Tehlike
Cumhuriyet Gazetesi / 20 Mayıs 2010
Medyada büyük bir “Kemal Kılıçdaroğlu” rüzgârı esiyor, estiriliyor. Sosyal demokrasiden nasibini almamış liboşlar ve hatta tescilli iktidar yalakaları bile “Kılıçdaroğlu” diyor başka bir şey demiyor.
Kılıçdaroğlu’nun Deniz Baykal’ın boşalttığı CHP genel başkanlığı koltuğuna oturmadan partinin oylarında “patlama” düzeyinde büyük artış sağladığı açıklanıyor. Kılıçdaroğlu’na İngiliz sömürgesi Hindistan’a bağımsızlığını kazandıran Gandi yakıştırması yapılıyor, “Gandi Kemal” deniyor.
“Gandi Kemal”, “Karaoğlan”a benzetiliyor. Kılıçdaroğlu “umudumuz” oluyor ve “eski umudumuz” Bülent Ecevit’le özdeşleştiriliyor.
Özetle medyada Kemal Kılıçdaroğlu’na ve CHP’ye bugüne dek görülmemiş bir destek gösteriliyor. Kılıçdaroğlu da toplumunun nabzını tutacak popüler demeçler veriyor; havuzlu villalarda oturmayacağını, çocuklarının zenginleşmeyeceğini açıklıyor. CHP, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’na açılsa hisse senetleri tavanı delip gökyüzüne çıkacak!
Kılıçdaroğlu henüz genel başkanlık koltuğuna oturmamış olsa da başbakan olmuş gibi muamele görüyor ve Deniz Baykal’a da cumhurbaşkanlığı uygun görülüyor!
Bütün bunlar yani medyanın desteği ve dolayısıyla kamuoyunda yaratılan beklenti bir siyasi parti için güzel şeyler. Her ne kadar bugüne dek medyanın desteğini alan bir partinin iktidara geldiği görülmemişse de reklamın ve propagandanın iyisi kötüsü olmaz!
Fakat…
Medyadaki bu destek aynı zamanda büyük bir tehlikenin de habercisi olsa gerek.
Nedir o tehlike?
Medyatik olmak… Medyanın eline düşmek… Medyaya mavi boncuk dağıtmaktan medyaya teslim olmak, popüler olmak adına siyasi çizgiyi bozmak. Örneğin, Baykal’ın hizipçiliği yüzünden CHP’den ayrılanlar partiye dönüş mesajları verirken ikinci cumhuriyetçi olanlara, bölücülere destek verenlere de kucak açılacak mı belli değil.
Gandi’nin pasif direniş felsefesini Kılıçdaroğlu’nun sabrını biliyoruz ama Kemalizm’in devrimci niteliği ne olacak bilmiyoruz! Kim bilir, belki de bizim “tehlike” sandığımız, iktidara yürürken zorunlu olan “değişim”in bir parçasıdır!
Deniz Som
Gandi mi? Ecevit mi?
Hürriyet Gazetesi / 20 Mayıs 2010
Hürriyet, Milliyet ve Vatan gazetelerinin internet sayfalarında yayınlandı... Haber şöyle:
“Kemal Kılıçdaroğlu, maden ocağında meydana gelen patlama nedeniyle yarın sabah Zonguldak’a gidecek.”
Haberin altına iniyoruz...
Okur yorumları şöyle:
“Yolun açık olsun.”
“Adam gibi adam.”
“Bravo.”
“Çok şükür Türkiye’me.”
“Tertemiz bir insan.”
“Süper adam, süper.”
“Güler yüzlü, doğasında var.”
“Aradığımız vizyon işte bu.”
“Gurur duydum.”
“Yiğidim.”
“Hayırlı olsun.”
“Başarılar diliyorum.”
“İktidara yürüyoruz.”
“Desteklemeyen ölsün.”
“Sinerji işte bu.”
“Helal olsun.”
“Dürüst insan.”
“Allah’ını seveyim.”
“Harikasınız (:”
“Kıskananlar çatlasın.”
30 gariban mezarda...
Adam taziyeye gidiyor.
Kimi şükrediyor, kimi alkışlıyor.
Çünkü...
Nereye gittiğinin, ne diyeceğinin falan hiçbir önemi yok artık.
Zaten vazgeçti sonra, gitmedi.
Adım gibi eminim ki, “Kılıçdaroğlu Zonguldak’a gitmiyor” diye haber yapılsa, altına aynı yorumlar gelir, “adam gibi adam, bravo, vizyon işte bu, harikasınız” filan. Yani? Üzüm üzüme baka baka kararır.
Kimi Gandi’ye benzetiyor, kimi Ecevit’e ama, yanılıyorlar, adını biz koyalım...
Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’li seçmenin Tayyip Erdoğan’ıdır.
Yılmaz Özdil
Neyse ki sivilleşmeyen; sivriliklerini yitirip körelmeyen kalemlerimiz hala var...






