TÜSİAD'dan Abant Platformuna - Bölünme Anayasasını Açıklayanlar

Genel & Güncel Konular

TÜSİAD'dan Abant Platformuna - Bölünme Anayasasını Açıklayanlar

İletigönderen bezgin » Sal Mar 22, 2011 14:51

"Türklük Kaldırılsın"

(TÜSİAD) hazırladığı yeni anayasa çalışmasında, "vatandaşlık tanımında Türklük kavramına yer verilmemesi, cumhurbaşkanının yetkilerinin sınırlandırılması, nüfus kağıtlarında din hanesinin çıkarılması, din dersinin zorunlu ders olmaktan çıkarılması ve yüksek komuta kademesine atamaların TSK'nın göstereceği belli sayıda aday arasından sivil otorite tarafından gerçekleştirilmesi ve Genelkurmay Başkanlığının Milli Savunma Bakanlığına bağlanması" gibi öneriler yer aldı.

Çalışmayı özetleyen raporda, kimlikler, din ve vicdan özgürlüğü ve kuvvetler ayrılığı başlıklarının yanı sıra, yeni anayasanın yapım yöntemi ve yeni anayasanın temel ilke, kurum ve kuralları başlıkları ile birlikte beş alanı kapsayacak bir yuvarlak masa toplantıları dizisi başlatıldığı, yeni bir anayasa yazmayı değil, yeni anayasaya giden yolda en temel konularda fikirler demetini ortaya çıkarmayı amaçlayan bu çalışmanın, 11 toplantıda toplam 22 akademisyen ve kanaat önderini biraraya getirdiği belirtildi.

Türkiye'nin mevcut politik şartlarında, ancak 2011 milletvekili genel seçiminden sonra yapılması beklenebilecek olan yeni anayasanın yapım sürecinin kolaylaştırılması için "güven artırıcı tedbir" olarak adlandırılabilecek bir dizi tedbir alınması gerektiği belirtilerek, şöyle denildi:

"Milletvekili genel seçiminde geçerli olan yüzde 10'luk ülke barajı yüksektir ve 2011 seçiminde daha düşük bir baraj uygulanması yeni anayasayı kabul edecek parlamentonun temsil gücünü artırır. (Bu asgari önerinin ötesine geçen bazı katılımcılar bu tedbiri yeni anayasa yapım sürecinin olmazsa olmaz bir koşulu olarak görmekte ve yeni anayasayı yapacak bir meclisin seçiminde barajın tamamen kalkması gerektiğini dile getirmektedir).

İfade özgürlüğünü sınırlayan ceza mevzuatındaki bir dizi kanun hükmü değiştirilmeli ve yeni anayasa tartışma süreci, ifadenin özgür olduğu bir atmosferde cereyan etmelidir.

Örgütlenme özgürlüğü de, ifade özgürlüğü için yukarıda yapılan tespite uygun olarak aşırı sınırlamalardan arındırılmalı ve özellikle siyasi partiler mevzuatı liberalleştirilmelidir"

Rapora göre, yeni bir anayasa hazırlanması ihtiyacının 1982 Anayasası'nın temel felsefesiyle ilgili sorundan kaynaklandığı göz önünde tutularak, yeni anayasa devlet odaklı değil birey ve insan odaklı bir felsefeyle kaleme alınmalı, meşru olan-olmayan düşünce ayrımı yapmamalı ve ideoloji bakımından tarafsız olmalı, toplumun en büyük beklentisi olarak tespit edilen eşitlik ve adalet kavramları, özgürlükle birlikte anayasanın değerler sistemini oluşturmalı, yeni anayasa milliyetçiliğe yer vermemeli, çoğulcu bir felsefeye sahip olmalı ve farklı kimliklere hak temelli yaklaşmalı, vatandaşlığın tanımlanmasında

"Türklük" kavramına yer verilmeden, vatandaşlık bağı devletle birey arasındaki anayasal bir ilişki olarak tanımlanmalı.

-BAŞÖRTÜSÜ-


Temel hak ve özgürlüklerle ilgili taraf olunan uluslararası sözleşmelerin iç hukukta uygulanmasını sağlayacak ek tedbirler alınması gerektiği de önerilen çalışmaya göre, yabancıların anayasal statüsü yeniden ele alınmalı, belli koşullarla yerel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı başta gelmek üzere, yabancıların haklar ve özgürlükleri gözden geçirilmeli.

"Yeni anayasa, başörtüsü ile ilgili görüş ayrılıklarının çözüme kavuşturulmasında bir fırsat olarak değerlendirilmelidir" ifadesine yer verilen çalışmada, Üniversite öğrencilerinin, milletvekillerinin, öğretim üyelerinin ve belli kurallar dahilinde kamu görevlilerinin başörtüsü kullanmalarına engel bir gerekçe bulunmadığı, bununla birlikte hakim, savcı, polis, asker gibi devletin egemenlik yetkisini doğrudan kullanan ve tarafsızlığın öne çıktığı meslekleri icra eden kamu görevlilerinin; çocukların etkiye açık olmaları nedeniyle okul öncesi eğitim, ilk ve orta öğretimde görev yapan eğitimcilerin; reşit olmamaları sebebiyle, Üniversite öncesi eğitim alan öğrencilerin din veya inancı belli eden simgeler taşımasının uygun olmadığı tespiti yapıldı.

İnsan haklarının ayrılmaz bir parçası olan kültürel hakların, yeni anayasada ayrı bir hak grubu olarak ayrıntılı biçimde yer alması gerektiğine işaret edilen raporda, bu adımın, kimlikler temelinde ortaya çıkan bir dizi önemli sorunun çözümüne katkı sağlayacağı da ifade edildi.

Anayasanın kişinin özel yaşam hakkını sadece aile ve ev yaşamı çerçevesinde değil kamusal yaşama taşan kısmıyla da düzenlemesi, devlet memurları için geçerli olan grev yasağını kaldırması ve uluslararası standartlara uygun şekilde düzenlemesi, vicdani ret hakkı, bireyin kişisel özerkliği, çevre hakkı, bilgi edinme hakkı gibi hakları tanıması gerektiği de belirtilen raporda, yeni anayasanın 1982 Anayasası'nda yer alan gençliğin korunması, sporun geliştirilmesi gibi, devlet otoritesini birey karşısında güçlendiren düzenlemelere yer vermemesi gerektiği vurgulandı.

-CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ-

50 sayfalık çalışmada ele alınan bazı öneriler şöyle sıralandı:

-Siyasi parti faaliyetlerinin finansmanına anayasada mutlaka değinilmeli ve bu alan yasayla ayrıntılı bir biçimde düzenlemelidir. Devlet siyasi partilere hakkaniyete uygun bir şekilde mali yardımda bulunmalıdır. Siyasi partilerin mali denetimine ilişkin mevcut çerçeve güçlendirilmelidir.

-Yeni anayasada parlamenter sistem benimsenmelidir. Cumhurbaşkanı bugün parlamenter sistemin özelliklerine uygun olmayan bir biçimde geniş yetkilere sahiptir; bu yetkiler sınırlandırılmalıdır. Parlamenter rejim çoğulcu hale getirilerek işletilmeye devam etmelidir ve yeni anayasada mevcut sistemin doğurabileceği olası tıkanıklıkları giderebilecek mekanizmalar öngörülmelidir.

Bu noktada, gelecekte parlamenter sistemde kilitlenme riski doğurabileceğinden, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi usulünden vazgeçilerek Parlamento tarafından seçilmesi usulüne geri dönülmesi bazı katılımcılar tarafından önerilmiş, diğer katılımcılar ise yetkileri azaltılmış cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi usulünün devam etmesi gerektiğini ifade etmiştir.

-Demokrasinin yerel düzeyde güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu yaklaşım, yerel yönetimlerin etkinlik ve verimliliğini artıracağı gibi, özellikle Güneydoğu'ya hakim olan Kürt sorununun ve diğer kimlik sorunlarının çözümüne katkı sağlayabilecektir. Yerelleşmenin artırılması koşuluyla üniter yapının güncel ihtiyaçlara cevap verebilmesi mümkün olsa da üniter devlet ilkesinin esnetilmesi ile ortaya çıkan bölgeli devlet yapısı da tartışılabilir.

-Türkiye'deki laiklik anlayışı, müdahaleci karakteri ve devletin dinlere, mezheplere ve inançsızlığa eşit mesafede konumlanmamış olması dolayısıyla Batı tipi laiklikten ayrışmaktadır. Bu kapsamda 1982 Anayasası'nın din ve vicdan özgürlüğünün kötüye kullanılması yasağını düzenleyen 24. maddesinin son fıkrası, dini inancın her türlü sosyal görünümünü yasaklamaya müsait olması nedeniyle yeni anayasada yer almamalıdır. Bu hükmün yerine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 9. Maddesinde yer alan inanç özgürlüğüne ilişkin sınırlama nedenleri kabul edilebilir.

-Nüfus kağıtlarında din hanesi bulunmamalıdır. Bunun uygulamada gerçekleşmesi için Anayasa'daki mevcut hükmün doğru olarak yorumlanması yeterli olduğu halde, yasama ve yargı organları tarafından bu şekilde yorumlanmamaktadır.

-Diyanet İşleri Başkanlığı'nın varlığına ve yapısına ilişkin görüşler farklılık göstermekle birlikte, katılımcıların tamamı Diyanet İşleri Başkanlığı'nın mevcut konumunu, laiklik ilkesine ve din ve vicdan özgürlüğüne aykırı bulmaktadır.

-Din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin ilköğretim okullarında zorunlu ders olarak yer alması hükmü yeni anayasada yer almamalıdır.

-Ulus kavramı hukuki nitelik taşımadığından, Anayasa'da "Türk Milleti" veya milliyetçiliğe atıf yapan ifadeler ve etnik çağrışımı olan vurgular yer almamalıdır.

-Anadilinde eğitim ve anadilin öğrenimi konularında adım atılması için gerekli toplumsal ve pedagojik (öğretmen yetiştirilmesi, müfredat hazırlanması vb.) altyapının oluşturulmasına ilişkin tedbirler alınmalıdır.

-SAVUNMA HARCAMALARI-

-Kuvvetli bir kimlik boyutu da bulunan temsilde adalet sorunun giderilebilmesi için yüzde 10'luk Seçim barajının düşürülmesi gerekmektedir.

-Başkanlık sistemine geçiş, idarenin ve yürütme organının yapısının bu sisteme uyarlanmasını gerektirmektedir. Bu, kapsamlı ve yıllar alacak bir süreçtir ve ülkenin temel birçok sorunun çözümünü ikinci plana atabilecek ve erteleyebilecek niteliktedir. Yeni anayasa parlamenter sistemi benimsemelidir.

-Milli Güvenlik Kurulu anayasal bir kurum olmaktan çıkarılmalı, yeniden yapılandırılmalı, üye kompozisyonu değiştirilmeli ve görev alanı net çizgilerle belirlenmelidir.

-Askeri otoritenin seçilmiş organlara bağlı faaliyet yürütmesine dair demokratik ilkenin etkin işleyişinin, sadece yapısal bir değişiklikle sağlanamayacağını kabul etmekle birlikte, sivilleşme kapsamında gerekli bir adım olarak, Genelkurmay Başkanlığı Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanmalıdır.

-Savunma harcamalarının denetimi Sayıştay tarafından etkin bir biçimde yerine getirilmelidir. Savunma harcamalarının özelliğinden kaynaklanacak ve olağan görülebilecek gizlilik önlemlerinin alınması ile birlikte, savunma harcamaları TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu tarafından da sıkı bir biçimde incelenmeli ve denetlenmelidir.

-Yüksek komuta kademesine atamalar Türk Silahlı Kuvvetleri'nin göstereceği belli sayıda aday arasından sivil otorite tarafından gerçekleştirilmelidir. Yüksek komuta kademesinde atama yetkisi silahlı kuvvetler ve sivil otorite arasında paylaşılmalıdır. Katılımcıların bir kısmı, Yüksek Askeri Şura'nın anayasal bir organ olmaktan çıkarılmasını önermiştir.

-Cumhurbaşkanının rolünün parlamenter sisteme uyarlanması çerçevesinde, Devlet Denetleme Kurulu kaldırılmalıdır.

-Yükseköğretim Kurulu yerine, üniversiteler arası planlama ve koordinasyondan sorumlu yeni bir yapı kurulmalıdır. Bu kapsamda akademik özgürlükler ve üniversitelerin özerkliği güvence altına alınmalıdır.

TÜSİAD'ın yeni anayasa önerisiyle ilgili gerçekleştirilen yuvarlak masa toplantılarının 22 katılımcısı şu isimlerden oluştu:

"Prof. Dr. Sibel İnceoğlu, Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Prof. Dr. Ergun Özbudun, Prof. Dr. Mithat Sancar, Yrd. Doç. Dr. Abdullah Sezer, Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Prof. Dr. Nur Vergin, Prof. Dr. Serap Yazıcı, Dr. Hasan Ersel, Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, İlter Türkmen, Doç. Dr. Sultan Uzeltürk, Dr. Müge Ayan Ceyhan, Prof. Dr. Ali Çarkoğlu, Dr. Tarık Ziya Ekinci, Ümit Fırat, Fikret Toksöz, Prof. Dr. Mehmet Salih Yıldırım, Prof. Dr. İştar Gözaydın, Prof. Dr. Arus Yumul, Av. Kazım Genç ve İvo Molinas."

haberler.com, 22.03.2011




Resim
Boyner'in "Katil Halayı"
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: TÜSİAD: "Türkiye Cumhuriyeti'ni Yıkacağız"

İletigönderen K. Milliyeci Torunu » Sal Mar 22, 2011 16:18

Nedense aklıma Nazım Hikmetin yazdığı şiir geldi.


Şu karşıki ışıklara iner bu asfalt.
İnekler üçer üçer yüklenmiş kamyonlara,
sallanıyor başları ağır, rahat.
Şu karşıki ışıklara iner bu asfalt.

İnekler üçer üçer yüklenmiş kamyonlara,
karası, alacası, sarısı,
Hiç kimse anlatamaz onlara:
mezbahaya gidiliyor gece yarısı.


Şu karşıki ışıklara iner bu asfalt.
İnekler üçer üçer yüklenmiş kamyonlara,
sallanıyor başları ağır, rahat.

1 Eylül 1960 Nazım Hikmet


Hem de küresel sermayenin işbirlikçisi olan bu inekler üstüne bir de anayasa taslağı hazırlamışlar baksanıza

Kuvvai Milliyeci Torunu
Kullanıcı küçük betizi
K. Milliyeci Torunu
Üye
Üye
 
İletiler: 43
Kayıt: Cmt Eki 09, 2010 21:52

Re: TÜSİAD: "Türkiye Cumhuriyeti'ni Yıkacağız"

İletigönderen yigitler » Çrş Mar 23, 2011 20:51

Utanmazlar! Turkiye'nin ekmegini yiyor ve suyunu iciyorsunuz, hic vicdanlari sizlamiyor mu bunlari soylerken? Bundan boyle herkes butun TUSIAD'in urunlerini boykot etmeye cagiriyorum.
Kullanıcı küçük betizi
yigitler
Üye
Üye
 
İletiler: 600
Kayıt: Pzr Ara 07, 2008 21:41

Re: TÜSİAD: "Türkiye Cumhuriyeti'ni Yıkacağız"

İletigönderen Başkomutan » Çrş Mar 23, 2011 22:42


TÜSİAD’ın federasyon taslağı
Ali Rıza Üçer
23 Mart 2011

22 akademisyen TÜSİAD için 5 ay süren yuvarlak masa toplantıları yaptı ve yeni anayasanın olmazsa olmaz 5 temel boyutunu belirledi. Sonuç raporu, mevcut Anayasa’nın değiştirilemez 2. ve 3. maddelerinin bile tartışılmasını öngörüyor, kamuda, Meclis’te başörtüsüne de yeşil ışık yakılıyor..

Bölgeler kendi eğitim sistemini ortaya çıkarabilir


- Ulus kavramı hukuki nitelik taşımadığından Anayasa’da Türk milleti veya milliyetçiliğe atıf yapan ifadeler ve etnik çağrışımı olan vurgular yer almamalıdır.

- Anayasada kollektif hak statüsünü de içerecek şekilde kültürel haklar başlıklı bir hak kategorisinin yer alması gerekmektedir. Kültürel çoğulculuğa saygıyı içeren bir ifadeye yer verilmelidir.

- Anadilinde eğitim ve anadilin öğrenimi konularında dünyadaki mevcut modeller araştırılarak Türkiye’ye en uygun modelin benimsenmesi gerekmektedir


http://haber.gazetevatan.com/degistiril ... 1/1/Gundem

**

Tüsiad Başkanı Ümit Boyner’in muhterem eşi, Tüsiad Yüksek İstişare Kurulu üyesi Cem Boyner, “...insanların özgürlüğü, onuru hakları, ülkenin bölünmesinden daha önemli” diye buyurmuş..

Tüsiad-Müsiad-Tuskon-Cemaat el ele.

Kadayıfın altı kızardı..

Büyük (genişletilmiş) Ortadoğu Projesi ete kemiğe büründürülüyor, ağa babalarıyla, eşbaşkanlarıyla, istanbul dükalığıyla, anadolu kaplanlarıyla…

Güle Güle Mustafa Kemal’in Türkiye Cumhuriyeti..

Hoşgeldin Ilımlı Anadolu kürt-türk islam federasyonu…

http://haber.gazetevatan.com/cem-boyner ... 6/1/Gundem



MANDACILARIN TORUNLARI
Sabahattin ÖNKİBAR
23.03.11

TÜSİAD, Atatürk yerine AKP dedi!

TÜSİAD’ın ağababaları Atatürk ve Cumhuriyet sayesinde varlar!

Milli Burjuva ya da sermaye sınıfı oluşsun diye yol verildi bunlara!

Teşvikler, krediler ve tahsisler de öncelik hep onlardaydı...

Ve bugün?

Atatürk ile palazlananlar şimdi ona ihanet ediyorlar!

Evet TÜSİAD’ın ağababaları şu gün itibarıyla yine Cumhuriyet’i arkadan hançerleme noktasında !

Nasıl mı?

Ülkeyi ayrıştıracak şekilde Anayasa paketi hazırlıklarını yaparak!

Dün yapılan toplantı ile startı verilen yeni Anayasa hazırlığında değişmez ilk üç madde olmayacakmış!

Peki ne mi var o ilk üç maddede?

Ülkenin dilinin Türkçe olduğu var, İstiklâl Marşı var, bayrağı var, Başkentinin Ankara olması var!

TÜSİAD’a göre bunlar olmasa da olurmuş!

Belli ki iş baronları emperyalizmden yeni bir ihale aldı ve AKP’ye taşeronluk yapmaya başladı!

Belli ki AKP’nin önünü temizliyor!

Belli ki kamuoyunu hazırlamaya çalışıyor!

Belli ki Türkiye’nin eyaletlere bölünmesinin önünü açıyor!

Kimsiniz ulan siz!

Kurtuluş günlerinde Amerikan mandacılığını savunan o malum cemiyetlerden ne farkınız var sizin!


AKP’nin emriyle TÜSİAD’dan eyalet modeli teklifi!
Sabahattin ÖNKİBAR
24.03.11

İnsanlarımızın özgürlüğü ülkenin bölünmesi ve hatta devleti kendisinden bile daha önemli imiş!

Kim diyor bunu?

Cem Boyner!

O kim?

TÜSAD Başkanı Ümit Boyner’in kocası ve süflörü.

Bu adamı ben Yeni Demokrasi Hareketi’ni kurduğunda 1995’de rahmetli Türkeş ve Ecevit’lerle beraber TGRT’deki Alternatif Programıma beraber çıkarmış ve orada “Bizim referansımız (Şanlı Peygamberimizi kast ederek) Muhammed ya da Marks değildir” demişti de merhum Türkeş ona “Peygamberimize Muhammed diyemezsin, sen zırvalıyorsun be çocuk” demişti.

1995 genel seçiminde yüzde yarım bile oy alamayan bu adam şimdi AKP ile el ele vererek bölünmeye taşeronluk yapıyor!

Hayır Cem Boyner yukarıda sunduğumuz ifadeleri ulu orta etmiyor. TÜSİAD’ın önceki gün yapılan yeni Anayasa toplantısında dile getiriyor.

Ve o toplantıda Anayasamızda yer alan ve de değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek olan maddelere karşı hücum emri veriliyor.

Dün de yazdık, o maddeler bu ülkenin bayrağı, dili başkenti ve ülkenin milletiyle bölünmez bütünlüğüdür.

Sorarım size halktaki karşılığı, seçim sonuçları ile sabit olduğu üzere yüzde yarım bile olmayan Cem Boyner’in haddine mi düşmüştür böyle bir söylem ve teklif!

Hem bu TÜSİAD değil midir Tayyip Erdoğan’ın referandum sürecinde “Bitaraf olan bertaraf olur” tehdidine sus-pus olan!

Dün pısan ve tarafsız olmayı bile savunamayan TÜSİAD şimdi ne oldu de ülkeyi topyekün sarsacak bir projenin altına giriyor!

Tayyip Erdoğan ve küresel irade öyle istiyor da onun için değil mi?

Evet her şey açık ve net, TÜSİAD, AKP’nın taşeronluğunu yapıyor ve federatif sistem için zemin inşa ediyor.

Öyle olmasaydı AKP, TÜSİAD’ın yaptığı bu densizliğe kıyameti koparmaz mıydı?

Dün öğle sonrası bu satırların yazıldığı saate kadar AKP’den bu konu ile alakalı olarak tık yok!

O AKP ki TÜSİAD kendi inisiyatifi dışında bir şey söyleseydi başta Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç, Hüseyin Çelik olmak üzere sürü halinde ekranlara doluşur ve vaveylalar koparırdı ki yukarıda söyledik referandumda tarafsız kalmalarına bile çıldırmışlardı.

Cevap ver ey AKP, niye suskunsun?

Suskunluğun, Türkçenin tek dil, Türk bayrağının tek bayrak, Ankara’nın başkent olmasına isyan mıdır?

Bunu siz açıktan söyleyemiyorsunuz da TÜSİAD’a söylettiniz değil mi?

Hayır öyle değilse neden feveran etmiyorsunuz?

Bak dün CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ortaya çıktı ve aslanlar gibi o maddelerin zerresine dokundurtmayız dedi! Keza MHP’den Oktay Vural da kıyametleri kopardı.

Ey AKP’nin vatan diyen, bayrak diyen, bölünmemeliyiz diyen seçmenleri işte AKP bu!

Tayyip Erdoğan “Muhammed (sav) referansım olamaz” diyen birinin arkasına saklanıp, adım adım ülkeyi eyalet modeline hazırlıyor haberiniz ola!

Önemli not: Ve Tayyip Erdoğan yine dediğinin tersini yapıp Türk savaş gemilerini Libya’ya gönderdi...

Eee küresel patronları öyle istedi demek ki!




TÜSİAD VE PKK "Kürtler Anayasa'ya girsin İmralı katkı sunsun"

TÜSİAD "Öcalan muhatap alınsın Bölgesel özerklik..." AKP: Önemsenmesi gereken şeylerdir "

TÜSİAD ve PKK / Behiç KILIÇ
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: TÜSİAD: "Türkiye Cumhuriyeti'ni Yıkacağız"

İletigönderen Çetin Taş » Prş Mar 24, 2011 2:14

Eğer başımızdan BOP-GOP Eşbaşkanlarını defedeceksek...
Eğer okyanus ötesinde birilerinin kucaklarına oturup zehirini kusan Ağlakzade'nin buradaki tüm veletlerini, badem bıyıklılarını, her türden görevlilerini enselerinden tutup BAĞIMSIZ TÜRK MAHKEMELERİ' nde yargılayacaksak...
Eğer bu ülkeyi Amerika'dan, İsrail'den, AB'den, KÜRESEL EMPERYAL GÜÇ'ten kurtaracaksak...
Eğer bu ülkeden etnik kökencilerin tamamını öyle veya böyle ortadan kaldıracaksak...
Eğer her devirde sadece ve sadece kendi ceplerine giren paranın artmasını düşünen ve bunu da başaran ZENGİNLER KULÜBÜ'nün kapısına da kilidi vuracaksak...


Zaten ülkemizi o zaman kurtarmış olacağız.
Ve inanın dostlar, bütün bunları bu millet yine bu millete rağmen yapacaktır.

Artık iyice inandım, DEVRİM çok yakın...
Kemalistim.Vatanımı her şeyden çok seviyorum.
Kullanıcı küçük betizi
Çetin Taş
Üye
Üye
 
İletiler: 2354
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 22:02

Re: TÜSİAD: "Türkiye Cumhuriyeti'ni Yıkacağız"

İletigönderen Başkomutan » Prş Mar 24, 2011 5:51


TÜSİAD mı yıkım şirketi mi?

TÜSİAD demek, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği demek.

Ama onlar Türk milletinin tam düşmanı haline geldiler.

Başkanları olan Ümit Boyner isimli kadının yaptıklarına bakın, bunları anlayın.

TÜSİAD, yeni anayasa adı altında açık açık Türkiye'yi bölme çalışmasını başlattı.


PKK'DAN DAHA TEHLİKELİ

Siz bırakın polise tokat atan Sabahat Tuncel'i de Ümit Boyner'e bakın.

Ümit Boyner'in şahsında da Türkiye'deki para babalarının tavrına dikkat edin.

Adamlar diyorlar ki:

'Şu anki devlet yapısını esneterek ortaya parçalı devlet yapısı çıkartalım, böylece Kürt sorunu çözülür.'
Bunun anlamı şu: Türkiye'yi parçalara ayıralım, bir bölümünü Kürtlere bırakalım.

Dediklerinin özeti bu.

Devletin yıkılması demek olan bu öneri; işadamlarından geliyor.


PARA ALLAHLARIDIR

Adları Türk işadamı...

Ruhları Türk düşmanı...

Çünkü; Anayasa'dan Türk ile ilgili her şeyin atılmasını istiyorlar.

Sebebi belli: Para...

Onlar para kazansın da millet yok oluyormuş varsın olsun.

Bu TÜSİAD var ya...

Topunu bir araya getirin bir gerçek işadamı etmez.

Çünkü, Batılı sermayenin acentası gibidirler...

Devletmiş; vur tekmeyi...

Milletmiş... Aman aman uzak dursun!

Para kazanıyorum ya...

Milletim de devletim de odur.

Anam Avrupa'dır babam da Amerika...

Allah onlara uzun ömür versin...

Türkiye mi?

Yıkılacaksa yıkılsın.

Bize ayak bağı olacaksa yok olsun...


KOCASINA BAK

Bu Ümit Hanım tek başına değil.

Kocası Cem Boyner aklı veriyor.

Bu hazret diyor ki:

'İnsanların mutluluğu; devletin bölünmesinden de devletin kendisinden de daha önemlidir.'

Bu çok bilmiş adam bilmiyor ki:

Devleti olmayan insanın mutluluğu olamaz.

Çünkü o başkalarının kölesidir.

Ancak sermayesi var ise TÜSİAD'çılar gibi...

Onun için vatan da devlet de gerekmez.

Ölene kadar parasını yer; kendisini tatmin eder.

Sonra soyu sopu yabancılaşır; yok olur gider.

Tarih; böyle diyenlerin mezarlığıdır aslında.

Bir milleti yok etmek için devletini çökerteceksin...

TÜSİAD şimdi bu görevle ortaya çıktı.
- - -
Dedim ya bunların Allah'ı da peygamberi de paradır.

O yüzden ne vatan tanırlar ne devlet.

Cem Boyner'in düzeni sürecekse eğer...

Yıkılsın Türkiye Cumhuriyeti...

Ümit Hanım böyle yaşayacaksa eğer...

Türk milleti de yok olsun gitsin...
- - -
Bunların insan dedikleri kendileridir.

Mutluluk dedikleri de kendileri içindir.

Bunlara çağrım var:

Adlarını hemen değiştirsinler.

Düşman oldukları 'Türk' kelimesini, isimlerinden çıkartsınlar.


KILAVUZLARI AKP'Lİ

Bu devlete de millete de düşman anayasa taslağını kim hazırladı?

Prof. Ergun Özbudun...

Peki bu Özbudun daha önce ne yapmıştı?

AKP'ye anayasa taslağı hazırlamıştı.

Yani, AKP'nin anayasa taslağı karşımıza şimdi TÜSİAD'ın elbisesini giymiş olarak çıktı.

Millete ve devlete düşman olanlar...

İşadamlarının kalkanı altına girdiler...

Oradan beslenerek yıkıcı fikirlerini yayıyorlar.


TARAF'LAR BERTARAF OLACAKLAR

TÜSİAD bugün taraftır.

Türk milletinin karşısındadır.

Türkiye Cumhuriyeti'nin karşısındadır.

AKP'nin yanındadır.

Batılı emperyalist sermayenin emrindedir.

Batılı tefeci sermaye Türkiye'yi daha rahat sömürsün diye...

Sınırlarımızı yıkmaya çabalamaktadır.

TÜSİAD; bir acentadır...

Sömürücü Batı'nın...

Haçlı sermayenin acentasıdır...

Ama merak etmesin...

Bu millet nasıl hain Vahdettin'i kaçırttı ise...

Kendi devletine karşı yıkım çalışması başlatan TÜSİAD'ı da bozguna uğratacaktır.
- - -
Ümit Boyner... Cem Boyner...

Bunlarla kolkola olan o işadamları...

Aynı zamanda İmralı ile tam ittifak içindedirler.
Çünkü; bunların söylediklerini, daha önce yüzlerce kez söyleyen isim:

Abdullah Öcalan'dır.

Öcalan ile TÜSİAD el ele...

Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı savaş veriyorlar.

Arkalarında Batılı sömürgenler...

Karşılarında da Türk halkı...

Er geç biz kazanacağız...



Rıza Zelyut
24.03.11
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: TÜSİAD: "Türkiye Cumhuriyeti'ni Yıkacağız"

İletigönderen bezgin » Çrş Mar 30, 2011 19:52

PKK’dan büyük TÜSİAD var!.. / Behiç KILIÇ

Yeni bir anayasayı aklı başında her vatandaş istiyor.. Siyasetin bu konudaki ortak paydası da biliniyor..

Ama bir konu var ki, Anayasa bahanesi ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin toprağa gömülmesi amaçlanıyor..

Mevcut Anayasa’daki “değiştirilmesi teklif dahi edilmemesi istenen” ilk dört madde..

Dilin, devletin, milletin tanımını yapan bu maddelere top atışı yapan bir “ortak cephe” dikkat çekiyor..

Kimdir bu “cephedeki” ortaklar?!

PKK ve TÜSİAD...

PKK ile mücadele edersin, vatan için göğsünü PKK kurşununa siper edebilirsin..

Peki TÜSİAD’ı yok edebilir misin?!

Senden “Türk kimliğini” söküp atmanı isteyen bu para babalarına karşı ne yapabilirsin..

Onları dinleyip kan beynine sıçradığında, serinlemek için soğuk bir gazoza sarıldığında bile, verdiğin para TÜSİAD’a dönüyor ve güç veriyorsa..
Şimdilik yapacağın, milli iradenin nasıl bir kuşatma altında olduğunu kavramaktan ibarettir..

PKK belli, açık düşman.. Bu ülkenin Türk ve Kürt insanlarının düşmanı..Varlığının sürmesi için ülkenin yoksul ailelerinin çocuklarının Türk ve Kürt kökenli gençlerini çarpıştırıyor..

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yıkılması için taşeron vazifesi icra ediyor...

Paraleline bakalım.. PKK’nın ağzından çıkanları tekrarlayan aynı hedef doğrultusunda beyanlarda bulunan öteki örgütlenmenin adı ne?.. TÜSİAD...

PKK’nın gücü malum.. TÜSİAD’ın gücü???

Memleketin bütün tersanelerini zapt edip, bütün köşe başlarını tutan güçten “güçlüsü” olabilir mi?!.

TÜSİAD, “gücü” ile geldiği noktadan o kadar emin ki; Türkiye’nin ulusal değerlerinin boşaltılması “emrini”(!) verebilecek cüreti kendisinde buluyor.. Bu cüretini de şöyle açıklıyor:

“..Kısacası bizim cemaatimiz toplumun tümüdür”(!). Peki toplumun tümü için konuşma hakkını nereden buluyorsunuz diyenler de oluyor.

“Rakamlar bu sorunun cevabını gayet açık şekilde veriyor.

Türkiye’de kamu dışı üretimin yüzde 65’i bizim üyelerimiz tarafından gerçekleştirilir.

Kayıtlı istihdamın yüzde 50’si, TÜSİAD üyesi şirketlerdedir. Bunlar sigorta primlerini öder, çoğunlukla ISO standartlarında çalışır. Enerji dışındaki ithalat ve ihracat hacminde, üyelerimizin payı yüzde 85’tir. Devletin en önemli gelir kaynaklarından Kurumlar Vergisi’nin yüzde 90’ını üyelerimiz ödüyor...” (Bu sözlerde aynı zamanda Başkan Hanım’ın kocasının ‘Devlet yıkılsın birey mutlu olsun!!’ sözünün sırrı da vardır.)

Yani?.. Yani zihniyet budur!! Madem üyeleri bunca hakimiyetin sahibi, o halde memleketin patronu onlar ve bu memleketin kaderini tayin hakkına da onlar sahip!! Seçim, sayım, siyaset onların dünyasına konu mankeni!

“Üretimin yüzde 65’i, kayıtlı istihdamın yüzde 50’si, ithalat ve ihracat hacminde yüzde 85 bizim, o halde devlet millet biziz” diyen TÜSİAD’ın milli gelirin yüzde seksenini bloke ederek yüzde yirmiyi köleleştirenin de kim olduğunu açıklaması lazım aslında..

Türkiye’nin borçlandırılarak sıcak para cenneti olmasından yararlanıp bir anda dünya dolar milyarderleri arasına kimlerin katıldığı da izaha muhtaçtır..

TÜSİAD’ı oluşturan aile şirketleri Cumhuriyet’in kuruluşundan beri varlar.. İşe “Kurtuluş Ordusuna” malzeme satarak başlamışlar!.. Cumhuriyetle birlikte devlete müteahhit olmuşlar.. ABD’nin Cumhuriyete derin duhulü ile devletin borçlanarak aldığı faizli paralar bunlara yansımış.. (Faizi ve ana borcu fakir fukara üstüne almış!!) Zaman içinde cuntacı, despot, Demirkırat, Demirelci, Ecevitçi, Evrenci olmuşlar... Şimdi globalizmin sıkı savunucuları olarak Sevr’i kovalıyorlar!!

Çünkü, Batı öyle istiyor.. Çünkü, ellerindeki paranın asıl patronu Batı’daki çok uluslu şirketler...

Diyorlar ki: “Devlet parçalansın, bireyler üstün olsun..” Zira bu Batı’nın sömürgelerine öngördüğü derebeyi uydu sistemidir..

PKK ile mücadele edebilirsin..

Sattığı çürük çarık otomobili almak için kıçındaki dondan vazgeçen vatandaş zihniyeti başındaki derebeyin dayatmalarını duymaz bile!..

Yenicag, 30.02.2011
behic@yenicaggazetesi.com.tr
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1394
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35

Re: TÜSİAD: "Türkiye Cumhuriyeti'ni Yıkacağız"

İletigönderen Oğuz Kağan » Prş Nis 07, 2011 21:47

TÜSİAD'ın Anayasa Önerisinde Hangi Başlıklar Gözden Kaçırıldı

TÜSİAD tarafından hazırlatılan ve kamuoyuyla paylaşılan “Yeni Anayasanın Beş Temel Boyutu” isimli belge, başlangıç kısmında belirtildiğine göre, 22 “akademisyen” ve “kanaat önderinin” katılımıyla gerçekleştirilen yuvarlak masa toplantıları sonucunda hazırlanmış.
(http://www.tusiad.org/komisyonlar/ekonomik-ve-mali-isler-komisyonu/rapor/yeni-anayasa-yuvarlak-masa-toplantilari-dizisi--yeni-anayasanin-bes-temel-boyutu/)

Raporun içeriği ayrıntılı olarak incelendiğinde, tartışma metni olarak ortaya atılan görüşlerin, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesinde ciddi değişiklikler öngördüğü, yeni anayasanın temel ilkelerinden biri olarak “ideolojik açıdan tarafsız olması” gerektiği söylenirken, metnin devamında yer alan önerilerle toplumsal ve siyasi hayatın, liberalizm ve piyasa ekonomisi dışı ideoloji ve ekonomik kalkınma modellerine kapatılmak istendiği görülmektedir.

ÜNİTER YAPI ESNETİLMELİ

Bu yazı kapsamında, TÜSİAD tarafından kamuoyuna sunulan öneriler demetinin sadece bir kısmı, “Yasama Yürütme ve Kamu Yönetimi” başlıklı kısmında; “Yerelleşmenin artırılması koşuluyla üniter yapının güncel ihtiyaçlara cevap verebilmesi mümkün olsa da üniter devlet ilkesinin esnetilmesi ile ortaya çıkan bölgeli devlet yapısı da tartışılabilir” cümlesiyle ifade edilip, “Kimlikler” başlıklı bölümünde ayrıntılandırılan “Yerel Yönetim Reformu” ve bu “reform” kapsamında önerilen ekonomik yapı önerisi kısaca irdelenmeye çalışılacaktır.

Tartışılması gereken ilk husus, genelde yönetim yapısı başlığı altında incelenen, o şekilde incelenmesi/tartışılması gerektiğini düşündüğümüz yerel yönetim konusunun, bu çalışmayı hazırlayan ve kamuoyuna sunan kişiler tarafından ”Kimlikler” başlığı altında tartışılmış olmasıdır. Raporda, konunun “Kimlikler” başlıklı bölümde ele alınmasının gerekçesi; “Türkiye bağlamında güçlü kimlik talepleri boyutunu da içermesinden ötürü yerel yönetimler reformu bu başlık altında ele alınmıştır” şeklinde ifade edilmekte, ulus tanımı üzerine kurulmuş uniter devlet yerine, “kimlik taleplerine” dayalı olmasında sakınca görülmeyen, bölgeli devlet yapısının düşünülebileceği belirtilmektedir.

"ÜNİTER DEVLETİ AŞINDIRAN BİR MODEL"

Bu noktada, Prof. Dr. Naz Çavuşoğlu’nun, Haziran 2002 tarihli “Bölgeli Devlet’de Egemenlik/Yetki Paylaşımı” başlıklı makalesine göz atmakta yarar bulunmaktadır. Prof. Çavuşoğlu, anılan makalede, bölgeli devlet ile üniter devlet arasındaki farkla ilgili olarak; “bölgeli devlet modeli esas olarak devletin tekliği anlayışı üzerine kurulu olmasına karşın, etnik veya kültürel özellikler ya da ortak tarihi ya da ekonomik nedenlerle farklılaşan bölgelere tanınan siyasal özerklikle, klasik anlamıyla üniter devletin tek siyasal karar merkezli bir devlet olma biçimini aşındıran bir model.” ifadelerini kullanmış (http://www.e-akademi.org/makaleler/ncavusoglu-1.htm).

Sn Çavuşoğlu’nun yazısı, TÜSİAD tarafından hazırlatılarak kamuoyu ile paylaşılan belgede, “Yerel Yönetim Reformu” başlığına niçin “Kimlikler” üst başlığı altında yer verildiğini anlamamız açısından büyük önem taşıyor. Bu gözle bakıldığında, 30 yıldır, yerel yönetimlerin daha verimli çalışması, demokrasinin geliştirilmesi, vb. gerekçelerle gündeme getirilen “yerel yönetim reformu” çalışmalarının en azından bir boyutunun da, üniter devletin “esnetilip”, dönüştürülmesi olduğunu, üniter devlet yapısı konusundaki hassasiyetler nedeniyle konunun bu boyutunun bilinçli olarak göz ardı edilmek istendiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Bu çerçevede, 2003 yılı sonunda meclise sunulduğunda, TÜSİAD önerilerinde olduğu gibi, idari ve mali özerklik öngördüğü, üniter devlet yapısına tehdit oluşturacağı gerekçesiyle geniş kesimlerinin tepkisini çeken, meclis tarafından kabul edildikten sonra, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER tarafından benzer gerekçelerle veto edilen “Kamu Yönetimi Temel Yasası”nın izlediği süreci hatırlamakta yarar bulunmaktadır.

Üniter devlet yapısının yerini, bölgeli devlet yapısının almasının da tartışılabileceğini söyleyen TÜSİAD raporu yayınlanır yayınlanmaz gelen tepkiler, “Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı” gündeme getirildiğinde yaşanan federalizm ve bölünme kaygı ve tartışmalarının, son dönemde sıkça dile getirilen “demokratik açılım” ve “demokratik özerklik” tartışmalarının gölgesinde, bu kez çok daha yoğun bir şekilde yaşanacağını göstermektedir.

EKONOMİDE KAMU YARARI DİKKATE ALINMAYACAK

Gelelim konunun başta söz ettiğimiz ikinci yani ekonomik boyutuna. Öncelikle, yönetim sistemi ile mülkiyet rejimi ve ekonomik yapı arasında doğrudan bir ilişki olduğunu, yönetim sisteminin ekonomik yapıdan bağımsız düşünülemeyeceğini belirtmeliyiz. Yönetim sistemi, tercih edilen ekonomik sistemin ve mülkiyet rejiminin kalıcılığının sağlanmasının en önemli aracı, hukuki zeminidir.

Bilindiği gibi, üniter devlette ekonomiye ilişkin temel kararlar, ülkenin bütününe ait veriler göz önüne alınarak merkezden verilmekte, tüm ulusun ortak malı olduğu düşünülen kaynakların değerlendirilmesi ve ulusal ölçekte dağıtımında, bölgelerarası dengesizlikler ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin azaltılması/kaldırılması hedefi, yani ulusal sınırlar içerisinde topyekun kalkınma esas alınmaktadır.

Bölgeli ve federal devletlerde ise, ekonomiye ilişkin temel karar düzeyi ulusal ölçekten, bölge ölçeğine indirilmektedir. Bu durum, bölgeler arası kaynak aktarımını yani ekonomik kararların mekansal boyutunu da içeren, topyekun kalkınma amaçlı bütüncül bir ekonomik planlamayı olanaksız hale getirmektedir.

Önerilen sistemde, vergi koyma/toplama, toprak ve doğal zenginliklerin tasarruf ve dağıtımına ilişkin temel ekonomik kararların büyük ölçüde merkezden bölge ölçeğine kaydırılmasının ve kamu kaynağı kullanmasına karşın, içerisinde özel sektör kuruşlularının yerel temsilcilerinin ağırlıklı olarak yer aldığı “Kalkınma Ajansları”nın ekonomi yönetiminin esas sorumlusu hale getirilmesinin öngörüldüğü görülmektedir.

Ekonomide karar yetkisine sahip olmak, fiilen siyasette de karar yetkisini elinde bulundurmak anlamına gelmektedir. Bunun sonucu, çalışan, çalışabilecek bir iş bulabilmek için uğraşan kesimlerin, ekonomi ve kaynakların kullanımına ilişkin karar süreçlerinden yani siyasetten dışlanmaları olacak, topun sahibi kuralı koyacak, dillerden düşürülmeyen “demokrasi” kelimesi, laf olmaktan öte bir anlam taşımayacaktır.

Bu sistemde, dağıtımda adaletin sağlanması ve kamu yararı gibi sosyal politikaları da içeren “kalkınma” kavramının yerini, kaynakların toplumsal guruplar arasında dağıtımını ve “kamu yararı”nı dikkate almayıp, sadece parasal büyüklükleri esas alan “ekonomik büyüme” kavramı alacaktır.

Bu sürecin sonucu, bölgeler arası dengesizlikler ve gelir adaletsizliklerin giderilmesi gibi sosyal konuların, kamusal sorun ve sorumluluk olmaktan çıkarılması, piyasa dengelerine terk edilmesi, sosyal devlet kavramının içinin boşaltılması, aynı ülke içerisinde, ulusal kalkınma hedefi doğrultusunda birbirlerini destekleyen değil, piyasa kuralları çerçevesinde birbiriyle yarışan, bir birinin rakibi olan bölgelerin ortaya çıkması olacaktır.

Ahmet MÜFİT

Odatv.com, 7 Nisan 2011
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: TÜSİAD: "Türkiye Cumhuriyeti'ni Yıkacağız"

İletigönderen Başkomutan » Sal May 10, 2011 3:38


Arınç: Sadece 'cumhuriyet'e dokunulmasın

Yeni anayasayla ilgili konuşan Bülent Arınç, kişisel fikrinin, değiştirilemez 3 madde arasından sadece 'Türkiye devleti bir cumhuriyettir'e dokunulmaması yönünde olduğunu söyledi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, seçimden sonra başlanacak anayasa çalışmaları hakkında konuştu.

Arınç, değiştirilemez 3 madde arasında korunması gereken hususun sadece cumhuriyet ile ilgili olması gerektiğini düşündüğünü söyledi.

Arınç, diğer iki maddeyle ilgili, "Değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez' sözleri yerine, değiştirilmelerini nitelikli çoğunluğa bağlamak mümkün'' diye konuştu.

Bülent Arınç, AK Parti Genel Merkezi'nde bazı yerel televizyon kanalı temsilcilerinin sorularını yanıtldı.

Arınç, bir soru üzerine yeni anayasanın daha az maddeli, devlet odaklı değil insan odaklı olacağını söyleyen Arınç, ''Yeni anayasa yapma konusunda 'hemen bir iki ay içerisinde bu iş bitsin' diye bir endişemiz de yok'' diye konuştu.

Bu konudaki karşılıklı görüşmeler ve tekliflerin değerlendirme aşamasının bir iki sene de sürebileceğini ifade eden A

'DEĞİŞTİRİLEMEZ' MADDELER

Süreç içinde sivil toplum kuruluşları, meslek kuruluşları ve ''bana göre anayasa şöyle olmalı'' diyen insanın da görüşlerini de dikkate alacaklarının altını çizen Arınç, anayasanın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif bile edilemez maddeleriyle ilgili olarak, ''Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal ve hukuk devletidir dedikten sonra demokrasinin unsurları içerisinde bu tür statükonun veya dogmatizme gidişin olmaması gerektiğini'' söyledi.

''Benim İstiklal Marşı'ndan, bayraktan bir şikayetim yok'' diyen Arınç, kişisel olarak, bunların içerisinde anayasada korunması gereken hususun sadece cumhuriyet ile ilgili olması gerektiğini düşündüğünü belirtti.

Arınç, ''Cumhuriyet değiştirilemez veya cumhuriyetin şekli değiştirilemez, rejim cumhuriyet olmaktan çıkartılamaz, bunu yazabiliriz ama bunların dışındaki bütün konularda (değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez) sözleri yerine, değiştirilmelerini nitelikli çoğunluğa bağlamak mümkün'' diye konuştu.

TÜSİAD'IN YENİ ANAYASA ÖNERİSİ

Anayasa teklifini ortaya koymadan bu konuda bir şey söylemesinin mümkün olmadığını vurgulayan Bülent Arınç, ''İlk üç madde konusunda TÜSİAD da aynı düşünceleri paylaşınca, başlarına pek çok şey geldi. Onlar da zaten her zaman tornistan etmeye hazır. Ertesi gün 'Bu bizim düşüncemiz değil, profesörler böyle yazmış' dediler'' dedi.

milliyet.com.tr


Bülent Arınç’ın da mesaj gönderdiği kongrede “Her şey özgür Kürdistan için” sloganları atıldı.



Anayasayı değiştireceğiz ve vatandaşlıktaki Türklük tanımını kaldıracağız. Yoksa demokratikleşmeyi yapamayız

Hedefleri İLK DÖRT MADDE



Bizi kardeş yapan müslümanlıktır, laiklik değil

Bitlis'te açılış törenlerine katılan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "laiklik" tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Arınç; "Bizi kardeş yapan müslümanlıktır, laiklik değil" dedi.

28. Vakıf Haftası açılışı törenlerine katılmak üzere Bitlis'e giden Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "laiklik-müslümanlık" kıyaslaması yaptı.

Bitlis'in Güroymak İlçesi'nde seçmenlere seslenen Arınç "Bizi kardeş yapan Müslümanlıktır, laiklik değil" dedi.

Arınç konuşmasında, Güroymak'ın eski adı Norşin'i kullandı.

ulusalkanal.com.tr
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: TÜSİAD: "Türkiye Cumhuriyeti'ni Yıkacağız"

İletigönderen Sabırlı_Vatandaş » Sal May 10, 2011 17:27

ben şimdi sana bir anayasa öneririm alamadan kaçarsın! karaktersiz.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Kullanıcı küçük betizi
Sabırlı_Vatandaş
Salık Takımı
Salık Takımı
 
İletiler: 101
Kayıt: Cmt Tem 31, 2010 9:42

Re: TÜSİAD: "Türkiye Cumhuriyeti'ni Yıkacağız"

İletigönderen Feza Tiryaki » Sal May 10, 2011 18:16

..........
Bir de ikinci cumhuriyetçilerimiz var bizim.
Biri ,hem de bu en ılımlısı, bugün yazısında ( Serdar Akinan)Atatürk Cumhuriyeti için şunları yazmış. İktidara sözde yükleniyor yazının içinde. Bu arada kafaları Cumhuriyetle hesaplaşmaya, yıktırıp yenisini kurdurmaya alıştırıyor:

Askeri vesayet kalkıyor... Demokrasi yerleşiyor... Sivilleşiyoruz.yani? Rejim değişiyor!..
Elbette bu köhne rejim değişmeli...
Kuruluş ideolojisi sorunlu bu rejimin...
Elbette bu rejimin eşik bekçileri suçlu...
Elbette bu aygıtın son derece sorunlu tarafları var.
Ama halktan, haklılıktan ve haktan bahsedenler siz olamazsınız.
Siciliniz kirli.
Bu cumhuriyet yıkılmalı mı?
Kesinlikle evet...
Bir anayasaya ihtiyaç var mı?
Elbette...

Benim bunları okuyunca içim bulandı. Bu kişileri, bu kafaları nerede yetiştirdi bu millet?

Ermeni aynı davada kenetli. Yunan’dan bir çatlak ses duydunuz mu? Almanya’dan?

Her millet, her ülke birbirine kenetli.

Biz, Cumhuriyet kurucularımıza, eşik bekçileri suçlu,Cumhuriyetimize, ideolojisi sorunlu diyebiliyoruz.

Bütün bunları açık açık, bir, yobazlarımız söylüyor!
Bir, etnik bölücülerimiz söylüyor!
Bir de, ikinci cumhuriyetçilerimiz!
Biz de düşman çok!


Açıklama: Bu yazı tam bir sene önce yazdığım bir yazıdan. O zamanlar yeni CHP yoktu. Bu kişi CHP parti meclisine seçilmemişti.
Ama dikkat ediinz bu zihniyetteki kişi YCHP'den kendi isteğiyle anlaşamadı diye ayrıldı. Atılmadı!
En çok buna yanarım.
Bu kafalara boyun eğişimize...
Kullanıcı küçük betizi
Feza Tiryaki
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 881
Kayıt: Sal Kas 09, 2010 14:12

Re: TÜSİAD: "Türkiye Cumhuriyeti'ni Yıkacağız"

İletigönderen Başkomutan » Cum May 13, 2011 2:52

Yeni Cumhuriyet!

Bülent Arınç, dilinin altındaki baklayı çıkardı: Yeni bir anayasa hazırlayacaklarını, bu anayasa ile sadece Cumhuriyete dokunmayacaklarını geri kalan maddeleri değiştireceklerini söyledi.

Anayasının değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddelerine takmış AKP... Bu maddelerin birincisinde “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” maddesi var.

Arınç ve ekibi seçimleri kazanırsa sadece bu maddeye dokunmayacaklar.

Diğer maddelere savaş açacaklar. Özellikle de 3. maddeye.

Anayasanın 3. maddesi şöyle: “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe’dir. Bayrağı şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşı ‘İstiklal Marşı’dır. Başkenti Ankara’dır.”

Hedefte bu madde var.

Bilhassa ‘devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü’ ifadesi ilk değiştirilecek ifade.

12 Haziran’da aslında bu madde oylanacak!


Sandığa gidenler AKP’ye oy verdiklerinde ‘ülke ve milletin bölünmez bütünlüğü kaldırılabilir’ görüşüne oy vermiş olacaklar. Yani “ülke federal yapıya bölünebilir, ülkede bir kaç millet var” diyenlere ve bu görüşe uygun anayasal değişiklikler yapmak isteyenlere destek verecekler.


AKP ne yapacağını gizlemiyor!

Hükümetin kurmayları açıkça ilan ediyor.

“Bize oy verirseniz ülkeyi böleceğiz” diyorlar.


“Ülkenin bütünlüğünü ve birliğini savunan anayasa maddelerini değiştireceğiz” diyorlar.

Ya bölünmeye oy vereceğiz ya bütünlüğe.

12 Haziran bunu belirleyecek.

Ülkenin bir kaç federasyona bölünmesi, başkanlık sisteminin getirilmesi, Erdoğan’ın başkan olması, üniter yapının bozulması kapıda.

Millet, idam fermanını imzalamak anlamına gelen bu projeye evet der mi?

Muharrem BAYRAKTAR
12.05.11 yenimesaj.com.tr
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: TÜSİAD: "Türkiye Cumhuriyeti'ni Yıkacağız"

İletigönderen Başkomutan » Cum Ara 02, 2011 10:38

MÜSİAD anayasa paketini açıkladı!

MÜSİAD Anayasa Komitesi'nin hazırladığı "Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Önerisi" açıklandı. Öneride 'değiştirilemeyen maddeler için' seçmenlerin üçte ikilik çoğunluğu şart koşuluyor

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan, derneğin Anayasa Komitesi tarafından hazırlanan ''Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Önerisi'' adlı çalışmayı basın toplantısıyla açıkladı.

MÜSİAD'ın yeni anayasaya ilişkin görüş ve değerlendirmelerini içeren bu önerinin yaklaşık 6 aylık titiz bir çalışmanın ürünü olduğunu ifade eden Vardan, Mayıs 2011 tarihinde yeni anayasa çalışması yapmak üzere MÜSİAD, üyeleri arasından bir ''Anayasa Ön Çalışma Komisyonu'' oluşturduğunu, bu komisyonun, çalışmaya ilişkin temel ilkeleri ve beklentileri belirlediğini ve doğrultuda, Doç. Dr. Abdurrahman Eren'e bir taslak metin hazırlatıldığını, bilahare oluşturulan ''MÜSİAD Anayasa Çalışma Komitesi''nin MÜSİAD üyelerinin görüşlerine de başvurarak, metne son şeklini verdiğini söyledi.

Vardan, kamuoyunun değerlendirme ve tartışmasına açık olan bu çalışmada, öne çıkan hususlara ilişkin şu bilgileri verdi:

Kısa ve Sade Anayasa:Çerçeve anayasa anlayışı tercih edilerek, karmaşık değil, basit bir sistematik; sade ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır.

Anayasanın başlangıcı: Anayasa'ya, eşit vatandaşlık temelinde, insan onuruna dayanan, tam demokratik devleti esas alan bir 'başlangıç' yazılmıştır. Anayasa, resmi ideoloji görüntüsünden arındırılmıştır. Anayasa'nın başlangıcı, Anayasa metnine dahil edilmemiştir.

Değiştirilemeyen maddeler: Devletin şekli ve nitelikleri korunurken, bu ilkelerin değişmesi Meclisin ve seçmenlerin üçte iki çoğunluğunun iradesine bırakılmıştır.

Egemenlik: 'Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu' tanımı yerine, 'egemenliğin sahibinin millet olduğunun vazgeçilmezliği'' vurgulanmış, Türk milleti kavramı, etnik kimliklerin ötesinde, 'ortak kimlik' olarak görülmüştür.

Avrupa Birliği gibi egemenlik yetkilerinin devri ya da paylaşılmasını gerektiren ulusal-üstü organlara üyeliğe ilişkin antlaşmaların onaylanması, zorunlu halk oylaması koşuluna bağlanmıştır.

Uluslararası Anlaşmalar: Antlaşmaların kanunlardan üstün olduğu kabul edilmiş ve kanunların Anayasa ve antlaşmalara aykırı olamayacağı ifade edilmiştir. Anayasa ile yorum yoluyla giderilemeyecek açıklıkta bir çatışma içinde olan antlaşmaların uygun bulma kanununa karşı, Anayasa Mahkemesine dava açılabilmesine imkan tanınmıştır. Anayasa Mahkemesine, kanunların Anayasa yanında, antlaşmalara da aykırılığını denetleme yetkisi verilmiştir.

Eşitlik ve pozitif ayrımcılık: Kanun önünde eşitlik ilkesi yanında, kadınlara karşı ayrımcılık ve hassas gruplar bakımından pozitif ayrımcılık açıkça düzenlenmiştir.

Temel Hak ve özgürlüklerin güvenceleri: Taraf olunan insan hakları antlaşmalarına uygun olarak, tüm insan hak ve özgürlüklerine ilişkin Temel İnsan Hakları Kanunu çıkarılması öngörülmüştür.

Temel hak ve özgürlükler, uluslararası hukukla paralellik sağlamak amacıyla, kişisel ve siyasal haklar ile ekonomik, sosyal ve kültürel haklar olmak üzere iki ana bölümde sınıflandırılmış; uluslararası hukuka paralel bir içeriğe kavuşturulmuştur.

Olağanüstü yönetimler: Olağanüstü yönetim usulleri, sıkıyönetim ve olağanüstü haller olarak tek bir maddede toplanmış, sıkıyönetim ve olağanüstü hal sebepleri sayılmış, durdurma yerine sınırlama anlayışı kabul edilmiş, sınırlama güvencesi olarak uluslararası hukuk yanında, durumun gerektirdiği ölçüde ve sürede olağanüstü hal ilan edilebileceği kabul edilmiştir.

Ulusal insan hakları kurumları: Temel hak ve özgürlüklerin korunmasına ilişkin özel bir madde, ilk kez genel hükümler içinde düzenlenmiş, 'ulusal insan hakları kurumları' tanınmış ve bu kurumları kurma yönünde devlete yükümlülük getirilmiştir.

Din ve vicdan özgürlüğü: Kişilerin inançlarını şiddet içermemek kaydıyla dilediğince yerine getirebilecekleri tarzda düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra bu özgürlük, ebeveynin çocuklarına kendi dini inançları yönünde eğitim verilmesini isteme hakkını içerecek şekilde düzenlenmiştir. Dini hoşgörü ve inançlara saygı çerçevesinde, din kültürü ve ahlak dersinin zorunlu dersler arasında sayılması, ancak her ailenin ve kişinin kendi isteği doğrultusunda ilk ve ortaöğretim okullarında seçmeli din dersi istemesi kabul edilmiştir.

Vatandaşlık tanımı: Vatandaşlık tanımı, Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi çerçevesinde, objektif unsurlara bağlanmıştır.

Siyasi partilerin kapatılması: Siyasi parti yasakları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ve Venedik Komisyonu raporları çerçevesinde yeniden düzenlenmiştir. Tüzük ve programından kaynaklanan aykırılıklarda, önce ihtar şartı getirilmiştir. Eylemlerden ötürü açılacak kapatma davalarında odak olma korunmuştur. Meclisteki partilere karşı kapatma davası açılması Meclisin kararına bağlanmıştır. Kapatma yaptırımından önce bir sonraki seçimlere katılmama yaptırımı benimsenmiştir.

Eğitim Hakkı Anadilde eğitim: Eğitim hakkı kapsamında, eğitimin amaçları yeniden belirlenmiş, kılık kıyafet ve dini sembollerin eğitim hakkının özüne zarar verecek şekilde bir sınırlama nedeni olamayacağı hükme bağlanmıştır. Zorunlu eğitim kapsamına orta öğretim de dahil edilmiş, aşamalı geçişlere imkan sağlanmıştır. Özel okulların devletin gözetim ve denetiminde belli bir din ya da dilin eğitimini verebileceği kabul edilmiştir. Eğitim ve öğretim dilinin Türkçe olduğu kabul edilmiş, ancak anadilde eğitim ve öğretim hakkı tanınmıştır.

Toplu sözleşme ve grev hakkı: Çalışma hakkı kapsamında, işçi ve memur ayrımı yapmadan toplu sözleşme ve grev hakkı kabul edilmiştir.

Kültürel haklar: Kültürden yararlanma hakkı kapsamında, kültürel kimliklerin tanınması, geliştirilmesi, kültürel çeşitliliğin kabul edilmesi, dilsel ve dinsel çeşitliliğe saygı gösterilmesi düzenlenmiştir.

Dokunulmazlık: Yasama dokunulmazlığının istisnaları azaltılmış, dokunulmazlık kapsamından yargılama çıkarılmıştır.

Halkın kanun teklif edebilmesi ve halk oylaması: 500 bin seçmene kanun önerme yetkisi verilmiş, Meclise ve 500 bin seçmene, kanunları halk oylamasına sunma ve istişari halk oylaması isteme yetkisi getirilmiştir. Kanun hükmünde kararname uygulaması kaldırılmış ve onun yerine sosyal ve ekonomik haklar ile olağanüstü hallere ilişkin kanunlar bakımından 'acele kanun görüşme usulü' önerilmiştir.''

Af yetkisi: siyasi suçlarla sınırlı tutulmuş ve adi suçlar bakımından af yetkisi kaldırılmıştır.

Cumhurbaşkanlığı seçimi ve sorumluluğu: Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi yöntemi benimsenmiştir. Aday belirlemede, milletvekilleri yanında 500 bin seçmene de aday gösterme yetkisi verilmiştir. Cumhurbaşkanının tek başına kullandığı yetkiler açıkça belirlenmiş, Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğuna ilişkin olarak, işlemiş olduğu suçlar dolayısıyla Meclisin üçte birinin teklifi ve üçte iki çoğunluğu ile suçlandırma yöntemi benimsenmiş ve suçlanması halinde görevinin sona ermesi kabul edilmiştir. Kişisel suçlarından Yargıtay'da, görev suçlarından Yüce Divanda yargılanması önerilmiştir.

Milli Güvenlik Kurulu ve Yüksek Askeri Şura: Anayasal kuruluş olmaktan çıkarılmıştır. Genelkurmay Başkanının, kuvvet komutanları arasından, Milli Savunma Bakanının önerisi üzerine, Bakanlar Kurulu tarafından atanması önerilmiştir. Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma Bakanına karşı sorumlu kılınmıştır.

Özerklik ilkesi: Üniter devlet ilkesine bağlı kalarak, yerel yönetimlerin özerkliği ilkesi esas alınmış, ancak bölgeli ya da federal devlet modeli benimsenmemiştir.

İm (Kod): Tümünü seç
http://www.haberturk.com/gundem/haber/693278-musiad-anayasa-paketini-acikladi
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: TÜSİAD: "Türkiye Cumhuriyeti'ni Yıkacağız"

İletigönderen Başkomutan » Pzt Mar 12, 2012 15:54

Abant Platformu Bölünme Anayasasını açıkladı
Abant Anayasası yasakları kaldırdı

Yeni Anayasa başlığı ile 26’ncısı gerçekleşen Abant Platformu’nda sonuç bildirgesi yayınlandı.

Cesur ifadelerin yer aldığı bildirgede farklı görüşler sıralandı. İşte onlar....Abant Platformu, “Yeni Anayasa” konulu toplantısının ardından sonuç bildirgesi yayınladı. Cesur ifadelerin yer aldığı bildirgede, “Anadilde eğitimin haktır. Hiç kimse dini inançlarından dolayı ayrımcılığa uğratılamaz” denildi.

Yeni Anayasa başlığında 26’ncısı gerçekleştirilen Abant Platformu Toplantısı, 5 oturumla sona erdi. Anadilde Eğitim ve Diyanet İşleri Başkanlığı- ’nın konumuyla ilgili hararetli tartışmaların yaşandığı toplantı sonrasındamüzakereler yapıldı.

Anayasada yapılması gereken değişikliklere ilişkin katılımcıların fikir birliğini sağlaması esas alınarak öneriler, oylama usulü bildiriye alındı.

Anayasada anadilde eğitim konusunda olan kısıtlamaların kaldırıldığı bildirede, anadilde eğitimin bir hak olduğu vurgulandı. Vatandaşlığı tanımlamaya gerek olmadığı üzerinde durularak, Türkiye- ’nin idari yapısının ‘ademimerkeziyet’ esasına dayandığı belirtildi.

Parlamenter sistemin korunması gerektiği vurgulanarak, en çok tartışma oluşturan inançlar konusunda da radikal değişiklikler önerildi. “Hiç kimse dini inançlarından ve ifadesinden dolayı eğitimde, çalışma hayatında ve kamusal alanda ayrımcılığa uğratılmaz” maddesi benimsendi.

Kabul edilen taslak Anayasa Komisyonu- ’na da sunulacak olan sonuç bildirgesinde din dersinin anayasada olmaması gerektiği benimsendi. Başlangıç kısmı “Dibace: İnsan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan onuruna saygı dışında, Anayasa’nın dibacesinde herhangi bir ifade olmamalıdır” şeklinde düzenlenen anayasa taslağının maddeleri:

VATANDAŞLIK TANIMINA GEREK YOK

Vatandaşlık ve kimlikler konusunda tartışılan 3 maddeden ilk 2 maddenin benimsendiği vurgulandı:

1- Anayasa’da vatandaşlığı tanımlamaya gerek yoktur.

2- Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümran olduğu mahallerde doğan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümran olmadığı mahallerde vatandaş anne ya da babadan olanların vatandaşlığı kanunla düzenlenir.

3- Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı anne ya da babadan olan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaştır.

ANADİLDE EĞİTİM KISITLANAMAZ

Anadilde eğitim konusundaki tartışmalar sonucu şu 3 madde benimsendi:

1- Anadilde eğitim temel bir insan hakkıdır. Anayasa’da anadilde eğitimle ilgili herhangi bir kısıtlayıcı hüküm olmamalıdır.

2- Anayasa’da farklı anadillerde eğitim yapılma hakkı tanınmalıdır.

3- Resmi dilin öğrenilmesi ve öğretilmesi şartı ile herkes eğitimde anadilini kullanma hakkına sahiptir.


YERİNDEN YÖNETİM ESASTIR

Türkiye’nin idari yapısı konusunda kabul edilen maddeler şöyle:

1- Türkiye’nin idari yapısı yerinden yönetim (ademimerkeziyet) esasına dayanır. Yerel yönetimler üzerindeki her türlü idari vesayet kaldırılmalıdır. Resmi dilmecburi olmak kaydı ile kamusal iletişimde farklı dillerin kullanılması serbesttir.

2- Kamuhizmetlerinin belirlenmesi ve örgütlenmesi yerinde ifa edilir.

3- Merkezden yönetim istisna, yerinden yönetim esastır. Merkezde üretilecek kamuhizmetleri açıkça sayılır. Geri kalan tüm kamu hizmetleri yerinde ifa edilir. Bu yetkiler arasında yerel yönetimin yerel hizmetlerle ilgili vergi salma yetkisi saklıdır.



Din dersi anayasada olmamalı

Din dersleri konusunda ise şu 3 üç madde benimsendi.

1- Anayasada bu konuda hiçbir madde olmamalıdır.

2- Nesnel ve çoğulcu din kültürü ve ahlak dersleri zorunlu olmalıdır. Din eğitimi dersleri seçmeli olmalıdır.

3- Farklı içeriklerde eleştirel düşünceyi ve çoğulculuğu geliştiren seçmeli din kültürü ve ahlak bilgisi ders alternatifleri olmalıdır.

Parlamenter sistem korunmalı

Yeni Anayasa’da Cumhurbaşkanı’nın konumu ile ilgili benimsenen hususlar şöyle sıralandı:

1- Yeni anayasa’da Parlamenter sistem korunmalı, Cumhurbaşkanı’nın yetkileri daraltılarak devletin temsili görevleri ve demokratik klasik parlamenter sistemlerdeki konumuna kavuşturulmalıdır. Cumhurbaşkanı halk oyu ile bir dönem için yedi yıllığına seçilmelidir.

2- Yeni anayasa’da Parlamenter sistem korunmalı, Cumhurbaşkanı’nın yetkileri daraltılarak devletin temsili görevleri ve demokratik klasik parlamenter sistemlerdeki konumuna kavuşturulmalıdır. Cumhurbaşkanı’nı bir kereliğine yedi yıllığına Meclis nitelikli çoğunluğu ile seçer.

Kamusalda inanç ayrımcılığı olamaz

İnanç Özgürlüğü ve Diyanetin Konumu ile 4 madde tartışıldı ve ağırlıklı olarak ilk 3 maddenin benimsendiği vurgulandı.

1- Hiç kimse dini inançlarından ve ifadesinden dolayı eğitimde, çalışma hayatında ve kamusal alanda ayrımcılığa uğratılmaz.

2- Diyanet tamamem bağımsız vakıf statüsünde olmalı, diğer inanç grupları da devlet katkısı ile da aynı şekilde vakıflar kurmalıdır.

3- Diyanet isteğe bağlı inanç vergisi ile finanse edilmelidir. Farklı inanç grupları için de benzer kurumlar kurulmalıdır.

4- Diyanetin mevcut durumu devam etmeli, diğer inanç gruplarına da hizmet verilmelidir.

Bugün Gazetesi / 12 Mart 2012
İm (Kod): Tümünü seç
http://haber.ihlassondakika.com/haber/Bugun-Gazetesi---Abant-Anayasasi-yasaklari-kaldirdi---4971_461515.html
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: TÜSİAD'dan Abant Platformuna - Bölünme Anayasasını Açıklayanlar

İletigönderen Başkomutan » Cmt Mar 17, 2012 3:18


Abant’tan "Yeni devlet" Projesi

“Yeni” anayasa konusunda Abant toplantısında alınan kararlar ve kısa yorumları şöyle:

“Anayasa’nın başlangıç kısmı:Dibace: İnsan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan onuruna saygı dışında, Anayasa’nın dibacesinde herhangi bir ifade olmamalıdır.” İyi de bu anayasa hangi millete ve devlete aittir? Uganda’ya mı? Gücünü ve meşruiyetini hangi kültür ve medeniyetten alıyor?

Egemenliğin tapusu kime aittir? Türk milleti neden saf dışı ediliyor?

“Vatandaşlık ve kimlikler:


Üç madde tartışılmış ve ağırlıklı olarak ilk 2 madde benimsenmiştir.

Birinci öneri: Anayasa’da vatandaşlığı tanımlamaya gerek yoktur.

İkinci öneri: Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümran olduğu mahallerde doğan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümran olmadığı mahallerde vatandaş anne ya da babadan olanların vatandaşlığı kanunla düzenlenir.

Üçüncü öneri: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı anne ya da babadan olan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır.”

Devletin kimliği kurucusu millete aittir. Vatandaş da bu kimliği taşır. Aynen Fransız, Alman, İspanyol, Amerikan vatandaşı gibi.

“Türkiye” veya “Anadolu”, coğrafyanın adıdır, sosyolojik ve siyasi kimliği yoktur ki vatandaşa versin. Adını da milletten almıştır.Anlaşılan bütün yollar, ırkçı bir fanatizmle, Türk Milletini saf dışı etmeye çıkıyor. Neden?

“Anadil’de eğitim:
Üç madde tartışılmış ve benimsenmiştir.

Birinci öneri: Anadilde eğitim, temel bir insan hakkıdır. Anayasa’da anadilde eğitimle ilgili herhangi bir kısıtlayıcı hüküm olmamalıdır.

İkinci öneri: Anayasa’da farklı anadillerde eğitim yapılma hakkı tanınmalıdır.

Üçüncü öneri: Resmi dilin öğrenilmesi ve öğretilmesi şartı ile herkes eğitimde anadilini kullanma hakkına sahiptir.”

Anadan öğrenilen dile ana dil denir. Osmanlı, Türkiye Cumhuriyeti ve uluslararası hukukta devletin, böyle bir görevi yoktur. Devlet tek dillidir. Çoğunluğun dilinin dışındaki yerel diller devletin hukukuna sokulamaz. Ancak, toplum içinde serbestçe kullanabilirler.

“Türkiye’nin idari yapısı:

Üç madde tartışılmış ve benimsenmiştir.

Birinci öneri: Türkiye’nin idari yapısı, yerinden yönetim (adem-i merkeziyet) esasına dayanır. Yerel yönetimler üzerindeki her türlü idari vesayet kaldırılmalıdır. Resmi dil mecburi olmak kaydı ile kamusal iletişimde farklı dillerin kullanılması serbesttir.

İkinci öneri: Kamu hizmetlerinin belirlenmesi ve örgütlenmesi yerinde ifa edilir.

Üçüncü öneri: Merkezden yönetim istisna, yerinden yönetim esastır. Merkezde üretilecek kamu hizmetleri açıkça sayılır. Geri kalan bütün kamu hizmetleri yerinde ifa edilir. Bu yetkiler arasında yerel yönetimin yerel hizmetlerle ilgili vergi salma yetkisi saklıdır.”

Osmanlı Devletine kabul ettirilemeyen, İngiliz bağlantılı Prens Sabahattin’in “adem-i merkeziyet” sistemi öneriliyor. Böylece üniter-milli devlet tasfiye edilip, yerine çok ortaklı etnik devlet getiriliyor. PKK da bunu istemiyor muydu? Esasen bütün önerilerin esas amacı budur.

“İnanç özgürlüğü ve Diyanet’in konumu:

3 öneri benimsenmiştir.

-Diyanet, tamamen bağımsız vakıf statüsünde olmalı, diğer inanç grupları da devlet katkısı ile aynı şekilde vakıflar kurmalıdır.
-Diyanet, isteğe bağlı inanç vergisi ile finanse edilmelidir. Farklı inanç grupları için de benzer kurumlar kurulmalıdır.
-Diyanet’in mevcut durumu devam etmeli, diğer inanç gruplarına da hizmet verilmelidir.”

Üçüncü öneri normal görülebilir. Birinci ve ikinci öneriyle Diyanet teşkilatı devlet kurumu olmaktan çıkıyor. Bütün inanç grupları vakıf statüsünde eşitleniyor. Finansmanı için devlet katkısı veya gönüllü vergi yolu öneriliyor.

Böylece din hizmeti, cemaatler ve tarikatlar arası çatışma alanı haline geliyor.
Gayrimüslimlerin tüzel kişilik kazanma ve zaman içinde ekümenik olmalarının önü açılıyor.

“Din dersleri: Üç madde tartışılmış ve benimsenmiştir.Birinci öneri: Anayasada bu konuda hiç bir madde olmamalıdır.İkinci öneri: Nesnel ve çoğulcu din kültürü ve ahlak dersleri zorunlu olmalıdır. Din eğitimi dersleri seçmeli olmalıdır.Üçüncü öneri: Farklı içeriklerde eleştirel düşünceyi ve çoğulculuğu geliştiren seçmeli din kültürü ve ahlak bilgisi ders alternatifleri olmalıdır.”

Mevcut durum daha da kötüleşiyor. Laikliğin temsilcisi Fransız anayasasında bile din eğitimi var. Devlet, çocuklarımıza dinini dosdoğru öğretmeyecekse, “İnsan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan onuruna saygı” gibi sözler, aldatmaca olmuyor mu?

Sonuç: Alenen; kimliğiyle, adıyla, diliyle, din ve özerk yapısıyla, çok ortaklı yeni bir devlet isteniyor. Sahi AKP, ABD ve PKK ne diyordu?

Çanakkale şehitlerimizi saygıyla anıyor, Allah’tan rahmet diliyorum.


Sadi SOMUNCUOĞLU - 17 Mart 2012
YENİÇAĞ
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Sonraki

Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 7 konuk

x