İL-BARS yazdı:Bunların Ağababaları, Hocaları Erbakan her dakika İsrail'e sallardı. Ama bir bakıyorsunuz, İsrail ile her türlü anlaşmalar(Hepside İsrail lehine) onun dönemnde onaylanmış, imzalanmış.
Sözümona İsrail'e düşman olanlar, Türk Milleti'nin ve Devleti'nin şerefi söz konusu olunca bu yaşanan rezalete göz yummak ve bundan iç politikada yararlanmak gibi acizce işlere bile tevessül ettiler. Açılım ile düşen oylarını, akıllarınca böyle kazanacaklar. Bizans Entrikalarıyla iktidara sahip olacaklarını zannedenler, aldanırlar ve büyük kumar oynarlar.
erdoğan ile ilgili yazılanlar doğru ama erbakan ile ilgi söylenen ler yersiz ve asılsız
yöneticilerin tarafsızlığına sığınarak yazıyorum ;
2. Dünya Harbinden sonra 1945 yılında kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatının ilk icraatlarından birisi 1948de Filistin toprakları üzerinde İsraili kurmak olmuştu. İsraili ilk önce ABD, ondan on bir saat sonra da ikinci devlet olarak Türkiye tanımıştır. Ne var ki, Müslüman Arap dünyasının tepkisinden çekinen Türkiye İsrail ile ilişkilerini uzun yıllar, maslahatgüzarlık seviyesinde sürdürmüştür.
Türkiye ile İsrail arasında bugün en yoğun hale gelen ilişkilerin başlaması Rusyadaki komünist rejimin çöktüğü ve özellikle Filistin ile İsrail arasında barış rüzgarlarının estirildiği 1990lı yıllara rastlar. Bu yıllarda Osloda taraflar arasında yapılan anlaşma Türk Dış Politikasında da etkisini gösterir ve Türkiye, İsrail ile ilişkilerini ABDnin de etkisi sonucu bugünkü seviyesine doğru yükseltme çabasına girişir.
Alptekin Dursunoğlunun Stratejik İttifak isimli kitabında Türkiye İsrail anlaşmaları Kronolojisinden: Erbakan Tüm Anlaşmaları Askıya Aldı. Haber Kaynağı: İsrail Haarets Gazetesi

Türkiyede 1991 yılında yapılan seçimlerden sonra iktidara Süleyman Demirel Başbakanlığında kurulan DYP-SHP Hükümeti gelmiştir. Türkiye ile İsrail arasında ilk anlaşma işte bu Hükümet zamanında 11.09.1992 tarihinde imzalanan Turizm Alanında İşbirliği Anlaşmasıdır.
1993te, Turgut Özalın ölümü üzerine Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı, Tansu Çiller de başbakan olunca iki ülke arasındaki ilişkiler birden tırmanışa geçmiştir. Türkiye-İsrail ilişkilerini konu alan kitaplar, bu tırmanışın Türkiyede üç mimarı olduğunu yazarlar: Süleyman Demirel, Tansu Çiller ve Çevik Bir. (Stratejik İttifak, Alptekin Dursunoğlu, sh. 25)
Bu görüşün ne derece doğru olduğunu anlamak için, bu üçlünün görevde olduğu dönemlerdeki ilişkilerin seyir grafiğine kısa bir bakış yapmakta zaruret vardır. Türkiye-İsrail İlişkilerinin REFAHYOLdan Önceki Durumu ABD ile içli dışlı olmaya alışmış, bu dönemin TC. hükümetleri, İsrail-Filistin ihtilafında daima İsrailden yana tavır almışlar, İsraili hoş tutmuşlar ve özellikle
Müslüman Arap Dünyasının tepkilerini hiçe sayarak İsrail ile ikili ve stratejik
21.01.1994 İsraille Savunma İşbirliği Anlaşması imzalamışlardır.
25.01.1994 Türkiyedeki Yahudilerin 500. yıl (Çiller Hükümeti Dönemi) kutlamaları.
(Cumhurbaşkanı Süleyman Demirelin İsrail Cumhurbaşkanı Weizmanı İstanbulda şeref misafiri olarak ağırlaması)
31.03.1994 Güvenlik/Gizlilik Anlaşmasının imzalanması. (Çiller Hükümeti Dönemi)
04.06.1994 Çevre Sorunlarında ve Doğa Korunmasında İşbirliği Anlaşmasının
15.01.1995 Terörizm ve Diğer Suçlarla mücadele anlaşmasının imzalanması.(Çiller Hükümeti Dönemi)
Mücadelede İşbirliği Anlaşmasının imzalanması. (Çiller Hükümeti Dönemi)
13.03.1995 Telekomünikasyon ve Posta Alanında İşbirliği Anlaşmasının 24.04.1995 Sağlık ve Tıp Alanında işbirliği anlaşmasının imzalanması. (Çiller Hükümeti Dönemi)
07.11.1995 F4İşbirliği Anlaşmasının imzalanması. (Çiller Hükümeti Dönemi)
Uçaklarının Modernizasyonu Projesi Anlaşmasının imzalanması. (Çiller Hükümeti 23.02.1996 Türkiye-İsrail Askeri Eğitim İşbirliği AnlaşmasınınDönemi)
14.03.1996 Demirelin İsrail Ziyareti (En üst düzeyde İlk devlet ziyareti) Türkiye-İsrail Serbest Ticaret Alanı Anlaşmasının imzalanması. (Gümrüklerin 16.06.1996 Türkiye-İsrail Ticaret,Sıfırlanması) (Yılmaz Hükümeti Dönemi) ekonomi, sinai, teknik ve bilimsel işbirliği anlaşması (Yılmaz Hükümeti Dönemi)
Yukarıdan aşağıya doğru tarihleriyle sıraladığımız bu anlaşmalar içinde en çok yankı uyandıran, Çiller Hükümeti zamanında 23.02.1996 tarihinde Türkiye ile İsrail arasında imzalanan Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşmasıdır. Çokları bu anlaşmanın REFAHYOL Hükümeti zamanında imzalandığı düşüncesiyle eleştiri oklarını Refah Partisine de yöneltmişlerdir. Bu eleştirilerin tamamen yanlış adrese yöneltilmiş olduğu M. Ali Birandın 22.06.1996 tarihli yani REFAHYOL Hükümeti kurulmadan önce Sabah Gazetesinde yazmış olduğu aşağıdaki yazıyla sabittir:
Türkiyenin İsrail ile Askeri İşbirliği Anlaşması yapması eskiden beri Türk Amerikan ve İsrail Genelkurmaylarının rüyalarından biriydi
Türk ve İsrail Genelkurmay Başkanlıkları arasında görüşmeler başlatıldı. Dışişleri Bakanlığının da fikri alındı ve bir sakıncası olmadığı işareti geldi. Ayrıntılar iki ülkenin askerleri tarafından kağıda döküldü ve kimselere haber verilmeden imzalandı. Eğer Savunma Bakanı kazara ağzından kaçırmış izlenimi veren bir açıklama yapmasa daha bir süre kimse farkına dahi varamayacaktı
İkinci adım eğitimin ötesinde iki ülkenin tam bir askeri işbirliğine girmeleri, ortak manevralar ve ortak stratejiler üretmeleri olabilirdi
Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir, Amerika gezisi sırasında Yahudi lobisini etkilemeyi düşündüğü için olacak, konuşmalarında anlaşmaya çok ağırlık verdi
Ancak anlaşmanın Türk Genelkurmayının 2 numaralı bir generali tarafından övgü dolu cümlelerle tanıtılması
Arap çevrelerin hemen dikkatini tahrik etti . Dışişleri veya Başbakanlık susuyor, durmadan Genelkurmay konuşuyor, demeçler veriyor. Bunlar yetmiyormuş gibi seçim arefesindeki İsrail ve Amerikan basını birden bire anlaşmayı ballandıra ballandıra anlatmaya başladılar
Türk basını da geri kalır mı? Türk-İsrail uçaklarının ortak eğitimi, İsrail Genelkurmay yetkilisinin Çevik Bir Paşayı ziyareti sırasındaki basın açıklamaları da buna eklenince, Arap dünyasındaki kuşku ve kaygılar en üst noktaya çıkıverdi.
REFAHYOL Dönemindeki Durum Refah Partisinin şahsiyetli dış politika anlayışında Türkiyenin İsraille ilişkileri konusunda öngörülen ilk hedef İsrailin işgal ettiği topraklardan geri çekilmesiydi. Birçok araştırmacı yazar gibi Refah Partisi de İsraili, işgal ettiği Müslüman topraklarda devlet terörünü en iyi uygulayan bir ülke olarak görüyordu.
Nitekim 20.04.1996 tarihinde İstanbulda 96. toplantısını yapan, Dünya Parlamentolar Birliğinin Terörizmle Savaş Komisyonu bildirisinde, İsrailin devlet terörü yaptığı hükmünün yer almasına İsrailin Genel Kurulda yaptığı itiraz, 451′e karşı 663 oyla reddedilmişti.
Onun için Weizmanın tam da Refah Partisinin Hükümet kurma çalışmalarını yoğunlaştırdığı bir sırada Habitat II Toplantısı için İstanbula gelişinde yaptığı açıklamalar son derece dikkat çekiciydi. Weizman açıkça Refah Partili bir hükümetin kurulmaması gerektiğini söylüyor, Onun bu cüretkârlığı da yerli şakşakçılarından büyük alkış alıyordu.
REFAHYOL Hükümetinin kurulma çalışmalarının yoğunluk kazandığı günlerde hem Batıda hem İsrailde hem de Türkiyedeki işbirlikçi çevrelerde cevabı merak edilen soru şuydu: Refah Partisi iktidara gelirse Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler ne olacaktı? Aslında malum çevrelerin Refah Partisinin iktidar olmasına karşı oluşlarının başlıca sebebi de, bu soru içindeki gizli endişelerdi.
İsrail Cumhurbaşkanı Weizman bir yandan İsrailin Sesi radyosuna yaptığı açıklamada Süleyman Demireli çok iyi tanıyorum ve Ordunun da kenarda bekleyeceğini sanmıyorum. Şu anda korku üzerine değerlendirme yapmanın bir anlamı yok diyordu. (Stratejik ittifak, sh. 72)
Diğer yandan 12 Haziran 1996′da İsrail Hava Kuvvetlerine ait Boeing 707 tipi özel uçakla İstanbula gelişinde, basın mensuplarının, Türkiye ile İsrail arasında ANAYOL Hükümeti zamanında imzalanan anlaşmayla ilgili olarak sordukları soruya şöyle cevap veriyordu. İki ülke arasındaki anlaşma ekonomi ve güvenlik alanlarında karşılıklı işbirliğini öngörüyor. Arap ülkeleri bu anlaşma dolayısıyla Türkiye ile İsrail bir olup Suriyeye saldıracaklar diyor. Bu kocaman bir aptallıktır. Süleyman Demirel ise, Türkiye İsrail ile gayet iyi ilişkiler içindedir, kimin kiminle işbirliği içinde olacağı kendi bileceği iştir. diyordu.
Ve yine Weizman, Refah Partisinin kuracağı bir hükümetin, Türkiye-İsrail Anlaşmasını fesh etmesi ihtimalinden bahisle sorulan bir soruya da şu cevabı veriyordu: Anlaşmaların iptali iki ülkenin de yararına olmaz. Anlaşma iptal edilirse buna bilhassa İran ile fundamentalistler sevinir. Türkiye-İsrail anlaşması sadece bir Askeri Eğitim Anlaşmasıdır. (12.06.1996 Hürriyet)
Peki ne oldu, REFAHYOL döneminde İsrail ile ilişkilerin seyri? Refah Partisinin en çok eleştirildiği konulardan birisi REFAHYOL Hükümeti zamanında 28.08.1996 tarihinde imzalanan Türkiye-İsrail Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşmasıdır. Bu anlaşmanın ihale müzakereleri REFAHYOLdan çok önce başlamış ve Türk Hava Kuvvetlerinin elindeki F-4 ve F-16 uçaklarının modernizasyonuyla ilgilidir. Böyle bir anlaşmanın imzalanmasının sebebi, Türk Hava Kuvvetlerinin elindeki bu uçakların bilgi işlem modernizasyonu konusunda ABDnin Türkiyeye mecburi adres olarak İsraili empoze etmiş olmasıdır. Anlayacağınız, sözkonusu anlaşma bir ara Uçan Tabut denilen bu uçakların hurdaya çıkmaktan kurtarılması için bu işi yapacak bir başka ülkenin de mevcut olmaması karşısında zorunlu olarak yapılmış bir anlaşmadır.