılacak. GDO’lar helal mi haram mı?” Refaiddin Şahin bu soruya “İlahiyatçılar helal diyor. Ama bunu gidip yerinde bakacak, inceleyecek. Yasa olsa bile denetim yok ki. Kanun çıksa da bunu uygulayacak olan kim?” yanıtını verdi. Ceviz Kabuğu’nun ikinci bölümünde eski Başbakanlardan Bülent Ecevit anıldı. Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde, ölümünün 3. yıldönümü nedeniyle düzenlenen panelde Bülent Ecevit’i sevenler, onu ve onunla ilgili anılarını paylaştı. Eski KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, Yazar Oktay Ekşi ve Prof. Dr. İlber Ortaylı gibi önemli isimlerin Ecevit’i anlattığı panelin yönetimini Hulki Cevizoğlu yaptı. Cevizoğlu, kendi gözünden Bülent Ecevit’i “anti emperyalist ve halkçı” bir lider olarak gördüğünü söyledi.


Vatandaş aslında yıllardır zehirleniyor
Ceviz Kabuğu’na telefon konuğu olarak katılan Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileir Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Gezerel, yıllar önce Popüler Bilim Dergisi’ne tarım ilaçları hakkında yaptığı açıklamaların altını bir kez daha çizdi. Türkiye’de tarımda kullanan ilaçlarla vatandaşların yıllardır zehirlendiğini söyleyen Prof. Dr. Gezerel, “bugün insanımıza bir virüs açılımı yapılıyor” dedi.


Domuz gribi gençleri vuruyor
Gezerel şöyle konuştu: “Genetik ilmi Mendel Kanunu ile başlar. GDO kullanımı ilk olarak mısır koçanı kurdu ile mücadele etmek için başladı. Bakterinin geni ile oynandı. Bu mısırdan elde edilen gıdaları tüketen insana zarar verir. Mesela alerjik durumlar yaratır. Bağışıklık sistemini çökertir. İnsanımıza bir virüs açılımı yapılıyor. Soyadan da yapılıyor bu. Biz neden kendi zeytinyağımız dururken soya kullanalım. Tarım ve sağlık bakanlıkları bu konuyu çok dikkate almalı. Mısırdan üretilen katkı maddeli gıdalar insanlara zarar veriyor. H1N1’in yaptığı salgının uyarısını Dünya Sağlık Örgütü bir buçuk-iki yıl önce verdi. Bu salgın özellikle gençlerde görülüyor. Neden? Bu durum gençlerin nasıl beslendiğini ortaya koyuyor. Direnç gösteremiyor iyi beslenmediği için. GDO’ları savunanlara hangi araştırmayı yapıp, hangi somut bilgiye ulaştıklarını soruyorum. Bu ilaç ve gıda sektörünün birlikte yürüttükleri bir harptir.”


Domuz gribi paniğini hükümet aşılıyor
Söz domuz gribine gelince Hulki Cevizoğlu da, yurtdışında domuz gribine karşı alınan önlemleri ve gösterilen tepkileri bir vesile ile bizzat gözlemlediğini ve orada biz olduğu gibi bir panik havası olmadığını ifade etti. Cevizoğlu, “Viyana’ya giderken bizim havaalanımızda elinde termal kameralı, maskeli insanlar sizi izliyor. Geri gelirken broşürler dağıtılıyor. Ne oluyor? Savaş mı var diyorsunuz? Ama orada böyle bir şey yok. Tamam, önlem alınsın ama devlet eliyle yaratılan bu paniği eleştiriyoruz biz. Basın ve hükümet bu paniği aşılayıp duruyor” dedi.


http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haber ... ?hit=26008
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: GDO ile işgal nedir?

İletigönderen bezgin » Prş Ara 03, 2009 19:35

GDO YÖNETMELİĞİNE DURDURMA KARARI

Danıştay 10. ve 13. Daireleri Müşterek Heyeti, GDO'lu ürünlerle ilgili yönetmeliğin bazı maddelerinin yürütmesini oy çokluğuyla durdurdu.

Bir vatandaş, 26 Ekim 2009 tarihli ''Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik''in iptali ve öncelikle 11. ve 20. maddelerinin yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay'da dava açmıştı.

Danıştay 10. ve 13. Daireleri Müşterek Heyeti, yönetmeliğin 11 ve 20. maddelerinin yürütmesini oy çokluğuyla durdurdu. Müşterek heyetin gerekçesinde, yönetmeliğin 11. maddesinde GDO'lu ürünlerin ithalatının düzenlendiği, 20. maddesinde ise yönetmeliğin yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğinin öngörüldüğü belirtildi.
Gerekçede, gıda ve yem amaçlı genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerin ithalatı, işlenmesi, ihracatı, kontrol ve denetimi konularının çıkarılacak bir yasayla düzenlenmesi gerektiğine işaret edildi.

http://ulusalkanal.com.tr/index.php?opt ... 8&Itemid=4
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: GDO ile işgal nedir?

İletigönderen bezgin » Cum Oca 22, 2010 13:43


Simdi de Bebeklerinizi Zehirliyorlar

GDO’nun bebek mamasında kullanımına getirilen yasak ertelendi. 1 Mart’a kadar yurda denetimsiz girecek ürünlerin kapsamı genişletildi.


Mamaya GDO zehri
GDO Yönetmeliği değiştirildi, 1 Mart’a kadar denetimsiz gelecek ürünlerin kapsamı genişledi. Bebek mamasında GDO kullanımına getirilen yasak da 1 ay ertelendi
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın üçüncü GDO yönetmeliği, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni yönetmelik, 20 Kasım 2009 tarihli ikinci yönetmeliğin 1 Mart 2010’a kadar ertelediği “GDO Denetimlerinden Muafiyet” kapsamını genişletiyor. GDO içeren ürünler için “Risk değerlendirmesi yapılması” ve “GDO’lu olduğu belirlenen ürünlerin Türkiye’ye girişine izin verilmemesini” öngören iki maddeyle denetim koşullarını belirleyen maddenin uygulama tarihi, ikinci yönetmelikle 1 Mart 2010’a ertelenmişti. Erteleme, 26 Ekim 2009’dan önce kontrol belgesi alan ürünler için geçerliydi.

Gümrükte takılan da ülkeye girecek
Ancak üçüncü yönetmelik, bu tarihi düne kadar genişletti. Düne kadar kontrol belgesi alan ürünler için denetim şartının 1 Mart’a kadar kaldırılması, şirketlerin lehine olurken, uzmanlar, “Denetimi erteleyen ikinci yönetmelikten sonra bile gümrüklerde takılan varsa, 1 Mart’a kadar ülkeye giriş için önleri açılıyor” dedi. Son yönetmelik ile yürürlük tarihi 1 Mart’a ertelenen maddeler arasına 5. madde girdi.

5. maddede neler var
5. madde GDO konusundaki yasakları belirliyor. Madde; GDO’lu ürünlerin bebek mamaları, bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılmasını, insan ve hayvan tedavisinde kullanılan antibiyotiklere karşı direnç genleri içeren GDO ve ürünlerinin Türkiye’ye girişini yasaklıyor.

Yenicag, 21.01.2010
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: Dikkat! Bebeklerinizi de Zehirliyorlar (GDO Tertibi)

İletigönderen Oğuz Kağan » Cum Tem 30, 2010 21:06

GDO’lu 25 ürün Türkiye’de

Daha önce sadece GDO’lu mısır ve soyaya izin veren Bilimsel Komite, aldığı son kararla GDO’lu şekerpancarı, maya, patates, pamuk, bakteri biyokütlesi ve kolzanın da ithalatına izin verdi.

Böylece bugüne kadar Türkiye’ye genetiği değiştirilmiş 9 çeşit mısır, 3 çeşit soya, 3 çeşit kanola, 6 çeşit pamuk, 1 çeşit şekerpancarı, 1 çeşit maya, 1 çeşit patates, 1 çeşit bakteri biyokütlesi olmak üzere toplam 25 çeşit genetiği değiştirilmiş ürün ithalatına izin verildi.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, 26 Ekim 2009’da Resmi Gazete’de yayınlanan “Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik” ile GDO’ lu ürünlerin Türkiye’ye girişinin yasaklanacağı iddia edilmişti. Bakanlık önce 27 ürünü GDO analizine tabi tutulacağını açıklamış ancak tepkiler üzerine ve yeterli laboratuar altyapısı olmadığı için analize tabi tutulan ürün sayısı 9’a indirilmişti. Bu 9 üründen domates, papaya ve çeltik hariç diğer 6 ürünün ithalatına izin verildi. Analize tabi tutulacak listede yer almayan maya ve bakteri biyokütlesinin de ithal edilmesi dikkat çekiyor.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın internet sayfasında yayınlanan Bilimsel Komite kararlarına göre bugüne kadar Türkiye’ye genetiği değiştirilmiş 9 çeşit mısır, 3 çeşit soya, 3 çeşit kolza (kanola), 6 çeşit pamuk, 1 çeşit şekerpancarı, 1 çeşit maya, 1 çeşit patates, 1 çeşit bakteri biyokütlesi olmak üzere toplam 25 çeşit ürünün girişine izin verildi.


GDO'LU PAMUĞA İZİN

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın internet sayfasında yayınlanan Bilimsel Komite’nin 3. ve 4. toplantısında alınan kararlara göre, Türkiye’ye ithalatına izin verilen “genetiği değiştirilmiş MON1445-2 pamuk, MON15985-7 pamuk, MON1445-2 x MON15985-7 melez pamuk çeşitlerinin yem, gıda (rafine yağ) ve pamuk lifi olarak kullanıldığında, mevcut bilgiler ışığında insan ve hayvan sağlığı açısından istenmeyen bir etki oluşturmayacağı beklenmektedir” görüşüne yer verildi.

Aynı kararda MON531-6 kodlu pamuk, MON531-6XMON1445-2 kodlu pamuk, LLCotton 25 pamuk çeşidi için ise “Yem, gıda(rafine yağ) ve pamuk lifi olarak kullanıldığında herhangi bir risk oluşturmayacağı kanısına varılmıştır” denildi. Bu üç çeşit pamuk için “insan ve hayvan sağlığı açısından istenmeyen etki oluşturmayacağı “ ibaresinin yer almaması dikkat çekiyor.


GEN KAÇIŞINA ÖNLEM TALEBİ

Bilimsel Komite kararlarında genetiği değiştirilmiş kolza (kanola) için gen kaçışı uyarısı yapıldı. Kararda GT 73 kolza,T45 kolza ve MS8 X RF hibrid kolza çeşidi için “yem, gıda (rafine yağ) olarak kullanıldığında mevcut bilgiler ışığında insan ve hayvan sağlığı açısından istenmeyen bir etki oluşturmayacağı beklenmektedir. Ancak, ülkemizde bu türün yabanileri bulunduğundan gen kaçışının önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması önerilmektedir” görüşüne yer verildi.

Uzmanlara göre, genetiği değiştirilmiş organizmaların(GDO) çevre açısından en önemli riski gen kaçışıdır. Bugüne kadar yapılan araştırmalar özellikle kolzadan, şeker pancarından, mısırdan yabani akrabalarına gen geçişi olduğu tespit edildiği biliniyor. Genetiği değiştirilmiş bir ürün üretildiğinde bundan yabani akrabalarına gen geçişi olacağı için genetik kirliliğin olma olasılığı yükseliyor.

Bilimsel komitenin kolza için gen kaçışı uyarısı yapması Türkiye’ye ithal edilen kolza çeşitlerinin ekiminin de yapılacağı kuşkusunu doğuruyor.


GDO'LU ŞEKER PANCARI

Bilimsel Komite kararı ile ilk kez genetiği değiştirilmiş şekerpancarı ithalatına da izin verildi. Kararda, “H7-1 şeker pancarı çeşidinin yem, gıda olarak kullanıldığında mevcut bilgiler ışığında insan ve hayvan sağlığı açısından istenmeyen bir etki oluşturmayacağı beklenmektedir” denildi.

Şekerpancarı üretimini kota ile sınırlayan ve üreticileri alternatif ürünlerin üretilmesi için destek veren Türkiye’nin GDO’lu şekerpancarı ithal etmesi dikkat çekiyor.


FAST-FOOD PATATESİ DE GDO'LU

İlk kez resmi olarak ithalatına izin verilen genetiği değiştirilmiş amilopektin patates çeşidi fast-food zincirlerinde kızartmalık patates olarak kullanılıyor. Bilimsel Komite, EH92-527-1 patates çeşidinin doğrudan gıda ve yem olarak kullanılmasının uygun olmayacağına karar verirken bu patates çeşidine ait ürünlerin yalnızca endüstri amaçlı (kağıt ve kimya) kullanılabileceği görüşüne vardı.


LİSTEDEN ÇIKARILAN MAYA VE BAKTERİYE İZİN

Bilimsel Komite kararları arasında en çarpısı olanı ise Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın geçen yıl Kasım ayında analize tabi tuttuğu 27 ürün arasında yer alan ancak daha sonra listeden çıkardığı genetiği değiştirilmiş maya ve bakterinin de ithalatına izin verilmesi oldu. Bilimsel Komite, “genetik olarak değiştirilmiş ve kurutularak öldürülmüş bakteri biyokütlesi PL73’ün yem katkısı olarak kullanıldığında, eldeki bilgiler ışığında insan ve hayvan sağlığı açısından istenmeyen bir etki oluşturmayacağı beklenmektedir” görüşü ile bu bakterinin ithalatına izin verdi.

“Genetik olarak değiştirilmiş, kontrollü ısı kullanılarak öldürülmüş MT 663/Pmt742 veya Pak729 maya biyokütlesi canlı GDO içermediğinden, yem katkısı olarak kullanıldığında, eldeki bilgiler ışığında insan ve hayvan sağlığı açısından istenmeyen bir etki oluşturmayacağı beklenmektedir” görüşünün yer aldığı Bilimsel komite kararı ile genetiği değiştirilmiş mayaya da ithalat izni verildi.

Daha önceki kararlarda genetiği değiştirilmiş 3 çeşit soya ve 9 çeşit mısır ithalatına izin verilmişti. Böylece Türkiye’ye bugüne kadar toplamda 25 çeşit GDO’lu ürünün girişine resmen izin verilmiş oldu.


KARARLARIN DİLİ TEREDDÜTLÜ

GDO Bilimsel Komite kararlarında “mevcut bilgiler ışığında”, “insan ve hayvan sağlığı açısından istenmeyen bir etki oluşturmayacağı beklenmektedir” gibi kesin olmayan ifadelerin kullanılması dikkat çekiyor. Uzmanlar, Bilimsel Komite üyelerinin GDO’lu ürünlerin doğuracağı zararlar nedeniyle tüketicilerin hukuki yollara başvurmasından kaçınmak amacıyla kesin olmayan ifadeler kullandığına dikkat çekiyor.


HANİ GDO YASAKLANMIŞTI

“Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik” yayınlandığında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker ve bakanlık bürokratları yaptıkları açıklamalarda bu yönetmelikle GDO’ lu ürün ithalatının yasaklandığını iddia etmişti.


İthal edilen GDO’lu ürün çeşitleri

Ürün Çeşit sayısı
Mısır 9
Pamuk 6
Soya 3
Kolza(kanola) 3
Şekerpancarı 1
Patates 1
Bakteri 1
Maya 1
Toplam 25


Tarım Bakanlığı’nın GDO analizi yaptığı ürünler

-Mısır,
-Soya
-Kanola
-Pamuk
-Papaya
-Domates
-Şeker Pancarı
-Çeltik-Pirinç
-Patates


Gazeteport, 30 Temmuz 2010
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Dikkat! Bebeklerinizi de Zehirliyorlar (GDO Tertibi)

İletigönderen maydonos » Cmt Tem 31, 2010 1:10

Demek ki Rte bosubosuna 3 cocuk ucte yetmez 6 cocuk diyor. Cunku ureme duracak yada bebek mamasi ve bezi fabrikasi almis. Olmaz olmaz demeyin bu kkk herseyi yapar.:shock:
Resim


Ne MuTLu TüRkÜm DiYeNe
Kullanıcı küçük betizi
maydonos
Üye
Üye
 
İletiler: 1651
Kayıt: Çrş Haz 04, 2008 1:53

Re: Dikkat! Bebeklerinizi de Zehirliyorlar (GDO Tertibi)

İletigönderen Urunguj » Cmt Tem 31, 2010 1:16

Ben bu kadar acımasız, anasını (VATAN) ağlatan evlat görmedim!

Allah kahretsin onu!
Kullanıcı küçük betizi
Urunguj
Üye
Üye
 
İletiler: 222
Kayıt: Cmt Ara 05, 2009 0:44

Re: Dikkat! Bebeklerinizi de Zehirliyorlar (GDO Tertibi)

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzt Mar 05, 2012 14:44

GDO'lu yem tarımı vuracak

Bu yöntemle beslenen hayvanın ürünleri ne kadar sağlıklı olur sorusu yanıtlanmayı bekliyor.

Biyogüvenlik Kurulu’nun aralık ayında 13 GDO’lu mısır çeşidine hayvan yemi olarak ithalat izin vermesi ile tartışma yeniden alevlendi. Hayvancılık sektörü neredeyse bitme noktasına gelen Türkiye’de GDO’lu yem kullanımı hem insan sağlığı, hem hayvan sağlığı hem de tarım açısından soru işaretleri taşıyor. Yapılan araştırmalar GDO’lu yemin büyük bölümünün sindirilmeden vücuttan atıldığını gösteriyor. Hayvan dışkısı da yoğun olarak organik tarımda gübre olarak kullanılıyor. GDO’nun bulunmaz bir nimet mi, yoksa bir canavar mı olduğuna dair kesin kanıtlar yok, ama şüpheler endişe yaratıyor.

‘GDO: Çağdaş Esaret’ kitabının yazarı Prof. Dr. Kenan Demirkol’a göre GDO’lu yemin nasıl bir etki yaratacağını bilmek mümkün değil. Çünkü bu konuda çalışma yapmak yasak.

GDO’ya ilişkin kesin kanıtlara değil, ama önemli ipuçlarına sahip olduğumuza dikkat çeken Demirkol, “Değişik bilimsel çalışmalar, yapay gen parçacıklarının hayvanların iç organlarında bulunduğunu kanıtladı. European Food Safety Authority’ye (EFSA) iki kez, GDO’lu yemle beslenen hayvanların ürünlerinin de GDO’lu olduğuna dair etiketleme yapılması için başvuruldu. Ama iki başvuru da ‘Zarar tespit edilemedi’ denilerek reddedildi” dedi.

EFSA’nın araştırma yapmadığını, sadece tohumun sahibi olan şirketlerden gelen raporları değerlendirdiğini, bağımsız bilim insanlarını da yok saydığını vurguladı.

Greenpeace’in piyasadaki sütlerde yaptırdığı analizlerde GDO tespit etmesinin ardından büyük bir tartışma çıktığını anımsatan Demirkol, bunun üzerine Avrupa’nın en büyük süt enstitüsünde bir çalışma yaptırıldığını kaydetti. Bu çalışmada sütlerde “GDO yoktur” sonucuna ulaşıldığını dile getiren Demirkol, “Ama aslında kendi ayaklarına sıktılar. Çünkü çok ilginç ek bir bilgi ortaya çıktı: Hayvanın yediği modifiye genli yemin yüzde 60’ı sindirim sisteminde değişime uğramadan dışkı ile atılıyor. O güne kadar modifiye genlerin hazmedildiğini savunuyorlardı” dedi.

40 bin yıl gerekli

“Bugüne kadar bize yalan söylediler” diyen Demirkol, trans yağ asitlerini örnek olarak sundu. Doğada olmadığı için bu yağları hazmedecek enzimin de insan vücudunda bulunmadığını belirten Demirkol, “Doğada var olan bir şeyi vücut tanır. Binlerce yıldır yediğiniz patateste ne gen varsa vücudumuz tanıyor ve parçalıyor. O geni değiştirirseniz vücut onu tanımıyor. Tanıması için 40 bin yıl geçmeli” diye konuştu. Modifiye genlerin de sindirilemediğini bu nedenle iç organlarda bulunmasının normal olduğunu vurgulayan Demirkol, GDO destekçilerinin sütte GDO olmadığını katılmaya çalışırken bunu resmen ortaya çıkardığını söyledi.

Organik tarıma dikkat

Demirkol hayvan dışkısının en çok organik tarımda gübre olarak kullanıldığına dikkat çekerek “Organik ürünlerimiz GDO’lu olacak” uyarısında bulundu. Demirkol, yem olarak kullanılacak 13 mısır türünde antibiyotik direnç geni bulunduğunu belirtti. Genetik değişiklik işleminde başarı oranının yüzde 6-10 arasında değiştiğini anlatarak bu durumun nasıl antibiyotik direncine yol açtığını şöyle açıkladı: “Bir havuzdaki örneğin soya fasulyelerinin hangisinin genetik değişikliğe uğradığını hangisinin uğramadığını anlamak için antibiyotik geni koymak gerekiyor. Genetik değişikliği gerçekleşen bitki antibiyotik direnç geni verilince hayatta kalıyor. Geri kalanlar çöpe gidiyor. Kullanılan antibiyotik direnç geni de kanamisin. Kanamisin Dünya Sağlık Örgütü tarafından yedek saklanan bir antibiyotik. Normal tüberküloz ilaçlarına direnç kazananlar için yedek saklanır. GDO’lar yüzünden toplum olarak kanamisine dirençli hale geliyoruz.”

Tüberkiloz tehlikesi

Demirkol, Türkiye’deki büyükbaş hayvanlarda tüberkülozun çok yaygın bir hastalık olduğunu da vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre her yıl klasik tüberküloz ilaçlarına dirençli 8 milyon vaka ortaya çıktığını açıklayan Demirkol, “Tek silahımız kanamisini kullanamaz hale geliyoruz” dedi. Sağlıklı beslenmenin bireysel olarak çözülebilecek bir konu olmadığını, devlet politikasına ihtiyaç duyulduğunu belirten Demirkol, AB’nin bazı ülkelerinde EFSA’nın GDO’lu yemle beslenen hayvanlardan elde edilen ürenlere etiket koymakta direnmesi nedeniyle “GDO’suzdur” etiketi koyma yoluna gittiğini söyledi.

İthal ürünlerde etiket olmalı

Demirkol namuslu üreticilerden GDO’lu yem kullanmamasını ve ürünlerine “GDO’suzdur” etiketi koymasını istedi. Şu an Türkiye’de GDO’lu üretim yapılmadığını, sadece yem amaçlı ithal edildiğini belirten Demirkol, ithal edilen çikolata gibi bazı ürünlerde de GDO bulunmasına karşın etiketleme yapılmadığını kaydetti. Etiketleme Yasası’nın doğru işlemediğini ifade eden Demirkol, “Gıda sanayisi GDO’lu üretim yapmıyor. Ama ihtal edilenlere konulmalı” dedi.

Bunun adı süt değil

Tükettiğimiz sütler konusunda da uyarılarda bulunan Demirkol şunları söyledi: “Merada otlayan hayvanın sütünde doymuş yağ oranı düşük endüstriyel sütte yüksektir. Merada otlayan hayvanın sütünde Omaega 3 vardır. Sadece balıktan aldığımızı sandığımız Omega 3’ün kaynağı yeşilliktir. Balık yosun yediği için Omega 3’ü var. İnek yeşil yerse o sütte de Omega 3 oluyor. Mera sütünde dünyanın en önemli antioksidanı CLA var. CLA yönünden zengin beslenen kadınlarda meme kanseri riski yüzde 60 düşüktür. Endüstriyel sütte hiç yoktur. Karın tipi şişmanlığı engeller. Bazı güzellik enstitülerinde bu içerikte haplar satılır ki çok tehkileli. 3 boyutlu hali farklıdır, inek sütü içindeki doğal olarak elde ettiğimiz CLA farklıdır. Bu haplar kalp yetmezliğine yol açabilir. Şu an marketlerden alıp tükettiğimiz süte süt bile diyemeyiz.”

Biz tereyağı yiyince ölüyoruz

Meralar dışında beslenen her türlü hayvanın insan için zararlı olduğunu savunan Demirkol, “GDO’lu ya da GDO’suz fark etmez. Mısır silajı, pancar küspesi, prinç kırığı, patetes cipsi fabrikasının kabuk artıkları ile beslenen hayvanın hem süt yağ bileşimi hem depo yağı bileşimi bozuluyor” uyarısını yaptı. “O yüzden bizim atalarımız tereyağı yiyerek 100 yıl yaşadı. Ama biz tereyağı yiyince ölüyoruz” yorumunu yapan Demirkol, yağ bileşimi değişen hayvanlardan elde edilen gıdaların damar sertliği, inme, kalp krizi gibi sorunlara yol açtığını vurguladı. Sağlıklı bir hayvansal ürün için hayvanların meralarda beslenmesi gerektiğinin altını çizen Demirkol, “Bir yandan meraları yok ediyoruz, bir yandan GDO’lu yem ithal ediyoruz. En ucuz besleme meradaki beslemedir” dedi.

Endişeler yersiz

Biyogüvenlik Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hakan Yardımcı, endişelerin yersiz olduğunu belirterek Biyogüvenlik Kanunu’nun hiçbir ülkede olmayan caydırıcı cezalar içerdiğini söyledi. Daha önce de üç soya çeşidine izin verdiklerini kaydeden Yardımcı, mısır, kolza, şekerpancarı, patates ve soya için 58 başvuru aldıklarını bugüne dek 16 türe yem için onay çıktığını ifade etti. Yardımcı geri kalan 42 çeşitle ilgili çalışmaların da sürdüğünü bildirdi.

Öneriler...

Prof. Demirkol, sağlıklı beslenmek için kendi yerel ağını kurmuş. Marketlerden alışveriş yapmayan Demirkol, Rize’nin dağ köylerinden kavurma getirtiyor. Yaz sonunda hayvanların meradan indiği dönemde elde edilen peyniri Kars’tan sipariş ediyor. Demirkol’un kendisi kadar şanslı olmayanlar için beslenme önerileri de var:

• Yağsız et yiyin. Depo yağını uzaklaştırdığınızda kırmızı löp etin içindeki yağ oranı çok düşük. Et, peynirden daha az zararlıdır. Beyaz peynirdeki yağın oranı yüzde 20’dir yağı ayıklayamazsınız.
• İçyağ tüketin önerisi yanlış. Mera hayvanının içyağı yenmeli sadece.
• Özellikle Buğday Derneği’nin destek verdiği organik pazarlardan alışveriş yapın. Buğday Derneği denetimleri çok sıkı tutuyor.
• Organik ürünleri pahalı bulanlar pazar günleri Kasımpaşa’da kurulan Kastamonu köy pazarını ziyaret edebilir.
• İstanbul Halk Ekmek’in organik tam buğday ekmeğini de tavsiye ediyorum.

Cumhuriyet, 5 Mart 2012
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: Dikkat! Bebeklerinizi de Zehirliyorlar (GDO Tertibi)

İletigönderen Talatpasa » Pzt Mar 05, 2012 17:21

her zaman sunu düsündüm neden aile planlamasi uygulamalari seminerleri Türklerin yasadigi bölgelerde uygulanir bir türlü anlam veremedim kürtlerin yasadigi bölgelerde en az 10 cocuk yaparlar orada aile planlamasi semineri yapilmaz diger bölgelerde 2 cocuk yeterli deyip milleti zoraki bir soykirama sürüklüyorlar

ayrica farkettinizmi bilemiyorum dogu ve güneydogu bölgeleri haricinde diger bölgelerde Türkler cogunlukta ve bu bölgelerde gdo lu ürünler fazlasiyla var hal böyle olunca her 4 bayandan birisi kisirlasiyor kürtler 10 dogururken Türkler yavas yavas yok ediliyor buda buda haliyle akp ve chp nin ulusal yapisiyla ayni catida birlesiyor.
Kullanıcı küçük betizi
Talatpasa
Üye
Üye
 
İletiler: 20
Kayıt: Cum Eki 24, 2008 20:12

Önceki

Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x