Gazi Çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rasladık. Atatürk attan inerek bu ihiyar kadının yanına sokuldu.
- Merhaba nine
Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
- Merhaba dedi.
- Nereden gelip nereye gidiyorsun?
Kadın şöyle bir duralayıp, - Neden sordun ki, dedi. Buraların sabısı mısın? Yoksa bekçisi mi?
Paşa gülümsedi. - Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye ...
Türk sözcüğünün anlamı; "Güçlü, kuvvetli, miğfer, türemiş, şekil kazanmış" demektir. Türkler; Türkçe ve bu dilin lehçelerini konuşurlar. Türk kelimesinin geçtigi ilk devlet, Göktürk (Kök-Türk) imparatorluğudur. Orhun Kitabelerinde Türk kelimesi, bazen Türk, bazen de Türük olarak yazilmiştir.
11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud; "Türk adının Türkler'e , Tanrı tarafından verildiğini belirterek, Türk adının "Gençlik, kuvvet, kudret ve olgunluk çağı" demek olduğunu belirtir. Türk kelimesi, gerek İslâm, gerek İran ve gerekse Tevrat'ta geçmektedir. Tevrat'ta Türkler'in ...
Bakmadan görmek ve öğrenmeden bilmek isteyen birçok kişi, her fırsatta, ermeni konusunu, doğu meselesini, trakya meselesini ortaya sürerler. hiçbirinin aklına gerçekleri öğrenmek ve araştırmak gelmez.
zaman zaman söhret olmak isteyen bazı şahısların ´ötmeleri´ sonucu, iyi niyetli insanlarımız da yanlış yönlendirilir.
===
Rusyanın desteklediği ve teşvik ettiği TASNAK çeteleri, kafkaslar üzerinden geçerek Doğu Karadeniz de Dağ köylerine saldırdılar. Müslüman nüfusu camilere doldurarak yaktılar. hatta hamile kadınların karınlarını deserek doğmamış bebeleri bile öldürdüler. Osmanlı ordusu birçok cephede ...
Kuran, "ikra bismirabbike helak" yani, "oku, seni yaradan allahin adiyla" diye baslar. ve kuranda, insanlarin okumasi, ögrenmesi, kendilerini ve cevrelerini egitmesi tesvik edilir.
fakat bu yapilmamaktadir. evlerde bulunan kuranlar, naylonlara sarilip, özel dikilmis kablarla duvarda asili olarak bekletilmektedir. kuran, yasli teyzelerin/amcalarin cuma aksamlari okudugu, okurken de manasini anliyamadigi bir "ruhen rahatlatici" kitap haline dönüstürülmüstür.
Rahmetli Atatürkün, Cumhuriyetin kurulusunda, ilk yaptigi islerden birisi, kuranin türkce tercümesi ve türkce ilmihal kitaplarini hazirlatmak olmustur.
. 1683 yılında Viyana önlerine gelen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, şehri alacağından o kadar emindi ki, Viyana'yı aldıktan sonra şehirde yapacağı geçit törenini planlıyordu. Bu nedenle, bu büyük merasimde kullanılacak eşyaları Topkapı Sarayı'ndan çıkarttırmış ve yanına almıştı. Müttefik ordusunun başına Polonya Kralı Jean Sobiesky'nin geçmesiyle, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın bütün hayalleri yıkılmış oldu. Bunun üzerine herşeyini Viyana surlarının önünde bırakan Kara Mustafa Paşa, askerleriyle beraber Belgrad'a doğru çekildi. Geride kalan ne varsa Viyana'yı kurtaran Polonya ...
Tarihimiz yöneticilerimizin hatalarıyla doludur. Bu hatalar olmasaydı belki de şu anda farklı noktalarda olurduk. Bu hataları tespit ettik. Umarım, hatalarımızı görerek dersler çıkarabiliriz. Tarih de zaten ders çıkarmak için vardır.
1.90 Bin Askerimizi Donarak Öldürdük
l. Dünya savaşında Kafkas cephesinde Ruslarâa karşı yapılan taaruzu kaybetmemizin tek sebebi mevsim ve kıştı. Taaruz Aralık ayında düzenlendiğinden 90 bin askerimiz donarak öldü.
2.Soğuk Bölgeye, Yazlık Askeri Kıyafetle Asker Gönderdik
Kafkas cephesine gönderdiğimiz askerler, soğuk bölge insanı olmadığından ...
Aslında çok şeydir Türk olmak. Türk olmak, Osmanlı'nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi. Kosova'da ve Bosna'da, Batı Trakya'da ve Makedonya'da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.
Türk olmak Kıbrıs'ta, Hocalı'da, Anadolu'da ve Balkanlar'da soykırıma uğrayıp, yapmadığın soykırımla suçlanmaktır. Türk olmak faşist olmaktır, vatanına, yurduna, tarihine sahip çıktığınca. Türk olmak demokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, yurduna, tarihine sahip çıkmadığınca.
Türk olmak lisanının Avrupa'da yasaklanmasıdır ...
Atatürk fotoğraflarını renklendiren Ateş Akkor ve Engin Gökdenizin çalışmalarından biri. Tarih, 24 Temmuz 1927 Yer, Dolmabahçe Sarayı... Mustafa Kemal Atatürkün Cumhurbaşkanı sıfatıyla İstanbul'a ilk gelişinden 23 gün sonra. Sarayın merdivenlerinden inerken birisi elini öpmeye çalışıyor. O ise elini öptürmemek için direniyor. Ulusu daima üstte tutmanın erdemini hatırlatıyor. Ayrıca o anda kendisinden yıllar yıllar sonra elini öptürmek için uzatan politikacılarımıza ders vermeye devam ediyor. Mücadelelerin adamı o anda küçücük ...