“Sırlarıyla ve Mesajlarıyla Atatürk’ün Vasiyeti ve Mal Varlığı”
“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” ve “İki Mustafa Kemal var: Bir ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal...” gibi sözleriyle dünyanın gelip geçici olduğunu hiç unutmayan ve ölüm gerçeğine hep hazır olan Atatürk, henüz hiçbir hastalık belirtisinin görülmediği, sapasağlam olduğu günlerde, 1933 yılında bütün mal varlığını hazineye bırakmak istemiş, ancak Medeni Kanun’daki “mahfuz hisse” nedeniyle ...
News of Sinan MEYDAN
Anadolu’da emperyalizme karşı bir Kurtuluş Savaşı veren Atatürk -pek anlatılmasa da- eş zamanlı olarak Irak’ta ve Suriye’de de antiemperyalist hareketlerin gelişmesine destek olmuştur. Öyle ki Arap İslam dünyasında Kemalist hareketin Irak-Suriye uzantısına,
Atatürk’ün önderliğindeki Türk Bağımsızlık ve Aydınlanma Savaşı’nın “aydınlanma” kısmı en tabandan; köyden ve köylüden başlar. Atatürk’e kadar bu topraklarda köylü, maalesef yüzyıllarca ihmal edilmiş, unutulmuş, buna karşılık vergi yükü altında ezilmiş, cepheden cepheye sürülmüş; yetmemiş, aşağılanmış, topraksız, aşsız, evsiz, barksız, dahası eğitimsiz ve cahil bırakılmıştır.
Gustav Klutsis ile birlikte foto-montaj sanatının en önemli ustalarından biri olan Polonyalı Sanatçı
Kasım 1918’den itibaren Anadolu’nun ve Trakya’nın işgal edilmeye başlanması tüm vatanseverler gibi Mehmet Akif’i de derinden yaralamıştır. Akif o işgal günlerde İstanbul’da Sebilürreşad’da yayımladığı yazılarında teslimiyetçilere ve mandacılara inat halka sabır, ümit ve cesaret aşılamaya çalışmıştır. Örneğin, sansüre rağmen derginin 3 Nisan 1919 tarihli 402. sayısında yayımlanan “Bugünün Büyük Vazifesi” ve “İttihad-ı Milli” başlıklı yazılarla halka direniş çağrısı yapılmıştır.
Atatürk, 1913 yılı Temmuz sonlarında Fuat Bulca’ya, evliliğini tebrik etmek amacıyla hayli uzun bir mektup yazmıştır. Söz konusu mektubun bir bölümü aynen şöyledir:
Atatürk’ü anlamak hem zor hem kolaydır. Zordur, çünkü Atatürk bir dahidir ve dâhilerin kendilerine özgü bir düşünce sistematiği, kendilerine özgü bir yaşam matematiği vardır. İşte bu dehadan doğan “özgünlük” onu anlamayı zorlaştırır. Kolaydır, çünkü Atatürk tüm ömrünü ulusuna adamış “halkçı” bir düşün ve eylem önderi olarak hep halktan biri, hep halkla iç içedir. Bu nedenle doğrudan halka yönelik söylem ve eylemleri halkın anlayacağı sadelikte, açıklıkta ve netliktedir.
Atatürk, 1 Kasım-10 Kasım 1918 tarihleri arasında Yıldırım Orduları Komutanı sıfatıyla Adana’dan Ahmet İzzet Paşa’ya gönderdiği telgraflarda kendisine izin verildiği takdirde düşmanı (İngiliz ve Fransız kuvvetleri) Anadolu’ya sokmayacağını bildirmiştir. Ancak Ahmet İzzet Paşa, İtilaf devletleriyle ateşkes antlaşması imzalandığını belirterek hiçbir şekilde düşmana karşılık verilmemesini istemiş; düşmana ateşle ...
Atatürk’ün İnsanlık Projesi, ulusaldan evrensele uzanan bir özgürlük, bağımsızlık, kardeşlik ve barış idealidir.