İsrail, Türk Büyükelçi'yi alçalttı

Genel & Güncel Konular

Re: İsrail, Türk Büyükelçi'yi alçalttı

İletigönderen utku618 » Prş Oca 14, 2010 1:36

Seçim yaklaşıyor Akp dümeni toparlamaya çalışıyor, bunlar danışıklı dövüş,
İsrail akbe den fazgeçmez,
Açılım olayından sonraki akbe siyasetine bakarsanız dümeni kırdığını görürsünüz
dtp nin kapanması, israile rest çekilme si falan hepsi üçüncü iktidarlık için oy kapma savşı
dış destekli tabi
Kullanıcı küçük betizi
utku618
Çeviri Takımı
Çeviri Takımı
 
İletiler: 45
Kayıt: Prş Ağu 20, 2009 22:19

Re: İsrail, Türk Büyükelçi'yi alçalttı

İletigönderen FahrettinAltay » Prş Oca 14, 2010 2:41

Hepsi palavra! Inanmayin. Daha onceden planlanmis bunlar... Niyet, AKP'nin oy toplamasi. Anynen "One Minute!" olayindan sonra, tum Musluman dunyasi ve Turkiyede RTE'nin oylari ve populerligi artti.
Baktilar bugunlerde oylar gidiyor, bunu icrat ettiler.... Vay halkim vay, inanmayin bunlara.
Mesaj - Bakin ben Israili nasil yola getiriyorum. Benden titriyorlar ve ozur diliyorlar... Halbuki RTE Vatan satan hainden baska bir sey degildir. Insallah yakinda ipi boylarsin, sunun bunun cocugu!
Bayraklari Bayrak yapan, ustundeki kandir, Toprak ugruna olen varsa VATANDIR
Kullanıcı küçük betizi
FahrettinAltay
Üye
Üye
 
İletiler: 81
Kayıt: Pzt Eyl 07, 2009 11:54

Re: İsrail, Türk Büyükelçi'yi alçalttı

İletigönderen antalyalim » Prş Oca 14, 2010 11:12

o bir kahraman
o bir fatih
o son osmanli (mehter marsi)
Davos Fatihi 1.Tayyip'in yönetmenligini senaryosunu basrolünü figuranligini vs... yaptigi ONE MÜNÜT taaaamm %47+%x koyun tarafindan begeniyle izlendi ...
ve simdi devami geliyor....
TUU MÜNÜT. bütün yandas medyada
"Mustafa Kemal'in Askerleriyiz" :turkiye:
Kullanıcı küçük betizi
antalyalim
Çeviri Takımı
Çeviri Takımı
 
İletiler: 522
Kayıt: Sal Ara 16, 2008 21:39
Konum: Evden

Re: İsrail, Türk Büyükelçi'yi alçalttı

İletigönderen bozkurtlar diyari » Prş Oca 14, 2010 12:33

Bence buda ayni Davos'daki gibi senaryo.
Tayip cok iyi biliyor ne yaptigini,kime nasil usaklik yapacagini.
Yakinda kokusu cikacak...
TÜRK GENÇLİĞİNİN ANDI !!!

EY TÜRK'ÜN BÜYÜK ATASI GAZI MUSTAFA KEMAL ATATÜRK !!!

Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize namus ve şeref sözü verip, kendimizi büyük Türk Milletine adarız.
Kullanıcı küçük betizi
bozkurtlar diyari
Üye
Üye
 
İletiler: 570
Kayıt: Cum Ara 19, 2008 11:27

Re: İsrail, Türk Büyükelçi'yi alçalttı

İletigönderen Comte » Prş Oca 14, 2010 13:33

Lieberman ve Ayalon'un istifası isteniyor

Türkiye'nin verdiği ültimatomun karşısında Türk Büyükelçisi Oğuz Çelikkol'a özür mektubunu yazmak zorunda kalan İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Daniel Ayalon'un ile Çelikkol'a kurulan tezgahın mimarı olarak değerlendirilen Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman'ın istifa etmeleri isteniyor.

Kudüs- Ana muhalefet partisi Kadima, İsrail'in uluslar arası statüsüne zarar verildiğini vurgularken Meretz "İsrail'e verilen zararı bir ölçüde gidermenin tek yolu Lieberman ve Ayalon'un istifalarıdır" dedi. İsrail hükümetinin Türkiye ile yaşanan diplomatik krize ilişkin tutumunu eleştiren ana muhalefet partisi Kadima, Yedioth Ahronoth tarafından yansıtılan açıklamasında şu ifadeler kullandı: "Ulusal haysiyete ilişkin gururlu beyanlardan bir tek, talep edilen bir özürden kalan bir tek, İsrail'in uluslar arası statüsüne daha çok zarar ve Türkiye'nin açıklamalarının yerine İsrail'in diplomasisine gereksiz odaklanma."

Solcu Meretz Partisi Genel Başkanı Chaim Oron da, "İsrail'e verilen zararı bir ölçüde gidermenin tek yolu Dışişleri Bakanı ve Yardımcısının istifalarıdır" dedi.

'Eşkiyavari davranışları'

Chaim Oron, İsrail'in Türkiye'den özür dilemesini yorumlarken Dışişleri Bakanı Lieberman ve Bakan Yardımcısı Ayalon için "Eşkiyavari davranışları, insanı, görevlerinden uzaklaştırılmasının dışındaki herhangi bir şeyin, İsrail'e ve dünya çapındaki imajına vermekte oldukları zararı durdurmayacağına inandırıyor" şeklinde konuştu.

Cumhuriyet, 14 Ocak 2010
Resim
Kullanıcı küçük betizi
Comte
Dilmaç
Dilmaç
 
İletiler: 195
Kayıt: Prş Ara 10, 2009 17:21

Re: İsrail, Türk Büyükelçi'yi alçalttı

İletigönderen Türk-Kan » Prş Oca 14, 2010 20:02

NE REST NE ÖZÜR… YAŞANAN BİR REZALETTİR!

“Gül’ün ‘bu işi düzelt’ mesajı üzerine Tel Aviv’den beklenen yanıt geldi.

ANKARA’DAN REST, İSRAİL’DEN ÖZÜR…”

14 Ocak günü Cumhuriyet gazetesini alanlar, birinci sayfada bu manşeti gördüler. Cumhurbaşkanı Gül’e örtük bir övgüyle süslü bu manşet, Türkiye’nin rest çektiğini, bunun üzerine İsrail’in de özür dilediğini aktarıyor.

Peki, gerçek?

Ankara rest mi çekti gerçekten?

Ve İsrail gerçekten özür mü diledi?

İsrail’in küstahlığına hep beraber tanık olduk. İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı, Türkiye Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’u Dışişleri Bakanlığı'na çağırıyor, kendisinin oturduğu koltuktan daha alçak bir yere oturtuyor, ikisinin arasındaki masaya da sadece İsrail bayrağını koyuyor! Sonra da gazetecilere ve televizyon kameralarına dönüp Türkiye büyükelçisini kastederek “yerini bilsin istedik” diyor.

Ve bütün bunlar olurken Türkiye Büyükelçisi de "Amasya bardağı" gibi duruyor, kameralara gülümseyerek poz veriyor!

Sayın Büyükelçi'nin protokol kurallarından ve uluslararası ilişkilerde bu tür sembolik davranışların mesaj vermek için yapıldığından haberi yok mu? Hadi diyelim ki, hepsini unuttu. Peki, İsmet İnönü'nün Lozan'da benzer bir davranış karşısında gösterdiği tepkiyi de mi unuttu Sayın Büyükelçi?

Milliyet gazetesinde yer alan bir habere göre Türk Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’a"yakın kaynaklar", Ayalon ile görüşmesinin, Çelikkol’un "35 yıllık diplomat olarak gördüğü en utanç verici gösteri" olduğunu belirtip “Büyükelçi, Ayalon’un, sadece İbranice ifade edilen niyetlerini anlasaydı, karşılığını verirdi" demişler…

“Özrü kabahatinden büyük” diye buna denir herhalde… Bir büyükelçinin görevli olduğu ülkenin dilini bilmemesi, en azından çat-pat da olsa İbraniceyi anlayamayan bir büyükelçinin İsrail’e gönderilmesi nasıl değerlendirilmelidir? Hadi diyelim ki, İbranice zor bir dildir ve bir büyükelçinin de bilmesi zorunlu değildir. Peki, bu görüşmeye giderken Sayın Büyükelçi yanında İbranice bilen bir tercüman da mı almamıştır? Hadi diyelim tercüman da yoktur, peki masada sadece İsrail bayrağı olması ve kendisinin daha alçak bir yere oturtulması da mı Sayın Büyükelçi’yi rahatsız etmemiştir?

Bütün bunlar yetmezmiş gibi İsrail Sanayi, Ticaret ve Savunma Bakanı da Türkiye Büyükelçisine yapılan bu davranış üzerine İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Ayalon’u sözde “eleştirerek”, “Türk Büyükelçisinin haysiyeti korunmalıydı” demiş!

Türk Büyükelçisinin haysiyetinin korunması İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı’na mı kaldı? Aslında İsrail Savunma Bakanı’nın sözde “eleştirel” tutumu da Türkiye’yi ve Türkiye Büyükelçisini korunmaya muhtaç gibi göstererek aşağılayan bir tavırdır. Türkiye’ye “ikinci golü” de İsrail Savunma Bakanı atmıştır!

Ama ne acıdır ki, Sayın Büyükelçi maruz kaldığı bu hakaret karşısında anında tepki göstermemiş ve orayı hemen terk ederek muhatabına gerekli yanıtı vermemiş, kısacası Türkiye Cumhuriyeti’nin “haysiyetini koruyamamıştır.” Sonuçta Türkiye, İsrail Savunma Bakanı’nın sözde “avukatlığı” ile ikinci bir saygısızlığa uğramıştır.

İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı "Türkiye, İsrail'e ahlak dersi verecek son ülkedir" şeklindeki açıklama da bir ülkeye “ahlaksız” demenin diplomatik biçimdir ki, bütün bu yapılanlara tüy dikmiştir!

Buna karşılık Türkiye Dışişleri Bakanlığı nasıl “rest”(!) çekmiştir?

İsrail Büyükelçisi Levy ile Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu görüşmüş ve “Herkes haddini bilmeli" mesajı verilmiştir! Açıktır ki bu tepkinin görünüşü kurtarmak dışında hiçbir anlamı yoktur. Birileri Türkiye Cumhuriyeti’ni aşağılamaya yelteniyorsa, hükümete düşen görev “herkes haddini bilmeli” çağrısı yapmak değil, diplomatik olarak gerekli adımları atıp küstahlık yapanlara haddini bildirmek olmalıdır. Ama bir ülkenin Başbakan’ı “one minute” çapsızlığı ile diplomasi yürütürse, sonuçta olacağı da budur işte!

Cumhuriyet’in manşetini süslediği şekilde Türkiye “rest” çekmiştir de, İsrail “özür” dilemiş midir peki? Çarşamba günü akşam saatlerinde açıklanan bir sözde “özür mektubu” ile kriz atlatılmıştır sözde... Ama İsrail’in Türkiye’den özür dilemesinin yapaylığının ortaya çıkması için 24 saat bile beklemeye gerek kalmamıştır.

Perşembe sabahı medya organlarına düşen bir habere göre İsrail küstahlığına kaldığı yerden devam etmiştir:

“Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’a yaptığı “diplomatik ayıbın” ardından dün özür dileyen İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon bu sabah yaptığı açıklamayla kendisine yöneltilen eleştirileri reddetti. Ayalon, bu hareketinin, Türkiye’nin artık yaptığı açıklamalarda daha dikkatli olmasını sağlayacağını söyledi. Ayalon’un ofisinden yayımlanan açıklamada, “İsrail, Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın kriz süresince takındığı tavırdan fayda görmüştür. Bu tutumun sonucunda artık Türkiye yaptığı açıklamalara daha fazla dikkat edecektir” denildi. Açıklamada ayrıca bu olayın ardından Türkiye ile ilişkilerin tekrar eski konumuna döndüğü ifade edildi. Çelikkol’u makamında alçak koltuğa oturtup “yerini bilsin istedik” diyen Ayalon dün akşam bizzat Türk büyükelçiye gönderdiği özür mektubuyla iki ülke arasında neden olduğu krizi sona erdirmişti.” (http://www.hurriyet.com.tr)

Şimdi Türkiye Dışişleri Bakanlığı ve hükümetin yanıtlaması gereken bir soru vardır gündemde:

Bu sözlerden sonra İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın sözde “özür mektubu”nun ne anlamı kalmıştır?

Açıktır ki, sözde “özür mektubu” görünüşü kurtarmak için verilmiştir. İsrail’in devlet yetkilileri küstahlığa kaldıkları yerden devam etmektedirler!

Türkiye Büyükelçisi’ne karşı sergilenen tavrın “Türkiye’nin artık yaptığı açıklamalarda daha dikkatli olmasını sağlayacağını” söylemek, diplomatik bir dille Türkiye’nin terbiye edildiğini ilan etmektir! Türkiye’den özür dilenmesinin göstermelik olduğu ve belli mecburiyetler neticesinde yapıldığı da “İsrail, Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın kriz süresince takındığı tavırdan fayda görmüştür” sözleriyle ifade edilmektedir!

Türkiye Cumhuriyeti devleti, İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon’un bu açıklaması üzerine büyükelçisini bir dakika daha İsrail’de tutarsa, hem bu söylenenleri hem de sözde “özür dilenmesine” yol açan bütün o aşağılayıcı muameleleri sineye çekmiş olacaktır.

87 yıllık Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde, hiçbir ülke Türkiye’ye bu şekilde davranmaya cesaret edememişti. Şu yaşananların birinci dereceden sorumlusu da AKP hükümeti ve Başbakan Erdoğan’dır.


Serdar ANT, 14 Ocak 2009
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı küçük betizi
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
İletiler: 6735
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

Re: İsrail, Türk Büyükelçi'yi alçalttı

İletigönderen Comte » Cum Oca 15, 2010 10:06

Türkiye İsrail'den 10 Heron alıyor

Resim

AKP BUZLARI 1 GÜNDE ERİTTİ!
Türkiye Israil’den 10 Heron alıyor
İlk paketi mart ayında, kalanı ise bu yılın ilk yarısına kadar teslim edilecek insansız hava aracı, gece ve gündüz anında görüntü ve ses aktarabiliyor
Heron insansız hava araçları, aynı anda 6 hedefi izleyebiliyor. İstihbarat toplamasının yanı sıra uçak, helikopter ve karadan ateşlenecek güdümlü füzeler için hedef aydınlatması yapabiliyor. En az 24 saat süreyle havada kalıp, 30 bin fit irtifada ve 350 kilometre menzilde görev yapabiliyor.
Heyet inceleme yapıyor
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan’ın sert çıkışlarıyla başlayan, İsrail’in küstah tavrıyla tırmanan gerilim, Heron stratejisiyle yumuşadı. Gece ve gündüz anında görüntü ve ses aktarabilen insansız hava aracı Heronlar için Türkiye’den İsrail’e giden heyet, kabule yönelik çalışmalara başladı.
Paketlenip gönderilecek
KABULLERİN temiz çıkması halinde, paketleme işlemine geçileceği ve en son nesil 10 Heronun ilk paketinin, mart ayında Türkiye’ye teslim edileceği kaydediliyor. Heronlara ilişkin sözleşme, ana yüklenici TAI ile İsrail IAI ve Elbit firmaları arasında imzalanmıştı.
Sırada nakliye uçağı var
TÜRKİYE’nin A400M askeri nakliye uçağı da almayı planladığı bildirildi. Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar’ın projenin geleceği konusunda diğer taraf ülkeler ve Airbus Military ile görüşmeler yaptığı bildirildi.


AKP HÜKÜMETİ BUZLARI ÇOK ÇABUK ERİTTİ
Kriz bitti, 10 Heron yolda

AKP hükümeti bir taraftan İsrail’le diplomasi savaşı verirken, bir taraftan da milyarlarca dolara alınan ve martta Türkiye’ye gelmesi beklenen “Heron”ların son kontrollerini yapması için İsrail’e heyet göndermiş

İsrail tarafından üretilen insansız hava aracı Heronlar için Türkiye’den İsrail’e giden heyetin, kabule yönelik çalışmalarına başladığı belirtildi. Alınan bilgiye göre kabul heyeti, Heronların teknik denetimlerini yapmaya başladı. İsrail’in, gerek performans, gerekse sözleşmeden doğan karşılıklarını yerine getirmeyi kabul ettiği de belirtiliyor.

Martta gelecek
Heronlarda Türkiye’nin istediği irtifa ve havada kalış süresine ilişkin tüm performans kriterlerinin kabul heyeti tarafından yeniden test edildiği, heyetin, çalışmalarını tamamlayarak, bir hafta sonra Türkiye’ye geri dönmesinin beklendiği ifade ediliyor. Kabullerin temiz çıkması ve kabul heyetinin de onaylaması halinde, paketleme işlemine geçileceği ve en son nesil 10 Heronun ilk paketinin, Mart ayında Türkiye’ye teslim edileceği kaydediliyor. 10 adetlik Heron siparişinden bir kısmının mart ayında, geri kalanın da bu yılın ilk yarısının sonuna kadar Türk Silahlı Kuvvetlerine teslimatının yapılabileceği kaydedildi.

Aynı anda 6 hedef
Teslimatı 4-2-4 şeklinde gerçekleştirilecek Heronlara ilişkin sözleşme, ana yüklenici TAI ile İsrail IAI ve Elbit firmaları arasında imzalanmıştı. Gece ve gündüz anında görüntü ve ses aktaran insansız hava aracı Heronlar, motorundaki tadilatlarla, 24 binden, 30 bin fit yüksekliğe çıkabilecek motor kapasitesine ulaştı. İsrail’in, yeni motorla ilgili sözleşme şartlarını da tam karşıladığı kaydediliyor. Heronlar, en az 24 saat havada kalış süresi ve 30 bin feet yükseklik kriterlerini sağlayabiliyor. Heron insansız hava araçları, aynı anda 6 hedefi izleyebiliyor. İstihbarat toplamasının yanı sıra uçak, helikopter ve karadan ateşlenecek güdümlü füzeler için hedef aydınlatması yapabiliyor. En az 24 saat süreyle havada kalıp, 30 bin feet irtifada ve 350 kilometre menzilde görev yapabiliyor.
‘Uçan Kale’ye devam
Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar’ın, “A400M” askeri nakliye uçağı projesinin geleceği konusunda görüşmeler yaptığı belirtildi. “A400M” askeri nakliye uçağının finansmanı konusunda, aralarında Türkiye’nin de olduğu 7 ülkeyle yapılan müzakerelerin 31 Ocak’a kadar sonuçlanması gerekiyor. A400M için Almanya’nın 60, Fransa’nın 50, İngiltere’nin 25, Türkiye’nin 10, Belçika’nın 7, Lüksemburg’un 1 siparişi bulunurken, ayrıca dışarıdan Malezya’nın da 5 uçak siparişi bulunuyor. Finans sorunu çözülürse “A400M”ler 2012 yılı sonunda teslim edilecek.

Yeniçağ, 14 Ocak 2010
Resim
Kullanıcı küçük betizi
Comte
Dilmaç
Dilmaç
 
İletiler: 195
Kayıt: Prş Ara 10, 2009 17:21

Re: İsrail, Türk Büyükelçi'yi alçalttı

İletigönderen yigitler » Cum Oca 15, 2010 20:56

Benim anlamadigim sey,camii havlularinda veya meydanlarda "Kahrolsun Israil, Kahrolsun Amerika" diye bagiranlar sonra AKP'ye oy verenlerdir.
Kullanıcı küçük betizi
yigitler
Üye
Üye
 
İletiler: 600
Kayıt: Pzr Ara 07, 2008 21:41

Re: İsrail, Türk Büyükelçi'yi alçalttı

İletigönderen fetihnesli » Cum Oca 15, 2010 22:57

İL-BARS yazdı:Bunların Ağababaları, Hocaları Erbakan her dakika İsrail'e sallardı. Ama bir bakıyorsunuz, İsrail ile her türlü anlaşmalar(Hepside İsrail lehine) onun dönemnde onaylanmış, imzalanmış.

Sözümona İsrail'e düşman olanlar, Türk Milleti'nin ve Devleti'nin şerefi söz konusu olunca bu yaşanan rezalete göz yummak ve bundan iç politikada yararlanmak gibi acizce işlere bile tevessül ettiler. Açılım ile düşen oylarını, akıllarınca böyle kazanacaklar. Bizans Entrikalarıyla iktidara sahip olacaklarını zannedenler, aldanırlar ve büyük kumar oynarlar.



erdoğan ile ilgili yazılanlar doğru ama erbakan ile ilgi söylenen ler yersiz ve asılsız

yöneticilerin tarafsızlığına sığınarak yazıyorum ;



2. Dünya Harbi’nden sonra 1945 yılında kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın ilk icraatlarından birisi 1948’de Filistin toprakları üzerinde İsrail’i kurmak olmuştu. İsrail’i ilk önce ABD, ondan on bir saat sonra da ikinci devlet olarak Türkiye tanımıştır. Ne var ki, Müslüman Arap dünyasının tepkisinden çekinen Türkiye İsrail ile ilişkilerini uzun yıllar, maslahatgüzarlık seviyesinde sürdürmüştür.
Türkiye ile İsrail arasında bugün en yoğun hale gelen ilişkilerin başlaması Rusya’daki komünist rejimin çöktüğü ve özellikle Filistin ile İsrail arasında barış rüzgarlarının estirildiği 1990’lı yıllara rastlar. Bu yıllarda Oslo’da taraflar arasında yapılan anlaşma Türk Dış Politikasında da etkisini gösterir ve Türkiye, İsrail ile ilişkilerini ABD’nin de etkisi sonucu bugünkü seviyesine doğru yükseltme çabasına girişir.
Alptekin Dursunoğlu’nun “Stratejik İttifak” isimli kitabında Türkiye İsrail anlaşmaları Kronolojisinden: Erbakan Tüm Anlaşmaları Askıya Aldı. Haber Kaynağı: İsrail Ha’arets Gazetesi

Resim

Türkiye’de 1991 yılında yapılan seçimlerden sonra iktidara Süleyman Demirel Başbakanlığında kurulan DYP-SHP Hükümeti gelmiştir. Türkiye ile İsrail arasında ilk anlaşma işte bu Hükümet zamanında 11.09.1992 tarihinde imzalanan “Turizm Alanında İşbirliği Anlaşması”dır.

1993’te, Turgut Özal’ın ölümü üzerine Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı, Tansu Çiller de başbakan olunca iki ülke arasındaki ilişkiler birden tırmanışa geçmiştir. Türkiye-İsrail ilişkilerini konu alan kitaplar, bu tırmanışın Türkiye’de üç mimarı olduğunu yazarlar: Süleyman Demirel, Tansu Çiller ve Çevik Bir. (Stratejik İttifak, Alptekin Dursunoğlu, sh. 25)
Bu görüşün ne derece doğru olduğunu anlamak için, bu üçlünün görevde olduğu dönemlerdeki ilişkilerin seyir grafiğine kısa bir bakış yapmakta zaruret vardır. Türkiye-İsrail İlişkilerinin REFAHYOL’dan Önceki Durumu ABD ile içli dışlı olmaya alışmış, bu dönemin TC. hükümetleri, İsrail-Filistin ihtilafında daima İsrail’den yana tavır almışlar, İsrail’i hoş tutmuşlar ve özellikle

Müslüman Arap Dünyasının tepkilerini hiçe sayarak İsrail ile ikili ve stratejik
21.01.1994 İsrail’le Savunma İşbirliği Anlaşması imzalamışlardır.
25.01.1994 Türkiye’deki Yahudiler’in 500. yıl (Çiller Hükümeti Dönemi) kutlamaları.
(Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in İsrail Cumhurbaşkanı Weizman’ı İstanbul’da şeref misafiri olarak ağırlaması)
31.03.1994 Güvenlik/Gizlilik Anlaşması’nın imzalanması. (Çiller Hükümeti Dönemi)
04.06.1994 Çevre Sorunlarında ve Doğa Korunmasında İşbirliği Anlaşması’nın
15.01.1995 Terörizm ve Diğer Suçlarla mücadele anlaşmasının imzalanması.(Çiller Hükümeti Dönemi)
Mücadelede İşbirliği Anlaşması’nın imzalanması. (Çiller Hükümeti Dönemi)
13.03.1995 Telekomünikasyon ve Posta Alanında İşbirliği Anlaşması’nın 24.04.1995 Sağlık ve Tıp Alanında işbirliği anlaşmasının imzalanması. (Çiller Hükümeti Dönemi)
07.11.1995 F4İşbirliği Anlaşması’nın imzalanması. (Çiller Hükümeti Dönemi)
Uçaklarının Modernizasyonu Projesi Anlaşması’nın imzalanması. (Çiller Hükümeti 23.02.1996 Türkiye-İsrail Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşması’nınDönemi)
14.03.1996 Demirel’in İsrail Ziyareti (En üst düzeyde İlk devlet ziyareti) Türkiye-İsrail Serbest Ticaret Alanı Anlaşması’nın imzalanması. (Gümrüklerin 16.06.1996 Türkiye-İsrail Ticaret,Sıfırlanması) (Yılmaz Hükümeti Dönemi) ekonomi, sinai, teknik ve bilimsel işbirliği anlaşması (Yılmaz Hükümeti Dönemi)
Yukarıdan aşağıya doğru tarihleriyle sıraladığımız bu anlaşmalar içinde en çok yankı uyandıran, Çiller Hükümeti zamanında 23.02.1996 tarihinde Türkiye ile İsrail arasında imzalanan Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşmasıdır. Çokları bu anlaşmanın REFAHYOL Hükümeti zamanında imzalandığı düşüncesiyle eleştiri oklarını Refah Partisi’ne de yöneltmişlerdir. Bu eleştirilerin tamamen yanlış adrese yöneltilmiş olduğu M. Ali Birand’ın 22.06.1996 tarihli yani REFAHYOL Hükümeti kurulmadan önce Sabah Gazetesi’nde yazmış olduğu aşağıdaki yazıyla sabittir:
“Türkiye’nin İsrail ile Askeri İşbirliği Anlaşması yapması eskiden beri Türk Amerikan ve İsrail Genelkurmayları’nın rüyalarından biriydi… Türk ve İsrail Genelkurmay Başkanlıkları arasında görüşmeler başlatıldı. Dışişleri Bakanlığının da fikri alındı ve bir sakıncası olmadığı işareti geldi. Ayrıntılar iki ülkenin askerleri tarafından kağıda döküldü ve kimselere haber verilmeden imzalandı. Eğer Savunma Bakanı kazara ağzından kaçırmış izlenimi veren bir açıklama yapmasa daha bir süre kimse farkına dahi varamayacaktı… İkinci adım eğitimin ötesinde iki ülkenin tam bir askeri işbirliğine girmeleri, ortak manevralar ve ortak stratejiler üretmeleri olabilirdi… Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir, Amerika gezisi sırasında Yahudi lobisini etkilemeyi düşündüğü için olacak, konuşmalarında anlaşmaya çok ağırlık verdi… Ancak anlaşmanın Türk Genelkurmayı’nın 2 numaralı bir generali tarafından övgü dolu cümlelerle tanıtılması… Arap çevrelerin hemen dikkatini tahrik etti . Dışişleri veya Başbakanlık susuyor, durmadan Genelkurmay konuşuyor, demeçler veriyor. Bunlar yetmiyormuş gibi seçim arefesindeki İsrail ve Amerikan basını birden bire anlaşmayı ballandıra ballandıra anlatmaya başladılar… Türk basını da geri kalır mı? Türk-İsrail uçaklarının ortak eğitimi, İsrail Genelkurmay yetkilisinin Çevik Bir Paşa’yı ziyareti sırasındaki basın açıklamaları da buna eklenince, Arap dünyasındaki kuşku ve kaygılar en üst noktaya çıkıverdi.”


REFAHYOL Dönemindeki Durum Refah Partisi’nin şahsiyetli dış politika anlayışında Türkiye’nin İsrail’le ilişkileri konusunda öngörülen ilk hedef İsrail’in işgal ettiği topraklardan geri çekilmesiydi. Birçok araştırmacı yazar gibi Refah Partisi de İsrail’i, işgal ettiği Müslüman topraklarda devlet terörünü en iyi uygulayan bir ülke olarak görüyordu.

Nitekim 20.04.1996 tarihinde İstanbul’da 96. toplantısını yapan, Dünya Parlamentolar Birliği’nin “Terörizmle Savaş Komisyonu” bildirisinde, “İsrail’in devlet terörü yaptığı” hükmünün yer almasına İsrail’in Genel Kurul’da yaptığı itiraz, 451′e karşı 663 oyla reddedilmişti.

Onun için Weizman’ın tam da Refah Partisi’nin Hükümet kurma çalışmalarını yoğunlaştırdığı bir sırada Habitat II Toplantısı için İstanbul’a gelişinde yaptığı açıklamalar son derece dikkat çekiciydi. Weizman açıkça Refah Partili bir hükümetin kurulmaması gerektiğini söylüyor, O’nun bu cür’etkârlığı da yerli şakşakçılarından büyük alkış alıyordu.

REFAHYOL Hükümetinin kurulma çalışmalarının yoğunluk kazandığı günlerde hem Batı’da hem İsrail’de hem de Türkiye’deki işbirlikçi çevrelerde cevabı merak edilen soru şuydu: Refah Partisi iktidara gelirse Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler ne olacaktı? Aslında malum çevrelerin Refah Partisi’nin iktidar olmasına karşı oluşlarının başlıca sebebi de, bu soru içindeki gizli endişelerdi.

İsrail Cumhurbaşkanı Weizman bir yandan İsrail’in Sesi radyosuna yaptığı açıklamada “Süleyman Demirel’i çok iyi tanıyorum ve Ordu’nun da kenarda bekleyeceğini sanmıyorum. Şu anda korku üzerine değerlendirme yapmanın bir anlamı yok” diyordu. (Stratejik ittifak, sh. 72)

Diğer yandan 12 Haziran 1996′da İsrail Hava Kuvvetleri’ne ait Boeing 707 tipi özel uçakla İstanbul’a gelişinde, basın mensuplarının, Türkiye ile İsrail arasında ANAYOL Hükümeti zamanında imzalanan anlaşmayla ilgili olarak sordukları soruya şöyle cevap veriyordu. “İki ülke arasındaki anlaşma ekonomi ve güvenlik alanlarında karşılıklı işbirliğini öngörüyor. Arap ülkeleri bu anlaşma dolayısıyla Türkiye ile İsrail bir olup Suriye’ye saldıracaklar diyor. Bu kocaman bir aptallıktır.” Süleyman Demirel ise, “Türkiye İsrail ile gayet iyi ilişkiler içindedir, kimin kiminle işbirliği içinde olacağı kendi bileceği iştir.” diyordu.
Ve yine Weizman, Refah Partisi’nin kuracağı bir hükümetin, Türkiye-İsrail Anlaşması’nı fesh etmesi ihtimalinden bahisle sorulan bir soruya da şu cevabı veriyordu: “Anlaşmaların iptali iki ülkenin de yararına olmaz. Anlaşma iptal edilirse buna bilhassa İran ile fundamentalistler sevinir. Türkiye-İsrail anlaşması sadece bir Askeri Eğitim Anlaşmasıdır.” (12.06.1996 Hürriyet)


Peki ne oldu, REFAHYOL döneminde İsrail ile ilişkilerin seyri? Refah Partisi’nin en çok eleştirildiği konulardan birisi REFAHYOL Hükümeti zamanında 28.08.1996 tarihinde imzalanan Türkiye-İsrail Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşmasıdır. Bu anlaşmanın ihale müzakereleri REFAHYOL’dan çok önce başlamış ve Türk Hava Kuvvetleri’nin elindeki F-4 ve F-16 uçaklarının modernizasyonuyla ilgilidir. Böyle bir anlaşmanın imzalanmasının sebebi, Türk Hava Kuvvetleri’nin elindeki bu uçakların bilgi işlem modernizasyonu konusunda ABD’nin Türkiye’ye mecburi adres olarak İsrail’i empoze etmiş olmasıdır. Anlayacağınız, sözkonusu anlaşma bir ara “Uçan Tabut” denilen bu uçakların hurdaya çıkmaktan kurtarılması için bu işi yapacak bir başka ülkenin de mevcut olmaması karşısında zorunlu olarak yapılmış bir anlaşmadır.
"Akla ne işle uğraşacağını gönül öğretir,
Gönül gelişmezse akıl kötülüklerle uğraşır.
Onun için düsturumuz Bilim+Gönül'dür "

Prof.Dr.Oktay Sinanoğlu
Kullanıcı küçük betizi
fetihnesli
Üye
Üye
 
İletiler: 41
Kayıt: Cum May 22, 2009 19:18

Re: İsrail, Türk Büyükelçi'yi alçalttı

İletigönderen İL-BARS » Pzr Oca 17, 2010 16:32

fetihnesli yazdı:
erdoğan ile ilgili yazılanlar doğru ama erbakan ile ilgi söylenen ler yersiz ve asılsız

yöneticilerin tarafsızlığına sığınarak yazıyorum ;

2. Dünya Harbi’nden sonra 1945 yılında kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın ilk icraatlarından birisi 1948’de Filistin toprakları üzerinde İsrail’i kurmak olmuştu. İsrail’i ilk önce ABD, ondan on bir saat sonra da ikinci devlet olarak Türkiye tanımıştır. Ne var ki, Müslüman Arap dünyasının tepkisinden çekinen Türkiye İsrail ile ilişkilerini uzun yıllar, maslahatgüzarlık seviyesinde sürdürmüştür.
Türkiye ile İsrail arasında bugün en yoğun hale gelen ilişkilerin başlaması Rusya’daki komünist rejimin çöktüğü ve özellikle Filistin ile İsrail arasında barış rüzgarlarının estirildiği 1990’lı yıllara rastlar. Bu yıllarda Oslo’da taraflar arasında yapılan anlaşma Türk Dış Politikasında da etkisini gösterir ve Türkiye, İsrail ile ilişkilerini ABD’nin de etkisi sonucu bugünkü seviyesine doğru yükseltme çabasına girişir.
Alptekin Dursunoğlu’nun “Stratejik İttifak” isimli kitabında Türkiye İsrail anlaşmaları Kronolojisinden: Erbakan Tüm Anlaşmaları Askıya Aldı. Haber Kaynağı: İsrail Ha’arets Gazetesi

Resim

Türkiye’de 1991 yılında yapılan seçimlerden sonra iktidara Süleyman Demirel Başbakanlığında kurulan DYP-SHP Hükümeti gelmiştir. Türkiye ile İsrail arasında ilk anlaşma işte bu Hükümet zamanında 11.09.1992 tarihinde imzalanan “Turizm Alanında İşbirliği Anlaşması”dır.

1993’te, Turgut Özal’ın ölümü üzerine Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı, Tansu Çiller de başbakan olunca iki ülke arasındaki ilişkiler birden tırmanışa geçmiştir. Türkiye-İsrail ilişkilerini konu alan kitaplar, bu tırmanışın Türkiye’de üç mimarı olduğunu yazarlar: Süleyman Demirel, Tansu Çiller ve Çevik Bir. (Stratejik İttifak, Alptekin Dursunoğlu, sh. 25)
Bu görüşün ne derece doğru olduğunu anlamak için, bu üçlünün görevde olduğu dönemlerdeki ilişkilerin seyir grafiğine kısa bir bakış yapmakta zaruret vardır. Türkiye-İsrail İlişkilerinin REFAHYOL’dan Önceki Durumu ABD ile içli dışlı olmaya alışmış, bu dönemin TC. hükümetleri, İsrail-Filistin ihtilafında daima İsrail’den yana tavır almışlar, İsrail’i hoş tutmuşlar ve özellikle

Müslüman Arap Dünyasının tepkilerini hiçe sayarak İsrail ile ikili ve stratejik
21.01.1994 İsrail’le Savunma İşbirliği Anlaşması imzalamışlardır.
25.01.1994 Türkiye’deki Yahudiler’in 500. yıl (Çiller Hükümeti Dönemi) kutlamaları.
(Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in İsrail Cumhurbaşkanı Weizman’ı İstanbul’da şeref misafiri olarak ağırlaması)
31.03.1994 Güvenlik/Gizlilik Anlaşması’nın imzalanması. (Çiller Hükümeti Dönemi)
04.06.1994 Çevre Sorunlarında ve Doğa Korunmasında İşbirliği Anlaşması’nın
15.01.1995 Terörizm ve Diğer Suçlarla mücadele anlaşmasının imzalanması.(Çiller Hükümeti Dönemi)
Mücadelede İşbirliği Anlaşması’nın imzalanması. (Çiller Hükümeti Dönemi)
13.03.1995 Telekomünikasyon ve Posta Alanında İşbirliği Anlaşması’nın 24.04.1995 Sağlık ve Tıp Alanında işbirliği anlaşmasının imzalanması. (Çiller Hükümeti Dönemi)
07.11.1995 F4İşbirliği Anlaşması’nın imzalanması. (Çiller Hükümeti Dönemi)
Uçaklarının Modernizasyonu Projesi Anlaşması’nın imzalanması. (Çiller Hükümeti 23.02.1996 Türkiye-İsrail Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşması’nınDönemi)
14.03.1996 Demirel’in İsrail Ziyareti (En üst düzeyde İlk devlet ziyareti) Türkiye-İsrail Serbest Ticaret Alanı Anlaşması’nın imzalanması. (Gümrüklerin 16.06.1996 Türkiye-İsrail Ticaret,Sıfırlanması) (Yılmaz Hükümeti Dönemi) ekonomi, sinai, teknik ve bilimsel işbirliği anlaşması (Yılmaz Hükümeti Dönemi)
Yukarıdan aşağıya doğru tarihleriyle sıraladığımız bu anlaşmalar içinde en çok yankı uyandıran, Çiller Hükümeti zamanında 23.02.1996 tarihinde Türkiye ile İsrail arasında imzalanan Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşmasıdır. Çokları bu anlaşmanın REFAHYOL Hükümeti zamanında imzalandığı düşüncesiyle eleştiri oklarını Refah Partisi’ne de yöneltmişlerdir. Bu eleştirilerin tamamen yanlış adrese yöneltilmiş olduğu M. Ali Birand’ın 22.06.1996 tarihli yani REFAHYOL Hükümeti kurulmadan önce Sabah Gazetesi’nde yazmış olduğu aşağıdaki yazıyla sabittir:
“Türkiye’nin İsrail ile Askeri İşbirliği Anlaşması yapması eskiden beri Türk Amerikan ve İsrail Genelkurmayları’nın rüyalarından biriydi… Türk ve İsrail Genelkurmay Başkanlıkları arasında görüşmeler başlatıldı. Dışişleri Bakanlığının da fikri alındı ve bir sakıncası olmadığı işareti geldi. Ayrıntılar iki ülkenin askerleri tarafından kağıda döküldü ve kimselere haber verilmeden imzalandı. Eğer Savunma Bakanı kazara ağzından kaçırmış izlenimi veren bir açıklama yapmasa daha bir süre kimse farkına dahi varamayacaktı… İkinci adım eğitimin ötesinde iki ülkenin tam bir askeri işbirliğine girmeleri, ortak manevralar ve ortak stratejiler üretmeleri olabilirdi… Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir, Amerika gezisi sırasında Yahudi lobisini etkilemeyi düşündüğü için olacak, konuşmalarında anlaşmaya çok ağırlık verdi… Ancak anlaşmanın Türk Genelkurmayı’nın 2 numaralı bir generali tarafından övgü dolu cümlelerle tanıtılması… Arap çevrelerin hemen dikkatini tahrik etti . Dışişleri veya Başbakanlık susuyor, durmadan Genelkurmay konuşuyor, demeçler veriyor. Bunlar yetmiyormuş gibi seçim arefesindeki İsrail ve Amerikan basını birden bire anlaşmayı ballandıra ballandıra anlatmaya başladılar… Türk basını da geri kalır mı? Türk-İsrail uçaklarının ortak eğitimi, İsrail Genelkurmay yetkilisinin Çevik Bir Paşa’yı ziyareti sırasındaki basın açıklamaları da buna eklenince, Arap dünyasındaki kuşku ve kaygılar en üst noktaya çıkıverdi.”


REFAHYOL Dönemindeki Durum Refah Partisi’nin şahsiyetli dış politika anlayışında Türkiye’nin İsrail’le ilişkileri konusunda öngörülen ilk hedef İsrail’in işgal ettiği topraklardan geri çekilmesiydi. Birçok araştırmacı yazar gibi Refah Partisi de İsrail’i, işgal ettiği Müslüman topraklarda devlet terörünü en iyi uygulayan bir ülke olarak görüyordu.

Nitekim 20.04.1996 tarihinde İstanbul’da 96. toplantısını yapan, Dünya Parlamentolar Birliği’nin “Terörizmle Savaş Komisyonu” bildirisinde, “İsrail’in devlet terörü yaptığı” hükmünün yer almasına İsrail’in Genel Kurul’da yaptığı itiraz, 451′e karşı 663 oyla reddedilmişti.

Onun için Weizman’ın tam da Refah Partisi’nin Hükümet kurma çalışmalarını yoğunlaştırdığı bir sırada Habitat II Toplantısı için İstanbul’a gelişinde yaptığı açıklamalar son derece dikkat çekiciydi. Weizman açıkça Refah Partili bir hükümetin kurulmaması gerektiğini söylüyor, O’nun bu cür’etkârlığı da yerli şakşakçılarından büyük alkış alıyordu.

REFAHYOL Hükümetinin kurulma çalışmalarının yoğunluk kazandığı günlerde hem Batı’da hem İsrail’de hem de Türkiye’deki işbirlikçi çevrelerde cevabı merak edilen soru şuydu: Refah Partisi iktidara gelirse Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler ne olacaktı? Aslında malum çevrelerin Refah Partisi’nin iktidar olmasına karşı oluşlarının başlıca sebebi de, bu soru içindeki gizli endişelerdi.

İsrail Cumhurbaşkanı Weizman bir yandan İsrail’in Sesi radyosuna yaptığı açıklamada “Süleyman Demirel’i çok iyi tanıyorum ve Ordu’nun da kenarda bekleyeceğini sanmıyorum. Şu anda korku üzerine değerlendirme yapmanın bir anlamı yok” diyordu. (Stratejik ittifak, sh. 72)

Diğer yandan 12 Haziran 1996′da İsrail Hava Kuvvetleri’ne ait Boeing 707 tipi özel uçakla İstanbul’a gelişinde, basın mensuplarının, Türkiye ile İsrail arasında ANAYOL Hükümeti zamanında imzalanan anlaşmayla ilgili olarak sordukları soruya şöyle cevap veriyordu. “İki ülke arasındaki anlaşma ekonomi ve güvenlik alanlarında karşılıklı işbirliğini öngörüyor. Arap ülkeleri bu anlaşma dolayısıyla Türkiye ile İsrail bir olup Suriye’ye saldıracaklar diyor. Bu kocaman bir aptallıktır.” Süleyman Demirel ise, “Türkiye İsrail ile gayet iyi ilişkiler içindedir, kimin kiminle işbirliği içinde olacağı kendi bileceği iştir.” diyordu.
Ve yine Weizman, Refah Partisi’nin kuracağı bir hükümetin, Türkiye-İsrail Anlaşması’nı fesh etmesi ihtimalinden bahisle sorulan bir soruya da şu cevabı veriyordu: “Anlaşmaların iptali iki ülkenin de yararına olmaz. Anlaşma iptal edilirse buna bilhassa İran ile fundamentalistler sevinir. Türkiye-İsrail anlaşması sadece bir Askeri Eğitim Anlaşmasıdır.” (12.06.1996 Hürriyet)


Peki ne oldu, REFAHYOL döneminde İsrail ile ilişkilerin seyri? Refah Partisi’nin en çok eleştirildiği konulardan birisi REFAHYOL Hükümeti zamanında 28.08.1996 tarihinde imzalanan Türkiye-İsrail Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşmasıdır. Bu anlaşmanın ihale müzakereleri REFAHYOL’dan çok önce başlamış ve Türk Hava Kuvvetleri’nin elindeki F-4 ve F-16 uçaklarının modernizasyonuyla ilgilidir. Böyle bir anlaşmanın imzalanmasının sebebi, Türk Hava Kuvvetleri’nin elindeki bu uçakların bilgi işlem modernizasyonu konusunda ABD’nin Türkiye’ye mecburi adres olarak İsrail’i empoze etmiş olmasıdır. Anlayacağınız, sözkonusu anlaşma bir ara “Uçan Tabut” denilen bu uçakların hurdaya çıkmaktan kurtarılması için bu işi yapacak bir başka ülkenin de mevcut olmaması karşısında zorunlu olarak yapılmış bir anlaşmadır.


Sevgili kardeşim,

Cengiz Özakıncı Hoca'nın şu eserini okursan Erbakan Hoca'nın Yahudilere olan sözde karşıtlığının aksine "Al gülüm, Ver gülüm" tarzı bir alışveriş içinde olduğunu görürsün.

Resim

Erdoğan için yazılanlar doğru ama Erbakan için değil demişsin. Güzel kardeşim, Erdoğan gökten zembi ile inmedi. Geldiği siyasi gelenek ve onu bugünlere getiren, yetiştiren kişi Erbakan'dır. Eğer Erdoğan, Hoca'nın dizinin dibinden ayrılmasaydı. Bugün gene gayet güzel anlaşıyor olurlardı. Yani Hoca'nın onlara kızmasının sebebi ideolojik bir ayrılıktan ziyade tamamen koltuk davasından ileri geliyor.

Erbakan Hoca'nın şahsiyetli dış politikası diye belirtmişsin. O dönemden benim hatırladığım rezalet şu gazete manşetleriydi.
[img]http://kimderdiki.com/wp-content/themes/massivepress/images/utanc-gecesi.jpg[/img]

Resim
Kullanıcı küçük betizi
İL-BARS
Üye
Üye
 
İletiler: 135
Kayıt: Cum Eki 09, 2009 11:21

Re: İsrail, Türk Büyükelçi'yi alçalttı

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzr Oca 17, 2010 22:21

Restleşme Olayı Tamamen Kurgu

Bu olaylar; Senaryosu ABD de yazılmış Türkiye- ABD- Suudi Arabistan ve İsrail ayaklı bir komedidir.

İSRAİL İLE RESTLEŞME OLAYLARI TAMAMEN KURGUDUR

NEDEN Mİ?
Soru ve Cevaplarla bulalım.

-BOP adı verilen proje; Sonu Emperyalizm'in ekonomik çıkarlarını gözetecek "Büyük bir İsrail devleti" kurulması ile sonlanacak proje değil midir?
-Elbette Evet çünkü plan böyle diyor.

- Tayyip Erdoğan ve İsrail'in Başkanı da bu projenin eşbaşkanları değiller mi?
- Elbette (valla Tayyip kendisi de GURUR duyuyor)

- O halde ABD'ye rağmen Türkiye İsrail'e, İsrail de Türkiye'ye zıt davranışlar içine girebilir mi?
- Aslaaa

- BOP'un gerçekleşmesi için Türkiye çok önemli bir ülke midir?
- Evet belki de en önemlisi.

TÜRKİYE'nin ÖNEMLİ İŞLEVİ NEDİR?

Sonuçta BOP'a göre haritası değiştirilecek ülkeler İslam ülkeleridir.Bu ülkelerin içinde Batı'ya en güzel Truva Atı görevi yapabilecek ülke Türkiye'dir.

Ama "BOP eşbaşkanlığı kötü sicili çok olumsuz" etki yapmaktadır.

Hele Hele bu aralar İRAN'A BİR KAZIK ATMA OPERASYONUNDA İRAN'IN GÜVEN DUYACAĞI BİR TAYYİP İMAJI YARATILMALIDIR.

BU GÜVEN DUYGUSUNU YARATMAK İÇİN NELER YAPILIYOR?

1. Önce DAVOS'ta düzmece bir "ONE MINUTE" Olayı (ama ülkede ihaleleri vs. İsrailli iş adamlarına vermeler)

2. CIA kaynaklı Kurtlar Vadisi Pusu ve Ayrılık gibi diziler ile İsrail aleyhinde yayın da yaparız numaraları (Oysa çivisi çıkmış bu ülkede Salkım hanımın taneleri, Güz Sancısı vs. de yapıladı)

3. İsrail'den ŞİDDETLİ KIZMACALAR ve Büyükelçiye Kameralar eşliğinde hakaretane davranışllar (Ki Ahmedinecad da sahneyi görsün ve Türkiye'yi de kendi mağdurlar safında görsün)

4. Türkiye'den Rest Çekmeceler

5. Haaa bu arada nedense aynı günlerde Kral Faysal tarafından Recebim'e İslam Dünyası Nobel'i vermeceler. Bilinsin ki Tayyip İslam dünyası için çalışan bir liderdir.

ARTIK MAKYAJ TAMAAAAAAM

Tabi ki AHMEDİNECAD bu numarayı yerse.

Ömer ÖZTÜRKMEN


İnternetajans, 16 Ocak 2010
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: İsrail, Türk Büyükelçi'yi alçalttı

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzr Mar 14, 2010 13:04

Türkiye-İsrail arasındaki buzlar eriyor mu?

Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol'un İsrail Parlamentosu (Knesset) üyelerine konutunda verdiği yemek ve burada yapılan konuşmalar, "İlişkilerdeki buzların erimeye başladığının işareti" olarak yorumladı.

Türkiye ile İsrail arasındaki buzların erimeye başladığı yönündeki işaretler artıyor. Son olarak da Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol'un konutunda İsrail Parlamentosu (Knesset) üyelerine verdiği yemek ve burada yapılan konuşmalar, "İlişkilerdeki soğukluğun gidirilmeye başlandığının işareti" olarak değerlendirildi.

İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Daniel Ayalon'un "alçak koltuğa" oturtarak Türkiye ile diplomatik kriz yaratıp özür dilemek zorunda kaldığı, Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol'un Tel Aviv'deki konutunda Knesset'in Türk-İsrail Dostluk Grubu üyelerine verdiği öğle yemeği, İsrail'de yankı buldu. Yemekte özellikle Büyükelçi Çelikkol'un ve İsrail'in Negev ve Galile bölgelerinin kalkınmasından sorumlu Bakan Yardımcısı Dürzi kökenli Eyüp Kara'nın yaptıkları konuşmalara işaret edilirken Çelikkol'un, "Türkiye-İsrail ilişkilerinde önümüzdeki haftalarda gelişmeler bekleniyor" sözlerine dikkat çekiliyor.

Eyüp Kara da, "Türkiye, İsrail ile İslam ülkeleri arasında bir köprüdür" ifadesinin de kullandığı konuşmasında "Geçmişte dostluğunu kanıtlayan Türkiye ile güçlü ilişkileri yeniden tesis etmemiz önemlidir. Türkiye'nin Ortadoğu'da çok önemli bir rolü var ve onun desteğine ihtiyacımız var" dedi. Kara ayrıca, "Zamanla iki ülke arasındaki ilişkilerin yine sıcak ve güçlü olacağına inanıyorum" ifadesini de kullandı.


Yemeğin ilişkilerin iyileştirilmesi için 'ilk adım' olması umudu

Öte yandan, Yemeğine ana muhalefet partisi Kadima'nın çok sayıda üyesi katıldı. Kadima milletvekillerinden Robert Tiviaev ise, Türkiye'nin İsrail ile İslam ülkeleri arasında "köprü görevi"ni yaptığını belirterek, "Bu öğle yemeği, İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesi için bir ilk adım olmasını umuyorum" şeklinde konuştu.

Öte yandan, Büyükelçi Çelikkol tarafından verilen yemeği değerlendiren İsrail'in büyük gazetelerinden Yedioth Ahronoth ise, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, İsrail'in Gazze operasyonuna yönelik sert eleştirilerinin iki ülke arasında "diplomatik kavgayı tetiklediği"ni, bu kavganın en çok sertleştiği dönemde de Büyükelçi Çelikkol'un Ayalon tarafından protesto edildiğini yazdı. Gazete şöyle devam etti: "Şimdi de, Türkiye'nin 1. Dünya Savaşı sırasında Ermenilerin Türklerce kitle olarak öldürülmelerinin soykırım olarak tanınması nedeniyle ABD ve İsveç ile yaşadığı ihtilaf ortasında Ankara ve Kudüs'ün ilişkilerdeki buzları eritme yollarını aradığı gibi görünüyor."

Gazete bu çerçevede, Erdoğan'ın, İsrail'in Suriye ile Türkiye aracılı görüşmeleri yeniden başlatmayı kabul ettiğini açıklamasını ve İsrail'in, Elazığ depremi üzerine yardım önerisinde bulunmasını, iki ülkenin bağları güçlendirme girişiminin işaretleri olarak yorumladı.


Cumhuriyet, 14 Mart 2010
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: İsrail, Türk Büyükelçi'yi alçalttı

İletigönderen Comte » Sal Mar 16, 2010 14:21

Kutadgu Bilig yazdı:Türkiye-İsrail arasındaki buzlar eriyor mu?


Ne zaman ve nasil buzlanmanin gerceklesdigini bilen varsa anlatsin lütfen.

"Sevisirken aramiza yastik koyduk" hesabi, aradaki yastigi oynadi bazi kisiler, o kadar.
Resim
Kullanıcı küçük betizi
Comte
Dilmaç
Dilmaç
 
İletiler: 195
Kayıt: Prş Ara 10, 2009 17:21

Önceki

Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

x