GELİYORUM, AĞLAYARAK MI ÇAĞLAYARAK MI?
Bir söylencemiz (kaplıca, akarsu üzerine) bu sözlerle başlar. Eski ders kitaplarımızda da böyle bir okuma parçası vardı. Dağlarda gezen Sarıkız’a derinden gelen bir ses sorar:
“Geliyorum, gel desen de, demesen de geliyorum. Ağlayarak mı geleyim, çağlayarak mı? Gürleyerek mi, harlayarak mı?”
İstediğiniz sözü düşünün, hırıltıyla mı, çağıltıyla mı, gümbürtüyle mi, tangırtıyla mı, takurtuyla mı, patırtıyla mı, uğultuyla mı, nasıl bir sesle gelsin felaket, gelecek olan gelecek, gelirken de doğada ...
News of Feza TİRYAKİ