İshak Alaton:"Öcalan'a ev hapsine hazır olun,Kürdistan referanduma sunulmalı"

Genel & Güncel Konular

İshak Alaton:"Öcalan'a ev hapsine hazır olun,Kürdistan referanduma sunulmalı"

İletigönderen Başkomutan » Cum Nis 08, 2011 14:55


İshak Alaton'dan şok öneriler

Bilgi Üniversitesi'nde düzenlenen " Barışı Kurmak " konferansına, DEP Eski Milletvekili Leyla Zana'yla birlikte konuşmacı olarak katılan işadamı İshak Alaton tartışılacak önerilerde bulundu.

Bilgi Üniversitesi'nde düzenlenen " Barışı Kurmak " konferansına, DEP Eski Milletvekili Leyla Zana'yla birlikte konuşmacı olarak katılan işadamı İshak Alaton tartışılacak önerilerde bulundu. Eskiden Kürdistan kelimesini kullanmanın mümkün olmadığını söyleyen Alaton, bugün gelinen noktada bölge insanının Türkiye'den ayrılıp ayrılmama konusundaki tercihinin sosyal araştırmalarla tespit edilmesi gerektiğini söyledi. Üstü kapalı olarak bu konuda referandum çağrısı yapan Alaton, Kanada , iskoçya ve İngiltere gibi ülkelerin bu yola başvurarak, önemli ilerlemelerde bulunduğunu hatırlattı.

Alaton şöyle konuştu : " Herşeyden önce bölgeden ayrılmak istenilip istenilmediğini belirleyecek geniş kapsamlı sosyal araştırmalar yaparak, gerçek istekleri görmeliyiz. Kürtlerin gerçekten ayrılmak isteyip istemediklerini, hem kendileri ve hem de biz Türkler görmüş olacağız. Bu bizi, şiddeti kullananlar karşısında çok güçlü bir konuma getirecektir. Bunu yapan ülkeler huzur içinde yaşamadıktadırlar. Mesela Kanada'daki Quebec bölgesinde ayrılmak isteyenler azınlıkta kaldı". Büyük ihtimalle Türkiye'nin de Kanada Quebec'deki gibi bir tecrübe yaşayacağını öne süren Alaton, " dürüst bir şekilde bu araştırmayı yapalım. Diyelim ki, ayrılmak isteyenlen küçük bir azınlık, beraber yaşayanlar çoğunlukta, o zaman çoğunlukta yürüyelim" şeklinde konuştu.

AYRILIP AYRILMAMAK İSTEDİKLERİ BÖLGE İNSANINA SORULMASI

Bölgede ayrılmamayı isteyenlerin çoğunlukta olduğuna inandığını vurgulayan Alaton, " Barış kelimesi gerekli gereksiz kullanılarak hakikatan çok yıprandı. Yıllarca propagandaya kurban edildi ve böylece algı karışıklığı da yarattı. Ne yazık ki bir taraf için her barış çabası, savaşın devamı gibi algılanıyor. İki tarafta barış derken savaşın galibi olduğunu söylüyor. Eğer bir taraf, barış derken diğer taraf onu elleri tetikte tutmak olarak algılıyorsa, mevcut olandan da daha tehlikeli bir duruma işaret ediliyor" diye konuştu.

KUZEY IRAK'IN GÜNEYDOĞU'YA ETKİSİ KAÇILINMAZ

1984'ten bu yana Kürt meselesinde çok değişlikler yaşandığını söyleyen İshak Alaton, "Irak'ta artık Saddam Hüseyin yok. Irak'taki kürt topraklarında federal bir Kürt devleti kuruldu. Kürt sorununa hala şartlar hiç değişmemiş gibi yaklaşıyoruz. Dünde yaşamaya devam ediyoruz ve inat ediyoruz. Bugün yapacağımız hareket, Irak Kürdistanı'ndaki kalkınma hamlesinin Güneydoğu'daki etkilerine bakmak olmalıdır. Bu etki kaçınılmaz. Bölge hızla değer kazanmakta. Bölgeyi Türk şirketleri kuruyor. Kendi bölgemizde hayvancılık ve tarımı yeniden inşaa etmeliyiz." şeklinde konuştu.

TOPLUM ÖCALAN'IN EV HAPSİNE HAZIRLANMALI

Kürt sorununda siyasi olarak yapılması gerekenleri de sıralayan Alaton, seçim barajını düşürülmesini ve bölge insanına tek bir oyunun bile ziyan olmadan mecliste temsil edileceği güvencesinin sağlaması gerektiği söyledi. Tek başına hükümet iradesiyle değil, Ulusal bir uzlaşmayla Öcalan'ın durumunun netleştirilmesi gerektiğini belirten Alaton, " Kürtleri teskin edecekse Öcalan ev hapsi konumuna da geçirilebilir. Parlamentonun toplumu bu fikre hazırlayacak, toplumsal zemini hazırlaması gerekiyor. Bu toplumsal bir hazırlık icab ediyor" diye konuştu.

SİLAHLA ULAŞILDI, SİLAHLA DEVAM EDEMEZ

Silahla bir yere varılamayacağını söyleyerek sahte bir iyimserlik sunmayacağını söyleyen Alaton, " Açıkca Kürt meselesinin bugün geldiği yere silahla ulaşıldı. Bunu da biliyorum. Ancak silah bundan daha fazlasını alamaz. Silahları bırakmak şart. Şiddet devam ettikçe, elde ettiklerini hızla kaybedeceklerdi ortadır" şeklinde konuştu.

ALATON'UN ZANA'YA JESTİ GÜLDÜRDÜ

"Kızım" diye hitap ettiği Eski Dep Milletvekili Leyla Zana kürsüye geldiğinde nazeket gösterip önce oturmasını isteyen Alaton, Zana'nın da jestine karşılık vermesi üzerine, sert bir el işaretiyle Zana'nın oturmasını istedi. Leyla Zana'da bu hareket üzerine önce oturunca solanda gülüşmeler yaşandı.

ZANA KÜRTÇE KONUŞTU

İshak Alaton'un konuşmasının ardından kürsüye çıkan Eski Dep Milletvekili Leyla Zana konuşmasını Kürtçe yaptı. Başlangıçta tercüme konusunda sıkıntı yaşanmasına rağmen Zana, sorunun halledilmesini Türkçe olarak isteyen Zana, sorun çözülünce Kürtçe konuşmaya devam etti.

"KÜRTLER KENDİ ELBİSELERİYLE BİLE DIŞARI ÇIKMAYA UTANIYORLARDI"

Türkiye'nin her açıdan zengin ve güzel bir ülke olduğunu söyleyen Zana, zihniyetteki sınırların yıkılması gerektiğini belirtti. Kürtlerin bir dönem kendi ana dillerinden utandıklarını öne süren Zana, "Kürtler kendi elbiseleriyle bile dışarı çıkmaya utanıyorlardı" şeklinde konuştu. ' Bu ülkede Kürtler vardır' dediklerinde, kendilerine ' onlar dağ Türkleridir' denildiğini belirten Zana, " bu dönem artık sona erdi " dedi. Türkiye halkının da artık Kürtleri bildiğini ve sorunlarıyla ilgilenmeye başladığını hatırlatan Zana , bugün sorulması gereken sorunun Kürtlerin siyasi ve idari anlamda başı dik, sınırsız bir şekilde yaşamlarını yeniden şekillendirecekler mi ? olduğunu söyledi.

AYRILIP AYRILMAMA SORUSU TÜM TÜRKİYE'YE SORULMALI

Alaton'un gündeme getirdiği önerilere de değinen Zana, ayrılıp ayrılmama konusunun sadece Kürtlere değil, tüm Türkiye'ye sorulması gerektiğini söyledi. Zana, Türk halkı Kürtlerle yaşamak istiyor mu ? İstemiyor mu ? Referandum sadece Kürtlere yapılmamalı, Tüm Türkiye'de yapılmalı" şeklinde konuştu.

"KÜRTLERİ BU AŞAMAYA GETİREN SAYIN ÖCALAN VE ÖRGÜTÜDÜR"

Türklerin Kürtleri kendi kapısındaki ayakkabı boyacısı veya simitçi olarak görmekten vazgeçmesini gerektiğini söyleyen Zana, " Tabuları yıkmamız lazım. Kürtlerin yerine düşünülmekten vazgeçilmeli. Kürtler kendi liderlerini seçmeli. Kimi istiyorlarsa, onu seçmelidir. 30 yıldır Kürtleri bu aşamaya getiren Sayın Öcalan ve örgütüdür" şeklinde konuştu. Kürtlerin PKK'nin ortadan kalmasını istemediğini öne süren DEP Eski Milletvekili Leyla Zana, "bu güç ortadan kalkarsa Kürtler ortadan kalkar. Bu güç kendini değiştirsin. Silahlı mücadeleyi bıraksın, gelsin siyaset yapsın." diye konuştu

CHP'Lİ TANRIKULU DA KATILACAK

Yurdışı ve Yuriçinden çok sayıda siyasetçi ve akademisyenin katıldığı ve Barış Girişiminin düzenlediği " Barışı Kurmak Konferası" yarın da devam edecek. Bilgi Üniversitesi'nin Dolapdere Kampüsündeki konferans için hazırlanan Türkçe, Kürtçe ve İngilizce büroşürler dikkat çekerken, ünlü şair Melih Cevdet Anday'ın içinde ' Dünyayı hele sen bir barış olsun da gör' dizesinin de yer aldığı 'Olsun da gör ' şiiri konferasın mesajı olarak kullanılıyor. Gazeteciler de dahil sadece akredite olanlar katılabildiği konferansın yarınki oturumuna öldürülen Gazeteci Hrant Dink'in eşi Rakel Dink, Demokratik Toplum Kongresi Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk, BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak ve CHP Genelbaşkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu'nun da katılması bekleniyor.


Resim

İlgili Haber- Köşe Yazıları


Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: İshak Alaton:"Öcalan'a ev hapsine hazır olun,Kürdistan referanduma sunulmalı"

İletigönderen ugursurmeli » Cum Nis 08, 2011 17:07

Şimdi anladınız mı, Kürtlerin neden devlet yardımıyla kedi köpek gibi çiftleştiğini? 10 12 enik doğurup doğurup büyük şehirlere ve dağlara saldıklarını!!!
Bu memleket dünyanın beklemediği, asla umut etmediği ayrıcalıklı bir varoluşa sahne oldu. Bu sahne en az 7 bin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik doğanın rüzgarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk doğanın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk doğanın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu sonra onlara alıştı; Onların oğlu oldu. Bir gün o doğa çocuğu, Doğa oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu... Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir. Mustafa Kemal ATATÜRK
Kullanıcı küçük betizi
ugursurmeli
Üye
Üye
 
İletiler: 80
Kayıt: Cum Eki 22, 2010 16:30
Konum: Bursa

Re: İshak Alaton:"Öcalan'a ev hapsine hazır olun,Kürdistan referanduma sunulmalı"

İletigönderen Oğuz Kağan » Cmt Nis 09, 2011 14:04

İshak Efendi Bu Ne Cehalet

Eskiler ‘zenginin horozu bile yumurtlar’ der, doğruymuş, İshak Alaton Efendi’nin yumurtlamalarına hep birlikte şahit olduk. İshak Efendi’nin ağzından medyaya yansıyan beş-altı cümlesine şahit olduk, hepsi ‘cehalet ürünü’..

Bir, İshak Efendi buyuruyor ki Kürtler ayrılsın mı diye bir ‘oylama’ yapalım.. Cevap, sayın İshak Efendi, dört beş yılda bir seçimler yapılıyor ve ‘ayrılık’ isteyen partinin oy oranı yüzde beş ila yedi arasında, sizi tatmin etmeyen başka nedir?

İki, Kanada’nın Quebec örneği sık sık veriliyor, sayın İshak Efendi, Quebec bir ‘koloni’dir.. Yani ‘batılı yerleşimcilerin siyasi sosyal kavgası’, karıştırmayın..

Üç, Abdullah Öcalan’ı Mandale ile kıyaslıyor.. Mandale’yi çağımızın en güçlü barışçı liderleri Gandhi ve Martın Luther King’in yanına yaklaştıran şiddeti destekleyen konuşma ve çağrısı asla olmamıştır, etnik kanlı çatışmayı bu gibi benzer yakıştırma anahtarlarıyla açamazsınız, dikkatli olun..

Dört, dil konusunda sık sık Belçika örneği veriliyor, İshak Efendi, Belçikaca diye bir dil yoktur, çünkü tampon devlettir, Fransa’ya yakın olanlar Fransız’a Hollanda’ya yakın olanlar Hollandaca’ya yakın konuşur, zamanında Thatcher ziyaret edip iki ayrı dilde eğitim verilen okulları görünce: Siz deli misiniz? Demişti..

Kurduğunuz birkaç cümlede kullandığınız kavram ve kelimeler işte bunlar. Ancak bugün medyamıza bakınca konuşmanız çok cesurca bulunmuş.. Hani magazin sayfalarında mankenler soyundukça ‘kışkırtıcı, çok cesur pozlar’ diye bir dil kullanılır..

Ortaya sallayıp kaçmak yok, dünyada eşine benzerine rastlanmayan bir ‘etnik sayım’dan bahsediyorsanız, bunun nasıl mümkün olacağını da söyleyebilmelisiniz, mesela, karıncaları dahi saymak mümkündür, ya da şunlar hamsi şunlar uskumru, şu kadar kedi var..

Ancak insan evladı birbiriyle evlenmiş, ki, dünyada birbiriyle en çok karışmış bir coğrafyada oturuyoruz, velhasıl, birimizin annesi Kürt diğerimizin babası, diğerimizin dedesi.. Anketciler eve geldiğinde nasıl bir cevap vereceğiz..

Mesela üniversiteye giden oğlumuzun kaşlarına bakıp Kürt dedesine benziyor, Kürt olmalı mı diye cevap vereceğiz.. Sayılması mümkün olmayan saçma sapan ırki bir kafatası ölçümünden bahsetmediğinizi düşünüyorum, yani teklifiniz ‘siyasal inançlarımızın’ oylaması

Eee siyasal seçimler de her dört beş yılda yapıldığına göre, sizin yeni ve cesur teklifinizi biraz daha açmanız gerekiyor, sallayıp kaçmak yok, eskiler kuru sıkı sallayıp kaçanların arkasından dalga geçerek ‘yalanları kubbesiz bıraktın’ der, bu etnik piyasada iş bulmak istiyorsan yalanlarının hepsine birer ‘kubbe’, tartışmada sıkışırsan ekranlarda şahit olduğumuz gibi kubbelerine de ayrı ayrı ‘alemler’ takmalısınız, gerçi horoz ibiği gibi kızarmış şişmiş yalandan uzamış burnunuzu da taksanız, bizler şebeğiz, yeriz…

Sayın İshak Efendi, keşke ‘etnik çatışmalar’ üzerine birazcık okumuş olsaydınız şunu öğrenmiş olurdunuz: Dünyada hiçbir ülkede etnik tartışmanın barışçıl bir çözümü olmamıştır ve dünyada etnik siyasetin bütün şekilleri ‘iç savaşa’ sürüklenmiştir.

Aydınlarımız gece gündüz teravih namazı gibi devletten CHP’den çözüm isteyip duruyor, kendileri söylesin bir çözüm, yeryüzü topraklarında etnik tartışmanın iç savaştan başka çözümü olmuş mu, bu kanlı bir çarşaftır her gelenin altına sermeyin, her konuşmanızda her yazınızda bu kanlı çarşafı demokrasi gibi yastıklara sarma oyunundan vazgeçin..

Ve Kafkasya ve Orta-Doğu ve Balkanlar coğrafyasının sınırları ‘hayvanat bahçesi’ne döndürülmüştür, kara kaşlılar bu tarafa tavşanlar diğer kafese..
İnsan sosyal bir varlıktır, başkalarıyla evlenir tanımadığı insanlarla yakınlaşır sosyalleşir ve etnik tartışma siyaseti, beğenmediğiniz ulus devletleri hayvanat bahçesi kafeslerine çoktan döndürmüştür..

İshak Efendi, Bosna ortadan ikiye ayrılmıştır, Lefkoşe iki ayrı şehirdir, Beyrut ortadan ikiye ayrılmıştır Kerkük artık iki ayrı bölgedir ve Batum, Tiflis topyekün bir etnik kazımayla yüzbinlerin ölümü ve şehri terk etmesine şahit olmuştur.

Etnik siyaseti kabul ettiğiniz takdirde gideceğiniz tek yer iç savaş ve gidilen tek yer birkaç bölgeye ayrılmış şehirler, yani üç parça Siirt, dört parça Diyarbakır..

Sayın İshak Efendi, İsrail kendisinin olmayan Filistin toprağını tepeden bombalarla elli yıldır aralıksız öldürüyor, İshak Efendi, Çin, kendisinin olmayan Sincan’a elli yıldır kan kusturuyor, İshak Efendi, Rusya kendisinin olmayan Çeçenistan’ı daha on yıl önce iki ayrı savaşta yüzbinleri öldürerek sindirdi..

İshak Efendi çok hevesliyseniz siz kendinize ait olan evinizden önce bir kilim bir sandalye verin, sanırım bu şefkaniz hiçbir öksüzü doyurmaz, kendi evinizi de pekala verebilirsiniz.. Kaşınmak isteyen insanın hiç değilse tırnakları olmalı, sizi coşturan ‘malın çok yağlı’ olması..

Evet, ‘etnik tartışma’ yağlı bir maldır, mesela etnik tartışmaya taraf değilseniz NTV’de sizi kimse konuşturmaz ve ‘etnik meseleyi’ her gün kaleme almazsanız sizi ‘ırkçı, faşist’ yaparlar.

Bu da medyada bir türlü yer bulamayanlar için çok büyük acı verici ölümcül bir durumdur, etnik tartışmadan söz edin, medyada baş köşeye oturturlar sizi..

Şöyle bir bakının Türkiye’nin şöhretli kalemleri ve işadamlarına, baş köşelere kimler oturtulmuş, edebiyatçısından siyasetçisine yazarına, durmaksızın ‘etnik tartışmayı’ bu ülkeye dayatanlar..

Keşke yumurtalarınızın bir tek tanesinin içinde ‘sarısı’ da olsa biz de ciddiye alsak, yeter be, bu ne iştah, kan gördükçe ekmek bandırmaktan usanmadınız..

Hani Nazım Hikmet’in ünlü şiiridir Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan..

Küçük beyinlerinizle bu kısrağa ‘eyer’ değil ‘semer’ giydirmeye çalışıyorsunuz, ne zaman anlayacaksınız, o semerleri batılılar etnik tartışmayı hepinize öğreterek sizlerin sırtına taktığını ve şimdi de bu eşekleri tepe tepe kullandığını..

Bir de üstüne patronsunuz, ben ne desem bunlar zengin düşmanı diyeceksiniz, bir de soyadınız Alaton, ne desem bunlar anti semitist diye suçlayacaksanız..

‘Dengimle tartılacak bir adam yok karşımda’, burda keselim lafı..


Nihat GENÇ - 9 Nisan 2011, Odatv.com
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: İshak Alaton:"Öcalan'a ev hapsine hazır olun,Kürdistan referanduma sunulmalı"

İletigönderen Feza Tiryaki » Cmt Nis 09, 2011 15:53

Öğreniyorum- İğreniyorum

„...ğreniyorum...Öğreniyorum... başına“Ö“ gelince mükemmel olan bu kelime başına „İ“
gelince hiç çekilmiyor...Bir harf nelere kadir...“


Yukarıda yazdığım bölümü bir paylaşım sitesinden aldım. Çok hoşuma gitti bu inceleme..
Hemen bu yazıda adı geçen kişi için uygulamak istedim. Bu adın başına yazdım ve dediklerinden iğrendim!
Bu çok zengin mi zengin adam, Türkiye Cumhuriyeti'nin büyütüp adam ettiği vatanını her nimetinden faydalanmış azınlık vatandaşı azgınlaşmış…Ortam uygun ya…Sen de bir pislik yap…. değil mi ama?
Mardin -Urfa- Sivas'a kadar bunların ırkına vaadedilmiş ya...Biz de onları vatandaş sanalım...Gerçi azınlık olmayan da kimler kimler gördük, böyle yediği kaba pisleyen....Adamdaki cürete bakınız...Vicdansızlığa, densizliğe bakınız! Parayı Türk'ten kazandı! Parsayı Kürt devleti numarasına Yahudi devletine yedirecek!
Kullanıcı küçük betizi
Feza Tiryaki
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 864
Kayıt: Sal Kas 09, 2010 14:12

Re: İshak Alaton:"Öcalan'a ev hapsine hazır olun,Kürdistan referanduma sunulmalı"

İletigönderen Ram » Cmt Nis 09, 2011 17:14

Mevzuubahs olan; millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız¿? meselesi değildir. Mesele, zaten emrivâki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, behemehâl, olacaktır. Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usûlü dairesinde ifade olunacaktır.

Fakat ihtimâl, bazı kafalar kesilecektir!
Kullanıcı küçük betizi
Ram
Zûlme Karşı İsyan!
 
İletiler: 8167
Kayıt: Sal Şub 20, 2007 1:06
Konum: Aç haritaya bak!

Re: İshak Alaton:"Öcalan'a ev hapsine hazır olun,Kürdistan referanduma sunulmalı"

İletigönderen Oğuz Kağan » Sal Nis 12, 2011 11:34

AKP'nin iki fedaisi: Alaton-Öcalan

Geçen hafta Türkiye’nin geleceği için çok önemli iki olay gerçekleşti. Bu iki olay, eğer AKP Haziran 2011 seçimlerinde yine “Tek Başına” iktidara gelirse olacakları çok iyi gösteriyor, anlatıyor. Tabii ki görmek ve anlamak isteyenlere. İzninizle ben anlatayım da, sonra kimse “Biz bilmiyorduk” demesin.

1) Terör Örgütü PKK’nın önderi Öcalan’ın avukatları ile yaptığı haftalık olağan görüşmesinin (adam ağırlaştırılmış ömür boyu hapse mahkum olmuş katil değil de, sanki Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı ile haftalık olağan görüşmesini yapıyor!..) sonuçları Fırat Haber Ajansında yayımlandı. Öcalan 3 mesaj veriyor;

* Türk Halkına; “Devletle görüşüyorum, bu bilinmelidir. Burada yürüttüğümüz görüşmelerle Kürt sorununun “Demokratik Anayasal” çözümünü amaçlıyoruz. Türk halkı şunu iyi bilmeli, demokratik anayasal çözümün gelişmesi demek, şiddet ortamının ortadan kalkması ve demokratik birlik- bütünlüğün sağlanması demektir. Demokratik çözüm gelmezse herkes kaybeder. Türk halkı bu tehlikeleri görmeli, tarihi rolünü oynamalıdır.” (Türk Milletini tehdit ediyor)

* Devlete; “Devlete de seslenmek istiyorum. Yürütülen görüşmelerin tarihi sonuçları olabilir. Demokratik anayasal çözüme şans verilmelidir. Çünkü bu onların da son şansıdır. Bu yönde irade göstermesi, demokratik geleceğin inşası demektir. Demokratik anayasal çözüm gelişmezse kendiliğinden “topyekün savaş” dönemi başlar. Kızılca kıyamet kopar. O zaman, sözün bittiği zamandır.” (Uyuşturucu Baronu Öcalan’ın T.C Devletini tehdit ettiği gün, Diyarbakır-Ergani’de, Devletimizin, Milletimizin, Birliğimizin onuru olan şanlı bayrağımızı BDP Milletvekilleri ile beraber, gönderlerden indirdiler, parçaladılar, çiğnediler yerine PKK paçavrasını astılar. Bir kişi bile gözaltına alınmadı !..)

Kürtlere; “Burada ateşkesi sağlamıyorum. Anayasal demokratik çözümü zorluyorum. Burada yaptığım görüşmeler beni bağlar. Yaptığım bu görüşmelerle BDP ve Kandille de diyalog zeminini açıyorum, kendi cephelerinde sorunun çözümü için çalışırlar.” (Yani T.C Devletine, benden sonra BDP ve Kandil’le de görüşeceksiniz, diyor)

2) Hayata kaynak işçiliği ile başlayan, bu aziz Devlet ve Türk Milletinin kendisine sunduğu imkanlarla şu an 6000 kişinin çalıştığı bir holdinge sahip olan 84 yaşındaki İshak Alaton’un konuşmaları.

Önce, “İnsanın mutluluğu, devletin bölünmesinden daha önemlidir” diyen Cem Boyner’e destek verdi, Tüsiad’dan ayrılıp Müsiad’a geçeceği söylendi, sonra da Leyla Zana ile birlikte katıldığı konferansta, Kürtlerin Türkiye’den ayrılıp ayrılmayacaklarının “araştırma” ve “oylamalarla” belirlenmesini çeşitli örneklerle istedi. Daha sonra PKK Terör Örgütünün başı olan Öcalan’ın “Ev Hapsi” konumuna geçirilebileceğini söyledi ve konuşmasını Kürtçe yapan Leyla Zana’yı öptü.

Şimdi bu iki yoldaşın konuşmalarında ki “İhanet kırıntılarına” ve saçmalıklarına cevap verelim ve sonra ikisinin neden böyle davrandıklarını söyleyelim;

* Artık Başbakan Erdoğan’ın emri ve izniyle Öcalan ile görüşüldüğü tüm gerçekliğiyle ortaya çıktı. Başbakan’ın; “Hangi şerefsizler, bizim Öcalan’la görüştüğümüzü söylüyor?” dediği kişilerin doğru söyledikleri, Öcalan’la görüşme şerefinin Eşbaşkan Erdoğan’ın alnına madalya olarak takıldığı görüldü!...

* AKP Hükümeti ve Öcalan arasındaki görüşmeler sonucunda; Haziran seçimlerine kadar terörün durması, AKP’nin desteklenmesi, tek başına iktidara gelmesi, kamuoyunun yavaş yavaş bölünmeye alıştırılması ve seçimlerden sonra yapılacak Anayasa değişiklikleriyle, iki dilli, iki bayraklı, iki devletli bir federatif yapıya geçilmesinin hazırlıklarına başlanmasına karar verildi.

* Türk Halkını korkutma ve alıştırma hazırlığından olmak üzere, “Sivil İtaatsizlik” adı altında kalkışma provaları başladı. Artık Türk Bayrakları yırtılıyor, çiğneniyor, Polisler tokatlanıyor, linç ediliyor, mahkeme kararları açıkça ve basın önünde parçalanıyor, Türkçe konuşmak yasaklanıyor, Devletin gönderdiği din görevlileri tanınmıyor ve PKK’lı imamların arkasında namaz kılınıyor. İlköğretimde okunan “Andımız” tanınmıyor. Tüm bunlar olurken AKP Hükümeti yalnızca seyrediyor!..

AKP Hükümeti; Türk Silahlı Kuvvetlerinin şerefli mensupları,gazeteciler, basılmamış kitaplar, aydınlar ve bilim adamlarıyla cemaatin polisleri vasıtasıyla uğraşıyor. Yalan yanlış belgelerle, “sehven” yapılan hatalarla adalet yanıltılarak insanlara zulmediliyor, özgürlükleri ellerinden alınıyor…

* Kürt kökenli vatandaşlarımızın Türkiye’den ayrılmak isteyip istemediklerini öğrenmek için referandum yapalım diyen AKP’nin fedaisine şunu soralım; Her yapılan seçimde, PKK’nın siyasi kanadı olan partilerin aldıkları oy oranı %5- %6 arasındadır. Neyin oylamasını, neyin araştırmasını yapacaksınız?

* Diyelim ki oylama yaptık, kime oy kullandıracağız? Örneğin benim yeğenim, Mardinli Kürt kökenli bir kişi ile evli. Çocuklarıyla birlikte çok mutlular. Bu aileden kimler oy kullanacak? Hangi bölgelerde oylama yapacağız? Anası Türk olan ve Kürtçe konuşmasını bilmeyen Öcalan oy kullanacak mı? Dünyada, birbiriyle en çok karışmış, çeşitli medeniyetlere beşiklik etmiş bir coğrafyada yaşıyoruz. Kimi, kimden nasıl ayıracağız?

* Bölünmeye örnek olarak Kanada-Quebec örneği veriliyor, ama Quebec’in bir koloni olduğu ve orada batılı yerleşimcilerin bir kavgası olduğu saklanıyor.

Ayrı dil konusunda ise Belçika örnek veriliyor, ama Belçikaca diye bir dil olmadığı, Belçika’nın tampon bir devlet olduğu konusundan bahsedilmiyor…

Şimdi gelelim AKP’nin iki fedaisinin neden böyle davrandıklarına;

Abdullah Öcalan’ın yakalandığı anki sünepe ve korkudan titreyen halini hepiniz hatırlarsınız.

Ne diyordu 40 bin kişinin katili o zaman; “Benim anam da Türk, bırakın ben de Türk Devletine hizmet edeyim.” Bu kişi şimdi Türk Devletine ve Türk Milletine kafa tutabiliyor ve “kızılca kıyamet koparmakla” tehdit edebiliyor. Bu kişi zaten hem bu dünyasını hem de ahretini kaybetmiş durumda. Bu alemde binlerce Gazi, öteki alemde binlerce şehit onu bekliyor.

Diğer kart fedai’ye gelince;

Bunamadığına göre böyle davranmasının iki nedeni olabilir;

* Büyük olasılıkla kendisi “Kürt Yahudilerindendir.” Bunlara Mizrahi denir. Mizrah, İbranicede “Doğu” demektir. İsrail de 150.000 kadar Mizrahi vardır ve bunlar kesinlikle üst düzey bürokrat yapılmazlar. Barzani ailesinin de bunlardan olduğu tarihi bir gerçektir. İptal edilen Galataport ihalesini alan Sami Ofer’de Mizrahi’dir. Kuzey Irak’ta açtığı ve Kuzey Irak’ın Merkez Bankası gibi çalışan bankasının adı da Mizrahi Bank’tır.

Seçimlerden sonra yapılacak Galataport ihalesini Ofer’le birlikte Alaton alırsa hiç şaşırmayacağım..

* İkinci neden şu olabilir; İsrail’in, tarihin ilk çağlarından beri düşlediği ve Ülkemizin doğu ve güneydoğusunu da içine alan bir “Büyük İsrail” projesi vardır. Gelişen dünyayı anlayamayan ve Türkiye-İsrail dostluğunu bozmak isteyenler bu projeyi zaman zaman ısıtırlar. ABD’deki evangelistlere göre, Büyük Ortadoğu Projesinin arka planında bu olay vardır. Barzani’nin peşmergelerinin İsrailli emekli askerlerce eğitilmesi, İsrail’in Irak’ın bölünerek Kürdistan’ın kurulmasını desteklemesi, Kuzey Irak gibi küçük bir bölgeye dünyanın 7. Büyük Havaalanının yapılması hep bu projenin ayaklarıdır. Türkiye’nin Güneydoğusu ve doğusunun bir kısmının bölünerek, önce “Bağımsızlığa” kavuşması sonra da Barzani ile birleşmesi “Büyük İsrail” projesinin en önemli etaplarındandır.

Soru 1: İshak Alaton, İsrail’in herhangi bir üniversitesinde; “Filistin Devletini tanıyalım, işgal ettiğimiz Batı Şeria’dan ve Gazze’den çekilelim” diyebilir mi? Cesaret edip derse, konferansını bitirebilir mi? O konferansta bir Hamas militanı ile öpüşüp, yan yana oturabilir mi?

Soru 2: Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhuriyet Savcıları, Lâik Sosyal Hukuk Devletinin , Ulus Devletin Cumhuriyetinin Savcıları, Güvenlik güçleri, Milli İstihbarat Teşkilâtı sorumluları, bu olaylar sizi ilgilendirmez mi? Dünyanın hangi demokratik ülkesinde o ülkenin bölünmesine yol açacak faaliyetlere izin verilir? Tarih bilginize ne oldu? Vicdanınız titremiyor mu, içiniz acımıyor mu? Nasıl maaş alabiliyorsunuz?...

AKP yetkilileri, bu iki kişinin beyanlarıyla ilgili niçin tek kelime etmezler, acaba onlar gibi düşünüyor olabilirler mi? Yoksa şimdilik fedailerini konuşturup, ortamın oluşmasını mı bekliyorlar?

Biz ülkemize musallat olan bu vampirlerin gerçek yüzlerini ortaya çıkarmaya devam edeceğiz.

Peki sizler, tüm bu olaylara rağmen AKP’ye oy vermeye devam edecek misiniz?


Rifat SERDAROĞLU - 9 Nisan 2011, Ege'de Son Söz
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12355
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: İshak Alaton:"Öcalan'a ev hapsine hazır olun,Kürdistan referanduma sunulmalı"

İletigönderen Başkomutan » Prş Haz 14, 2012 23:05

YÜZ YILIN TEZGAHI

Türkiye Cumhuriyeti’ne bölünme tehdidiyle özerklik dayatıyorlar

Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana’dan, “ölümü gösterip sıtmaya razı etme” taktiği: Birleşik

Kürdistan’dan vazgeçtik. Öcalan’a ev hapsi, Kürtlüğe anayasal güvence talep ediyoruz...

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nce “terör örgütü üyeliği”nden 10 yıl hapis cezasına çarptırılan Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana, yeniden sahnede. Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu ve Ankara Temsilcisi Metehan Demir tarafından ağırlanan Zana, bir yandan Başbakan Tayyip Erdoğan’ı överken, diğer yandan üniter yapıyı dinamitleyecek “özerklik” için “bölücü” taleplerini sıraladı...

Tek muhatabınız PKK’dır

Kürtlerİ bölme planlarının yapıldığını ileri süren ve bu modelin Filistin’de denendiğini ama başarılı olmadığını anlatan Zana, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne tek muhatap olarak bölücü terör örgütü PKK’yı adres gösterdi.

Özerklik talebimiz masada

Polisin yürüttüğü KCK operasyonlarından rahatsızlık duyduğunu söyleyen Zana, terör örgütünün, “özerklik” talebiyle birlikte “Birleşik Kürdistan” fikrinden vazgeçtiğini iddia ederek bu yönden adımlar atılmasını istedi.

Öcalan temasta bulunsun

Kürtler için “anayasal garanti” isteyen Zana’nın en dikkat çekici talebi şu oldu: Öcalan bazı kesimlerle temas edebileceği ev hapsine alınabilir. Bu cesarete sahip Başbakan’ın bu adımı atması, ülkede mevcut iklimi değiştirir.

Hürriyet logosunu değiştirsin

Zana, ağzındaki baklayı çanak röportajın sonunda çıkardı: Hürriyet kendine yakışan bir şekilde Hürriyetçi bir mantıkla logosunu artık değiştirmeli ve “Türkiye Türklerindir” yerine “Türkiye Türkiyelilerindir” deme büyüklüğünü göstermeli.

Akıl hocası İshak Alaton

“Parlamento uzlaşsın. Toplumu Öcalan’ın ev hapsine hazırlayın”


Leyla Zana’nın yeniden masaya sürdüğü PKK talepleri, İshak Alaton tarafından 7 Nisan 2011’de gündeme taşınmıştı. Bilgi Üniversitesi’ndeki “Barışı Kurmak Girişimi” adlı konferansa Zana ile birlikte katılan Alaton şunları söyledi:

- Irak’taki Kürt topraklarında federal bir Kürt devleti kuruldu. Bugün yapacağımız hareket, Güneydoğu’daki etkilerine bakmak olmalıdır.

- Tek başına hükümet iradesiyle değil, ulusal uzlaşmayla Öcalan’ın durumu netleştirilsin. Kürtleri teskin edecekse Öcalan ev hapsi konumuna da geçirilebilir.

- Parlamentonun toplumu bu fikre hazırlayacak, toplumsal zemini hazırlaması gerekiyor. Bu, toplumsal bir hazırlık icap ediyor.


Karayılan: Oslo’da çözüme yakındık!

Gazeteci Avni Özgürel’e konuşan Kandil’deki hain yuvasının lideri terörist Murat Karayılan, AKP iktidarının yürüttüğü Oslo görüşmelerinde çözüme çok yaklaşıldığını açıkladı. Görüşmelerin kesilmesini “Aramıza bir güç girdi” diyerek yorumlayan Karayılan, tıpkı Leyla Zana gibi, özerkliği ima ederek teröristbaşı Öcalan’ın Türk-Kürt birliğini savunduğunu iddia etti.

Bebek katili canavar sessizliğe gömüldü

Yönettiği canavarlarla birlikte binlerce kişiyi vahşice katleden teröristbaşı Abdullah Öcalan, kundaktaki bebekleri bile kurşunlatmaktan çekinmedi. İmralı’da tutulan canavar ruhlu teröristin bir süredir sesi soluğu çıkmıyor.

Apo’yu kurtarma kampanyası

Özkök: MİT istedi biz yaptık

Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök, 16 Ağustos 1996’da MİT’te kendilerine verilen brifingi şöyle anlatıyor: Brifingi veren Milli İstihbarat Teşkilatı’ydı. O gece, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bizden resmen “Öcalan’ın asılmaması için kamuoyu oluşturmamızı istedi”. Evet, devletimiz istedi. Ve biz de yaptık...

Bölünme tehdidiyle dönüştürme operasyonu

“Birleşik Kürdistan’dan vazgeçtik” diyen Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana, aba altından da
sopa göstererek “Öcalan’a ev hapsi, Kürt kimliğine anasayal güvence verin, yoksa bölünürüz” dedi.

Haber : Ahmet Demiröz

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 25 Mayıs’ta “terör örgütü üyeliği”nden 10 yıl hapis cezasına çarptırılan Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana, Türkiye Cumhuriyeti’ni bölünme tehdidiyle dönüştürmek isteyen operasyonun sözcülüğünü yaptı. Zana, hakkındaki hapis cezası nedeniyle Avrupa Birliği’nden aldığı desteğin ardından dün de Hürriyet gazetesinde yayımlanan 2 tam sayfa röportajda Kürt sorununun çözümüyle ilgili görüşlerini açıkladı. Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu ve Ankara Temsilcisi Metehan Demir’in konuğu olan Zana, bir taraftan Başbakan Erdoğan’a övgüler yağdırırken diğer taraftan da Türkiye’nin üniter yapısını dinamitleyecek özerklikle ilgili bölücü taleplerini sıraladı. “Birleşik Kürdistan’dan vazgeçtik” diyen Zana, aba altından sopa göstermeyi de ihmal etmedi. Bebek katili Öcalan’a ev hapsi, Kürt kimliğine anayasal güvence isteyen Zana, “Bunları yapmazsanız, bölünme kaçınılmaz olur” dedi. Zana’nın Hürriyet’te yer alan bölücü talepleri şöyle:

“Bölmek çözüm değil”

“2004’te devlet tarafından uygulanan Kürtleri böl-yönet mantığı hâkimdi. Tahminimce Filistin modeli örnek alınmıştı. Bölünerek hareketin zayıflayacağını, hatta yok olacağını düşünen bazı çevreler büyük bir yanılgıyla karşılaştılar. Çünkü taban birdi. Haklı talepler birdi. Çekilen acılar birdi. Bu şartlar altında bir bölünme olmadığı gibi daha da güçlenen bir hareketle karşılaşıldı. Kürtlerin bölünmesinin kime ne fayda sağlayacağını da yakın dönemdeki örneklere bakarak anlamak mümkün. Bakın Filistin davasında bölünme yaşandı. Filistin Kurtuluş Örgütü’nden (FKÖ) HAMAS’a, El Fetih’e dek birçok yapı ortaya çıktı. Bu da birbirinden farklı talepleri savunan, bağımsız yeni sorun merkezleri ve aktörler olarak karşımıza çıktı ve sorun 50 yıl geriye gitti. O nedenle bölmek çözüm değil. Tek parçalı düşünülmeli. Aynı şekilde devlet de bu işi eğer çözme kararlılığı gösterecekse ortak bakış açısını sürekli kılmalı. Yani sadece karşı tarafı bölme değil kendisinin de bölünmemesi, tüm kurumlarıyla, politikalarıyla kararlı tek bir duruş sergilemesi şart. Buna herkes, her şey dahil.” ,

Kürt kimliğine güvence

“Bunu hepimiz açıkça söyleyelim ve kabul edelim. Bu işi isterse en güçlü durdurur. O güçlü kimdir, şimdiki hükümettir. O hükümetin başı Tayyip Erdoğan’dır. Tarihin en güçlü hükümetinin başındaki isim isterse o iradeyi gösterir, buna gücü yeter ve bu sorunu da çözer. Ben onun bu işi çözeceğine inanıyorum.
Tabii ki Başbakan’la görüşmek isterim. Bence ayda bir toplumun bu iş üzerine düşünen insanlarına kapısını açabilmeli. Evet ben Leyla Zana olursam bu görüşme daha heyecan yaratır. Bir kere terör ve Kürtler ifadesi bir arada anılmamalı. Bu herkesi biz terörist değiliz şeklinde tepkiye sevk ediyor. İkincisi, Kürt kimliği anayasal güvenceye alınmalı. Üçüncüsü, Kürt çocukları asimilasyondan çok mustarip. Bu nedenle eğitim hakkı verilmeli. Başbakan asimilasyon yok diyor. Ama anaokulunda bile var. Bölgeye gidin, köylere bile anaokulu gelmiş. Ama eğitim Türkçe. Anneden kültürü öğrenmesi gereken çağda çocuğa Türkçe öğretiliyor, atomize ediliyor. Kim kendini ifade ettiyse, isyan ettiyse kendini içeride buldu. Benim tanıdığım onlarca insan var KCK’lı değiller ama içerideler.”

Öcalan merkez olsun

“Başbakan’da bu cesaret var. Mesela Öcalan İmralı’dan alınıp bazı kesimlerle temas edebileceği bir ev hapsine alınabilir. Türkiye Mandela’nın Güney Afrika’sı gibi olmasın. Öcalan’ın böyle bir ev hapsine taşınması, Başbakan’ın bu cesarete sahip bir kişi olarak bu adımı atması, inanın yüzde 80 ülkede mevcut iklimi değiştirir. Burada Öcalan’ın Türkiye’nin dinamiklerini anlaması için sadece kendi bildiklerini söylemesi değil, gelenleri de dinleyip bir sentez oluşturması önemli. 5 yıl daha niye bekleyelim? Bakın çocuklarımız ölüyor. Sayın Celal Talabani ve Mesut Barzani çok önemli isimlerdir. Ama Türkiye, bir çözüm iradesi, somut bir plan ortaya koyarsa iki isim de Türkiye’nin peşinden gelecektir.”

Akıl hocası iş adamı Alaton

Bilgi Üniversitesi’nde 5-11 Nisan 2011 tarihleri arasında düzenlenen “Barışı Kurmak” konferansının dördüncü gününde Leyla Zana ile katılan ünlü iş adamı İshak Alaton tartışılacak önerilerde bulunmuştu. Eskiden Kürdistan kelimesini kullanmanın mümkün olmadığını söyleyen Alaton, bugün gelinen noktada bölge insanının Türkiye’den ayrılıp ayrılmama konusundaki tercihinin sosyal araştırmalarla tespit edilmesi gerektiğini ifade etmişti. Alaton’un bölücülere referans olan talepleri şöyleydi: “Ayrılıp ayrılmamayı bölge insanına sormak lazım. Eğer bir taraf, barış derken diğer taraf onu elleri tetikte tutmak olarak algılıyorsa, mevcut olandan da daha tehlikeli bir duruma işaret ediliyor.

Irak’taki kürt topraklarında federal bir Kürt devleti kuruldu. Bugün yapacağımız hareket, Irak Kürdistanı’ndaki kalkınma hamlesinin Güneydoğu’daki etkilerine bakmak olmalıdır. Bu etki kaçınılmaz. Seçim barajı düşürülmeli, bölge insanı Meclis’te temsil edilmeli. Kürtleri teskin edecekse Öcalan ev hapsi konumuna da geçirilebilir. Parlamentonun toplumu bu fikre hazırlayacak, toplumsal zemini hazırlaması gerekiyor. Bu toplumsal bir hazırlık icab ediyor.”

AB hep Zana’nın yanındaydı

Leyla Zana ve arkadaşları DEP’le SHP arasındaki işbirliği neticesinde 1991 seçimlerinde SHP listelerinden Meclis’e girmişti. Zana’nın Kürtçe yemini, Hatip Dicle’nin “Baskı altında yemin ettim” sözleri üzerine açılan soruşturma sonucunda dokunulmazlıkları kaldırılan Leyla Zana, Hatip Dicle, Selim Sadak ve Orhan Doğan, 6 Mart 1994’te Meclis’ten gözaltına alınmıştı. 8 Aralık 1994’te de 4 DEP’li “PKK üyesi oldukları gerekçesiyle” 15 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. 17 Temmuz 2001’de AİHM, eski DEP’lilerin “adil yargılanmadığına” karar verince yeni bir süreç başlamış oldu. Yeniden yapılan yargılama sonunda 21 Nisan 2004’te ikinci kez 15’er yıl hapse mahkum oldular.

Yargıtay’ın bozma kararının ardından Yargıtay 9. Ceza Dairesi, eski DEP’lilerin tahliye talebini kabul etti. 9 Haziran 2004’te, 9.5 yıldır Ulucanlar Cezaevi’nde yatan Leyla Zana, Hatip Dicle, Selim Sadak ve Orhan Doğan tahliye oldu. Zana’nın DEHAP Genel Merkezi’nde yaptığı açıklama ise Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sık sık dile getirdiği sözlerle örtüşüyordu. Zana, “Bu coğrafyada el ele tutuşarak Kürdü ile Türkü ile Çerkezi ile Lazı ile bulaşabileceğine inanıyorum. Türkiye içsel sorunlarını çözerse bölgenin yıldızı haline gelecektir. Gün dargınlıkların, kızgınlıkların, acıları körüklemenin günü değildir. Gün daha çok bütünleşmenin, ön yargılardan uzak, kardeşlik duygularıyla 21’inci yüzyılın evrensel değerleriyle buluşma günüdür” diye konuşmuştu. Tahliye kararlarına AB’den alkış gecikmedi. AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu yetkilisi Günter Verheugen: Bu karar, iki yıldan bu yana devam eden siyasi reformların uygulanmasının bir işaretidir. Komisyon olarak davanın önümüzdeki duruşmalarının da aynı yönde sonuçlanacağı inancındayız.

Bir destek de Gül’den

Dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, tahliye olan eski DEP’lileri konutunda kabul etti. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ABD’de olması nedeniyle Gül’ün Başbakan Vekili sıfatıyla da, Leyla Zana, Hatip Dicle, Selim Sadak ve Orhan Doğan ile yaptığı görüşme 45 dakika sürdü. “Yeni dönemde herkes üzerine düşeni yapmalı” diyen Gül’e eski DEP’liler de barış mesajıyla karşılık vermişti. verdi...

1999’da politikamız değişti

Leyla Zana, 1999’da Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesinden sonra büyük fırsatlar yakalandığını belirterek şunları söyledi: “Bağımsız Birleşik Kürdistan mücadelesi yerine Türkiye ile birleşik yaşam politikası hâkim oldu. Hatta bu da o dönemdeki dalgalanmaları beraberinde getirdi. O dönemden bu yana bu anlayış farklılığını görüyoruz. Benim bakış açım şöyle. Bence PKK da bugün bunu böyle anlamalı. Ak Parti’deki Kürt milletvekilleri duyguda Kürt, düşüncede Kürt değildir. BDP’dekiler ise düşüncede Kürt, duyguda değil. İkisi de olaya yarım yarım bakıyor. Yani düşüncede Kürt değil demekle Ak Parti milletvekilleri Kürtlerin geleceğine dair bir şey beslemiyor, düşünmüyor. BDP’liler ise geleceği düşünüyor ama Kürtlerin duygusuna uzak olduğu için çok mekanik kalıyor.” Zana, KCK operasyonlarından rahatsızlığını da “KCK deyip duruyorlar. Bu işin hikâye kısmı. Kim kendini ifade ettiyse, isyan ettiyse kendini içeride buldu. Benim tanıdığım onlarca insan var KCK’lı değiller ama içerideler” diyerek dile getirdi.

Ev sahibine de talimat

Ev sahibi Hürriyet’e de talimat veren Zana, “Hürriyet kendine yakışan bir şekilde Hürriyetçi bir mantıkla logosunu artık değiştirmeli ve ”Türkiye Türklerindir“ yerine ”Türkiye Türkiyelilerindir“ deme büyüklüğünü göstermeli. Bir kere Kürt sorunu sözünü şiddetle reddediyorum. Ortada bir hak talebi meselesi vardır” ifadesini kullandı.

Bölgede çok partili siyaset

Zaman gazetesinin haftalık eki Aksiyon’da 11 Haziran’da yayımlanan analizde Güneydoğu’da çok partili siyaset döneminin başladığı ifade edildi. “Güneydoğu’da birçok grup yeni bir oluşumla siyasete atılmak istiyor. Bir yandan da gözler Ankara’dan gelecek işarete bakıyor.

’Gri Kürtler’artık Kürt siyasetinin dengesini değiştirmek istiyor” denilen analizde Hizbullah’ın avukatı etiketini taşıyan Sıdkı Zilan’ın Azadi İnisiyatif Partisi’ni kurduğu belirtiliyor. Hizbullah’ın da Mustazaf-Der olarak faaliyetlerini sürdüreceği belirtilen yazıda, KADEP’in yanı sıra Kemal Burkay ile yeni bir hava kazanan Hak-Par’ın bölgedeki etkinliği anlatılıyor.

MİT istedi ve biz de yaptık

Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök, 28 Nisan’da yayımlanan yazısında, MİT’in gazete yöneticilerine Apo’nun asılmaması yönünde kamuoyu oluşturma talimatı verdiğini açıkladı. Özkök, “...Brifingi veren Milli İstihbarat Teşkilatı’ydı.

Konuşmayı bizzat MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun yapmıştı... O gece, ”Türkiye Cumhuriyeti Devleti“, bizden resmen ”Öcalan’ın asılmaması için kamuoyu oluşturmamızı istedi. Evet, devletimiz istedi. Ve biz de yaptık...“ ifadelerini kullandı.

Birlikteliğin teorisyeni Abdullah Öcalan

Radikal Gazetesi yazarı Avni Özgürel’in, Kandil’de Murat Karayılan ile yaptığı söyleşi yayınlandı. Oslo sürecini birinci elden takip ettiğini ifade eden Karayılan, “Çözüme çok yaklaşmıştık” dedi. Çözüm konusunda Abdullah Öcalan’ın önemine dikkat çeken Karayılan, “Mesela Başkan Apo’nun önemi şu: Başkan Apo ilk kez bir Kürt lider olarak Türk-Kürt birlikteliğinin teorisini ortaya atmıştır. Yani bunu taktik olarak değil, bunu teorileştirmiştir. Bir de şu var. Devlet eğer zamanında o asimilasyonu gerçekten başarsaydı o giderdi. Mesela şimdi bazı halklar için, örneğin Lazlar için, kimse bir şey demez, artık geçmiş. Boşnaklar için kimse bir şey demez. O insanlar da artık kendilerini Türk olarak görüyor. Ama Kürt toplumu öyle değil” diye konuştu.

YENİÇAĞ, 14 Haziran 2012
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Re: İshak Alaton:"Öcalan'a ev hapsine hazır olun,Kürdistan referanduma sunulmalı"

İletigönderen Başkomutan » Pzr Haz 17, 2012 23:15

YÜZ YILIN TEZGAHI

Bağımsız Milletvekili Leyla Zana’nın ‘güdümlü’ çıkışına Başbakan Erdoğan’dan yanıt geldi: Böyle bir talebi olursa kendisiyle görüşürüm tabii...

Müzakereler hızlanıyor mu

Oslo sürecinin deşifre olmasıyla kesintiye uğramış gibi görünen müzakereler, ABD’li yetkililerle görüşmesinden 3 gün sonra “Bu işi çözerse Erdoğan çözer” çıkışı yapan Leyla Zana ile ivme kazanacak gibi görünüyor.
O ilginç çıkışa yanıt, Meksika ziyareti öncesi Başbakan Tayyip Erdoğan’dan geldi.

Samimiyetle bu iş çözülür

Talebi olursa Zana’yla görüşeceğini açıklayan Erdoğan şöyle konuştu: Temennim odur ki, bu açıklamalar uzun yılların tecrübesinin de ortaya koyduğu bir neticedir. BDP keşke silahı unutup, terör örgütünü unutup, parlamento çatısı altında siyasi mücadelesini sürdürse. Taraflar samimi olursa bu iş çözülür.

Şundan vazgeçtik onu, bunu isteriz!


YENİÇAĞ, 15 Haziran Cuma tarihli sayısında Türkiye Cumhuriyeti’ne bölünme tehdidiyle özerklik dayatanların, ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışanların rol aldığı senaryoyu bu başlıkla kamuoyunun dikkatine sunmuştu.

Yüzyılın tezgahında İKİNCİ PERDE

Erdoğan, talep gelmesi halinde, Zana’nın Türkiye’nin bölüneceği tehdidini savurarak sıraladığı özerklik taleplerini görüşebileceğini söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Meksika ziyareti öncesi yaptığı açıklamada, Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana ile görüşebileceğini söylemesiyle yüzyılın tezgahında ikinci perde için de düğmeye basıldı. Erdoğan, Zana ile randevu istemesi halinde görüşebileceğini ifade etti. Zana, geçen hafta Hürriyet gazetesinde Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu ve Ankara Temsilcisi Metehan Demir’le yaptığı sohbette, terör sorununun Başbakan Erdoğan tarafından çözüleceğine inandığını ifade ettikten sonra Kürt kimliğinin anayasal güvenceye alınması ve Öcalan’a ev hapsi gibi özerklik taleplerini sıralamıştı. Zana, bunların olmaması halinde ise Türkiye’nin bölüneceği tehdidini savurmuştu. Türkiye’ye bölünme tehdidiyle özerklik dayatmaya kalkan Zana’nın, Hürriyet’teki röportajdan 3 gün önce ABD’li diplomatlarla görüştüğü ve “Bağımsız Kürt devleti hayal. PKK’yı silah bırakmaya teşvik edin” mesajı aldığı ortaya çıkmıştı.

Talep gelmedi

Başbakan Erdoğan, dün yaptığı açıklamada şöyle dedi: “Leyla Zana’nın benimle görüşme noktasına gelmiş bir talebi yok. Ancak bir miletvekili olarak böyle bir talebi olursa kendisiyle görüşmekten kaçmam, bunu da açıkça söyleyeyim. Temennim odur ki bu açıklamalar uzun yılların tecrübesinin de ortaya koyduğu bir neticedir. BDP keşke silahı unutup, terör örgütünü unutup, parlamento çatısı altında siyasi mücadelesini sürdürse. Taraflar samimi olursa bu iş çözülür. Bölücü terör örgütü silah bırakmak zorundadır. Bu olmadığı sürece güvenlik güçleri silah bırakamaz. Operasyon halkın huzurunu tehdit edenlere, eli silahlı şehir eşkıyalarına karşı yapılıyor. Ne diyorlar, polis silah bırakacak, asker silah bırakacak. Polis silah taşıdığı için polis, asker silah taşıdığı için askerdir. Bununla görevli, millet askerine bunun için bedel ödüyor. Bunları birbirinden ayırmamız lazım. Umarım bunu parlamentoya girmiş olan BDP milletvekilleri ve onlara gönül veren vatandaşlarımız anlar. Bu süreci de başarılı bir şekilde atlatarak terör belasından ülkemizi kurtarırız.”

Takdir kendisinin

Erdoğan, Meksika ziyareti öncesi düzenlediği basın toplantısında “dön” çağrısı yaptığı Fethullah Gülen’in verdiği olumsuz yanıt ile ilgili soru üzerine de şunları ifade etti: “Daha önce de farklı zamanlarda ABD’ye giden ortak dost ve arkadaşlarımıza da bunu söyledik. ’Ne zaman gelmek isterlerse biz üzerimize düşeni her zaman yapmaya hazırız’dedik, ’Gurbette yaşamasını doğru bulmayız’dedik. Ama her türlü takdir kendilerine aittir.Yaptıkları açıklamaya göre şimdilik böyle bir şey düşünmüyorlar.”

“Leyla Zana’yı konuşturan AKP’nin ta kendisidir”

Anavatan Partisi Genel Başkanı İbrahim Çelebi, Leyla Zana’yı AKP’nin konuşturduğunu ileri sürdü ve “silah bırakılırsa Öcalan’a ev hapsi” uygulamasının halk isyanıyla sonuçlanacağını iddia etti. Çelebi yazılı açıklamasında, AKP hükümetinin, Kürtçe seçmeli derste karar kılması ve danışıklı bir şekilde teröristbaşı ve on binlerce şehidin katili Abdullah Öcalan’a “Pazarlıklı Ev hapsi” uygulamasını dillendirerek, kamuoyunda nabız yoklaması yaptığını öne sürdü. İktidarın terörle ve teröristle etkin mücadele etmek yerine “müzakereyi” seçtiğini öne süren Çelebi, “Y-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da bu ihanet yolunda AKP’ye ‘bastonluk’ ve ‘Tellallık’ görevini üstleniyor” iddiasında bulundu.

Ateşle oynuyorsunuz

İbrahim Çelebi yaptığı açıklamada, TBMM’yi Öcalan’a ‘ev hapsi’ konusunda uyararak “Büyük bir ateşle oynuyorsunuz. Eğer böyle bir hataya imza atarsanız, halk isyan eder ve Türkiye, Suriye’den beter olur” dedi. Layla Zana’nın ani çıkışlarının, bölücü başının manevra değişikliği taktiği olduğunu savunan Çelebi, “Bölücü başının tek derdi dışarı çıkmak. Leyla Zana’nın kim olduğunu herkes biliyor.. Kime yutturmaya çalışıyorlar.

Zana, hükümet ile İmralı arasında ki müzakerenin piyonu. Zana’nın o kadar uzun konuşması içinden Bülent Arınç ve Kılıçdaroğlu’nun sadece ‘Öcalan’a ev hapsi’ konusunu alıp, olumlu şekilde yorumlamaları düşündürücüdür” dedi. Çelebi, “Leyla Zana’yı konuşturan ve hemen akabinde ona övgüler dizen de AKP’dir. Bu bir danışıklı manevradır, Kılıçdaroğlu’da bu yol haritasında bastonluk görevini üstlenmiştir. Bülent Arınç diyor ki ‘sözlerim yanlış anlaşıldı’. Herkes yanlış anladı da Başbakan’ın ve bakan arkadaşların da mı seni sözde yalanlarken yanlış anladılar Sayın Arınç” görüşünü savundu.

YENİÇAĞ, 17 Haziran 2012
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24


Şu dizine dön: Genel - Güncel Konular

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Google [Bot] ve 3 konuk

x